Sayfa 6 / 1262,23
Aydemir, A. (2014). Divanü Lûgati’t-Türk’te İçki, Kumar ve Zinaya Dair Sözcükler, ss 230-241 Kurluk Kurluk: “İçinde kımız biriktirilen küçük testi.” (DLT I: 473; EDPT: 658). PTurk. “*Kor 1 ferment; yeast 2 bitter, astringent: Karakh. qor 1 (MK, IM); Turkm. Gor 1; Uzb. qɔr 1 (dial.); Tat. qur 1 (dial.); Bashk. qur 1; Kirgh. qor 1; Kaz. qor 1; KKalp. qor 1; Ya…
Sayfa 7 / 1231,12
Aydemir, A. (2014). Divanü Lûgati’t-Türk’te İçki, Kumar ve Zinaya Dair Sözcükler, ss 230-241 2; Bur. ehē- 1; Kalm. is- 1; Ord. es- 1, üsük, esük 2; S.-Yugh. hsə- 1. PTurk. “*ẹsür- to become drunk: OTurk. esür- (OUygh.); Karakh. esür- (MK); Tur. esri-; Turkm. esre-; MTurk. esri- (AH); Uzb. äsĭr- (dial.); Krm. esir-; Tat. isĭr-; Bashk. iϑĭr-; Kirgh. esir-; Kaz…
Sayfa 19 / 6131,12
36 Adem AYDEMİR basic meaning was apparently ‘to regret’ which evolved in two opposite directions; I. ‘to be sorry for (someone), II. ‘to regret parting with (something), to grudge”, esirgen-: (EDPT: 252). Ësirgämäk: “Esirgemek” (EUTS: 51). Esirge-: “Esirgemek, korumak, himaye etmek” (KBS-I: 341). Esirge-: “Birisine ya da bir şeye acımak” (Tietze, 2002: 740)…
Sayfa 7 / 1629,18
Veysel ŞAHİN, Yahya Kemal’in Şiirlerinin Simge Kurgusu ve Görüntü Düzeyleri - 107- Hülyâsı kanayınca hayatın ne zevki var? (Düşünce, s. 281) Uçmakta, konmadan, kıyısız bir denizde ruh; Benzer mi böyle bir kuşa Tûfan için Nûh?” (Uçuş, s. 281) “Aldanma ki sen bir susamış rûh, o bir aç; Sen bir susamış rûh, o bütün bir ten ve biraz saç. Ummâna çıkar burada bugü…
Sayfa 9 / 1621,89
AHMET HAMDĐ TANPINAR’IN ŞĐĐRLERĐNDE ĐMGE birden fazla anlam tabakası ve görüntüsü oluşturur. Bu durum metin içindeki sözcüklerin anlamlarını çoğaltarak farklı anlam öbekleri sezdirmesine de yardımcı olur. Benzeyen ile benzetilen arasındaki ilişki ağı, batık imgelerde daha çekiniktir. Gösteren ile gösterilen ararsında benzeşimin zayıf ya da çok örtük olarak s…
Sayfa 13 / 2320,74
26 Adem AYDEMİR hakkında ilâve olarak şu tafsilâta yer vermişlerdir: “The Oghuz adverb ‘much’, in the 12th c. (KB) ‘very, extremely’, is probably the same word as čoq ‘bad, vile’(Ogh. 11) (cf. also the Tuva parallel). Turk. > Mong. (Khalkha) cox in cox xara ‘very black’. The identification of čoq-(la-) ‘gather, collect’ with čoү-la- ‘to bind, pack’ (ДТС) or …
Sayfa 7 / 2920,74
Afslum esasın eyledifikr-i iebün fıarab Başdan çzfsardı aiiir o bi-çareyi şerab "Dudağının düşüncesi aklımın temelini yıktı. Şarap, sonunda o biçareyi baştan çıkardı.'· Bilindiği gibi klasik Türk edebiyatının aniatım çerçevesi içinde sevgilinin dudağı. renginin kırmızılığı bakımından şaraba benzetilmiştir. Şarap. üzüm suyunun mayalanması iie meydana getirile…
Sayfa 9 / 1320,74
Sekko (Fr.< Grk.): Genel dil: Sek içki. Argo: 1) Olduğunca, boydan boya. 2) Sızmak, sızmış kimse. ÖR: İngiliz yerlere serildi sekko. Sıçırıklı: Kirli, pasaklı. Sızırtmak: Gerekli gereksiz ağlamak. Sikimeci: Olaylara karşı ne olursa olsun umursamaz olan. Siknos etmek: Cinsel ilişkide bulunmak Siknos olmak: 1)Korkmak. 2) Cinsel ilişkiyi canı çeker olmak. Sirib…
Sayfa 10 / 1718,24
A.H\1ET HA.!\loi TA.l\PI\'A.R'L'i ŞiiRLERiNDE iMGE birden fazla anlam tabakası ve görüntüsü oluşturur. Bu durum metin içindeki sözcüklerin anlamlarını çoğultarak farklı anlam obekleri sezdirmesine de yardımcı olur. Benzeyen ile benzetilen arasındaki ilişki ağı, batık imgelerde daha çekiniletir. Gösteren ile gösterilen ararsında benzeşimin zayıf ya da çok ört…
Sayfa 20 / 2317,20
Geçmiş devirlerde bu imgelem sürecine belki de kehanet diyorlardı. Aslında şairlerin kâhinlik de yapması bu ihtimali kuvvetlendirmektedir. Nitekim İbnî Meymun’u delil göstererek imgelemle kehanet arasında güçlü bir bağ olduğunu söyleyen Ferraris, “Kehanette geçmişin izleri, olacak olanı söylerler ve İbnî Meymun mükemmel biçimde bu özelliği yakalar. İmgelem i…
Sayfa 33 / 3716,17
Hint üslubu şairlerinin şirin konusunu değiştirmeleri, hayalin akla, mananın söze hakim olması ve insan ruhu üzerinde durmaları nedeniyle, yeni mazmunlar aramaları gerekmiştir. Nailî, en alışılmış mazmunları da kullanmakla beraber onlara birçok ilaveler yapmıştır. Divan edebiyatında gözün sarhoş, mahmur olması, çok kullanılan bir mazmun olmuştur. Nâilî’nin, …
Sayfa 62 / 8015,56
Kültür Evi Konuşmaları Kasım 2018 İstanbul. İstanbul….Aziz İstanbul! Ne şarkılar yazılmış bu güzel şehir için! Güfte ve Beste: Alâeddin Yavaşça, Makâm: Hicâz, Usûl: Düyek Boğaziçi, şen gönüller yatağı Her bucağı âşıkların otağı Yamaçları sanki cennetin bağı Mehtâbı hoş, güneşi hoş, günü hoş Boğaziçi herkesi eder sarhoş Pırıltılar oynaşırken sularda Öpüşürler…
Sayfa 18 / 2415,56
86 Gülden SAGOL kimse, kalas ... (s. 1275). Aktunç: 175, Devellioğlu: 107]; keriz [2. argo Kumar. 3. argo Kolayca kandırılabilen oyuncu, aptal. 4. argo Eğlenti. (s. 1276). Aktunç: 175-176, Devellioğlu: 107]; külyutmaz [Aldanmaz, kolay inanmaz. (s. 1437). Aktunç: 195 kül yutmak Yanılmak, hileye aldanmak, oyuna kanmak]; makineyi bozmak şaka bağırsaklan bozulma…
Sayfa 7 / 2115,56
19. YÜZYIL ERMENİ AŞUĞLARINDAN MİZAHÎ DESTANLAR 131 getirerek bilgece bağlamayı, inanç yönü ağır basan dizeler sıralamayı ihmal etmezler11. Dîvânü Lugāti't-Türk'te de "Yaz ile Kış"ı bu destan türünün özellikle- rine göre konuşturan 11. yüzyılda derlenmiş parçalara rastlanmaktadır12. Bu çalışmada benzer destanlardan beşi üzerinde durulmaktadır. 30 dörtlükten …
Sayfa 11 / 3315,56
ÇÜTAD Çukurova Üniversitesi Türkoloji Cilt 3, Sayı 1 Araştırmaları Dergisi Haziran 2018 diğerlerini de kendine uymaya zorlar. Kendi istikameti dışında dönmeye zorlanan felekler insanların talihini, refah ve mutluluk seviyelerini etkiler. Bu sebeple felek, dönekliğiyle, kahpeliğiyle anılır (Pala, 1990:164). Beyitte şair başlarda sıkıntısının sebebi olarak fel…
Sayfa 11 / 3215,20
KARAKALPAK TÜRKLERiNE DAİR KAYITLAR ffJ7 Yeni Ürgenç'e gittik, bizim bineceğimiz gemi Amuderya'da 18 bizi bekliyordu. Gemiciler ile ucuz fiyata anlaş tık. Zaten geminin yükü de ağır değildi." Hive'den Konırat'a yazları genellikle Amuderya üzerinden gernileric gi- diliyordu. Amuderya'nın ağız akıntısı hızlı olursa beş günde gidilirdi. Ba- harda ve güzde akınt…
Sayfa 30 / 3414,59
456 Cihan ÇAKMAK yartu: üzerine bir şey yazılan levha, tahta. krş. yartı III, 30-12 (Atalay-IV 2006: 753)/yartu: yonga; (yıngaya benzetme yoluyla) üzerine yazı yazılan levha. 457/360 (Ercilasun-Akkoyunlu 2014: 955). yogurkan: yorgan. krş. yorgan I, 197-4, 210-11; II, 141-13; III, 54-8, 253-24 (Atalay-IV 2006: 797)/yogurkan: yorgan; örtü. 107/97, 113/102, 338…
Sayfa 8 / 2514,34
524 Ali GÖÇER-Gürkan TABAK oluşturulmasına rağmen gerekçesi belirtilmediği, metafor oluşturulmasına rağmen gerekçesi yerine kişisel düşünceleri paylaşıldığı, oluşturulan metafor ile sunulan gerekçenin uyumsuzluğu ve oluşturulan metafor ile sunulan gerekçenin görsel okuryazarlıkla ilgisinin olmaması sebebiyle ayıklanmıştır. Bu metaforlar aşağıdaki tabloda gös…
Sayfa 10 / 1214,34
İstanbul Üniversitesi Kadın Araştırmaları Dergisi Istanbul University Journal of Women’s Studies 2017/ I I: 48-60 nazar ve büyüyle gelen ruhi sıkıntıların giderilmesi için kullanılan bir şifa yöntemidir. Halk arasında kurşun maddesinin ayrıştırma özelliği olduğuna inanılır ve okunan dualarla güçlendirilen etki sayesinde; kurşun dökülen kişi üstündeki negatif…
Sayfa 8 / 7614,02
DOĞU ARAŞTIRMALARI, SAYI: 15, 2016/1 tacını henüz genç olan ve başbakan unvanı taşıyan büyük oğlu Lüarzab’a vasiyet etti. Gürcülerin Mehru27, Müslümanların Murad dedikleri, lakin aşağı tabakadan olan, hürmetli ve krallık da mutlak nüfuza malik bir şahıs vardı. Mehru’nun çok güzel bir kızı vardı. Lüarzab onun ihtiraslı aşığı olup, kendisini kıza sevdirdi. Bab…