Sayfa 4 / 4868,07
Haşan, memleketinde geçen çocukluk ve gençlik yıllarında Kur’â riı hıfza çalıştı; güzel yazı dersleri aldı4 ve musikî öğrendi. 1249/1833 yılında İstanbul’dan Manisa’ya gelen bir mutasavvıf ilim adamı, manevî bakımdan onun hayat seyrinin değişmesine yol açtı: Bu zat, Antakyalı Seyyid Ahmed Vehbî Efendi’ydi. Haşan, 1251/1835 yılında Manisa’da ibrâhim Çelebi Câ…
Sayfa 5 / 1465,46
Yukarıda da belirttiğimiz gibi Lutfi’nin Gül ü Nevruz’u mesnevi tarzında kaleme alınmış bir tercümedir. Eser, aruzun mefâîlün / mefâîlün / feûlün kalıbıyla yazılmıştır. Toplam 1242 beyitten meydana gelmiş olan eserde, Nevşad ülkesinin adaletli padişahının oğlu Nevruz ile Ferhar şahının kızı Gül’ün aşk hikâyesi konu edilmiştir. Gül ü Nevruz, klasik mesnevi ta…
Sayfa 10 / 1641,72
-110- Veysel ŞAHİN, Yahya Kemal’in Şiirlerinin Simge Kurgusu ve Görüntü Düzeyleri oluşturur.” (Uludağ, 2002: 149) Gül, bazen Allah’ın güzelliğinin bazen de Hz. Muhammed’in simgesidir. Taç yaprakları ve dikeniyle ilahî cemâlî ve celâlî yansıtır. Gül bahçesi ise simgesel anlamda yeni doğuş ve ortaya çıkışların besleyici mekânı “mutlak olarak kalbin fethi ve aç…
Sayfa 6 / 1440,99
harami onları yakalayıp Çin hakanına hediye eder. İki esiri tanıyamayan hakan, onları puthanede çalışmak üzere görevlendirir. Bu esnada elçiler her tarafı aramasına rağmen Gül’ü bulamamıştır ve kara haberi vermek üzere hakanın yanına gelir. Haberi duyan hakan üzüntüden oracıkta ölür. Bunu fırsat bilen Gül ile Nevrûz puthaneden kaçarak deniz kıyısına ulaşır. …
Sayfa 5 / 940,23
İndirmek yeryüzüne Allah’ın rahmetini Bir gül gibi sunmak dünya saltanatına Şair, çağdaş bir mesnevi örneği sayılabilecek “Gül Muştusu” şiirinde “diriliş” fikrinin gül imgesi ile birlikte Peygamberimizden gelecek yardımla gerçekleşebileceğini gösterir bize. Şairin arzuladığı, bir gül mevsimi; yani diriliştir. Bu gül mevsiminin gelebilmesine yardımcı olacak k…
Sayfa 5 / 1838,14
BÜLBÜLÜN GIDASI YAPRAK KEBABIDIR 395 Bu gülşen dâimâ bülbülsüz olmaz Dahı bülbüllleri de gülsüz olmaz (Ömer Fuâdî, Kitâb-ı Bülbüliyye b.1115) Dîde-i bülbülde yir itmiş hayâl-i rûy-ı gül Çevresinde görinen müjgân sanman hârdur (Emrî Dîvânı, G.100/5) Pa-bürehne bâga varmış şevk-ı ruhsârunla gül Hâr batmış pâyına bülbül ana nâlândur (Emrî Dîvânı, G.192/4) Bülbü…
Sayfa 7 / 936,88
onun her zaman koştuğu, oynadığı yerlerdir. Çok şanslıdır ki bu yöreler dirilişin de gerçekleşeceği yerlerdir. Yukarıda da gül imgesi tüm bağdaştırmaları ve halin gereğine aykırı kullanımlarla kendisini hissettirmektedir. “Cennet titremesi” alışılmamış bağdaştırma örneğidir. Gül “Hızır fısıltısı”dır, “baharın salavatı”dır. Sezai Karakoç’un şiir ülkesinde her…
Sayfa 4 / 1836,64
394 Muhammet Nur DOĞAN Yani edebî metnin açık ve sarih realite (hakikat) anlamından hareketle edebî sanatlar yardımı ile ustaca gizlenmiş mecazî anlam katmanına; bunun tam tersi olmak üzere de açık ve sarih mecazî anlam katmanından hareketle yine edebî sanatlar yardımı ile çok değerli hazineler misali söz yığınları arasına gizlenmiş hakikat (realite) anlam k…
Sayfa 4 / 935,04
yere inmesi ile göğün ilahi olanı temsil etmesi birleşir. Vahiy de yağmur gibi gökten yere iner. Vahyin sadece peygamberlere mahsus olmasına mukabil, onun farklı bir biçimi olan ilham, bütün Müslümanlara mahsustur. Buradan hareketle yağmurun ilhamı ifade ettiği sonucuna varabiliriz. Böylece Sezai Karakoç’un şirinin metafizikle irtibatı da ortaya çıkmış olur.…
Sayfa 12 / 1433,61
Türkçe yazılmış beş Gül ü Nevruz mesnevisi vardır. Bu eserlerin tamamı Celal Tabib’in Gül ü Nevruz’unun tercümesi niteliğindedir. Ancak bu eserlerin hepsi tercümeyi aşarak telif niteliği kazanmışlardır. Mevlana Lutfî → Gül ü Nevruz, Eser Çağatay Türkçesiyle yazılmış. 1242 beyit, Yazılış tarihi: m.1441 (Türk edebiyatında yazılan ilk Gül ü Nevruz budur. Yuka…
Sayfa 9 / 933,20
merkezde olduğu bir diriliştir: “Gül gelecek, / Kıyamet demek gülün geri gelişi demek / Gül, Peygamber muştusu, Peygamber sesi.” Karakoç’un şiir kitabında bulunan sağnaklardan biri de “gül sağnağı”dır. Monna Rosa şiir kitabı, “Bahar Sağnağı” ve “Gül Sağnağı” ile başlar. Şair daha ilk şiirlerinde okuyucuyu adeta bir gül bahçesine davet eder. Hatta onun şiirin…
Sayfa 9 / 2831,46
Bilimsel Eksen-Sicientific Axis-Научный Меридиан/Yıl-Year-Год 2015/Sayı-Number-Число 15 Saç: Tenbiiku, sevgilinin saçına da teşbih edilmiştir. Bir tomar kurutulmuş tütün bitkisi, sevgilinin saçına teşbih edilmiş olup, kokusu da anbere benzetilmiştir. Ayrıca bu saç bir ipe ve zincire benzetilerek, sevgilinin kölesi ve esiri olarak Sfüb'in boynundadır. (s.3). …
Sayfa 10 / 1831,46
400 Muhammet Nur DOĞAN Bülbüllerin gül bahçesinde yedikleri (yemek) yaprak kebabı; güllerin de daima içtikleri, şebnem şarabıdır. İdüp bülbül bigi nezâre-i bâg Umardı berg-i gülden merhem-i dâg (Celîlî, Hüsrev ü Şîrîn/b.1237) Bülbül gibi bahçeyi gözden geçiriyor ve gül yaprağından, yarasına merhem edinmeyi umuyordu. Aşk, ateş, gül, şarap ve bülbül sözcükleri…
Sayfa 9 / 1830,66
BÜLBÜLÜN GIDASI YAPRAK KEBABIDIR 399 Şair Kelâmî de memduhun övgüsünde yazdığı bir kasidede onun gül yanağının övgüsünü yaparken kamış kalemini bülbüle; kalemin iki parçalı ucunu bülbülün gagasına; bu kalemle memduhun yanağının vasfında yazdığı şiiri, bülbüllerin (yemek için) ağızlarına aldıkları gül yaprağına benzetmektedir. Burada, mürekkep hokkasına batır…
Sayfa 6 / 1830,31
396 Muhammet Nur DOĞAN Örneklerde de görüldüğü gibi “bülbülün gül dalına konup dertli dertli ötüşü”, tabii bir olayın hayalî ve güzel bir sebebe bağlı olarak (hüsn-i talil) izah edilmesidir. Yani bütünü ile maddî ilişkiler zemininde izahı (algılanması ve anlamlandırılması) gereken realitenin mecaz anlam boyutuna taşınması, hakikatin hayal kalıbına dökülmesi …
Sayfa 16 / 1830,07
406 Muhammet Nur DOĞAN Bülbül demi Görünce gonca veşi çekmez mi bülbül demi Kimse bilmez kabahat gülde mi bülbülde mi (Bayrı 1950:183) Acem İsmail Dem çekmek hem kuşların ötüşünü ifade eder hem de işret etmek, içki içmek anlamına gelir. Ayaklı mânilerde kimi zaman çok zengin yakın anlamının ya da uzak anlamının kastedildiği çağrışımları olan söyleyişler görü…
Sayfa 1 / 929,51
SEZAİ KARAKOÇ’UN ŞİİRLERİNDE GÜL SAĞNAĞI Prof. Dr. Mustafa KARABULUT ORCID: 0000-0001-6259-0868 Adıyaman Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü ÖZET Türk edebiyatının önemli isimlerinden Sezai Karakoç, sadece şair değil, aynı zamanda yazar, düşünür ve siyasetçidir. Karakoç, Türk şiirinde özgün bir şair olarak bilinir. II. Yeni Şi…
Sayfa 6 / 929,51
Yaradılış baharının soluğu üfürülsün yüceden (Karakoç, 2009: 382) Sezai Karakoç, gülü “diriliş”i gerçekleştirecek imge olarak algılar. Böylece gül, imgesel bakımdan inanç değerleri açısından yeni çağrışımlar oluşturur. Şair, gül sayesinde sisten, karanlıktan, karabasandan ve ölüm korkusundan çıkılabileceğini ifade eder: Çıkarız birbir bir sisten Çanların ala…
Sayfa 11 / 1428,08
Eser Üzerinde Yapılan Çalışmalar: Lutfi’nin Gül ü Nevruz’u Özbekistan’da Kiril harfleriyle birkaç kez yayımlanmıştır. Türkiye’de ise eser üzerinde bir mezuniyet tezi bir de yüksek lisans tezi yapılmıştır. Ancak bu çalışmalar yayımlanmamıştır. Bunun dışında eser üzerinde makale ve bildiri düzeyinde incelemeler de bulunmaktadır. Aşağıda tüm bu çalışmalar liste…
Sayfa 19 / 2426,73
Gız seni seviyom da ellere deme Galkar galkar darabaya avrulur Siyah saçlar al yanağa devrülür Seni saran yanar [yanar] gavrulur Ölüm ver Allah’ım ayrılık verme Gız seni seviyom da ellere deme (TRT THM Rep. 133) Daraba: tahta perde, tahta bölme, kepenk. Avrul-: yaslanmak, dayanmak. III. 2. Nesibe Türküsü (Elazığ) Bir taş attım pencereye tak dedi Eşo’m çıktı …