Yayımlandığı dergiMülkiye Dergisi, Vol. 50 No. 2
Özet
Komplo teorileri, özellikle otoriter popülist rejimlerde, toplumsal ve çevresel muhalefeti bastırmak ve bertaraf etmek için sıkça başvurulan bir silahtır. Bu makale, Artvin’de Cerattepe çevre hareketine karşı icra edilen hükümet ve şirket destekli medya pratiklerini ve söylemlerini, popülist ve komplocu anlatılar bağlamında incelemektedir. Cerattepe’deki madencilik faaliyetlerine karşı çıkan çevreciler, 2016 yılı boyunca sadece ekolojik kaygılarla değil, aynı zamanda ulusal güvenliğe tehdit oluşturdukları iddiasıyla hedef alınmışlardır. Bu bağlamda, Eirikur Bergmann’ın “üç aşamalı komplocu popülizm modeli” kullanılarak, çevreci hareketin önce “dış mihrakların maşası”, “Alman devşirmesi” olarak yaftalandığı, ardından “terör destekçisi”, “içerideki hainler” olarak damgalandığı ve nihayetinde hükümetin ve liderin milleti bu tehditlerden koruyan kahraman olarak sunulduğu söylemsel süreç analiz edilmiştir. Çalışma, performatif söylem analizi yöntemiyle hükümet yanlısı medya haberlerini (Star, aHaber, Sabah, Yeni Akit, Güneş, Akşam, Takvim) ve sosyal medya anlatılarını inceleyerek Cerattepe hareketinin nasıl kriminalize edildiğinin ve gayrimeşrulaştırıldığının izini sürmektedir. Karşılaştırmalı olarak muhalif medya haberleri (Birgün, Diken, Sözcü, Evrensel) ve Yeşil Artvin Derneği gibi sivil toplum aktörlerinden gelen açıklamaları da söylemsel çatışmaların ve karşı anlatıların haritasını çıkarmak için analize dahil edilmiştir. Çalışmanın ampirik verileri, medya arşivlerinde yapılan kapsamlı taramalar, Yeşil Artvin Derneği’nin, maden şirketinin ve hükümetin basın açıklamaları ve dolaylı gözlemler aracılığıyla derlenmiş, 2016 yılı boyunca tekrar eden komplo epizodları sürecinde manşet ve ekranlara yansıyan görsellerden oluşmaktadır. Bulgular, Cerattepe örneğinde komplo teorilerinin sadece retorik araçlar değil, aynı zamanda otoriter-popülist yönetimin stratejik araçları olarak işlev gördüğünü ortaya koymaktadır. Cerattepe örneği, komplo teorilerinin otoriter-popülist yönetim bağlamında krizlerin iktidarı konsolide etmek ve muhalefeti bastırmak için nasıl performatif bir şekilde inşa edildiğini göstermektedir. Toplumsal iktidar ilişkilerine içkin bu komplo anlatıları, dijital linç, itibarsızlaştırma ve muhalif seslerin kamusal alandan dışlanması gibi mekanizmalar aracılığıyla çevresel aktivizmin kriminalize edilmesini meşrulaştırmakta ve demokratik katılımın aşınmasını kolaylaştırmaktadır. Bu örnek olay incelemesi, Türkiye’deki çevresel adalet mücadelesinin, özellikle politik ve ekonomik kriz zamanlarında, koordineli medya operasyonları ve komplocu popülist söylemler üzerinden nasıl çerçevelendiğine ve kriminalize edildiğine dair ampirik ve teorik bir bakış açısı getirmektedir. Conspiracy theories are a frequently used weapon, especially in authoritarian populist regimes, to suppress and eliminate social and environmental dissent. This article examines the government and corporate sponsored media practices and discourses conducted against the Cerattepe environmental movement in Artvin in the context of populist and conspiratorial narratives. Environmentalists who oppose mining activities in Cerattepe have been targeted throughout 2016, not only for ecological concerns but also for allegedly posing a threat to national security. In this context, using Eirikur Bergmann’s “three-stage model of conspiratorial populism”, the discursive process in which the environmental movement is first labelled as “German recruits” then stigmatized as “supporters of terror” and “traitors within”, and finally the government and the leader are presented as the heroic figure protecting the nation from these threats is analyzed. The study traces how the Cerattepe movement was criminalized and delegitimized by examining pro-government media news (Star, aHaber, Sabah, Yeni Akit, Güneş, Akşam, Takvim) and social media narratives using the method of performative discourse analysis. Comparatively, opposition media reports (Birgün, Diken, Sözcü, Evrensel) and statements from civil society actors such as the Green Artvin Association were also included in the analysis to map discursive conflicts and counter-narratives. The empirical data of the study; extensive scans of media archives were obtained through press releases of the Green Artvin Association, the mining company and the government, and indirect observations. This data consists of the images reflected on the headlines and screens during the conspiracy episodes that repeated throughout 2016. The findings reveal that in the case of Cerattepe, conspiracy theories are not only rhetorical tools but also function as strategic tools of authoritarian-populist rule. The case of Cerattepe shows how conspiracy theories are constructed, in the context of authoritarian-populist rule, crises are constructed, performatively to consolidate power and suppress dissent. These conspiracy narratives, intrinsic to social power relations, legitimize the criminalization of environmental activism and facilitate the erosion of democratic participation through mechanisms such as digital lynching, discrediting, and the exclusion of dissenting voices from the public sphere. This case study offers an empirical and theoretical perspective on how environmental justice struggles in Turkey are framed and criminalized through coordinated media operations and conspiratorial populist discourses, particularly during periods of political and economic crisis.
Kaynağı görünen üstveri
Bu kart akademik kalite puanı vermez; bibliyografik alanların nereden geldiğini ve ne zaman denetlendiğini gösterir.
- Yerel kayıt
- ÇÜTAM 23250
- Üstveri sağlayıcı
- Dergipark
- DOI durumu
- Crossref kaydıyla eşleşti
- Açık erişim
- Erişim bağlantısı doğrulandı
- Yayıncı
- Mulkiye Dergisi
- Son üstveri denetimi
- 15.07.2026 10:34
- Değişiklik ilişkisi
- Bildirilen düzeltme/geri çekme ilişkisi yok
Kaynakçaya ekle
Zotero, EndNote ve diğer kaynakça yöneticilerine uygun biçimi indirin.