Yayımlandığı dergiArtuklu Akademi, Vol. 12 No. 2
Özet
The accurate understanding and interpretation of the Qur’an has been regarded within the Islamic scholarly tradition as a foundational endeavor, both intellectually and religiously. The scholarly competence of the exegete (mufassir), as the principal agent of this interpretive activity, has been a subject of discussion since the earliest periods, appearing both in the introductions of tafsīr works and in independent treatises on the principles of exegesis (uṣūl al-tafsīr). In this context, the types of knowledge required of the mufassir have generally been classified into two main categories: kasbī and wahbī knowledge. Kasbī knowledge refers to forms of learning acquired through study, research, and intellectual effort, whereas wahbī knowledge denotes divinely bestowed forms of cognition—such as inspiration (ilhām), insight (baṣīrah), wisdom (ḥikmah), and intuition—that are directly imparted to the heart by God. This study examines the scholarly qualifications required of a mufassir within the field of uṣūl al-tafsīr through a historical and comparative analysis of the wahbī–kasbī distinction. It investigates how exegetical theory has approached the role of wahbī knowledge in accessing the Qur’an’s deeper layers of meaning. By analyzing the literature of uṣūl al-tafsīr from the earliest period to the modern era, the study traces the conceptual evolution of wahbī knowledge and its reflections in exegetical discourse. Employing qualitative research methods -specifically document analysis and content analysis- the research finds that wahbī knowledge is closely associated with personal and moral qualities such as sincerity (ikhlāṣ), spiritual perception, inner comprehension, and the integration of knowledge and practice; whereas kasbī knowledge is grounded in systematic disciplines such as Arabic language and grammar, the relationship between word and meaning, Qur’anic sciences, and the science of recitation (qirāʾāt). The findings indicate that the concept of wahbī knowledge, as defined in classical uṣūl al-tafsīr, substantially overlaps with the Sufi notion of kashf (unveiling), and in many works is employed synonymously at the conceptual level. The study argues that, for exegetical activity to be conducted soundly, kasbī knowledge and systematic methodology constitute a primary and indispensable foundation, while wahbī capacities serve as a complementary element that supports, deepens, and enriches the interpretive process. Kur’ân’ın doğru anlaşılması ve yorumlanması, İslam ilim geleneğinde hem ilmî hem de dinî açıdan temel bir faaliyet olarak kabul edilmiştir. Bu yorum faaliyetinin en önemli aktörü olan müfessirin ilmî donanımı, erken dönemlerden itibaren hem tefsirlerin mukaddimelerinde hem de tefsir usûlüne dair müstakil eserlerde tartışılmıştır. Bu bağlamda, müfessirin sahip olması gereken bilgi türleri genellikle “kesbî” ve “vehbî” olmak üzere iki ana kategoride ele alınmıştır. Kesbî bilgi, kişinin eğitim, araştırma ve zihinsel çaba yoluyla edindiği bilgi türlerini ifade ederken; vehbî ilim, Allah vergisi olarak doğrudan kalbe ilka edilen ilham, basiret, hikmet ve sezgi gibi bilgi formlarını ifade etmektedir. Bu çalışma, tefsir usûlü alanında müfessirin sahip olması gereken ilmî donanımı, vehbî ve kesbî ilimler ayrımı çerçevesinde tarihsel dönemler ve karşılaştırmalı bir perspektifle ele almaktadır. Araştırma, Kur’ân’ın anlam katmanlarına ulaşmada vehbî ilme, tefsir usûlü eserlerinde nasıl yaklaşıldığını ortaya koymaktadır. Çalışma, ilk dönemden modern döneme kadar kaleme alınmış tefsir usûlü literatürünü inceleyerek vehbî ilim anlayışının kavramsal evrimini ve bu evrimin eserlerdeki yansımalarını analiz etmektedir. Nitel araştırma yöntemlerinden doküman analizi ve içerik çözümlemesi tekniklerinin kullanıldığı incelemede, vehbî ilimlerin ihlâs, mânevî sezgi, kalbî idrak ve ilim–amel bütünlüğü gibi bireysel ve ahlâkî yetkinliklerle doğrudan ilişkili olduğu; kesbî ilimlerin ise Arap dili ve grameri, lafız–mana ilişkisi, Kur’ân ilimleri ve kıraat bilgisi gibi sistematik alanlara dayandığı tespit edilmiştir. Bulgular, klasik tefsir usûlünde tanımlanan vehbî ilmin, tasavvuf düşüncesindeki keşf kavramı ile büyük ölçüde örtüştüğünü, hatta çoğu eserde kavramsal düzeyde bu terimle eş anlamlı biçimde kullanıldığını göstermektedir. Araştırma, tefsir faaliyetinin sağlıklı bir şekilde yürütülebilmesi için kesbî bilgi ve sistematik metodolojinin öncelikli ve vazgeçilmez bir temel oluşturduğunu; vehbî kabiliyetlerin ise bu süreci destekleyen, derinleştiren ve tamamlayan bir unsur olarak işlev gördüğünü savunmaktadır.
Kaynağı ve değişiklikleri görünen üstveri
Bu kart akademik kalite puanı vermez; bibliyografik alanların nereden geldiğini, ne zaman denetlendiğini ve onaylı düzeltmeleri gösterir.
- Yerel kayıt
- ÇÜTAM 23175
- Arşive eklenme
- 15.07.2026 09:09
- Üstveri sağlayıcı
- Dergipark
- Kaynak bağlantısı
- Otomatik denetim bekliyor
- DOI durumu
- Crossref kaydıyla eşleşti
- Açık erişim
- Erişim bağlantısı doğrulandı
- Yayıncı
- Mardin Artuklu University
- Son üstveri denetimi
- 15.07.2026 09:09
- Değişiklik ilişkisi
- Bildirilen düzeltme/geri çekme ilişkisi yok
Kaynakçaya ekle
Zotero, EndNote ve diğer kaynakça yöneticilerine uygun biçimi indirin.