ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ-TÜRKOLOJİ ARAŞTIRMALARI MERKEZİ
Anasayfa | Makale Bilgi Sistemi | Konu Dizini Yazarlar DiziniKaynaklar Dizini | Makale-Yazar Listesi |  Makale Sayısı-Tarih Listesi | Güncel Türkoloji Kaynakçası

Atatürk Araştırmaları || Çukurova Araştırmaları || Halkbilim || Dilbilim || Halk Edebiyatı || Yeni Türk Dili || Eski Türk Dili
Yeni Türk Edebiyatı || Eski Türk Edebiyatı || Dil Sorunları || Genel || Tiyatro || Çağdaş Türk Lehçeleri

 

BİR ELEŞTİRMEN OLARAK FETHİ NACİ

Esma Dumanlı KADIZADE*

TÜBAR-XXVIII-/2010-Güz/

ÖZ: Türk edebiyatında birçok eleştirmenin etkilendiği İzlenimci
eleştiri anlayışı Fethi Naci’nin eserlerinde de görülür. Ancak Fethi Na¬
ci’nin ekonomi öğrenimi görmesi, ekonomik ve toplumsal bilimlere ilgisi,
onun Marksist estetiği ve Marksizm’i de kolaylıkla incelemesini sağlar.
Fethi Naci’nin eleştiri serüveni bu iki anlayış çerçevesinde oluşur. Bu ça¬
lışmada ise, eleştirmenin yazın hayatının birinci döneminde etkisi altında
kaldığı Marksist eleştiri unsurları sorgulanmıştır. Daha sonra ise yine
eserlerinden yola çıkılarak eleştirmenin ikinci döneminde dikkat çeken İz¬
lenimci eleştiri anlayışı vurgulanmıştır.

Anahtar Kelimeler: Marksist eleştiri, İzlenimci eleştiri, Fethi Na¬
ci ve eserleri

Fethi Naci as a Critic

ABSTRACT: Impressionistic criticism, by which many critics
were influenced, was also observed in Fethi Naci's works of art. However;
Fethi Naci's education in economy and social sciences gave him the op-
purtinity to investigate the Marxist esthetic and Marxism. Therefore his
life as a critic had been based on these two main criticism movements. In
this study, factors of Marxist criticism, in his early life as a critic, are in¬
terrogated. In addition, impressionistic criticism which draws attention in
his second era is emphasized deduced also from his works of art.

Key Words: Marxist criticism, Impressionist criticism, Fethi Naci
and his works

Fethi Naci, elli yılı geçen yazın hayatı boyunca, özellikle 1968’den
sonra siyasal alanda yazmayı bırakıp tamamen edebiyat alanında eserler
vermeye başlamıştır. Eleştirmen, Nurullah Ataç sayesinde bu alanda üne
kavuşmuştur. Eserlerinde İzlenimci eleştiri ile Marksist eleştiri unsurları¬
nı bir arada kullansa da genellikle kendisini Marksist bir eleştirmen ola¬
rak değerlendirmiştir.

Çukurova Üni. Sos. Bil. Ens. esmadumanli@yahoo.com

Eleştirmenliğinin 1950’den sonraki ilk dönemlerinde, Marksist es¬
tetiğin izlerini taşıyan Fethi Naci, edebiyat eserlerine de ‘‘toplumcu ger¬
çekçi’’ bir değerlendirme ile yaklaşmış ve ilk yazılarını topladığı
“İnsan
Tükenmez
(1956) adlı eseri ile eleştiri alanında toplumcu gerçekçi çizgi¬
nin önemli bir örneğini oluşturmuştur. Fethi Naci’nin ekonomi öğrenimi
görmesi ve toplumsal bilimlere ilgisi, onun Marksist estetiği ve Mark¬
sizm’i kolaylıkla incelemesini sağlamıştır. Bir söyleşisinde;

“Hızlı bir komünist olarak okuduklarım Marksçı estetikle il¬
gili ve daha çok Fransız Marksçılarının eserleriydi. O görüş açı¬
sından yaklaşıyordum. Orada da bir temel kural var, Plehanov,
maddeci eleştiri tanımında; ‘Maddeci eleştiricinin işi bir eserin es¬
tetik özünü sosyolojik dile çevirmektir.’der. Bu benim de biraz ko¬
layıma gidiyordu
.” (Koyuncu 1994).

diyerek Maksist eleştiriye dikkat çekmiştir.

Fethi Naci ikinci döneminde, Lukacs estetiğinin temel düşünceleri¬
ni esas alan toplumcu eleştiri anlayışını geliştirmiş ve toplumcu gerçekçi¬
liğin, eserin edebi yönünün tamamen ikinci plana atıldığı yaklaşımından
uzaklaşmıştır. 1960’ların sonralarına doğru ise temel ölçütleri belirginle¬
şen Fethi Naci eleştirisi Ecevit’e göre
“.özde Marksist edebiyat eleştiri¬
sinin ana ilkeleriyle örtüşen ama yıllar ilerledikçe, içlerinde sanat kaygı¬
sının daha çok duyumsandığı ölçütlere”
(2001) ulaşmıştır. Bu yaklaşım¬
larla Fethi Naci’yi Marksist eleştiri ve İzlenimci eleştiri açısından iki bö¬
lümde incelemek mümkündür.

1- Marksist Çizgide Fethi Naci

Fethi Naci, Marksist eleştiride içerik ve biçim dengesini özümse¬
dikten sonra özellikle eserin fayda unsurunun öne çıkarılmasının gerekli¬
liğini vurgulamıştır. İçerik,
“...eserin, konusu, olayları, kişileri, kahra¬
manları, sömürücü ve yönetici bir sınıfın çıkarlarını sürdürmesine yar¬
dımcı olmamalı, ezilen sınıfların çıkarlarına ters düşmemelidir
.” (Moran
2002: 88) düşüncesini temel almıştır. Bu içeriğe sahip, gerçekçi eserleri
ise övmüştür. Çünkü eleştirmene göre toplumun sosyal, ekonomik, siya¬
sal açıdan eleştiren Marksizm’in işlevini, edebiyatta da gerçekçi roman
yapmıştır. Marksist eleştirmen “olaylar arasındaki nesnel ilişkileri göz¬
lemleyerek çevresini etkilemelidir; çünkü Marksist eleştirmen küçüklü
büyüklü edebiyat yıldızlarının yalnızca hareket yasalarını açıklayan bir
edebiyat astronomu değildir. Bir savaşçı ve bir kurucudur.” (Lunaçarski
1998: 52).

Fethi Naci’nin eleştirmeye değer bulduğu gerçekçi yazarlar da
edebiyat alanında toplumu eleştirerek, Marksizm’e yardımcı olmaları ne¬
deni ile eleştirmen tarafından desteklenmişlerdir.

TÜBAR-XXVIII-/2010-Güz/Bir Eleştirmen Olarak Fethi Naci
a- “Marksist Eleştiri”de Eserin İçeriği

Marksist eleştirmen, çözümlemesini eserin içeriği üzerinde yoğun¬
laşarak incelerken, eserin toplumsal hayat üzerindeki etkilerini de dikkate
alır. Fethi Naci; Tarık Buğra’nın
Küçük Ağa adlı eserinin eleştirisini de
bu toplumsal öz bakımdan yapmıştır.
Küçük Ağa’nın başarısını Fethi Na¬
ci, kişilerin, yaşadıkları koşulların gerçekliği içinde ele alınmasında; ge¬
lenekleri, yetişme koşullarını, yerleşik değer yargılarını hiçbir zaman
gözden ırak tutmamasında (F. Naci 2002: 356, 370) bulmuştur. Çünkü
Eagleton’nun

“. sosyal bir içeriği korumanın istemeye istemeye seçilmesi
söz konusudur; böylece eleştiri tam da kamu alanında kurmaya uğ¬
raştığı ama yıkıcı yanlı tutumuyla kaybettiği şeyi toplumsal ilgiyle
kazanır ya da kamu alanının ötesinde aşkınsal bir duruş noktası
varsayımının istemeye istemeye kabullenilmesi söz konusudur
”
(1998: 62)

cümlelerine göre, Marksist eleştiride, toplumsal sıra dışılığa karşın eleşti¬
rinin bütünlüğü gözetilir.

Macherey; metindeki eksikliklerin, yazarı belli noktalarda susturan
ideolojiye bağlı olduğunu belirtirken;

“.edebiyat eseri ideolojiye, söylediği şeylerden çok söyle¬
medikleriyle bağlıdır. İdeolojinin kendisini en çok hissettirdiği yer¬
ler metindeki anlamlı suskunluklar, boşluklar ve eksiklerdir
”
(Eagleton 1998: 115)

deyip, eleştirmenin işte bu “suskunlukları”, yazarın sezdirmek istedikleri¬
ni ortaya koyması gerektiğini belirtmiştir. Fethi Naci de,
Yaşar Kemal’in
Romancılığı
adlı eserinde yazarın suskunluklarının nedenini irdelemiş ve
Yaşar Kemal’in, toplumsal sorunları, sadece bireysel olarak çözümlene¬
meyeceğini, bu sorunların toplumsal bir güçle halledilebileceğini çok ba¬
şarılı bir şekilde sezdirdiğini belirtmiştir.

Marksist eleştiriye göre içerikteki eksikliği, çeşitli süslemelerle, dış
buluşlarla gizlemeye çalışmak, orijinalliğe karşıt bir tutumdur.
Lunaçarski bunu

“Burjuva çürüyüşünün tipik sözcükleri olan biçimlerin ser¬
seme çevirdiği kimi yazarlar, önemli ve içtenlikli bir içeriği türlü
hilelerle parlatmaya, yüceltmeye çabalarlar.”
(1998: 56)

cümleleriyle ifade eder. Bu tutumları ile yazarlar, kendi eserlerini kendi¬
leri yok etmiş olurlar. Mehmet Rauf’un
Eylül’ünü orijinallik yönünden
eleştiren Fethi Naci, birçok aşk romanında gördüğümüz bu oluşumun
Mehmet Rauf tarafından tekrar edilmesinin orijinal olmadığını çünkü an-
lattıklarırnn, sadece Suat ile Necip’e özgü ruhsal durumlar olmadığım
söylemiştir. Çünkü Marksist eleştirmen yapıtın içeriğini incelerken onun
orijinalliğine de önem vermelidir.

b- “Marksist Eleştiri”de Eserin Biçimi

Eserde içerik önemli olsa bile biçim de göz ardı edilmemelidir.
Lunaçarski’ye göre biçimi etkileyen;

“. düşünce ile söylemin ruhsal belirtileri, bir sınıfın yaşama
biçimi, toplumun maddesel kültürünün genel düzeyi, yakınlarının
etkisi, geçmişin gücünü yitirmesi ya da varoluşun tüm görünümle¬
rinde kendini duyuran yenileme, özlemin güçlenmesi
” (1998: 50¬
51)

gibi öğeler Marksçı çözümlemede, toplumbilimsel açıdan yorumlanır.

Fethi Naci, Mehmet Eroğlu’nun, Adını Unutan Adam adlı eserinin
eleştirisinde, anlatıcının bildiği gerçeklerle ilgili detayları kullanarak me¬
rak öğesini artırdığını; böylece okurun ilgisini sürekli kıldığını belirtir.
Fethi Naci, romanın hızla okunmasını sağlayan bu kurgusal incelikleri de
değerlendirir. Plehanov bunu,
“Marksçı eleştiri, incelediği eserin yalnızca
toplumsal, tarihsel yerini göstermekle kalmaz. Eserin estetik değerini de
biçmelidir
.” (1991: 70) cümleleriyle ifade eder.

Eleştirmen, biçimle ilgili düşüncelerini, Türk Roman’ında Ölçüt
Sorunu
adlı eserinde şöyle açıklar:

“Öz devingendir, biçim ise tutucudur, elinden geldiğince
varlığını sürdürmek ister. Ama daha sonraları yeni öz, yeni biçimi
yaratmıştır. Divan şiiri tarihe karışmıştır. Tanzimat şairlerinin
Fikret’in ve bütün kötü şairlerin sandıkları gibi; biçim içine içeri¬
ğin doldurulacağı bir heybe değildir
.” (F. Naci 2002: 180).

Daha sonra Fethi Naci, Sait Faik’in Hikâyeciliği adlı eserinde bu
düşüncesini vurgulamak amacıyla, şairlerin bir dizeden yola çıkarak yaz¬
dıkları şiirler gibi, aynı tekniğin Sait Faik’in öykülerinde de uygulanıp
uygulanamayacağını sorgulamıştır. Eleştirmenin buradaki amacı, Sait Fa-
ik’in öykülerinin de şiir gibi estetik zevk uyandırdığını belirtmektir.

Biçimle ilgili olan diğer bir husus ise eserin anlaşılır olmasıdır. An-
laşılırlık konusunda Tolstoy;
“Büyük sanat eserleri, herkese ulaşabildik¬
leri ve herkes tarafından anlaşılabilir oldukları için büyüktürler
.” (2000:
239) der. Bu durumda Marksist eleştiri de her türlü anlaşılmazlığa, kapa¬
lılığa karşı tavır alıp, bu düşünce ile oluşturulan biçimi değil, bunun tam
aksine toplumu etkileyecek bir içeriği yalın dille anlatan yazarı destekler.
Fethi Naci’nin, Yaşar Kemal saptamasının bu yönde olduğunu görürüz.
Eleştirmen, otuz iki yıl içinde dört cilt halinde yayımlanan
İnce Memet
adlı eserde, Yaşar Kemal’in hep aynı dili kullanarak anlaşılır olmayı ba¬
şardığını vurgulamıştır.

Biçimin özgünlüğü; eserin, biçimsel yapısıyla içeriğin uyumlu
kaynaşması ile sağlanır. Fethi Naci’ye göre eleştirmen; biçimin orijinalli¬
ğine ters düşen eserlerin karşısında tavır almalıdır.

“Biçimin zayıf olduğu eserlerde yazar, içeriği ortaya çıkara¬
cak biçimsel kaynaklara ulaşamamışsa bu eksiklikleri de eleştir¬
men göstermelidir. Özellikle dil, sözcük hazinesi, söz dilimi yoksul¬
luğu, anlatının, bölümün, romanın, oyunun mimarisindeki eksiklik¬
leri; ritimde ve öbür şiirsel deyiş biçimindeki güçsüzlükler...”
(F.
Naci 2004: 12)

gibi biçimsel sorunları Fethi Naci, eleştirilerinde sürekli gündeme getirir.

Şahap Sıtkı’nın, Gün Görmeyen Sokak adlı eserinin eleştirisinde,
Fethi Naci, yazarın şiire özentisinin onun roman diline ulaşmasını engel¬
lediğini belirtmiştir. Tarık Dursun’un
Gün Döndü adlı eserini ise

“...yazarın Türkçe’yi iyi kullandığı bilinse de; on beş kitap
yazdıktan sonra, çeşme ile musluğu, belirmek ile belirlenmek’i hala
birbirine karıştırdığını
...” (F. Naci 2002: 56)

söyleyerek acı bir dille eleştirmiştir. Sonuç itibariyle eleştirmen, biçimin
estetik zevk uyandırmasından, anlam ve dilbilgisi kusurlarına kadar ese¬
rin her noktasını tartışmak durumundadır.

c. “Marksist Eleştirimde Değerlendirme

Marksist eleştiride söz konusu edilen diğer bir bölüm, eserin top¬
lumsal içeriğini ortaya çıkaran “değerlendirme” kısmıdır. Toplumsal içe¬
riğin değerlendirilmesinde ise şair ya da yazarın saptamasını doğru yap¬
mak önemlidir. Çünkü daha önce işlenmiş tezlerin tekrarını sunan sanatçı
için, ‘başarılı’dır, demek zordur.

Toplumsal içeriğin değerlendirilmesinde bir başka sorun da, Mark¬
sist düşünceye düşmanmış gibi görünen bir ürünün tekrar incelemeye
alınmasıdır. Lunaçarski bu fikri,

“Örneğin, bir eserin ya da yazarın tümüyle küçük burjuva
nitelikli olduğuna karar veren Marksçı eleştirmen, hemen yüz çe-
virmemelidir ondan. Söz konusu eser ya da yazardan da çokluk ya¬
rarlı bir şeyler çıkabilir. Bundan ötürü, bir eseri köken ve eğilim
açısından ikinci kez inceleyip değerlendirmeye girişmek Marksist
eleştirmenin görevi olmalıdır
.” (1998: 50)

cümleleriyle belirtir.

Fethi Naci de, Tarık Buğra’rnn Gençliğim Eyvah adlı eserinde
Marksist düşünceye yararlı bir nokta bulmuştur ki; bunu da eserin başarı¬
sı olarak ifade etmiştir.

“Bu başarı, romanın gösterdiği gibi vazgeçilmez bir koşula
bağlı. Gerçekliklere, insan gerçekliğine de, toplumsal gerçekliğe
de bağlı kalmak. Tarık Buğra siyasal görüşleri sağ da olsa yete¬
nekli bir yazarın, gerçekliklere bağlı kaldığı zaman başarılı bir
romancı olabileceğinin kanıtıdır
.” (F. Naci 2002: 370)

diyerek, Fethi Naci çoğu eleştirisini toplumun potasında eriterek değer¬
lendirmiştir.

2- İzlenimci Eleştiri Yönüyle Fethi Naci

Empresyonizme bağlı olarak ortaya çıkan izlenimci eleştiri “edebi¬
yat eserleri karşısındaki eleştirmenin öznel tepkilerini
” (Carloni-Filloux

1963 576) gösterir. Bu özelliği nedeniyle eleştirmenlerin büyük bir kısmı
az da olsa empresyonizmden yararlanmak durumda kalırlar. Çünkü hiçbir
sanatçı yazdığı eserden kendini tamamen soyutlayamaz.

Fethi Naci de Türk Romanında Ölçüt Sorunu, Gücünü Yitiren Ede¬
biyat, Roman ve Yaşam
adlı eleştiri eserlerinde; tek bir yazarın roman ya
da hikâyelerini ele aldığı,
Saik Faik’in Hikâyeciliği, Yaşar Kemal’in Ro¬
mancılığı
gibi incelemelerinde, özellikle kendi sanat görüşlerini anlatmak
için, eleştirdiği eseri bir araç olarak kullanması, eserin üzerimizde uyan¬
dırdığı hisleri dile getirmesi ve eserle ilgili incelemeleri esnasında okurun
fark edemediği konulara dikkat çekebilmesi gibi yönleriyle bizleri izle¬
nimci eleştiri kuramına taşır.

a- Kendini Y ansıtan Eleştirmen

İzlenimci eleştiride eleştirmen kendini yansıtır. Fethi Naci eleştiri¬
sinde de, yapıtlarından ayrı bir Fethi Naci düşünemeyiz. Yaşar Kemal’in
Teneke adlı romanıyla ilgili eleştiri yazısında; Yaşar Kemal’in gerçekleri
algılayışını, toplum gerçekliğiyle beraber sağladığını belirtirken, eserin
tarihsel bakımdan taşıdığı özün doğruluğunu,

“Bu özü kavrayabilen yazar, kendi ideolojisi ne olursa olsun
gerçekçi demektir, çünkü değişmenin dinamiğini sağlayan tarihi
güçleri sezmiş ve anlamıştır. Yaptığı şey hayatın yüzeyine takılıp
kalmak yerine, belli bir dönemde o yüzeyin altında yatan tarihi an¬
lamın özüne inmek, bunu somut kişiler ve olaylarla sergilemektir.
Gerçeğin özünü yansıtmak budur.”
(Moran 2002: 56)

cümleleriyle vurgular. Lukacs’la benzer düşünceleri dillendiren Fethi Na¬
ci; gerçekliğin, kaderine boyun eğmeyen, mücadeleci kişiler üzerinde
yansımasını sever. Onun içindir ki, yazarı en koyu karanlıkta bile bir ay¬
dınlık yan olduğuna inananların içine dâhil etmiştir.

b- Eserin Uyandırdığı “Zevk”

İzlenimci eleştirinin bir yönü de eleştirmenin eseri okurken duydu¬
ğu zevktir, güzel olana karşı hissettiği heyecandır. Antole France bu dü¬
şünceyi; “Bir
eserin değerinin tek ölçüsü verdiği hazdır.” (Carloni-
Filloux 1963: 576) diyerek onaylamıştır. Kemal Tahir’in
Yol Ayrımı kita¬
bı hakkında Fethi Naci;

“Serbest Fıkra olayını öğrenmek için Yol Ayrımı’nı okuya¬
cağınıza siyasal partiler hakkındaki bir bilimsel araştırmayı ya da
Ahmet Ağaoğlu’nun anılarını okuruz. Kemal Tahir edebiyatın gö¬
revini bilgi iletmek sandığı için bu sonuç kaçınılmazdır; Oysa ro¬
manı gerçekten estetik haz veren bir roman olsaydı da verdiği bil¬
giler yanlış olsaydı, o romanı gene severek okuyabilirdik.”
(F. Naci
2002: 30)

derken eserin okuyucuda uyandırması gereken heyecandan yoksun oldu¬
ğunu ifade eder. Eleştirmene göre Kemal Tahir’in, romanında bilimsel
araştırma gibi mantıki delilleri kullanması Masksist eleştiri yaklaşımına
da terstir, çünkü Plehanov’un düşüncesi,

“Bir edip imgeler yerine mantıki deliller kullanırsa veya ya¬
rattığı imgeler onun şu veya bu konuyu ispatlamasına yarar sağ¬
larsa, o sanatçı olmaktan çıkıp bir makale yazarı olur.”
(1967: 52).

şeklindedir.

Bu durumda romandan, zevk almamız da güçleşir. Çünkü romanın
sadece toplumcu bir eser olması yeterli değildir, incelediğimiz bir sanat
eseri olduğundan, sanatsal özellikleri, sanata özgü yoldan yapılıp yapıl¬
madığı göz önüne alınmalıdır.

c- Eserin Deneme, Otobiyografi, Anı Türleriyle Etkileşimi

Fethi Naci’yi okurken aslında kendimizi ikinci bir sanat eseri okur
gibi hissederiz. Çünkü yazdıkları bize kimi zaman bir deneme, bir anı;
kimi zaman da otobiyografi izlenimi verir. Eleştirmenin gücünü yansıtan
bu durum, yine aynı kuramın diğer bir özelliğidir.

Deneme türünde büyük başarı gösteren A.France, Lamb gibi birçok
izlenimci eleştirmenlerin deneme türündeki başarıları, eleştiri türündeki-
lerden daha ön plandadır. Bu yönüyle Fethi Naci’nin birçok yapıtında da
deneme türünün özelliklerini görürüz. Fethi Naci, Çehov’un ‘Acı’ adlı
hikâyesi için yazdığı eleştirisinde, okuru deneme türünde de etkisi altına
alır ve okur adeta bir eleştiri eseri okuduğunu unutur. Acıdan bahseder¬
ken;

‘‘Gerçek acının tek ölçütü var. Ölüm korkusunu yok etmesi.
Hala ölümden korkuyorsanız bilin ki gerçek acı yaşamamışsınız

ya da
“karşılaştırılamayacak tek şey belki de acıdır; benimki şöyle,
seninki böyle diye söz edilemez acıdan.”
(F. Naci 2002: 67)

şeklindeki ifadelerinde duygularını okura deneme türünden faydalanarak
yansıttığını görürüz.

Fethi Naci, eleştiri yazılarında; deneme türünün yanı sıra bazen
otobiyografi bazen de anı türünü kullanır. “Sıtkı Bey” adlı yazısında,
kendisiyle ilgili bir anısını anlatırken bir yandan da otobiyografik bilgi de
verdiğini tespit ederiz. Sıtkı Bey’in, Erzurum Lisesi’nden kendi edebiyat
hocası olduğunu, ayrıca Tanpınar’ın da yakın dostu olduğunu belirttikten
sonra, anlatır;

“O gün Sıtkı Bey’le konuştuk. Hamdi’nin (Tanpınar) bir şiiri
var, Başak’ta yayımlayacağım. Senin şiirinde de o şiire benzer bir
hava var, bunun için birlikte yayımlamak istedim.” dedi. Gerçekten
de Tanpınar’ın şiiriyle benim şiirim Başak’ın aynı sayısında ya¬
yımlandı. Benimkinin adını unuttum ama Tanpınar’ınınkini unut¬
mama olanak yok. Her Şey Yerli Yerinde.”
(F. Naci 2002: 86).

Eleştirmen; Akdeniz’in Kıyısı adlı kitabıyla Fatih Atilla’nın, işçi sı-
rnfına, üzerinde tartışılabilecek bir deneyimler birikimi sunduğunu söyler.
Bu kitabın onu yıllar öncesine götürdüğünü;

“Yönetici olarak çalıştığım bir madeni eşya fabrikasında

1964 yazında başlayan ilk grev, işçilerin yenilgisiyle sonuçlanmış,
işveren dilediği toplu sözleşme koşullarını kabul etmiştir ve söz¬
leşme imzalandıktan sonra da işçilere olan yakınlığım bilindiği için
ben işten çıkarılmıştım”
(F. Naci 2002: 217)

cümleleriyle belirterek devam eder. Fethi Naci, eleştirdiği eserden yola
çıkarak yine kendini anlatmıştır.

d- Eserin Yansıttığı Dünya Görüşü

İzlenimci eleştirinin, en önemli noktalarından birisi de eleştirmenin
kendi sanat düşüncelerini ortaya koymasıdır. Böylece eleştiri içinde ikinci
bir eser daha ortaya çıkar. Fethi Naci, Fatih Atilla ile ilgili yazısının iler¬
leyen bölümlerinde yazarın başarısını
“.nesnel gerçekliği, düşünceleri¬
ne, özlemlerine göre değiştirmeye kalkışmamasında, işçileri idealize et¬
mek yanlışına düşmemesinde”
(F. Naci 2002: 215) cümleleriyle belirte¬
rek, bir yandan da nesnel gerçekçilik hakkında kendi görüşlerini açıkla¬
mış olur.

Fethi Naci, eleştiriyi bütün bütüne kendini anlatmaya bağlamıştır.
Dostoyevski üzerine yazdığı eleştirisinde, eserin Rus yazarının kendi dü¬
şüncelerini ortaya koyan bir vesileden başka bir şey olmadığını vurgular¬
ken, eserin bir eleştiri kitabı olduğu kadar bir itiraflar kitabı olduğunu da
söylemiştir. Eleştirmenin, sanat görüşleri ise yazısının içinde sa
klıdır.

Fethi Naci de, Tarık Buğra’nın Gençliğim Eyvah adlı romanı ile il¬
gili eleştirisinde toplumsal gerçeklik düşüncesini, “.
sağ ideolojiyle bes¬
lenen eserler artık toplumsal gerçekliği yansıtmaz; gerçeklik adına, hayal
güçleriyle uydurduklarını ya da gençliğin tahrif edilmiş biçimlerini ileri
sürmek zorundadırlar
” (F. Naci 2002: 370) cümleleriyle savunur. Eleş¬
tirmen, toplumsal gerçekliği en iyi biçimde yansıtan eserlere beğenisini
belirtirken, aksi durumlarda da yergisini ifade etmekten çekinmemiştir.

Yaşar Kemal’in, Orta Direk adlı romanının eleştirisinde, Fethi Na¬
ci; yazara, “.
sefaleti abartmak bir yana belki de o hayatın içinden gel¬
menin etkisiyle, kimi zaman romancı gözüyle değil, Ali’nin gözüyle bakı¬
yor” (F. Naci 2004: 15) der.

Eleştirmen, roman kahramanlarının gözüyle hayatı gören yazarın,
geçekliği de yanında taşıdığını anlatmıştır. İşte Yaşar Kemal’in romanla¬
rındaki kişiler de “.
belirli fikirleri göstermeye yarayan tipler olarak
kalmıyorlarsa, etli canlı insanlarsa”
(F. Naci 2004: 16) yazarın; hayatın
gerçeklerinden, tecrübelerinden yola çıkarak eserlerini toplumcu gerçekçi
bir şekilde yazmasındandır.

Romanın tamamen toplumsal gerçeklikle de yazılmayacağını savu¬
nan Fethi Naci, aynı zamanda sanatsal gerçekliğinde önemini,

“Büyük doğrular, sağlam davalar, önemli toplumsal gerçek¬
likle, yüce idealler yazılı bir metni roman yapmaya yetmez. Yoksa
sanatsal gerçeklikten uzak, soyut bir gerçeklik çıkar karşımıza. So¬
yut gerçekliğin giderilmesi; düşüncelerin, ideallerin, doğruların
sanatsallaşması yaşamın içinden çıkarılacak ayrıntılarla olur.”
(F.
Naci 2002: 460)

cümleleriyle vurgular.

Yaşamın içinde var olan gerçeklik insana ya da var olan doğaya ait
unsurlarla olmalıdır. Çünkü Tunalı
“Marksist estetik için, sanatın objesi
olan gerçeklik insanın dışında, insandan bağımsız bir varlık olmayıp, in-
sansal ve toplumsal bir varlıktır.
”(2001: 193) der. Fethi Naci de, Adalet
Ağaoğlu’nun
Bir Düğün Gecesi adlı romanının eleştirisinde, yazarın top¬
lum ve insan gerçekliğine bakışının, tam bir romancı yaklaşımı olduğunu
kendi sanat düşüncelerine göre belirtir. Eleştirmenin diğer sanat görüşle¬
rini yansıtan ve bunları değişik yönleriyle irdeleyen fazla sayıda yazısı
vardır.

e- Eserle İlgili Ayrıntılara Dikkat Çekme

İzlenimci eleştiri de eleştirmenin aynı zamanda çok dikkatli bir
okur olduğu göz ardı edilemez. Jules Lamaitre’in kendi eleştirileri için
söylediği
‘‘.bunlar büyük bir ciddiyetle not edilmiş izlenimdir.”
(Carloni-Filloux 1963: 576) ifadesini, Fethi Naci’nin eserleri için de sarf
edebiliriz. Eleştirmen, okurun eserle ilgili keşfedemediği küçük ama
önemli ayrıntılara dikkat çekerken bazen de okurun bilmediği noktalara
ışık tutar.

Fethi Naci’nin eserlerini okudukça, eleştirmenin güçlü izlenimlere
sahip olduğunu, eserle ilgili okurun dikkatini çekmeyi başardığını görü¬
rüz. Halit Ziya’nın
Aşk-ı Memnu adlı romanında, yalının sahibi Adnan
Bey’in bu kadar zenginliğe nasıl ulaştığını belirtmemesini eleştirerek,
okurun farkındalığını arttırır;

“. roman boyunca bir şeyle uğraşmak istediği zaman Adnan

Bey ’in yaptığı tek iş budur: Tahta üzerine oymacılık! O değirmenin

suyu nerden geliyor, bunca servetin kaynağı nedir? Bunları öğ¬
renmeden roman bitiyor.”
(F. Naci 2002: 51).

İzlenimci eleştirmen, kendi düşüncelerinin yanında okuru eserle ile
ilgili olarak, bazı noktalarda aydınlatır. Fethi Naci, Sait Faik’in,
“Alemdağ’da Var Bir Yılan” adlı hikâyesi hakkında yazdığı yazıda, üstü
kapalı anlatımla, Sait Faik’in eşcinselliği işlediğine dikkat çeker;

“Anlatıcının (Faik Bey’in oğlu) Panço’yu aşkla tutkuyla sevmesi,
toplumun ahlak ölçütleri (dolayısıyla yasakları) karşısında bir insanı (er¬
keği) bir insanın (bir erkeğin) tensel bir sevgiyle sevmesiyle her şey biti¬
yor. Kısaca o ünlü cümledeki “insan”ın İnsan Hakları Bildirgesi’ndeki
bir ilintisi yok!”
(F. Naci 2003: 66)

diyen Fethi Naci, Sait Faik’in hikâyelerinde gizli saklı verilen bu konuya
dikkat çekerken, ilk hikâyelerinde görülen somut ayrıntılar ve gerçeklik
duygularının yerine üçüncü dönem hikâyelerinde kalemini özgürce kulla¬
nabileceği imgeleme bıraktığını belirtmiştir.

f- Eserde Düzeltilmesi Gerekli Kurgu ya da Anlatım Yanlışları

Eleştirmen, eserlerin konularına bazen de kurgularında gördüğü bir
takım aksaklıklara dikkat çeker. “Yeni Bir Hikâyeci” başlıklı yazısında
Ayla Kutlu’yu eleştiren Fethi Naci, yazarın romanında kahraman anlatıcı
Oruç’un:
“Babam görevli olarak güneyde bir yere gitmişti. Görev gizliy¬
di.” (F. Naci 2002: 195) şeklinde okura önemli bir bilgi verdiğini fakat
roman boyunca bir daha Oruç’un babasının görevine değinilmediğini be¬
lirtir.” Eleştirmenin, burada dikkat çekmek istediği nokta eğer eserde bir
ayrıntıya yer verilmişse, ona ilerleyen bölümlerde işlevsellik kazandır¬
mak gerektiğidir.

İzlenimci eleştirmenlerin ciddilikle not ettiği izlenimlerden bazıları
ise düzeltilmesi gereken anlatım yanlışlardır. Fethi Naci bu yolla da oku¬
run aydınlanmasını sağlar. Eleştirmen, Şavkar Altınel’in bir şiirinin son
beytinde; ‘şiire bir sır gibi’ dedikten sonra ‘gizli’ sözcüğünü gereksiz ye¬
re kullandığını belirtirken
“Şiire fazlalıklar atıla atıla varılır” (F. Naci
2002: 116) ibaresini de eklemeyi unutmaz. Fethi Naci, yanlışları tespit et¬
tikten sonra nedenlerini de açıklar. Bundan sonra eleştirinin değerlendir¬
me aşamasına geçer.

g- Eserde Genel İzlenim Bildirme (Değerlendirme)

İzlenimci eleştirmenlerin en önemli özelliği genel izlenim bildiriş¬
leridir. Değerlendirme, eleştirinin olmazsa olmaz diye tabir edilen kısmı¬
dır. Fethi Naci, bu izlenimlerini genellikle eleştiri yazılarının giriş ya da
sonuç bölümlerinde belirtmiştir. Orhan Pamuk ile ilgili bir yazısının so¬
nuç kısmında;
“Beyaz Kale, keyfiyle yazılmış, keyifle okunan, edebiyatı¬
mızda rastlamadığımız tatlar getiren benzersiz bir roman.”
(F. Naci
2002: 650) şeklinde genel izlenimini sunar. Değerlendirme, bölümde
nesnel olmaya çalışan Fethi Naci, doğru bildiği konularda sözünü esir¬
gemeyen bir eleştirmen olma vasfını taşımıştır.

Sonuç olarak, Fethi Naci, genç yazarlara iyi niyetle yaklaşıp, bi¬
çimsel yanlışlarını göstererek onlara karşı öğretici ve eğitici olurken; ta¬
şıdığı devrimci tabiatı, sahip olduğu “dövüşken ruh” düşüncelerini sert ve
yalın bir ifade ile belirtmesine neden olmuştur. Bu davranışlarıyla
Lunaçarski’nin ifadesiyle, Marksçı eleştirmenin
“hatır gönül tanımazlığı¬
nı”
(Lunaçarski 1998: 56) fazlasıyla yansıtmıştır.

Eleştirmenliğinin birinci döneminde Marksist eleştiriyi savunan
Fethi Naci, sonraki dönemlerinde İzlenimci eleştiriye yönelse de daha
önceki edinimlerinin etkilerini bu yapıtlarında da görürüz. Fethi Naci
“kendi ruhunun serüvenlerini anlatırken” (Carloni-Filloux 1963: 574¬
578), izlenimci eleştirinin yanında Marksist eleştiriyi de benimsemiştir.
Eleştirmen, okuduklarını, gördüklerini, tecrübelerini, kendi dünyasından
izleyip; iki eleştiri türünün de sentezinden oluşan bu intibalarını, okuyu¬
cuya aktarmayı başarmıştır.

KAYNAKÇA

CARLONİ, J.-C., Fılloux, J.-C. (1963), “Fransız Eleştirisine Bir Bakış”, (çev.

Salâh Birsel), Türk Dili, 12(142), Temmuz 1963, s. 574-578

EAGLETON, Terry (1998) Eleştirinin Görevi, (çev, İsmail Serin), Arkadaş Ya¬
yınları, Ankara.

ECEVİT, Yıldız (2001),‘‘Türk Edebiyat Eleştiri’’, Çağdaş Türk Yazını, (hzl.
Zehra İprişoğlu), Adam Yayınları, İstanbul.

FETHİ NACİ (2002), Gücünü Yitiren Edebiyat, YKY, İstanbul.

FETHİ NACİ (2002), Türk Romanında Ölçüt Sorunu, YKY, İstanbul.

FETHİ NACİ (2002), Yüzyılın Yüz Türk Romanı, Adam Yayınları, İstanbul.

FETHİ NACİ (2003), Sait Faik’in Hikâyeciliği, YKY, İstanbul.

FETHİ NACİ (2004), Yaşar Kemal’in Romancılığı, YKY, İstanbul.

FORSTER, E. M. (2001), Roman Sanatı, (çev. Ünal Aytür), Adam Yayınları İs¬
tanbul.

KOYUNCU, Cenk (1994), “Fethi Naci ile Söyleyişi: Eleştiri Zor Zanaat”, Cum¬
huriyet Gazetesi/Kitap Eki,
7 Temmuz 1994.

LUNAÇARSKİ, Anatoli (1998), Sosyalizm ve Edebiyat, (çev. Asım Bezirci),
Evrensel Yayınları, İstanbul.

MORAN, Berna (2002), Edebiyat Kuramları ve Eleştiri, İletişim Yayınları, İs¬
tanbul.

PLEHANOV, G.V. (1967), Sanat ve Sosyalizm, (çev. Selim Memioğlu), Sosyal
Yayınları, İstanbul.

PLEHANOV, G.V. (1991), Toplum Sanat Eleştiri, Evrensel Basım, İstanbul

TOLSTOY, L.N. (2000), Sanat Nedir?, (çev. Kabil Demirkıran), Şule Yayınları,
İstanbul.

TUNALI, İsmail (2001), Estetik, Remzi Kitapevi, İstanbul.