ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ-TÜRKOLOJİ ARAŞTIRMALARI MERKEZİ
Anasayfa | Makale Bilgi Sistemi | Konu Dizini Yazarlar DiziniKaynaklar Dizini | Makale-Yazar Listesi |  Makale Sayısı-Tarih Listesi | Güncel Türkoloji Kaynakçası

Atatürk Araştırmaları || Çukurova Araştırmaları || Halkbilim || Dilbilim || Halk Edebiyatı || Yeni Türk Dili || Eski Türk Dili
Yeni Türk Edebiyatı || Eski Türk Edebiyatı || Dil Sorunları || Genel || Tiyatro || Çağdaş Türk Lehçeleri

 

Türk Dili ve Edebiyatı Derslerinde Dinleme Eğitimi

Bahadır GÜCÜYETER

Atatürk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 2009,13(2):161-170

Özet: Bu makalede dinleme eğitiminin önemi ve liselerde dinleme eğitimi
konusu üzerinde durulmuştur.

Dinleme eğitimi dil becerilerinde genel olarak ihmal edilen bir alan olmuştur.
Özellikle liselerde, dinleme eğitimi ile ilgili neredeyse hiçbir faaliyet yapılmamaktadır.
Bu hususa dikkat çekmek için dinleme eğitiminin önemi ile ilgili hususlar açıklanmış,
1957, 1976, 1991-1992 Türk Dili ve Edebiyatı ile 2005 Dil ve Anlatım dersi öğretim
programlarında dinleme eğitimine verilen yer üzerinde durulmuş ve makalenin sonuç
kısmında liselerde dinleme eğitiminin nasıl olması gerektiği hususu ile ilgili önerilere
yer verilmiştir.

Anahtar Kelimeler: Dinleme eğitimi, öğretim programları, Türkçe öğretimi

Listennig Training on Turkish Language and Literature Lesson

Abstract: In this paper, the significance of listening training and the subject of
listening training in high schools were discussed.

Listening training has been a field largely neglected in language skills.
Especially in high schools, almost no activity is carried out in relation to listening
training. To draw attention to this point, the significance of listening training was
addressed; space allocated to listening training in 1957, 1976, 1991-1992 Turkish
Language Literature and 2005 Language and Narrative course curricula was analyzed
and recommendations on how listening training in high schools should be were included
in the conclusion section of the paper.

Key Words: Listening Training, Course Curricula, Turkish Education

I. Giriş

Gelişen teknoloji ve onun getirdiği iletişim çeşitliliği sonucunda toplum
yaşamı gittikçe daha karmaşık hâle gelmiş ve bireyin bu yaşama uyum
sağlayabilmesi için daha fazla bilgi ve beceriye sahip olması zorunluluğu ortaya
çıkmıştır. Bu bilgi ve beceriler içerisinde en önemlisi ise “iletişim becerisi”
olarak görülmektedir.

“İletişim, iletilmek istenen materyalin, ilgili herkes tarafından tamamen
anlaşılabilmesi amacıyla bilgi, kanaat ya da düşüncenin, yazı, konuşma ve
görsel araçlarla veya bunların bir arada kullanımıyla iletilmesi, alınması veya
değiştirilmesi” (Sillars, 2003: 21) olarak tanımlanmaktadır. Bu tanımdan
hareketle iletişimin vericiyle alıcı arasında, bir kanal üzerinden yapılan
etkileşim faaliyeti olduğu söylenebilir. İletişim faaliyeti her ne kadar alıcıyla
verici arasında yapılsa da önemli olan iletişimin yapılacağı kanaldır. Kanalın
işlevi ve yeterlilikleri alıcı ve verici tarafından tam olarak bilinmezse veya kanal
doğru bir şekilde kullanılmazsa etkili bir iletişimin ortaya çıkamayacağı açıktır.

İnsanoğlunun kullandığı en etkili iletişim kanalı, dildir. Alıcı ve
vericilerin bu kanalı etkili bir şekilde kullanabilmesi için öncelikli olarak
anlama ve anlatım becerilerini geliştirmeleri gerekir. “Teknoloji ne kadar
değişse de iş dünyasındaki başarı, karmaşık meseleleri anlama ve karmaşık
fikirleri açıkça anlatabilme kabiliyetine giderek artan bir şekilde bağlı
olacaktır.” (Sillars, 2003: 18)

İnsan, işitme ve konuşmasını sağlayacak araçlarla donatılmış olarak
doğar. İnsanın duyması veya konuşması için toplum içerisinde yaşıyor olması
yeterlidir. Ancak kanal olarak kullanılan dilin etkili bir iletişim aracı hâline
gelmesi için dilin iki temel amacı kabul edilen anlama ve anlatım becerilerinin
geliştirilmesi gerekir.

Anlama ve anlatım becerilerinin geliştirilmesi, ana dilin doğru bir şekilde
öğrenilmesiyle mümkündür. “İnsanların ana dilleriyle ilgili eğitimleri ilkokula
gelmeden çok önce başlamaktadır. Fakat bu, düzenli ve plânlı bir eğitim
değildir, başarısı da tesadüflere bağlıdır. Hâlbuki ana dili eğitimi tesadüflere
bırakılmayacak ölçüde önemli ve hayat boyu kullanımda kalacak olması
açısından da sürekli bir beceri edinmedir.” (Cemiloğlu, 2001: 21) İşte bu
sebeple anlama ve anlatım becerilerinin geliştirilmesi için bütün dünyada
öğretim programlarına ana dil dersleri konulmuş, bu becerilerin geliştirilmesi
için çeşitli yöntem ve teknikler oluşturulmaya çalışılmıştır. Ülkemizde de
öğrencilerin anlama ve anlatım becerilerinin geliştirilebilmesi için, ilköğretimde
Türkçe, orta öğretimde ise Türk dili ve edebiyatı (yeni programda Türk
edebiyatı, dil ve anlatım) derslerine öğretim programlarında yer verilmiştir.

Okullarımızda okutulan Türkçe, Türk dili ve edebiyatı dersleriyle
“çocuğa, anlam ve duyguya göre vurgulayarak düzgün ve doğru bir okuma; iyi
dinleme; okuduğunu, dinlediğini doğru ve tam anlama; doğru konuşup doğru
yazma; yeterli bir söz dağarcığı kazanma; dil kurallarını öğrenip uygulamaya
çalışma; okuduğu yazı ve yapıtlardan zevk alma ve değerini anlama beceri ve
yeteneğini kazandırma amaçlanır.” (Göğüş, 1983: 42) Amaçlara bakıldığında
Türkçe, Türk dili ve edebiyatı derslerinin anlama ve anlatım ana başlıkları
altında okuma, dinleme, konuşma ve yazma gibi dört alanda yoğunlaştığı
görülmektedir. “Ana dili etkinlikleri belli bir ilişki ağı içinde bir bütün
oluşturur; konuşma dinlemeyi, okuma ve dinleme anlamayı, anlama söze ve
yazıya dönüştürmeyi gerektirir.” (Özdemir, 1983: 27) Bu sebeplerden dolayı
Türkçe, Türk dili ve edebiyatı derslerinin özünü oluşturan bu dört etkinlik
birbirini tamamlayıcı nitelikte olmalıdır. “Ana dili öğretimi için gerekliliği
vurgulanan bu bilgilerin bir öncelik sonralık sırası izlemediği ortadadır.
Hepsinin iç içe geçmesiyle oluşan ana dilin kavranması ancak çocuğun anlıksal
gelişimine koşut olarak yalından karmaşığa doğru geliştirilebilir.” (Adalı, 1983:
35) Başka bir şekilde ifade etmek gerekirse, bu alanların hiçbirinin bir diğerine
üstünlüğü yoktur. Okumanın dinlemeden, yazmanın konuşmadan önemli olduğu
söylenemez. Eğer bu tarz bir üstün görme eğilimi meydana gelirse iletişim aracı
olan dilin, yani iletişim kanalının, bazı işlevleri kullanılamaz hâle gelir ki bu da
sosyal yaşamda iletişim çatışmalarına yol açar.

II. Dinleme Eğitimi ve Önemi

Bir kişinin, bir gün boyunca yaptığı faaliyetler takip edilirse uykuyla
geçirilen zamandan sonra en çok konuşma ve dinlemeye zaman ayrıldığı
görülecektir. Özellikle gelişen teknoloji ile birlikte çeşitlilik kazanan ve
yaygınlaşan kitle iletişim araçları dinleme ve izleme becerilerinin önemini daha
da artırmış ve bu becerilerin geliştirilmesi bir zorunluluk hâlini almıştır. “Sosyal
hayatta konuşma, okuma ve yazma ne kadar önemli ise dinleme de o kadar
önemli ve gerekli bir beceridir. Aslında insan ilişkilerinin çoğu anlatma ve
dinlemeye dayanır. Dinleme, bilgi edinmenin, öğrenmenin, anlamanın başlıca
yollarından biridir. İnsan evde, okulda, sokakta, çarşıda, pazarda... dinleme
faaliyeti ile iç içedir. Diğer taraftan, kültürel hayatımızın öyle yönleri vardır ki
tek taraflı olarak dinleme ile ilgilidir. Radyo ve televizyon programlarının,
tiyatroların, konferansların, konserlerin dinlenmesi ve seyredilmesi çağımız
insanının vazgeçemeyeceği ihtiyaçları arasındadır.” (Özbay, 2001: 9)

Daha önce de belirtildiği gibi insanoğlu, doğduğu anda okuma, yazma,
konuşma ve işitmesini sağlayacak donanıma sahiptir. Ancak bunlardan sadece
işitme becerisi doğum anından itibaren kullanılmaya başlanır. “Yeni doğan
bebeğin işitme duyu organı oldukça gelişmiştir. İnsan sesindeki perde ve şiddet
değişikliklerinin farkına varabilen bebek, tanıdık ve yabancı olan sesi ayırt
edebilir.” (Senemoğlu, 2005: 24) Bundan dolayı ona ayrıca bir dinleme eğitimi
verilmesi gerektiği düşünülmez. Buna karşılık, bebeğin doğduğu anda
konuşamaması, okuyamaması ve yazamaması sebebiyle verilen eğitimde ağırlık
bu alanlara yöneltilir. Oysa birey, doğduğu andan itibaren dinleme ve izleme
yoluyla bilgi edinmeye başlar. Kullandığımız beş duyu organından gözlerimiz
ve kulaklarımız sadece çevreyle iletişim kurmak ve bilgi edinmemizi sağlamak
için vardır. Ancak bakmak görmek olmadığı gibi işitmek de dinlemek değildir.
Aslında kulağımızla algıladıklarımızı, beynimizle anlamlandırırız.

“Öğrendiklerimizin %83’ünü görme, % 11 ’ini işitme, %3,5’ini koklama,
%1,5’ini dokunma, % 1 ’ini tatma yoluyla elde ettiğimiz belirtilmektedir. Günlük
yaşantımızda görme yoluyla edindiklerimizi bir kenara bırakırsak, öğrenim
sürecimizde öğrendiklerimizin önemli bir kısmı dinleme yoluyla kazanılmıştır.

Okullarımızda öğretmenlerin pek çoğu düz anlatım(takrir) yöntemini
kullanmaktadır. Bu durumda öğrencilerin dinlemeye ayırdıkları zaman daha da
artmakta, öğrendiklerinin neredeyse %83’ünü dinleme yoluyla elde
etmektedirler.” (Özbay, 2005: 92-93)

Dinleme becerisinin günlük yaşantıda bu kadar yer tutmasının yanı sıra
dinleme konusunda tam bir beceriye sahip olmanın kazançlarını Arthur K.
Robertson şu şekilde ifade etmektedir: “En geniş ilgiye sahip olanlar, en iyi
dinleyenler, en ilginç ve en başarılı insanlardır. İyi dinlemeyenlerin sınırlı ilgi
alanları vardır ve meslekî gelişimlerini ve kişisel memnuniyetlerini kısıtlarlar.
Konuştuğunuz kişilerin ilgisini çeken konularla ilgili olmanın, en az üç faydası
vardır: Birinci kazanç, konuşmacının kendine olan saygısını arttırmanız ve
kazanan kişinin kendiniz olmasıdır. Kendine saygı, kişisel verimlilikte en başta
gelen özelliktir. Dikkatli dinlemenin ikinci kazancı, dolaylı olarak yeni
sözcükler öğrenmenizdir. Çalışmalar gösteriyor ki işleri ne olursa olsun, en
başarılı insanlar en geniş sözcük dağarcığına sahip olanlardır. Üçüncüsü, etkili
dinleyenler doğrudan eğitilirler. Herkesin uzman olduğu bazı alanları ve kendi
yetenekleri vardır. Etkili dinleyici, karşısındakinin sadece tarzını değil, onun
mesajındaki içeriği de kavrar ve bunlardan faydalanmasını bilir.” (Robertson,
1999: 29-30)

Dinleme, dil becerileri içerisinde bu kadar önemli bir yer tutmasına karşın
hem günlük hayatta hem de eğitim-öğretim süreçlerinde ihmal edilmektedir.
“Son zamanlara kadar dinlediğini anlama hem teorik hem de pratik anlamda çok
az dikkat çekmiştir. Diğer üç dil yeteneği (okuma, yazma ve konuşma)
doğrudan dikkat çekerken, öğretmenler, öğrencilerin dinleme becerilerini
yardım almaksızın kendilerinin geliştirmesini beklemektedirler.” (Osada, 2004:
54) Oysa daha önce de belirtildiği gibi dinleme, insan hayatında diğer dil
etkinliklerinin hepsinden daha fazla yer tutmaktadır. “Dinleme, anlamanın en
önemli unsurlarından biri olarak hayatımız boyunca kullandığımız bir beceridir.

Bu yeteneğin geliştirilmesi çok önemlidir. Bunun ölçülmesi ve sınıfta
öğrencinin gelişmesinin kontrolü çok zordur. Bu bakımdan öğrenicinin artık
öğretmeni anlamaya başladığı bir seviyeden itibaren sistemli bir dinleme eğitimi
vermek gerekmektedir.” (Yalçın, 2002: 45)

Eğitim programları incelendiğinde ilköğretim seviyesinde Türkçe ve lise
seviyesinde Türk Dili ve Edebiyatı dersleri ile dinleme eğitimi belli ölçülerde
verilmektedir. Bu çalışmada geçmişten bugüne liselerde verilen dinleme eğitimi
üzerinde durulacaktır. Araştırmanın temelini liselerimizde daha önce uygulanan
1957, 1976, 1991 ve şu anda uygulanmakta olan 2005 tarihli Türk dili ve
edebiyatı ders programları oluşturacaktır.

III. Ders Öğretim Programları ve Programlarda Dinleme Eğitimine

Verilen Yer

A. 1957 Türk Dili ve Edebiyatı Ders Öğretim Programı

1957 programı (MEB, 1957) temel olarak Okuma, Kompozisyon ve
Dilbilgisi bölümlerinden oluşmaktadır. Her bölüm hakkında önce genel
açıklamalar verilmiş, daha sonra ders konuları başlığı altında yapılacak
çalışmalar belirtilmiştir. Birinci sınıflar için ders konuları ortak olarak
belirlenirken ikinci ve üçüncü sınıflarda konular fen ve edebiyat kollarına göre
farklı olarak hazırlanmıştır. Bu programda dinleme konuları Kompozisyon
başlığı altında toplanmıştır. 1957 programındaki en dikkat çekici nokta ise
okumaya ayrı bir bölüm ayrılarak yapılacak bütün etkinliklerin ayrıntılarıyla
belirtilmesi ve yazma çalışmalarının birinci derecede önemli olduğunun
vurgulanmasıdır.

“Yazılı kompozisyon çalışmaları birinci derecede ehemmiyetli olmakla
beraber, gerek hayatımızdaki rolü, gerek kelime ve cümle zenginliğine yardımı
bakımından sözlü çalışmaların da ihmal edilmemesi gerekir. Sözlü
kompozisyon çalışmalarında öğrenci başkalarıyla yersiz heyecanlara
kapılmadan, tabiî ve rahat konuşmayı, başkalarını dikkatle ve sabırla
dinlemeyi öğrenecektir. Onu, bir meselenin değişik cephelerini görmeye,
değerli ve değersiz görüşleri ayırt etmeye, çabuk düşünmeye, düşüncelerinin
olgun delillerini bulmaya, âdilâne hüküm vermeye, peşin hükümlerden
sakınarak mantıklı bir muhakeme ile karara varmaya alıştırırken,
konuşmalardan fazlasıyla faydalanabiliriz.”

Programda dinlemeyle ilgili bir diğer ifade “Kompozisyon” bölümünde
“Yazılı” başlığı altında “Plan ve Özet Çıkarma Not Alma” kısmının “c. Not
alma” maddesinde bulunmaktadır:

“c. Not alma: Dinlerken, müşahede sırasında, okurken, derse çalışırken
gerekli notları alma. Not almanın, her şeyi aynen kâğıda geçirme demek
olmadığı, rastgele alınan notların değersiz kalacağı öğrencilere anlatılmalıdır.
Ayrıca fiş çıkarma, küpür biriktirme alınan notları değerlendirip ilgili yazılarla
zenginleştirme, tasnif etme ve daima kullanılabilir durumda bulundurma
alışkanlıklarının kazandırılması lâzımdır.”

Bu açıklamalarla vurgulanan dinlerken not alma, aktif dinleme
sürecinin önemli bir parçasını oluşturmaktadır. Aslında insan beyni normal
konuşma hızından dört kat daha fazla bilgiyi algılama ve işleme kapasitesine
sahiptir. Bu durum belli koşullarda dinleyiciye avantaj sağlarken dikkatin
dağılması açısından da dezavantaj oluşturmaktadır. Dinleme sırasında alınacak
notlar bu noktada fayda sağlayacak ve dikkatin dağılmasına engel olacaktır. Not
almanın sağlayacağı bir başka fayda ise özellikle uzun konuşmalar sırasında
konu bütünlüğünü sağlamak açısından olacaktır. Bu beceriyi kazanan öğrenciler
herhangi bir derste öğretmenin dikte etmesine veya uyarmasına gerek kalmadan
daha sonra kullanacakları bilgileri yazıya geçirebileceklerdir. Ancak buradaki
en önemli nokta bu davranışı kazandırmak için kullanılacak etkinlik örneklerine
programda yer verilmemesidir.

Programda dinleme konusu son olarak “Sözlü” kompozisyon bölümünde
“Münakaşa” başlığı altında geçmektedir:

“5. Münakaşa

b. Söylenenleri, konuşanın sözlerini kesmeden, dikkat ve sabırla
dinlemeleri, kararlarını düşündükten sonra vermeleri;”

Burada ifade edilenler aslında genel olarak iyi dinleyicilerin
özellikleridir. Ancak burada sadece münakaşa başlığı altına sıkıştırılmıştır.
Sanki bu şekilde dinleme sadece münakaşa yapıldığı anda uygulanmalıdır
şeklinde algılanmaktadır.

1957 programında dinleme eğitimine verilen yer bunlarla sınırlıdır.
Programda derslerde yapılabilecek etkinliklerin verilmemesi sebebiyle verilecek
dinleme eğitiminin sınırlarını kestirmek oldukça zordur. Bu hâliyle öğrencinin
dinleme yeteneğini kendi kendine geliştirmesinin beklendiği izlenimi
oluşmaktadır.

B. 1976 Türk Dili ve Edebiyatı Ders Öğretim Programı

1976 programı (MEB, 1976) bir yıl uygulandıktan sonra uygulamadan
kaldırılan ve üzerinde en çok tartışılan Türk dili ve edebiyatı ders öğretim
programıdır.

Bu programla Türk dili ve edebiyatı dersleri “Türk Edebiyatı”, “Türk
Dili” ve “Türkçe Kompozisyon” şeklinde bölümlere ayrılmıştır. Programın giriş
kısmında önce “Genel Amaçlar” verilmiş daha sonra her bölümü ilgilendiren
amaçlar sıralanmıştır. Giriş kısmının ardından “Türk Edebiyatı” başlığı altında
dersin bu bölümünün amaçları biraz daha ayrıntılı olarak verildikten sonra
konulara geçilmiştir. Her sınıfta işlenecek konular ayrı ayrı belirtilmiştir. “Türk
Dili” ve “Türkçe Kompozisyon” bölümlerinde de aynı şekilde düzenleme
yapılmıştır.

Bu programda dinleme eğitimine hiç yer verilmemiştir. Satı Erişen bu
durumu şu satırlarla eleştirmiştir:

“Dikkatimizi çeken başka bir nokta da yeni programda bütün anlama
çalışmalarının yazılı metinlere dayandırılmasıdır. Oysa ki çağımız telefon,
radyo vb. ses saklayan ya da taşıyan aygıtların gelişmesiyle, demokratik
düzenin yerleşmesiyle bir “sözlü anlatım” çağıdır; artık “sözle belirtilmiş
duygu ve düşüncelerin de anlaşılması söz konusudur. Bu çağın bir sinema ,
televizyon çağı olduğu da unutulmamalıdır. Yeni programın XIX. yüzyıl
ortalarında hazırlanmış gibi, bu noktaları hiç dikkate almamasına karşın, eski
program, ‘Sözlü bir rapor’un, ‘dinlenen’ bir konuşmanın, izlenen bir ‘filmin’,
bir ‘gazete haber ya da ilanının’ anlaşılması, planının çıkarılması gibi ileri
sayılabilecek çalışmaları da içermekteydi.” (Erişen, 1977: 161)

1957 programında gerçekten de hiç değilse dinleme izleme becerilerinin
geliştirilmesi için çeşitli önerilerde bulunulurken bu programda bu türden hiçbir
bölüm veya başlığa yer verilmemesi oldukça dikkat çekicidir.

C. 1991 - 1992 Türk Dili ve Edebiyatı Ders Öğretim Programı

1976 yılındaki kesinti sayılmazsa yaklaşık kırk yıl uygulamada kalan
1957 programından sonra uygulamaya konulan 1991-1992 ders öğretim
programı (MEB, 1992) biraz daha kapsamlı olarak hazırlanmıştır.

Programda önce “Genel Amaçlar” verilmiş, daha sonra program
uygulanırken dikkat edilmesi gereken hususlar “Açıklamalar” başlığı altında
sıralanmıştır. Bu program da kendinden önceki iki program gibi edebiyat, dil
bilgisi ve kompozisyon bölümlerine ayrılmıştır.

Günümüze kadar uygulanan programlar içinde dinleme eğitimine en fazla
yer 1991-1992 programında verilmiştir.

1957 programında okuma ve yazmanın birinci derecede önemli olduğu
vurgulanıp, 1976 programında ise dinleme becerisi ile ilgili herhangi bir ifade
yer almazken bu programla birlikte dört dil etkinliğinin birbirine paralel olarak
yürütüleceği hissettirilmektedir.

Programın “Genel Amaçlar”ının 3. ve “Açıklamalar” bölümünün 34.
maddeleri doğrudan dinleme becerisinin geliştirilmesine işaret etmektedir.

“Genel Amaçlar; 3- Öğrencilere dinlediklerini, okuduklarını, incelik ve
derinlikleriyle kavratmak; onların duyduklarını, gördüklerini, düşündüklerini ve
anladıklarını, söz veya yazı ile planlı, etkili, akıcı ve anlaşılır bir şekilde ifade
etmek kabiliyetlerini geliştirmek;”

“Açıklamalar; 34- Okuma yoluyla öğrencilerdeki dinleme, anlama,
anlatma, yeni düşünceler üretme gücünün gelişmesi sağlanır.”

Bu programı kendinden öncekilerden ayıran en önemli husus ise müstakil
bir başlık olarak ve sistemli bir dinleme eğitimine yer verilmesidir. Bu
programda dinleme eğitimine verilen yer şu şekildedir:

KOMPOZİSYON -1
I.BÖLÜM
PSİKOLOJİK GÜÇLENDİRME
KONULAR:

4- Birikim nedir? Birikim kazanma yoları:

a) Dinleme

II.    BÖLÜM
DİNLEME VE KONUŞMA
KONULAR:

1- Duyma, dinleme arasındaki fark

2-    Birikim kazanmada dinlemenin yeri

3-    Dinleme çeşitleri:

a)    İstekli, isteksiz dinleme

b)    Amaçlı, amaçsız dinleme

c)    Disiplinli, disiplinsiz dinleme

4-    Dinlerken not alma

5-    Ana fikri kavramaya çalışma

6-    Dinleyenin dikkatini devamlı canlı tutması

7-    Soru sorma

TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI
KOMPOZİSYON -2

I.    BÖLÜM
PSİKOLOJİK GÜÇLENDİRME

KONULAR:

1-    Birikim Kazanmak Üzere Dinleme:

a)    Konu ve konuşmacı üzerinde dikkati yoğunlaştırma

b)    Önyargılardan uzaklaşma

c)    Kavrayarak dinleme

ç) Dinlenen süresinde ana fikir ve yardımcı fikirler bulma

d)    Dinlerken not alma

2-    Konuşmacıya Soru Sorma:

a)    Karmaşık olanı sorma

b)    Örneklendirilmesini isteme

c)    Yoğun veya açık olmayan ifadeleri sorma

TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI
KOMPOZİSYON 3

II.    BÖLÜM
DİNLEME

KONULAR:

1-    Dinlenileni Değerlendirme

2-    Dinleneni Eleştirme

3-    Dinlenilenlerden Seçmeler Yapma

4-    Dinleme Sırasında Seçilenleri Söz ve Yazıda Kullanma”

Dikkat edilirse programda dinleme eğitimine ayrı bir bölüm ayrılmış ve
dinlemeyle ilgili hemen bütün hususlar göz önünde bulundurulmuştur. Ancak
1957 ve 1976 programlarında olduğu gibi bu programda da bu çalışmaların
nasıl yapılabileceği konusunda herhangi bir etkinlik örneği vb. verilmemiş ve
bunun bir sonucu olarak da bu programda yer alan dinleme eğitimi konuları ya
çok az işlenmiş ya da hiç dikkate alınmamıştır.

D. 2005 “Türk Edebiyatı” ve “Dil ve Anlatım” Ders Öğretim
Programları

Talim Terbiye Kurulu (TTK) Başkanlığının 07.06.2005 tarih ve 184
sayılı kararıyla liselerdeki eğitim-öğretim süresi tüm liseler için dört yıla
çıkarılmış ve bazı liselerdeki hazırlık sınıfları kaldırılmış ve bunlar normal
eğitim sürelerine eklenmiştir.

Bu düzenlemeyle birlikte liselerdeki Türk dili ve edebiyatı derslerinde de
düzenlemeye gidilmiştir. TTK Başkanlığının 14.07.2005 tarih ve 197 sayılı
kararıyla önceden tek bir ders adı altında yapılan Türk dili ve edebiyatı dersleri
Türk Edebiyatı, Dil ve Anlatım dersleri adı altında iki farklı derse ayrılmıştır.
Bu uygulamayla edebiyat dersi kompozisyon ve dilbilgisi derslerinden ayrılarak
müstakil hâle getirilmiştir. Bunun gerekçesi de “Dil ve edebiyat öğretiminde,
XX. yüzyılda iletişim, dil bilim, anlam bilim ve yorum bilim alanlarında
ulaşılan düşünce ve gerçekleştirilen çalışmalardan yararlanılarak; Türkçenin
kullanımı esnasında kazandığı ve kazanabileceği her türlü değer ve özelliği
öğrencilere beceri düzeyinde kazandırmak amacıyla, “Edebiyat Programı”
yanında bir de “Dil ve Anlatım Programı”na ihtiyaç duyulmuştur.” (MEB,
2005: 1) şeklinde ifade edilmiştir.

“Hazırlanan programda soyut bilgiler verme, anlatımla ilgili tavsiyelerde
bulunma yerine; metinlerden hareketle öğrencilerin dinleme, konuşma, okuma
ve yazma alanlarında becerilerini geliştirerek Türkçenin özelliklerini
kavramaları; bu alandaki kişisel uygulamalarıyla dili her düzeyde doğru ve
güzel kullanabilme zevki ve alışkanlığı kazanmaları hedeflenmiştir.” (MEB,
2005: 3) “Programın Hareket Noktası ve Amacı” başlığı altında verilen bu
açıklamalardan sonra Genel Amaçlar kısmında dinleme eğitimi ile ilgili şu dört
madde yer almaktadır:

Madde-3 İletişim aracı olarak dilin işlevlerini kavratmak.

Madde-12 Dinlediklerini ve okuduklarını doğru inceleme ve anlama
becerisi kazandırmak.

Madde-20 Dinleme, konuşma, okuma, yazma, faaliyetlerinde Türkçenin
yazım kurallarına, söyleyiş özelliklerine ve inceliklerine özen göstermelerini
sağlamak.

Madde-21 Dinlediklerini, okuduklarını, anladıklarını düşündüklerini söz
ve yazıyla planlı, etkili, akıcı, anlaşılır biçimde ifade edebilmelerini sağlamak.

9. sınıf dil ve anlatım programında dinleme öncelikli olarak
öğrencilerdeki telaffuz hatalarının giderilmesine yönelik olarak programa
konulmuştur. Üçüncü ünitede yer alan “Bir dilin ses terbiyesi ve konuşma
biçiminin nasıl öğrenilebileceğini kavrar.” kazanımı için şu etkinlik tavsiye
edilmiştir: “Öğrencilerden Türkçeyi güzel konuşan bir kişinin konuşmasını
kaset ve CD’den defalarca dinlemeleri ve bu konuşmayı diğer insanların
konuşmalarıyla karşılaştırmaları istenir. Öğretmen, telâffuzu kusurlu
öğrencilere tiyatro sanatçılarının konuşmalarını içeren ses bantları bulmalarını
önerir. Öğrencilerin bunları dinleyip dinlemediklerini kontrol eder.”(MEB,
2005:30)

2005 yılında uygulamaya konulan dil ve anlatım dersi öğretim
programında dinlemeye daha çok sınıfta okunan metinlerin dinlenmesi
biçiminde yer verilmiştir. Öğrencilerin etkili dinleme becerilerini geliştirmeye
yönelik yapılabilecekler konusuna değinilmemiştir. Program incelendiğinde
kapsamlı hazırlandığı göze çarpmaktadır ancak dinleme eğitimi açısından
durum böyle değildir.

IV. Sonuç ve Öneriler

Bütün derslerde başarıya giden yol etkili dinleme becerisini kazanmaktan
geçmektedir. Bu sebeple dinleme eğitimine gereken önem verilmelidir.

Her ne kadar ihmal edilse de dinleme eğitimi en az diğer üç dil becerisi
kadar önemlidir. Özellikle iletişim teknolojisinde meydana gelen değişimlerin
bir sonucu olarak dinleme becerisi daha da önem kazanmıştır. Bu yüzden diğer
üç dil becerisinin geliştirilmesi için harcanan zaman ve emek kadar dinleme
eğitimine de yer verilmelidir.

Öncelikli olarak dinleme eğitiminin önemi konusunda öğrencilere
rehberlik hizmeti verilmelidir. Burada özellikle Türkçe, Türk Dili ve Edebiyatı
dersi öğretmenlerine büyük görev düşmektedir. Öğretmenlerin bu görevi yerine
getirebilmeleri için öncelikli olarak öğretmenlik eğitimi süresince hem
kendilerinin etkili dinleme becerilerini geliştirmeleri hem de öğrencilere etkili
dinleme becerisinin nasıl kazandırılacağı konusunda özel öğretim bilgilerine
sahip olmaları gerekir. Ancak maalesef dinleme eğitimi liselerde olduğu gibi
üniversitelerin özellikle Türk dili ve edebiyatı öğretmeni yetiştiren
bölümlerinde de ihmal edilmektedir. Bu sebeple hem liseler hem de öğretmen
yetiştiren bölümlerde dinleme eğitimine katkı sağlayacak kapsamlı, etkinlikleri
içeren öğretim programlarının hazırlanması gerekmektedir.

Dinleme eğitiminin daha etkili bir şekilde yürütülebilmesi için sınıflar
teknolojik açıdan yeterli düzeye getirilmelidir. Bu konuda ayrıca öğretmenlerin
teknoloji kullanımı konusunda bilgi ve becerilerinin arttırılması konusunda
çalışmalar yapılmalıdır.

Özellikle dil derslerinde yapılan ölçme değerlendirme faaliyetlerinde
dinleme becerisi ihmal edilmektedir. Bunun bir sonucu olarak da dinleme
becerisinin hangi seviyede olduğu ve ne düzeyde geliştiği tam olarak tespit
edilememektedir. Bu sorunun ortadan kalkması için ölçme ve değerlendirme
faaliyetlerinde mutlaka dinleme becerilerinin ölçme ve değerlendirilmesine yer
verilmelidir.

Kaynakça

Adalı, O. (1983). “Ana Dili Olarak Türkçenin Eğitimi Üzerine”, Türk Dili, Dil Öğretimi
Özel Sayısı,
Sayı: 379.

Cemiloğlu, M. (2001). İlköğretim Okullarında Türkçe Öğretimi, İstanbul: Alfa Yay.
Erişen, S. (1977). “Son Türk Dili ve Edebiyatı Programı Üzerine”,
Türk Dili, Şubat
Sayı:305.

Göğüş, B. (1983). “Ana Dili Eğitim Programlarının Niteliği”, Türk Dili, Dil Öğretimi
Özel Sayısı, Ağustos-, Sayı-379.

MEB. (2005). Dil ve Anlatım Dersi 9, 10,11, 12. Sınıflar Öğretim Programı, Ankara.
MEB. (1976).
Tebliğler Dergisi, Sayı:1901.

MEB. (1992). Tebliğler Dergisi, Sayı:2370.

MEB. (1957). Tebliğler Dergisi, Sayı:976.

Osada, N. (2004). “Listening Comprehension Research: A Brief Review of the Past
Thirty Years”,
Dialogue, , Vol. 3.

Özbay, M. (2001). “Türkçe Öğretiminde Dinleme Becerisini Geliştirme Yolları”, Türk
Dili,
Ocak- Sayı:589.

Özbay, M. (2005/ Bir Dil Becerisi Olarak Dinleme Eğitimi, Ankara: Akçağ Yay.
Özdemir, E. (1983). “Ana Dili Öğretimi”,
Türk Dili Dergisi, Dil Öğretimi Özel Sayısı,
Ağustos, Sayı:379.

Robertson, A. K., (1999). Etkili Dinleme, İstanbul: Hayat Yay.

Senemoğlu, N. (2005) Gelişim Öğrenme ve Öğretim, Ankara: Gazi Kitabevi.
Sillars, S., (2003).
İletişim, Ankara: M.E.B. Yay.

Yalçın, A., (2002). Türkçe Öğretim Yöntemleri, Ankara: Akçağ Yay.

1

Arş. Gör., Atatürk Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Ortaöğretim Sosyal Alanlar Eğitimi-
Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenliği ABD
bahadir@atauni.edu.ti