ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ-TÜRKOLOJİ ARAŞTIRMALARI MERKEZİ
Anasayfa | Makale Bilgi Sistemi | Konu Dizini Yazarlar DiziniKaynaklar Dizini | Makale-Yazar Listesi |  Makale Sayısı-Tarih Listesi | Güncel Türkoloji Kaynakçası

Atatürk Araştırmaları || Çukurova Araştırmaları || Halkbilim || Dilbilim || Halk Edebiyatı || Yeni Türk Dili || Eski Türk Dili
Yeni Türk Edebiyatı || Eski Türk Edebiyatı || Dil Sorunları || Genel || Tiyatro || Çağdaş Türk Lehçeleri

 

GÖKLEN TÜRKMENLERÎ (=TÜRKMENÎSTAN) HALK
İNANÇLARINDAKİ ÖLÜM TEMASINA DAÎR BAZI
KARŞILAŞTIRMALAR

TÜBAR-XXVIII-/2010-Güz/

Dr. Yaşar KALAFAT*

ÖZ: Karşılaştırma metninde, Göklen Türkmenlerinin Türkmenis¬
tan Türkmenliğindeki yerine kısa değinip, bu toplumun halk inançların¬
dan ölüm dönemi ile ilgili inançların üzerinde durulmuştur. Bu münase¬
betle ölüm evveli, esnası, esnası ve sonrası ile ilgili inançlarda; “ekmek”,
“kokulu besinler”, ”taziye aşı”, “taş”, “toprak”, “ata ruhlan”, “hortlama”,
“ağıt”, “yas”, “kırklama”, “tavaf’, “sahiplilik”, “ters”, “tütsü”, “kara Çar¬
şamba” gibi inanç motifleri, simgeleri ve objeleri ele alınmıştır.

Bunların diğer Türk kültürlü halklar arasındaki benzerlikleri ve
farklılıkları üzerinde durulmuş, nedenleri tartışılmış, yorumlamaları cihe¬
tine gidilmiştir. Böylece aynı kültür coğrafyasını paylaşan halkların, kül¬
tür akrabalıklarına, halk inançları kültüründen hareketle köprüler kurul¬
mak suretiyle izah getirilmeye çalışılmıştır.

Anahtar Kelimeler: Gölken Türkmenleri, ölüm, taziye, ağıt, yas,
ata ruhları

Some Comparisons on the Death Theme in the Peoples’ Beliefs of
Göklen Turkmen

ABSTRACT: In this comparative study, the place of Goklen
Turkmen in Turkmenistan Turkmenship is briefly pointed out while the
utmost importance is given to beliefs related to death period of peoples’
belief in this society. In this connection, some belief motifs, symbols and
objects such as “bread”, “odorous foods”, condolence meal”, “rock”,
“soil”, “ancestors’ spirits”, “rising from the grave”, “wailing”, “mourn¬
ing”, “waiting forty days after the death”, “circumambulation”, “posses¬
sion”, “cross”, “incense” and “black Wednesday” in beliefs related to pre¬
death, intra-death and post-death periods are discussed in detail.

The similarities and differences between this society and other
peoples of Turkish culture are emphasized, the reasons of these are dis¬
cussed and they are interpreted. Consequently, the cultural relationship of

yasarkalafat@gmail.com

the peoples sharing the same cultural geography is tried to be explained

by building bridges from the culture of peoples’ beliefs.

Key Words: Goklen Turkmens, death, condolence, elegy, ances¬
tors’ mourning, spirits

Giriş

Göklen Türkmenleri, Türkmenistan Türkmenliğinin millî kilim
motiflerini, Türkmenistan bayrağına desen veren Teke, Yomut, Yazır ve
Alili gibi beş büyük boyundan birisidir. Göklenler ülkenin daha ziyade
güney batısında (Sumer 1992: 338), Tekeler orta kesimde, Yomutlar batı
bölgesinde, Sarılar/Ersarılar ise güneyinde (Berhanov 1993) yaşarlarken
Yazır ve Alili’lerin Türkmenistan’ın geneline dağıldıkları kabul edilmek¬
tedir. Türkmenistan Türkmenliği için bu tür bir bölgesel sınırlama yap¬
mak şüphesiz gerçeği tam yansıtmaz. Biz, bir genelleme yapmak adına bu
dağılımı bu şekilde belirtmek bir fikir verebilir, diye düşündük.

Esasen Türkiye’de olduğu gibi Azerbaycan ve Türkmenistan’da da
milletleşme sürecine çoktan girilmiş halk kesimlerinin kaynaşması sonu¬
cu bu tür isimlendirmeler büyük ölçüde arşiv kayıtlarında kalmıştır.

Mahdumkulu’nun günümüzden çok evvel bulunduğu,

Türkmenler bağlasa bir yeri beli,

Kurutur fuzum’u Derya-yı Nil’i
Teke, Yomut, Göklen, Yazır, Alili
Bir devlete kulluk etsek beşimiz

(Türkmen-Galdiyev 1995: XV)

şeklindeki temennisi gerçekleşmiş, Türkmenistan’ın var olan birliği peki¬
şerek güç kazanmıştır. Ne var ki, çağın emperyalist bir kısım toplumbi¬
limcileri, sosyo-kültürel damarı sömürmekten doymuyorlar. Günümüzün
bazı oryantalistleri, virüs bulaştırmak için en uygun ortamı bu damardan
seçmektedirler.

Biz bu incelememizde, benzeri diğer çalışmalarımızda olduğu gibi
Göklen Türkmenlerinin halk inançlarından ölüm konulu olanların üzerin¬
de duracağız. Esasen Türkmenistan Türkmenlerinde yaşamakta olan ölüm
içerikli inançlar bizim yabancımız değildi. Evvelce de bu konuda çalış¬
malarımız olmuştu (Kalafat-İlyasova 1998: 14-17). Bu kez kısmen yeni
bazı bulguları, Türk kültür coğrafyasından benzerleri ile karşılaştıracağız.
Bütünü, ulus devlet çapında parçalama adına strateji geliştiren güçlere,
Türk kültür coğrafyası genelindeki akrabalık bağlarının, halk inançların¬
dan da gelebileceğini, Harezmî Türkmenleri çalışmamızdan (Kalafat
2009 45-69) sonra bu çalışmamızla da göstermeye çalışacağız.

Metin

Türkmenistan ’da Toy evine götürülen çift nesneler mesela
ekmek, yas evine tek götürülür, böylece ölüm olayında bereket di¬
lenilmemiş olunur. Türk kültür coğrafyanın bazı kesimlerinde aynı
inançtan hareketle ikram da tek tabakta yapılır. Yas evine ekmek
götürülmekle, “ölüm ateşi soğusun ateş sönsün istenilmiş” olur.
Ölü evine götürülecek pidenin hamuru tırnaklanırken, mutadın ter¬
sine tırnaklama, ortadan değil kenardan başlatılıp ortada bitirilir.
Bununla murat, “sıralı ölüm olsun, hayata daha doymamış gençler
erken ölmesin ”dir. Bir diğer yoruma göre de evin direği durumun¬
da olup, ölümü ile ailenin dağılmasına yol açabilecek durumda
olan kişi ölmesin” demektir
(İlyasova 2005: 182-192).

Komşudan yas evine bazen üç bazen yedi gün getirilen yemeğin
kabı iade edilirken o kap, ölüm o eve de bulaşmasın diye iyice paklanır
(İlyasova 2055: 182-192). Aşure tabağı ise boşaltılıp geri verilirken, be¬
reketi bulaşsın diye, çok kere yıkanmadan veya içine bir şeyler konularak
verilir.

Ölü evinde, hayattakilerin elbiseleri ters asılırlarken ölünün giysile¬
ri ters asılmazlar. Dirilere ait giysiler de ters asılırlar ise ölen kimsenin
ruhu “bunların sahipleri de ölmüş” diye düşünebilirler, şeklinde bir inanç
vardır. Bu kurala uymayanlara öteki âlemde azap çektirileceği inancı çok
yaygındır (İlyasova 2005: 182-192).

Göklen Türkmenlerinde de ölünün son banyosunu “ölü
yuyucular/yıkayıcılar” yaparlar. Çok kere gusülhanelerde yapılan yıka¬
ma işleminde erkekler ve kadınlar eş cinsleri olan yıkayıcılar tarafından
yıkanırlar. Sair banyolar yapılırken kişinin, ayağının altına sabun sürme¬
mesi, inancı vardır. İnanca göre ölünün ayağının altına sabun sürüldüğü
için diri kimseninkine sürülmesinin doğru olmadığı ifade edilir ve uygu¬
lamanın tersi yapılır. Teneşirde ayakları kıbleye gelecek şekilde ilkin sol
tarafından başlanılarak 3 baş yıkanılan ölünün temizlenmemiş yeri bıra¬
kılmaz. Sağların abdesti sağdan başlatılırken ölü abdesti dirilerinkinin
tersine soldan başlatılır (Kalafat 1997: 15-19). Sonra kefenden alınmış
bir parça ile ölüye altından taharet verdirilir. Daha sonra kelime-i şahadet
getirerek ölüye abdest aldırılır. Yıkanılan ölünün yanında mum yakılması
“yıkandığı yeri bulması inancı” ile ilişkilendirilmiştir. Ölünün yıkanma¬
dan evvel ve sonra yanında ışık yakılması gerektiği inancı bu coğrafyanın
kültürünü paylaşan halklar arasında çok yaygındır. Bazı yörelerde ölünün
defin için kaldırıldığı yere bir taş konur. Bununla, yerinde ağır olsun, me¬
sajı verildiğine, böylece hortlamayacağına inanılır. Nitekim gelin kızın
cebine de yeni evine giderken taş konulduğu olur. İnanca göre, böylece
yeni evini benimseyecek, yerli yersiz kaçıp baba evine gelmeği düşün¬
meyecektir.

Hortlama etrafında da oluşmuş bir hayli inanç vardır. Türkmenis¬
tan’ın Gölken Türkmenlerinde merhum rüyalara fazla giriyor ise, rüyaya
giriş şeklinden rahatsızlık duyuluyor ise, kişi soğan yiyerek ve ayetler
okuyarak yatmalıdır (Kaynak kişiler H. Nuriyev-Ş. Sabiov-K. Bayram).

Soğan kokusu da, sarımsak kokusunda olduğu gibi, istenmeyen bir
kokudur. Özellikle camilere bu kokularla girilmez, güzel kokular sürülür.
Cuma akşamları bu tür yiyeceklerin kokusundan melekler rahatsız ola¬
cakları, gelmeyecekleri için yenilmelerinden kaçılır (Kalafat 2001: 85¬
90).

Türkmenistan’da merhum yıkanırken onun hakkında hiçbir şey
söylenilmez. Cenaze namazı kılındıktan sonra ve definden evvel hoca,
ölmüş kimsenin nasıl bilindiği sorulunca coğrafyanın sair yerlerde olduğu
gibi “iyi insandı”, “iyi biliriz” denilmesi gerektiğine inanılır. Ölen kimse¬
nin arkasından ağlanıp ağlanmadığını, kimlerin onun için üzüldüğünü
ölen kimsenin anladığı inancı vardır. Ölen şahsın ruhu, “gözüm kapılarda
kulaklarım yüksek tepelerde duyar ve görürüm” dermiş. İnanca göre ölen
kimse son deminde yakınlarını yanında görürse sorgu sualinin kolay ge¬
çeceğine inanılır (İlyasova 2005: 182-192). Bu yörede bilhassa Göklen
Türkmenlerinde cenaze namazında yapılan duanın Allah tarafından kabul
edileceği inancı vardır. Ölen birisinin cenazesinde dua eden kimse kendi¬
sine dua etmiş olur inancı vardır. (Kaynak kişiler H. Nuriyev-Ş. Sabiov-
K. Bayram) Anadolu Türk kültür coğrafyasında, “yasta herkes kendi acı¬
sına ağlar” inancı vardır.

Anadolu Türk kültür coğrafyasındaki “yerin kulağı vardır” sözü
toprağın duyabileceği anlamına gelebildiği gibi bu sözden daha ziyade
görünmeyen birileri tarafından duyulabilir anlamı da çıkarılır. Türk kül¬
türlü halklarda “toprağı haber götürmesin” denilirken de, ölen kimse ile
ilgili duymasını istemediği şeyler konuşulunca, toprağı ile ölen şahıs ara¬
sında bir iletişimin olduğu anlatılmış olunur.

Cenazeye çok kişinin katılması, yakınlarından iştirakin fazla olma¬
sı, sevilen kimse olması, helâlleşen şahıs sayısının fazlalığı, çok sayıda
kimsenin ölü için dua etmesi anlamına geleceği için sorgu sualinin kolay
geçeceği şeklinde algılanmış olmalı. Buradan hareketle cenaze namazla¬
rının büyük, çok cemaatli camilerde kılınması istenir.

Türk kültürlü halklarda duaların kabul gördüğüne inanılan muay¬
yen ay ve geceler, hac gibi kutlu yerler vardır. Cuma namazının belirli
anları, namazda secde anı, bebek bekleyen annelerin ve gelin kızların ni¬
kâh anları, yetimler ve gariplerin sevindirilme vakitleri bunlardandır.
Göklen Türkmenlerinde de cenaze namazı ile ilgili böyle bir inancın ol¬
ması, bu konudaki bilgi birikimine yeni bir ilmek, zenginlik kazandırmış¬
tır.

Kırım, Dağıstan, Azerbaycan Anadolu, İran ve Irak Türklerindeki
bir inanca göre ölülerin ruhları Cuma akşamları evlerine gelir evin fertle¬
rini adeta kontrol eder, onlar iyi ve güzel işler yapıyorlarsa, mesela
Kur’an-ı Kerim okutup, helva kavurup aile ve çevre fertleri ile iyi geçini¬
yorlarsa, mutlu olarak dönerler. Sarhoş, kavgacı, geçimsiz, haksızlık ya¬
pan bir yaşam içerisinde iseler mutsuz dönerler. Bazı yörelerde çocukla¬
ra: “Güzel otur, dedenin ruhu ziyarete geldi bak, şimdi pencerede” denil¬
diği de olur. Âdeta bu dünyadan göçenlerle bu dünyada kalanların ruhları
arasında süreklilik arz eden bir iletişim vardır.

Sahiplilik inancının varlığını Türkmenistan’ın Göklen Türkmenle-
rinde de görmekteyiz. Yas yerinden bir şey alınır ise, yıldız görününceye
kadar o alınan şeyi kişi kendi evine getirmemelidir (Ş. Saibov). Mezarlık¬
lardan, türbelerden ve yatırlara ait hazirelerden izinsiz bir şey alınması
men edilmiştir. Bu mekânlardaki her şey ölü, ölüler veya görünmeyen
bazı güçlerce sahiplenildiği inancı vardır (Kalafat 1996: 16-23).

Göklen Türkmenlerinde geçmişte mezarlığa cenazeyi götürenlere
para verilirken, şimdilerde bütün hizmetlilere verilmektedir. Ölüm müna¬
sebeti ile mezarı kazana, ölüyü yıkaya, definde hizmeti bulunanlara, daha
sonra mezarın başında yakılmış ateşin sönmemesi için bekleyenlere,
Kur’an okuyanlara, ağıtçılara ayrı ayrı, aynî ve nakdî ödemeler yapılır
birçok yerde bu hizmetler için yapılan harcamalar özel isimler verilir.

Göklen Türkmenlerinde ölünün tabutu götürülürken tabutun altına
girmede veya cemaatin önünde en büyük erkek evlada, küçük erkek evla¬
da bunlar yoksa yakınlarına öncelik tanınır (H. Nuriyev-Ş. Saibov-K.
Bayram).

Cenazeme ölenin cinsiyetini belirlemede tabuta yazma koymak gi¬
bi özel tanımlamalar yapılır. Tabutu taşıyanlar sedyenin altına önden ve
besmele ile girmelidirler (Kaynak kişi H. Nuriyev). Çok kere yedi adım¬
dan sonra taşıyıcı yerini cemaatten birisine bırakır. Bu hizmetin çok se¬
vap olduğuna inanılır. Erkek evladın cenazelerdeki özel konumu, Anado¬
lu ve yakın çevresi Türk kültür coğrafyasında daha ziyade ölen şahsın
mezara indirilmesinde önemsenir. Göklen Türkmen halk inançlarından
yapılan bu tespit erkek evladın ailedeki yeri bakımından önem arz etmek¬
tedir.

Kars çevresinde ölü evinde yapılan ikramın adı, can aşı, ölü ye¬
meğidir. Farklı isimlerle ve değişik uygulama biçimleri ile yaşatılan bu
inanç ölünün üçüncü, yedinci ve elli ikinci günlerinde tekrarlanır. Üçün¬
cü günde mezara hizmet edenlere verilen yemeğe “kazma ekmeği” de¬
nir. Ölü gömüldükten sonra mezara su dökülür (Turan, 1982: 547-557).
Bu uygulamalar Anadolu (Örnek 1971: 65-75) ve Türkmenistan Türk
dünyasında (İlyasova 2005: 182-192) olduğu gibi diğer Türk kültürlü
halklar arasında da yaşamaktadır. Türkmenistan’da ölünün 3, 7, 40 ve
52’si yapılır,
Kur’an okutur bol sadaka verilir ise, hayırları işleyenin rü¬
yasına ölünün iyi gireceğine inanılır. Türkmenler kel bir kimsenin bol sa¬
daka verilmesi halinde öteki dünyada bu sadakaların saç olarak karşısına
çıkacağına inanılır. Ölünün muayyen zamanlarda dini bir uygulama ola¬
rak yemekle anılması, onun öldükten sonra da, ruhu için bir şey yapılması
gerektiği, yani onun bir yerlerde hayır hasenat beklediği inancının bir so¬
nucudur. Bunun çeşitli örneklerine rastlayabiliyoruz (Örnek 1971: 65¬
75).

Göklen Türkmenlerinde saç ile ilgili bir inanca göre de, cenazeyi
götüren devenin yağından saçına süren kimsenin saçı çabuk ağarır.
(İlyasova 2005: 182-192) Türk kültürlü halklarda saç, kadın saçı, na¬
mahrem olan saç, yaslı kimsenin kesilen saçı, uluorta saçılan saç, saç ve
büyü gibi bağlantılar itibariyle adeta bir kült oluşturmuştur (Kalafat 2006:
308-314).

Göklen Türkmenlerindeki ölüm merkezli hayır hasenat işlemlerini
Anadolu Türk kültür coğrafyasından da çeşitli örneklerle karşılaştırabili-
yoruz. Amucalar Bektaşi Türk aşiretinde mezar kazımında çalışanlara
irmik helvası, söğüş pişirilmiş bir horoz, peynir, ekmek gönderilir, buna
“mezarlık ekmeği” denir (Aktaş 1999: 74-84 ).

Amucalar, can aşı olarak, mezarlıkta işler bitince toplu halde cena¬
ze evine gidilince şeker, bisküvi gibi şeyler dağıtılır. Ölü evinde kurban
helva, pilav, hoşaf ve diğer yiyecekler hazırlanıp taziyeye gelenlere dağı¬
tılır. Buna “ölü aşı” denir. Bektaşî tarikatına girmiş kişi “Nasip Kurba¬
nı” nı sağlığında kesememiş ise, kurbanı kırkı çıkana kadar kesilir.
(Aktaş 1999: 74-84 )

Bu tür örneklemeleri Türk kültür coğrafyasından yapabilirken,
Anadolu Türk kültür coğrafyası halklarından Tahtacılar, Sıraçlar
evdili/ana dili Türkçe olmayan Zazalar, Kürtler ve Nusayriler, kısmen
Yezidiler diğerleri için de yapabiliyoruz.

Merhumun özel eşyaları gariplere, yetimlere yoksullara verilir. Bu
inanç ve uygulama diğer Türk kültürlü halklarda da vardır. Göklen
Türkmenlerinde aksi yapılması halinde yakınlarının rüyasına merhumun
çıplak gireceğine inanılır (İlyasova 2005: 182-192).

Türkmenistan’ın Gölken Türkmenlerinde ölen şahsın mezarına ilk
toprağı atma bir hak ve vazifedir. Bu hak ölen şahsın varsa oğluna veril¬
miştir. Sonra ölenin ağabeysisi toprak atmalıdır. Yakınları olmayan kim¬
seler için “Bir kürek toprağı atanı yoktu” denir (İlyasova 2005: 182-192).
Toprak atanı bol olma inancı Türk kültür coğrafyasında çok yaygındır.

Türkmenistan’ın Gölken Türkmenlerinde ölen kimsenin biran ev¬
vel defnedilmesi gerektiğine inanılır. Aksi halde ölen şahıs kendisini tan¬
dırın içerisinde yanıyorcasına azap çektiğine inanılır. (H. Nuriyev-K.
Bayram) Cenazenin fazla bekletilmesinin doğru olmadığı inancı bu kültür
coğrafyasında çok yaygındır. Bu konuda “yerini bulmak ister” gibi ifade¬
ler kullanılır. Sılada beklediği olan kimse varsa, gözlerinin açık gittiği
söylenir. Gözü arkada kalan ölülerin gözlerine toprak sürülüp “gözünü
toprak doyursun” denildiği bilinir.

Türkmenistan’ın Göklen Türkmenlerinde ölü yas evinden çıkarıl¬
dıktan sonra taziyeye gelenlerin oturdukları keçe, taziyeye gelenlerin her
çıkışlarında, yeni gelenler oturmadan evvel, çok kere eşikten dışarı çıkarı¬
lıp silkelenip tekrar serilir ve bu keçenin köşesi tersine kıvrılır. Keçe sil¬
keleme işinin izahı yapılırken, “ölen kişi yas evinden çıkarıldıktan sonra
taziyeye gelenlerden yakınlarının da olduğunu, ölümden üzülmelerini is¬
temediklerinden keçeler sıkı sıkı silkelenir.” denilmektedir. ( Kay. Kişiler
H. Nebiyev-Ş. Sabiov-K. Bayram) Sergilerin bilhassa seccadelerin namaz
kılındıktan sonra köşesinin kıvrılması, Anadolu ve yakın çevresi kültür
coğrafyasında da yaşamaktadır. Bu kıvırma “boş kalan secdede şeytan
namaz kılmasın” şeklinde izah edilir (Kalafat 1997: 15-19).

Kars’ın bazı yörelerinde, ölü ılık su ile yıkandıktan sonra sonunda
“âhiret suyu” denilen bol bir su dökülür. Beyaz kefen ölünün ailesinin
mali durumuna göre 2 kattan 7 kata kadar sarılır. “âhiret gömleği”ne
ölen genç kadın ise eşyalarından uygun parçalar kefene sarılır, başına
renkli valalar/büyük başörtüleri bağlanır (Turan 1982: 547-557). Türk¬
menistan’ın Göklen Türkmenlerinde ölen şahsı yıkayacak olan kimsenin
giysisi ve bedeni gibi kalbinin pak olması aranır. Ayrıca Göklen Türk-
menlerinde son banyosu yaptırıldıktan sonra ölünün üzerine yatırıldığı
sergi, bez yakılır (İlyasova 2005:182-192). Yakarak paklama Türk kül¬
türlü halklardan ateşin temizleyici olduğu inancından kaynaklanır (Kala¬
fat 1995: 297-307).

Türk kültürlü diğer halklarda olduğu gibi Göklen Türkmenlerinde
de ölünün son banyosunda kullanılan cenaze suyu ulu orta çiğnenebile-
cek kirli ortamlara akıtılmaz. El ayak deymeyecek uygun bir yere dökü¬
lür. Bu suya basılması ve suyun üzerinden atlanması istenilmez (Kay. ki¬
şiler H. Nuriyev-Ş. Sabiov-K. Bayram) üzerinde atlama konusu da halk
inançlarında izah gerektiren ayrıntı içerir. Uyuyan insanın, küçük bebe¬
ğin, ölünün üzerinden atlanılmaz. Yanlışlıkla atlanılmış ise bu defa ters
istikamette atlanılması istenir. Böyle hallerde bebeklerin büyümeyip has¬
talanacaklarına uyuyanların ölebileceklerine inanılır. Muhtemelen bu
inancın derinliklerinde basmak-basılmak inancı olmalı. Özellikle kedinin
bilhassa kara kedinin atlaması çok sakıncalı bulunur.

Kutlu kabul edilen kurban kanı, ulu zatların abdest suyu ve benzer¬
leri de ayaklanabilecekleri yerlere dökülmez, çiğnenmeleri istenilmez.
Ağaç altına döküldükleri bir kuyuda toplanılıp kuyuların kapatıldıkları
olur.

Amucalar’da testi veya ibrikle getirilen su, mezarın baş kısmından
başlayarak ayakucunda bitirmek üzere dökülür. Bu işlemi, ölünün ya ya¬
kın akrabası olan bir çocuk veya yetim / öksüz bir çocuk yapar
“Göklenler, Yomutların doğusunda Etrek ve Gürken arasında yaşamakta¬
dırlar”

Bu işlem üç gün sürer, su dökülmesi güneş doğmadan sabahleyin
yapılır (Aktaş 1999: 74-84). Suyun dökülmesinden murat öbür âlemde
yaşanacak azabın azaltılmasıdır. Zira su âlem değiştirmede yolu kısaltan
bir faktördür. Suyun dökülmesinde çocuk veya yetim çocuk seçilmesi,
çocukların yetim olmaları Allah’ın merhametini celp etmek içindir. Af¬
ganistan ve Bolu yöresi Türklerinde yağmur duası için yetim kız, “kepçe
gelin/çömçe gelin” olarak dolaştırılır. Yetim çocukların ve gariplerin
Göklen Türkmen halk inançlarında da özel bir konumu vardır. Onlara ön¬
celik verilir.

Ölen kimsenin ruhunun ilk 40 gün evini odasını her akşam ziyaret
ettiğine inanılır. Daha sonra bu ziyaretler Cuma gecelerinde olur. Bu iti¬
barla ölünün odası kırk gün aydınlatılır, odasında tütsü yapılır. (Kalafat
2003: 412-418) Türkmenistan’ın Gölken Türkmenlerinde ölümü takip
eden günlerde Perşembe günü ikindi namazından sonra yemek kokusu çı¬
karılması gerektiğine inanılır. Ölen şahsın bu kokuya geldiği inancı var¬
dır. Bu günlerde özellikle Kuran okunmasını beklediklerine inanılır
(İlyasova 2005: 182-192). Türkmenistan’da tütsü yaparak fenalıklardan
korunmak ve kurtulmak hayatın her dönemine girmiştir. Türk kültürlü
halklarda belirli kutlu gecelerde helva türü koku çıkaran taamların hazır¬
lanıp dağıtılması ile sevap işleneceği inancı çok yaygındır (Kalafat 2009:
159-175).

Türkmenistan Türkmenlerinden Göklen Türkmenlerinde ölünün
ardından Perşembe günleri dikiş yapılmaz, çamaşır yıkanmaz. Bu günler
merhumun ruhuna Kuran okuma günleridir. Bu günlerde ölen şahıs gele¬
bilir diye düşünülüp kapılar açık bırakılır (İlyasova 2005: 182-192). Haf¬
tanın belirli günleri bazı işlerin yapılmaması ve bazı işlerin yapılması
Türk kültür coğrafyasında büyük ölçüde ortaktır. Zerdüştizm’in izlerini
taşıyan Çarşamba ve kara Çarşamba inancı Muhammedî İslam’la yerini
Perşembe gününe ve Cuma akşamına bırakmıştır.

Kıbrıs Türk kültür coğrafyasında ölünün gömülmesinden sonra 3
sabah namazı ailesi tarafından ellerindeki nur suresi okunmuş su ile bir¬
likte ziyaret edilir. Bu su dökülünce ölen kimsenin ziyaretçileri gördüğü¬
ne inanılır. “Okunmuş su” inancı Türk kültürlü halklarda çok yaygıdır.
Okunmuş suda hikmet aranır. Bu suyun, nazara, korkuya, başarısızlığa ve
benzerlerine karşı iyi geldiği inancı Göklen Türkmenlerinde de vardır.
Özel olarak okutulduğu gibi, Mevlit okunurken tuzla birlikte hafızın önü¬
ne konularak okunmasının sağlandığı da olur.

Doğum yapmış anne ve bebeğinde olduğu ölen kişiye de kırkı ya¬
pılır. Buna “kırklama” denir. Kıbrıs’ta her cumartesi günü güneş doğ¬
madan ölen kişinin mezarı ailesi tarafından ziyaret edilir. Ayrıca pazarte¬
si, Perşembe arife ve bayram ve diğer özel günlerde de ziyaret yapılır. 39
uncu gününde “Kırk Mevlidi” okutulur (Mear 1992: 86-87). Göklen
Türkmenlerinde ölen erkeğin kırkı dolmadan hanımı erkek misafirlerin
önünden geçerse, ölünün kırkı açılır, bozulur. İnancı vardır (Kay. kişiler
H. Nuriyev-Ş. Sabiov-K. Bayram). Kadın kişinin er kişinin önünden geç¬
mesi, bilhassa sabahleyin erkeğin işine ilk çıkışında bu durumun yaşan¬
ması Anadolu ve Kuzey Kafkasya halk inançlarında da uygun bulunmaz,
yasaklanmıştır. İnanca göre 52. gecesinde et kemikten ayrılır. Bu gece
ölünün acısının azalacağı inancıyla mevlit okutulup “Elli İkisi” yapılır.
Geçmişte “Yas Süresi” iki yıl iken giderek bu süre kısalmıştır. Bu zaman
zarfında şık giyilmemesine ve fazla eğlenilmemesine dikkat edilir (Aktaş
1999: 74-84).

Türkmenistan Türk kültür coğrafyasında diğer aynı kültürlü halk¬
larda olduğu gibi ölen kimsenin evine yeni giysilerle gidilmez. Gölken
Türkmenlerinde ölü evinde yas 40 gün bazen da 1 yıl sürüdüğü olur. Bu
süre zarfında yaslı aile yeni giysiler giymez eski giysilerini giymekle ye¬
tinir. Yas giysisi çok kere kara bazı yörelerde de aktır. Yasta ak giyinme
kefen bağlantılı veya ölen şahsı ak bir âleme gönderme inançları ile ilgili
olabilir. Ölü evinde yas zamanı tatlı yapılmaz. Yas evinden çıkıp toy evi¬
ne ve toy evinden çıkıp yas evine gidilmez. Yas evinden gelince başkası¬
nın değil kişi kendi evine gelmelidir. Yas evinden gelenlerin ardına er¬
vahlar düşer bazı yörelerde meyveli ağacın etrafında üç defa tavaf eder¬
cesine dönülür ise ruhların takip etmekten vaz geçtiklerine inanılır. Ölen
kişinin ruhunu kızdırmamak için yas evine taziyeye gelenlerin karşılanma
ve yola koyulmalarını ev sahipleri yapmamalı, inancı vardır. Yas evinde
oturmanın da adabı vardır. Buralarda kasılarak ayak ayaküstüne atılarak
ayaklar uzatılarak oturulmaz. Böyle kimselerin şeytan kucağında oturur,
denir. Yas evinde uzun sürede oturulmayıp ziyaret kısa tutulur. Yas evin¬
de ikramı yapılan yemeğin eti kemirilerek yenilmez, uymayanın ömrünün
kesileceğine inanılır. Yas evinde ekmek paçalara ayrılarak değil de büyük
parçanın ucundan koparılarak yenilmeli inancı da vardır (İlyasova 2005 :
182-192).

Türkmenistan’ın Göklen ve diğer Türkmenlerinde evli çiftlerden
birisi ölmüş ise evlenmeye karar veren diğer çift dokuz ay dokuz gün
bekledikten sonra evlenebilir (Kaynak kişiler H. Nebiyev-Ş. Sabiov-K.
Bayram). Anadolu ve yakın çevresinde bu süre hamileliğin belirlenmesi
süresi ile sınırlanmıştır.

Göklen Türkmenlerinde de ölümün 40’ı 52’si ve yılı yapılır. Ölü¬
mün ilk üç gününde merhum geçmişi ile ilgili her şeyi gözleri görebilir.
“Ölüye ayan diriye kuman” denir. İlgili ayetler okunarak üç sadakası ve¬
rilir. Yedisinde yedi sadakası verilir “Yedisi yapılır” verilir ve ilgili aye¬
ti okunur. İnanca göre kadar ölünün tırnakları, saç ve sakalları uzar. Ölü
için zor bir dönemdir. 40 günden sonra ölünün ödü yarılır, patlar. O an da
ölü için zor bir andır. 40 sadakası verilerek ilgili ayetleri okunur. Okunan
ayetler ve verilen sadakalarla ölünün acısının azaltılacağına inanılır. Elli
ikisinden ziyade yılı yapılır ve ayetleri okunup sadakası verilir. Buradaki
inanca göre etin kemikten ayrılması yılında olur (Kalafat-İlyasova 2002:
40-44).

Sonuç

Göklen Türkmenlerinin ölümle ilgili halk inançları doğal olarak
Türkmenistan’ın diğer Türkmen kesimleri halk inanmalarından ciddi
farklılıklar arz etmemektedir. Bununla beraber yer yer farklı uygulama
örnekleri ile karşılaşılabilmektedir. Bu sınırlı farklılığı Türk Kültür coğ¬
rafyasının diğer kesimlerinde de gözleyebilmek mümkündür. İnançlarla
ilgili uygulama farklılığı örnek sayısı arttıkça kültür zenginliği bereketle¬
necek halk inançlarından hareketle halkların bir birlerini ve güzidelerin
halklarını tanımaları kolaylaşacaktır.

KAYNAKÇA

AKTAŞ, Ali (1999), “Amucalılarda Ölüm Olgusu Üzerine” Folklor ve Edebiyat,
S. 15, Sonbahar, s. 74-84.

BERHANOV, Amantagan (1993), Esrarı Baba ve Esrarılar, Aşkabat.
BORATAV, Pertev Naili (1973),
100 Soruda Türk Folkloru, Gerçek Yayınevi,
İstanbul.

İLYASOVA, Kurban Cemal (2005), Türkmen Halk Urum ve İnançları, Aşkabat.

KALAFAT Yaşar-İLYASOVA Kurban Cemal (Kasım 1998), “Türkmenistan ve
Türkiye’de Düğün Ölüm Gelenek ve İnançları”,
İçel Kültürü, S. 60 s. 14¬
17.

KALAFAT, Yaşar (2009), Harezim’den Hakkâri’ye Hakkâri’den Golan’a Türk
Kültürlü Halklarda Halk İnançları
, Berikan Yayınları, Ankara, s. 45-69.
KALAFAT, Yaşar (1995), “Türklerin Dini Tarihi Türk Halk İnançlarında (Ters
Motifi)”,
Prof. Dr. Abdurrahman Çaycı ’ya Armağan, Ankara, s. 297-307.

KALAFAT, Yaşar (2001), “Türk Halk İnançlarında Sarımsak ve Soğanla İlgili
Hususlar”,
II. Lokman Hekim Tıp Tarihi ve Folklorik Tıp Günleri Sem¬
pozyumu; Türk Halk Kültürü Üzerine Araştırmalar
, Ankara, s. 85-90

KALAFAT, Yaşar (1996), “Aşkabat ve Çevresinde Metfun Türkmen Uluları”
Türk Dünyası Tarih Dergisi, Mart 1996, S. 111, s. 16-23.

KALAFAT, Yaşar (2006), “Balkan Türklerinden Örneklerle Halk İnançlarımız¬
da Saç”,
I. Uluslararası Balkan Türkleri Sempozyumu 28-29 Eylül 2001
Prizren, Balkan Türkoloji Sempozyumu Bildirileri,
(hzl. N. Hafız-T. Hafız
BALTAM), Prizren, s. 308-314.

KALAFAT, Yaşar (2006), Doğu Anadolu ’da Eski Türk İnançları İzleri, Ankara,
s. 84-91.

KALAFAT, Yaşar (2003), “ Türk Halkları Arasında Yaşayan Hayat Sonrası ile
İlgili İnançlar”,
43. Uluslararası PIAC Toplantısı, Leneken- Belçika (3-8
Eylül 2000);
60. Yılında İlim ve Fikir Adamı Prof. Dr. Kazım Yaşar
Kopraman ’a Armağan
, Ankara, s. 412-418.

KALAFAT, Yaşar (2009), “Karadeniz Yöresi Kültür Tarihinde Helva İnancı”,
Kodlar-Kültler 1, Türk Kültürlü Halklarda Karşılaştırmalı Halk İnançla¬
, Berikan Yayınevi, Ankara, s. 159- 175.

MEAR, Hüray (1992), Kıbrıs Türk Toplumunda Doğum Evlenme ve Ölüm İle İl¬
gili Adet ve İnançlar,
Ankara.

OĞUZ, Burhan (tarihsiz), Türkiye Halkının Kültür Kökenleri, İstanbul.

ÖRNEK, Sedat Veyis (1971), Anadolu Folklorunda Ölüm, Ankara.

ÖRNEK, Sedat Veyis (1995), Türk Halkbilimi, (2. bs.), Kültür Bakanlığı Yayın¬
ları, Ankara.

SUMER, Faruk, (1992), Oğuzlar (Türkmenler) Tarihleri-Boy Teşkilat-
Destanları
, 4. bs, Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı, İstanbul, s. 338.

TURAN, Mustafa (1982), “Kars’ta Ölü İle İlgili Gelenekler”, II. Milletlerarası
Türk Folklor Kongresi Bildirileri, Gelenekler Görenekler ve İnançlar
IV
C. Kültür Bakanlığı, Ankara, s. 547-557.

Kaynak Kişiler:

Hıdır NURİYEV, Türkiye’de üniversite öğrencisi, 19 yaşında, Türkmenistan’da
Aşkabat’ta yaşıyor, Türkmen.

Şahmurat SAİBOV, Türkiye’de üniversite öğrencisi, 20 yaşında, Türkmenis¬
tan’da Aşkabat’ta yaşıyor, Türkmen.

Kakacan BAYRAM, Aşkabat’ta üniversite öğretim üyesi, Türkmen.