ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ-TÜRKOLOJİ ARAŞTIRMALARI MERKEZİ
Anasayfa | Makale Bilgi Sistemi | Konu Dizini Yazarlar DiziniKaynaklar Dizini | Makale-Yazar Listesi |  Makale Sayısı-Tarih Listesi | Güncel Türkoloji Kaynakçası

Atatürk Araştırmaları || Çukurova Araştırmaları || Halkbilim || Dilbilim || Halk Edebiyatı || Yeni Türk Dili || Eski Türk Dili
Yeni Türk Edebiyatı || Eski Türk Edebiyatı || Dil Sorunları || Genel || Tiyatro || Çağdaş Türk Lehçeleri

 

SANAL KÜLTÜR ORTAMINDA GÜNCELLENEN NASREDDİN HOCA FIKRALARI

Ferhat ASLAN*

Turkish Studies - International Periodical For The Languages, Literature and History of Turkish or Turkic
Volume 6/4 Fall 2011, p. 39-60, TURKEY

ÖZET

Bu makalede1; folklor verimlerinin sözlü kültür ortamında
üretildikten sonra yazılı kültür ortamına geçişi ve sanal kültür ortamında
güncellenebildiği konu edilecektir. Folklor verimlerinden biri olan
fıkraların, Türk folklorunda türün en önemli tiplerinden biri olan
Nasreddin Hoca fıkralarından en dikkat çekici örnekler ele alınarak,
sanal kültür ortamında, endüstrileşen toplum yapısına ve bilgisayar
teknolojilerine nasıl uyum sağladığı açıklanmaya çalışılacaktır.

Sözlü ve yazılı kültürde yüz yıllardır varlığını devam ettiren
Nasreddin Hoca fıkralarının modern Türkiye’de, sanal kültür ortamında
ne gibi değişikliklere uğradığı, bu fıkraların hangi unsurlarının sabit
kaldığı, hangi unsurlarının değiştiği karşılaştırmalı olarak saptanacaktır.

Böylece folklorun yenilenebilirliği, folklor verimlerinin sosyo¬
kültürel yeniliklere uyarlanarak tekrar nasıl oluşturulduğu Nasreddin
Hoca fıkraları örneğinde ortaya konmaya çalışılacaktır.

Anahtar Kelimeler: Halkbilimi, sanal kültür ortamı, güncelleme,
fıkralar, Nasreddin Hoca.

UPDATED NASREDDIN HODJA JOKES ON VIRTUAL CULTURAL

ENVIRONMENT

ABSTRACT

In this article when folklore data was produced in a verbal cultural
environment and then they how transferred to written cultural
environment and finally they how were updated in virtual cultural
environment. Jokes are one of the data of folklore. The Nasreddin Hodja
is one of the main proto-type in this field. Here we will review the
Nasreddin Hodja’s most interesting jokes and try to show they how were
adjusted and updated according to the structure of industrialized society
and technology of computers.

In our presentation we will compare the Nasreddin Hodja jokes
which are alive in verbal and written culture many centuries in Turkey.
This comparison will be about those jokes how updated and those
updates how adjusted and what parts are changed or protected on those
jokes. Our aim is that folklore can be renewable phenomenon and
folklore data adjust and restructure themselves according to the social
cultural changes.

Key Words: Folklore, Virtual Cultural Environment, Update, Jokes,
Nasreddin Hodja.

Giriş

Folklorun on dokuzuncu yüzyılda bağımsız bir bilim dalı olarak ortaya çıkışından itibaren
özellikle ilk dönem folklorcuları tarafından üzerinde en çok tartışılan konulardan biri de; folklorun
inceleme sahasının ne olduğudur. Özellikle erken dönem folklorcuları; toplumun gelişmemiş, alt
tabakalarında varlığını devam ettiren, unutulmuş geleneklerin ya da mit, masal, efsane vs. gibi
anlatıma dayalı sözlü kültür verimlerinin bu bilimin inceleme sahasını oluşturduğunu
düşünmüşlerdir.2

Daha sonraki dönemlerde özellikle "İşlevsel Halkbilimi Kuramı" ve "Sözlü Kompozisyon
Teorisi" gibi bağlam merkezli halkbilimi kuramlarının şekillendirdiği bir alt yapı ile oluşumunu
tamamlayan "Performans Teori"; folkloru ve folklor ürünlerini "geçmişin ürünleri" anlayışından
"dinamik bir iletişimsel süreç" olarak kabule dönüştürmüş, folklorun, hem geçmişe hem de şu ana
yönelik kültürel olguları araştırabilecek bütüncül bir yaklaşımla kültürü inceleyebilmesini
amaçlamıştır. Böylece folklor; öteden beri üzerinde çalıştığı, büyük bir çoğunluğu geçmişin "artık"
veya "tortusal" kültür niteliğinde olan konuların yanında "yeni oluşan kültürü", "metin, sözel doku
ve bağlam" çerçevesi içerisinde inceleyen bir disiplin haline gelmiştir.

Bu kuramın savunucusu folklorcular, özellikle halk kavramının yeniden tanımlanmasıyla
birlikte3 folklorun, toplumsal değişim ve dönüşüme ayak uydurduğunu, sanayileşmeye, köyden
kente göçe, bilim ve teknolojinin ilerlemesine paralel olarak da kendisine yeni kültürel ortamlar
bularak varlığını "canlı" ve "dinamik" bir şekilde sürdürdüğünü belirtmişlerdir.

Günümüz dünyasında bu yeni ortamlardan en önde geleni; daha çok bilgisayar teknolojileri
ve internet bağlantısı vasıtasıyla oluşturulan sanal kültür ortamıdır. 4 İlerleyen teknolojinin en
önemli sonuçlarından biri olan bilgisayar, neredeyse tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de
hemen her eve girmiş ve günlük hayatımızın vazgeçilmez bir parçası haline gelmiştir. Böylece
sanal kültür ortamı; sözlü verimlerin korunduğu, icra edildiği, yaygınlık kazandırıldığı hatta çağın
getirdiği kültürel imgelere göre yeniden üretildiği ve tüketildiği bir ortama dönüşmüştür.

Çünkü XXI. yüzyıl; bilim ve teknoloji sahasında yaşanan büyük gelişmeler sebebiyle
"bilişim çağı" olarak tanımlanmaktadır. Bilişim düşüncesinin yaygınlaşması ve bilgisayar
teknolojisinin hemen her türlü ortamda yaygınlık kazanması insanın düşünme sisteminde ve
toplumsal yapıdaki değişime ve dönüşüme sebep olmuştur. Bundan dolayı da bilgi
teknolojilerindeki hızlı değişime ayak uydurmak gerektiği düşüncesi değişimi bir kültür olgusu
olarak bilişim bilincinin merkezine yerleştirmiş, üretim ve tüketim dengelerine etki etmiştir (Artun,
2005: 321).

Türk kültür tarihine bakıldığında "değişime ayak uydurma" gerekliliği kendini bazen "Batı¬
lılaşma", bazen "modernleşme", bazen de "çağdaşlaşma" terimleriyle gündeme getirmiştir. Bütün
bu terimlerin kesişme noktası tamamen veya kısmen "değiştirme" veya "yenileme" düşüncesidir.
Günümüzde ise bu yenileme düşüncesi, biraz da teknolojik gelişme ve bilgisayarların günlük
yaşamın çeşitli alanlarında çok etkin olmasından dolayı, gençler arasındaki yaygın ifadesiyle
"update etme" yani, "güncelleme" şeklinde ifade edilmektedir. Güncelleme; herhangi bir yaratma -
nın içinde bulunulan çağa, dar veya geniş anlamda mekâna ve kültürel ortama, mevcut sosyo¬
ekonomik yapılara uyarlanması, söz konusu unsurlar dahilinde yaşayan insanların ihtiyaçlarına,
anlama ve anlamlandırmalarına uygun hale getirilmesidir. Bunu, hiç yoktan yeni bir ürün ortaya
koymak şeklinde anlamamak gerekir. Sadece, daha önceden varlığı bilinen kültürel bir ürün
güncellenebilir (Ekici, 2008: 33-34, 36). Bundan dolayı çalışmada "güncelleme" teriminin
kullanımı uygun görülmüştür.

Kültürel unsurların yaşanılan çağa göre güncellenmesi halk bilimi ürünlerinde sıkça
görülen bir olgudur. Örneğin; masallar önceleri sözlü kültür ortamında yüz yüze iletişimin yapıldığı
mekânlarda anlatılmaktayken günümüzdeki teknolojik ilerlemelere paralel olarak radyo, telefon,
televizyon ve internette kayıt altına alınarak icra edilebilmekte, ayrıca çizgi filme dönüştürülerek
hitap edilen kitleye sunulabilmektedir. Önceleri daha çok hikâyeci bir âşık tarafından âşık
meclislerinde icra edilen halk hikâyeleri günümüzde yeni icra ortamı olarak sinemada kendine yer
bulabilmektedir.5 Âşıklar ilerleyen teknolojinin imkanlarını kullanarak plak, kaset, cd ve klip
hazırlayabilmektedirler. Halk oyunları modern dans toplulukları tarafından güncellenerek geniş
kitlelerin önünde icra edilebilmektedir.

Bütün bu örneklere bakıldığında çok eski çağlardan günümüze kadar gelebilmiş çeşitli
geleneklerin, yaşanılan çağ içerisinde devam etmesi, kendine yer açabilmesi, unutulmadan
yaşayabilmesi için ya icracıları ya da küreselleşen dünyada kültür ekonomisi alanında çalışmalar
yapan girişimciler tarafından güncellenmesi olarak düşünülebilir.

Yukarıda örnekleri verilen pek çok halk bilimi unsurlarına paralel olarak günümüzde
internet dünyasında konumuz olan bazı Nasreddin Hoca fıkraları ile birlikte "Hack’e giden
hacklenir" örneğinde olduğu gibi
atasözleri6, "Chatin ortasında klavyem bozulsun yalansa..."
örneğinde olduğu gibi
yemin biçimleri, "Windows’un çöksün, ICQ’un kopsun da ele güne muhtaç
ol inşallah!" örneğinde olduğu gibi,
beddualar, "Download ettim bir tane extract ettim bin tane." ve
"Portu müdafaa yoktur, hostu müdafaa vardır." gibi
bilmece ve özlü sözler de Türkiye'deki sanal
kültür ortamında bilgisayar teknolojileri ve internet dünyasına uyarlanmıştır.

Bu çalışmada; sözlü kültür ortamından derlenip yazma eserler vasıtasıyla yazılı kültür
ortamına taşınan, matbaanın icadıyla yaygınlık kazanan Nasreddin Hoca fıkralarının günümüzde
Türkiye'deki sanal kültür ortamına, daha dar anlamda bilgisayar teknolojilerine ve internet
dünyasına yani sanal âleme göre nasıl güncellendiği açıklanmaya çalışılacaktır.

Bu amaçla çalışmada; binlerce yıllık bir birikimle oluşturulan Nasreddin Hoca imgesi7 ele
alınarak Hoca'nın Türk mizah geleneği içerisindeki yeri ve önemi vurgulanacak, Nasreddin Hoca
fıkraları üzerinde durmanın önemine temas edilecek ve toplumsal değişim ve dönüşümle birlikte b u
fıkraların da icra edildiği ortamın yapısına nasıl uyum sağladığı ele alınacaktır.

Böylece folklorun yenilenebilirliği, folklor verimlerinin güncellenmesi yeni kültür
ortamlarına, ki çalışmada ele alınan kültür ortamı "sanal" kültür ortamıdır, nasıl uyarlandığı,
bunların yeni bir yaratım olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceği Nasreddin Hoca fıkraları
örneğinde ortaya konmaya çalışılacaktır.8

I.    Folklorik Bir İmge Olarak Nasreddin Hoca

Yazarlar, sanatkârlar, araştırıcılar tarafından "müslüman-Türk mizahının efsanevî
kahramanı", "Türk mizahının sembolü", "halk bilgini", "halk filozofu", "güldüren gerçek",
"dünyayı güldüren Türk", "gülerken düşündüren Hoca", "yedi asırdır yedi dünyaya gülen adam"
gibi sıfatlarla anılan Nasreddin Hoca pek çok araştırmacı tarafından Türk mizah geleneğinin en
önemli fıkra tipi9 olarak gösterilmektedir. Nasreddin Hoca; sadece Türkiye'de değil Türk kültür
ekolojisinin hemen her yerinde ve özellikle de Türk dünyasında zamanla ortak şahsiyeti temsil
yeteneği kazanmış, bir fıkra tipidir.

Nasreddin Hoca, fıkralarındaki imaja göre; bilge, danışman, halk savunucusu, halk
kahramanı, kültür kahramanı, sosyal eleştirmen, uzlaştırıcı şahıs, terapist, nükteci, söz ustası,
yönetim danışmanı, lider koçu olarak yüz yıllardır Türk ve dünya insanının fıkra tipi olma
başarısını sürdürmüş evrensel bir şahsiyettir. Bununla beraber Nasreddin Hoca fıkralarında; sosyal
adaletsizlik, insan hakları, ekonomik haksızlıklar gibi evrensel konularla ilgili eleştiri görevini
üstlenmiş, halkın olaylara karşı duyarlılığını temsil yetkisi yüklenmiştir. Toplumsal sorunlar
karşısında gösterdiği yapıcı eleştirileri, sorun çözücü kişiliği, en sert ve hassas konulardaki
hoşgörüsüyle Nasreddin Hoca, evrensel insan gerçeğini Türk irfanı ile yaşayan "örnek bir insan"
tipidir (Gülin, 2009: 119).

Tüm bu özelliklerinden dolayı Nasreddin Hoca, zaman ve mekân sınırlarını aşarak Türk
kültürünün yaygınlık kazandığı ve yaşadığı hemen her coğrafyada, hemen her dönemde Türk
milletinin muhayyilesinde eşsiz bir yer edinmiş ve toplumsal hafızadaki vazgeçilmez konumunu
günümüze kadar yaşatabilmiştir. Böylece de toplumu geçmişten geleceğe taşıyan önemli bir
folklorik imge olmuştur (Özdemir, 2009: 627).

II.    Geçmişten Günümüze Nasreddin Hoca Fıkralarında Görülen Günce llemeler

Nasreddin Hoca'nın Türk kültüründeki vazgeçilmezliği Nasreddin Hoca fıkralarının çağlar
boyunca güncellemesini de beraberinde getirmiştir. Pek çok folklor veriminde olduğu gibi
Nasreddin Hoca fıkraları da toplum muhayyilesinde; siyasi, ekonomik, kültürel ve sosyal
değişimlere paralel olarak yeni bir form kazanmış, çağın şartlarına uygun bir hale getirilerek
güncellenmiştir. Böylelikle ilk olarak yüz yüze iletişimin sağlandığı sözlü kültür ortamında icra
edilen Nasreddin Hoca fıkraları daha sonraki dönemlerde teknolojinin gelişmesiyle birlikte yazılı
ve elektronik/sanal kültür ortamlarında da icra edilmeye başlamıştır.

Nasreddin Hoca'nın yazıya geçen en eski fıkrası, XV. yüzyılda Ebu'l-Hayr Rumî tarafından
kaleme alınan Saltuknâme'de kayıtlıdır. l571 tarihli ilk yazma nüshada 43 olan Nasreddin Hoca
fıkralarının sayısı, Osmanlı dönemindeki matbaacılık ve kitap basımı faaliyetleri çerçevesinde
600'e ulaşmıştır. Günümüzde sözlü olarak anlatılan fıkraların on bine yaklaştığı söylenmektedir. Bu
zaman içinde halk muhayyilesinde, şartlara uygun pek çok fıkra oluşturulmuş veya başkalarına ait
fıkralar Nasreddin Hoca'ya mal edilmiştir (Güngör, 2006: 177).

Folklorun kaçıp-kurtulma, rahatlama işlevi sayesinde toplum muhayyilesi Sivrihisar
Hortu'da doğmasına ve 1208-1284/85 yılları arasında yaşamasına rağmen Nasreddin Hoca'yı,
Timurlenk'le çağdaş varsaymış böylece Moğol İstilası'nın yarattığı acıları bir nebze olsun Hoca
sayesinde dindirmeye çalışmıştır.

Nasreddin Hoca fıkraları nasıl birinci sözlü kültür ortamının günümüze göre daha canlı
olduğu 15. yüzyılda güncellenerek fonksiyonel hâle getirildiyse sonraki yüzyıllarda da bu devam
ettirilmiş, sözlü kültür ortamı ile birlikte özellikle yazılı kültür ortamının yaygınlaştığı 19. yüzyıla
gelindiğinde ise yeni teknolojik imkânlarla basımı gerçekleştirilen fıkra kitaplarında yer alan
Nasreddin Hoca imgesi, içki içen, çapkınlık yapan, karısı tarafından aldatılınan koca haline
getirilmiştir.

Kültürel birikimimiz içerisinde devlet yönetimindeki ve top lumsal hayattaki aksaklıkları
Nasreddin Hoca kadar doğru teşhis eden ve etkili bir şekilde dile getiren çok az folklorik imge
bulunduğu için toplum muhayyilesi Cumhuriyet Türkiyesinde çok partili demokratik hayata
geçildiği yıllarda da Nasreddin Hoca imgesinden faydalanmış, bu dönemde Nasreddin Hoca; halkın
duygu ve düşüncelerini siyasi partilere, devlet büyüklerine ulaştıran bir sözcü görevini üstlenmiştir
(Tan, 2007: 28-29).

Asıl gücünü, kendi yarattığı ya da onun merkezinde oluşturulan mizahî zamandan,
bağlamdan ve iletişimden, daha da önemlisi insanlığın kolektif mizah belleğinden alan ve
insanlığın ortak mizah belleğinde yaratılmış olan Nasreddin Hoca ve fıkraları günümüz dünyasında
ise; bir taraftan hâlâ Timur'la konuşurken, diğer taraftan da internette sörf yapmaktadır. Yine bu
külliyat, sözlü kültürde yaratılmakla birlikte, yazılı kültürde aktarılmış ve bugün de sanal kültür
ortamında yaşatılmaktadır. Nasreddin Hoca, her türlü kültürel bağlamın, çağın/zamanın içinde
yaşamayı ve iletişim kurmayı başardığı için ölümsüzdür. Hackleyen, disketi bardak altlığı olarak
kullanan, MSN'de gevezelik eden, sörf yapan Nasreddin Hoca'yla ilgili pek çok yeni fıkra sanal
alemde tutkuyla paylaşılmaktadır (Özdemir, 2009: 627) Bu vesileyle Nasreddin Hoca fıkraları
korunmakta, genişlemekte ve gelecek kuşaklara, onlara ulaşabilecek iletişim vasıtaları sayesinde,
aktarılabilmektedir.

Sözlü, yazılı ve elektronik/sanal kültür ortamında varlığını devam ettiren Nasreddin Hoca
fıkraları incelendiğinde bu fıkraların toplumsal yapı içerisinde şu yollarla değişim ve dönüşüme
uğradığı söylenebilir:

1.    Eski Nasreddin Hoca fıkralarından yaşanılan döneme uyanların icrasına devam edilmesi.

2.    Bünyesinde eski hayat tarzına ait unsurları barındıran Nasreddin Hoca fıkralarının
yaşanılan çağa ve sosyal çevreye uyarlanması.

3.    R. Rosiere'in efsanelerin teşekkülü ile ilgili belirttiği "birinin yerine diğerinin geçmesi"
kuralında olduğu gibi hatırası zayıflayan, unutulan bir fıkra kahramanına ait fıkraların Nasreddin
Hoca'nın şahsında anlatılması.

4. Yaşanılan dönemin özelliklerine göre yeni Nasreddin Hoca fıkralarının yaratılması (Tan,
2007: 29).

Çalışmanın asıl konusu işte bu ikinci tip fıkralardır.

Yukarıdaki izahlardan da anlaşılacağı gibi Nasreddin Hoca toplum muhayyilesi tarafından
ölümsüzleştirilerek Türk milletinin bilge şahsiyeti, sözcüsü ve hocası olarak 800 yıl boyunca
yaşatılmıştır. Bu süre zarfında Nasreddin Hoca fıkraları da, üretildiği çağlardan, yaşatıldığı sosyal
çevrelerden, sözlü geleneğin kuralları içinde çeşitli şekillerde etkilenmiş ve bu etkileri bir zaman
makinesi gibi günümüze taşımıştır. Bu fıkraları yaşatan her sosyal çevre ve her zümre fıkralara
kendi benliğinden izler bırakmış, fıkra kahramanını yaşadığı çevrede bir mekâna yerleştirmiş,
olayları ve kişileri kendi sosyal çevresinden seçmiştir (Oğuz, 2000: 61-62).

Tüm bu özelliklerinden dolayı Nasreddin Hoca'ya bağlanan hemen her fık ra, halk
bilimi araştırmacıları için çok önemli ürünlerdir. Çünkü Nasreddin Hoca fıkra belleği
vasıtasıyla Türk milletinin çağlar boyunca geçirmiş olduğu siyasi, ekonomik, kültürel ve sosyal
değişimin izi sürülebilir.

III. Sanal Kültür Ortamına Göre Güncellenen Nasreddin Hoca Fıkralarının
İncelenmesi

İnternet, daha önceki bağlamları ve araçları tek bir sanal dünyada birleştiren ağlar ağıdır.
Bu nedenle de "söz"ün, "yazı"nın ve "görüntü"nün egemen olduğu kültürel dönemler, sanal bir
sistem ve çatı altında birleştirilmiştir. Her dönem ve araç gibi, internet ve sanal kültür bağlamı da
kendisinden öncekilerin hazırladığı temel üzerinde yükselmektedir. Bundan dolayı sanal dünyada
Nasreddin Hocayı araştırmak, bir bakıma birinci sözlü kültür, yazılı kültür ve ikinci sözlü kültür
bağlamındaki Nasreddin Hocayı incelemektir, internetle birlikte yaşamın bütün alanları gibi kültür
ve mizah, dolayısıyla Nasreddin Hoca ve fıkra belleği sanallaşmaktadır. Daha önceki kültür
bağlamlarının Nasreddin Hocası ve fıkra külliyatı, sanal dünyanın sitelerine taşınmaktadır. Az da
olsa bu yeni dünyada Nasreddin Hoca ve fıkra belleği, yeni yaratılar ve güncellemelerle
zenginleştirilmektedir. Böylelikle Nasreddin Hoca'nın da içinde yer aldığı Türk mizah dünyası,
yeni ve farklı türden ürün, tip ve uygulamalarla zenginleştirilmektedir (Özdemir, 2009: 603-604).

Sanal dünyada Ağustos 2011 tarihi itibarıyla Google'da "Nasreddin Hoca" anahtar
kelimesiyle yapılan taramalarda saniyeler içerisinde yaklaşık 1.380.000 sonuç bulunurken,
"Nasreddin Hoca Fıkraları" anahtar kelimesiyle yapılan taramalarda yaklaşık 239.000 sonuç

bulunmuştur.10

Bu çalışmada yukarıdaki sonuçlardan hareketle sanal kültür ortamına uyarlanan fıkralar;
çeşitli internet sitelerinden derlenerek, sözlü kültür ortamından yazılı kültür ortamına aktarılan
diğer fıkralarla karşılaştırılmıştır. Karşılaştırmada Pertev Naili Boratav’ın, Edebiyatçılar Derneği
tarafından 1996’da yayınlanan Nasreddin Hoca, adlı eseri kullanılmıştır.11 Bu eserin tercih edilme
sebebi; eserde yer alan Nasreddin Hoca fıkralarının sözlü kültür ortamından derlenerek ilk önce
yazma eserler vasıtasıyla yazıya geçirilmesi daha sonra da teknolojik gelişmelere paralel olarak
matbaalarda basılan Nasreddin Hoca fıkraları için kaynak olmasıdır. Böylece çalışma tarihî süreç
içerisinde sözlü, yazılı ve sanal kültür ortamlarında icra edilen Nasreddin Hoca fıkralarından
faydalanılmış, aralarındaki bağ gözler önüne serilmeye çalışılmıştır.

Sanal kültür ortamında yeniden oluşturularak yaygınlık kazanmış Nasreddin Hoca fıkraları;
sözlü kültür ortamında üretilerek, daha sonra yazıya geçirilen fıkralarla; "yapısalcı" bir bakış
açışıyla; fıkrayı oluşturan maddi kültür unsurları, kahramanları, mekânları, iletileri12 ve başlıkları,
bakımından karşılaştırılmış, fıkraların ne gibi değişikliklere uğradığı, fıkraların hangi öğelerinin
sabit kaldığı, hangilerinin değiştiği; karşılaştırmalı olarak saptanmaya çalışılmıştır.

Kazan Doğurdu

Bir gün Hoca konşulukdan bir kazan alur.
Maslahatı yetdükden sonra içine bir
küçük kazan koyup sâhibine getürür.
Sâhibi aydur: "Bu nedür?" Hoca aydur:
"Kazanunuz doğurdı; alun." der. Alurlar,
giderler.

Bir gün Hoca’ya yine kazan lâzım gelür.
İster; verürler. Bu kerre alur; artuk
getürmez. Kazan sâhibi aydur: "Neçün
getürmezsin?" Hoca aydur: "Kazan öldi."
Herif aydur: "Hiç kazan ölür mi?" der.
Hoca aydur: "Ya hiç kazan doğurur mı?"
(Boratav, 1996: 127)

Fıkrayı Oluşturan Unsur(lar): Kazan,
kazanın doğurması, küçük kazan.

Nasreddin


Fıkranın Kahraman(lar)ı:

Hoca, Hoca’nın komşusu.

Fıkrada Geçen Mekân(lar): Nasreddin
Hoca'nın evi ve çevresi.

Fıkranın İletisi: İnsanlar kendi
menfaatlerine uygun olduğu takdirde
gerçekleşmesi mümkün olmayan olaylara
inanabilirler. Buna rağmen aynı olaylar
kendi menfaatlerine uymadığında bunlara
inanmak istemezler.

Fıkranın Başlığı: Kazan Doğurdu

Laptop Doğurdu

Bir gün Hoca bir komşusundan laptopunu
istemiş. Komşusu da vermiş. Ertesi gün Hoca
laptopun yanında bir adet de Web Cam
götürmüş. Komşu sormuş:

—    Hocam bu ne?

—    Senin laptop dün gece doğurdu komşu.

Komşu çok sevinmiş bu olaya. Tabi balıklama
dalmış. 1 hafta sonra Hoca tekrar laptopu
istemiş. Komşu seve seve vermiş. Akşam olunca
Hoca komşusuna gidip laptopun öldüğünü
söylemiş. Komşusu:

—    Hocam laptop ölür mü?

Hoca cebinden çıkardığı bluetootu komşusuna
verip:

—    Maalesef bunu doğururrken doğumda öldü
kurtaramadık. (www.turkeyforum.com).

Fıkrayı Oluşturan Unsur(lar): Laptop, laptopun
doğurması, webcam, bluetooth.

Fıkranın Kahraman(lar)ı: Nasreddin Hoca,
Nasreddin Hoca’nın komşusu.

Fıkrada Geçen Mekân(lar): Nasreddin Hoca'nın
evi ve çevresi.

Fıkranın İletisi: İnsanlar kendi menfaatlerine
uygun olduğu takdirde gerçekleşmesi mümkün
olmayan olaylara inanabilirler. Buna rağmen aynı
olaylar kendi menfaatlerine uymadığında bunlara
inanmak istemezler.

Fıkranın Başlığı: Laptop Doğurdu_

"Kazan doğurdu" başlığı ile bilinen fıkranın sanal kültür ortamında güncellenmesi sonucu
fıkradaki bazı unsurların değiştiği görülmektedir. Sözlü kültür ortamındaki "kazan"ın yerini
"laptop", "küçük kazan"ın yerini ise "webcam" almıştır. Ayrıca "bluetooth" unsurunun sözlü kültür
ortamında üretilen fıkrada olmamasına rağmen sanal kültür ortamına uyarlanan fıkraya eklendiğini
böylece de fıkrada yer alan unsurların zenginleştirildiğini söyleyebiliriz.

Fıkrada yer alan kahramanlar olan "Nasreddin Hoca" ve "Hoca’nın komşusu", sanal kültür
ortamında güncellenen fıkrada da değişmemiş, sabit kalmıştır. Fıkranın bağlamından hareketle
"Nasreddin Hoca'nın evi ve çevresi" gibi belirsiz bir mekânın varlığından söz edilebilir. Bu
mekânın da değişmeden sabit kaldığını görmekteyiz.

"Kazan Doğurdu" fıkrasının vermek istediği iletiye baktığımızda: "İnsanlar kendi
menfaatlerine uygun olduğu takdirde gerçekleşmesi mümkün olmayan olaylara inanabilirler. Buna
rağmen aynı olaylar kendi menfaatlerine uymadığında bunlara inanmak istemezler." şeklinde
özetlenebilir. Fıkranın vermek istediği bu iletinin güncellenen şeklinde de sabit kaldığını,
değişmediğini söyleyebiliriz.

Yazılı kültür ortamında "Kazan Doğurdu" başlığı13 ile bilinen fıkra, sanal kültür ortamına
uyarlandıktan sonra "Laptop Doğurdu"14 başlığını alabilir. Sanal kültür ortamında yer alan
Nasreddin Hoca fıkralarının başlıkları ile ilgili Nebi Özdemir şunları ifade etmektedir:

"Fıkralar, genellikle kıssadan hissenin gizlendiği, dişil söze karşı eril sözü,
yargıyı temel nükteyi, temsil eden cümleyle ya da bu cümleden çıkarılan bir/ birkaç
sözcükle (Parayı Veren Düdüğü Çalar vb.), anılmaktadır. Sanal alemde bu tarz uzun
cümlelerden oluşan fıkra başlıkları, kısaltılmaktadır. Kısaltmalar asrında, Nasreddin
Hoca fıkraları la kısaltılmaktadır. Fıkralara belirli başlıkların verilmesi, kültürel
ekonomik ürüne dönüşme sürecinin göstergesi olarak da değerlendirilebilir. Çünkü
geleneksel yaşamda fıkralara başlık verilmesi yaygın değildir. Yine yazmalardaki
Nasreddin Hoca fıkralarına her hangi bir başlığın verilmediği görülür. Fıkraların
başlıklarla sunulması veya etiketlenmesi, yazılı kültür ile daha sonraki kültürel
bağlamda da söz konusudur. Etiketleme/Başlık verme, kültürel pazarlama sürecinin
başlangıcıdır. Buna karşılık bazı forum/sohbet sitelerine göderilen Nasreddin Hoca
fıkralarının, genelde başlıklarının bulunmaması, birinci sözlü kültürün sanal dünyada
devam eden bir geleneği olarak kabul edilebilir”
(Özdemir, 2009: 615-616).

Ye Kürküm Ye

Bir gün Nasraddîn Hoca düğüne varur.
Düğüne gelen kibârı serîre teklîf ederler.
Nasraddîn Hoca’ya kimse teklîf eylemez.
Karnı da aç. Hele ne hâl ise yiyüp kalkar gider.
Bir gün yine Nasraddîn Hoca’yı düğüne
çağırtırlar. Bu kez varur, kiminden kürk,
kiminden kavuk, kiminden kaftan, kiminden
kuşak, kiminden at, pusat, eğerli, sîm raht ile
ve atınun yanında bir sarrâç (?) hele kalkup
süvâr olur. Ba’dehu düğüne vardukda halk
ayağ üzere dururlar ve Hoca’yı serîre teklif
ederler ve istikbâl ederler ve "Buyurun!"
deyüp ta’âma sunmaz tâ Hoca ta’âma
sunmayınca. Hoca da bu ta’zîm ve tekrîmi
görüp kürkinün yenlerine: "Ta’âmı ye!" deyü
hitâb eder. Halk aydur: "Behey Efendi. Hiç
esbâb ta’am yer mi?" derler. Hoca aydur
"Şimdiki zamânda rağbet ağniyâyadur,
fukarâya değüldür." deyü cevâb verür (Boratav,
1996: 137).

Fıkrayı Oluşturan Unsur(lar): Düğüne gitme,
iyi giyimli olmayan Hoca’ya ilgi
gösterilmemesi, bir başka seferde Hoca’nın
kürk, kavuk, kaftan, kuşak, at, pusat, eğerli,
sîm raht sarrâç ile birlikte düğüne gitmesi ve
ilgi görmesi, Hoca’nın yemeği kürküne
yedirmesi, zengin olanlara ilgi gösterilmesi.

Fıkranın Kahraman(lar)ı: Nasreddin Hoca,
düğün sahipleri.

Fıkrada Geçen Mekân(lar): Düğün evi.

Fıkranın İletisi: İnsanlar, gerçekte nasıl biri
olduğunuza değil iyi bir görünüme, algıya
sahip olup olmadığınıza göre size önem
verirler.

Fıkranın Başlığı: Ye Kürküm Ye_

Sanal Âlemde İtibar Nickinin
Cinsinedir

Hoca bir foruma "Timurleng2" nikiyle
üye olmuş, her gün saatlerce online olup
bildiği, bulduğu ne varsa paylaşıyormuş
ama ne bir teşekkür eden var ne rep
veren, ne de sen kimsin diyen...

Buna çok içerleyen Hoca bir başka mail
adresi kullanıp aynı foruma "Cilveli
Naciye” nikiyle üye olup giriş yapmış ki
bir de ne görsün, tüm forum yönetimi ve
bilcümle üyeden hoş geldin mesajları
yağmaya başlamış, uygunsuz yerlere
açtığı konular için bile admin ve
modlardan repler gelmiş. Hoca kendi
kendine kıs kıs gülüp:

— Yaa Hoca demiş, sanal âlemde itibar
bilgi ve paylaşıma değil, nickinin
cinsinedir (www.ekonometrim.org).

Fıkrayı Oluşturan Unsur(lar): Foruma
üye olma, "Timurleng2" nikini kullanan
Hoca’ya forumda ilgi gösterilmemesi,
online olmak, teşekkür etmek, rep almak,
mail adresi, "Cilveli Naciye" nikini
kullanan Hoca’ya ilgi gösterilmesi, forum
yönetimi, mesaj, konu açmak, admin,
sanal âlem.

Fıkranın Kahraman(lar)ı: Nasreddin
Hoca, forum üyeleri.

Fıkrada Geçen Mekân(lar): Sanal
ortam, forum sitesi.

Fıkranın İletisi: İnsanlar, gerçekte nasıl
biri olduğunuza değil iyi bir görünüme,
algıya sahip olup olmadığınıza göre size
önem verirler.

Fıkranın Başlığı: Sanal Âlemde İtibar
Nickinin Cinsinedir

Sözlü kültürde üretilerek daha sonra yazıya geçirilen "Ye Kürküm Ye" adlı Nasreddin
Hoca fıkrasında Nasreddin Hoca bir düğüne gider. Düğünde, karnı aç olmasına rağmen hiç kimse
Hoca’nın yüzüne bakmaz ve yemeğe buyur etmez. Bir başka sefer Hoca’yı yine bir düğüne davet
ederler fakat bu sefer Nasreddin Hoca etraftan; o dönemde sosyal statünün ve zenginliğin belirtileri
olan "kürk", "kavuk", "kaftan", "kuşak", "at", "pusat", "gümüş bir eğer takımı", tedarik ederek
davete gider. Bu kez Hoca’yı ayakta karşılarlar ve başköşeye oturtarak yemek ikram ederler. Hoca
da kürkünü yemeğe uzatarak: "Ye kürküm ye!" der. Düğündekiler Hoca’ya: "Hiç kürk yemek yer
mi?" diye sorduklarında, Hoca, "bu zamanda insanlar zenginlere ilgi gösteriyor!" der.

Sanal kültür ortamında ise Nasreddin Hoca büyük bir sosyal çevre olan düğün meclisinde
değildir. Bunun tam aksine; tek başınadır ve internetteki bir forum sitesinde vakit geçirmektedir.
Sözlü kültür ortamında üretilen fıkrada olduğu gibi Hoca’ya ilkin burada da ilgi göstermezler fakat
bu ilgisizliğin sebebi; Hoca’nın fakir görünümü değil, takma isim olarak, sitenin üyelerine hiç de
çekici gelmeyen, "Timurleng2"yi kullanmasıdır. Bu durumu hemen fark eden Hoca bir başka mail
adresi kullanarak, aynı forum sitesine, "Cilveli Naciye" takma adıyla üye olur ve giriş yapar. Bu
kez düşündüğü gibi sitenin gerek yöneticileri gerekse de üyeleri Hoca’ya yoğun bir ilgi gösterir.
Bunun üzerine Hoca kendi kendine, çünkü Hoca tek başınadır, "Sanal âlemde itibar bilgi ve
paylaşıma değil, nickinin cinsinedir." der.

Sözlü kültür ortamında üretilen "Ye Kürküm Ye" başlıklı fıkrada, Hoca büyük bir sosyal
çevrenin içinde, bir düğün meclisindedir. Fakat sanal kültür ortamına uyarlanan fıkrada Nasreddin
Hoca, tıpkı tüm sosyalleşmesini sanal ortamda, bilgisayarı ile sağlayan, Nasreddin Hoca fıkralarını
daha çok bilgisayarı başında güncelleyen günümüz insanı gibi, sosyal statüsünden ve sosyal bir
ortamdan tamamen uzaktır. Hoca sosyalleşme ihtiyacını internetteki bir forum sitesine üye olarak
sağlamaktadır. Bu dönüşüm Nasreddin Hoca fıkralarını yeniden sanal kültür ortamına
uyarlayanların içinde bulundukları sosyal çevre, kişilikleri, ilgi alanları ve ruh halleri hakkında bir
ipucu verebilecek öneme sahiptir.

Sözlü kültürde üretilen fıkranın mekânı kalabalık bir düğün meclisidir. Fıkranın uyarlanmış
şeklinde ise Nasreddin Hoca internet erişiminin olduğu herhangi bir yerde olabilir. Yani evinde ya
da bir internet kafede bilgisayarının başında bulunmak zorunda değildir. Çünkü gelişen teknoloji
sayesinde kablosuz internet erişimi ve gelişmiş cep telefonu günümüz insanını hem mekândan hem
de sadece bilgisayara bağımlı kalmaktan kurtarmıştır. Dolayısıyla yukarıda ele alınan fıkrada
Nasreddin Hoca sanal bir mekânda, internetteki bir forum sitesinde vakit geçirmektedir.

"Ye Kürküm Ye" başlığını taşıyan fıkra, güncellenirken gerek mekân gerekse fıkrada yer
alan unsurlar bakımından pek çok değişime ve dönüşüme uğramıştır. Bunun sebebini teknolojik
gelişmeye paralel olarak insanların içinde yaşadıkları kültürel ortamların değişmesine
bağlayabiliriz. Genel olarak denilebilir ki; geçmişte sözlü bir kültür ortamında yaşayan insanlar,
çağımızda teknolojik gelişmeleri yakından takip eden ve hayat şartlarını bu gelişmelere paralel
olarak şekillendiren çağımız insanına göre daha fazla aynı ortak mekânda, yüz yüze
sosyalleşebilmekteydiler.

"Ye Kürküm Ye" başlığı ile bilinen Nasreddin Hoca fıkrasının: "İnsanlar iyi bir dış
görünüme sahip kişilere saygı ve ilgi gösterirler." iletisine sahip olduğunu ve bu iletinin sanal
kültür ortamına uyarlanan fıkrada: "İnsanlar sanal ortamda dikkat çekici bir takma ada ilgi
gösterirler." şekline dönüştüğünü söyleyebiliriz.

Yazılı kültür ortamında "Ye Kürküm Ye" başlığı ile bilinen fıkra, sanal kültür ortamına
uyarlandıktan sonra "Sanal Âlemde İtibar Nickinin Cinsinedir" başlığını alabilir.

Zaten İnecektim

Bir gün, nasıl olduysa Nasreddin Hoca
eşeğinden düşüverir. Mahallenin çocukları
hemen de Hoca’nın başına toplanıverirler.
Çocuk bu, olayın sonucunu bilememektedir.
Başlarlar olayı yüksek sesle dillendirmeye:

"Hoca eşekten düştü..."

"Hoca eşekten düştü..."

Hoca bir sağına bakar, bir de soluna... Etrafta
çocuklardan başka kimseler yoktur; hiç olmazsa
eşe dosta rezil olmayacaktır.

"Vallahi çocuklar, der ben zaten inecektim...
Düşmedim ki..." (Sakaoğlu, 2006: 162).

Fıkrayı Oluşturan Unsur(lar): Eşekle seyahat
etmek, eşekten düşmek, eşekten inmek.

Fıkranın Kahramanları: Nasreddin Hoca,
Hoca’nın eşeği, mahallenin çocukları.

Fıkrada Geçen Mekân(lar): Nasreddin
Hoca’nın Mahallesi.

Fıkranın İletisi: İstemeden yaşanılan bazı
davranışları, uygun sebeplerle hafifletmiş
olabiliriz (Sakaoğlu, 2006: 162).

Fıkranın Başlığı: Zaten İnecektim

Zaten Oyun Oynayacaktım

Hoca yine bir gün internette sörf eyliyormuş
ama ne emesene (msn) girebiliyormuş, ne bir
feysbuk (facebook) açabiliyormuş. Tam aha
açıldı derken bağlantısı kesilmiş. Sonra da
Hoca, ben zaten oyun oynayacaktım demiş.
Kapamış exploren. İki el
call of duty atmış
(single player) (www.birebir.net).

Fıkrayı Oluşturan Unsur(lar): İnternette sörf
yapmak, msn ya da facebook’a bağlanmak,
internet bağlantısının kesilmesi, bilgisayar oyunu
(call of duty) oynamak.

Fıkranın Kahraman(lar)ı: Nasreddin Hoca ve
bilgisayarı.

Fıkrada Geçen Mekân(lar): İnternet bağlantısı
olan herhangi bir yer.

Fıkranın İletisi: İstemeden yaşanılan bazı
davranışları, uygun sebeplerle hafifletmiş
olabiliriz (Sakaoğlu, 2006: 162).

Fıkranın Başlığı: Zaten Oyun Oynayacaktım

Sözel kültürde üretilen fıkrada Nasreddin Hoca "eşeği ile seyir halinde"dir. Güncellenen
fıkrada "eşek ile seyir" halini bilgisayarın başında "internette sörf yapmak", msn’e ya da
facebook’a girmek, fıkranın sonunda da "explorer’ı kapatarak bir bilgisayar oyunu olan " call of
duty" oynamak almıştır.

Sözlü kültür ortamında üretilen "zaten inecektim" başlıklı fıkrada, Hoca mahallede eşeğiyle
seyahat etmektedir. Eşekten düştüğünde onu, fıkranın diğer kahramanları yani mahallenin çocukları
görür. Hoca sosyal statüsünün gereği, hem çocuklara hem de eşe dosta rezil olamama kaygısını
taşır. Fakat sanal ortama uyarlanan fıkrada Nasreddin Hoca sosyal statüsünden ve sosyal bir
ortamdan tamamen uzak, bilgisayarının başındadır. Bundan dolayı da sözlü kültür ortamında
üretilen fıkranın çatısını oluşturan "rezil olma duygusu"nu hafifletme çabası, sanal ortama
uyarlanan fıkrada tamamen Hoca’nın kendi egosunu tatmin etmesine dönüştürülmüştür. Çünkü
uyarlanan fıkrada Hoca tek başınadır, etrafında rezil olacağı kimse yoktur.

Sözel kültürde üretilen fıkranın mekânı açık bir mekân olan mahalledir. Nasr eddin Hoca
mahallede eşeği ile giderken eşeğinden düşer ve mahallenin çocukları bunu görür. Nasreddin Hoca
çocuklara; eşekten düşmediğini, zaten ineceğini söyleyerek rezil olma duygusunu hafifletmeye
çalışır.

Fıkranın güncellenmiş şeklinde ise Nasreddin Hoca internet erişimi olan bir bilgisayarın
başında kapalı bir mekândadır. Bilgisayarıyla baş başadır, etrafında kimse yoktur ve internette sörf
yapmaktadır. Tam msn’e ya da facebook’a girecekken bağlantısı kesilmiştir. Bunun üzerine "ben
zaten oyun oynayacaktım." diyerek kendini teskin etmiş, internette sörf yapmayı, msn’ye ya da
facebook’a girmeyi bırakıp bir bilgisayar oyunu (call of duty) oynamaya başlamıştır.

"Zaten İnecektim" başlığı ile bilinen Nasreddin Hoca fıkrasının: "İstemeden yaşanılan bazı
davranışları, uygun sebeplerle hafifletmiş olabiliriz." mesajını ilettiğini ve bu mesajın güncellenmiş
şeklinde de sabit kaldığını söyleyebiliriz.

Yazılı kültür ortamında "zaten inecektim" başlığı ile tanımlanan fıkra, sanal kültür
ortamına uyarlandıktan sonra "zaten oyun oynayacaktım" başlığı ile de tanımlanabilir.

Parayı Veren Düdüğü Çalar

Bir gün Hoca yine şehre gidecek olur. Ammâ
çocuklar Hoca’nın başına üşüp her biri bir
düdük ısmarlarlar. O der: "Bana bir düdük!", o
der: "Bana bir düdük getür!" der. Hoca da:
"Olsun!" der. Ammaâ çocuğın biri bir akça
getürüp ayıtdı: "Hoca bana bir düdük getür!"
deyüp akçayı verdi. Hoca aydur: "işte sen
çalarsın düdüği." demiş (Boratav, 1996: 149).

Fıkrayı Oluşturan Unsurlar: Alış-veriş için
şehre gitmek, akça, düdük almak.

Fıkranın Kahramanları: Nasreddin Hoca,
mahallenin çocukları.

Fıkrada Geçen Mekân(lar): Nasreddin
Hoca’nın mahallesi.

Fıkranın İletisi: Her isteğin bir karşılığı
vardır; karşılıksız istekler yerine getirilmez.
Eğer öyle olursa Hoca her pazara gidişinde
gereksiz masraflara girecektir. (Sakaoğlu,

Kredi Kartı Numarasını Veren Düdüğü
Çalar

Hoca bir gün online alışveriş yapmak için
minderini bilgisayarının önüne atmış ve
internete girmiş. Odada değnekle atçılık
oynayan torunlarına:

—    Size ne alayım, demiş. Bunu duyan torunlar
da:

—    Ben düdük isterim, ben düdük isterim, diye
çığlıklar    atmaya    başlamışlar.
3 gün geçtikten sonra postacı kapıyı iki kere
çalmış ve kargo paketini Nasrettin Hoca’ya
teslim etmiş. Hoca, paketten çıkan düdükleri,
birer birer torunlarına dağıtmış ama birine
vermemiş. Diğer çocuklar düdüklerini
öttürürken, düdüğü alınmayan çocuk ağlaya
ağlaya Hoca’ya gelmiş ve benim düdüğüm
nerde demiş. Nasrettin Hoca da:

— Kredi kartı numarasını veren düdüğü

çalar demiş (www.birebir.net).

Fıkrayı Oluşturan Unsurlar: Online alışveriş
yapmak, bilgisayar, internet, kargo paketi,
kredi kartı.

Fıkranın Kahramanları: Nasreddin Hoca,
Hoca’nın torunları, kurye.

Fıkrada Geçen Mekân(lar): Nasreddin
Hoca’nın evi.

Fıkranın İletisi: Her isteğin bir karşılığı
vardır; karşılıksız istekler yerine getirilmez.
Eğer öyle olursa Hoca her pazara gidişinde

2006: 125)

Fıkranın Başlığı: Parayı Veren Düdüğü Çalar
gereksiz masraflara girecektir. (Sakaoğlu,
2006: 125)

Fıkranın Başlığı: Kredi Kartı Numarasını
Veren Düdüğü Çalar.

Sözel kültürde üretilen fıkrada Nasreddin Hoca ihtiyaçlarını karşılamak için şehre gitmek
üzere yola koyulmuştur. Güncellenen fıkrada ise Hoca; ihtiyaçlarını karşılamak için evinde,
bilgisayarının başında internete bağlanıp, online alışveriş yapmaktadır. Bunun gereği olarak da
güncellenen fıkraya "postacı", Nasreddin Hoca’nın bazı fıkralarına konu olan "heybe"si yerine
"kargo paketi" ve alış-veriş için "akça" yerine de "kredi kartı" unsurları eklenmiştir.

Fıkranın güncel halinde, diğer örneklerde de olduğu gibi, kahraman olarak Nasreddin Hoca
sabit kalmış buna rağmen diğer yardımcı kahramanlar değişmiştir. Sözel kültürde var olan
"mahallenin çocukları" güncellenen fıkrada yerini Nasreddin Hoca’nın "torunları"na bırakmıştır.
Bu değişiklikle beraber "postacı" fıkraya eklenmiştir. Sanal kültür ortamına uyarlanan fıkrada
"postacı" ya da "kurye" gibi bir kahramanın olması kaçınılmazdır. Çünkü online yapılan alış-veriş
siparişlerini bir kuryenin getirmesi gerekmektedir. Fakat fıkrada kurye yerine "postacı" kelimesinin
tercih edildiğini görmekteyiz. Bunun sebebi ise fıkrayı uyarlayanın "Postacı Kapıyı İki Kere Çalar"
adlı 1981, ABD, Almanya ortak yapımı romantik, dram, gerilim türündeki filme gönderme yapma
isteğidir.

Böylece sanal kültür ortamında güncellenen diğer fıkralarda da olduğu gibi, Nasreddin
Hoca, bilim ve teknoloji çağının tüm imkânlarını kullanan, popüler kültüre hâkim bir tip olarak
karşımıza çıkarılmaktadır.

Sözel kültürde Hoca alışveriş yapmak için açık mekânda bulunmak, şehre gitmek zorunda
iken; sanal kültürde Nasreddin Hoca kapalı bir mekânda, evinden çıkmadan, internet üzerinden
online alışveriş yapabilmekte ve yaptığı alışverişin ücretini de "akça" ile değil kredi kartı ile
ödeyebilmektedir.

Bu durum "zaten inecektim" fıkrasının uyarlanmış şeklinde de görüldüğü gibi Nasreddin
Hoca’yı köy, mahalle, kasaba, şehir vb. açık mekândan, kapalı mekâna hapsetmekte ve bu durum
fıkraların güncellendiği çağın, fıkralara etkisini gözler önüne sermektedir.

"Parayı veren düdüğü çalar" başlığı ile bilinen Nasreddin Hoca fıkrasının iletmek istediği
mesajın: "Her isteğin bir karşılığı vardır; karşılıksız istekler yerine getirilmez." (Sakaoğlu, 2006:
125) olduğu söylenebilir. Bu mesajın genel olarak sanal kültür ortamına uyarlanan şeklinde de sabit
kaldığını, değişmediğini söyleyebiliriz.

"Parayı veren düdüğü çalar" başlığı ile tanımlanan fıkra, sanal kültür ortamına
uyarlandıktan sonra "kredi kartı numarasını veren düdüğü çalar" başlığı ile de tanımlanabilir.

Derlemelerimiz esnasında bu fıkranın başka bir varyantını da tespit ettik. Bu fıkra şöyledir:

"Hoca bir gün Cd’ciye gidiyormuş. Çocuklar önünü kesip.

— Hocam bize de oyun Cd si alsana demişler. Yalnız içlerinden biri Hocaya para

vererek Doom3 Cd’si istemiş. Hoca akşam Cd’ciden dönerken çocuklar yine önünü kesip Hocaya
hani bizim CD demişler. Hocada yalnız bir Cd çıkarıp parasını veren çocuğa vermiş. Sonra da:

— Parayı veren oyunu oynar, demiş."15

Tespit ettiğimiz bu varyantta yukarıda da görüldüğü üzere; Nasreddin Hoca cdciye
gidiyormuş ve yolda önünü kesen çocuklar Hoca'dan oyun cdsi istemişler. Fıkranın varyantında yer
alan ve fıkrayı oluşturan unsurlar şunlardır; cd, cdci, doom3 cdsi. Bu unsurlar dikkate alındığında
ise fıkranın başlığı "Parayı Veren Oyunu Oynar" şeklinde belirlenebilir.

Eş metinde de görüldüğü gibi sanal kültür ortamına uyarlanan Nasreddin Hoca
fıkralarındaki en büyük değişim fıkrayı oluşturan maddi unsurların bilgisayar ve internet
teknolojisine uyarlanması olmaktadır.

Filin Eşini de Bekliyorlar

Timur’un Akşehir’de otağını kurduğu
günlerdir. Onun ordusuyla birlikte getirdiği
bir sürü de fil vardır etrafta. Timur, onları
değişik yerlere dağıttırır, biri de Akşehir’in
payına düşer.

Bir süre sonra Akşehirliler fili beslemekte
zorlanmaya başlar. Durumu Timur’a iletmek
isterler, ama bu işi kim yapacaktır. Hiçbiri
cesaret edemez. Sonunda Nasreddin Hoca
Timur’a gitmeyi kabul eder. Ancak bir şartı
vardır: Yalnız gitmeyecek, hemşehrileri onu
yalnız bırakmayacaktır!

Ertesi gün Hoca önde, Akşehirliler arkada
olmak üzere Timur’un otağına doğru yola
koyulurlar. Otağdan içeri giren Hoca hemen
Timur’a dönerek görevini yerine getirmeye
çalışır.

"Sultanım, Akşehirli kulların..." deyip
arkasındakileri işaret etmek için geriye döner
ki kimse kalmamış. Hemen konuşmasını
tamamlar:

"Gönderdiğin file acımaya başladılar.
Hayvancağızın canı sıkılıyor. Lütfetseniz de
bir de dişisini göndertseniz... "

Hoca’nın bu isteği üzerine Timur hemen
emirler yağdırır:

"Çabuk, tez zamanda Akşehir’e bir de dişi fil
bulun!"

Hoca memnun, Timur memnun; vedalaşıp
ayrılırlar. Hoca otağdan biraz ayrıldıktan
sonra bakar ki birlikte geldikleri arkadaşları
etrafında... Merakla sorarlar Hoca’ya:

"Ne oldu, alıyor mu?"

"Kurtuluyor muyuz filden?"_

Sen Bize Windows 2008 Ver

Bill Gates Nasreddin Hoca’nın köyüne bir
sürü Windows server vermiş. Bu serverlar
yazılım lisansları, update’ler ve danışmanlık
ücretleri nedeniyle köylülerin altından
kalkamadığı bir meblağa ulaşmış. Köylüler
Nasreddin    Hoca’ya    giderek:

—    Hocam sen bizim büyüğümüzsün gel şu Bill
Gates’e gidelim bu serverları alsın ucuz
serverlar alıp linux kuralım, cluster yapalım
demiş. Hoca da;

—    Tabi olur zaten ben özgür yazılımın en
büyük savunucusuyum, demiş. Önde Nasreddin
Hoca arkada köylüler yola düşmüşler. Yolda
gittikçe Nasreddin Hoca’nın arkasındaki
köylüler azalmış. En sonunda Bill Gates’in
karşısına Nasreddin Hoca tek başına çıkmış ve
demiş ki:

—    Ey Yüce, Haşmetlü Bill Gates! Senin bu
Windows 2003’ler bizi kesmedi sen bize
Windows 2008 ver (www.muharremtac.com).

Hoca, topluluğu şöyle bir süzdükten sonra
gülümseyerek cevap verir:

"Müjde, gözünüz aydın... Timur filimizin
azlığına acıdı, bir de yanına dişisini
gönderecek!.." (Sakaoğlu, 2006: 202-203)

Fıkrayı Oluşturan Unsurlar: Timur’un
ordusundaki bir fili bakılmak üzere
Akşehir’de bırakması, Akşehirlilerin bu
durumdan kurtulmak için Nasreddin
Hoca’dan yardım istemeleri, Akşehirlilerin
Timur’un huzurunda Hoca’yı yalnız
bırakmaları, Timur’dan korkan Hoca’nın
filin eşini de istemesi.

Fıkranın Kahramanları: Nasreddin Hoca,
Timur, Timur’un ordusu, Timur’un
Ordusunda bulunan bir fil, Hoca’nın
hemşehrileri.

Fıkrada Geçen Mekân(lar): Akşehir,
Timur’un otağı.

Fıkranın İletisi: İnsanlar ortak hareket
ederek haklarını aramazlarsa başlarına gelen
felaketlerle birlikte yaşamak zorunda
kalabilirler.

Fıkranın Başlığı: Filin Eşini de Bekliyorlar

Fıkrayı Oluşturan Unsurlar: Windows server,
yazılım lisansı, update, danışmanlık ücretleri,
Linux, cluster, özgür yazılımın, Windows Server
2003, Windows Server 2008.

Fıkranın Kahramanları: Nasreddin Hoca, Bill
Gates, Nasreddin Hoca’nın köylüleri.

Fıkrada Geçen Mekân(lar): Nasreddin
Hoca’nın köyü, Bill Gates’in ofisi.

Fıkranın İletisi: İnsanlar ortak hareket ederek
haklarını aramazlarsa başlarına gelen felaketlerle
birlikte yaşamak zorunda kalabilirler.

Fıkranın Başlığı: Sen Bize Windows 2008 Ver

"Filin eşini de bekliyorlar" başlığı ile bilinen Nasreddin Hoca fıkrası güncellenirken pek
çok unsuru sanal âlemin, diğer bir ifadeyle bilgi ve teknoloji çağının gereklerine uygun bir biçimde
değiştirilmiştir. Bu değişikliklere baktığımızda ilk olarak gözümüze çarpan farklılığın sözlü ve
yazılı kültür ortamında icra edilen fıkra metninin (180 kelime) sanal kültür ortamına uyarlanan
fıkra metninden (104 kelime) hacim olarak daha uzun olmasıdır.

Bunun en önemli sebebi çağımızın hayat tarzı ve teknoloji bakımından bir "hız" çağı olarak
nitelendirilmesi ve insanların az sözle ya da çeşitli simgeler vasıtasıyla çok şeyler ifade etme
temayülünde olması gösterilebilir. Bilgisayar kullanan gençlerin günlük konuşma dilini, klavyede
yazması uzun ve zahmetli olduğu için, çeşitli simgelerle kısaltmaları hatta içinde bulundukları ruh
halini "smiley faces (konuşan yüzler)" denilen sembollerle ifade etmeleri bu durumun bir tezahürü
olarak gösterilebilir.16

Sözlü kültür ortamında üretilen Nasreddin Hoca fıkrasındaki, "fil"in yerini sanal kültür
ortamında "Windows Server 2003" almıştır. Sözlü kültür ortamında üretilen fıkrada, yaşayan kara
hayvanlarının en irisi olan, günde 225 kg’den fazla ot yiyebilen fillerin yer alması Nasreddin
Hoca’nın köylülerinin başına gelen felaketin en çarpıcı şekilde anlaşılmasını sağlama amaçlı olsa
gerektir.

Sanal kültür ortamında ise bu çarpıcılığı anlatabilmek için, kesretten kinaye, "yazılım
lisansı", "update", "danışmanlık ücreti", "linux", "cluster" gibi çokça bilgisayar terimi kullanılar ak
fıkrada yer alan unsurlar güncellenmiş bir bakıma da zenginleştirilmiştir.

Sözlü kültür ortamında üretilen Nasreddin Hoca fıkrasında yer alan kişilere baktığımızda
karşımıza: "Nasreddin Hoca", "1336-1405, yıllarında yaşamış, Harezm, Doğu Türkistan, İran,
Azerbaycan, Hindistan Delhi Sultanlığı, Irak, Suriye, Altın Orda Devleti ve Osmanlı Devleti'nin
de içinde bulunduğu muazzam Timur İmparatorluğu'nun kurucusu olan Timur", "Hoca’nın
hemşehrileri" çıkar. Buna karşılık sanal kültür ortamına uyarlanan fıkrada bu kişilerden "Nasreddin
Hoca" ve "Hoca’nın hemşehrileri" sabit kalmış fakat "Timur"un yerini "28 Ekim 1955 ABD-
Seattle doğumlu, dünyanın en büyük yazılım ve bilişim şirketlerinden biri olan Microsoft
şirketinin kurucularından ve şirketin başkanlığını ve baş yazılım mimarlığını yapan, Forbes
dergisine göre 2009'da 60 milyar dolar ile dünyanın en zengin iş adamı olan Bill Gates"17 almıştır.

Sözlü kültür verimi olan fıkrada yer alan mekânlara baktığımızda; açık bir mekân olan
Akşehir ve Timur’un Akşehir’deki otağı gibi kapalı bir mekân ile karşılaşırız. Sözlü kültür verimi
olan fıkrada bu mekânlardan açık bir dille söz edilirken güncellenen fıkrada ise "Nasreddin
Hoca’nın köyü" açık bir dille ifade edilmiş fakat "Timur’un otağı"nın hangi mekân ile değiştirildiği
açık bir dille ifade edilmemiştir. Fakat okuyucu fıkranın bağlamından "Timur’un otağı"nın yerine
"Bill Gates’in ofisi" anlamını çıkarabilir. Ayrıca sanal kültür ortamına uyarlanan fıkrada Nasreddin
Hoca’nın Bill Gates’e: "Ey Yüce, Haşmetlü Bill Gates!" şeklinde hitap etmesi Nasreddin Hoca’nın
yaşadığı dönemdeki imparatorların yerini günümüzde uluslararası sahada etkinlik gösteren büyük
şirketlerin sahiplerinin aldığını göstermesi bakımından önemlidir.

"Filin eşini de bekliyorlar" başlığı ile bilinen Nasreddin Hoca fıkrasının vermek istediğ i
mesaj: "İnsanlar ortak hareket ederek haklarını aramazlarsa başlarına gelen felaketlerle birlikte
yaşamak zorunda kalabilirler." şeklinde özetlenebilir. Fıkranın iletmek istediği bu mesajın sanal
kültür ortamına uyarlanan şeklinde de sabit kaldığını, değişmediğini söyleyebiliriz.

"Filin Eşini de Bekliyorlar" başlığı ile bilinen fıkra, sanal kültür ortamına uyarlandıktan
sonra "Sen Bize Windows 2008 Ver" başlığını alabilir.

Sonuç

Bu çalışmada öncelikle binlerce yıllık bir birikimle oluşturulan Nasreddin Hoca
imgesinden bahsedilmiş, Hoca'nın Türk mizah geleneği içerisindeki yeri ve önemi vurgulanmış,
Nasreddin Hoca fıkraları üzerinde durmanın önemine temas edilerek, toplumsal değişim ve
dönüşümle birlikte bu fıkraların da icra edildiği ortamın yapısına nasıl uyum sağladığı, nasıl
güncellendiği ele alınmaya çalışılmıştır.

Sanal kültür ortamında güncellenerek, yaygınlık kazanmış Nasreddin Hoca fıkraları
arasından en dikkat çekici olanları; unsurları, kahramanları, mekânları, iletileri ve başlıkları,
bakımından incelenmiş, güncelleme yapılırken bu fıkraların ne gibi değişikliklere uğradığı, bu
öğelerin hangilerinin sabit kaldığı, hangilerinin değiştiği; karşılaştırmalı olarak saptanmaya
çalışılmıştır.

Karşılaştırmalarımıza göre; ister sözlü kültür ortamında, ister yazılı kültür ortamında,
isterse de sanal kültür ortamında üretilsin, bu fıkralarda varlığını devam ettiren en önemli öğe
"Nasreddin Hoca"nın kendisidir. Nasreddin Hoca, yüzyılları aşan bir süreç içerisinde milletimizin
içinde bulunduğu toplumsal değişim ve dönüşümlere paralel olarak, farklı kültür ortamlarına uyum
sağlamış çağın gereklerine ve icra edildiği ortama uygun bir şekilde güncellenerek varlığını devam
ettirmiştir. Bunda Nasreddin Hoca’nın güçlü kişiliği ve Türk kültüründeki vazgeçilmez yeri etkili
olmuştur.

Bu folklorik imge ve ona bağlanan fıkra külliyatı, geçmişte sözün teknolojikleşmesiyle
kitaplarda korunurken bilişim sektörünün imkânları sayesinde sanal kültür ortamında da korunmuş
bir kısmı itibarıyla güncellenmiş ve zenginleştirilerek yaygınlık kazanmıştır.

Güncellenen Nasreddin Hoca fıkralarını oluşturan unsurların pek çoğu, çağın ve sanal
kültür ortamının bir gereği olarak bilgisayar ve internet ile ilgili unsurlara dönüştürülmüştür. Bu
dönüşüm; dilimize daha çok İngilizceden giren bilgisayar ve internet terimlerinin Nasreddin Hoca
fıkralarını istila etmesine de sebep olmuştur.

Sanal kültür ortamında uyarlanan fıkralardaki şahıslara ve mekânlara baktığımızda;
şahısların ve mekânların bazı fıkralarda sabit kaldığını bazılarında ise değiştiğini söyleyebiliriz. Bu
dönüşümün sebebini; giderek tüm sosyalleşmesini bilgisayarının başında, internet ortamında
gerçekleştiren günümüz insanının daha çok da genç kuşakların içinde bulunduğu toplumsal yapıya
bağlayabiliriz.

Fıkraların iletilerine baktığımızda ise; bu mesajların hemen hemen hiç değişmediğini, pek
çoğunda sabit kaldığını söyleyebiliriz. Bu da bize ileriki yıllarda Nasreddin Hoca fıkralarının yeni
güncellemelerinde de Hoca ile fıkranın iletisinin sabit kalabileceğini fıkrayı oluşturan diğer
unsurların değişebileceğini göstermektedir.

Sözlü kültür ortamında olmamasına rağmen yazılı kültür ortamında daha çok araştırmacılar
tarafından fıkralara eklenen başlıklar, bu fıkraların güncellenmesiyle, unsurlarının değişmesine
paralel olarak değişebilir. Hatta bu güncel fıkralar yaygınlaştıkça, ileriki yıllarda genç kuşaklar
arasında Nasreddin Hoca fıkralarının bu yeni, uyarlanmış başlıklarla anılması ihtimalini de
doğurabilir.

Tüm bunlar göz önüne alındığında denilebilir ki; sanal kültür ortamına uyarlanan
Nasreddin Hoca fıkraları özgün verimler değildir. Yüz yıllar öncesi sözlü kültür ortamında üretilen
ve daha sonraki devirlerde yazıya geçirilmiş olan Nasreddin Hoca fıkraları; bilgisayar terimlerini
iyi bilen, internet ortamında sosyalleşebilen, daha çok "şehirli" ve "genç" diye nitelendirilebilecek
bir kesim tarafından, "kopyala-yapıştır" mantığı ile kelimeleri üzerinde oynanarak yeniden
oluşturulmuştur. Bundan dolayı sanal kültür ortamı, bir yandan folklorik ürünlerin korunmasını,
yaşamasını ve yaygınlaştırılmasını kolaylaştırmış diğer taraftan ise tüm sosyalleşmesini bilgisayar
başında yaşayan çağımız insanının yaratıcılığını zayıflatmıştır denilebilir.

Tüm bunlarla birlikte çalışma neticesinde; Nasreddin Hoca fıkra külliyatının; Türk
milletinin geçmişten günümüze gelinceye kadar sözlü, yazılı ve elektronik/sanal kültür
ortamlarında yaşamış olduğu kültürel etkileşim ve dönüşümlerin araştırılması, çözümlenmesi ve
yorumlanmasında çok önemli bir yeri olduğu saptanmıştır.

EKLER

1. İncelenen Fıkraların Tespit Edilebilen Varyantları18
Kazan Doğurdu

1.    Nasreddin Hoca arkadaşının serverını almış bir süre kullanmış ve geri verirken
yanında bir PDA vermiş. Arkadaşı sormuş:

—    Hocam bu ne?

—    Senin server doğurdu.

Aradan zaman geçmiş Nasreddin Hoca yeniden aynı arkadaşın serverını almış. Fakat bir
türlü geri vermemiş. Arkadaşı serverı istemeye gitmiş. Nasreddin Hoca da demiş ki:

—    Senin server sistem down.

—    Nasıl olur Hocam. Koca server down olur mu?

—    Doğurduğuna inanıyorsun da down olduğuna niye inanmıyorsun bre densiz.

2.    Hoca bir gün komşusunun kapısını çalıp:

—    Komşu acilen bir eft yapmam gerekiyor ama benim pc arızalandı, şu senin

laptopu ver de işimi göreyim der. Komşusu da laptopunu verir, bir süre sonra laptopu geri
getiren Hoca yanında bir de usb girişli optik mause getirince komşu merakla sorar

—    Hocam bu ne? Hoca:

—    Ne olacak canım senin laptop doğurdu der. Komşusu bu habere çok sevinir.

Başka bir gün Hoca yine komşudan laptopunu alır, aradan geçen uzun zamana
rağmen laptop geri gelmeyince komşusu Hoca’ya sorar

—    Hocam bizim laptop ne oldu?

—    Senin laptop öldü, başın sağolsun.

—    Aman Hocam hiç laptop ölür mü, makine o yahu deyince Hoca:

—    Bre densiz laptopun doğurduğuna inanıyorsun da öldüğüne niye inanmıyorsun.

Zaten İnecektim

1. Nasreddin Hoca’nın bilgisayarı durup dururken kapanmış.

Nasreddin Hoca demiş ki:

—    Ben zaten reboot edecektim.

2. Hoca bir gün eve gelen misafirlerine yeni aldığı korsan dvd filmini göstermek için
bilgisayarının başına geçer ancak tam film açılacağı sırada pc kilitlenir, misafirlerden biri
tam Hocam ne oldu diyecek olur ki Hoca:

— He he zaten kilitlemese bile format atacaktım...

3. Nasreddin Hoca Mynet'te okey oynarken son elde çift okey gelmiş, okeye dönerken
tam atacak, bağlantı kesilmiş, yanındakiler gülmeye başlayınca:

—    Bağlantı kopmasa da zaten oyundan çıkacaktım, demiş.

Parayı Veren Düdüğü Çalar

Hoca bir gün Cd’ciye gidiyormuş. Çocuklar önünü kesip.

—    Hocam bize de oyun Cd si alsana demişler. Yalnız içlerinden biri Hocaya para

vererek Doom3 Cd’si istemiş. Hoca akşam Cd’ciden dönerken çocuklar yine önünü kesip
Hocaya hani bizim CD demişler. Hocada yalnız bir Cd çıkarıp parasını veren çocuğa
vermiş. Sonra da:

—    Parayı veren oyunu oynar, demiş.

2. Elektronik Kültür Ortamından Derlenen Diğer Nasreddin Hoca Fıkraları19:

Micrsoftçu Nasreddin Hoca open source portal açmış. Open source camiası gülmüş ve:

—    Yapma Hocam hiç koca open source camiasında bu portal tutar mı? demiş. Nasreddin
Hoca cevap vermiş:

—Ya tutarsa!.

Nasreddin Hoca'nın bilgisayarına lamer girmiş. Arkadaşları konuşmaya öğüt vermeye
başlamışlar:

—    Hocam firewall koysaydın,

—    Hocam updatelerini yapsaydın,

—    Hocam antivirüs kursaydın... Nasreddin Hoca sinirlenmiş:

—    Ulan hep bana kızıyorsunuz, lamer'ın hiç mi suçu yok.

Adamın biri Nasreddin Hocaya sormuş:

—    Hoca bir mizah sitesi hacklenmiş duydun mu?

—    Hoca demiş bana ne!

—    İyi ama Hocam senin site hacklenmiş.

—    İyi de o zaman sana ne!

Hocaya sormuşlar:

—    Hocam dünyanın merkezi neresi. Hoca demiş.

—    Google da girip "dünyanın merkezi" diye arattır demiş.

Hocadan devamlı Windows XP cdsini istiyorlarmış
Hocada bakmış olacak değil en sonunda

—    Cd yi bardakaltlığı yaptım demiş.

—    İyi de Hocam hiç CD den bardakaltlığı olur mu demiş. Hoca da

—    Niyetin yoksa vermeye bardak altlığı da olur demiş.

Arkadaşları Hocaya dert yanıyorlar

—    Hocam senin karın internette çok sörf yapıyor demişler. Hoca da:

—    Olur mu canım o kadar sörf yapsaydı bizim siteye de uğrardı demiş.

Adamın biri Hocaya

—    Hocam siten kaç tekil hit alıyor der.

—    Hoca da Aylık 10.000 der.

Aradan birkaç yıl geçer. Aynı adam Hocaya tekrar sorar.

—    Hocam siten kaç tekil hit alıyor der.

—    Hoca yine 10.000 der.

—    İyide Hocam bunca yıldır hiç değişmedi mi, der. Hocada

—    Erkek adamın ağzından laf bir kere çıkar.

Hocanın bilgisayarına virüs girmiş. Hoca çok dertliymiş.

Çevresindekiler sormuş.

—    Hoca kimi getirelim de baksın bilgisayara demişler. Hocada

—    Çernobil virüsünü yiyen birini getirin demiş. Benim halimden en iyi o anlar.

Hoca internetten tanıştığı bir kadın ile evlenir fakat daha kadının yüzünü görmemiştir
Gerdek gecesi bakar ki kadın çok çirkin. Hoca bir gün seyahate çıkar ve karısı:

—    MSN listeme kimi ekliyim diye sorar. Hocada

—    Beni eklemede kimi eklersen ekle.

Yüzsüz komşulardan biri Hocanın kapısına dayanıp 5+1 home cinema ses sistemini ister,
kendisinden sık sık bir şeyler isteyen bu komşudan bıkmış olan Hoca:

—    Benim home cinema arızalı der. Ancak bu sırada içeride pc’yi karıştıran Hocanın karısı
farkında olmadan winampı çalıştırınca dışarıya gümbür gümbür bir müzik sesi gelir. Bunu
duyan yüzsüz komşu:

—    Hocam bari yaşından utan yalan söylemeye utanmıyor musun bak içerden müzik sesi
geliyor.

Hoca kızgın:

—    Ne yani sen bana değil bir makine parçasına mı inanıyorsun?

Bir gün pc sine virüs giren bir komşusu Nasreddin Hocayı çağırır.

—    Aman Hocam ne olursa senden olur, beni bu virüsten kurtar.

Hoca pc’nin başına geçer, orasına tıklar burasına tıklar ama nafile bir türlü virüsü bulup
temizleyemez. Aradan geçen uzun bir süreden sonra Hocadan ümidi kesen komşu:

—    Ayıp Hocam ayıp, başına koskoca sarığı geçirmişsin ama bi virüsü bulamadın
deyince Hoca başından sarığı çıkarıp komşusunun başına geçirir ve:

—    Keramet sarıktaysa buyur sen bul der.

Bir gün Nasreddin Hoca rüyasında bir adamla konuşuyormuş. Adam 80 GB bilgisayar
veriyormuş. Nasreddin Hoca da 160 GB diye diretiyormuş. Nasreddin Hoca rüyadan uyanmış
bakmış ki etrafta bilgisayar yok, hemen gözlerini kapatıp:

— Tamam, tamam 80 GB olsun, demiş.

3. İncelenen (Güncellenen) Fıkralarda Geçen Bilgisayar Terimleri

Admin, Antivirüs, Bluetooth, Call of Duty, CD, Cluster, DivX, Doom3, Down Olmak,
Download, DVD, EFT, Explorer, Facebook, Format, Forum, Forum Üyeliği, Forum Yöneticisi,
Gigabayt (GB), Hacklemek, Hacker, İnternet, İnternette Sörf Yapmak, Kargo, Korsan Yazılım,
Kredi Kartı, Laptop, Linux, Mause, Microsoft Windows, Mail, Mod, MSN, Nik, Online, Optik,
Özgür yazılım, PC, PDA, Reboot, Rep, Sanal Âlem, Server, Single-player, Update, USB, Webcam,
Windows Server 2003, Yahoo, Yazılım.

KAYNAKÇA

ARTUN Erman, Türk Halkbilimi, Kitapevi Yayınları, İstanbul, 2005, s. 321.

ALIÇ Fulya (2011), Halk Hikâyeciliğinin Yeni İcra Ortamı Olarak Sinema ve Sinemaya
Uyarlanan Türk Halk Hikâyeleri, İstanbul Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü,
Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi, İstanbul, Danışman: Yrd. Doç. Dr. Ferhat Aslan.

BORATAV Pertev Naili, "Folklorda Yeni Zamanların Mevzuları", Folklor ve Edebiyat (1982) 1,
Adam Yayınları, İstanbul, 1982, s. 117-119.

BORATAV Pertev Naili, Nasreddin Hoca, Edebiyatçılar Derneği Yayınları, 2. bs., Ankara, 1996.

ÇAKIR Hamza, Hakan Topçu, "Bir İletişim Dili Olarak İnternet", Erciyes Üniversitesi Sosyal
Bilimler Enstitüsü Dergisi, Sayı: 19 (2005/2), s. 71-96.

ÇOBANOĞLU Özkul, Halkbilimi Kuramları ve Araştırma Yöntemleri Tarihine Giriş,

Akçağ Yayınları, Ankara, 2002.

ÇOTUKSÖKEN Yusuf, Nasrettin Hoca Fıkraları "İnceleme-Derleme", Özgül Yayınları,
İstanbul, 1996.

DUNDES Alan, "Halk Kimdir?" Çev.: Metin Ekici, Halkbiliminde Kuramlar ve Yaklaşımlar,
Yayına Hazırlayalar: Gülin Öğüt Eker, Metin Ekici, M. Öcal Oğuz, Nebi Özdemir, Millî
Folklor yayınları, Ankara, 2003, s. 1-30.

EKİCİ Metin, "Geleneksel Kültürü Güncellemek Üzerine Bir Değerlendirme", Millî Folklor, Sayı:
80 (Kış, 2008), s. 70-77.

GÜRÇAYIR Selcan: "Kuşaktan Foruma Geçiş ve Bilgisayar Atasözleri", Millî Folklor, Sayı: 79 (2008), s.
70-77.

OĞUZ M. Öcal, "Nasreddin Hoca: İki Yaklaşım, Bir Problem", Türk Dünyası Halk Biliminde
Yöntem Sorunları, Akçağ Yayınları, Ankara, 2000, s. 59-64.

OĞUZ M. Öcal, "Nasreddin Hoca Fıkralarının "Varyant" Sorunu", Türk Dünyası Halk Biliminde
Yöntem Sorunları, Akçağ Yayınları, Ankara, 2000, s. 65-70.

ÖZDEMİR Nebi, Medya, Kültür ve Edebiyat, Ankara, Geleneksel Yayınları, 2008.

ÖZDEMİR Nebi, "Kültürel İmge Olarak Nasreddin Hoca", Millî Folklor, Sayı: 77 (2008), s. 11¬
20.

SAKAOĞLU Prof. Dr. Saim, Nasreddin Hoca Fıkralarından Seçmeler, Akçağ Yayınları, 2.bs.,
Ankara, 2006.

TAN Nail, "Günümüzde Yaratılan Nasrettin Hoca Fıkraları", Derlemeler Makaleler 4 Halk
Gülmecesi (Mizahı) Halk Tiyatrosu, Ankara, 2007, s. 28-37.

YILDIRIM Dursun, Türk Edebiyatında Bektaşi Fıkraları, Akçağ Yayınları, Ankara, 1999.

YÜCE Kemal, "Nasrettin Hoca Fıkralarında Kültür Değişmeleri", Uluslararası Nasrettin Hoca
Bilgi şöleni (Sempozyumu) Bildirileri, 24-26 Aralık 1996, İzmir, Atatürk Kültür
Merkezi Yayınları, Ankara, 1997, s. 63-70.

http://birgo.mynet.com/gozdegizemcelik/yazi/yeni-nesil-nasrettin-hoca-f-kralar- (31.10.2011).

http://tdkterim.gov.tr/bts/(31.10.2011).

http://tr.wikipedia.org/wiki/Bill_Gates (13.10.2011)

http://www.birebir.net/goster.asp?d=nasreddin+Hoca+interneti+kullanirsa (28.08.2011)

http://www.ekonometrim.org/forum/gulmece/modifiyeli-n-hoca-fikralari-t6408.0.html

(28.08.2011)

http://www.muharremtac.com/metin/bilisimci_nasreddin_hoca-551(28.08.2011)

http://www.turkeyforum.com/satforum/showthread.php?t=243330 (28.08.2011)

http://www.yeniforumuz.biz/showthread.php?401621 -Modern-Nasreddin-Hoca
F%C4%B 1kralar%C4%B 1(28.08.2011)

1

Bu makale, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültürel ve Sosyal İşler Daire Başkanlığı - Kültür Müdürlüğü’nce
24-25 Ekim 2008 tarihinde, İstanbul’da düzenlenen “Doğumunun 800. Yılında Nasreddin Hoca Sempozyumu”nda
sunulmuş olan basılmamış bildiri metninin genişletilerek yeniden düzenlenmiş şeklidir.

2

   Erken dönem halk bilimi kuramları hakkında daha geniş bilgi için bkz.: Özkul Çobanoğlu:    Halkbilimi
Kuramları ve Araştırma Yöntemleri Tarihine Giriş, Akçağ Yayınları, Ankara, 2002, s. 71-94.

3

   Konu ile ilgili daha geniş bilgi için bkz.: Alan Dundes: “Halk Kimdir?” çev.: Metin Ekici, Halkbiliminde
Kuramlar ve Yaklaşımlar, Yayına Hazırlayalar: Gülin Öğüt Eker, Metin Ekici, M. Öcal Oğuz, Nebi Özdemir, Millî
Folklor yayınları, Ankara, 2003, s. 1-30.

4

   Çalışmada “sanal kültür ortamı” kavramı; “elektronik kültür ortamı”, “ikinci sözlü kültür ortamı”, “dijital
kültür ortamı”, “internet ortamı”, “internet âlemi”, “sanal âlem”, “sanal bağlam” kavramlarını kapsayacak genişlikte
kullanılmıştır.

5

   Konu ile ilgili daha ayrıntılı bilgi için bkz.: Fulya Alıç, Halk Hikâyeciliğinin Yeni İcra Ortamı Olarak
Sinema ve Sinemaya Uyarlanan Türk Halk Hikâyeleri, İstanbul Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü,
Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi, İstanbul, 2011, Danışman: Yrd. Doç. Dr. Ferhat Aslan.

6

   Konu ile ilgili daha geniş bilgi için bkz.: Selcan Gürçayır, “Kuşaktan Foruma Geçiş ve Bilgisayar Atasözleri”,
Millî Folklor, Sayı: 79, Ankara, 2008, s. 70-77.

7

   Kökeni Latincedeki "imagos" olan imge; hayal, aldatıcı görünüş anlamlarına gelmektedir. İmge, başta edebiyat
olmak üzere sanatın her dalında; herhangi bir hayali, düşü, yaratıyı; başka bir şey ile anlatma inceliğini ifade eder. Türkçe
Sözlükte; 1. Zihinde tasarlanan ve gerçekleşmesi özlenen şey, hayal, hülya., 2.
psikol. Genel görünüş, izlenim, imaj., 3.
ruh b. Duyu organlarının dıştan algıladığı bir nesnenin bilince yansıyan benzeri, hayal, imaj., 4. ruh b. Duyularla
algılanan, bir uyaran söz konusu olmaksızın bilinçte beliren nesne ve olaylar, hayal, imaj anlamlarına gelmektedir
(http://tdkterim.gov.tr/bts/27.08.2011). Bu çalışmada Nasreddin Hoca sadece bir fıkra tipi olarak değil aynı zamanda
folklorik bir imge olarak da değerlendirilmiştir. Konu ile ilgili daha geniş bilgi için bkz.: Nebi Özdemir, "Kültürel İmge
Olarak Nasreddin Hoca", Millî Folklor, Sayı: 77, Ankara, 2008, s. 11-20.

8

   Bilindiği gibi Nasreddin Hoca sadece Türkiye'de değil, Türk Dünyasında ve Türk kültür coğrafyasında bilinen,
fıkraları günümüzde bile icra edilen önemli bir fıkra tipidir. Sanal kültür ortamında güncellenen Nasreddin Hoca
fıkralarının değerlendirildiği bu çalışma Türkiye merkezli olarak yapılmıştır. Günümüzde Nasreddin Hoca fıkralarının
Türk kültür ekolojisinde nasıl güncellendiği ayrı bir çalışma konusu olabilecek kadar geniş bir muhtevaya sahip
olduğundan burada değinilmeyecektir.

9

   Fıkra tipi: Her fıkranın bir kahramanı vardır. Bu kahramanlar içerisinde halkın kendisini temsil etme gücünü
verdiği ve her fıkra kompozisyonunda olayların onun etrafında geliştiği başkahramana, ana tipe fıkra tipi denir. Fıkra
türünde tipleşme temayülü gösteren kişilerle gündelik hayatın çeşitli sahnelerinde karşılaştığımız ikinci dereceden tiplere
de alt tipler adı verilebilir (Yıldırım, 1999: 18).

10

   Nebi Özdemir, Temmuz 2007'de, Google'da "Nasreddin Hoca Fıkraları" anahtar kelimesiyle yapılan bir
taramada "238.000" sonuç bulunduğunu bildirmektedir (Özdemir, 2009: 603-604). Aradan geçen zaman zarfında bu
sayının yaklaşık "1.000" sonuç arttığını görebilmekteyiz. Bu da bizlere sanal kültür ortamında Nasreddin Hoca
fıkralarının müthiş bir hızla yayıldığını göstermektedir.

11

   Eserin tam künyesi şöyledir: Pertev Naili Boratav, Nasreddin Hoca, Edebiyatçılar Derneği Yayınları: 8,
Ankara, 1996.

12

Büyük Türkçe Sözlük'te; 1. Yazı veya sözle verilen, gönderilen bilgi, mesaj, 2. Bir duraktan başka bir durağa
bilgi iletmek üzere düzenlenmiş herhangi bir simgeler ya da damgalar birleşimi, 3. (Haberleşme kuramı): Bildirişim
dizgesinde vericinin belli bir anlam yükleyerek alıcıya gönderdiği ve onun da açıp anlamını çözdüğü herhangi bir simge,
4. İletişim araçlarıyla okur ya da izleyicilere aktarılan olay ya da yorum (http://tdkterim.gov.tr/bts/) olarak tanımlanan
ileti, hemen her anlatı türünde vardır. Anlatı türlerinde ileti hedef kitleye verilmek istenen ana fikri sözün "hikmet"ini
ifade eder. Halk anlatılarında var olan bu açık ve gizli iletiler hedef kitleyi toplumsal normlar ve algılayışlar çerçevesind e
biçimlendirerek yönlendirir. Çalışmamızın konusu olan Nasreddin Hoca fıkralarının en önemli işlevlerinden biri de
içerisinde barındırdığı ve insanımıza yüz yıllardır rehberlik eden bu iletilerdir.

13

   Sözlü ve yazılı Nasreddin Hoca fıkraları için esas aldığımız, Pertev Naili Boratav tarafından hazırlanan eserde,
fıkraların başlığı olmamasına rağmen bu çalışmada daha sağlıklı bir karşılaştırma yapabilmek için başlıklar tarafımızdan
eklenmiştir. Eklenen bu başlıklar daha çok şu eserden alınmıştır: Prof. Dr. Saim Sakaoğlu, Nasreddin Hoca
Fıkralarından Seçmeler, Akçağ Yayınları, 2.bs., Ankara, 2006.

14

   Derlemiş olduğumuz sanal kültür ortamına uyarlanmış fıkraların pek çoğunun başlığı olmamasına rağmen bu
çalışmada daha sağlıklı bir karşılaştırma yapabilmek için fıkra başlıkları tarafımızdan eklenmiştir.

15

http://birgo.mynet.com/gozdegizemcelik/yazi/yeni-nesil-nasrettin-hoca-f-kralar- (31.10.2011).

16

Konu ile ilgili daha geniş bilgi için bkz.: Doç. Dr. Hamza Çakır, Hakan Topçu, "Bir İletişim Dili Olarak
İnternet", Erciyes Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, Sayı: 19 (2005/2), s. 71-96.

17

http://tr.wikipedia.org/wiki/Bill_Gates (13.11.2011).

18

Sanal kültür ortamında güncellenen Nasreddin Hoca fıkraları, sözlü kültür ortamında üretilen fıkraların
kelimeleri üzerinde oynanarak yeniden oluşturulmuştur. “Kopyala-yapıştır” mantığı ile uyarlanan bu fıkraların kolaylıkla
pek çok varyantının oluşturulduğu da görülmektedir.

19

Derlenen metinler, sitede yayımlandığı gibi alıntılanmış, imlasında herhangi bir değişiklik
yapılmamıştır.