TÜRK
DÜNYASINDA NEVRUZ
Prof. Dr. Erman Artun
Nevruz, Türk
dünyasında, ortak kültürel değer olması yönüyle önemli
bir yere sahip olup, Türklük dünyasında ve Anadolu’da
ortak inanmalarla, ortak heyecanlarla yüzyıllardır Türk
kültürüne özgü özelliklerle kutlanılmaktadır. Milletleri
meydana getiren temel ögelerden en önemlisi kültür
dediğimiz maddi, manevi değerlerdir. Nevruz’un dayandığı
kaynakların ve bu kaynaklara bağlı olarak oluşan
pratiklerin değerlendirilmesi gerekmektedir.
En ilkel dönemlerden itibaren insan içinde
doğduğu çevre de dahil olmak üzere , varlığın sırrını,
oluşumun nedenini aramış, bu nedenle inanca bağlı olarak
kutsalın ve büyünün temelleri atılmıştır. Doğayı tam
çözemeyen ilkel topluluklar onun gücü karşısında onunla
barışık olma gereğini duymuş, doğaüstü güçlerden
yararlanma yolları aramış, onları yönlendirmeğe çalışıp
yaşadığı zorluklara çözüm aramıştır.
Tarihin ilk topluluklarından beri ay, mevsim yıl
vb. değişiklikler törenlerle kutlanmaktadır. Tehlikeli,
anlaşılmaz, ürkütücü doğa karşısındaki güçsüz insan,
büyüden büyük destek görüyordu (Fischer 1985:37).
Taklit, eylem ve toplu katılma doğaya karşı büyüyle
korunmadır (Nutku 1985:171). Bu büyüsel bolluk bereket
nitelikli dualar zamanla törene dönüşmüş belli zaman ve
kurallara bağlanmıştır. Kültür ögelerinde olan bu arayış
ve üretilen düşünceler, inanış ve pratikleri
oluşturmuştur.
Ritüel törenlerinin kökenini avcılık dönemlerine
kadar götürebiliriz. Avın verimli geçmesi için büyüden
medet uman ilkel insan, avladığı avı gezdirerek avının
verimli geçmesini istemiştir. Avcı kültüründen tarım
kültürüne geçildiğinde tarımda bolluk, bereket için
çeşitli törenler yapılmağa başlanmıştır. Ritüel kökenli
törenlerde şenlik, büyü, bereket iç içedir. Her ritüel
bir sembolden oluşur. Ritüelin eşya, faaliyet, görüntü,
olay, saha ve zaman boyutu vardır. Ritüellerin amacı
fiziksel deneyim, bir yandan da toplumsal norma,
toplumsal yapının dayandığı prensip ve bir dünya ile
öbür dünyanın ilişkisine dayanır (Prosic 1976: 33-50).
Ritüellerde doğa, totemizm kültü, atalar
kültüyle karışır (Cajkonovic 1973:287). Ritüeller
doğanın bilinmeyen yönlerini simgeler (Kostic
1972:6-11). Çeşitli kültürlerde mevsim değişiklikleri
törenlerle kutlanır. İslamiyet öncesi Türk kültüründe
bahar bayramı yapılarak kıştan sonra canlanan doğanın
sevinçle karşılandığını ve şenlikler düzenlendiğini
biliyoruz.
Bayramlar, kökenlerini grup hayatından alan
kollektif bir olgu olarak takvime bağlı günlerde
topluluk tarafından paylaşılan ve grup kimliğinin dışa
vurulduğu çok amaçlı veya karmaşık yapılara sahip
davranış kalıplarını içeren kültürel formlardır.
İslamiyet’e geçip İslam kültürünü kabul edenler, birçok
eski inanç, gelenek ve ayinlerini yeni dinlerine sokmayı
başarmışlardır (İnan 1954:204). Eskiden yapılan ayin,
şenlik ve törenler daha sonra semavi dinlere de girerek
yeni bir nitelik kazanmıştır. Ayların, mevsimlerin,
yılların düzenli geçişleri bunlara bağlı olarak
bitkilerin düzenli olarak yeşermesi ve sararması,
törenleri belirli bir takvime bağlamıştır.
Bütün milletlerin kültürlerinde görülen yeni yıl
törenleri, yaşama biçimlerine, coğrafyalarına, ekonomik
yapılarına, inanç yapılarına uygun koşullarda, uygun
zamanlarda çeşitli pratiklerle kutlanır. İnanca bağlanan
yeni yıl törenleri, Asya ve Ön-Asya toplumlarında benzer
iklim ve coğrafya şartlarında zaman, ad ve pratik
benzerliğiyle kutlanmıştır. Temeli dine dayanan benzer
veya aynı ögeler, kültürel bir güç olarak karşımıza
çıkar. İnanç, büyü, miti besler. Mitler toplumdaki
değerlerin geriye dönük modelleridir (Malinowski
1998:152).
Uygarlığın beşiği olan Anadolu değişik kült,
kültür ve inanç sistemlerinin bir sentezidir. Miras
bütün Anadolu’ya aittir. Bu ortak kültür mirası bir
mozaik değil, bu kültürlerin alaşımı olan Türkiye
kültürüdür. Çeşitli kültürler, Anadolu kültür potasında
eriyerek bir bütünü, yani Türkiye kültürünü
oluşturmuştur. Her etkin kültür, kendi düşüncesine,
kendi tavrına ters düşen durumları ya siler ya da
özelliklerini değiştirerek kendi bünyesinde eritir.
Sosyal değerler, tarihi temelden kopmadan
çeşitli kurumlar yoluyla belirgin bir şekilde var olan
sosyal hayatımızı belirleyen kültür kalıplarıdır (Aksoy
1987:92). Milletler ya da sosyal gruplar şüphesiz
belirli sosyo-kültürel değerlere sahiptir. Bu değerlerin
bir bölümü iç dinamiklerinden, bir bölümü de etkileşim
halinde bulundukları milletler ya da sosyal gruplardan
kaynaklanır(Aksoy 1987:15). Bir kültürle ilgili kültür
kalıpları, her şeyden önce o toplumun değer ve
normlarının damgasını taşır (Türkdoğan 1989:208).
Anadolu’da doğanın canlanması için oynanan
oyunların tarihleri kesin olmamakla birlikte Şubat,
Mayıs ayları arasına rastlar. Şubat sonlarına doğru
karlar eriyince dağlarda, kırlarda çiçekler açmağa
başlar. Bunlar bir anlamda ilkbaharın habercisidir. Yeni
yılın, yeni yaşamın simgeleridir. Kış bitmiş, toprak
uyanmağa başlamıştır. Çağlar boyu doğa olaylarını
çözemeyen Anadolu insanı diğer kültürlerde olduğu gibi
bunları insan üstü varlıklara bağlamıştır (Karadağ
1978:58).
Takvimin olmadığı dönemlerde insanlar
hayatlarını temel uğraşma konularına göre düzenlerlerdi.
Bunlar; ekin ekme, bağ bozumu, hasat, koç katımı,
baharın gelmesi, tabiatın canlanması vb. gibi olaylardı.
(Genç 1995:15). Nevruzun geniş bir coğrafyaya yayılmış
olması farklı kültürlerce kabul gördüğünü gösterdiği
gibi doğrudan hangi kültürden çıkmış olduğu sorununu da
beraberinde getirmektedir. Nevruz şenliklerindeki pek
çok motif ortak olmakla birlikte her kültür çevresinde
farklılıkların görülmesi de doğaldır ( Turan 1998:90).
Nevruz çeşitli efsanelerle örülerek çok değişik biçimler
almıştır. Nevruz güneşin koç burcuna girdiği, Tanrının
evreni ve insanı yarattığı gün olarak da yorumlanır.
İslamiyet öncesi bahar kutlamalarını yapan Türkler bu
kutlamaları Nevruz adıyla daha sonra da sürdürmüşlerdir.
Anadolu dışındaki Türklük Dünyası’nda Nevruz’un
Kazakistan’da (İbrayev 1996:189), Kırgızistan’da
(Karatayev 1995:229 ), Özbekistan’da (Muratoğlu
1996:281), Azerbaycan’da (Nerimanoğlu 1995:125), Doğu ve
Batı Türkistan’da ( Nazar 1996:299), Kırım’da (Özkan
1995:173), Yakutlar’da (Kirişcioğlu 1995:16 ), Balkan
Türkleri’nde(Dede 1978:123), Yugoslavya Türkleri’nde
(Çay 1991:113-114), Kıbrıs Türkleri’nde (Çay 1991:116)
kutlandığını öğreniyoruz. Aynı zamanda Türkiye dışında
Azerbaycan, Bulgaristan, Kazakistan, Özbekistan gibi
Nevruz geleneğinin yaşandığı coğrafyalarda konuyla
ilgili çeşitli çalışmalar yapılıp kitaplar
yayınlanmıştır. ( Oğuz 1995: 19)
Nevruz şenlikleri, geniş bir coğrafyaya
yayılmış, çeşitli kültürlerde yer almıştır. Bazı
toplumlarda mitolojik kaynağa, bazı toplumlarda dini
kaynağa oturtulmağa çalışılmıştır. Eski inanç ve
kültler, yaşayan inançlarla kaynaşarak devam eder.
Nevruz’da bazı yörelerde yapılan kabir üstü törenlerinde
helva ve bazı yiyeceklerin topluca yenilmesinin kökeni
atalar kültüne dayanır. Nevruz, sosyal ve fiziki
coğrafyadaki egemen kültürün yüklediği anlama göre
şekillenmiştir. Dolayısıyla her toplum Nevruzu kendi
değerleriyle anlamlandırarak milli kültürlerinin bir
sembolü haline getirmiştir. Her sosyal grubun kutlama
şekilleri Nevruzun içeriğini farklı belirlemektedir.
Kültür ögeleri veya sosyal grupları bir diğerinden
ayıran maddi ve manevi ögelere yükledikleri anlamlardır.
Yeni bir kültür ögesinin doğuşu daima kendisinden önce
varolan bir kültüre bağlıdır (Tural 1996:VI-IX).
Sosyal-kültürel değerler tesadüfi olarak değil sosyal
hayatın gereksinimi olarak ortaya çıkar. Bu değerler
tarihi köklerden günümüze gelinceye kadar bizi yöneten
ve kalıcılığını sürdüren birtakım kültür ve anlayış
birikimidir (Türkdoğan 1983:161).
Nevruz, çeşitli toplumlarda kendi kültürünün
derinliklerindeki bir olayı kaynak göstererek kültür
değerleriyle özdeşleştirip sembolleştirerek bayram
niteliğinde kutlanılan gündür. Nevruz, çeşitli kültürel
ortamlarda farklı bir içeriğe ve anlama sahip olmuştur.
Kültürel yayılma yoluyla çeşitli kültürlere girmiş ve
benimsenmiştir (Tezcan 1957).
Hayvancılıkla, tarımla uğraşan topluluklar için
kışın bitip baharın gelmesi yapısal, işlevsel ve yeniden
dirilişin sembolleşen başlangıcı olan, gece ve gündüzün
eşitlendiği, doğanın uyandığı ve dolayısıyla üremenin
başlangıcı olarak kabul edilen 21 Mart tarihi pek çok
takvimde ve kültürde yılbaşı olarak kabul edilip
kutlanmıştır (Çobanoğlu 2000:34).
Nevruz, birden çok kültürde aynı ve farklı
zamanlarda önem kazanıp, Türk ve komşu kültürlerde
kutlanmaktadır. Nevruz’u bilinip kutlandığı geniş
coğrafyada simgesel ögeleriyle kavramak, zaman ve mekan
içinde toplumların ve kültürlerin ona yükledikleri
farklı anlamları kavramayı da kolaylaştıracaktır. Bu
yaklaşım Nevruz’un mitos yanı kadar ritüel yanının da
ortaya konmasıyla gerçekleşebilir (Kutlu 2000:109).
İnsanlığın tarihi kadar eski bir olgu olan ritüeller,
kökeninde doğaüstü güçlerin yardımıyla insanın
kaynakları üzerinde denetim sağlamaya yönelik çabaların
bütünüdür. (Özbudun 1997:20).
Nevruz; bahar ve bereketi, yeni yıl ve yılın
başlangıcını çağrıştırır. Nevruz, Türk kültüründe
baharı, yaşama sevincini, su ve kutsal arınmayı,
yenilenmeyi, uyanan doğa ile birlikte bolluk-bereketi ve
üremeyi simgeleyen anlam ve ögelerle yüklüdür.
Geleneksel ve toprağa bağlı her sosyal grubun toprakla
ilgili baharı, hasadı ve kışa girişi törenlerle
kutladığı şenlikler vardır.
Nevruzun İslamiyet öncesi, İslamiyet sonrası ve
günümüz olmak üzere üç boyutu vardır. İslamiyet öncesi
Nevruz’un inanç ve pratiklerini şöylece sıralayabiliriz.
Nevruz, hayvancılık ve tarıma dayalı toplumlarda üreme
ve üretme işlevlidir. Takvim bilgisine dayalı kutlama
tarihi vardır. Nevruz, doğayla barışık olma ve onlardan
yararlanma dileğine dayanır. Yaratılış ve türeyişe,
yeniden doğuş ve doğanın canlandırma inancına ait inanma
ve pratikleri vardır. Nevruz ateşinden atlama,
günahlardan arınmadır. Ateş kutsanır, doğanın uyanması
ateşle kutlanır. Ateş; evreni canlandıran güneşin
dünyadaki uzantısıdır . Nevruz ateşi, ritüelin
başlamasında önemlidir. Ateş kültü pek çok uygarlıkta
aydınlık, kötülükten arınma, temizleyicilik ve bereket -
bolluk sembolüdür. Aynı zamanda yakılan büyük ateş
toprağın ısınıp uyanması simgesidir.
Nevruz, İslamiyet sonrası, eski inanç ve
pratikleri taşıyarak devam etmiş, yeni kültürde yeni
anlamlar kazanmıştır. Nevruz’a İslami olmayan inanç ve
pratiklerle, İslamiyet’in kabulü sonrası Anadolu ve
Anadolu dışı Türk dünyasında inanılan dini inanışlar ve
menkabelerle kutsal kabul edilip yeni anlamlar
yüklenerek İslami kimlik kazandırılmıştır. Bunlardan
birkaçını sıralayalım. Allah, yeryüzünü 21 Martta
yaratmıştır. Nevruz, Hz. Adem’in çamurdan yoğrulduğu,
Adem ve Havva’nın buluştukları, Nuh’un gemisinin karaya
vardığı, Yusuf Peygamber’in kuyudan kurtarıldığı, Hz.
Musa’nın asasıyla Kızıldeniz’i yardığı gün olarak kabul
edilmiştir (Kutlu 1990: ). Nevruz, Hz. Muhammet’in
peygamber olduğu gün olarak kabul edilmiştir. İslamiyet
öncesi, su kültünün Hızır’a, toprak kültünün İlyas’a
yüklenmesi tesadüf değildir.
Alevi- Bektaşi inanç ve pratiklerinde Nevruz
farklı anlamlar kazanmıştır. Birkaç örnek verelim.
Nevruz; Hz. Ali’nin doğum günü ve halife olduğu gün, Hz.
Ali ile Hz. Fatma’nın evlendikleri gün, Hz. Hasan ve Hz.
Hüseyin’in doğduğu gün, Kerbela olayının olduğu gün
olarak kabul edilir (Temren 1995: 152-155).
İslamiyet sonrası Anadolu ve Türklük dünyasında
Nevruz’la ilgili yapılan pratiklerden birkaç örnek
verelim. Nevruz günü, Nevruz sofrası kurulur, yedi çeşit
“s” harfiyle başlayan yemekler hazırlanır. Nevruz
kurbanı kesilir, bereket simgesi kabul edilen Hızır ve
İlyas’ın, evleri ziyaret etmesi için kapı önüne un
serpilir. Nevruz ateşi yakma, ateşin etrafında dönerek
çeşitli oyunları oynama gibi uygulamalar da
yapılmaktadır.
Nevruza çeşitli anlamlar yüklenmesi binlerce
yıllık süreçte süreklilik kazanmasına neden olmuştur.
Günümüzde ilk çıkışı işlevsel olan Nevruz, doğanın
çözülebilmesi oranında işlev değiştirerek güncelleşmeğe
başlamış ve şenlik şeklini almıştır.
Orta Asya’dan gelip Anadolu’yu yurt tutan
Türkler, göç yollarında kültürleşme yoluyla kültür
alışverişinde bulunarak bunları Anadolu’ya
taşımışlardır. Taşınan Orta Asya ve göç yolları kültürü
yeni yurt Anadolu kültürü ve İslami kültürle yüzyıllar
süren kültürleşme sürecinde yoğrularak günümüz kültürünü
oluşturmuştur
Nevruz, toplumsal yaşamda canlandırıcı etkisinin
bulunması, geleneklerin sürmesine aracı olması,
törelerin kökleşmesini sağlaması yönüyle işlevseldir.
Nevruz geleneğini sürdürenler kültür taşıyıcıları olarak
görev yapmaktadırlar. Nevruz, halkın ortak duygu ve
düşüncelerini dile getiren, Türk kültürünün korunup
yaşatılmasında önemli bir yeri olan mevsimlik
törenlerimizdendir.
Bayramlar fertleri bir araya getirir, onlar
arasında toplumsal bağları güçlendirir, ortaklıkları
pekiştirir. İslamiyet’in kabulüyle birlikte Nevruz’un
coğrafi ve tarihi nedenlerinin yanı sıra geniş halk
kitlelerince inanılan ve menkabevi nedenlerle kutsal
olarak kabul edildiğini görüyoruz. Nevruz, yeni kültürde
kutsanmış, bayram olarak kutlanmıştır. Bayram, bir
milletin anlamı üzerinde birleştiği gündür.
Nevruz, ister ayini, dini ritüele dayansın,
isterse din dışı bir ritüele dayansın takvime bağlı bir
kültür veya folklor olayı olarak toplumu, belli değerler
üzerinde birleştirir. Nevruz, her toplumun kendi
kültürünün derinliklerindeki bir olayı kaynak göstererek
bayram niteliğinde kutlanır. Nevruz, her toplum veya
topluluğun kendi kültür değerleriyle özdeşleştirip,
sembolleştirerek kutladığı bir gündür.
KAYNAKÇA
Aksoy (Muammer), 1987, Bir Kültür Kodu Olarak TDAD,
Ankara.
Cajkanovic (V), 1973, Mit i Religija, u Srba, Beograd.
Çay (Abdulhaluk M.), 1995, “Ergenekon Destanı ve Nevruz
Bayramı, Ankara.
Çobanoğlu (Özkul), 2000, “Türk Dünyası Sosyo-Kültürel
Bağlamında Nevruz Bayramının Yapısal ve İşlevsel
Bakımlardan Halk Bilimsel Çözümlemesi” Uluslar Arası
Nevruz Sempozyumu Bildirileri, HAGEM Yayınları, Ankara.
Dede (Abdürrahim), 1978, Batı Trakya Folkloru, Ankara.
Fischer (Ernest) 1985, Sanatın Gerekliliği, Ankara
Genç(Reşat),1995 ,”Türk Tarihinde ve Kültüründe Nevruz”
Türk Kültüründe Nevruz Sempozyumu Bildirileri,Ankara.
İnan (Abdulkadir), 1954, Tarihte ve Bugün Şamanizm,
Ankara.
İbrayev (Şakir), 1996, “Kazak Folklorunda Nevruz” Nevruz
ve Renkler, Ankara.
Karadağ(Nurhan), 1978, Köy Seyirlik Oyunları, Ankara.
Karatayev (Olcay), 1995, “Kırgız Tarihi ve Nevruz”
Nevruz, Ankara.
Kirişçioğlu(Fatih),1995, “Sahalarda Bahar Bayramı”,
Milli Folklor, Ankara.
Kostic (Petar), 1972, Preklo Znacenje Godisnijih,
Obicaja, Beograd.
Kutlu (M. Muhtar), 2000, “Anadolu’da Nevruz
Kutlamalarının Ritüel Niteliği”, Uluslar Arası Nevruz
Sempozyumu Bildirileri, Hagem Yayınları, Ankara
Kutlu (Mustafa), 1990, “Nevruz” Türk Dili ve Edebiyatı
Ansiklopedisi, c.VII, Dergah Yayınları, İstanbul.
Malinowski (Bronislaw), 1998, İlkel Toplum, İstanbul.
Muratoğlu (Malik),1996, “Nevruz ve Onun Özbek Halk
edebiyatında Terennüm Edilişi” Nevruz ve Renkler,
Ankara.
Nazar (Khudai), 1996, “Afganistan Türklerinde (Güney
Türkistanlılarda) Nevruz Kutlamaları”, Nevruz ve
Renkler, Ankara.
Nerimanoğlu (Kamil V. ), 1995, “Nevruz Geleneği ve
Azerbaycan, Nevruz”, Nevruz , Ankara
Nutku (Özdemir), 1985, Dünya Tiyatro Tarihi, İstanbul.
Prosic (Mirjana), 1976, Obredna Praska u Srbji,
Teorijsko Hipoteticki, Okvir Za Proucavanje Poklada Kao
Obreda Prelaza. Etnološke Sveske I, Beograd.
Temren (Belkıs), 1995, “Bektaşi Geleneklerinde Nevruz
Kutlamaları: Kırklar Bayramı”, Folklor/ Edebiyat, sayı:3
Tezcan (Mahmut),1997, “Türk Coşkusunun Simgesi Nevruz”,
Türk Dünyası, Ankara.
Tural (Sadık K.),1996, “Yeniden Nevruz, Nevruz ve
Renkler, Türk Dünyasında Nevruz”, İkinci Uluslar Arası
Bilgi Şöleni, Ankara
Turan(Mustafa), 1998,”Tarihi Kaynaklar Işığında Nevruzun
Menşei Meselesi”, Milli Folklor, Ankara.
Türkdoğan (Orhan), 1983, Milli Kültür, Modernleşme ve
İslam, İstanbul.
Oğuz (M. Öcal), 1995, “Türk Dünyasında Nevruz
Kitapları”, Milli Folklor, c.4, S.25,Ankara.
Özbudun (Sibel) 1997, Ayinden Törene: Siyasal İktidarı
Kurulma ve Kurumsallaşma Sürecinde Törenlerin İşlevleri,
İstanbul..
Özkan (İsa), 1995, “Tatar ve Uygur Türklerinde Nevruz
Bayramında Şiir Söyleme Geleneği” Nevruz, Ankara.