Türk halk kültürü .halkın dil, kültür, duygu, düşünce ve
beğenisiyle oluşturup yaşatılan, geçmişten günümüze
gelmiş, toplum, insan ve doğa gerçeğiyle şekillenmiştir.
Kültür mirası, insanlığın ortak mirasıdır. Her millet
hatta her uygarlık dil, kültür, tarih mirasıyla dünyada
yerini alır. Bireylerin kökleşmesi ve toplumsallaşması,
bu mirasın içinde gerçekleşir. Kültür mirasları geçmişin
tanıklarıdır, bu yönleriyle geleceğin şekillenmesinde
etkendir. Halk kültürü ürünleri halk arasında
mayalandığı için, halkın kültür yapısını ve dokusunu
ortaya koyar. Halk kültürü toplumsal yaşamda
birlikteliği pekiştirici, dayanışmayı arttırıcı
özelliklerini sürdürerek bir işlev üslenir, halkın kendi
kültürüyle yabancılaşmasını önler. Halk kültürü
ürünlerinin halkın ortak duygu ve düşüncelerini dile
getirmeleri bakımından Türk kültürünün korunmasında,
yaşatılmasında önemli işlevleri vardır. Halk kültürü,
uygarlıkların yaratıcısı olan insanların kimlik ve
kişiliğinin temel belirleyicisidir (Günay.1999:24).
Halk kültürünün küreselleşme etkisiyle halkla
bağları zayıflamağa başlamış ve kendi kaynaklarının yanı
sıra yabancı kaynaklarla beslenmeğe başlamıştır. Halk
kültürü, kültür varlığının önemli bir bölümünü
oluşturmaktadır. Halk kültürü, toplumsal ve kültürel
birlik oluşturan ortak ve kültürel özelliklen bulunan
toplulukların ürünleridir. Toplumun sosyoekonomik
dinamiklerini ortaya çıkarmakta, milletin kültür
birliğini sağlamaktadır. Milletleri' diğer milletlerden
ayıran kültürel özelliklerin esası halk kültürüdür.
Halk kültürü, özü gereği statik değil
dinamiktir. Gelenek, zaman boyutunda bir başka geleneğe
dönüşür. Belli bir kültür içinde oluşur ve canlılığım
sürdürür. Geçmişten günümüze gelmiş bir kalıp değildir.
Yaşayan bir kültür topluluğunun bugünkü gereksinimini
karşılayan bir sosyal kurumdur.
Türkiye hızlı bir kültürel değişim ve gelişim
süreci yaşamaktadır. Halk kültürü ürünleri kültürel
yapımızın, yaşama biçimimizin en iyi tanıkları ve
taşıyıcılarıdır. Anadolu kültürünün çeşitliliği halk
kültürü ürünlerine büyük bir zenginlik sağlamıştır.
Yaşanılan son elli yılda, çağlar boyu süren kültür
ikiliği hızla ortadan kalkmaktadır.
Günümüzde halk kültürü ürünleri kitle iletişim
araçlarıyla yayılmağa başlamıştır. Bu bir noktada
teknolojinin sözlü geleneğin işlevini üstlenmesidir.
Teknoloji, geleneği yayan gezginci kültür
taşıyıcılarının yerini alarak geleneğin dar çevrelerde
sıkışıp kalmasını önleyerek yayılmasını sağlamıştır.
Günümüzde halk kültürü yeni ortamlara, yeni şartlara
uyum göstermeğe,' gelenek dışı düşüncelerle beslenmeğe
başlamıştır. Bu olgu geleneksel kültürü de etkilemiştir.
Tarım toplumundan sanayi toplumuna geçen
toplumumuz, bu gün artık bilgi ve iletişim toplumuna
geçme aşamasındadır. Toplumlar arası haberleşme
olanaklarının çok sınırlı olduğu dönemlerde kültürler ve
uygarlıklar arası ilişkiler dar alanda kalmıştır.
Genellikle komşu kültürlerin birbirini etkilediği
dönemlerin aksine günümüzde coğrafi bakımdan çok
uzaktaki kültürler bile hızlı bir etkileşim içindedir.
Sanayi ve tarımın gelişmesi, ulaşım ve teknolojinin
getirdiği yenilikler, iletişim halk kültürünü
etkilemektedir. Köyden kente göç olgusu halk kültürünün
doğal ortamını değiştirmiştir. Halk kültürü sözlü,
yazılı kültür ortamlarının yanı sıra elektronik kültür
ortamlarında yayılır hale gelmiştir. Gelenek sosyo-
kültürel yapı içinde ancak yeni işlevler kazanarak var
olan işlevlerini koruyarak yaşayabilir.
Sanayileşme, iletişim toplumları etkilemiş,
hızlı kültürel değişim ve gelişime neden olmuş, yaşama
biçiminin değişmesinin yanı sıra, bir kültür şokuyla
karşı karşıya bırakmıştır.. Dünya küreselleşme sürecine
girmiştir. Küreselleşmeyle, farklı kültürlerden
insanları bir araya getirecek ortak bir paydaya doğru
gidiş başlamıştır. Bu da halk kültürleri için tehlike
çanlarının çalınmasıdır. ancak küreselleşme olgusu
kültürel değişim ve gelişime bağlı halk kültürünün doğal
akışını hızlandırıp aşındırmağa başlamıştır.
Dünyanın her toplumundaki bireyler kendi özgün
kültürlerinde bulamadıkları ve göremedikleri birey olma
keyfini dünya kültüründe bulmakta ve kendilerini bu
kültürle özdeşleştirmektedir. TV ve bilgisayar, internet
teknolojileri kullanılmaya başlandı, bunun yanı sıra
uydu aracılığıyla bütün dünyaya her konuda anında
seslenme olanağı bulundu.
Küreselleşme ya da yabancı terminoloji ile
"globalleşme", biri siyasal, biri ekonomik, biri de
kültürel olarak üç boyutu olan bir kavramdır.
Küreselleşmenin kültürel ayağı, birbirinden farklı,
hatta biri ötekine zıt iki ayrı sonuca işaret eder.
Birinci sonuç "mikro milliyetçilik" biçiminde ortaya
çıkmıştır. Küreselleşme, en küçük bir kültürel
farklılığı bile vurgulayarak. elektronik medya aracılığı
ile bunu tüm dünya kamuoyunun dikkatine sunan, ayrıca
siyasal açıdan, kültürel farklılıkların korunması
ilkesini demokratik hak ve özgürlükler alanının
ayrılmaz-bir parçası olarak gören bir anlayışı
yaygınlaştırmaktadır.
Küreselleşmenin kültürel ayağının ikinci sonucu,
özellikle tüketici davranışını etkileyerek, dünya
çapında kültürel bir örnekliğin önünü açmış olmasıdır.
Küreselleşme bir süreç, bir olgudur. İyiliği yada
kötülüğü belki tartışılabilir ama, kaçınılmazlığı
ortadadır. Bu çerçevede, bütün dünyayı etkileyen bu
oluşumun sonuçlarını iyi kestirmek ve ona göre davranmak
çağdaşlığın ve güncelliğin bir gerekliliği olarak ortaya
çıkmaktadır (Kongar, 1997:3).
Her şeyden önce bilmemiz gereken nokta,
küreselleşmenin karşı konulmazlığıdır. Küreselleşme ile
başa çıkmak için hedefe doğru, amacı gözden kaçırmadan
gitmelidir. Küreselleşme karşısında savunulacak olan
hedef nedir? Bireylerin kültürel kimlikleri, onlar
üzerinde bağlayıcı olduğu oranda bireysel özgürlükleri
sınırlandırmakta, ama aynı ölçüde bir kimlik kartı
işlevini de yerine getirmektedir. Kültürel kimlik ile
bireysel özgürlük arasında, bireyin tutum ve
davranışlarının farklılıklarına izin verilen bir alan
olmalıdır. Dayatmacı bir kültürel kimlik anlayışıyla,
bireyin "bireysel özgürlükler alanı" önemli ölçüde
sınırlandırılmış olur. Bu durumda birey, salt kültürel
kimlik doğrultusunda hareket edeceğinden diğer kültürel,
kimliklerle etkileşimi olumsuz olacaktır. Kültürel
kimliği savunan birey, aynı toplum içinde yaşadığı öteki
kimlik sahiplerine de hoşgörü ile bakma eğilimindedir.
Çözüm; farklılıkları zenginleştirerek bütünlüğü
korumaktır (Kongar,1997:5).
Günümüz bir bilim ve teknoloji dünyası olarak
kabul edilmektedir. Bilgi patlaması, bilimsel ve
teknolojik alanda kaydedilen hızlı değişme ve gelişmeler
nedeniyle, günümüz "bilişim" dönemi olarak kabul
edilmektedir. Ekonomik ve teknik olguların belirlenmesi
sonucunda neredeyse uluslar arasındaki sınırlar
kaybolmuş, bilgiye ulaşmanın yanı sıra halk kültürünü
etkileyebilecek olumsuz olgulara ulaşmak kolay hale
gelmiştir. Bireylerin iletişim ve etkileşim
gereksinmeleri boyut değiştirmiş geleneksel değerler
hızla kaybolmağa başlamıştır. Toplumsal gelişim,
bireylerin istek ve beklentilerinde değişim, bilgi
birikiminin artması sonucu güne uyum sağlayacak etkin ve
mutlu bireylerin yelişmesiyle bireylere kazandırılması
gereken temel becerilerinin yanı sıra ulusal değerlerin,
ulusal kültürün korunması gerekliliği kendini göstermeğe
başlamıştır. Küreselleşme karşısında büyük bir tehlike
içinde olan ulusal kültür ve değerler irdelenip kültür
ve eğitim politikalarının tekrar gözden geçirilmesi ,
programların yeniden geliştirilmesi ve yapılanması
gerçeğini gündeme getirmiştir.
Yıllardır göz ardı edilen ulusal kültür ve
değerler çerçevesinde kaynağını halk kültüründen alan
ürünlere eğitim programlarında yer verilmelidir. Halk
kültürü ürünleri küreselleşmeyle birlikte hızla
değişmeye, hatta yok olmağa başlamıştır. Halk kültürü
mirası olan bu ürünlerin eğitim programlarında yer
alarak gelecek kuşaklara aktarılması zorunluluğu ortaya
çıkmıştır. Bunun yanı sıra eğitim programları içinde
nasıl ve hangi yöntemlerle verilmesi gerektiği
sorularına yanıt aramak gerekmektedir. Halk kültürünü
ülkeye ve dünyaya tanıtma çalışmaları kültür
politikaları doğrultusunda yönlendirilmelidir.
Gençler günümüzde, hızına ulaşılamayan iletişim
ve bilgi cağında bir tür kültürel şokla karşı
karşıyadır. Onları koruyup kollamak çağa hazırlamakla
olur. Gençleri toplumun değerleriyle ters düştüklerinde
suçlayıp dışlamak kolaycılıktır, çağın gerçeklerinden
kaçıp saklanmaktır. Gençlerimizi sağlıklı politikalarla
belirlenmiş milletimizin kültürel kişilik ve kimliğini
geliştirme amaçları doğrultusunda hazırlayıp
bilgilendirmeliyiz. Ancak bu yolla gençler yabancı
kültürle baş edip evrensel kültürde yerlerini
alabilirler.
Türkiye'de kültürel değişim gereği yaşama
biçiminin değişmesi pek çok eski gelenek ve görenekleri
de değişime uğratmaktadır. Yakın bir gelecekte farklı
yörelerimizde otantik geleneksel nitelikleriyle
üretilmekte olan halk kültürü ürünlerini, bunlara bağlı
inanç, davranış ve değer yargılarının değişmesiyle
bulamayacağız. Bugün geç kalmış sayılmayız. Toplumumuz
her ne kadar hızlı bir kültürel değişimle karşı karşıya
kalsa da eski ile yeni iç içe yaşamaktadır. Anadolu
kültürünün otantik örneklerinin uzmanlar tarafından
belirlenip halk kültürü müzelerinde saklanıp gelecek
kuşaklara aktarılması zaman kaybetmeden hayata
geçirilmesi gereken bir görevdir (Artun,2000:163).
Bu hızlı değişim ve gelişim beraberinde ne
yapmalıyız sorusunu da getirmektedir. Milli kültürün
biçimlenmesinde, halk kültürünün önemi büyüktür. Türk
halk kültürünü ülkeye ve dünyaya tanıtma çalışmaları
kültür politikaları doğrultusunda yapılmalıdır. Kültür
politikaları, günümüz ve geleceğin kültür yapısının
belirlenmesinde kültürel mirasın korunması ve
tanıtılmasında etkin rol oynar. Kültür politikaları
belirlenirken millilik çağdaşlık, demokratiktik,
evrensellik ilkelerinden taviz verilemez.
Türk halk kültürünü derleyip araştırmak için
yapılan bireysel gayretler, yerel kurum ve kuruluşların
iyi niyetle yaptıkları çalışmalar desteklenip amaca
uygun duruma gelmesi sağlanmalıdır. Belirlenecek ortak
yöntemlerle halk kültürü ürünlerinin ne ölçüde milli, ne
ölçüde evrensel oldukları, geleneği taşıma ve yansıtma
yüzdeleri ortaya çıkacaktır. Küreselleşmeye karşı milli
kültürü koruma kaygısı güdülürken Türklük dünyasında
ortak paydada birleşilemedi. Önce bu sorun
halledilmelidir. Ortaklıklar ortaya konulup bir halk
kültürü atlası çıkarılmalıdır. Sorunlar, çözümler
nelerdir? Küreselleşme olgusu karşısında Türk halk
kültürünü en az zararla kültür mirası olarak gelecek
kuşaklara nasıl aktarırız sorusuna cevap aranmalıdır.
Kültür politikaları, günümüzün ve geleceğin
kültür yapısının belirlenmesinde, kültürel mirasın
korunması ve tanıtılmasında etkin bir rol oynar. Kültür
politikalarının ilkeleri bilimsel çalışmalarla akılcı ve
gerçekçi olarak saptanır. Toplumun gerçeklerine maddi ve
manevi değerlere uygun esaslara dayandırılır. Toplumun
kültürel mirası sonucu oluşan yaşama biçimi inanç ve
değerleri günlük kültür politikalarıyla yeniden
yapılanamaz. Eğitim ve kültür, politikaları millidir.
Kültür politikaları evrensellikten kopmadan kültürel
değişim ve gelişimle sağlıklı, ilkeli politikalarla
sürer. Kültürel kimlik oluşturma politikaları
belirlenirken millilik, çağdaşlık, demokratiklik,
evrensellik ilkelerinden taviz verilemez. Kültürel
değişim ve gelişimi yozlaşma, yabancılaşma olarak
algılayan durağan insan tipi yetiştirmeyi amaçlayan
kültür politikaları faydadan çok zarar getirir.
Kültürünü korumayan, gençlere aktarmayan
milletler yabancı kültürlerin etkisiyle yok olurlar.
Korumada ilke, statik değil dinamik olmalıdır. Kültürel
değişim ve gelişimle, kültür yozlaşması, kültür
yabancılaşması arasında ince bir çizgi vardır. Gençlere
yaşadığı toplumunun kültürel değerlerini tanıma fırsatı
ne ölçüde veriliyor? Bir gencin kendi kültürüne
yabancılaşmaması, beğeni yönünden halktan kopmaması için
ona ortak milli kültürün alt yapısı öğretilip
sevdirilmelidir. Gençleri milletin ortak kültürü
değerleriyle besleyip hazırlamak ailenin ve
eğitimcilerin görevidir. Gençlere milli kültürün tarihi
ve kültürel bir miras olduğu, milli kültür donanımı
almadan evrensel kültürde yer alınamayacağı bilinci
verilmelidir. Anadolu insanı küreselleşme karşısında
kültürünü koruyacak deneyim birikimine ve sağduyuya
sahiptir.
Dünya küreselleşme sürecine girmiştir.
Küreselleşmeyle, farklı kültürlerden insanları bir araya
getirecek ortak bir paydaya doğru gidiş başlamıştır. Bu
da halk kültürleri için tehlike çanlarının çalınmasıdır,
ancak küreselleşme olgusu kültürel değişim ve gelişime
bağlı halk kültürünün doğal akışını hızlandırıp
aşındırmağa başlamıştır.
Küreselleşmeyle ulusal değerlerin, ulusal
kültürün korunması gerekliliği kendini göstermeğe
başlamıştır. Küreselleşme karşısında büyük bir tehlike
içinde olan halk kültürü derleme ve araştırma
politikalarının tekrar gözden geçirilmesi, programların
yeniden geliştirilmesi ve yapılanması gerçeğini gündeme
getirmiştir.
Halk kültürü ürünleri küreselleşmeyle birlikte
hızla değişmeye, hatta yok olmağa başlamıştır. Halk
kültürü mirası olan bu ürünlerin yeni kuşaklara
aktarılması zorunluluğu ortaya çıkmıştır. Halk kültürü
ve halk edebiyatı ürünleri Türk ruhunun ve dünyaya
bakışının en çok yansıtıldığı ürünlerdir.
Bu hızlı değişim ve gelişim beraberinde ne
yapmalıyız sorusunu da getirmektedir/ Milli' kültürün
biçimlenmesinde, halk kültürünün önemi büyüktür. Türk
halk kültürünü ülkeye ve dünyaya tanıtma çalışmaları
kültür politikaları doğrultusunda yapılmalıdır. Kültür
politikaları, günümüz ve geleceğin kültür yapısının
belirlenmesinde kültürel mirasın korunması ve
tanıtılmasında etkin rol oynar.
Anadolu'nun kültür ve sanat ürünleri derlenip
araştırılmalıdır. 2000 li yıllarda Anadolu gibi önemli
kültürlerin oluştuğu binlerce yıllık kültür mirasının
hızlı yok oluşu Türkiye kültür tarihi için geri dönülmez
yanlışlıktır. Kültürel miraslarına sahip çıkmayan
toplumlar kimliksiz bir toplum olmağa adaydırlar.
Küreselleşen dünyada ayakta kalmanın tek yolu uygarlığa
uymak onu yakalamak kadar tarihi ve kültürel mirasına
sahip çıkmaktan da geçer.
Anadolu halk kültürünü derleyip araştırmak için
yapılan bireysel gayretler, yerel kurum ve kuruluşların
çalışmaları desteklenmelidir. Belirlenecek ortak
yöntemlerle halk kültürü ürünleri derlenip
araştırılmalıdır. Sorunlar, çözümler nelerdir?
Küreselleşme olgusu karşısında Anadolu halk kültürünü en
az kayıpla kültür mirası olarak gelecek kuşaklara nasıl
aktarırız sorusuna cevap aranmalıdır. Gençlerimize milli
kültürün tarihi ve kültürel bir miras olduğu, milli
kültür' donanımı olmadan evrensel kültürde yer
alınamayacağı bilinci verilmelidir. Anadolu insanı
küreselleşme karşısında kültürünü koruyacak deneyim
birikimine ve sağduyuya sahiptir.
Özetlemek gerekirse neler yapılmalı sorusunun
cevaplarını şöylece sıralayabiliriz: Yurt içinde ve yurt
dışında bölgenin tarih ve kültürüyle ilgili yapılan
çalışmalar belirlenmelidir. Bunlar her şehirde kurulacak
tarih ve kültür araştırmaları merkezlerinde
toplanmalıdır. Ayrıca bölge ile ilgili araştırmalar
arşivlenip araştırmacılara açılmalıdır. Bu çalışmaların
yapılması aşamasında Tarih Kurumu. HAGEM. Üniversiteler
vd. kurum ve kuruluşlardan yardım alınmalıdır. Bölge
araştırmalarına yönelik sempozyumların düzenlenmesi
gereklidir.
Kaynakça
Artun (Erman),2000. "LHalk Kültürü ve Folklorun Türk
Kültüründeki Yerine KültLirel Değişim ve Gelişim
Açısından Bakış" Adana Halk Kültürü Araslırmaları 1.
Adana. Epsilon Ofset
Kongar (Emre) 1997, Küreselleşme ve Kültürel
Farklılıklar Çerçevesinde Ulusal Kültür, Kaynak:
www.kongar.org/makaleler/mak_ku.phb.
Kongar (Emre), 1997,Küresel: Kültür,
Kaynak:www.kongar.org/makaleler/mak_ku.phb.
Günay (Umay), 1999,"Osmanlı İmparatorluğu ve Türk Halk
Kültürü" Osmanlı Kültür ve Sanat C.9 Yeni Türkive
Yayınlan, Ankara