BALKANLARDA DESTAN SÖYLEME GELENEĞİ VE
PRİZRENLİ ÂŞIK FERKİ'NİN DESTANLARI
Prof. Dr. Erman Artun
Balkanlar; Avrupa’nın güneydoğusunda Yugoslavya,
Arnavutluk, Bulgaristan, Romanya, Yunanistan ile
Türkiye’nin bir bölümünü içine alan bir
yarımadadır. Türkler; MS.4. yüzyılda Batı Hun
Türkleri’nin yerlerinden kopmaları ve Orta
Avrupa’ya gelmeleri sonucunda yeni bir yurt kurarlar
. Bu yerleşme aynı zamanda günümüz Avrupa
dünyasının biçimlenmesine ve bugünkü coğrafi düzene
girmesine etki eder. Hun Türkleri Ural ve Kafkasya
bölgesinde Orta Avrupa, Adriyatik kıyıları ve
Balkanlar’a uzanan geniş bir alanı kontrol ederler.
Kuzeyden ve güneyden gelen Türkler 13.yüzyıl içinde
Avrupa’da birleşir. Türk edebiyatının bu coğrafyada
etkisi bu yıllara dayanır (Yıldırım,1998:3).
11.ve 12.
yüzyıllarda Peçenek, Kuman ve Uz Türkleri Balkanlara
gelip yerleşirler. Bu Balkanlar’ın Türk dili ve Türk
kültürüyle ilk tanışmalarıdır. 13.yüzyılda Moğol
istilasından sonra Sarı Saltuk ve takipçisi bir çok
Türkmen aşireti Balkanlar’a yerleşir (İsen,1997:513,
Öztuna,1990:17). Türklerin Balkanlara ikinci
gelişleriyle Türk kültürü, edebiyatı ve dini -
tasavvufi edebiyat yayılmaya başlar. Türkler,
14.yüzyıldan sonra Balkanlara damgasını vurmuştur.
14. ve 18. yüzyıllar arasında Balkan halkları, dil
ve dinlerini değiştirmeden Türk usulü yaşamıştır
(Castellan,1995:17). Makedonya’da ve Bosna’da
Hıristiyan halk kitleler halinde İslam dinine
geçmiştir. Balkan yarımadasının Osmanlıların eline
geçmesinin ardından Balkanlardaki halkların yaşama
biçimleri, gelenek ve görenekleri, kültürleri Türk
dilinin yaygınlaşması cami, hamam, medrese, tekke,
türbe vd. Osmanlı eserlerinin hızla inşa edilmesiyle
değişime uğramıştır (Koloğlu,1999:7).
Kültür
kaynaklarının Orta Asya’dan Anadolu’ya, Anadolu’dan
Balkanlara uzanan çağlar boyu devam eden süreçte
Balkan Türk edebiyatını şekillendirici bir etkisi
vardır. Türklerin İslamiyet’i kabul etmelerinden
sonra dünya görüşü ve yaşama biçimlerinde görülen
değişikliler edebiyatlarına da yansımıştır.
10.yüzyıldan başlayarak İslam kültür ve Arap, Fars
edebiyatlarının etkisiyle Türk edebiyatı yeni
konular ve anlatım biçimleri kazanarak yeniden
şekillenmeye başlamıştır. 13. yüzyılda Türk şiiri
nazım şekli ve vezin, tercüme ve konu olmak üzere
dört kolda gelişti (Kut,1994:127). Anadolu’da yeni
bir kültür senteziyle oluşan Türk edebiyatı aynı
kültür kaynaklarından beslenmesine karşılık, bu
ortak malzemenin çevrelere farklı yansıması
nedeniyle divan , âşık ve dini-tasavvufi ve anonim
edebiyat olmak üzere dört ayrı disipline ayrıldı
(Artun,1996:127).
Türk
kültürü yüzyıllar boyunca Balkan kültürünü besleyen
en önemli kaynaktır. Türk halk kültürü Balkanlar’da
Türk kimliğinin oluşmasını sağlayan en önemli
altyapı kurumu olmuştur (Saatçı,1996:42). Anadolu’ya
gelen İslamiyet’le Anadolu’da yeniden şekillenen ve
oradan Avrupa ortalarına giden Türk kültürü,
Balkanlar’da yerli halkın kültürünü etkilemiş,
onlardan da etkilenmiştir. Halk kültürü öğeleri bir
milletin meydana getirdiği kültürel değerlerin
bütünüdür. Halk kültürü ürünleri yaşadığı toplumun
dokusu, milletin söz sanatındaki sembolüdür
(Fığlalı,1996:3).
Türklerin Balkanlara hakimiyeti Kosova Savaşı
(1389) sonrasında 14.yüzyılın ikinci yarısında
başlamıştır. Balkanlar’da Türk Edebiyatı da bu
tarihten sonra başlar. 15.yüzyıl, Osmanlı
İmparatorluğu’nun siyasal alanda da önemli olduğu
bir dönemdir. Bu dönem edebiyatta da önemlidir.
Böylece Balkanlar kendilerini Anadolu’da gelişip
yeniden şekillenen Türk edebiyatının içinde
bulmuştur (Kaya,1986:7). Balkanlar’a gelen aşıklar
sazını ve bağlı bulundukları aşıklık geleneğini de
taşıyarak buralara yaymışlardır. Aşıklık geleneği
özellikle Müslümanlar arasında kabul görerek
Balkanlarda Balkan kültürüyle yeniden
yapılanmıştır. Çeşitli tarikatlara bağlı dervişler,
şeyhler gelerek tekkeler kurmuşlardır. Şehirlerde
medreseler kurulmuştur. Medreselerde, tekkelerde
yetişenler; Balkan divan edebiyatının ve Balkan
Türk tekke edebiyatının temellerini atmışlardır
(Hafız,1983:133). Balkanlarda doğmuş bir çok şair de
İstanbul’a giderek şöhret olmuşlardır.
Balkan
Türk edebiyatı, tarihsel açıdan bir geleneğin
devamıdır. Osmanlı Türkleri’nin, Balkanlara egemen
olmalarıyla başlayan siyasal bütünleşme sonrası
kültür kurumlarının işlemesiyle kültürel bütünleşme
sağlamıştır. Bunun sonucu olarak halk, divan ve
tekke edebiyatı Balkanlarda İstanbul’a paralel
olarak devam etmiştir (Kaya,1993:7). Balkanlar;
Anadolu’daki Türk edebiyatında da gelişme ve
yenileşmelere sahne olmuştur. Kültür kaynaklarının
Orta Asya'dan Anadolu'ya Anadolu'dan Balkanlara
uzanan çağlar boyu süreçte Türk şiirini
şekillendirici etkisi vardır. Halk şiiri Anadolu'da
yeni kültürle âşık edebiyatı geleneği olarak yeniden
yapılanmış Balkanlara da taşınmıştır.
Balkan
Âşıklık Geleneğinde Destan Söyleme
Sanat ürünleri toplumun yapısıyla iç içedir. Her
toplumun kendine özgü acıları, sevinçleri, umutları,
özlemleri, iç dünyası vardır. Bunlar sanat
ürünlerinde dile getirilir. Âşıkların şiirleri
yaşadıkları toplumun ortak dünya görüşüne ve
değerler sistemine göre şekillenir. Âşıklar halkın
duygularını dile getirerek, geniş kitlelere yayarlar
(Artun,1996:296). Âşık dışa dönüktür, siyasal ve
toplumsal olaylara karşı duyarlıdır. O tanık olduğu,
yaşadığı ve duyduğu olaylardaki acı, olumsuz,
çelişik durumları yargılar, eleştirir.
Âşık, hem
döneminde hem de sonraki dönemlerde sesini geniş
kitlelere duyurmuş bir sanatçıdır. Her edebiyat
akımı gibi, âşık şiiri de kendi döneminin zihinsel
atmosferinin bir sonucu olarak oluşmuştur. Âşık
yaşadığı kültürel ortamla iç içedir, âşık şiiri
toplumun ihtiyacına bağlı olarak ortaya çıkmıştır.
Âşık destanları Türk milli edebiyat geleneğinin en
eski şiir formlarından biridir. Ozan-baksı
geleneğinden aşıklık geleneğine ve aşık şiirine
intikal etmiştir (Çobanoğlu 2000:333). Âşıklar,
toplumsal konuları en çok destanlarda işlemişlerdir.
Günlük hayatın küçük olaylarından büyük sosyal
hareketlere kadar destanlar her türden olayı içine
alır.
Destanlar; âşıkların bir kahramanlık hikayesini veya
bir olayı anlattığı koşma nazım biçiminde yazdığı
şiirlerdir, olaylar hikaye etme temeline dayalı
olarak anlatılır. Âşığın yaşadığı çağdaki sosyal
yapıyı belirlemek açısından önemlidir. Aşıklar
destanlarında toplumu derinden etkileyen çeşitli
olayları, hayat sahnelerini, yankı uyandıran
savaşları, ayaklanmaları, kıtlık, deprem, yangın,
salgın v.b. konuları işlerler. Anlatım biçimi hikaye
etmedir (Yetiş 1994:202-204, Koz ,1985:95).
Toplumun
değer verdiği kişi ve olayları anlatan destanlar,
halkı duygulandırıp onların istek ve umutlarını
sergileyen, hayati bir yapıya sahiptir. Âşıkların
tarihsel ve toplumsal olaylara bağlı şiirler yazması
onların topluma ne derece duyarlı olduklarını
gösterir (Koz,1985:95).
Destanlarda genel temalar yerine belli bir olay veya
bazıları kalıplaşmış belli konular işlenir
(Koz,1997:266). Savaş, deprem yangın, salgın
hastalık, kıtlık, kuraklık göç gibi olayların
yanında 19. yüzyılın sonlarından itibaren güldürücü,
taşlama, tenkit, öğüt ve hiciv ögelerinin hakim
olduğu destanlara da rastlanmıştır. Bazı meslek
erbabı da destanların konusu olmuştur. Halk
gelenekleri ve sosyal düzenle ilgili konularda da
destanlar yazılmağa başlanmıştır(Şenel,1994:209).
Kahramanlık konulu destanların büyük bir bölümünde
tematik ve işlevsel süreklilik kuralı gereği
ozan-baksı destan söyleme geleneğinin derin izleri
vardır (Köprülü 1989:98). Anadolu’da destanların
söylendiği sözlü destan söyleme ortamından İstanbul
gibi üst kültürün yaşatıldığı kültür ortamlarında
şehir hayatından kesitlerin konu edildiği tematik
çeşitlenme görülür (Çobanoğlu, 2000:148).
Âşıkların tarihi bir olayı konu alan
destanları buna örnektir. Savaşları konu alan
destanlarda en dikkati çeken nokta, savaşların
toplum üzerinde bıraktığı olumsuz etkilerdir:
Kaybedilen vatan toprakları geride kalan insanların
acıları, halkta derin yaralar açar. Bu tür destanlar
bir deyişle savaşların halk üzerindeki psikolojisi
ve sosyal etkisinin şiirleşmiş bir anlatımıdır
(Esen,1991:53). Destanlarda işlenen ne olursa olsun
doğrudan doğruya insan ögesi üzerindeki etkilerine
değinilir. Destanlar âşığın yaşadığı çağdaki sosyal
yapıyı belirlemek açısından önemlidir
(Bayrı,1937:28).
Âşıklar destanlarında konu aldıkları
olayın önemli buldukları bir kesitini ön plana
çıkarıp işlerler.Olayın detaylarının aktarılması
âşıkların tercihlerine ve olaya bakışlarına göre
belirlenir. Destanlar dinamik bir anlatım tekniğine
sahiptir (Esen,1991:30). Toplumu çok yakından
ilgilendiren olayları anlatan destanlar birer
tarihsel belge değildir. Onlarda insan ögesi, insan
psikolojisi, kaynaklandıkları olay kadar önemlidir.
Destanlarda toplumun sosyal yapısını, psikolojisini
görebiliriz. Bu yönüyle destanlar sosyal tarihe
kaynaklık ederler (Esen,1991:30).
Destanlarda Türk insanının görüşlerinin yanı sıra
estetik modelleri de temsil edilir. Âşıklar
toplumsal, tarihsel, bireysel olgu ve durumlar
karşısında da epik-lirik diye nitelendirebileceğimiz
bir söyleyiş geliştirmişlerdir (Artun,1996:295).
Destanlar
ve Sosyal Tarih
Âşık
edebiyatında destanlar tarihsel yönleri bulunan
ürünlerdir. Fuat Köprülü destanların tarihi ve
kültürel yapımızın araştırılmasında önemini
vurgulayarak destanları siyasi tarih çalışmaları
açısından belge kabul eder (Köprülü1981:192).
Destanlarda tarihi olayın geçtiği zamana ait
yaşayış, düşünüş ve inanışların izleri vardır.
Destanlar bu yönleriyle eski ve yeni kültür arasında
bir bağdır. Destanlarda tarih kitaplarında yer
almayan halkın duygularını buluruz. Destanlar
toplumun değer verdiği kişi ve olayları anlatmaları
halkın umut ve isteklerini yansıtmaları yönüyle
hayata açık yapıya sahiptirler. Toplumları derinden
etkileyen savaşlar âşıkların şiirlerine de konu
olmuştur (Koz,1985:96).
Destanları yalnızca edebi değer olarak alıp
incelemek eksik olacaktır. Onları edebi yönlerinin
yanı sıra tarihi ve estetik boyutlarıyla da
incelemeliyiz. Destanlarda halkın devleti nasıl
değerlendirdiğine dair ipuçları buluruz. Destanların
arka planında dönemin sosyal, ekonomik
çarpıklıkları, yozlaşan değerler karşısında farklı
davranış biçimleri sergileyen kişiler vardır (Artun,
1996:177).
Savaşı
gören veya birinden dinleyen âşıklar, gördüklerini
ya da dinlediklerini değiştirmeden söylemeğe dikkat
ederler. Toplumu çok yakından ilgilendiren olayları
anlatan destanlar birer tarihsel belge değildir.
Onlarda insan ögesi, insan psikolojisi
kaynaklandıkları olaylar kadar önemlidir. O nedenle
destanları, esinlendikleri olayları sosyolojik
açıdan iyi incelemek onları etkisinde kaldıkları
yoğun birikimden arındırmak gereklidir. Ancak bundan
sonra ne ölçüde gerçekçi oldukları görülebilir.
Destanlarda toplumun sosyal yapısını, psikolojisini
görebiliriz. Bu yönüyle destanlar sosyal tarihe
kaynaklık ederler (Özdemir,1991:30-31) Geçmişin
doğru bilgisi, bizi geçmişe ait ön yargılara
tutsaklıktan kurtarır (Thomson,1983:6). Günümüzde
bütün bilgilerden yararlanan, sentezci tarih
anlayışı öne çıktı. Tarihçi yazılan bir dönemin
sentezini yapabilmek için o dönemin insanının
düşüncelerini bilmek zorundadır. Destanlar, halkın
duygu,düşünce umut ve isteklerini yansıtması yönüyle
sosyal tarihe kaynaklık ederler (Findley,
1998:28-31).
Âşıklar
destanlarda gördükleri, yaşadıkları ya da duydukları
bir olayı bütün ayrıntılarıyla yansıtmazlar. Onlar
olayla ilgili görüşlerini açığa vurup sıralarlar,
savaş destanlarında gerçeğe bağlı kalma çabası
gözlenir, gözlemlerini, duygulu heyecan dolu bir
anlatımla dile getirirler. Savaş destanları bir
tarihi olaydan kaynaklandıkları için gerçeklik payı
vardır. Ancak destanlardan tarihi kaynak olarak
yararlanırken dikkatli olmak gerekir. Diğer
kaynaklarla da desteklenmedikçe destandan
çıkarılacak bilgilerle tarihi olaylar hakkında kesin
yargılara varmak yanıltıcı olabilir.
Tarih
bilimi ve tarihçi belli bir topluma ve zamana bağlı
geçmişi konu edinir (Bıçak, 1996:54-56).Yalnızca
belgelere dayalı bilgi, tarih bilgisi değildir.
Tarih bilgisi geçmiş hakkında bağlantılı, ahenkli
anlaşılır bir bilgi formudur (Thomson,1983:6).
Tarihçi inceleme alanı olarak aldığı geçmişin bir
kesitini bütün yönleri ve olgularıyla incelemek
için yola çıktığında bütün teknikleri kullanır.
Bunların yanı sıra sağlıklı bir sentez yapabilmek
için her biri ayrı birer araştırma alanı olan
sosyal bilimlerin bütün dallarına başvurma gereği
duyar. Tarihçi araştırma alanına göre gerektiğinde
edebiyat çözümlemelerinden de yararlanır (Vial,
1994:6).
Günümüz
tarihçisi insanlığın dünden bugüne gerçekleştirdiği
ve halen yaşamakta olduğu serüveni sorgulayıp
anlamağa çalışmaktadır. İnsanlığın sorunlarını
evrensel boyutlarıyla kavrama, aydınlatma çabası
araştırmacıları disiplinler arası çalışmağa
zorluyor. Tarihçi incelediği konuyu temellendirmek
için tarihi kaynakların yanı sıra dini inançları,
destanları , efsaneleri, evliya menkabelerini
hadisleri vb. kullanmalıdır. Tarihi bir olay kadar,
olayın etrafını ören psikolojik ögeler de önemlidir
(Turan, 1978:37).
Halk
kültürü ürünleri toplumun ihtiyacına bağlı olarak
ortaya çıkmıştır. Toplum bilinciyle bu ürünler
arasında bir bağ vardır. Bir tarihi olayın toplum
üzerindeki etkisinin bilinmesi onu temellendirmekte
önemlidir (Turan,1978:49). Halk edebiyatı
ürünlerinde tarihi olayın geçtiği zamana ait,
yaşayış, düşünüş ve inanışların izleri görülür.
Tarihçi kayda geçirilmiş olguları, ulaşabildiği
verileri belli bir düzene sokarak anlamaya ve
açıklamaya çalışarak tahlil eder, senteze varır
(Öz, 1998:53-59).
Âşık
Ferki’nin Destanları
Aşık
Ferki'nin 21 destanını Prof. Dr. Nimetullah Hafız'ın
"Âşık Ferki, Hayatı ve Eserleri "adlı kitabından
aldık (Hafız,1986:133-206). Aynı kitapta aşık Ferki
hakkında şu bilgileri buluyoruz. Âşık Ferki 1807
yılında Prizren'de doğdu. Adı İbrahim Sipahi’dir.
Âşıklığa başlayınca Ferki mahlasını aldı. Prizren
İlkokulu’nu bitirdi. Bir müddet Prizren
Belediyesi’nde çalıştı. Bu işten ayrılan âşık ölene
kadar kahve ve düğünlerde türkü söyleyerek, saz
çalarak geçimini sağladı. Bütün Balkanları gezdi,
İstanbul'a giderek âşıklarla tanıştı. 1908 yılında
öldü. Döneminde tanınan âşıktı. Aşık Ferki'nin
incelemeye alınan 12 destanı 11'li hece ölçüsü ve
koşma nazım biçimiyle yazılmıştır. Bir çok
destanında yer yer hece hatalarına rastlıyoruz. Bazı
destanları Arap alfabesine göre tanzim edilmiştir.
Aşık Ferki'nin 21 destanının adlarını ve konularını
şöylece sıralayabiliriz.
1-
Destan-ı Ferkiyâ Gulampâre :Âşık Ferki bu
destanında sapık cinsel tercihi olanlara seslenerek
günah işlediklerini, Allah’ın bu günahı sonsuza
kadar silmeyeceğini söyleyerek onları uyarır ve bu
tür ilişkilerden uzak durmalarını öğütler. Destan 6
dörtlüktür.
Allah Peygamberden utanan âdem
İşlemez
bu işi asla her dem
Sonu pâk
olanı Resul-ı Ekrem
Alır cennete anı evvelâ(1/3)
2-Destan-ı
Zenpâre Âşık Ferkiyâ : Âşık Ferki, bu destanında
kadın düşkünlerinin oyuna getirilip başlarına
gelenleri sıralayarak onları hicvediyor. Aile dışı
ilişkilerde uygunsuz durumlara düşüleceğini
söyleyerek onları uyarıyor. Destan 15 dörtlüktür.
Utanmaz namussuz maskara
On iki
milletten birer zenpâre
Cümlesine söz vermiş saat altıda (2/12)
3-
3-Sanat
Destanı: Âşık Ferki'nin bu destanı Arap
alfabesine göre dizilmiş 7 dörtlüktür. Destanda
dönemin hemen bütün sanatları sıralanıyor.Dönemin
kültürüne ait değerli bilgiler ediniliyor.
Zille’de
Zakir zilli zurna çalardı
Sinop'ta Selim salep yapardı.
Şumla'da şakir Şerbet satardı.
Samako'da Sadık sandık düzerdi (3/4)
4-Destan-ı
Sanat: Bu destan, Sanat Destanı gibi döneminin
sanatlarını sıralıyor. Dönemin halk kültürüne ait
değerli bilgiler alıyoruz.
Şair oldum aldım sazı elime
Düzerken
tellerini kopardım nafile
Yetmez
oldu benim kazancım
Yere çarpıp kırdım sazı, kemanı (4/12)
5-Yemekler
Hakkında İhbar Olunan Destan: Âşık bu
destanında yöresinde yenilen yemekleri sıralar.
Dönemin mutfak kültürüne ait değerli bilgiler
buluyoruz. Destan l0 dörtlüktür.
Kayseri pastırması nam vermiş cihana
Yumurta yağ ile pişip girse sahana
Patlıcan musakkasına olmaz bahane
Etli bamya derdine derman olsun (5/8)
6-
Destan-ı Bekâr ile Evli: Âşık bu
destanında bekar ve evliyi karşılıklı konuşturur.
Bekar, bekarlığı; evli, evliliği över. Destan 14
dörtlüktür.
Ve lâkin Adem’le Havva’yı Mevlâ
Halk etti
bu âlem olunsun peydâ
Allah bir resul hak bilsin zirâ
Uymasınlar Şeytandaki igvaya ( 6/9)
7- Destan-ı
Yalancı İle Doğru: Âşık bu destanında yalancı
ile doğruyu karşılıklı konuşturur. Yalancılığın
kötülüğü işlenip doğruluktan vazgeçilmemesi
öğütlenir. Destan 31 dörtlüktür.
Doğru der ki ne söyleyim
Hâlimi
arkadaşım kırdı kanat dalımı
Kaç gündür aldattı aldı malımı
Yüz elli kuruş verdim öyle mundara
(7/16)
8-
Destan-ı Kahveci ile Kömürcü : Âşık bu destanda
kumardan büyük para kazanan bir kömürcüyü anlatıyor.
Zengin olan kömürcü baştan ayağa giyinir,
çevresindekileri kahveye toplar onlara çeşitli
ikramlarda bulunur. Kahveci kumar parasının hayrı
olmayacağını, kumarın kötü oluğunu söyler.
Kömürcüyle kahvecinin karşılıklı atışmalarından
sonra âşık devreye girerek kumarın kötü olduğunu
söyleyerek öğüt verir. Destan 35 dörtlüktür.
Kahveci der hele daha beş on gün
Komaz
seni ol zar böylece memnun
Yerin lanet-i İblis eder diğer-gün
Gidersin sen yine eski külhana (8/8)
9-
Destân-ı Kaynana İle Gelin: Âşık 28 dörtlükten
oluşan destanda, kaynana ile gelin kavgasını konu
ediyor. Destan gelin, kaynana ve oğlanın karşılıklı
atışmasıyla sürüyor. Aşık devreye girerek, bu
kavgaların hoş olmadığını her gün kavga olan evin
kısmetini Allah'ın keseceğini söyleyip öğüt veriyor.
Kaynana der ki bunu da dedin
Yok imiş nâmusun düşün sen kendin
Beşyüz groştur senin nikah senedin
Şimdi oğlum gelir verir bir nihayet
(9/21)
10-
Sarhoş ile Meyhanecinin Destanı: Âşık bu
destanda sarhoşluğu konu ediyor. Sarhoşla
meyhanecinin karşılıklı atışmalarından sonra âşık
devreye girerek dünyanın bir misafirhane olduğunu,
zevkinin sürülmesi gerektiğini insanların kırıcı
olmamalarını öğütler. Destan 24 dörtlüktür.
Meyhaneci olmak büyük bir hünerdir.
Zira
derdi çoktur, derde siperdir
Gönlün geniş ister hayli bir yerdir.
Öğrensin sarhoş garip bülbülden
(l0/19)
1l-Destan-ı
Ferkiyâ: Âşık bu destanda toplumdaki
aksaklıkları sıralayarak hicveder, taşlar. Bu
destanda öğütle hiciv içi içedir. Âşık bütün
olumsuzlukları Allah yolunda olmamaya bağlar. Destan
âşığın Allah yoluna dönün öğüdüyle son bulur. Destan
38 dörtlüktür.
Yeter çok söyledim geldikçe elden
Kendim de
bulundum böyle amelden
Dünya kurulmadan tekrar temelden
Düzelmez çâr köşe menzil meydanı (11/30)
12- Destan:
Âşık, bu destanda toplumun aksaklıklarını
bireysel kusurları sıralayarak hicveder, öğüt verir.
Âşık, bu dünyanın düzelmesi için temelden tekrar
kurulması gerektiğini söyler. Destan 33 dörtlüktür.
Her bir
fenalığın var bir encamı
Sanma ki yanına kalır tamamı
Elbette her sabahın var bir akşamı
Malına mülküne zinhar güvenme (12/30)
13-Destan-ı
Âşık Ferkiyâ: Âşık, bu destanında l906 yılında
Prizren'e büyük zarar veren sel felaketini
anlatıyor. Zarar gören kişiler tek tek verildiği
için Prizren tarihine ışık tutuyor. Aşık tövbe
istiğfar edip Allah yoluna girilmesini öğütler.
Destan36 dörtlüktür.
Nalbant usta Abdül o da bir azâ
Anın da başından geçti bu kazâ
Yardımcısı olsun Şah Murtezâ
Bele kadar suda olmuş mekânı (13/22)
14-
Destân-ı Şitâ-ı Âşık Ferkiyâ: Âşık bu
destanda 1308 yılında Prizren'de çok kış olup kıtlık
yaşandığını anlatıyor. Âşık dünyanın geçici olduğunu
Allah’a karşı gelmeyip iman etmek gerektiğini söyler
. Destan 25 dörtlüktür.
Gelelim bu sene şiddet-i şitâ
Gönderdi
on gün Cenâb-ı Mevlâ
Kapandı dükkanlar soğuktan zirâ
Pürzerrin şehrinin koptu tufanı (14/12)
15- Kız
Kaçırma Destanı: Âşık bu destanı Prizren'de kız
kaçırma üzerine işlenen bir cinayet dolayısıyla
söylemiştir. Destan 15 dörtlüktür.
Yazık olsun anlar gafil bulundular
Üç tüfek
ana yekten attılar
Öyle bir Dilaver’i şehit ettiler
Üstünde revan oldu kızıl kanlar .
(15/15)
16- Destan-ı
Pirzerin Vâkıa: Âşık bir kızın satılması üzerine
meydana gelen olayları konu eder. Olay, adam öldürme
ile sonuçlanır. Karışıklık çıkar. Destan 56
dörtlüktür.
Kabristanda buldu anı pek sefil
Üç martin
attı üstüne o katil
Ahdını yerine getirdi tekmil
Şehit etti ruhı gitti Cinân’a (16/39)
17-
Destan-ı Mamuşa: Âşık, Prizren'e 20 km
uzaklıktaki Mamuşa köyünde bir gelin alma
dolayısıyla komşu köy olan Leşana ile yapılan köy
kavgasını anlatmıştır. Bir çok kişinin adının
geçmesi nedeniyle belge niteliklidir. Destan 40
dörtlüktür.
Ol Mamuşa köyü eylemiş amin
Vallahi bu işten olduk peşiman
Hep kusur
bizdedir, dinleyin heman
Zira İblis verdi bizlere igva (17/21)
18- Destan-ı
Ramadan Zaskok: Âşık, Ramadan Zaskok ve
arkadaşlarının ayaklanmasını anlatır. İsyanı
bastırmak üzere Mehmet Ali Macar gönderilir. O da
Yakova'da öldürülür. Destan 31 dörtlüktür.
Böyle nice daha geçti çok zaman
Firar
etti kasabadan Ramadan
Sormadı hâlini anın hiç bir can
Kanda kaldı, anın ahbap yârânı (18/18)
19- Destan-ı
Belde-i Vilâyet Pirzerin Âşık Ferkiyâ: Âşığın,
Üsküp'te çıkan bir olay üzerine söylediği destandır.
Destan 28 dörtlüktür.
Dediler senden değiliz memnun
Nerden
geldin yine oraya buyurun
İstemeyiz sende olduğu kanun
Ya biz burda dökeriz kanı (19/13)
20-Kars
Destanı : Âşık, 1827 Kars Savaşını konu
etmiştir. Destan 11 dörtlüktür.
Olmadı
bir belde yeksanı
Kars'ın işaret eyledim bu destanı
Böyle imiş emrü fermanı Kars'ın (20/1)
21- Destan-ı
Yunân-ı Âşık Ferkiyâ: Âşık, bu destanda Osmanlı-
Yunan Savaşını konu ediyor. Destan 30 dörtlüktür.
Padişah-ı Ekrem çeker mi kaygu
Cümle amir dedi kolay iştir bu
Alasonya
Şehri doldu çok ordu
Beklediler gelsin harb ilanı (21/14)
Sonuç:
Prizrenli Âşık Ferki'nin incelediğimiz 21 destanını
6 ana başlık altında toplayabiliriz.
I-
Öğüt-Taşlama Nitelikli Destanlar:
1) D.l
Gulampare, 2) D.2 Zenpâre 3) D.6. Bekâr ile Evli
4) D.7 Yalancı Doğru 5) D.8 Kahveci-Kömürcü 6)
D.9 Kaynana-Gelin 7) D.l0 Sarhoş-Meyhaneci
II-
Kişisel-Toplumsal Taşlama Nitelikli Destanlar:
1) D.4
Destan-ı Ferkiye 2) D.12 Destan 3) D.15 Kız Kaçırma
4) D.16.Destan-ı Pirzerrin Vakıa 5) D.17 Mamuşa
III-Güldürücü
Nitelikli Destanlar
1) D.3.
Sanat 2) D.4. Destan-ı sanat 3) D.4 Yemek Destanı
IV- Doğal Afetleri
Konu Alan Destanlar
1) D.13
Destan-ı Âşık Ferkiyâ 2) D.14. Destan-ı Şita-ı Âşık
Ferkiyâ
V-
Çevreye Ün Salmış Kişileri Konu Alan Destanlar
1) D.18
Destan-ı Ramadan Zastok 2) D.19 Destan-ı Belde-i
Vilâyet Pirzerrin
VI Savaş Konulu
Destanlar
1) D.20
Kars Destanı 2) D.21 Destan-ı Yunanistan
Hangi edebi gelenekte olursa olsun yaratılan
eserlerin, yaratıcıları tarafından eserlerinin
yüklenmesini istedikleri işlev ve işlevler vardır.
Âşık Ferki, destanlarında geleneksel anlatımla
vermek istediği mesajı işler. Destanlar konu
bakımından sınırsızdır. Âşık her hangi bir nedenle
destan yazmaya değer bulduğu bir konuyu
destanlaştırabilir. Geleneksel kültür kabulleri ve
kültür kodları yeni olaylar güncelleştirilerek
tekrarlanması ve güncelleştirilmesi esasına dayalı
olarak toplumu törelerin değerleri doğrultusunda
eğitme gibi işlevi vardır (Çobanoğlu, 2000:303).
Âşık Ferki, destan konularını seçerken ele aldığı
konuyu toplumun yapısını göz önünde bulundurarak,
destanların toplumda görmek istediği iş veya
uyandırmak istediği duygu ve düşüncelere uygun düşen
anlatım biçimini seçer. Âşık Ferki destanlarını
hikaye etme temeline dayalı olarak anlatır. İşlenen
konuya göre anlatım biçimi seçilmiştir. Olaylar,
kişiler üzerine kurulmamıştır. Aşık Ferki'nin dili
Prizren ağzı özellikleri gösterir. Dil yer yer
konuşma dilinden uzaklaşır. Destanlar giriş
bölümüyle başlar. Bir olayın anlatıldığı
destanlardır. Giriş bölümü dua ile başlar, olaya
hazırlık cümleleriyle hikayeye geçilir. Olayın
aktarılmasında karşılıklı söyleşmeye dayalı bir
anlatım vardır. Olayın anlatımından sonraki bölümde
âşık, doğrudan anlatımla olayı yorumlar, öğütler
verir. Olaylardaki olumsuzlukları dine önem
vermemeye, Allah yolunda yürümemeye bağlayıp,
insanları Allah yoluna çağırır.
Âşık, pek çok konuda destan yazarak
geniş bir perspektifi olduğunu göstermiştir. Âşık
toplumsal konulara duyarlıdır. Olaylardaki kişi, yer
adları ve halkın olayı değerlendirmesi yönleriyle
destanlar sosyal tarihe kaynaklık eder. Ayrıca doğa
ve toplumsal olayların arka planında insan
ilişkilerini görüyoruz.
Âşık Ferki'nin kimi destanlarından
âşığın yaşadığı dönemin halk kültürüne, mutfak
kültürüne, sanatlarına ait geniş bilgiler
ediniyoruz. Savaş destanlarında tarih kitaplarının
yazmadığı bazı gerçekler yer almıştır. Aşık bu
destanlarda olayları ad ad vererek ayrıntıları
gözden kaçırmamıştır. Aşık Ferki güldürücü
destanlarda konuları, anlatımı abartarak güldürü
ögelerini sıralar. Aşık taşlama niteliğindeki
destanlarında bazı toplum sorunlarına dikkat
çekerek, sorunların içyüzüne değinir. Bir çok
destanında zamane insanının bozulduğundan eski
törelerin kaybolup gittiğinden yakınarak düzenden
şikayetçi olmuştur.
Aşık Ferki, Prizren ve çevresinde halk
üzerinde derin izler bırakılan konularda yazdığı
destanlarında halkın duygu ve düşüncelerine tercüman
olur. Dönemine ışık tutar. Aşık Ferki'nin destanları
Kosova Prizren ve çevresinin sosyo-kültürel
şartlarını belirlemekte yardımcı olacaktır.
Yazımızda
sosyal tarihe kaynaklık edebilecek Prizrenli Âşık
Ferki’nin 21 destanını inceledik. Bu destanlardaki
sosyal tarihe kaynaklık edecek öğeleri şöylece
sıralayabiliriz.
1)
Âşık, destanlarında
halkın içinde bulundukları ortamı ve ruh halini
anlatarak döneme ışık tutar.
2) Aşık; salgınları, hastalıkları konu alan
destanlarında halkın durumunu , yaşanan felaketleri
anlatarak döneme tanıklık eder.
3) Ferki’nin destanlarında anlatılan şehir
hayatına ait çarşılar, hamamlar, meyhaneler ve
eğlence alemine ait kesitler vardır. Yazıldığı
zamandaki kültür hayatına ait belgeleri
destekleyecek bilgilere rastlanır.Âşık, sosyal
hayata ait bilgiler vererek şehir tarihi
araştırmacılarına kaynaklık eder.
4) Sanat destanlarında o döneme ait halk
kültürüne, zanaatlara ait değerli bilgiler
bulunur.
5) Yemek
destanlarında destanın söylendiği dönemin mutfak
kültürü ve yemekleriyle ilgili zengin malzemeler yer
alır.
6) Kan
davası ve köy kavgalarının konu edildiği Ferki’nin
destanlarında o dönemdeki sosyal yapıyı, devletin
yaptırım gücünü ve adaletin işleyişiyle ilgili
ilginç tesbitler var.
7)Osmanlı’nın çöküş dönemindeki sosyal yapıya ait
bilgiler edilinebilir.
Sonuç
olarak; Ferki’nin destanları; söylendiği dönemin
sosyal yapısını, halkın psikolojisini,
düşünüşünü,yaşayışını, inançlarını, duygularını
yansıtması yönüyle sosyal tarihe kaynaklık ederler.
KAYNAKÇA:
Artun
(Erman), 1996 a, Günümüzde Adana Aşıklık Geleneği
ve Âşık Feymani, Adana, Hakan Ofset.
Artun
(Erman), 1996 b, “Adanalı Aşıkların Şiirlerinde
Kıbrıs Barış Harekatı”, Kıbrıs Araştırmaları
Dergisi, 2-4, Gazimağusa.
Artun
(Erman),2000 d, “19.yy.Osmanlı Dönemi Ortadoğu’nun
Sosyal Tarihine Bir Kaynak:Âşık Esrari’nin Vehhabi
Destanı”, Folklor ve Edebiyat Dergisi, S.23,
Ankara,Ürün Yay.
Bayrı (
Mehmet Halit), 1937, Halk Şairleri Hakkında Küçük
Notlar, İstanbul
Bıçak
(Ayhan), 1996,”Tarih Biliminde Tarih Bilincinin Yeri
“, Toplumsal Tarih Dergisi, Ağustos, S.32,
İstanbul.
Bıçak
(Ayhan), 1996,”Tarih Biliminde Tarih Bilincinin
Yeri”, Toplumsal Tarih Dergisi, Ağustos,
İstanbul
Bıçak
(Ayhan), 1998, “Kültür Medeniyet İlişkileri “,
Türk Yurdu C.18, S.127-128, Ankara.
Çobanoğlu (Özkul), 2000, Âşık Tarzı Kültür
Geleneği ve Destan Türü, Ankara, Akçağ Yay.
Castellan
(Georges), 1995, Balkanların Tarihi (çev. A.
Yaraman), İstanbul
Eric
VİAL, 1994, “Tarihin Konusu ve Yöntemleri” Thema
Larausse Tematik Ansiklopedi, İstanbul
Esen
(Ahmet Şükrü), 1991, Anadolu Destanları (Haz.
P.N.Boratav, F. Özdemir), K.B.Yay. Ankara
Fığlalı
(Ethem Ruhi),1996,”Önsöz”,Türk Dünyası Halk
Kültürü Üzerine Araştırma ve İncelemeler (Ali
Abbas Çınar), Muğla
Findley
(Carter V.) 1998,”Tarihçinin Diyalektiği “,
Toplumsal Tarih, Eylül, S.57, İstanbul.
Hafız
(Nimetullah), Âşık Ferki, 1986, Hayatı ve
Eserleri, Esin Yayınları, Prizren
Hafız
(Nimetullah),1983,”Yugoslavyada Yayınlanan Kitaplar
Bibliyoğrafyası”, Sesler Dergisi, Sayı:180,
Üsküp
İsen
(Mustafa), 1997, Ötelerden Bir Ses, Ankara
Kaya
(İ.Güven), 1986, Yugoslavya Türk Yazınına
Gerçekçi Bir Bakış, Priştine
Kaya
(İ.Güven), 1993,Yugoslavya’da Türk Halkı
Edebiyatı, İstanbul
Kut
(Günay), 1994, “13. Yüzyılda Anadolu’da Şiir Türünün
Gelişmesi,” Türk Dili Araştırmaları Yıllığı,
Belleten, 1991, Ankara
Koloğlu (
Orhan), 1999, Mostar, 2004, Gazete Pazar, 10
Ekim, İstanbul
Koz (M.
Sabri), 1985,” Âşık Edebiyatında Destan ve Destan
Konuları”, Türk Halk Edebiyatı ve Folklorunda
Yeni Görüşler 2, Konya.
Koz, ( M.
Sabri ), 1997, “Âşık Edebiyatında Destan”, Türk
Dili ve Edebiyatı Ansiklopedisi, İstanbul
Köprülü (
M. Fuad ), 1989, Edebiyat Araştırmaları 1,
İstanbul, Ötüken Yay.
Köprülü (
M. Fuad), 1981,”Türk Edebiyatı Tarihi”,
İstanbul , Ötüken Yayınları.
Öz (
Mehmet ), 1998,” Osman Turan’ın Tarih Metodolojisi”,
Tarihçi ve Tarih İlişkileri, Ankara.
Özdemir
(Fuad) , 1991, “ Anadolu Destanlarının Biçimleri ve
Çeşitli Temaları”, Anadolu Destanları,
Ankara.
Öztuna
(Yılmaz), 1990, Rumeli Kaybımız, İstanbul
Saatçı
(Suphi),1996, “Kerkük ile Kıbrıs ve Balkanlarda
Yaşayan Türk Topluluklarının Edebiyatları Arasında
Varolan Benzerlikleri”, 2. Uluslararası Kıbrıs ve
Balkan Türk Edebiyatları Sempozyumu Bildirileri,
İzmir
Senel
(Süleyman),1994, “Âşık Edebiyatı ve Musikisinde
Destan”,TDV İslam Ansiklopedisi, İstanbul
Thomson (
David), 1983, Tarihin Amacı (çev. Salih
ÖZBARAN) Ege Üniversitesi Yayınları No:l0, İzmir
Turan
(Osman),1978,Türk Cihan Hakimiyeti Mefkuresi
Tarihi, İstanbul.
Vial
(Eric), 1994,”Tarihin Konusu ve Yöntemleri”,Thema
Larausse,İstanbul.
Yıldırım
(Dursun), 1998,”Türk Dünyasına Toplu Bakış”, Türk
Bitiği, Ankara
Yetiş
(Kazım), 1994,” Destan”, TDV İslam Ans.C.6,
İstanbul.