ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ TÜRKOLOJİ ARAŞTIRMALARI MERKEZİ

 

Tekirdağ'da Mani Söyleme Geleneği

Prof. Dr. Erman Artun
Çukurova Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi
Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Öğretim Üyesi.

       Mani söyleme geleneği kulaktan kulağa aktarılarak günümüze gelmiştir. Mani Türk halk şiirinin en küçük nazım şeklidir. Manilerde  söylendiği yöre insanının düşünce yapısını ve  duygulanmalarını buluruz. Maniler her yörede kendine özgü bir gelenekle söylenir. Mani söyleme kültürel değişim ve gelişim nedeniyle her geçen gün azalmaktadır. Halk kültüründe  kültürel birer varlık olarak önemli bir yer tutan maniler gelecek kuşaklara aktarılmalıdır.
      Maniler, çok geniş bir coğrafi alana yayılmışlardır. Yörelere göre çeşitli adlar alırlar. Türkiye dışındaki Türk halk kültüründe de mani yaygındır(1). Mani genellikle yedi heceden  oluşan dört dizelik bir nazım şekli ve türüdür. Bir dörtlükten oluşan mani anlam bütünlüğü gösterir. Genellikle ilk iki dize doldurma dizedir, anlam ağırlığı ve verilmek istenilen mesaj üçüncü ve dördüncü dizededir. Doğaçlama söylenilen manilerin ilk iki dizesi hazırlıktır(2).
      Maniler, maniciler tarafından söylendiği gibi herkes tarafından da söylenmektedir. Karşılıklı söylenilen maniler “mani atışması” adını alır. Bunlar bir tür soru cevap özelliği gösterir. Maniler Türk ruhunun yansıtıcılarıdır. Manilerde söylendiği yörenin gelenek ve göreneklerinin izlerini buluruz.
      Maniler uygun her ortamda söylenebilir. Söylenilen ortam ve söyleyicilerin ruh durumları, manilerin içeriğini belirler (3).  Maniciler manici adı verilen  kişiler tarafından özel bir ezgiyle , aşıklar tarafından özel makamlarla söylenir (4). Manilerle ilgili şekil ve konularına göre çeşitli sınıflamalar yapılmıştır(5). Mani söyleme geleneğiyle ilgili araştırmalardan manilerin söylendiği ortam ve manilere verilen adlar hakkında bilgi ediniyoruz(6).
     Tekirdağ'da mani söyleme geleneği günümüzde eskisi kadar olmasa da bütün canlılığıyla sürmektedir. Mani söyleme kadınlar arasında yaygındır. Maniler bütün yaş gruplarında söylenirken en çok gençler arasında yaygındır. Maniler gelenek aktarımı yoluyla yaşlılardan öğrenilir. Özel  bir mani söyleme toplantısı yapılmaz.  Hıdrellez toplantılarında genç kızlar niyet ve fal manileri söylerler. Hıdrellez gecesi kızlar bir çömleğe yüzük, takar, anahtarlık vb. eşyaları koyarlar. Sabah çömlek açılarak  kimin eşyası çıktıysa onun niyetine mani söylerler. Eşyaları çekip mani söyleyen kızın elinde bir ayna vardır. Manici aynaya bakarak talihini okur gibi mani söyler.
     Maniler genç kızların duygularını dışa vurma, sıkıntılarını, özlemlerini  iletme dışında, beğendikleri delikanlılara meramlarını anlatmak, buluşup, konuşma isteklerini belirtmek yönleriyle de işlevseldir. Kadın toplantıları bir şenlik havasında geçer. Tekirdağ'da manilerin söylendiği ortamları şöylece sıralayabiliriz. 1) Kadınlar arası toplantılar, 2) Evlenme törenleri (kız görme, kız isteme, nişan, ana kınası, kız kınası, gelin hamamı, düğün töreni, gelin  alayı, gelin paçası vb. ) 3) Sünnet törenleri( sünnet kınası, sünnet töreni vb.) 4) Yardımlaşma toplantıları (mısır çekme, bulgur çekme, yufka açma, düğün yemeği hazırlama , çapa yapma, sebze ve meyve toplama, hasat vb.) 5) Hıdrellez eğlenceleri  6) Yağmur duası törenleri 7) Bolluk bereket törenleri ( cemale çıkma, saya gezme, çiğdem bayramı vb. ) 8) Köy seyirlik oyunları.
     Kadınlar arası toplantılar bir cümbüş havasında geçer. Komşular birbirlerine haber  verirler. Mani söylenilen ortama göre seyirciler tavır takınırlar. Dinleyici, mani üzüntülüyse üzüntülü , mani neşeliyse  neşelidir. Maniler bazen birinin üzerine söylenir. Dinleyiciler maninin kime  atıldığını anlamak için dikkatle dinlerler. Manilerde dinleyenleri en çok güldüren, eğlendiren  gelin- kaynana manileridir. Eşi, oğlu, askerde  gurbette olanlar ayrılık konulu manilerde hüzünlenirler, bazen ağlarlar. Onların bu durumları dinleyicileri de etkiler.
     Maniler, kültür aktarımında önemli bir görev üstlenir. Öğüt konulu maniler eğitim işlevlidir.  Yüzyılların bilgi ve deneyimleri genç kuşaklara aktarılır. Mani söylenecek bir ortam doğunca  yaşlılar kızlardan mani söylemelerini isterler. Genellikle mani bilmesi ve güzel sesiyle tanınan kızlar mani söylerler. Diğer kızlar da ona  katılırlar. Neşeli manilerde alkışla tempo tutulur, mendil sallanır, darbuka , tef veya tepsi çalınır. Bazen manilerin konularına uygun bazı eşyalar aksesuar olarak kullanılır. Bunlar çiçek, mendil yazma, bayrak vb.dir. Manici mani söylerken , manide gönderme yapılan kişiyi belli etmek için işaret eder, göz eder.
   Tekirdağ'da maniler bazen karşılıklı söylenir. Hıdrellez evlenme törenleri toplantılarında manilerle atışan kızlara mendil, yazma konu vb. hediyeler verilir. Eski ramazan gecelerinde davul çalarak kapılarda maniler söyleyen davulcularla birlikte çocuklar da  gezerlerdi. Ev sahipleri davulcuya mendil , yağlık, havlu vb. hediyeler verirdi. Davulcunun arkasında gezen bir çocuk bu hediyeleri uzun bir sopaya bağlayarak davulcunun arkasından gezerdi.
    Tekirdağ'da toplanan kadınlar mani söylerken niyet tutarlar. Bahtlarına okunan manileri, iyi , kötü diye yorumlarlar. Özellikle sevdalılar, asker eşleri, asker anaları, eşi, oğulları gurbette olanlar niyet tutarlar. Bahtlarına çıkan mani güzelse sevinirler, kötü çıkarsa üzülüp hayra yorarlar.
     Genelde arzu, istek ve duygulanmalar üzerine söylenen manilerde dua ve beddualara da rastlanır . Bazen maniler aracılığıyla kız ve erkekte aranılan özellikler sıralanır. Bazen de mani  aracılığıyla beğendiklerini beğenmediklerini bildirirler. Ramazan manilerinde ayın kutsallığı anlatılır,  bahşişin bol tutulması istenilir. Eskiden pazarcılar  ve esnaf malını satmak için maniler söylermiş. Bugün örneklerine  çok az rastlıyoruz. Mesleklerin özelliklerinin sıralandığı manilerde mesleklerin tanıtılmasından çok sevgilinin iş grubuna gönderme yapılır.  Okul, askerlik ve hapishane hayatı manilere konu olmuştur. Eskiden mektupların sonuna mani yazılması yaygındı. Son yıllarda sünnet törenlerine çağrı davetiyelerine maniler yazıldığını görüyoruz.
     Eski Tekirdağ  manileriyle, yeni maniler arasında yaşama biçiminin farklılaşması, beğeninin değişmesi nedeniyle  fark vardır. Günümüzün ekonomik koşulları ve teknolojisi, manilere yeni ögeler sokmuştur. Manileri incelediğimizde her şeyin maniye konu olabileceğini görüyoruz. Manilerin bir tek dörtlükten oluşması her konuda söylenmesi maniyi çok yaygın hale getirmiştir. Köyde söylenen manilerle şehirde söylenen maniler arasında köy ve şehir hayatını yansıtmaları yönleriyle farklılık vardır. Maninin söylendiği  yer, bağlı bulunduğu kültür manilere yansır.
     Maniler özel bir ezgiyle söylenmelerine karşın ezgisiz de söylenebilir. Toplantı ve evlenme törenlerinde maniler birbirlerine eklenerek türkü formuyla söylenir. Tekirdağ türkülerinin pek çoğu mani dörtlüklerinin ard arda sıralanmasıyla , türkü bütününde ayak birliği sağlama kaygısı güdülmeden söylenir. Bazen seçilen bir mani , maniler arasında tekrarlanarak türkü nakaratı görevi yapar.     Genç kız toplantılarında  maniler evlilik niyet ve temennisini dile getirmek ve  hoşça vakit geçirmek üzere söylenir. Maniler yoluyla duygular açığa vurulur. Bazen maniler kötülüklere  karşı uyarmak saygı ve sevgiyi pekiştirmek, olumsuzlukları eleştirerek örf , adet ve geleneklerin kuşaktan kuşağa aktarımının sağlaması  yönüyle işlevseldir. Maniler duyguların açığa vurulması, güldürmesi, eğlendirmesi, işi kolay kılması, eğitim, örf, adet, gelenek aktarımı, birlik- beraberlik, dayanışma, kültürün sözlü yolla aktarımı yönleriyle  işlevseldir.
     Mani halkın ortak malı olduğu için yaratıcısı belli değildir. Maniyi genellikle kadınlar söyler. Mani söyleyene
“manici”, mani söylemeye de “mani yakmak”, “mani düzmek” , mani atmak” denir. Mani, sevgi konusunu işler, en kısa anlatım biçimiyle , insan duygularını ilettiği için önemi büyüktür.  Maniler, aşk türkülerine, mizahi türkülere, oyun havalarına, ağıtlara biçim olarak  malzeme vermişlerdir. Türk toplumunun sosyal  yapısının ve düşüncesinin en güzel en duygulu anlatımını manilerde buluruz.
     Sonuç:

     Tekirdağ'da mani söyleme geleneği, yüzyılların deneyimlerinden süzülerek biçimlenmiş, belirli kuralları olan kuşaktan  kuşağa aktarılarak günümüze ulaşmış bir gelenektir. Tekirdağ manilerinde Tekirdağ insanının düşünce yapısını, beğenisini, sevdalarını, özlemlerini, dertlerini, ortak duygu ve davranışların yansıtılmasını, yörenin kültürüne ait gelenek ve göreneklerin izlerinin sergilendiğini görüyoruz.
    Tekirdağ manileri kendine özgü bir gelenekle söylenir. Onlarda diğer halk kültürü ürünleri gibi toplumu ayakta tutan dinamikleri belirleyebiliriz. Tekirdağ mani söyleme geleneğinin oluşmasında, şekillenmesinde geçmişten günümüze kalan tarihi ve kültürel mirasın önemli bir rolü vardır. Gün geçtikçe kaybolmakta olan mani söyleme geleneği halkın belleğinden silinmeden bir kültür varlığı olarak gelecek kuşaklara aktarılmalıdır. 

     Tekirdağ’da  Söylenen  Manilerden  Örnekler:
     Manilerin içerikleri, doğrudan söylenmesi gereken olaylar ya da işlerle bağlantılı değildir. Manilerin araştırmacılar tarafından söylendikleri ortama, duruma,  yere ve şartlara göre çeşitli tasnifleri yapılmıştır. Belirli bir bölümde yer alan mani başka bir yönüyle diğer bölümlerde de yer alabilir. Derlediğimiz 400 Tekirdağ manisinden yola çıkarak Tekirdağ manilerini , söylenme amaçları, yerleri, zamanları, şartları ve ortamlarına göre aşağıdaki başlıklarda toplayıp tasnif ettik.

     1- Sevda Manileri

     2- Mani Atışmaları

     3- Evlenme Adet ve Törenleriyle İlgili Maniler

     4- Alkış (Dua) Manileri

     5- Kargış(Beddua) Manileri

     6- Mektup Manileri

     7- Öğüt Manileri

     8- Davulcu Manileri

     9- Niyet -Fal Manileri

     10- Meslekle İlgili Maniler

     11- İş- İmece Manileri

     12- Gelin -Kaynana Manileri

     13- Evlenme Törenleri ve Çeşitli Toplantılarda Söylenen Maniler.
     Tekirdağ manileri içinde en büyük bölümü sevda manileri oluşturdu. Sevda, özlem, ayrılık, yakınma, övgü, şikayet, evlenme dileği, sitem, kıskançlık, felekten talihten yakınma, sevdaya bağlı ölüm düşüncesi, ant içme, aşığa uyarı, sözünde durmayan aşığa sitem, gurbet acısı, bastırılmış duygular vb. üzerine söylenmiş manilerin ana eksenini sevda oluşturduğu için bunları sevda manileri başlığında  topladık.

     Tekirdağ  Manilerinden  Örnekler: 

   1-Sevda  Manileri:

Acı bilirim acı                    Ağzında sigarası

Ateşe koydum sacı             Ne güzel içişi var

Şimdi kızlar kaçıyor           Fidan boylu yarimde

Nedir bunun ilacı                Efendi biçimi var.

 

Ak üzüm asmasıyım           Ak tiren kara tiren

Fabrika basmasıyım            Odur yari götüren

Bana doktor ne lazım          Gitti yarim gelmedi

Ben sevda hastasıyım          Odur beni bitiren

 

Aklı giydim olmadı            Al entarim asılsın

Beyaz giydim solmadı        Etekleri basılsın

İki senedir bekledim           Çoktan beri görmedim

Yarim benim olmadı           Kara gözlüm nasılsın ?

 

Annem entari almış            Arpalar dize kadar

Siyah dalları varmış           Gel yarim bize kadar

Keşke sevmez olsaydım     Çorap öreyim sana

Onun da yari varmış          Topuktan dize kadar

 

Arpa biçtim ellikte              Arabam teker meker

Yare çıktım terlikle             Şu Tekirdağ'ı kız çeker

Yar ağladı ben sildim          Şu Tekirdağ'ın kızları

Kırk liralık mendille           Pembe yuvarlak şeker

 

Asmalarda çiçek çok           Ayva külde pişer mi?

Tutulacak budak yok           Gül yanaktan düşer mi ?

Şimdi kızlar kol kola           Sen orada ben burada

Dayanacak yürek yok          Bana gülmek düşer mi ?

 

Ay doğar ayazlanır              Bahçelerde gündöndü

Gün doğar beyazlanır          Bahçeler gölgelendi

Temrez'in kızları                 Yeni yari severken

Çok zaman nazlanır            Eski yarim gücendi.

 

Bahçeler bağlar oldu           Bahçelerde sarmaşık

Gözlerim ağlar oldu            Sormadan oldum aşık

Yaralı geyik gibi                 Yar akılıma gelince

Meskenim dağlar oldu       Elimden düşer kaşık.

 

Başörtümün gülleri            Dantel öreyim diye

Sarı olsun solmasın            Dantel yumağı aldım

Muratlı'nın kızlarını           Her gün göreyim diye

Beğenmeyen almasın.           Köy içinden yar sevdim

 

Dağda orman olur mu?         Daireler gümbür gümbür

Aşkta ferman olur mu ?        Gel yarim beni güldür

Yandım yandım kül oldum   Ben yari görmeyeli

Küle derman olur mu ?         Bu gün on yedi gündür

 

Denizin ortasında                  Derler buz bağladı

Mum yanar sofrasında          Avcılar iz bağladı

Benim bir yarim var              Beni bir gelin vurdu

Tekirdağ ortasında                Yaramı kız bağladı

 

Elinde yeleceğim                  Elma yanak, gül yanak

Gelmedi göreceğim              Şimdi gelir bir sağnak

Sevdadan deli oldum            Haydi beni almadın

Aşkından öleceğim               Şu aldığın kıza bak

 

Entarim yeşil bezden            Fasulye pişirdim

Ateşin yeğdir közden           Toprak tenceresinde

Ben senden ayrıldı                Ben yarimle konuştum

Olmuşum iki gözden            Mutfak penceresinde

 

Fırın üstünde kürek               Fırın üstünde kalbur

Ne yanarsın be yürek            Yandır Allah'ım yandır

Her derde dayandın               Şu Tekirdağ erkekleri

Buna da dayan yürek             Hem buruşuk, hem kambur

  

Geze geze yorulur                  Giden oğlan bak beri

Bir bakışta vurulur                 Elinde mor mendili

Gözüm seni görünce               Sevdalandırırsın beni

Dilim söylemez olur               Kiraz ayından beri

 

Makarada ipliğim                   Mendilim yere yere

O yar benim bebeğim             Yar gitti gurbet ellere

Sen nereden gelirsin               Yedi mendil çürüttüm

Ben orayı beklerim                 Gözyaşı sile sile

 

Merdivenim kırk ayak             O hava yağmadı

Kırkına sürdüm ayak               Damlalar damlamadı

Bu sabah yari gördüm             Ben bir yar sevdim

Ne el tutar ne ayak                   Kimsecikler anlamadı

 

Otlu çayırdan geçtim                Pencerede duran kız

Kavızlara ot biçtim                   Bayram geldi dolan kız

Ben yarimi görünce                  Kurbansız bayram olmaz

Öyle bir dalga geçtim.              Sana kurban olam kız

 

 

Raf üstünde tencere                  Uykum geldi esnerim

Kalk gidelim incire                   Davul gibi seslerim

Annem babam duyarsa              Mayadağ'a giderken

Koyar beni zincire.                    Telli fistan isterim.

 

Yağmur yağıyor yağmur             Yelek örerim yelek

Tülbendimin katına                      Arka olacak arka

Çok üşüdüm sevdiğim                  İki tane yarim var

Al ceketinin altına                        Biri, dalgacı marka.

 

Yolda giden karamca                   Yelek örerim yelek

Karamcaya varınca                       Şişten çıkardım ilmek

Ben yarimi özledim                      Bu senenin modası

Perçemine varınca                        Yar üstüne yar sevmek.

 

İndim dereye durdum                    Ceviz dalı gevrek olur

Dokuz güvercin vurdum                Dul karı sarmak soğuk olur

Müsteceb'in içinde                         Sararsan kızları sar

Ben bir kıza vuruldum                   Cilve cümbüş çok olur.

 

Gece çıktım dışarı                            Kara dutun gazeli

Ayın peşinde yıldız                          Esmer yarin güzeli

Çıkmıyorsun aklımdan                     Her anne büyütemez

Ne gece, ne de gündüz                     Yarim gibi güzeli

 

Motor geliyor motor                        İnci dizdim diziye

Bacası ben olayım                           Kimler görmüş göz ile

Yalnız yatan kızların                       Ben yardan vazgeçemem

Kocası ben  olayım                          Bir kıskancın sözü ile

 

Muratlı güzel ama                             Ne cinim, ne periyim

İçi çamur olmasa                               Ben herkesten  geriyim

Muratlı'yı yakarım                             Şirin'e aşık oldum

İçinde yar olmasa                              Tastamam serseriyim.

 

Gemi geliyor gemi                             Elim değdi eline

Ümit burnundan beri                          Mail oldum diline

Ben yarimi görmedim                        Ben dünyayı değişmem

Eylül ayından beri                              Saçının bir teline

 

Pınarın kapakları                                 Dereye inen miller

Çınarın yaprakları                               Yare döktüğüm diller

Gurbette yarimin                                 Unutulur mu be yarim?

Çınlasın kulakları                                Seninle geçen günler

 

Denizde  mataramız                            Denizin kenarında

Ayrı düştü aramız                               Sümbülümsün sen benim

Ne kadar ayrı olsak                            Yedi yaşımdan beri

Yürektendir yaramız                           Sevdiğimsin sen benim.

 

 

Yarim dükkan önünde                         Naylon, naylon demekten

Dayanmış direğine                              Ben kesildim yemekten

Bizi çekemeyenler                              Seninkisi dalga ise

Buz koysun yüreğine                          Benimkisi yürekten.

 

İndim çeşme başına                          Ay aydındır içilmez

Sabun koydum taşına                        Selviliktir geçilmez

Sevda nedir bilmezdim                     Gönül bir top ibrişim.

Sen getirdin başıma .                         Dolaşırsa açılmaz.

 

Yengem çıkmış mahalleye                Elmayı bıçakladım

Topluyor kaşıkları                             Çevreyi saçakladım

Yenge nasıl ayırdın                            Karanlıkta yar diye

Biz gibi aşıkları.                                Yastığı kucakladım.

 

Karpuz kestim ortadan                       Süpürgemin telleri

Yarim girdi portadan                          Süpürüyor yerleri

Bileydim yar olduğunu                      Salla yarim mendili

Aç kalkardım sofradan                      Gelsin sevda yelleri.

 

Uyumuş kalmışım                              Mendilimi uçurdum

Şu ayvanın dibinde                             Kavak yapraklarına

Ölüm var ayrılık yok                          Ben yarimi düşürdüm

Yarda benim kalbimde.                      Sevda yataklarına 

2. Mani  Atışmaları: 

Kızlar:

Mani maniyi açar

Mani bilmeyen kaçar

Gelin kızlar atışalım

Hangimiz üste çıkar.

 

 I.Kız:                                                  II.Kız:

Ahretimin boynunda                          Ak hindi beyaz hindi

İki beşi bir yerde                                Hindi kümese girdi

Gel ahretin gidelim                            Oğlu olan düşünsün

Baylarımız bir yerde                           Kızlar beş bine bindi    

 

1.Kız                                                   ll.Kız

Bizim evin önünde                            Dere boyu dişbudak

Karyola parçaları                               Koparalım bir budak

Dinle ahretim dinle                           Gelini tellemişler

Ayrılık türküleri                                Almışlar pembe duvak

 

 I.Kız                                                 ll.Kız

Denizde mataramız                          Elek elek içinde

Ayrı düştü aramız                             Elek tekne içinde

Ahret ayrı olsak da                           Tekirdağ'ın kızları

Yürektendir yaramız                         İpek yelek içinde

 

 I.Kız:                                                II.Kız:

Erik altında durma                          Geline bak geline

Erik dalını kırma                             Kına yakmış eline

Ahretine bakıp da                            Gelin kendi gidecek

Benim kalbimi kırma                      Damat beyin evine

 

 I.Kız:                                    II.Kız:

Ahret hilal kaşını                  Kaleden altım keser

Aldı gitti başını                    Fidan boylum gezer

Seller gibi akıttım                Tekirdağ'ın içinde

Ben gözümün yaşını            Yoktur yarime benzer

 

 I.Kız:                                    II.Kız:

Temelin altı kaya                   Kara kara böcekler

Basmaya bak basmaya          Duvarı delecekler

Ahretimden vazgeçmem        İstemediğim yere

Götürseler asmağa                 Zorla mı verecekler

 

 I.Kız:                                    II.Kız:

Ah översin översin                Ay Urumlu, Urumlu

Öküzleri döversin                  Bacaları kurumlu

Alıştırma elini                       Öyle bir yar sevdim

Sonra beni döversin              Hepsi koca burunlu

 

 I.Kız:                                   II.Kız:

Entarisi cim ,cimi                  Armut dalda sararmış

Soyadım inci mi ?                 Yarim beni sorarmış,

Dün gece neredeydin            Hasta mı oldun yarim?

Koynumun güvercini            Elin yüzün sararmış.

 

 I.Kız:                                   II.Kız:

Asmada üzüm sana               Aşağıdan gelir misin

Kem midir gözüm sana?       Yolları bilir misin

Seher yıldızı gibi                   Elindeki mendili

Dikmişim gözüm sana           İstesem verir misin?

 

 I.Kız:                                     II.Kız:

Ata biner allanır                    Avluda kara kabak

Bacakları sallanır                  Yuvarlak, yuvarlak

Çalımından utanmaz             Davuteli'nin kızları

Emanet at kullanır                Avanaktır avanak

 

 I.Kız:                                   II.Kız:

Ay etine etine                       Ay aparım, aparım

Girdim çitin içine                 Gökte yıldız kaparım

Sakın gönül vermeyin          Tekirdağ'ın kızlarını

El alemin piçine                    Dana fiyatına satarım

 

 I.Kız:                                II.Kız:

Ayağımda kundura              Ayakkabım var benim

Yürüdüm dura dura             Bir karış topukları

İstediğim kızları                   Piyasaya çıkmışlar

Alırım vura  vura                 Tekirdağ'ın kopukları

 

 I.Kız:                                 II.Kız:

Bahçelerde bal kabak        Bahçemin kapısını

Açılır tabak tabak             Açamıyorum yarim

Beni beğenmedin de         Anneme duyurmuşlar

Aldığın kabağa bak           Kaçamıyorum yarim.

 

 I.Kız:                                II.Kız:

Cam cama eklenir mi?       Çantası var kolunda

Cam dibi beklenir mi ?      Gezer sahil boyunda

Üç sene bekle dersin          Bu ne kadar güzellik

Üç sene beklenir mi ?        Melek mi var soyunda?

 

 I.Kız:                                 II.Kız:

Derede yılan bağırır            Elbisemin önüne

Kız senin neren ağarır?       Sıraladım mor düğme

Düştüm sarhoş eline           Hasta mıydın be yarim

Yorgun her yanım ağrır      Niye gelmedin düğüne ?

 

 I.Kız:                                II.Kız:

Giden eşekli oğlan             Giden tren durmaz mı?

Beli fişekli oğlan                Mektup versem almaz mı ?

İşaretten anlamaz                İkimize bir yastık

Eşek kafalı oğlan.               Acep kısmet olmaz mı ?

 

 I.Kız:                                II.Kız:

İn dereye dereye                 Ah dedim oydun beni

Ne ineyim dereye               Bu hale koydun beni

Babanın parası yok            Yelkensiz gemi gibi

Seni evlendirmeye             Ortada koydun beni

 

 I.Kız:                                II.Kız:

İstanbul'a  giderken          İstanbul'a giderken

Hangi rüzgarlar esti          İzin mi kaldı yarim?

Şu dalgalı saçını               Muratlı kızlarında

Hangi berberler kesti.       Gözün mü kaldı yarim ?

 

 I.Kız:                                II.Kız:

İstanbul'a giderken           İstanbul'dan gelirken

Bir teneke kum aldım      Var altı istasyon

Unutmadın mı ahret,        Benim yarim kullanıyor

Ben bıraktım, sen aldın    Altmışlık Fergison.

 

 I.Kız:                                II.Kız:

Su akar ulam ulam            Sarılım, var olasın

İçinde kara yılan               Sineme yar olasın

Ne zamansa benimsin       Bana yar çok ama

Mavi takımlı oğlan.           İsterim ki sen olasın.

 

     3- Evlenme  Adet  Ve  Törenleriyle  İlgili  Maniler:

Ay atlılar atlılar                        Ayakkabım var benim

Geliyor Muratlılar                    Altları delik delik

Kız görmeye gelmişler             Benim yare zor geldi

Muşmula suratlılar.                  Beş tane beşi birlik

 

Ayakkabın teki                         Benim saçlarım uzun

Akşamdan beri kayıp               Örmüyorlar sevdiğim.

Nişan olmadan çocuk               Seni bana münasip

Senle konuşmak ayıp.              Görmüyorlar sevdiğim.

 

Dere boyu dişbudak                 Elimde sarı kağıt

Koparalım bir budak                Dür de üstüne yat

Gelini tellemişler                     Yar ben sana varırım

Atmışlar pembe duvak             On bilezik bir saat.

 

Entarimin moruna                    Entarisi kırmızı

Gitmem köylü oğluna              Ben annemin bir kızı

Beşibiryerde taksa                    Beni alacak oğlan

Yine girmem koluna.               Ballı köyün yıldızı.

 

Entarimin moruna                    Erik çiçek açmadan

Girmem köylü oğluna              Altı gölge olur mu ?

Gitcem şehir oğluna                 Küçücüğüm, sevdiğim

Taksın beni koluna                  Benden gelin olur mu ?

 

Fırın üstünde fırın                   Entarim kara dallı

Vurun davullar vurun             Ucunda para bağlı

Bekir yarim geliyor                Işıklar'ın kızları

Evliler geri durun.                  Dokuz motordan pahalı

 

Uzun saçı örmezler                 Geline bak geline

Seni bana vermezler               Kına yakmış eline

Kalk kaçalım çavuşum           Gelin kendi gidecek

Gece yarısı görmezler.           Damat beyin evine

 

İndim derelerine                    İndim dereye çık düze

Bilmem nerelerine                Şimdi kızlar beş bine

Kara kına yollamış                Beş bini veren alır,

Yar benim ellerime.              Vermeyen bekar kalır.

 

Karanfil deste deste               Kar yağıyor sine sine

Gel beni babamdan iste         Kozyörük deresine

Eğer babam vermezse           Yarla lades tutunduk

Kır atını iyi besle                   Bu nişan çevresine

 

Karadır kaşlarımız                Kara dut yemeli

On altıdır yaşlarımız             Altında eğlenmeli

On altı yaştan beri                 Bu bekarlık çekilmez

Bağlıdır başlarımız.               Kasım ola evlenmeli

 

Kuyu kazdırıp durma           Karanfilim üç çatal

Suyu azdırıp durma              Üçü de ayrı açar

Başkasına bakıp da              Şu Tekirdağ kızları

Beni kızdırıp durma.           Alır bohçayı kaçar.

 

Kaşıkçı minaresi                  Malkara’nın yolları

Yanıyor idaresi                    Sıvayayım kolları

Karabezirgan kızları            Oğlan sana gidiyorum

Beş bin lira tanesi                Tutsana davulları

 

Motor geliyor                     Mandaları  sat baba

Arkası tenekeli                   Bana altın yap baba

Kalkmış beni istiyor           Bana altın yapmazsan

Tekirdağ tevekkeli.             Senin kızın yok baba

 

Motor geliyor motor          Oğlanın adı Hakkı

Motorun bacası yok           Şişeler dolu rakı

Kalkmış beni istiyor          On bilezik, bir saat

Pantulun paçası yok.          Bin lira baba hakkı

 

Yeşil taksi geliyor             Yumurtanın sarısı

Barbaros'a gidiyor             Yere düştü  yarısı

Ablam gelin olacak            On beşine girmeden

Sıra bana geliyor                Oldu subay karısı

 

Darbukanın içinde              Parmağındaki yüzük

Yılanın kemikleri               Halka mı yar halka mı?

Oğlan sana geleceğim        Candan mı seviyorsun?

Hazırla binlikleri                Yoksa yarim dalga mı ?

 

Darbukamın ucunda           Ayakkabımın teki

Yıldıza bak yıldıza             Akşamdan beri kayıp

Ben pahalıyım şekerim      Biz nişanlı değiliz

Sen ucuza bak ucuza          Bize konuşmak ayıp

 

Cam dibinde durursun       Derenin sularına

Cama tık tık vurursun,       Kuş konar kenarına

Saçıma ilişirsen                 O kız bana varacak

Beni almış olursun.            Kış veya yaz başına

 

Ahmet’im uyansın             Ocak başında maşa

Altın kemer kuşansın         Kalk adam beni boşa

Ahmet’i gören kızlar          Boşayacaksan tez boşa

Sözlüsünü boşasın              Kalmayalım kışa

 

Mendilimi yıkarım              Mendilim kara dallı

Seremem çardaklara           Uçunda para bağlı

Fazla yarim yok benim       Müstecep’in kızları

Veremem ortaklara             Güzel ama çok pahalı

 

Derenin servileri                  Parmağındaki yüzük

Çevirin dünürleri                 Halkaya da benziyor

Her yiğit harcı mıdır?         Yar senin baktıkların

İstemek sevdiğimi.              Dalgaya da benziyor.

 

Yarimin adı İsa                   Tarlası ayrıklıya

Biraz çorapları kısa             Ben gitmeme çarıklıya

Ben İsa'ya varacam             Allah  kısmet ederse

Evleri yakın olsa.                Boynu kravatlıya. 

     4- Alkış(Dua)  Manileri:

Ak dutlar, kara dutlar          Ay doğar aydır Allah’ım

O dutları kim toplar            Gün doğar gündür Allah’ım

Asker olan yarime               Canımı sıklet aldı

Gölge olsun bulutlar           Yarimi gönder Allah’ım

 

Ayna attım çayıra                Beyaz giyme toz olur

Şavkı vurdu bayıra              Siyah giyme söz olur

Benim nazlı yarimin           Gel beraber gezelim

Sonu gelsin hayıra               Muradımız tez olur