Mani söyleme geleneği kulaktan kulağa aktarılarak günümüze
gelmiştir. Mani Türk halk şiirinin en küçük nazım şeklidir.
Manilerde söylendiği yöre insanının düşünce yapısını ve
duygulanmalarını buluruz. Maniler her yörede kendine özgü bir
gelenekle söylenir. Mani söyleme kültürel değişim ve gelişim
nedeniyle her geçen gün azalmaktadır. Halk kültüründe kültürel
birer varlık olarak önemli bir yer tutan maniler gelecek
kuşaklara aktarılmalıdır.
Maniler, çok geniş bir coğrafi alana yayılmışlardır.
Yörelere göre çeşitli adlar alırlar. Türkiye dışındaki Türk halk
kültüründe de mani yaygındır(1). Mani genellikle yedi heceden
oluşan dört dizelik bir nazım şekli ve türüdür. Bir dörtlükten
oluşan mani anlam bütünlüğü gösterir. Genellikle ilk iki dize
doldurma dizedir, anlam ağırlığı ve verilmek istenilen mesaj
üçüncü ve dördüncü dizededir. Doğaçlama söylenilen manilerin ilk
iki dizesi hazırlıktır(2).
Maniler, maniciler tarafından söylendiği gibi herkes
tarafından da söylenmektedir. Karşılıklı söylenilen maniler
“mani atışması” adını alır. Bunlar bir tür soru cevap özelliği
gösterir. Maniler Türk ruhunun yansıtıcılarıdır. Manilerde
söylendiği yörenin gelenek ve göreneklerinin izlerini buluruz.
Maniler uygun her ortamda söylenebilir. Söylenilen ortam
ve söyleyicilerin ruh durumları, manilerin içeriğini belirler
(3). Maniciler manici adı verilen kişiler tarafından özel bir
ezgiyle , aşıklar tarafından özel makamlarla söylenir (4).
Manilerle ilgili şekil ve konularına göre çeşitli sınıflamalar
yapılmıştır(5). Mani söyleme geleneğiyle ilgili araştırmalardan
manilerin söylendiği ortam ve manilere verilen adlar hakkında
bilgi ediniyoruz(6).
Tekirdağ'da mani söyleme geleneği günümüzde eskisi kadar
olmasa da bütün canlılığıyla sürmektedir. Mani söyleme kadınlar
arasında yaygındır. Maniler bütün yaş gruplarında söylenirken en
çok gençler arasında yaygındır. Maniler gelenek aktarımı yoluyla
yaşlılardan öğrenilir. Özel bir mani söyleme toplantısı
yapılmaz. Hıdrellez toplantılarında genç kızlar niyet ve fal
manileri söylerler. Hıdrellez gecesi kızlar bir çömleğe yüzük,
takar, anahtarlık vb. eşyaları koyarlar. Sabah çömlek açılarak
kimin eşyası çıktıysa onun niyetine mani söylerler. Eşyaları
çekip mani söyleyen kızın elinde bir ayna vardır. Manici aynaya
bakarak talihini okur gibi mani söyler.
Maniler genç kızların duygularını dışa vurma,
sıkıntılarını, özlemlerini iletme dışında, beğendikleri
delikanlılara meramlarını anlatmak, buluşup, konuşma isteklerini
belirtmek yönleriyle de işlevseldir. Kadın toplantıları bir
şenlik havasında geçer. Tekirdağ'da manilerin söylendiği
ortamları şöylece sıralayabiliriz. 1) Kadınlar arası
toplantılar, 2) Evlenme törenleri (kız görme, kız isteme, nişan,
ana kınası, kız kınası, gelin hamamı, düğün töreni, gelin
alayı, gelin paçası vb. ) 3) Sünnet törenleri( sünnet kınası,
sünnet töreni vb.) 4) Yardımlaşma toplantıları (mısır çekme,
bulgur çekme, yufka açma, düğün yemeği hazırlama , çapa yapma,
sebze ve meyve toplama, hasat vb.) 5) Hıdrellez eğlenceleri 6)
Yağmur duası törenleri 7) Bolluk bereket törenleri ( cemale
çıkma, saya gezme, çiğdem bayramı vb. ) 8) Köy seyirlik
oyunları.
Kadınlar arası toplantılar bir cümbüş havasında geçer.
Komşular birbirlerine haber verirler. Mani söylenilen ortama
göre seyirciler tavır takınırlar. Dinleyici, mani üzüntülüyse
üzüntülü , mani neşeliyse neşelidir. Maniler bazen birinin
üzerine söylenir. Dinleyiciler maninin kime atıldığını anlamak
için dikkatle dinlerler. Manilerde dinleyenleri en çok güldüren,
eğlendiren gelin- kaynana manileridir. Eşi, oğlu, askerde
gurbette olanlar ayrılık konulu manilerde hüzünlenirler, bazen
ağlarlar. Onların bu durumları dinleyicileri de etkiler.
Maniler, kültür aktarımında önemli bir görev üstlenir. Öğüt
konulu maniler eğitim işlevlidir. Yüzyılların bilgi ve
deneyimleri genç kuşaklara aktarılır. Mani söylenecek bir ortam
doğunca yaşlılar kızlardan mani söylemelerini isterler.
Genellikle mani bilmesi ve güzel sesiyle tanınan kızlar mani
söylerler. Diğer kızlar da ona katılırlar. Neşeli manilerde
alkışla tempo tutulur, mendil sallanır, darbuka , tef veya tepsi
çalınır. Bazen manilerin konularına uygun bazı eşyalar aksesuar
olarak kullanılır. Bunlar çiçek, mendil yazma, bayrak vb.dir.
Manici mani söylerken , manide gönderme yapılan kişiyi belli
etmek için işaret eder, göz eder.
Tekirdağ'da maniler bazen karşılıklı söylenir. Hıdrellez
evlenme törenleri toplantılarında manilerle atışan kızlara
mendil, yazma konu vb. hediyeler verilir. Eski ramazan
gecelerinde davul çalarak kapılarda maniler söyleyen
davulcularla birlikte çocuklar da gezerlerdi. Ev sahipleri
davulcuya mendil , yağlık, havlu vb. hediyeler verirdi.
Davulcunun arkasında gezen bir çocuk bu hediyeleri uzun bir
sopaya bağlayarak davulcunun arkasından gezerdi.
Tekirdağ'da toplanan kadınlar mani söylerken niyet tutarlar.
Bahtlarına okunan manileri, iyi , kötü diye yorumlarlar.
Özellikle sevdalılar, asker eşleri, asker anaları, eşi, oğulları
gurbette olanlar niyet tutarlar. Bahtlarına çıkan mani güzelse
sevinirler, kötü çıkarsa üzülüp hayra yorarlar.
Genelde arzu, istek ve duygulanmalar üzerine söylenen
manilerde dua ve beddualara da rastlanır . Bazen maniler
aracılığıyla kız ve erkekte aranılan özellikler sıralanır. Bazen
de mani aracılığıyla beğendiklerini beğenmediklerini
bildirirler. Ramazan manilerinde ayın kutsallığı anlatılır,
bahşişin bol tutulması istenilir. Eskiden pazarcılar ve esnaf
malını satmak için maniler söylermiş. Bugün örneklerine çok az
rastlıyoruz. Mesleklerin özelliklerinin sıralandığı manilerde
mesleklerin tanıtılmasından çok sevgilinin iş grubuna gönderme
yapılır. Okul, askerlik ve hapishane hayatı manilere konu
olmuştur. Eskiden mektupların sonuna mani yazılması yaygındı.
Son yıllarda sünnet törenlerine çağrı davetiyelerine maniler
yazıldığını görüyoruz.
Eski Tekirdağ manileriyle, yeni maniler arasında yaşama
biçiminin farklılaşması, beğeninin değişmesi nedeniyle fark
vardır. Günümüzün ekonomik koşulları ve teknolojisi, manilere
yeni ögeler sokmuştur. Manileri incelediğimizde her şeyin maniye
konu olabileceğini görüyoruz. Manilerin bir tek dörtlükten
oluşması her konuda söylenmesi maniyi çok yaygın hale
getirmiştir. Köyde söylenen manilerle şehirde söylenen maniler
arasında köy ve şehir hayatını yansıtmaları yönleriyle farklılık
vardır. Maninin söylendiği yer, bağlı bulunduğu kültür manilere
yansır.
Maniler özel bir ezgiyle söylenmelerine karşın ezgisiz de
söylenebilir. Toplantı ve evlenme törenlerinde maniler
birbirlerine eklenerek türkü formuyla söylenir. Tekirdağ
türkülerinin pek çoğu mani dörtlüklerinin ard arda
sıralanmasıyla , türkü bütününde ayak birliği sağlama kaygısı
güdülmeden söylenir. Bazen seçilen bir mani , maniler arasında
tekrarlanarak türkü nakaratı görevi yapar. Genç kız
toplantılarında maniler evlilik niyet ve temennisini dile
getirmek ve hoşça vakit geçirmek üzere söylenir. Maniler
yoluyla duygular açığa vurulur. Bazen maniler kötülüklere karşı
uyarmak saygı ve sevgiyi pekiştirmek, olumsuzlukları eleştirerek
örf , adet ve geleneklerin kuşaktan kuşağa aktarımının
sağlaması yönüyle işlevseldir. Maniler duyguların açığa
vurulması, güldürmesi, eğlendirmesi, işi kolay kılması, eğitim,
örf, adet, gelenek aktarımı, birlik- beraberlik, dayanışma,
kültürün sözlü yolla aktarımı yönleriyle işlevseldir.
Mani halkın ortak malı olduğu için yaratıcısı belli
değildir. Maniyi genellikle kadınlar söyler. Mani söyleyene
“manici”, mani söylemeye de “mani
yakmak”, “mani düzmek” ,
“mani
atmak” denir. Mani, sevgi konusunu işler, en kısa anlatım
biçimiyle , insan duygularını ilettiği için önemi büyüktür.
Maniler, aşk türkülerine, mizahi türkülere, oyun havalarına,
ağıtlara biçim olarak malzeme vermişlerdir. Türk toplumunun
sosyal yapısının ve düşüncesinin en güzel en duygulu anlatımını
manilerde buluruz.
Sonuç:
Tekirdağ'da mani söyleme geleneği, yüzyılların
deneyimlerinden süzülerek biçimlenmiş, belirli kuralları olan
kuşaktan kuşağa aktarılarak günümüze ulaşmış bir gelenektir.
Tekirdağ manilerinde Tekirdağ insanının düşünce yapısını,
beğenisini, sevdalarını, özlemlerini, dertlerini, ortak duygu ve
davranışların yansıtılmasını, yörenin kültürüne ait gelenek ve
göreneklerin izlerinin sergilendiğini görüyoruz.
Tekirdağ manileri kendine özgü bir gelenekle söylenir.
Onlarda diğer halk kültürü ürünleri gibi toplumu ayakta tutan
dinamikleri belirleyebiliriz. Tekirdağ mani söyleme geleneğinin
oluşmasında, şekillenmesinde geçmişten günümüze kalan tarihi ve
kültürel mirasın önemli bir rolü vardır. Gün geçtikçe
kaybolmakta olan mani söyleme geleneği halkın belleğinden
silinmeden bir kültür varlığı olarak gelecek kuşaklara
aktarılmalıdır.
Tekirdağ’da
Söylenen Manilerden Örnekler:
Manilerin içerikleri, doğrudan söylenmesi gereken olaylar
ya da işlerle bağlantılı değildir. Manilerin araştırmacılar
tarafından söylendikleri ortama, duruma, yere ve şartlara göre
çeşitli tasnifleri yapılmıştır. Belirli bir bölümde yer alan
mani başka bir yönüyle diğer bölümlerde de yer alabilir.
Derlediğimiz 400 Tekirdağ manisinden yola çıkarak Tekirdağ
manilerini , söylenme amaçları, yerleri, zamanları, şartları ve
ortamlarına göre aşağıdaki başlıklarda toplayıp tasnif ettik.
1- Sevda Manileri
2- Mani Atışmaları
3- Evlenme Adet ve Törenleriyle İlgili Maniler
4- Alkış (Dua) Manileri
5- Kargış(Beddua) Manileri
6- Mektup Manileri
7- Öğüt Manileri
8- Davulcu Manileri
9- Niyet -Fal Manileri
10- Meslekle İlgili Maniler
11- İş- İmece Manileri
12- Gelin -Kaynana Manileri
13- Evlenme Törenleri ve Çeşitli Toplantılarda Söylenen
Maniler.
Tekirdağ manileri içinde en büyük bölümü sevda manileri
oluşturdu. Sevda, özlem, ayrılık, yakınma, övgü, şikayet,
evlenme dileği, sitem, kıskançlık, felekten talihten yakınma,
sevdaya bağlı ölüm düşüncesi, ant içme, aşığa uyarı, sözünde
durmayan aşığa sitem, gurbet acısı, bastırılmış duygular vb.
üzerine söylenmiş manilerin ana eksenini sevda oluşturduğu için
bunları sevda manileri başlığında topladık.
Tekirdağ Manilerinden
Örnekler:
1-Sevda Manileri:
Acı bilirim acı
Ağzında sigarası
Ateşe koydum sacı Ne
güzel içişi var
Şimdi kızlar kaçıyor
Fidan boylu yarimde
Nedir bunun ilacı
Efendi biçimi var.
Ak üzüm asmasıyım Ak tiren kara tiren
Fabrika basmasıyım Odur
yari götüren
Bana doktor ne lazım
Gitti yarim gelmedi
Ben sevda hastasıyım Odur
beni bitiren
Aklı giydim olmadı Al
entarim asılsın
Beyaz giydim solmadı
Etekleri basılsın
İki senedir bekledim
Çoktan beri görmedim
Yarim benim olmadı Kara
gözlüm nasılsın ?
Annem entari almış
Arpalar dize kadar
Siyah dalları varmış Gel
yarim bize kadar
Keşke sevmez olsaydım Çorap
öreyim sana
Onun da yari varmış
Topuktan dize kadar
Arpa biçtim ellikte
Arabam teker meker
Yare çıktım terlikle
Şu Tekirdağ'ı kız çeker
Yar ağladı ben sildim Şu
Tekirdağ'ın kızları
Kırk liralık mendille
Pembe yuvarlak şeker
Asmalarda çiçek çok Ayva
külde pişer mi?
Tutulacak budak yok Gül
yanaktan düşer mi ?
Şimdi kızlar kol kola
Sen orada ben burada
Dayanacak yürek yok Bana
gülmek düşer mi ?
Ay doğar ayazlanır
Bahçelerde gündöndü
Gün doğar beyazlanır
Bahçeler gölgelendi
Temrez'in kızları
Yeni yari severken
Çok zaman nazlanır Eski
yarim gücendi.
Bahçeler bağlar oldu
Bahçelerde sarmaşık
Gözlerim ağlar oldu
Sormadan oldum aşık
Yaralı geyik gibi
Yar akılıma gelince
Meskenim dağlar oldu Elimden
düşer kaşık.
Başörtümün gülleri
Dantel öreyim diye
Sarı olsun solmasın
Dantel yumağı aldım
Muratlı'nın kızlarını
Her gün göreyim diye
Beğenmeyen almasın. Köy
içinden yar sevdim
Dağda orman olur mu?
Daireler gümbür gümbür
Aşkta ferman olur mu ? Gel
yarim beni güldür
Yandım yandım kül oldum Ben yari
görmeyeli
Küle derman olur mu ? Bu
gün on yedi gündür
Denizin ortasında
Derler buz bağladı
Mum yanar sofrasında
Avcılar iz bağladı
Benim bir yarim var
Beni bir gelin vurdu
Tekirdağ ortasında
Yaramı kız bağladı
Elinde yeleceğim
Elma yanak, gül yanak
Gelmedi göreceğim
Şimdi gelir bir sağnak
Sevdadan deli oldum
Haydi beni almadın
Aşkından öleceğim Şu
aldığın kıza bak
Entarim yeşil bezden
Fasulye pişirdim
Ateşin yeğdir közden
Toprak tenceresinde
Ben senden ayrıldı
Ben yarimle konuştum
Olmuşum iki gözden
Mutfak penceresinde
Fırın üstünde kürek
Fırın üstünde kalbur
Ne yanarsın be yürek
Yandır Allah'ım yandır
Her derde dayandın
Şu Tekirdağ erkekleri
Buna da dayan yürek
Hem buruşuk, hem kambur
Geze geze yorulur
Giden oğlan bak beri
Bir bakışta
vurulur Elinde mor mendili
Gözüm seni görünce
Sevdalandırırsın beni
Dilim söylemez olur
Kiraz ayından beri
Makarada ipliğim
Mendilim yere yere
O yar benim bebeğim
Yar gitti gurbet ellere
Sen nereden gelirsin
Yedi mendil çürüttüm
Ben orayı beklerim
Gözyaşı sile sile
Merdivenim kırk ayak O
hava yağmadı
Kırkına sürdüm ayak
Damlalar damlamadı
Bu sabah yari gördüm
Ben bir yar sevdim
Ne el tutar ne
ayak Kimsecikler anlamadı
Otlu çayırdan
geçtim Pencerede duran kız
Kavızlara ot
biçtim Bayram geldi dolan kız
Ben yarimi
görünce Kurbansız bayram olmaz
Öyle bir dalga
geçtim. Sana kurban olam kız
Raf üstünde
tencere Uykum geldi esnerim
Kalk gidelim
incire Davul gibi seslerim
Annem babam duyarsa
Mayadağ'a giderken
Koyar beni zincire.
Telli fistan isterim.
Yağmur yağıyor yağmur
Yelek örerim yelek
Tülbendimin
katına Arka olacak arka
Çok üşüdüm
sevdiğim İki tane yarim var
Al ceketinin
altına Biri, dalgacı marka.
Yolda giden
karamca Yelek örerim yelek
Karamcaya
varınca Şişten çıkardım ilmek
Ben yarimi
özledim Bu senenin modası
Perçemine
varınca Yar üstüne yar sevmek.
İndim dereye
durdum Ceviz dalı gevrek olur
Dokuz güvercin
vurdum Dul karı sarmak soğuk olur
Müsteceb'in
içinde Sararsan kızları sar
Ben bir kıza
vuruldum Cilve cümbüş çok olur.
Gece çıktım
dışarı Kara dutun gazeli
Ayın peşinde
yıldız Esmer yarin güzeli
Çıkmıyorsun
aklımdan Her anne büyütemez
Ne gece, ne de
gündüz Yarim gibi güzeli
Motor geliyor
motor İnci dizdim diziye
Bacası ben
olayım Kimler görmüş göz ile
Yalnız yatan
kızların Ben yardan vazgeçemem
Kocası ben
olayım Bir kıskancın sözü ile
Muratlı güzel
ama Ne cinim, ne periyim
İçi çamur
olmasa Ben herkesten geriyim
Muratlı'yı
yakarım Şirin'e aşık oldum
İçinde yar
olmasa Tastamam serseriyim.
Gemi geliyor
gemi Elim değdi eline
Ümit burnundan
beri Mail oldum diline
Ben yarimi
görmedim Ben dünyayı değişmem
Eylül ayından
beri Saçının bir teline
Pınarın
kapakları Dereye inen miller
Çınarın
yaprakları Yare döktüğüm diller
Gurbette
yarimin Unutulur mu be yarim?
Çınlasın
kulakları Seninle geçen günler
Denizde
mataramız Denizin kenarında
Ayrı düştü
aramız Sümbülümsün sen benim
Ne kadar ayrı
olsak Yedi yaşımdan beri
Yürektendir yaramız
Sevdiğimsin sen benim.
Yarim dükkan
önünde Naylon, naylon demekten
Dayanmış
direğine Ben kesildim yemekten
Bizi
çekemeyenler Seninkisi dalga ise
Buz koysun
yüreğine Benimkisi yürekten.
İndim çeşme
başına Ay aydındır içilmez
Sabun koydum
taşına Selviliktir geçilmez
Sevda nedir
bilmezdim Gönül bir top ibrişim.
Sen getirdin başıma
. Dolaşırsa açılmaz.
Yengem çıkmış
mahalleye Elmayı bıçakladım
Topluyor
kaşıkları Çevreyi saçakladım
Yenge nasıl
ayırdın Karanlıkta yar diye
Biz gibi
aşıkları. Yastığı kucakladım.
Karpuz kestim
ortadan Süpürgemin telleri
Yarim girdi
portadan Süpürüyor yerleri
Bileydim yar
olduğunu Salla yarim mendili
Aç kalkardım
sofradan Gelsin sevda yelleri.
Uyumuş
kalmışım Mendilimi uçurdum
Şu ayvanın
dibinde Kavak yapraklarına
Ölüm var ayrılık
yok Ben yarimi düşürdüm
Yarda benim
kalbimde. Sevda yataklarına
2. Mani Atışmaları:
Kızlar:
Mani maniyi açar
Mani bilmeyen kaçar
Gelin kızlar atışalım
Hangimiz üste çıkar.
I.Kız: II.Kız:
Ahretimin
boynunda Ak hindi beyaz hindi
İki beşi bir
yerde Hindi kümese girdi
Gel ahretin
gidelim Oğlu olan düşünsün
Baylarımız bir yerde
Kızlar beş bine bindi
1.Kız ll.Kız
Bizim evin
önünde Dere boyu dişbudak
Karyola
parçaları Koparalım bir budak
Dinle ahretim
dinle Gelini tellemişler
Ayrılık
türküleri Almışlar pembe duvak
I.Kız ll.Kız
Denizde
mataramız Elek elek içinde
Ayrı düştü
aramız Elek tekne içinde
Ahret ayrı olsak
da Tekirdağ'ın kızları
Yürektendir
yaramız İpek yelek içinde
I.Kız: II.Kız:
Erik altında
durma Geline bak geline
Erik dalını
kırma Kına yakmış eline
Ahretine bakıp
da Gelin kendi gidecek
Benim kalbimi
kırma Damat beyin evine
I.Kız: II.Kız:
Ahret hilal
kaşını Kaleden altım keser
Aldı gitti
başını Fidan boylum gezer
Seller gibi akıttım
Tekirdağ'ın içinde
Ben gözümün yaşını
Yoktur yarime benzer
I.Kız: II.Kız:
Temelin altı
kaya Kara kara böcekler
Basmaya bak basmaya
Duvarı delecekler
Ahretimden vazgeçmem
İstemediğim yere
Götürseler asmağa
Zorla mı verecekler
I.Kız:
II.Kız:
Ah översin översin
Ay Urumlu, Urumlu
Öküzleri döversin
Bacaları kurumlu
Alıştırma
elini Öyle bir yar sevdim
Sonra beni döversin
Hepsi koca burunlu
I.Kız: II.Kız:
Entarisi cim
,cimi Armut dalda sararmış
Soyadım inci mi ?
Yarim beni sorarmış,
Dün gece neredeydin
Hasta mı oldun yarim?
Koynumun güvercini Elin
yüzün sararmış.
I.Kız: II.Kız:
Asmada üzüm sana
Aşağıdan gelir misin
Kem midir gözüm sana?
Yolları bilir misin
Seher yıldızı
gibi Elindeki mendili
Dikmişim gözüm sana
İstesem verir misin?
I.Kız:
II.Kız:
Ata biner
allanır Avluda kara kabak
Bacakları
sallanır Yuvarlak, yuvarlak
Çalımından utanmaz
Davuteli'nin kızları
Emanet at kullanır
Avanaktır avanak
I.Kız:
II.Kız:
Ay etine
etine Ay aparım, aparım
Girdim çitin içine
Gökte yıldız kaparım
Sakın gönül vermeyin
Tekirdağ'ın kızlarını
El alemin piçine
Dana fiyatına satarım
I.Kız: II.Kız:
Ayağımda kundura
Ayakkabım var benim
Yürüdüm dura dura Bir
karış topukları
İstediğim
kızları Piyasaya çıkmışlar
Alırım vura vura
Tekirdağ'ın kopukları
I.Kız: II.Kız:
Bahçelerde bal kabak
Bahçemin kapısını
Açılır tabak tabak
Açamıyorum yarim
Beni beğenmedin de Anneme
duyurmuşlar
Aldığın kabağa bak
Kaçamıyorum yarim.
I.Kız: II.Kız:
Cam cama eklenir mi? Çantası
var kolunda
Cam dibi beklenir mi ? Gezer
sahil boyunda
Üç sene bekle dersin Bu
ne kadar güzellik
Üç sene beklenir mi ? Melek
mi var soyunda?
I.Kız: II.Kız:
Derede yılan bağırır
Elbisemin önüne
Kız senin neren ağarır?
Sıraladım mor düğme
Düştüm sarhoş eline
Hasta mıydın be yarim
Yorgun her yanım ağrır Niye
gelmedin düğüne ?
I.Kız: II.Kız:
Giden eşekli oğlan
Giden tren durmaz mı?
Beli fişekli oğlan
Mektup versem almaz mı ?
İşaretten anlamaz
İkimize bir yastık
Eşek kafalı oğlan.
Acep kısmet olmaz mı ?
I.Kız: II.Kız:
İn dereye dereye
Ah dedim oydun beni
Ne ineyim dereye Bu
hale koydun beni
Babanın parası yok
Yelkensiz gemi gibi
Seni evlendirmeye
Ortada koydun beni
I.Kız: II.Kız:
İstanbul'a giderken
İstanbul'a giderken
Hangi rüzgarlar esti İzin
mi kaldı yarim?
Şu dalgalı saçını
Muratlı kızlarında
Hangi berberler kesti. Gözün
mü kaldı yarim ?
I.Kız: II.Kız:
İstanbul'a giderken
İstanbul'dan gelirken
Bir teneke kum aldım Var altı
istasyon
Unutmadın mı ahret, Benim
yarim kullanıyor
Ben bıraktım, sen aldın
Altmışlık Fergison.
I.Kız: II.Kız:
Su akar ulam ulam
Sarılım, var olasın
İçinde kara yılan
Sineme yar olasın
Ne zamansa benimsin Bana yar
çok ama
Mavi takımlı oğlan.
İsterim ki sen olasın.
3- Evlenme Adet Ve
Törenleriyle İlgili Maniler:
Ay atlılar
atlılar Ayakkabım var benim
Geliyor
Muratlılar Altları delik delik
Kız görmeye gelmişler
Benim yare zor geldi
Muşmula
suratlılar. Beş tane beşi birlik
Ayakkabın
teki Benim saçlarım uzun
Akşamdan beri kayıp
Örmüyorlar sevdiğim.
Nişan olmadan çocuk
Seni bana münasip
Senle konuşmak ayıp.
Görmüyorlar sevdiğim.
Dere boyu dişbudak
Elimde sarı kağıt
Koparalım bir budak
Dür de üstüne yat
Gelini
tellemişler Yar ben sana varırım
Atmışlar pembe duvak
On bilezik bir saat.
Entarimin
moruna Entarisi kırmızı
Gitmem köylü oğluna
Ben annemin bir kızı
Beşibiryerde
taksa Beni alacak oğlan
Yine girmem koluna.
Ballı köyün yıldızı.
Entarimin
moruna Erik çiçek açmadan
Girmem köylü oğluna
Altı gölge olur mu ?
Gitcem şehir
oğluna Küçücüğüm, sevdiğim
Taksın beni
koluna Benden gelin olur mu ?
Fırın üstünde
fırın Entarim kara dallı
Vurun davullar vurun
Ucunda para bağlı
Bekir yarim geliyor
Işıklar'ın kızları
Evliler geri
durun. Dokuz motordan pahalı
Uzun saçı örmezler
Geline bak geline
Seni bana vermezler
Kına yakmış eline
Kalk kaçalım çavuşum
Gelin kendi gidecek
Gece yarısı görmezler.
Damat beyin evine
İndim
derelerine İndim dereye çık düze
Bilmem nerelerine
Şimdi kızlar beş bine
Kara kına yollamış
Beş bini veren alır,
Yar benim ellerime.
Vermeyen bekar kalır.
Karanfil deste deste
Kar yağıyor sine sine
Gel beni babamdan iste
Kozyörük deresine
Eğer babam vermezse
Yarla lades tutunduk
Kır atını iyi
besle Bu nişan çevresine
Karadır kaşlarımız
Kara dut yemeli
On altıdır yaşlarımız
Altında eğlenmeli
On altı yaştan
beri Bu bekarlık çekilmez
Bağlıdır başlarımız.
Kasım ola evlenmeli
Kuyu kazdırıp durma
Karanfilim üç çatal
Suyu azdırıp durma
Üçü de ayrı açar
Başkasına bakıp da Şu
Tekirdağ kızları
Beni kızdırıp durma.
Alır bohçayı kaçar.
Kaşıkçı minaresi
Malkara’nın yolları
Yanıyor idaresi
Sıvayayım kolları
Karabezirgan kızları
Oğlan sana gidiyorum
Beş bin lira tanesi
Tutsana davulları
Motor geliyor
Mandaları sat baba
Arkası tenekeli
Bana altın yap baba
Kalkmış beni istiyor
Bana altın yapmazsan
Tekirdağ tevekkeli.
Senin kızın yok baba
Motor geliyor motor
Oğlanın adı Hakkı
Motorun bacası yok
Şişeler dolu rakı
Kalkmış beni istiyor On
bilezik, bir saat
Pantulun paçası yok. Bin
lira baba hakkı
Yeşil taksi geliyor
Yumurtanın sarısı
Barbaros'a gidiyor
Yere düştü yarısı
Ablam gelin olacak On
beşine girmeden
Sıra bana geliyor
Oldu subay karısı
Darbukanın içinde
Parmağındaki yüzük
Yılanın kemikleri
Halka mı yar halka mı?
Oğlan sana geleceğim Candan
mı seviyorsun?
Hazırla binlikleri
Yoksa yarim dalga mı ?
Darbukamın ucunda
Ayakkabımın teki
Yıldıza bak yıldıza
Akşamdan beri kayıp
Ben pahalıyım şekerim Biz
nişanlı değiliz
Sen ucuza bak ucuza Bize
konuşmak ayıp
Cam dibinde durursun Derenin
sularına
Cama tık tık vurursun, Kuş
konar kenarına
Saçıma ilişirsen O
kız bana varacak
Beni almış olursun. Kış
veya yaz başına
Ahmet’im uyansın Ocak
başında maşa
Altın kemer kuşansın Kalk
adam beni boşa
Ahmet’i gören kızlar
Boşayacaksan tez boşa
Sözlüsünü boşasın
Kalmayalım kışa
Mendilimi yıkarım
Mendilim kara dallı
Seremem çardaklara
Uçunda para bağlı
Fazla yarim yok benim
Müstecep’in kızları
Veremem ortaklara
Güzel ama çok pahalı
Derenin servileri
Parmağındaki yüzük
Çevirin dünürleri
Halkaya da benziyor
Her yiğit harcı mıdır? Yar
senin baktıkların
İstemek sevdiğimi.
Dalgaya da benziyor.
Yarimin adı İsa
Tarlası ayrıklıya
Biraz çorapları kısa
Ben gitmeme çarıklıya
Ben İsa'ya varacam
Allah kısmet ederse
Evleri yakın olsa.
Boynu kravatlıya.
4- Alkış(Dua) Manileri:
Ak dutlar, kara dutlar Ay
doğar aydır Allah’ım
O dutları kim toplar
Gün doğar gündür Allah’ım
Asker olan yarime
Canımı sıklet aldı
Gölge olsun bulutlar
Yarimi gönder Allah’ım
Ayna attım çayıra
Beyaz giyme toz olur
Şavkı vurdu bayıra
Siyah giyme söz olur
Benim nazlı yarimin Gel
beraber gezelim
Sonu gelsin hayıra
Muradımız tez olur