ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ TÜRKOLOJİ ARAŞTIRMALARI MERKEZİ  

Anasayfa | Makale Bilgi Sistemi | Konu Dizini Yazarlar DiziniKaynaklar Dizini | Makale-Yazar Listesi |  Makale Sayısı-Tarih Listesi | Güncel Türkoloji Kaynakçası

MAKALELER

Atatürk Araştırmaları || Çukurova Araştırmaları || Halkbilim || Dilbilim || Halk Edebiyatı || Yeni Türk Dili || Eski Türk Dili
Yeni Türk Edebiyatı || Eski Türk Edebiyatı || Dil Sorunları || Genel || Tiyatro || Çağdaş Türk Lehçeleri


Doğan Kaya

Kul Himmet’in Bilinmeyen Deyişleri[1]

Âşık edebiyatında Alevi-Bektaşi inancıyla ortaya konulmuş binlerce şiir vardır. Söz konusu şiirlerde Oniki İmam, Kerbelâ hadisesi, menkabeler, Bektaşilikle ilgili inançlar, erkân ve âdetler konu edinilmiştir. Bu vadide en çarpıcı şiirleri Nesimi, Fuzuli, Hatayi, Pir Sultan, Virani, Kul Himmet ve Yemini ortaya koymuşlardır. Bu bakımdan bu şairler, yedi büyük Alevi-Bektaşi olarak nitelendirilmiştir.

Sözünü ettiğimiz şairler içinde yer alan Kul Himmet hakkında, yakın zamanlara kadar üzerinde pek araştırma yapılmamıştır. Hatta bundan dolayıdır ki, şiirlerinde “Kul Himmet Üstadım” olarak tapşıran iki ayrı âşığın şiirleri de Kul Himmet’in sanılmıştır. Bu âşıklar, Divriği’nin Örencik köyünden İbrahim’le, İmranlı’nın Söğütlü köyünden Hacik Kız (Hatice)’dır. Diğer taraftan Sefil Kul Himmet, Öksüz Kul Himmet ve Geda Kul Himmet mahlaslı şiirlerin varlığı, meseleyi daha da karışık hale getirmektedir.

Kul Himmet ve Kul Himmet Üstadım konusunda bugüne kadar en önemli çalışma, Türk folklorunun önde gelen isimlerinden İbrahim Aslanoğlu tarafından gerçekleştirilmiştir.[2] Aslanoğlu, her iki çalışmasında şiirleri mahlaslarına göre ayırmış, gerek şiirlerinden gerekse tarihi vesika ve derlemelere dayanarak bu isimler hakkında yorum ve değerlendirmeler yapmıştır.

Kul Himmet, 16.-17. yüzyıllarda yaşamıştır. Mezarı, doğduğu yer olan Tokat’ın Almus ilçesinin Görümlü köyündedir.[3] Köylüleri onu, Bektaşi tarikatinin Erdebil Tekkesi’ne bağlı Safeviye koluna bağlar. İnancından dolayı çileli bir hayat geçirmiş, zindana atılmıştır. Ölümüyle ilgili kesin bilgiler olmamakla beraber, uzun süre kaçak yaşayıp köyünde vefat ettiği tahmin edilmektedir.

Kul Himmet hakkında en son ve en derli-toplu çalışmayı ortaya koyan İbrahim Aslanoğlu’nun kitabında, ona ait 143 şiir bulunmaktadır. Aslanoğlu, kitabında önceki yayınlardaki ve yirmiden fazla cönkteki Kul Himmet mahlaslı şiirlerle bu sayıya ulaşmıştır. Şiirlerin ölçülerine göre dağılımı şu şekildedir: 7 heceli 1, 8 heceli 26, 11 heceli 104 ve aruz vezni ile 7. Kul Himmet’in ilk defa 36 şiiri yayımlanmış ve Cahit Öztelli tarafından bu sayı 87’ye ulaştırılmıştır. Biz de Aslanoğlu tarafından ulaştığı 143 sayısına 13 şiiri ilâve edeceğiz ve böylelikle Kul Himmet’in 156 şiiri edebiyatımızda yer almış olacaktır.

Burada yayımlayacağımız şiirler, kitaplığımızdaki cönklerde kayıtlıdır. Toplam sayısı 38’dir. Ancak 25 tanesi Aslanoğlu’nun kitabında da mevcuttur. Aşağı yukarı aynı sözleri ihtiva ettiği ve burada makale sınırlarını aşacağından sözünü ettiğimiz şiirlere yer vermeyeceğiz. Cönklerde, biraz önce zikrettiğimiz Sefil Kul Himmet, Öksüz Kul Himmet tapşırmalı şiirler de vardır ve bu şiirler bir başka çalışma ile değerlendirilebilir.

Metinlere geçmeden önce, kullandığımız cönkler hakkında bilgi vermenin yerinde olacağı kanaatindeyiz.[4] Kitaplığımızda bulunan cönklerin verdiğimiz numaralara göre özellikleri şöyledir:

4 no’lu cönk: Fotokopisini kullandığımız bu cöngün aslı Kangal’ın karanlık köyündeki Ali Ekber Öztürk’tedir. 16 x 20 cm. boyutlarında olup 29 yapraktır. R.1331 (M.1915) yılında Kangal’ın Karanlık köyünde yazılmıştır. Cönkte 26 şaire ait 58 şiir bulunmaktadır. Şiirlerine yer verilen başlıca âşıklar şunlardır. Budala, Deli Boran, Fedai, Feyzi, Fuzuli, Hasreti, Hatayi,Hulki, İrfani, Kemteri, Kul Himmet, Muradi, Mehemmed, Nesimi, Noksani, Pehlül Divane, Pir Sultan Abdal, Sadık, Sefil Kul Himmet, Sefil Mehmet, Şi’ri, Veli, Virani, Visali.

6 no’lu cönk: Cöngün aslı, Divriği’nin Höbek köyünde bulunmaktadır. Cönk, 10 x 20 cm. boyutlarında ve 18 yapraktır. Divriği yöresinde yazıldığını tahmin etmekteyiz. Yazılış tarihi, R. 1290 ( M. 1875)’tir. İçinde 22 âşığın 38 deyişi bulunmaktadır. Âşıkların başlıcası şunlardır. Abdal Pir Sultan, Âşıki, Dedemoğlu, Dertli, Derviş Ali, Gevheri, Hatayi, Hasreti, İsmail, Kemter Himmet, Kul Himmet, Kul Sevindik, Nesimi, Niyazi Mısri,Öksüz, Seyyit Seyfi (Nizamoğlu), Türabi, Virani.

7 no’lu cönk: İlk ve son sayfaları eksik olan bu cönk tahminimize göre 19. yüzyılın ortalarında tutulmuştur. Aslı, Divriği’nin Karakale köyündeki Hüseyin Demirtaş’tadır. Cönk, 14.5 x 21.5 cm. boyutlarında ve toplam 123 yapraktır. İçinde 40 şairin 140 şiirine yer verilmiştir. Bu şairlerin başlıcası alfabetik sıra ile şöyledir: Asri, Arif, Âşık Umman, Budala, Cafer, Cefai, Derviş Ali, Dertli, Dedemoğlu, Deli Boran, Fedai, Feryadi, Gedai, Gevheri, Gulami, Hasreti, Hatayi, Hüseyin, İsmail, Kul Himmet, Kul Himmet Üstadım, Kul İsmail, Kul Sevindik, Mirati, Nesimi, Noksani, Pir Sultan Abdal, Sadık, Sefil Ahmet, Sefil Ali, Sefil Edna, Sıtkı, Sırrı, Şem’i, Şi’ri, Teslim Abdal, Veli, Virani, Visali.

9 no’lu cönk: R. 1320 (M. 1904) yılında Tokat’ın Abdülfettah mahallesinde oturan Deli Mehmetoğulları’ndan Mustafa oğlu Hasan Emiri efendi tarafından tutulmuş, daha sonra Divirği’nin Höbek köyünden Yakup Aslan 11 x 16 cm. boyutlarındaki 135 yapraklı bir deftere aktarılmıştır. Defterde 51 şaire ait 120 şiir bulunmaktadır. Şairlerin başlıcası şunlardır. Abdal Abdal Dede, Ali, Asri, Âşıki, Azizi, Budala, Dedemoğlu, Deli Boran, Deruni, Dertli Kâzım, Dertli Kerem, Derviş Ahmet, Derviş Ali, Derviş Haydar, Derviş Musa, Emrah, Fuzuli, Güdeşlioğlu, Hasan, Hatayi, Hüseyin, Hüseyin Abdal, Karacaoğlan, Kaygusuz, Kul Himmet, Kul Himmet Üstadım, Kul Hüseyin, Kul Yusuf, Mesruri, Mirati, Nesimi, Nihani, Nutki, Öksüz Kul Himmet, Pir Sultan Abdal, Sadık, Sefil Türabi, Seyyit, Sefil Ahmet, Sefil Ali, Sefil Hasan, Sefil Kul Himmet, Sefil Mehmet, Sefil Öksüz, Sırrı, Sıtkı, Sultan Muhammet, Teslim Abdal, Veli, Virani.

11 no’lu cönk: 11 x 17 cm. boyutlarında ve 11 yapraktır. Divriği yöresinde tutulmuştur. Aslı, divriği Anzağar köyündeki Garip Tuncer’de bulunmaktadır. Cönkte, 8 âşığın 19 şiiri yer almaktadır. Bu âşıklar; Dertli, Derviş Ali, Feyzi, Hatayi, Kul Himmet, Kuddusi, Kul Hüseyin, Teslim Abdal’dır.

12 no’lu cönk: R. 1316 (M. 1900) yılında Divriği’nin Venk köyünde tutulmuş olan bu cönk, 9 x 23 cm. boyutlarındadır. Orijinali Divriği’nin Mursal köyündeki Kalaycı Kamber’dedir. 55 yaprak olan cönkte, 30 şairin 99 şiir bulunmaktadır. Adı geçen şairler şunlardır. Ali, Dertli, Dertli Kemter, Deli Boran, Esiri Baba, Feyzi, Gevheri, Hasan Dede, Hasan Paşa, Hatayi, Hüseyin, İsmail, Kabuli Baba, Kalender Baba, Karacaoğlan, Kemter, Kul Himmet, Kul Himmet Üstadım, Kul Safi, Kusuri, Nesimi, Noksani, Pir Mehmet, Pir Sultan Abdal, Sadık Baba, Şem’i, Teslim Abdal, Veli, Virani, Zekayi.

13 no’lu cönk: R. 1325 (M. 1909) tarihinde Divriği’de tutulmuştur. 11.5 x 19 cm. boyutlarındadır. 37 varak olan bu cöngün aslı Kutlu Özen’de bulunmaktadır. İçinde 18 şairin 34 şiiri bulunmaktadır. Şairin adları şöyledir. Askeri, Can Hatayi, Fakiri, Gevheri, Hüseyin, Kul Himmet, Kul Himmet Üstadım, Noksani, Nesimi, Piri, Seyyit Süleyman, Sırrı, Virani/Virani Adal, Zuhuri.

20 no’lu cönk: Oldukça hacimli olan bu cönk 13 x 20 cm. boyutlarında ve 325 yapraktır. Aslı Yrd. Doç. Dr. Mehmet Yardımcı’dadır. Oldukça ince ve çizgili bir kağıda yazılmıştır. İçinde 134 şairin 563 şiiri kayıtlıdır. Ayrıca 40 mahlassız şiir, Darnâme metni ve dualar yer almaktadır. Belirli sayfalarında bazı özel bilgiler bulunmaktadır:

"Bu mecmua Zile'nin Âla Mescid mahlesinden Kiranili Davulcuoğlu Mehmed'indir. Kimse dahil olamaz. Padişahdan ferman gelse kimse elimden alamaz efendim" R. 1323 (M.1907) (s. 25, 26)

"Kaldı ki, şu mecmuaların meâlini anlamak isteyen efgendilere mâlum ola ki, başındaki altmış kanadı Zile kazası Minare-i Keyr Mahlesinden Kiranili Davulcuoğulları'ndan Kasım .... pederim Mehmet Efendi'nin yazdığı ve gayri kusuru burdan nihâyete kadar Mehmet Efendi'nin mahdumu Rıza Efendi'nin yazdıklarıdır. Bu bahse ma'lumunuz ola.

El sahip Mehmet Efendi ve Rıza Efendi'nindir. Kimse dahil edemez. Padişah'tan ferman gelse kimse elinden alamaz efendim" (s. 92.)

"İş bu mecmuaları kimin yazdığını anlamak isteyenlere ma'lum olsun ki başından 60 kadarı Zile'nin Âla Mescid Mahlesinden Davulcuoğlulları'ndan Mehmet Efendi'ye, 60. kanattan 542. kanada kadar Mehmet Efendi'nin oğlu Rıza Efendi'ye, 542. kanadından sonuna kadar Rıza Efendi'nin oğlu Hacı İbrahim yazmıştır. Böylece mâ'lumunuz ola." M. 1947 (s. 533.)

Bu açıklamalardan da anlaşıldığı kadarıyla cönk Zile kaynaklı olup 1907-1947 yılları arasında düzenlenmiştir. Değişen yazı karakterlerinin de gösterdiği gibi üç ayrı kişinin elinden çıkmıştır.

Kaydettiğimiz 13 şiirden 1’i yedi, 4’ü 8 diğerleri de 11 hecelidir. Şiirlerin tamamı Alevi-Bektaşi inancıyla ortaya konulmuştur.

-1-

Şu benim sevdiğim Muhammed Ali

Kumru dost dost deyü öten Ali’dir

Sakınan çağıran mahrum mu kalır

Şu sefiller carına yeten Ali’dir

Ali’m tutdu Zülfikâr’ın sapını

Döndürdi kâfirin dine hepini

Mağribde attı kudret topunu

Maşrıkta uzatıp tutan Ali’dir

Muhammed mi’raca gidecek oldu

Ali Muhammed’i gönderi geldi

Doksan bin kelâmı o demde sordu

Soran Muhammed dinleyen Ali’dir

Âşıka dilden halife kılandan

Bülbül ayrılır mı gonca gülünden

Dad be dad çağırdı devin elinden

Kesikbaş carına yeten Ali’dir

Ecel kayıp nasib kayıp er kayıp

Ya Ali sırrına ermedim deyip

Kul Himmet ortaya bir nişan koyup

Bir olup birliğe yeten Ali’dir.

(Cönk no: 4, sayfa: 28)

-2-

Ey âşıki saramadın yâremi

Yâreme em olup merhem çalasın

Yarem deşilmiştir sarılmaz madem

Arayıp da hekimini bulasın

Dört kapı açıldı hangisi vardır

Bu manaya ermek hayli hünerdir

Deryanın dibinde kaç şehir vardır

Çarşısını pazarını bilesin

Mehdi çıkmış diye tellâl bağırdı

Bir teknesi vardır kırklar yoğurdı

On iki kız sekiz oğlan doğurdu

Onların ne olduğunu bilesin

Âşıkların sözlerine has derim

Muhammed'i gördüm Ali dost derim

Yedi bin yedi yüz âyet isterim

Yüz on daha vardır onu bilesin

Benim sevdiceğim Taki Naki'dir

Dost bağında bülbüller şakıtır

Yüz kardaşın hocası var okutur

Onlarıñ da ne olduğun bilesin

Düzüm düzüm olmuş yüzünün beni

Açılmıştır gül benzinde yanağı

Sar’öküzün alnındaki beneği

Kanadında ne yazılı bilesin

Var bul bir delilin yaka fenerin

Kaç hamail vardır şems ü kamerin

Sar’öküzün bastıcağı mermerin

Direğinde ne olduğun bilesin

Âriflerin sözü hilaf yazılmaz

Güher olmayınca hatem düzülmez

Bir kız vardır hergiz kuşağı çözülmez

Anasının kande olduğun bilesin

Dinleyeyim Kul Himmet'in sözlerin

Onda gördüm yedilerin izlerin

Muhammed'in koynundaki kızların

Huri midir peri midir bilesin

(Cönk no: 6, sayfa: 10-11)

-3-

Hey gaziler şunda günâhkâr oldum

Medet pirim imdat eyle talibe

Aradım günâhım özümde buldum

Medet pirim imdat eyle talibe

Varıp kırklar kapısından çağıram

Hem çağırıp hemi lebbeyk diyen

Posttan kalkıp mührü önüne koyan

Medet pirim imdat eyle talibe

Arza yetip enbiyaya erenler

Yemen'de taç vurup hırka giyenler

Zulmette kalmaz sizi sevenler

Medet pirim imdat eyle talibe

Çağırak doksan bin ere şehide

Mağripten maşrıka cümle işite

Hacı Bektâş Veli'den imdat yetişe

Medet pirim imdat eyle talibe

Sen Ali sırrısın himmetin yete

Fatıma kızındır Muhammed atan

Onları ayırmak yine bir hata

Medet pirim imdat eyle talibe

Eyyüb'ün kurdunu döküp sağ eden

İbrahim'in yerin çayır su eden

Kara don giyip de ağ deveyi yeden

Medet pirim imdat eyle talibe

Hasan Hüseyn şebber-şubber kulaktır

İmam Zeynel İmam Bakır yanaktır

İmam Cafer hüsn hecesinde ayandır

Medet pirim imdat eyle talibe

Musa Kâzım Rıza kalemdir kaştır

Taki Naki çeşmi onlara eştir

Hasanü'l-Askeri dehanda diştir

Medet pirim imdat eyle talibe

Mehdi dedim masum pake yetirdim

Mürvet dedim el pençeye oturdum

On ik’İmamlar'a iman getirdim

Medet pirim imdat eyle talibe

Kul Himmet’im eydür var özün öldür

Cümle eksikliğin mürşide bildir

Engür şerbetini tuttuğum eldir

Medet pirim imdat eyle talibe

(Cönk no: 7, sayfa: 165-167)

-4-

Kalk karındaş yola gidek

Hak yoldan öte mi dersin

Murad u maksuda erincek

Bu söze hata mı dersin

Ârif olan kalleş olan

Bellidir meyli boş olan

Vefâsız yoldaş olan

Menzile yeter mi dersin

Sırrını verme kalleşe

Kalbi çürük meyli boşa

kapabilmem düşse taşa

Yetmeden tutar mı dersin

Sırrını verme hayrata

Senden alır gider yada

Damızlık koysan çiğ süde

Pişmeden tutar mı dersin

Kul Ümmet der çoşmayan

Aşk kazanında pişmeyen

Burada Hakk’a ulaşmayan

Orada yanar mı dersin

(Cönk no: 9, sayfa: 36-37)

-5-

Sebü’l-mesani” kitabın okusan

Türablıktan a’lâ yol mu bulunur

Bülbül olsam dört kapıda şakısam

Türablıktan a’lâ yol mu bulunur

Türab ol ki, çiğnesinler üstünü

Anda fark et düşmanını, dostunu

Nesimi gibi yüzdüregör postunu

Türablıktan a’lâ yol mu bulunur

Türab ide özün türab ol türab

Kalbindeki kini kibrini bırak

Muhammed Ali’nin cemâlin görek

Türablıktan a’lâ yol mu bulunur

Şükr olsun türablıktan doğrudur yolum

Ali’ye de malûm, ahvâlim, hâlim

Balım Sultan Haydar kend’aslan Ali’m

Türablıktan a’lâ yol mu bulunur

Balı’yı türab eden aşkın meyidir

Ali Seydi Şâh İbrahim soyudur

Türablıktan Şâh-ı Merdan huyudur

Türablıktan a’lâ yol mu bulunur

Kul Himmet’im “Kulhüvallahü ahad”

Cesetimden can kalmadı bu saat

Dün ü günü bildim idim Muhammed

Türablıktan a’lâ yol mu bulunur

(Cönk no: 9, sayfa: 73-74)

 -6-

Eğer din bâbından haber sorarsan

Söyle kelâmını bildir efendim

Sual eyle ihsân olsun kelâmlar

Bilemezsem hâlim nedir efendim

Bir günün farzını on yedi bildim

Yiğirmi sünneti üç vitir kıldım

Sualine cevap vermeye geldim

Veremezsem döv de öldür efendim

Sabah dört öğlen on belli beyândır

İkindi sekizdir deme ziyândır

Akşam beş yats’on üç vitir tamamdır

Bunu da böylece kıldım efendim

Altmış altı er kaleyi boyladım

Altı yüz teravihi hesap eyledim

Ben bir divaneyim böyle söyledim

Buncağız kusura kalma efendim

Kıyas et meydandan geri kalırım

Aç gözünü sana hoca olurum

Bir yıllık namazı ezber bilirim

Var senden kaçan kördür efendim

Beş bin yüz yirmi farzıdır heman

Yedi bin iki yüz sünnettir tamam

İncil’le Zebur Hak delili Kur’an

O da bir sırdır ermen efendim

Seyyid gibi sen secdeye oturmuş

Köylü sana yağlı pilav getirmiş

Bana sen de neden sual sorarsın

Balı kıymağı da yersin efendim

Sözü m’olur sencileyin özü çürüğün

Yüzün görme yüzü gözü buruğun

La bak aşağı indirmişsin sarığın

Korkarım başında güldür efendim

Herhalde ilerü gelemez deyü

Sualime cevap veremez deyü

Kul Himmet ile baş edemez deyü

Korkarım el sana güler efendim

(Cönk no:9, sayfa:77-79), (Cönk no: 9, sayfa: 180-182)

-7-

Bugün yâr bize geldi

Gülleri taze geldi

Önünde Kanber ile

Ali Murtaza geldi

Ali benim mâhımdır

Kâbe kıblegâhımdır

Mir’aç’taki Muhammed

O benim padişâhımdır

Padişâhım Yaradan

Okurum ağ-karadan

Ben yardan ayrılalı

Yüzyıl geçti aradan

Arayı uzattılar

Yaraya tuz ektiler

Avluya bir kul geldi

Bedestende sattılar

Sattılar bedestende

Gül biter gülistanda

Muhammed’le hatemi

Bergüzardır aslanda

Aslanda bergüzarım

Ben sevdanla gezerim

El yarine kavuşmuş

Daha ben intizârım

İntizarlık çekerim

Gözyaşını dökerim

Dökerim göz yaşını

Bak Mevlâ’nın işine[5]

Dört eyledi kapısın

Lâl ü gevher yapısın

Kâfirler şehit etti

İmamların hepisin

İmam Hüseyn’e kıydılar

Hasan’a ağı verdiler

Zeynel ile Bakır’ı

Bir zindana koydular

Zindan bize mezardır

Hak yolları gözetir

Câfer’in bin yarası

Mehdi Kâzım Rıza’dır

(I)rıza’ya ağladım

Çeşmim yaşı çağladım

Ol Hasan Askeri’yle

On ikiye bağladım

On ikidir katarım

Türlü mercan satarım

Yüküm lâl ü gevherdir

Müşteriye satarım

Satarım müşteriye

Kalka gören yürüye

Melekler el kaldırdı

Cenneteki huriye

El kaldıra Süphan’a

İsm-i Âzam okuna

İmamların duâsı

Kaldı ulu divana

Ulu divan kuruldu

Cümle mahluk dirildi

..................... oldu

Muhtar önde vuruldu

Muhtar’a hû dediler

Ehline nur dediler

Muhammed rehber oldu

Ali’ye pir dediler

Pir dediler Ali’ye

Hacı Bektaş Veli’ye

Hacı Bektaş nâmını

Verdi Kızıl Deli’ye

Kızıl Deli tâcımız

Muhammed Mir’ac’ımız

Gürledik mi Karaca Ahmet

Yalıncık duâcımız

Kul Himmet’tir adımız

Burda yoktur yadımız

Şâh-ı Merdan aşkına

Hak versin muradımız

(Cönk no: 9, sayfa: 102-105)

-8-

Sana derim be hey sofi

Evvel imamınız kimdir

Selâvat indi şanına

Hak Muhammed Ali diyendir

Evvelkisi İmam Hasan

İkincisi İmam Hüseyn

Üçüncüsü İmam Zeynel

Dördüncüsü İmam Abidin’dir

Beşincisi İmam Bakır

Altıncısı İmam Cafer

Yedincisi Musa Kâzım

Sekizincisi Rıza’dır

Dokuzuncu İmam Taki

Onuncusu Ali Naki

On birinci Hasanü’l-Askeri

On ikinci Mehdi sahib-zamandır

Kul Himmet’im bakışına

Böyle mi girdi düşüne

İki cihân güneşine

Pâk eyleyen Kur’an’dır

(Cönk no: 11, sayfa: 18-19)

-9-

Bize imdat ol Hak’tan

Sabreyle gönül, sabreyle

Âlemi yarattı yoktan

Sabreyle gönül sabreyle

Âşıkların işi zârdır

Yüreğinde yanar nârdır

Bir eşref saat vardır

Sabreyle gönül sabreyle

Âşığın eyyâmı gamda

Böyle çalınmış kalemde

Bitmez iş olmaz âlemde

Sabreyle gönül sabreyle

Acele âhır melâmet

Sabrın sonudur selâmet

Az sabırda çok kerâmet

Sabreyle gönül sabreyle

Kul Himmet’im çekem minnet

Ölüm farz mı yoksa sünnet

Murada ereriz elbet

Sabreyle gönül sabreyle

(Cönk no:12, sayfa:84)

-10-

Pare pare yalan dünya

Yalan dünya değil misin

Hasan ile Hüseyin’i

Alan dünya değil misin

Ali bindi Düldül ata

Âşık dayanır firkate

Boz kurt ile kıyamete

Kalan dünya değil misin

Ali’nin Düldül’ünü alıp

Arslanını dağa salıp

Yedi kere üste kalan

Dolan dünya değil misin

Ah şu kaşa ah şu göze

Ciğer kebap oldu köze

Muhammed’i bir ham beze

Saran dünya değil misin

Yetik Kul Himmet’im yetik

Gerçeğin eteğin tutup

İnsan gül ot gibi bitip

Dolan dünya değil misin

(Cönk no: 13, sayfa: 9-10)

-11-

Dünya ile bir pazarlık eyledim

Ne virane ne harabe ne şendir

Seyrettim de bir dükkâna uğradım

Ne çarşıdır ne bedesten ne hardır

Sırr-ı surullahtır âleme inen

Dedim harfim manasını duyana

Çiçeğe uğradım kokusu bana

Ne bağdadır ne bağbandır ne güldür

Bir makam seyrettim ya kim gelecek

İkrarsızlar kıyamete kalacak

Bir gerçek harfim var mana alacak

Ne mezheptir ne imandır ne dindir

Yed’iklim çar köşe kilidi birdir

Ana akıl ermez bir gizli sırdır

Sorarsan dünya ana misaldir

Ne ağızdır ne burundur ne dildir

Kitabın kalbinde olur mu ilan

Ümmet-i billah da Ali’ye ayan

Doluyu bu demde elime sunan

Ne âdemdir ne insandır ne kuldur

Kul Himmet’im bu manadan al imdi

Alamazsın bir gerçeğe sor imdi

Senede bir kere doğdu dolandı

Ne ülkerdir ne yıldızdır ne gündür

(Cönk no: 13, sayfa: 56)

-12-

Gel gönül kimsenin aybına bakma

Hazer kıl sevdiğim değme gönüle

Arif ol cihanda bir gönül yıkma

Hazer kıl sevdiğim değme gönüle

Daim aşk atına bin de atlı gez

Edep öğren erkan öğren otlu gez

Gönül yıkma halk içinde tatlı gez

Sakın ey sevdiğim değme gönüle

Yoldaş eyle iman gibi dostunu

Amel kazan aramazlar aslını

Turap ol ki çiğnesinler üstünü

Hâk ol ey sevdiğim değme gönüle

Cihad eyle ki günahların tartasın

Bir amel kazan ki Hakk’a yetesin

Şar gibi her gördüğün örtesin

Pir ol ey sevdiğim değme gönüle

Kul Himmet dilimde zikrim Muhammed

Aşk dolusun içtim Hüda’ya minnet

Dinar ile satın alınmaz cennet

Hazer kıl sevdiğim değme gönüle

(Cönk no: 20, sayfa: 91)

-13-

Bektaş-ı Veli’nin yolun bilmeyen

Gündüzü karanlık gece sayılır

Evlad-ı Âli’ye biat etmeyen

Zümresi münafık pice sayılır

Evlad-ı Mürsel’dir tutmazsa damen

Anlardan ıraktır din ile iman

Her kim Ali evlada ederse güman

Yüz bin emek çekse hiçe sayılır

Arşın yücesidir başının tacı

Ka’be’ye ulaşır zülfürün ucu

Ehl-i beyt katarı güruh-ı naci

Cümle güruhlardan yüce sayılır

Kul Himmet’im bu manaya erenler

Zamanında imanını bulanlar

Hazret-i Hünkâr’ı mürşit bilenler

Bir niyazı yüz bin hoca sayılır

(Cönk no: 20, sayfa: 170-171)


 


[1] Kul Himmet: Âşık Edebiyatı Araştırmaları. İstanbul 2000: 421-432.

[2] İbrahim Aslanoğlu:Kul Himmet Üstadım. Sivas  1976; İbrahim Aslanoğlu: Kul Himmet. İstanbul 1997.

[3] Emin Ulu: 100. Yılda Almus. İstanbul 1987: 341.

[4] Cönklerin temin edilmesinde yardımlarını gördüğüm değerli halkbilimci dostum Kutlu Özen’e içten teşekkür ederim. (D.K.)

[5] Baş kısımları zincirleme tarzında yazılan şiirin bu dörtlüğünü takip eden dörtlük silik olduğu için okunamamış, daha sonraki dörtlük sıraya dahil edilmiştir.