Emlek yöresi, Şarkışla’nın Batı ve
Kuzeybatısında Kızılırmak vadisinde yer alan; Turna,
Şeme, Kılıç, Karababa, Nalbant, Akdağ ve Sırıklıdağlarla
çevrilmiş olan bölgedir. Bugün, Emlek yöresinde büyük
çoğunluğu Şarkışla’da olmak üzere Yıldızeli, Gemerek,
Pınarbaşı, Sarıoğlan ve Akdağmadeni’nde 80 civarında köy
vardır. Bunların içinde Kaldurak, Verdikışlası gibi pek
çok yerleşim merkezi bugün mevcut değildir.
Emlek yöresine dahil edilen köylerin
başlıcaları şunlardır:
Ağçakışla, Ağcaşehir, Akçasu, Alaçayır,
Alaman (Veziralan/Başkışla), Baclu, Bağçacık,
Bağlararası (Adıyaman), Başağaç, Benlihasan (Hekimkışlası),
Belviran, Beyyurdu (Köylez), Bozhüyük, Bozkurt, Burhan,
Canabdal (Alınpınarı), Güdül, Çakal, Çamlıca (Kürtköyü),
Çanakçı (Osmanlı), Çepni-Çunkar, Çınarcık, Dendil,
Davulalan, Emlekhüyük (Karaüyük), Kaleköy, Karacaören,
Kavak, Mezra, Eskiyurt (Alakilise), Faraşderesi,
Gaziköyü, Göynüklü, Güdül, Gülören, Hardal (Hatir),
Hocabey (Hızırbey), İğdecik (İğdelüce), İlyashacı,
İnciğin, Kapaklıpınar, Kaplan, Karacaören (Karacaviran),
Karadere, Karaözü, Kavak, Keklicek, Kümbet,
Mescit, Nallı, Ortaköy (Ortakışla), Ortatepe, Ortatopaç,
Otluk, Örtülü, Pınarcık, Saraç, Sarıkaya (Kürtaraposman),
Sarıtekke (Sarıabdal), Sivralan, Temecik, Tekmen,
Tezekçikavağı (Temecik), Viranşehir, Yahyalı, Yalanı,
Yassıkışla, Tavşancudı, Yenice, Yuvalıçayır,
Yükselen (İğdiş).
Bu köy ve beldelerden Bozhüyük
Yozgat Akdağmadeni’ne, Alakilise, Burhan, Dendil,
Keklicek, Tekmen Gemerek’e, Davulalan, Nallı
ve Yuvalıçayır Yıldızeli’neKaraözü de
Kayseri’ye bağlıdır.
Çalışmamızda salt Şarkışla değil Gemerek,
Yıldızeli ile Kayseri’nin Sarıoğlan ve Pınarbaşı
ilçelerindeki Emlek köyleri âşıklarını incelemeye tâbi
tuttuk. Bazı köylerde çok sayıda âşığın yetişmesinin
yanında, bazılarında da hiç bir âşığın yetişmediğini
gördük. Âşıklık geleneğinin bu bölgede canlı olarak
yaşatıldığı gerçeği göz önünde tutulursa, bu köylerde de
âşıkların var olabileceği ihtimalini düşünmek
durumundayız. Uzun vadede köy köy yapılacak bir
çalışmada isim tespit edemediğimiz köylerde de unutulmuş
bazı âşıkları ortaya çıkarmamız söz konusu
olabilecektir. Tespit ettiğimiz âşıkların köylere göre
dağılımları şu şekildedir:
Köy Mahlas Yüzyıl
Adı-Soyadı
Ağcakışla
Rüstem 20. Rüstem
Bostancı
Halil 20. Halil
Soylu
Mustafa 20. Mustafa
Soylu
Ağcasu
Cemile 20. Cemile
Uzundal
Alaman
İhsani 19. Zülfikar
Beyyurdu
Ali 20. Ali
Yılmaz
Alişan 20. Alişan
Ağca
Cemâl 20. Cemâl
Öztürk
Duran 20. Duran
Doğan
Emine 19. Emine
Halil 20. Halil
Doğan
Hamdi
20. Hamdi Doğan
Hasan 20.
Hasan Özcan
İbrahim 20. İbrahim
Doğan
İsmail 20. İsmail
Kaya
Kamberi
19. Kamber
Kul Mehmet
20. Mehmet3
Muharrem 20. Muharrem
Kaya
Murtaza 19. Murtaza
Musa 20. Musa
Doğanay
Sefil Hamza 20. Hamza Polat
Süleyman 20. Süleyman
Doğan
Yusuf 20. Yusuf Sönmez
Ziya 20. Ziya
Doğan
Bozhüyük
Kamberi /Visali 19. Kamber
(Akdağmadeni)
Çepni
Devami 20. Emir Özkan
İzzet 20. İzzet Özbek
Mustafa
20. Mustafa Özbek
Davulalan
Kâzım 20. Kâzım Kaplan(Yıldızeli)
Mehmet
20. Mehmet Kızılgöz
Refiki 20. Mehmet Şanlı
Eskiyurt
Akdağ 20. Güzel Akdağ
(Gemerek)
Ali Abbas 20. Ali Abbas
Bakır
Fakir Etem
20. Etem Bakır
Özmen
20. Durmuş Özmen
Türksever
20. Battal Türksever
Gülören
Ali Özüdoğru 20. Ali Özüdoğru
Hürkardeş
20. Ali Hürkardeş
Hardal
Hüseyin 19. Hüseyin
Sefil/Kul Edna 19. ?
Bayram 20. Bayram
Daldal
Hulki 20. Hasan
Yılmaz
Hocabey
Derviş Ali 19. Ali
Hamza 20. Hamza
Demirer
Hüyük
Yusuf 18. Boran
Yusuf
Kul Sabri/Sabri/
Sabri Baba/
Garip Ali
19. Ali
Derviş Ali
19. Ali
Sıtkı
19. Sıtkı
İzzeti/Nefreti/
Ali İzzet
20. Ali İzzet Özkan
Ahıoğlu/Devrani
20. Hasan Tutal
İzzet 20. İzzet Savaş (Aziyet)
Veli 20. Veli San
Yetkin 20. Hacı Yetkin
İğdecik
Hüseyin 18. Hüseyin
Kamer 18. Kamer
Veli 19. Veli
Sarı Hacı 20. Hacı
İlyashacı
Kul Hüseyin 18. Hüseyin
Emektar 20. M. Ali
Emektar
Hüseyin 20. H. Devrim
Şahin
Mahmut
20. Mahmut Demirkaynak
Kaleköy
Kemter 19. Hüseyin
Ali Baba
Karaözü
Dilsiz Ozan 20. Hüseyin Yılmaz
(Sarıoğlan)
Işık 20. Mehmet Ali Işık
Fevzi 20. Fevzi Çoban
Kümbet
Kul Mustafa 17. Mustafa
Dudu 19. Dudu
Kul Abdal
19. ?
Gulami 20. Bektaş
Muhibbi 20. Muharrem
Tezcan
Nihani 19. Ali
Sefil Kul Himmet 19. Ahmet
Suzi 19. Suzi
Veli 20. Veli Ayar
Mescit
Fatma 20. Fatma
Hasgül
Veysel 20. Veysel Çakmak
Nallı
Ali
20. Ali Aksoy (Yıldızeli)
Ortaköy
Aydoğmuş 20. Battal
Aydoğmuş
Aziz 20. Abdülaziz Üstün
Çavuş 20. Mustafa Özdoğan
Hulusi 19. Hulusi
Hüseyin
20. Hüseyin Ersoy
Seçkin 20. Abdurrahman Seçkin
Seyfi
Fındık 20. Seyfi Fındık
Süleyman/
Erdoğmuş
20. Süleyman Erdoğmuş
Dertli/SefilVefa
20. Muharrem Gündüzer
Saraç
Gülhanım 20. Gülhanım
Hasan 20. Hasan Şahin
Haydari 19. Haydar
Hıdır 20. Hıdır Şimşek
Kul Kemâl
20. Kemâl Işık
Mahmut
20. Mahmut Şahin
Mehmet 20. Mehmet
Çakmak
Mihmani 20. Hasan
Yıldırım
Muharrem
20. Muharrem Şimşek
Naki 20. Naki
Çakmak
Sefil Mehmet 20. Mehmet Uğur
Servet 20. Servet Yıldırım
Yeter 20. Yeter
Yıldırım
Sarıkaya
Durmuş 20. Durmuş
Çetinkaya
Hüseyin 20. Hüseyin
Gürsoy
Hüseyin 20. Hüseyin
Gürsoy
(Hüseyin’in yiğeni)
Veysel 20. Veysel
Tirel
Sarıtekke
Hasan 20.
Hasan Sevgen
Hüseyin 20. Hüseyin
Gülmez
Sivralan
Fadime 19. Fadime
Ali/Özsoy
20. Ali Özsoy
Veysel 20. Veysel
Şatıroğlu
Veysel 20. Veysel Kaymak
Hıdır 20. Hıdır
Güç
Ali-Ali Güç 20. Ali Güç
Bekir Sami 20. Bekir Sami
Bozkurt
İmrani 20. Mehmet
İmran
Temecik
Gulami 20. İbrahım Pınarbaşı
Hüseyin 20. Hüseyin
Özdemir
Yahyalı
Ezkari 20. İbrahim
Kul Salih 20. Salih
Şenol
Kul Hüseyin
20. Hüseyin Şenol
Öksüz 20. Osman Öksüz
Şeyhoğlu
20. Abdullah Şenol
Yalanı
Yalınayak 20. Ramazan
Şimşek
Yuvalıçayır
Şahin 20. Şahin Kolay
(Yıldızeli)
Yükselen
Gömleksiz 20. Mehmet
Ağcaoğlu
Hulusi 20. Hulusi
Şahancan
Hüseyin
20. Hüseyin Şahancan
Kamber
20. Kamber Gürbüzdal
Bu tabloya göre en fazla âşığın 18
âşıkla Beyyurdu köyünden çıktığını görmekteyiz. Diğer
köylerdeki âşıkların sayıları da şöyledir: Saraç 13,
Ortaköy 10, Hüyük, Kümbet 9, Sivralan 8,
Eskiyurt, Yahyalı 5, Hardal, İğdecik İlyashacı,
Sarıkaya ve Yükselen 4, Ağcakışla, Çepni,
Davulalan, Karaözü 3, Gülören, Hocabey, Mescit,
Sarıtekke, Temecik 2, Ağcasu, Alaman, Bozhüyük,
Kaleköy, Nallı, Yalanı ve Yuvalıçayır 1.
Emlekli âşıkların köylere göre dağılımı
göz önüne alındığında, âşıkların en fazla Beyyurdu,
Ortaköy, Hüyük, Kümbet, Saraç ve Sivralan köylerinde
kümelendiğini görmekteyiz. Yöredeki köy sayısının
fazlalığı ve âşıklık geleneğinin yaygın olması âşık
sayısının da çok olması sonucunu doğurmuştur.
Yetişen âşıklar içinde Kemter, Veli,
Ali izzet Özkan ve Mihmani gibi gücünü
ispatlamış ve ülke çapında ün kazanmış, hatta Âşık
Veysel gibi ünü ülke dışına taşmış olanlar vardır.
Yukarıda kaydettiğimiz âşıkların
yüzyıllara göre dağılımı şöyledir: 17. yüzyıl 1,
18. yüzyıl 4, 19. yüzyıl 22, 20. yüzyıl
99.
İsimlerini sıraladığımız âşıklardan
dokuzu kadındır. Bunlar; Cemile Uzundal
(1932-Ağcasu), Dudu (19. yüzyıl-Kümbet), Emine
(1810-Beyyurdu), Fadime (19.
yüzyıl-Sivralan), Fatma Hasgül
(1952-Mescit), Kamer (18.
yüzyıl-İğdecik), Gülhanım (20. yüzyıl-Saraç ),
Yeter (1922-Saraç)’dir.
Sivas coğrafi alan olarak Türkiye’nin
ikinci büyük ilidir. Tarihte önemli bir yerleşim
merkezidir. Bu özelliğinden dolayı birçok Türk boyuna ve
kültüre beşiklik etmiştir. Önemli bir eyalet merkezi
iken geçen zaman içerisinde iktisadi açıdan devamlı
gerilemiş ve bugün Türkiye’de en çok göç veren iller
arasında yerini almıştır.
Zengin bir folklora sahip olan Sivas’ta,
tespitlerimize göre şimdiye kadar 450 civarında âşık
yetişmiştir. Bunlardan 126’sı Emlekli'dir. Nihai rakam
olmayan bu sayının, bulunacak bilgi ve belgelerle daha
da artacağı şüphesizdir. Bu durumda aklımıza şu soru
gelmektedir: Acaba buradaki âşıkların çok oluşu hangi
sebepten kaynaklanmaktadır? Aslında âşıklar yöresi
olarak adlandırılan Sivas için de aynı soru geçerlidir.
Yöredeki âşık sayısının fazlalığı şu şartlar
sağlamıştır.
1. İrsiyet
(Herdity-Heredite-Kalıtım): Yöre insanının şair
yaradılışlı kimseler olması
Mustafa Özbek:
İzzet Özbek'in oğludur.[1]
Veli:
Annesi (Kamer) ve babası (Hüseyin) âşıktır.[2]
2. Çevredeki şartların müsait olması:
Çevrede, yüzyıllar boyu süregelen, sözlü eğitim ve
kültür birimi vardır ve şekillendirici faktöre sahip
çevre, sürekli bunu desteklemektedir.
3. Çıraklık:
Usta âşığın saza ve söze kabiliyeti olan bir genci çırak
edinip yıllar sonra onun da âşık olmasını sağlaması
gelenektendir. Yetişmelerinde çıraklığın da önemli rol
oynadığı âşıklar şunlardır.
Gülhanım:
Mihmani'nin kızı ve çırağıdır.
[3]
İzzet Özbek:
Şarkışlalı Serdari'nin yanında yetişmiştir.[4]
Kendisi de Mustafa Özbek'in yetişmesinde yardımcı
olmuştur.[5]
Kemter:
Âşık Veli'nin ustasıdır.[6]
Yüzbaşıoğlu:
Ustası, yakın akrabası ve Sarıkaya köyünden olan Hüseyin
Gürsoy'dur. Kendisi ise Naki Çakmak, kızı Gülhanım ve
karısı Yeter'e ustalık etmiştir.[7]
Seyfi Fındık:
Çocukları İlhami ve İlhan Fındık'ı âşık olarak
yetiştirmeye çalışmaktadır.[8]
Veli:
Babası ve annesi de âşık olan Veli, Kemter'in çırağıdır.[9]
Veysel:
İlk saz derslerini Molla Hüseyin'den, daha sonra da Ali
Ağa'dan almıştır. Pir Sultan, Hüseyin, Kul Sabri,
Veyseli, Kemter ve Sıtkı'nın şiirleri âşık olmasında
önemli rol oynamıştır.[10]
Yalınayak:
Ustası Sefil Selimi’dir.
Yeter:
Mihmani'nin karısıdır. Onun sohbetlerinden ve
şiirlerinden fazlasıyla etkilenmiştir.
4. Ustamalı şiir söyleme ve çevredeki
âşıklardan etkilenme:
Saza hevesli olan gençler önceden yaşamış âşıkların veya
çevredeki âşıkların şiirlerini çalıp söyleyerek bu yola
ilk adımlarını atarlar ve zamanla kendileri de şiir
söylemeye başlar. Bu çerçevede zikredeceğimiz âşıklar du
şunlardır:
Ali Güç:
10-12 yaşlarında saza merak sarmış Âşık Veysel'in
şiirlerinin de etkisinde kalarak âşık olmuştur.[11]
Ali İzzet Özkan:
Agahi ve Kemter'e karşı sevgi duymuş, şiirlerini
ezberlemiştir. Çocukluğu ile gençliği de Alevi
âşıklarının bulunduğu çevrede geçmiştir.[12]
Hıdır:
Saz ve keman çalmasını bilen Hıdır Güç, başka âşıkların
pek çok şiirini bilmektedir. Hatta bu şiirlerin sayısı,
kendi şiirlerinin sayısından çoktur.[13]
İmrani:
Köylüsü, Âşık Veysel'in ve Ali Özsoy'un şiirlerinden
etkilenmiştir.[14]
İzzet:
Amca oğlu Ali İzzet Özkan'ın sayesinde, küçük
yaşta saz ve söz meclislerine giren ve bu sayede
hafızasında pekçok âşığın şiirini tutan Âşık İzzet Savaş
(Aziyet), Şemsi Yastıman'dan saz dersleri de
alarak bu yolda önemli mesafeler alır.[15]
5. Sazlı-sözlü ortamda yetişme:
Âşık edebiyatında, sazın önemli yeri
vardır. Bilhassa meslekten yetişmiş âşıkların saz
çalmaları, toplum tarafından âşıklığın vecibesi olarak
nitelendirilir. Bir başka deyişle, toplum, sazı olmayan
âşığı, âşık olarak görmez.
Sivas yöresinde yapılan sazlı-sözlü
toplantılar üç şekilde tezahür eder.
1. Düğünler,
2. Kahveler,
3. Ayin-i Cemler
Emlek yöresinde bu faktörlerden
en önemli fonksiyonu ayin-i cemler icra ederler.
Toplantı töresi anlamına gelen sözün doğrusu
Aynü'l-Cem'dir. Alevi-Bektaşi toplantılarında
yapılan bu törenler, tarikate birinin yeni girmesi veya
bir ulu kişinin anılması vesilesi ile düzenlenir. Cemlerde
kurbanlar kesilir, içki içilir, sazla deyişler söylenir
ve sema (semah) yapılır.[16]
Bu şiirler, tarikatin düşünce, inanç ve dünya görüşünü
yansıtan nutuk, devriye, nefes gibi şiirlerdir.
Töreni, “yol,
sürek, töre”
denilen kaideler çerçevesinde, pir
veya mürşid diye bilinen “Dede”ler
yürütür. Emlek köylerinin tamamına yakınının Alevi
olması hasebiyle dün de olduğu gibi bugün de ayin-i cem
canlı olarak yaşatılmaktadır. Bu da tabiiki, önceki
âşıklara yenilerinin katılmasını sağlamaktadır.
6. Rüya sonrası âşık olma:
Rüya; bir kimsenin uyku sırasında
zihninden geçen hayal dizisi, olarak tanımlanır. Rüyada
bade içip âşık olanlar bulunduğu gibi, kimileri de
rüyalarında gördükleri değişik olayların sonucunda
âşıklığa başlamıştır. Sözgelişi Ali İzzet Özkan’ın
âşıklığa yönelmesinde böyle bir rüyanın da etkisi
olmuştur.
İzzeti, yirmi beş yaşında şiire
başlamıştır. Üç gün rüyasında farklı yerler görmüş,
değişik olaylara şahit olmuştur. Üçüncü gece Hacı
Bektaş evladından Ahmet Cemaleddin'in elinden
lokma yemiş, uyandığında da başkalık hissetmiştir.[17]
7. Dert sebebiyle âşık olma:
Dert, problem hemen her tip ve her
mertebedeki insanda mevcut olan bir husustur. Bir başka
deyişle her ferdin bir derdi vardır. Dertli insanlar
teskin olmak yahut derdini hafifletmek için birtakım
usullere başvurur. Bazıları ağlayarak, derdini birine
anlatarak veya sıkıntılarını kağıda dökerek rahatlarken,
bazıları da -Sivas âşıklarında olduğu gibi bunu şiirle
ifade eder. Kişinin içinde bulunduğu durum biraz da
istidadı gereği onu şiire yöneltir. Şiir sayısının
çoğalmasıyla gün gelir kendisini âşıklar arasında bulur.
Sivas yöresi aşıklarından bir kısmı âşık oluşlarını
derde bağlamaktadır.
Halil (Soylu):
Kendisi ile yapılan bir görüşmede bade içip içmediği
sorulduğunda; “Ben bade filan içmedim, beni derdim
ağlattı, derdim söyletti.” diyerek âşıklığa başlayış
sebebini izah etmiştir.[18]
Mehmet Çakmak:
Yedi yaşında sol ayağı kırılmış, yirmi yaşında evlenmek
istemiş sakat olduğu için kimse kız vermemiştir. Komşu
köyden (Hüyük) birisi ile zar-zor evlendirilmiş, bu
evlilikten, birkaç çocuk olmuşsa da yaşamamıştır.
Çektiği çileler yüzünden iki gözü de hassasiyetini
yitirmiş, sol gözü tamamen görmez olmuştur. Bütün bu
acılar, Mehmed'in âşıklığa başlamasına zemin hazırlayan
sebepler olmuştur.[19]
Yeter (Yıldırım):
Kendi ifadesine göre, dertsiz günü geçmemiş, bunun
nihayetinde şiire başlamıştır.[20]
Seyfi (Fındık):
Kaza, ölüm, ayrılık derdi gibi unsurlar âşık olmasına
sebep olmuştur.[21]
8. Sevda sebebiyle âşık olma:
Sevdalanan genç, içinde bulunduğu ruh
haliyle kendisini şiire yöneltir. Yazdığı veya söylediği
şiirler kısmen de olsa kendisini rahatlatır, acısını
dindirir. Şiirlerinin çoğalmasıyla ve bazılarının da
bunu saz eşliğinde söylemesiyle, o kişi âşıklar
zümresine bir adım daha yaklaşır, zamanla kendisini
onların arasında bulur. Emlek yöresi âşıkları arasında
Kul Sabri[22]
ve Veli’nin[23]
hayatlarında böyle bir sahne ile karşılaşırız.
9. Diğer sebepler:
Âşıklığa başlamakla ilgili olarak
yukarıda sıraladığımız ve izahına çalıştığımız
hususların yanında başka sebeplerin de var olduğu bir
gerçektir. Bunları şöyle gruplandırabiliriz:
a) Sosyal hareketler ve bunun ruhi, fikri
ve inanç bakımından kişiye etkileri:
Coğrafi konum itibariyle Anadolu'nun
ortasında yer alan Sivas, tarih boyu birçok olaylara
şahit olmuştur. Olaylar, sosyal hareketler, kişileri
olumlu veya olumsuz olarak doğrudan etkilemiştir. Halk
ister istemez, bu olaylara kayıtsız kalmamış, gerek ruhi
ve fikri, gerekse inanç bakımından bunların etkisinde
kalmıştır. Topluma mesaj vermek isteyen şair
meselelerini dile getirirken de sık sık şiirden istifade
etmiştir.
b) İklim ve jeolojik yapının iktisadi
yönden halkı güçsüz düşürmesinin doğurduğu olumsuz
sonuçlar:
Sivas’ta, işyerlerinin yetersizliği ve
işsizlik, kış mevsiminin uzun sürmesi, yılda ancak bir
defa mahsul alınması yöre halkının yoksullaşmasında rol
oynayan en önemli sebeplerdir. Yetersiz ekonomik
şartlardan dolayı, yıllardan beri il dışına sürekli göç
olmaktadır. 1927-1935 yıllarında ‰ 34.1 olan nüfus artış
hızının 1975-1980'lerde ‰ 2.3'e kadar düşmesi de bunun
açık göstergesidir.
Sivas'ta iklim ve tabii yapı, halkı
iktisadi yönden güçsüz düşürmüş, buna bağlı olarak da
ortaya olumsuz bir tablo çıkmıştır. Yörede boş zamanın
fazla oluşu ve bu yüzden kişinin oyalanabileceği
nesneler araması, fakirlik, geçimsizlik, mahkumiyet,
gurbete çıkma vs. gibi hususlar, kişilerin saza ve şiire
yönelmesine yol açmıştır. Bu vesile ile sıkıntıdan
kurtulmayı, teskin olmayı yeğleyenler zamanla işi
ilerletir, şiir sayısını çoğaltır. Bazıları da şiirin
yanı sıra saz çalmada ustalaşır. Gün gelir bu kişiler
kendilerini âşıklar arasında bulur.
c) İnsanların fiziki yapısı:
İnsanlar fiziki yapısı itibariyle
birtakım özelliklere sahiptir. Güzellik-çirkinlik,
uzunluk-kısalık, şişmanlık-zayıflık şeklinde tezahür
eden bu özellikler, kişinin karakteristik yapısıyla
doğrudan alâkalıdır. Herkes tarafından beğenilen güzel
özellikler, kişiye övünç ve kıvanç verir.Kusurlar ve
sakatlıklar ise, kişiyi komplekse sokar. Bu konuda
kendisini ispat etmeye, üstün vasıflarını ortaya koymaya
zorlar. Herkesin yapamıyacağı işleri başaran biri olarak
görülmek ister. İyi bir duvar ustası veya marangoz, iyi
bir koşucu veya güreşçi şeklinde kendisini ispatlamaya
çalışır. Bu cümleden olarak, bedeni arızası olan
kişilerin âşıklığa başlamalarını da tabii karşılamak
gerekir. Sözgelişi, Karaözü köyünden olan ve iki gözü de
görmeyen Işık bu sebeple şiire yönelmiştir.[24].
Bunun yanında yöre âşıklarından Veysel'in kör,
Mehmet Çakmak’ın da ileri derecede gözlerinin bozuk
olduğunu burada söylemek isteriz.
Gelenek içinde yetişen kişiler,
sıraladığımız faktörler sebebiyle âşık
olabilmektedirler. Ne var ki, aynı faktörlerden birinin,
başka kişilerin yahut farklı bölgelerdeki kişilerin de
âşık olmalarını gerektirmez. Bu, yukarıda sözünü
ettiğimiz gibi, başta irsiyet veya şairlik istidadının
var olmasıyla, yetişme tarzı, yetiştiği ortam ve
çevredeki kabuller, olayların kişide doğuracağı
etkilerin ve müşahadelerin olmasıyla mümkündür.
*
I. Emlek Yöresi ve Çevresi Halk Ozanları
Sempozyumu, Ankara / 16-17.5.1998.
[1]
İbrahim Aslanoğlu: "Mustafa Özbek" Su 5 ( 1965)
52: 14.
[2]
İbrahim Aslanoğlu: Âşık Veli -Hayatı ve
Deyişleri. Ankara 1984.
[3]
İbrahim Aslanoğlu: "Mihmanî" SF 1 (1973) 3: 17.
[4]
İbrahim Aslanoğlu: SMS., s. 157.
[5]
İbrahim Aslanoğlu: "İzzet Özbek" Su 5 (1965) 51:
17.
[7]
Aslanoğlu 1973: 17-18.
[8]
Kültür Bakanlığı HAGEM Arş., No.
YB. 86.0116.
[10]
İbrahim Aslanoğlu: "Veysel'i Yetiştiren Çevre
Şairleri" SF 1(2973) 5: 16-19.
[11]
Kültür Bakanlığı HAGEM Arş., No: YB. 86. 0122.
[12]
İlhan Başgöz: Âşık Ali İzzet Özkan-Yaşamı Sanatı
Şiirleri. Ankara 1979: 16.
[13]
Ali Ekber Karakul: Hüyük-Mescit-Ortaköy ve
Sivrialan Köyleri Âşıkları. Sivas 1994: 81,
(Basılmamış Lisans Tezi).
[15]
Karakul 1994: 33-34.
[16]
Mehmet Eröz: Türkiye'de Alevîlik-Bektaşîlik.
İstanbul 1977: 96-146.
[17]
İbrahim Aslanoğlu: "İzzet Özbek" Su 5 (1965) 51:
17.
[18]
Emin Kuzucular: "Halil Soylu" SF 5 (1977) 55:
24.
[19]
Cumhuriyet Üniversitesi TDE Bölümü Arş., Bant
No. 3/A.
[20]
Cumhuriyet Üniversitesi TDE Bölümü Arş., Bant
No. 3/B.
[21]
Kültür Bakanlığı HAGEM Arş., No. YB. 86.0116.
[22]
İbrahim Aslanoğlu: SMS, s. 103-104. Refik Ahmet
Sevengil: Çağımızın Halk Şairleri. İstanbul
1967: 69.
[24]
Sevengil 1967: 242-247.