Masallarda karşımıza çıkan adı,
yeri, çağı belirsiz sadece cadı, sihirbaz, Arap
vb. genel adlarla gösterilen olağanüstü güç sahibi
yaratıklardan tamamen ayrılan bu insanlar iki
büyük bölümde kümelenirler:
1) Büyük kutsal kitaplarda
yaptıkları anlatılan peygamberlerle tabiat dışı
olumlu veya olumsuz güçleri belirtilen başkaca
kişiler.
2) Yazılı tarih ve menkabe
kaynaklarında anılmış olsun olmasın, gerçekte
yaşamış olsun olmasın, kendilerine tarihlik bir
değer verilen ve ermiş diye tanınan kişiler.
Birinci bölükteki kişilerle
ilgili halk inanışlarının pek çoğu büyük kutsal
kitaplarla onların; yorumlarından meydana gelmiş
enbiya kıssaları, siyerler ve bunların bilgilerini
aktaran eski tarih kitaplarından gelmedir.
İkinci bölükteki kişilerin bir
çoğu, Eyüp Sultan, Mevlana, Sarı Saltuk, Yunus
Emre vb. gerçekten yaşamış kimselerdir. Birçoğu
ise Kum Baba, Çıtlık Baba, Çınar Dede vb. gibi
ağaç, toprak, bitki, dağ adlarıyla ad-lanmıştır.
Bu bölüktekilerin önemli niteliklerinden biri
Anadolu toprağında yatmaları, ondan ayrılamaz
varlık olmalarıdır.(6) Demirtaş Dede de
ikinci bölükte yer verebileceğimiz veli tipleri
arasında yer almaktadır.
Adana geleneksel kültür
değerleri içinde bir yere sahip olan Demirtaş
Dede, Ceyhan - Yumurtalık yolunda Yumurtalık'a 9
km. mesafedeki Demirtaş Köyü'nde yaşamıştır. Bugün
yaklaşık olarak 600 hanenin bulunduğu, halkın
çiftçilikle geçimini sağladığı ve zengin
sayılabilecek bir köy olan Demirtaş Köyü'nün ne
zaman kurulduğu kesin olarak bilinmemekle birlikte
köye öncelikle Romanya'dan gelen göçmenlerin
yerleştirildiği 1800'lü yılların ikinci yarısında
ise yörüklerin iskan edildiği söylenir.
Halk arasında anlatılan
rivayetler ve efasenelerde köye adını veren
Demirtaş Dede'nin tarihi kişiliğine ait bilgiler
yok denecek kadar azdır. Anlatılanlar da birkaç
cümlenin dışına çıkmamaktadır. Köyün iskan tarihi
ve Demirtaş Dede'nin _ rivayetlerini anlatan
kaynakların yaşlan düşünüldüğünde günümüzden 200
yıl önce yörede yaşadığı sonucu çı-kartılabilir.
Gerçek adı, kaç yıl yaşadığı,
kaç yaşında öldüğü, ailesi, eğitimi, varsa bağlı
olduğu tarikat hakkında yeterli bir bilgi
edinemediğimiz Demirtaş Dede'nin, bir ağanın
yanında çobanlık yaptığı ve gerek yaşarken, gerek
öldükten sonra birtakım kerametlerde bulunduğu
halk tarafından anlatılmaktadır. Gezgin bir derviş
olmayan Demirtaş Dede'nin yörede meşhur bir veli
olan Cabbar Dede'nin yakın arkadaşı olduğu
anlatılır. Rivayete göre şimdi adı hatırlanmayan
başka bir veli ile birlikte üç ermiş sık sık bir
araya gelerek sohbet ederler. Bugüne kadar bu üç
velinin bir arada gösterdikleri kerametlere değin
hiçbir anlatıya rastlanılmamıştır (K2).
Ölüm tarihi de kesin olarak
bilinmeyen Demirtaş Dede, ağasıyla birlikte köy
mezarlığının yanındaki mescide bitişik bir türbede
yatmaktadır. Yöre halkı Demirtaş Dede'nin
çevredeki bütün evliyalardan daha çok keramet
sahibi olduğuna, sağlığmdaki gibi ölümünden sonra
da mütevazi olmayı benimsediğinden yeterince
tanınmadığına inanır.
Demirtaş Dede'nin Kerametleri:
"Ermiş kimselerin
gösterdiklerine inanılan olağanüstü şaşkınlık
uyandırıcı durum".(7)
Demirtaş Dede'nin İsmi
Etrafında Oluşan Geleneksel Kültür Değerleri:
Olağanüstü kuvvet ve
kudretlerle donatılmış olup Tanrı'ya yakın kabul
edilen bir şahsiyetin herhangi bir konuda sağ veya
ölü iken yardımının dokunacağına inanılması ve
bunu temin için belirli yollara başvurulması
şeklinde tanımlayabileceğimiz veli kültü, bugün
Anadolu da dahil olmak üzere İslam aleminin hemen
her tarafında Budizm ve Hıristiyanlık gibi büyük
dinlerin hakim olduğu sahalarda yaşamaktadır/32)
Türkler'in bulundukları yerler
de dahil, İslam dünyasında çeşitli yer ve
zamanlarda yaşamış velilerin hepsi kült konusu
olmamıştır. Kült konusu velilerin, ait olduğu
toplumun sosyal, dini ve ahlaki değerlerinin
tamamının yahut bir kısmının temsilcisi olduğu en
azından buna inanıldığı görülür. O toplum, söz
konusu.değer ile takdis ettiği veliyi
özdeşleştirmiştir. İşte ancak bu özdeşleştirmeye
yarayacak vasıfları taşıyan yahut bu vasıfların
kendisinde olduğu kabul edilen veli, kült konusu
yapılmaktadır. İşte bu safhadan sonra keramet
unsuru ortaya çıkar. Daha yaşamakta iken o veli bu
dünyadakinden bambaşka, olağanüstü olaylarla süslü
bir dünya ile kuşatılır. Veli öldükten sonra da
kendisi hayattayken sahip olduğuna inanılan
insanüstü hüviyetinin, güç ve kudretinin devam
ettiğine inanılır. Hatta bu güç ve kudret bir
gizliliğe bürünerek daha da artar (33)
Demirtaş Dede daha sağlığından iken çalışkanlığı,
dürüstlüğü ile halkın ve ağasının gözünde
yükselmiş, sadık - hizmetkar tipinin en iyi
örneklerinden birisidir. Ermişlikte keramet sahibi
ağasından daha ileri düzeyde olduğu yaşarken
anlaşılmış ve kendisine saygı duyulmuştur.
Ardından kerametlerini göstermeye başlamış,
öldükten sonra da bu kerametleri devam edince ünü
günümüze kadar ulaşmış ve etrafında bir kült
oluşmuştur.
Günümüze kadar Anadolu'da
mevcut olan veli kültleri incelendiğinde bu
kültlerin kahramanları olan velilerin farklı
nitelikler gösterdikleri dikkat çeker. Kültlerinin
içeriğine göre incelendiğinde velilerin
bazılarının, özellikle yazılı kaynaklara
yansımamış olanların, gerek hayatta gerekse
öldükten sonra bulundukları bölgenin sınırlarını
aşacak kadar şöhret sahibi olmadıkları görülür.
Çoğu defa mezar ya da türbeleri de bu dar çevre
tarafından ziyaret edilir. Dolayısıyla kültleri de
mahalli olur. Bazı veliler ise Mevlana, Hacı
Bektaş, Yunus Emre, Ahi Evran, Hacı Bayram gibi
bütün ülke çapında şöhret bulmuş kişilerdir.
Bunların önemli bir kısmının ya bizzat tarikat
kurucusu oldukları veya bir tarikat içinde önemli
yer işgal ettikleri görülür. Hemen hepsinin bizzat
kendi kalemlerinden çıkmış veya kendilerine izafa
edilen eserleri vardır. Onların böyle genel bir
mahiyet kazanmalarında kendi tasavvuf
sistemlerinin olduğu gibi yazdıkları eserlerin de
rolü büyüktür.(34)
Demirtaş Dede bu veliler
içerisinde gerek bir yazılı eserinin olmayışı
gerekse tespit edebildiğimiz herhangi bir tarikata
bağlı olmayışı nedeniyle mahalli bir veli tipi
olarak kalmış ancak yöre insanı tarafından ziyaret
edilmiştir. Konya, Kayseri, Tokat, Amasya ve Sivas
gibi geçmiş dönemlerin büyük ve önemli kültür ve
tasavvuf merkezlerinde, yüksek seviyede bir
tasavvuf ortamında yaşamış ve daha çok aydın
zümrelere, aristokrat' çevrelere hitap etmiş
velilerin(35) ünlerinin ve dolayısıyla adları
etrafında oluşan kültlerinin daha kalıcı olması ve
geniş çevrelerce bilinmesi son derece doğaldır.
Demirtaş Dede'nin ait olduğu sosyal çevreyi bu
açıdan göz önüne alacak olursak köy ve aşiret
velileri arasında değerlendirebiliriz. Bu durum da
yine ününün geniş çevrelere yayılmasını engelleyen
faktörlerden birisidir.
Kültün oluşabilmesi için
çoğunlukla velinin ölümü gerekmektedir. Çünkü
halkın hayal gücünün harekete geçebilmesi için
velinin maddi varlımın bir engel oluşturmaması
gerekir. Bir velinin kült konusu olup olmadığını
anlamak için üç unsurun varlığı gereklidir: 1)
Veli adına yapılmış bir mezar veya türbenin ya da
kendisinden kalan, kaldığına inanılan bir kısım
eşyaların bulunması, 2) Söz konusu mezar ve türbe
ya da eşyanın, bazı dileklerin gerçekleşmesi,
hastalıkların tedavisi gibi herhangi bir maksatla
ziyaretlere ve bunlar esnasında adak ve kurbanlara
sahne olması, 3) Dua mahiyetinde olarak veliyle
ilgili ve onun adı geçen birtakım sözlerin
mevcudiyeti. Bu sayılan üç unsurun aynı zamanda ve
bir arada bulunması şart değildir. Bazen bunlardan
biri bile tek başına yeterli olabilir.(36)
Demirtaş Dede bu üç özelliğe de
sahip bir veli olarak adı etrafında bir kült
oluşturmuş veliler arasında yer almaktadır.
Demirtaş Köyü mezarlığının yanında bulunan
türbesinin ne zaman inşa edildiği bilinmemektedir.
Genel olarak adak adama, sevap kazanma, hayırlı
bir işe girişme vb. nedenlerle belli zamanlarda,
özellikle cuma, kandil ya da bayram günleri
yapılan türbe ziyaretleri, Demirtaş Dede
türbesinde her gün yapılabilmekte ancak özellikle
perşembe günleri tercih edilmektedir. Topluca
yapılan ziyaretlere pek rastlanmaz. Ancak arife
günleri mezarı ziyarete gelenler mutlaka türbede
de bir fatiha okur, şeker, lokum, para dağıtırlar.
Türbeye gelinirken kapalı giyinmeye, abdestsiz ve
örtüsüz türbeye girmemeye dikkat edilir. Bunun
dışında kadın ve erkek kıyafetlerinde tercih
edilen bir biçim ve renk yoktur.
Demirtaş Dede'nin türbesine
evlenmek, çocuk sahibi olmak, ev sahibi olmak,
hastalıktan kurtulmak, münasip bir eş, kısmet
bulmak, iş sahibi, para sahibi olmak gibi
nedenlerden ötürü gidilir. Ziyarete her yaş
grubundan her cinsten insan gider. Özellikle belli
bir mezhebe ve etnik gruba dahil kimselere değil
her kesime açık bir türbedir. Demirtaş Dede
türbesinin de türbelerin toplumdaki birleştirici
yönlerini göstermek açısından bir rol üstlendiğini
söyleyebiliriz.
Türbe hem dini - büyüsel
özelliklere sahip hem de halk hekimliği alanına
giren (sağaltıcı) bir türbedir. Bundan 15-20 yıl
önce çocuklar, hastalar getirilip türbede
uyutulurlarmış, özellikle de felçli hastalar
gelirmiş. Bugün türbenin bu yönü unutulmuştur.
Dini - büyüsel özelliğe sahip bir türbe olarak ise
hâlâ ziyaret edilmektedir.
İnsanın kutsal olan ile temas
ettiği alana bir bağışta bulunması demek olan
kurban, tarih boyunca izlerine rastlanmış ve
varlığına tanık olunmuş en önemli ayinlerden
birisidir (37) Yatıra adak adamak ise ona bir
dileğin gerçekleşmesi için başvurmaktır. Adayan
kişi bu eylemiyle, yatırın kendisiyle Tanrı
arasında bir çeşit aracılık yapacağına inanmıştır.
Dileği gerçekleşince adağını, yatıra aracılığa
karşı verdiği sözü yerine getirir.(38) Demirtaş
Dede türbesinde adak adandığını ve kurban
sunulduğunu biliyoruz. Dileğin kabul edilmesi
halinde adanan kurban genel olarak kanlı kurbandır
ve türbede kesilerek eti çevreye dağıtılır.
Türbede mevlit de okutulur. Mevlitler genelde
yemekli olur. Mezarın dışında kazanlar kurulur ve
yemekler pişirilerek dağıtılır. Mezarın içindeki
kutsal sayılan meşe ağaçlarının dallan bu mevlit
ve adak yemeklerindeki ateşi yakmak için
kullanılabilir. Mevlitlerde ayrıca lokum da
dağıtılabilir.
İnsan ile Tanrı arasındaki bir
başka iletişim şekli olan dua, diğer tüm dini
ayinler arasında, dua eden kişi ile Tanrı arasında
üçüncü kişilere kapalı gizli bir iletişim kanalı
olması açısından en yaygın olanıdır.(39)
Demirtaş
Dede türbesi de dua mahiyetinde
olarak veli ile ilgili bir takım sözler
söylenmektedir. Eskiden daha ayrıntılı olarak
söylenen bu sözlerden günümüze pek bir şey
kalmamıştır. Kaynaklara göre eskiden anneler,
büyükanneler çocukları, torunları, yeni yürümeye,
konuşmaya başladığı zaman, çocuğun daha sağlıklı
olması, erken ve kolay yürümesi için türbeye
giderler, türbe etrafında dönerek "Demirtaş Dede,
çocuğumuza ayak ver, akıl ver, sağlık ver"
derlermiş. Çocuklar büyüdüklerinde de üç
yaşlarından itibaren onları türbeye yollar dua
ettirirlermiş.
Demirtaş Dede'nin bağış
istemediğine dair yaygın bir- inanış olduğu için
günümüzde pek çok türbenin yapılan bağışlarla
ayakta durmasına kar^ şılık Demirtaş Dede
türbesine bağış yapılmaz. Demirtaş Dede'nin bağış
istemediğine dair yaygın bir inanış vardır.
Kuraklık dönemlerinde kuraklığı gidermek için
doğaüstü güçlere doğrudan ya da doğaüstü güçlere
yakın olduğu tasarımlanan güçler aracılığıyla
dolaylı bir biçimde ilişki kurma ve onlardan
yağmur yağdırmaları isteğine yönelik olarak
uyglanan dinsel, bü-yüsel ritüellerin bir türü
olan yağmur yağdırma duası,(40) bugün
Anadolu'nun bazı bölgelerinde hâlâ
uygulanmaktadır. Çukurova'da da devam eden
uygulamalar gereği yağmur duasının mutlaka bir
yatırın yanında yapılması gereklidir. Kaynak
kişiler (K4), (K5) eskiden Demirtaş Dede
türbesinin etrafında yağmur duasının yapıldığını
ancak yapay sulama olanaklarının artmasıyla
kuraklık sorununun nispeten çözüldüğünü ve bu
ritüelin de işlevini eskisi gibi sürdürmediğini
söylüyorlar.
Sonuç
Bugün Demirtaş Dede türbesi
eskiye oranla çok fazla ziyaret edilmemektedir.
Halk, bayram arifelerinde bir de köye yabancı bir
misafir geldiğinde türbeyi ziyaret etmektedir.
Ancak türbe üzerine anlatılan efsaneler halk
arasında en canlı şekliyle yaşamakta her geçen gün
bir yenisi bu halkaya eklenmektedir. Türbe
etrafında oluşan geleneksel kültür değerleri de
bir çok açıdan korunarak yaşatılmaktadır. İnanç ve
geleneklerimizin altında sınamalarla oluşan bir
hikmet ve gerçek yatmaktadır. İnsanları insan,
ulusları ulus yapan değerlerin bir bölümü de
manevi varlıklardır. Bu varlıklar yüzyıllardır
toplumlara zor anlarında güç katmışlar bundan
sonra da katmaya devam edeceklerdir. Adana veli
kültüründe önemli bir yeri olan mahalli veli tipi
Demirtaş Dede'den yola çıkarak yaptığımız
çalışmanın Adana velileri ve onların isimleri
etrafından oluşan kültür değerlerinin araştırılıp
incelenmesine katkıda bulunmasını diliyoruz.
1 Ahmet Subhi FURAT, islam
Ans. "Veli Macl.", C. 13, M.E.B. Bas., İstanbul
1986, s. 287.
2 Ferit DEVELLİOĞLU, Osmanhca-Türkçe Ans. Lügat,
Aydın Kitabevi. Ankara 1988, s. 1377.
3 Meydan LAROUSSE, "Veli Mad.", C. 12, Meydan
Yay. İstanbul 1973, s. 559.
4 Ana BRİTÂNNİCA, "Evliya
Mad.", C. 8, Ana Yay., İstanbul 1988, s. 389.
5 Ana BRİTÂNNİCA, A.g.m., s.
389.
6 F. Naili BORATAV, 100 Soruda
Türk Folkloru, Gerçek Yay., İstanbul 1973. s. 50.
362
7 Türkçe Sözlük. C. 2, T.D.K. Yay., Ankara, 1988,
s. 839.
8 Ana BRİTANNİCA, "Keramet
Mad.", C. 13..., s. 202.
9 D. B. MACDONALD, İslam Ans.
"Keramet Mad.", C. 6..., s. 577.
10 Abdülbaki GÖLPINARLI, 100
Soruda Tasavvuf, Gerçek Yay., İstanbul 1969, s.
115.
11 A. Yaşar OCAK, Türk Halk
İnançlarında ve Edebiyatında Evliya Menkabeleri,
KB MİFAD Yay., Ankara, 1983, s. 27.
12 Refıye OKUŞLUK, Adana
Efsaneleri Araştırması (Derleme-İnceleme),
Çukurova Univ. Sosyal Bil. Enst. Türk Dili ve
Edebiyatı Anabilim Dalı, Adana 1994 (Basılmamış
Yüksek Lisans Tezi), s. 141.
13 Tııııcer GULENSOY, Tunceli Efsanelerinin
Tip-Molif Yapısı ve Munzur Efsanesinin Anadolu
Varyantları. 4. Milletlerarası Türk Halk Kültürü
Kongresi Bildirileri. 2. Cilt Halk Edebiyatı. KB
HAGEM Yay., Ankara 1992, s. 103-104.
14 Efsanelerimiz., İnönü
Üniversitesi Efsane Derleme Yarışması (Yayıma
Hazırlayanlar: Prof. Dr. Cahil KAVCAR, Üğr. Gör.
Mehmet YARDIMCI), "Ali Baz", Malatya 1990. s. 47.
15 A.g.e., "Bilal Dede", s. 32.
16 A.g.e., "Süleyman Hacı", s.
252.
17 OKUŞLUK, "Adana
Efsaneleri..., s. 139.
18 OKUŞLUK, s. 140.
19 OKUŞLUK.S. 131.
20 OKUŞLUK.s. 144.
21 Bilge SEYİDOGLU, Erzurum Efsaneleri, Erzurum'da
Belli Yerlere Bağlı Olarak Derlenmiş Efsaneler
Üzerine Bir İnceleme, "Ellez Dede", Ankara 1985,
s. 505.
22 Musa SEYİRCİ, Afyonkarahisar
Yöresi Tekke ve Yatırları, Türk Folkloru, Yıl 6,
Sayı 77, Haziran 1985, s. 17.
23 Saim SAKAOĞLU, 101 Anadolu
Efsanesi, "38-Ardıçlık Mevkii" K.B Yay., Ankara
1989, s. 43.
24 Burhan OĞUZ, Türkiye
Halkının Kültür Kökenleri 2, Doğu-Batı Yay.,
İstanbul 1980, s. 604-605.
25 İrfan BÜRİAN, Erzurum ve
Çevresi Örf ve Adetleri 2, Folklora Doğru, Yıl 2,
Sayı 13, Şubat 1971, s. 22.
26 OKUŞLUK, "Adana Efsaneleri ..., s. 143.
27 OKUŞLUK, s. 143-144.
28 SEYİDOĞLU, Erzurum
Efsaneleri .... "Ellez Dede" s. 505. SEYİDOĞLU,
Abdurrahınan Gazi 2" s. 41.
SEYiRCi, Aryonkarahisar..., s.
17.
29 OKUŞLUK, Adana Efsaneleri
..., s. 144.
30 OĞUZ, Türkiye Halkının ...,
s. 511.
31 OĞUZ, s. 506.
32 OCAK, Türk Halk İnançlarında .... s. 4.
33 OCAK, s, 5.
34 OCAK, s. 14.
35 OCAK, s. 14.
36 OCAK, s. 6.
37 Thema LAROUSSE l, "Ayinler Mad.", Milliyet
Yay., İstanbul 1994, s. 474.
38 BORATAV, 100 Soruda Türk
..., s. 51-52.
39 Thema LAROUSSE l, "Ayinler
Mad.", s. 474.
40 Gürbüz ERGİNER, Kurban, Kurbanın Kökenleri ve
Anadolu'da Kanlı Kurban Ritüelleri, Yapı Kredi
Yay., istanbul 1997, s. 211.
Kaynak Kişiler:
K1- Ahmet YILMAZ, Emekli
Öğretmen, 47, Adana.
K2- Durdu Mehmet TAŞER, Çiftçi, 53, Demirtaş Köyü
/ Yumurtalık - Adana.
K3- Mehmet Ali BURHAN, Çiftçi, 60, Demirtaş Köyü /
Yumurtalık - Adana.
K4- Ömer ERDOĞDU, Çiftçi, 42, Demirtaş Köyü /
Yumurtalık - Adana.
K5- Nurettin ERYİĞlT, Çiftçi, 45, Demirtaş Köyü /
Yumurtalık - Adana.