ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ-TÜRKOLOJİ ARAŞTIRMALARI MERKEZİ
Anasayfa | Makale Bilgi Sistemi | Konu Dizini Yazarlar DiziniKaynaklar Dizini | Makale-Yazar Listesi |  Makale Sayısı-Tarih Listesi | Güncel Türkoloji Kaynakçası

Atatürk Araştırmaları || Çukurova Araştırmaları || Halkbilim || Dilbilim || Halk Edebiyatı || Yeni Türk Dili || Eski Türk Dili
Yeni Türk Edebiyatı || Eski Türk Edebiyatı || Dil Sorunları || Genel || Tiyatro || Çağdaş Türk Lehçeleri

 

ALTAY DİLLERİNDE ÜST GİYSİ ADLARI*

Shoira USMANOVA*

TürkDünyasıIncelemeleriDergisi/jJournal o [Turkish WorldStudies, XI/1 (Yaz 2011), s.15-23.

ÖZET

Bu makalede Altay dillerindeki üst giysi adlan incelenecektir. Eski Türkçe ve Or¬
ta Türkçedeki biçimler başta olmak üzere Moğolca, Mançu-Tunguzca ve
Korecedeki uygun şekillerle karşılaştırılmaktadır. Makalede esas olarak ortak
kökten oluşan
çekmen, çapan, jalma, kepenek, kürk, gömlek gibi kelimeler ele
alınmaktadır. Bu sözcüklerin kökünü ve etimolojisini açıklamak amaçlanmakta¬
dır. Ayrıca çalışmada lengüistik faktörlerin yanı sıra ekstralengüistik faktörlere
de dikkat çekilmektedir.

Anahtar kelimeler: Türkçe, Altay Dilleri, giyim, etimoloji, kök.

ABSTRACT

This paper discusses upper clothes-naming words in the Altaic languages. The
paper takes the Old Turkic and Middle Turkic forms as basic and compares them
with related forms in Mongolian, Tungus-Manchu and Korean. The lexicon
addressed in the paper mainly includes words from common roots such as
çekmen, çapan, jalma, kepenek, kürk, gömlek. The goal of this paper is to explore
roots and propose a number of etymologies for these words. In addition, this
paper takes into consideration as extra linguistic factors as linguistic factors.

Keywords: Turkish, Altaic languages, dressing, etymology, root.

Altay dil birliğine karşı olanların, Altay dillerindeki ortak sözleri belirli dönemlerde
alıntılanan veya tesadüfen oluşan leksik tabakalar olarak açıklamakta oldukları bilinmekte¬
dir. Altay dillerini karşılaştırmada ekstralengüistik faktörlerin, Altay halklarının yaşam tar¬
zının, ikliminin, coğrafyasının, yerleşim yerlerinin, ev araç gereçlerinin ve giyeceklerinin
kendilerine özgü olduğu dikkate alınmamaktadır. Hâlbuki yaşam ile ilgili sözler Altay dille¬
rinin ortak söz varlığının temelini oluşturmaktadır. Bu sözleri inceleme, etimolojilerini be-

' Bu makalenin bazı kısımları VI. Uluslararası Türk Dili Kurultayı’nda (20-25. 10. 2008,
Ankara)
Altay Dillerinde Giyim Kuşam Adlarını İfade Eden Ortak Sözler başlığı altında bildiri
olarak sunulmuş olup basılmamıştır.

** Doç. Dr., Özbekistan Millî Üniversitesi, Özbek Filolojisi Fakültesi, Umumî Dil Bilimi ve
Kompüter Lengüistiği Bölümü, Taşkent - ÖZBEKİSTAN. ushoira@yahoo.com

lirleme ve ana dil şekillerini yeniden canlandırma ise Altay dillerinin gelişme süreçlerini
ortaya koymaya yardımcı olacaktır. Bunu dikkate alarak bu makalede Altay dillerindeki üst
giysi adlarını ifade eden ortak sözler lengüistik ve ekstralengüistik faktörler açısından ince¬
lenecektir. Türkçedeki
çekmen, çapan, jalma, kepenek, kürk, gömlek gibi sözcükler, Moğol¬
ca, Mançu-Tunguzca ve Korece’deki mukabil sözler ile karşılaştırılıp ortak kökler açıklan¬
maya çalışılacaktır.

Cekmen/ çekrek ‘genelde yün kumaştan dikilmiş, kolları yarık üstlük’. Eski Türkçe
çekrek ‘basma gömlek’, Karahanlı Türkçesi cekrek ‘kulların giyindiği ve yünden dokunmuş
bir tür giysi’, Çagatay Türkçesi
çekmen ‘üst giysi’, ‘basma’, Türkiye Türkçesi çekmen,
cepken, cepken
‘kolları yarık olup çoklukla sarkıtılan üzeri işlemeli bir çeşit kısa üstlük’,
‘yağmurluk’, ‘bol şalvar’ anlamlarına gelebilmektedir. Bununla birlikte diğer Türk
lehçelerinde aşağıdaki biçimlerde görülmektedir: Özbek Türkçesi
çakman, Özbek ağzı
çakman, çâ.mân, çepkân, Uygur Türkçesi çakman, Türkmen Türkçesi çâkmen, Karay Türk¬
çesi
cekmen, çekmân, Teleüt Türkçesi çekmen, Tatar Türkçesi çikmen, Oyrat Türkçesi
çekpen, çepken, Kırgız Türkçesi çekmen, çepken, Balkar Türkçesi çepken, Kara Kalpak
Türkçesi
sekmen, sekben, sekpen, Nogay Türkçesi sekpen, sepken, Tuva Türkçesi sekpen,
Tofalar Türkçesi sekpen, Başkurt Türkçesi sâkmân, Altay Türkçesi çekpen ‘bir çeşit geniş
üstlük’, Azerî Türkçesi
çâpkân ‘çekmen’, ‘kadife ve diğer parlak kumaşlardan dikilmiş üst
giysi’, Karaçay-Balkar Türkçesi
çepken ‘çuha’, ‘pardösü’, Hakas Türkçesi sikpen ‘önü açık
çekmen’, Gagauz Türkçesi
çukman ‘evde dokunan kumaş’, ‘sarafan (kolsuz kadın elbisesi)’,
‘etek’, ‘yakasız kaftan, çekmen’, Çuvaş Türkçesi
sâkman, saxman ‘çekmen’. 1 Türkçeden Rus-
çaya
çekmen ’ ‘bir çeşit üst giysi’, ‘çiftçilerin kaftanı’, sııkman ‘çuha çekmen ya da sarafan’,
Bulgarcaya
sukman ‘yün etek’, Ukrayncaya sııkman ‘çuha’, Moldovancaya sııkman ‘çuha’,
Farsçaya
çepken ‘arkası veya yanı kopçalı buluz’ şekillerinde geçmiştir.

Eren’e göre, çekmen sözcüğü < çek- + -men’den oluşmuştur.2 Yegorov Çuvaşçadaki
sâxman kelimesini sâx- ‘dikmek’ kökünden geliştiğini iddia etmiştir. 3 Karanfil kaydedilen
biçimleri
sepllçepll çup < jui/l jup < *ap ‘çarşaf’ ile ilişkilendirmiştir. 4 Asomiddinova göçebe
Türk-Tacik kabilelerinin eskiden yünden çekip basarak kumaş dokuduklarını, bundan dolayı
çekmen’in de aslında dokuma adını karşıladığını, daha sonra metonymia yoluyla ‘giyim’

anlamını kazandığını5 dile getirmiştir. Buna benzer bir görüşü Etymological Dictionary of
theAltaic Languages
de ileri sürmektedir: cekrek, çekmen < Türkçe proto-biçim *cEk- ‘pa¬
muklu kumaş’, ‘pamuklu kumaştan yapılmış gömlek’, ‘yün kumaş’, ‘bir çeşit üst giysisi’;
Moğolca proto-biçim
*cegedeg ‘bir çesit kumaş’, ‘kısa gömlek’; Tunguzca proto-biçim *ceKe
‘kısa üst giysi’, ‘kadife’; Korece proto-biçim *cpk- ‘gömlek’, ‘ceket’; Proto-Altayca yapı
*c'ek' V‘bir çesit kumaş’, ‘giysi’. 6

Benim bakış açıma göre, cekrek/ cekmen ‘yırtmaçlı giysi’ anlamında olduğundan ke¬
lime ' cek‘yırtmaç’ kökünden gelişmiş olabilir. Örneğin: Orta Türkçede
cak ‘yırtmaç’, ‘yarık’,

7 Uygur Türkçesi cak ‘cübbenin eteğindeki yırtmaç’, ‘yarık’,7 Türkmen Türkçesi cak ‘yırt¬
maç’, 8 Özbek Türkçesinin Yukarı Kaşkaderya ağzında
cak cak ‘cübbe, gömlek gibilerin ete¬
ğinde, şalvarın paçasında iki taraftan dikilmeden açık bırakılan yer’9 anlamlarında kullanıl¬
maktadır. Bundan başka, Altay, Tuva, Moğolistan ve Yedisu’da bulunan taş heykelciklerde
betimlenen eski Türk cübbelerin de en önemli unsurunun
yırtmaç olduğunu belirtmek ge¬
rekmektedir.

Türkçede yırtmaçlı üst giysi adlarından daha biri capan’dır. Orta Türkçede capan ‘üst
giyeceği’, Türkiye Türkçesi ağızlarında
capan ‘ceket’, ‘kaput bezi’, Tatar Türkçesi capan, Öz¬
bek Türkçesi
câpân, Uygur Türkçesi capan ‘cübbe’, ‘kaftan’, capan-cara ‘giyim kuşam’,
Türkmen Türkçesi
capan, Kırgız Türkçesi capan, Kazak Türkçesi sapan, Başkurt Türkçesi
sapan, Kara Kalpak Türkçesi sapan. 10

Bazı araştırmacıların bakış açısına göre, capan sözcüğü Farsça saban/ cobân ‘çoban’dan
gelişmiştir ve Türkçeye Rusça aracılığıyla geçmiştir. 11 Ele alınan
capan kelimesi Türkçe
asıllı olup Eski Türkçede ‘ikiye ayırtmak’ anlamını taşıyan
cap- fiili ile ~(a)n ekinden mey¬
dana gelmiştir. Bunlara ek olarak Orta Türkçe
cabuq, Tatar Türkçesi cabu, Hakas Türkçesi
sabiy, Oyrat Türkçesi cabu, Tuva Türkçesi saviy, Tofalar Türkçesi sabıy, Kırgız Türkçesi
cabü, Kazak Türkçesi sabu, Başkurt Türkçesi sabıw, Kara Kalpak Türkçesi sabuw, Kumuk
Türkçesi
cabıw ‘üst giysinin iki yan kenarı’, Şor Türkçesi sabır ‘cübbe’, Özbek ağızları cabuw
‘elbisenin iki yanında bırakılan yırtmaç’12 gibi türevlerin de cap- kökünden geliştiğini kay¬
detmekte fayda var.

Şunu belirtmek gerekir ki, cap- fiili Kırgız Türkçesindeki cap, Uygur Türkçesindeki
cap ve Özbek ağızlarındaki cap ‘kasık’ 13 adıyla köktaş sayılır. Bundan başka, cap ‘kasık’ kökü
-rak ekiyle Orta Türkçede caprak, Türkiye Türkçesinde caprak, şaprak, Tatar Türkçesinde
capraq, Gagauz Türkçesinde capraq ‘eyer örtüsü’ 14 türevlerinin de oluşturduğu görülmekte¬
dir. Zira
caprak ‘eyer örtüsü’ üzerine kasıkla oturulan örtüdür.

Yukarıdaki örnekler capariı*cap- ‘ikiye ayırtmak’ fiili ile -(a)n ekinden gelişmiş
yırtmaçlı, yani
capiğlı üst giysi olduğunu göstermektedir. Kuşkusuz, eski çağ giysilerindeki
cap'ig ata binmeyi kolaylaştıran ve vücudun güzel görünmesini sağlayan zorunlu unsurlardan
biri olmuştur. Türkçe
capan*cap~; Yazılı Moğolca cuba, Halhaca cuv, Buryatça suba,
Kalmıkça cuwa, Ordosça cuwa*cuba ‘yağmurluk’, ‘kısa kürk yelek’, ‘büyük kürk elbise’;
Evence
cobaqa, Solonca cibkeda ‘bir çeşit cübbe’ < *cop- ‘bir çeşit yağmurluk’; Proto-Altayca
biçim
*c'iop 'a (~*c'iap 'u) ‘bir çeşit giyim’.15 Bu gruba Kore dilinin Kangvon ağzındaki cop-
uthi
‘astarlı giysi’ sözcüğü de eklenebilir.16

Eski Türkçede ve Karahanlıcada ‘yağmurluk’ anlamında yalma adı da geçmektedir.17
Kaşgarlı bu sözcüğü şöyle açıklamıştır:
“Farslar bu sözcüğü Türklerdetı almışlar ve onu yalma
şeklinde telafürz ederler. Araplar Farslardan almışlar ve yalmaq biçiminde kullanırlar. Kimse
bu kelimeyi Türkler Farslardan aldı diye iddia edemez. Çünkü ben bu kelimeyi en kenar sınır-
larmdayaşayan Türklerden duydum. Onların diğerhalklara göre bu türyağmurluğa daha çok
ihtiyaçları var. Çünkü onların yurdunda kar, yağmur çoktur."
18

Dybo Türkçe *jalmâyı Mançu-Tunguzca *nalma ‘mont’ ile birleştirmiştir (krş. Evenkice
nelmeken ‘kaftan’, Orokça nalman-) ‘mont’, ‘astarlı kürk’). 19 Daha sonra Etymological
Dictionary of the Altaic Language£de
Türkçe *jalma\ Mançu-Tunguzca *nelme- ve Moğolca
*nolom ‘işlemeli kumaş, desenli kumaş’ ile aynı öbeğe dahil edilmiştir. 20

Yukarıdaki analizler jalma ‘yağmurluk’ kelimesini < *ja- ‘örtmek’ kökü ile —l ve giyim
kuşam adı yapan
-ma eklerinden geliştiğini göstermektedir. krş. jama, jamak ‘yama’ < *ja-
‘örtmek’, ‘kaplamak’; Türkiye Türkçesinin ağızlarında jalpak ‘başörtüsü’ < *ja- ‘örtmek’, ‘kap¬
lamak’. Mançu-Tunguzcadaki
nalma, nelmeken ‘mont’, ‘astarlı kürk’ sözcüklerini neltel- ‘gi¬
yimi üzerine atmak’,
nere- ‘yağmurluğu üzerine atmak’, ‘elbise düğmesini iliklemeden üzerine
atmak’ 21 fiilinin türevleri olarak açıklanabilir.

Kebenek/ köbenek ‘keçeden yapılmış üstlük’. Çağatay Türkçesi kapanak ‘yünden yapıl¬
mış üst giysisi, dervişlerin üst giysisi’,
kepenak ‘yün çekmen’, kipenk ‘gömlek’, kipek ‘yağmur¬
da giyilen yün çekmen’, Türkiye Türkçesi
kepenek ‘çobanların omuzlarına aldıkları dikişsiz,
kolsuz, keçeden üstlük’, Türkiye Türkçesi ağızlarında
kepenek, köpenek ‘keçeden yapılma
kolsuz çoban giysisi’, ‘keçe çoban yatağı’, Karakalpakistan’daki Özbek ağızlarında
kâbânâk
‘çobanların kışın giydikleri keçe çekmen’, Özbek Türkçesinin Kaşkaderya ağzında kebanak,
kevânâk
‘astarı keçeden yapılmış çekmen’ anlamlarında kullanılmaktadır. 22

Kaydedilmiş biçimlerin yanında Çuvaş Türkçesi kepe ‘gömlek’, ‘entari’, ‘iç giysisi’,
Türkiye Türkçesi
kebe, kepe ‘çobanların giydikleri kaba kumaştan yapılmış kolsuz yağmurluk,
aba’, Türkiye Türkçesi ağzı
kebe ‘kalın kilim’, ‘keçe’, ‘uzun ya da kısa yün ceket’, Azerî Türk¬
çesi
kafa ‘halı, kilim’, Sibir-Tatar Türkçesi kep ‘giysi’, köpe ‘erkeklerin kış giysisi’, Türkiye
Türkçesi ağızlarında
köpen ‘deve çulu’, ‘kaba kumaş’, ‘eski bez, paçavra’, ‘kundak bezi’gibi
biçimlere de rastlanılmaktadır.

Rasanen kepenek, kebe, kepe biçimlerini birleştirmiştir. 23 Clauson’a göre, köpen bir
alıntıdır. 24 Eren
köpen’in kökü bilinmeyen bir kelime olduğunu yazmıştır. 25 Levitskaja’ya
göre,
köpen kelimesi köp- ‘şişmek’, ‘kabarmak’ kökünden gelişmiş olabilir. 26 Etymological
Dictionary of the Altaic Languageâ de kepeneg, köpenek
‘üst giysi’ köpcük, köpen (küpen)
‘deve çulu’ ile küpe ‘demir gömlek, zırh’, ‘küpe’ kelimeleri aynı grupta ele alınmıştır. 27 Fakat,
bu öbeğe
küpe ‘demir gömlek, zırh’, ‘küpe’ kelimesinin dâhil edilmesi yanlıştır. Çünkü küpe
eski dönemlerde ‘halka’ anlamında kullanılmıştır. Demir gömlekler de zaten demir halkalar¬
dan yapılmıştır.

Türkçedeki kepenek/köpenek için şöyle bir etimoloji önerilebilir: 'kebenek/köbenek
‘keçeden yapılmış üst giysisi’ < kepe/köpe ‘keçe’, ‘kaba kumaş’ < ‘koyun yününden yapılmış
kumaş’ < 
kebe/köbe ‘koyun’ + -nek eki. Kazak Türkçesi ağızlarında kebe/köbe ‘yeni doğan

kuzu’28 anlamını korumuştur. Bu öneri şu kanıtlarla desteklenebilir: Öncelikle, kepenek vs.
biçimlerin semantik kapsamında ‘keçe’, ‘kaba kumaş’ anlamının egemen olduğu aşikârdır.
Bilindiği gibi, keçeler koyun ya da keçi yününün sıkıştırılması veya tepelenmesi ile yapılır.
Öte yandan, eski Türkçede ve Türk lehçelerinde ‘keçe’ anlamında kullanılan
kebiz, kebez,
kebis, keviz, kevez
köbür / kebir şeklinin de < *kebe/ köbe ‘koyun’ kökünden türediği
açıktır. Ayrıca
kece kelimesinin de <kece ‘keçi yününden yapılmış kumaş’ < *keci kökünden
geldiği yönünde bir varsayımda bulunmak mümkündür.
*kebenek/ köbenek kelimesinin
teşekkülündeki
-nek ekine gelince, onu giysi adı yapan -lek ekinin fonetik varyantı olarak
açıklayabiliriz (krş.
könlek, köjnek ‘gömlek’ < kön ‘gön’ + -lek/nek.

Yukarıda ortaya konulan verilere ek olarak, kepenek kelimesi —i ekiyle birlikte ma¬
halle adları da yapmaktadır. Örneğin: Güney-Doğu Gürcistan’daki
Kepenekci, Aşağı
Kepenekci, Yuxarı Kepenekci
gibi. Türkçe *kebemek/köbemek Yazılı Moğolca qubcasu(n),
Eski Moğolca qubcasu, qubca, qubcasun, Halhaca xuvcas, Buryatça xubsaha(n), Kalmıkça
xopc3, xupc3, Ordosça Gubcasu, Gubcas, Şarı-Yoğurca %abcis, Moğulcanın Çahar ağzında
guvcas(an), xöbcis(om), Casagtu ağzında xovtosom, xuvsad‘giysi’;29 Evenkicede höbde ‘erkek¬
lerin yola çıktıklarında giydikleri üst giysisi’30 ile de karşılaştırılabilir.

Kürk ‘hayvanların, giyecek yapmak için işlenmiş postu’, ‘kürkle kaplı üst giysisi’. Eski
Türkçe
kürk ton ‘kürk manto’, Karahanlıca körk ‘kürk’, Çağatayca kürk ‘kürk manto’, Kıp¬
çakça
kürk ‘koyun postu’, Türkiye Türkçesi kürk ‘hayvanların, giyecek yapmak için işlenmiş
postu’, ‘kürkten yapılmış giyecek’, Azerî Türkçesi
kürk ‘içi koyun postundan yapılmış
manto’, Gagauz Türkçesi
kürk ‘koyun postudan yapılmış manto’, ‘kısa manto’, Çuvaş Türkçe¬
si
kerek ‘kürk’. 31

Yegorov kürk kelimesini körük ‘ateşi yelleme için kullanılan araç’ ve körik ‘çizgili sin¬
cap’ ile karşılaştırmıştır. 32 Karanfil
kürk kelimesinin küri-/ kura- ‘deri tabaklamak’ kökün¬
den gelişmiş olabileceğini ve daha sonra bu işlem sonucunda meydana gelen ürünü
ifadelediği ihtimalini ileri sürmüştür:
kura- > kürek > körük > kürk. 33

Bana göre, Yegorov’un kürk kelimesini körik ‘çizgili sincap’ ile bağlaması gerçeğe ya¬
kındır. Çünkü
kürk kelimesi ‘hayvanların işlenmiş postu’ olduğuna göre, onun hayvan adın¬
dan gelişmesi gayet doğaldır. Örneğin:
as/ âz ‘beyaz samur’, ‘beyaz samurun postundan di¬
kilmiş kürk’. 34 Ayrıca bu bağlantı aşağıdaki kanıtlarla da desteklenebilir: Sibirya’daki Türk
lehçelerinde, özellikle Hakas Türkçesinde
körik ‘çizgili sincap’ anlamında kullanılmaktadır.
36 Öte yandan Sibirya sincap, sansar, samur gibi hayvanların en çok bulunduğu bölgedir.
Üstelik Sibirya’da iklimin soğuk olmasından dolayı bu bölgede kürkten yapılmış giysilerin
tüketimi de yüksektir. Bütün bunlara ek olarak Sibirya bölgesinde bulunan eski Türk taş
heykellerinde kürk giymiş insanların betimlenmesi35 de
kürk kelimesinin dağılım merkezi¬
nin burası olduğunu göstermektedir.

Böylece kürk kelimesinin etimolojisini şu şekilde düşünmek mümkündür: kürk <
k 'ürkk 'ürek (krş. Çuvaş Türkçesinde kerek ‘kürk’) < *k 'ürek ‘Sibirya çizgili sincabı’. Ay¬
rıca
*k 'ürek, ‘kokarca, gelincik’ anlamını taşıyan *k 'üren ile homojen sayılır. Etymological
Dictionary of theAltaic Languages
Proto-Türkçe *k 'üren ‘kokarca, gelincik’; Proto-Moğolca
kürene ‘kokarca, gelincik’; Proto-Mançu-Tunguzca *xur- ‘ayı’, ‘ayı eti’, ‘geleni’, ‘tarbagan’
biçimlerinin kelimenin Proto-Altayca biçimi olan ve ‘kürklü bir hayvan türü’ anlamına ge¬
len k
'ure(~-i)den türetildiğini ileri sürmektedir. 36

Könlek ‘ince, hafif giysi’. Karahanlıca köjlek, Çağatay Türkçesi köjlek, köjnek, Türki¬
ye Türkçesi
gömlek, Türkiye Türkçesi ağzı göjlek, gönek, köjnâk, köncek, Tatar Türkçesi
külmak, Özbek Türkçesi kojnak, kojlak, Uygur Türkçesi köjlâk, köjnek, Azerî Türkçesi
köjnek, Türkmen Türkçesi köjnek, Türkmen Türkçesi ağzı gömlek, Hakas Türkçesi kögenek,
Şor Türkçesi künek, Oyrat Türkçesi künek, Yakut Türkçesi küjkülâki, Tuva Türkçesi xöjlej,
Kırgız Türkçesi köjnek, Nogay Türkçesi köjlek, Başkırt Türkçesi küldâk Balkar Türkçesi
kölek, Gagauz Türkçesi gölmak, Karayım Türkçesi kölmek, Kara Kalpak Türkçesi köjlek,
Kumuk Türkçesi gölek ‘ince, hafif, kollu ve yakalı giysi’, ‘üst giysi’, ‘iç giysi’, ‘kadınların iç
giysisi’ anlamlarını ifade etmektedir.37 Türkçeden Yazılı Moğolcaya
küjileg, Kalmıkçaya
klbg, Eski Moğolcaya köıjlek şekillerinde geçmiştir.

Bang Türkçedeki köıilek kelimesi köj (< köjül) ‘gönül’ kökünden türediğini ileri sür¬
müştür. 38 Onun bu görüşünü çoğunluk benimsemiştir. Dybo
köjül ‘gönül’ kelimesinin kojn
‘koyun’dan -il ekiyle yapılmış bir türev olduğu ihtimalini ve köjl-eki de bu kökten geldiğini
dile getirmiştir. 39

köıilek kelimesini köjül ve kojn ile bağlamak bize göre mümkün değil. Sâmi Türkiye
Türkçesideki
gömlek kelimesini < kön+lek yani kön ‘gön’ kökünden geldiğini açıklamıştır.
42 Ben de Sâmi’nin bu açıklamasına katılıyorum. Bu durumun birinci sebebi,
'köıilek ile *köıi
arasında fonetik bir engelin olmamasıdır. İkincisi, köıilek kelimesinin semantik alanında
‘deriden yapılmış giysi’ anlamının bulunmasıdır.
krş. Yakut Türkçesinde küjkülâkiköj-
läki
‘deriden yapılmış giysi’.40 Üçüncüsü ise dokumacılığın henüz gelişmediği en eski çağlar¬
da göçebe Türk kabilelerinin giyimlerini deriden dikip giymeleridir. Böyle elbise kalıntıları
arkeolojık kazılardan da bellidir.

Yukarıdaki analizler temelinde könlek ‘deriden yapılmış giysi’ kelimesinin < kön ‘gön’
kökü ve isimden giyim adı yapan
-lek ekinden türediği yönünde bir varsayımda bulunabili¬
riz. Türkçe
könlek biçimini Altay dillerindeki şu sözcüklerle birleştirebiliriz: Yazılı Moğolca
qunar, qunir, Eski Moğolca qunar, Halhaca xunar, Buryatça xunar, Kalmıkça xunar, Ordosça
xunar, Dahurca xonor ‘giysi’; 41 Evenkice kujgu ‘kürkten yapılmış giysi’, ‘kışlık giysi’, ‘ma¬
tem giysisi’, Evence
köjgeke ‘kadınların üst giysisi’, Negidalca kejge ‘geyik derisinden ya¬
pılmış erkek giysisi’, Nanayca
kuıjgu ‘geyik derisinden yapılmış ceket’. 42

Sonuç olarak Altay dillerinde giyim kuşam adlarını ifade eden ortak sözler aynı kök¬
ten gelmektedir. Giyim kuşam adlarının çoğunu üst giysileri anlatan kelimeler oluşturmak¬
tadır. Bu eski Altay halkları yaşayan bölge ikliminin soğuk ve yağmurlu olduğunu göster¬
mektedir.

Çalışma sırasında Altay toplumunda kürkten yapılmış giysilerin yaygın olduğu ve bu
giysi terimlerinin sincapgiller ve sansargiller familyasına ait hayvan adlarından kaynaklan¬
dığı ortaya cıkmaktadır.

Türklerin yaşamında koyunculuk önemli yer almıştır. Eski Türkler giyim eşyalarının
çoğunu koyun yününden yapmışlar. Böylece kimi giysi adları koyunu ifade eden kelimeler¬
den türemiştir. Ayrıca eski Türk üst giysilerinin önemli unsuru “yırtmaç” olmuştur. Yırt¬
maçlı giyimler ise tipki pantalon ve ceket gibi süvarilerin atda rahat yürümesini sağlamıştır.

Hulâsa, Altay dillerindeki giyim kuşam adlarının karşılaştırılması bu dillerin ortak söz
varlığının alıntılardan değil, belki öz sözlerden oluştuğunu kanıtlamaktadır. Bu sözleri daha
derinden incelenmesi Altayistik ve Türkoloji için belirli öneme sahiptir.

KAYNAKÇA

ACIPAYAMLI Orhan, Zanaat Terimleri Sözlüğü, Türk Tarih Kurumu, Ankara 1976.
Altajskij morfemnyj slovar’, GAGU, Gorno-Altaisk 2005.

ASOMİDDİNOVA M., Kiyim-keçak nomlari, Fan, Taşkent 1981.

BANG W., “Beiträge zur türkischen Wortforschung”, Turän, S: 9-10 (1918), s. 299-301.
BAZAROVA D.H. ve ŞARİPOVA K.A., Razvitije leksiki tjurkskix jazykov Srednej Azii i
Kazaxstana, Fan, Taşkent 1990.

Bol’şoj russko-turkmenskij slovar’ II, Russkij jazyk, Moskva 1987.

BUDAGOV L.Z., Sravnitel’nyj slovar’ turetsko-tatarskix narecij II, Tipografiya
Imperatorskoj Akademii Nauk, Sanktpeterburg 1871.

CLAUSON Gerard, An Etymological Dictionary of Pre-Thirteenth-Century Turkish, Oxford
University Press, London 1972.

CORAYEV Bolta, Yuqori Qaşqadaryo özbek şevalari, Fan, Taşkent 1969.

DYBO Anna V., Senmanticeskaja rekonstruktsija v altajskoj etımologii. Somatıceskije
terminy (Plecevoj pojas), Yazyki russkoj kul’tury, Moskva 1996.

EREN Hasan, Türk Dilinin Etimolojik Sözlüğü, Bizim Büro, Ankara 1999.

FAZİLOV Ergaş, Budapeştskaja rukopis’ “Gül i Navruz” Lütfi, Taşkent 2006.

FEDOTOV M.R., Etimologiceskij slovar’ cuvashskogo jazyka I, Cuvashskyj gosudarstvennyj
institut gumanitarnyx nauk, Cheboksary 1996.

HASANOV Botirbek, Navoiî asarlari uçun qisqaça luğat, Fan, Taşkent 1993.

Hakasko-Russkiy Slovar’, Gosudarstvennoje ızdatel’stvo inostrannyx slovarej, Moskva 1953.

ISHOKOV F., “Boburnoma” uçun qisqaça izohli luğat, Naşriyot-Matbaa, Andicon 2008.

IŞAYEV A., Qpraqalpoğistondagi özbek şevalari, Fan, Taşkent 1977.

KARANFİL Guli, <http://www.balkaria.info/library/g/gullu/lexiTOn04.htm>,(SGT:
29.03.2008).

KAŞGARÎ Mahmud, Devan-u luğatit türk I, Özbekistan Fenler Akademisi, Taşkent 1960.

Ka3aı< tí^íhíh TapnxM Typanw 3epTTeynep, A^MaTM 1965.

KwprbB thæhhhh TYmYHgYpMe ce3flYrY- MeKTen öacMacw, $pyH3e 1969.

LEVİTSKAJA L.S., DYBO A. V. ve RASSADİN V. I., Etimologiceskij slovar’ tjurkskix
jazykov: Obscetjurkskije i meztjurkskije osnovy na bukvy “K”, “K”, Yazyki russkoj
kul’tury, Moskva 1997.

MALOV S. Y., Pamjatniki drevnetjurkskoj pis’mennosti, Akademii nauk SSSR, Moskva-
Leningrad 1951.

MUHAMADCONOV Q., Janubiy ^ozoğıstondagi özbek şevaları, Fan, Taşkent 1981.

NADCİP E.N., Uygursko-russkij slovar’, Sovetskaja ensiklopedija, Moskva 1968.

Özbek tilining izohli luğati I, II, Rus tili, Moskva 1981.

Phyojungugodesajon (Korece Büyük Sözlük ) III, Tusantonga, Seoul 1999.

RAMSTEDT G.J., Kalmückisches Wörterbuch, Suomalais-Ugrilainen, Helsinki 1935.

RÄSÄNEN M., Versuch eines etymologisches Wörterbuchs der Türksprachen, Suomalais -
Ugrilainen, Helsinki 1969.

SÂMİ Şemseddin, Kâmûs-i Türkî (Temel Türkçe Sözlük), 1-2, 3, Karakuşak Basın ve Yayın
Limited Şirketi, İstanbul 1985.

Sravnitel’nyj slovar’ tunguso-man’czurskix jazykov, I-II, Nauka, Leningrad 1975- 1977.

The Tower of Babel, An International Etymological Datebase Project,
<http://starling.rinet.ru>, (SGT: 29. 03.2008 ).

Türkçe Sözlük 1, 2, Türk Tarih Kurumu Basım Evi, Ankara 1988.

Türkler IV, Yeni Türkiye Yayınları, Ankara 2002.

YEGOROV V.G., Etimologiceskij slovar’ cuvashskogo jazyka, Cuvashgosizdat, Cheboksary
1964.

1

   Gerard Clauson, An Etymological Dictionary of Pre-Thirteenth-Century Turkish, Oxford
Press, London 1972, s. 416; Mahmud Kaşgarî, Devonu lug'otit turk I, Özbekistan Fanlar
Akademiyasi, Taşkent 1960, s. 442; Şemseddin Sâmi, Kâmûs-i Türkî (Temel Türkçe Sözlük) 1¬
2, Karakuşak Basın ve Yayın Limited Şirketi, İstanbul 1985, s. 201, 204; Özbek tilining izohli
luğati II, Rus tili, Moskva 1981, s. 350; Bolta Corayev, Yuqori Qaşqadaryo özbek şevaları, Fan,
Taşkent 1969, s. 155; Hasan Eren, Türk Dilinin Etimolojik Sözlüğü, Bizim Büro, Ankara 1999,
s.69.

2

   Hasan Eren, age, s. 69

3

   V.Yegorov, Etimologiçeskij slovar’ çuvashskogo jazyka, Cuvashgosizdat, Cheboksary 1964,
s.186

4

   Guli Karanfil, Bytovaja leksika gagauzskogo jazyka <http:||www.balkaria.info/libraryl

glgullullexicon04.htm>, (SGT: 29.03.2008).

5

   M. Asomiddinova, Kiyim-keçak nomlari, Fan, Taşkent 1981, s. 22

6

   The Tower of Babel, An International Etymological Datebase Project, <http://starling.
rinet.ru>, (SGT: 29. 03.2008 ).

7

   E.N. Nadcip, Uygursko-russkij slovar’, Sovetskaja ensiklopedija, Moskva 1968, s. 390.

8

   Bol’şoj russko-turkmenskij slovar’ II, Russkij jazyk, Moskva 1987, s. 286

9

   Bolta Corayev, Yuqori Qaşqadaryo özbek şevalari, Fan, Taşkent 1969, s.154,156

10

   Ergaş Fazilov, age, s. 316; TDK, T.T. Ağızları Sözlüğü // < www.tdk.gov.tr > (SGT:
11.12.2008); http://starling.rinet.ru>, (SGT: 29. 03.2008)

11

   Ka3aiy Timmrç TapHXM xypanH 3epTTeynep, AmaTtı 1965, s. 84; M. Asomiddinova, age, s. 20

12

   http://starling.rinet.ru>, (SGT: 29. 03.2008); A. Işayev, Qoraqalpoğistondagi özbek şevalari,

Fan, Taşkent 1977, s. 167

13

   KtıprLi3 tkhhhhh TymyHgypMe ce3gyry. MeKTen 6acMactı, $pyroe 1969, s. 682; E.N.
Nadcip, age,

378; Q. Muhamadconov, Janubiy Qozoğistondagi özbek şevalan, Fan, Taşkent 1981, s. 170.

14

   Hasan Eren, age, 79; http://starling.rinet.ru>, (SGT: 29. 03.2008)

15

   http://starling.rinet.ru>, (SGT: 29. 03.2008)

16

   Phyojungugodesajon (Korece Büyük Sözlük ) III, Tusantonga, Seoul 1999, s. 5411

17

   S. Y. Malov, Pamjatniki drevnetjurkskoj pis’mennosti, Akademii nauk SSSR, Moskva-
Leningrad 1951,

s. 384; Mahmud Kaşgarî, age III, s. 41

18

   Mahmud Kaşgarî, age III, s. 41-42

19

   Anna Dybo, Senmanticeskaja rekonstruktsija v altajskoj etımologii. Somatıceskije terminy
(Plecevoj pojas), Yazyki russkoj kul’tury, Moskva 1996, s.15

20

   <http://starling.rinet.ru>, (SGT: 29. 03.2008)

21

   Sravnitel’nyj slovaf tunguso-man’czurskix jazykov I, Nauka, Leningrad 1977, s. 620, 625

22

   B. Hasanov, Navoiî asarlari uçun qisqaça luğat, Fan, Taşkent 1993, s.128; F. Ishokov,
“Boburnoma” uçun qisqaça izohli luğat, Naşriyot-Matbaa Andican 2008, s. 78; Türkçe Sözlük
2, Türk Tarih Kurumu Basım Evi, Ankara 1988, s. 838; Orhan Acıpayamlı, Zanaat Terimleri
Sözlüğü, Türk Tarih Kurumu, Ankara 1976, s. 116; Levitskaja L., Dybo A. ve Rassadin V.,
Etimologiceskij slovar’ tjurkskix jazykov: Obscetjurkskije i meztjurkskije osnovy na bukvy
“K”, “K”, Yazyki russkoj kul’tury, Moskva 1997, s. 48-49

23

   M. Räsänen, Versuch eines etymologisches Wörterbuchs der Türksprachen, Suomalais -
Ugrilainen,

Helsinki 1969 s. 244, 254

24

   Gerard Clauson, age, s. 689

25

   Hasan Eren, age, s. 258

26

   L. Levitskaja ve b. age, s.108

27

   <http://starling.rinet.ru>, (SGT: 29. 03.2008 )

28

   Bazarova D.H. ve Şaripova K.A., Razvitije leksiki tjurkskix jazykov Srednej Azii i
Kazaxstana, Fan, Taşkent 1990, s. 130

29

   <http://starling.rinet.ru>, (SGT: 29. 03.2008 )

30

   Sravnitel’nyj slovaf tunguso-man’czurskix jazykov II, Nauka, Leningrad 1977, s. 335

31

   S. Y. Malov, age, s. 397; Mahmud Kaşgarî, age, s. 336; Gerard Clauson, age, s. 741; Türkçe
Sözlük 2. s. 950; M.R. Fedotov, Etimologiceskij slovar’ cuvashskogo jazyka I, Cuvashskyj
gosudarstvennyj institut gumanitarnyx nauk, Cheboksary 1996, s. 280

32

   V.Yegorov, age, s. 108

33

   Guli Karanfil, Bytovaja leksika gagauzskogo jazyka <http://www.balkaria.info/library/g/gullu
/lexicon04.htm
>, (SGT: 29.03.2008).

34

   Mahmud Kaşgarî, age, s. 109

35

   Türkler IV, Yeni Türkiye Yayınları, Ankara 2002, s. 196

36

   <http://starling.rinet.ru>, (SGT: 29. 03.2008)

37

   Gerard Clauson, age, s. 732; Levitskaja ve b. age, s. 89-90; Şemseddin Sâmi, age, s. 431; Ha¬
san Eren, age, s. 160

38

   W. Bang, “Beiträge zur türkischen Wortforschung”, Turän, 9-10, 1918, s. 299-301

39

   Anna Dybo, age, s.159

40

   Sravnitel’nyj slovaf tunguso-man’czurskix jazykov I, s. 433

41

   <http://starling.rinet.ru>, (SGT: 9. 03.2008)

42

   Sravnitel’nyj slovaf tunguso-man’czurskix jazykov I, s. 433