ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ-TÜRKOLOJİ ARAŞTIRMALARI MERKEZİ
Anasayfa | Makale Bilgi Sistemi | Konu Dizini Yazarlar DiziniKaynaklar Dizini | Makale-Yazar Listesi |  Makale Sayısı-Tarih Listesi | Güncel Türkoloji Kaynakçası

Atatürk Araştırmaları || Çukurova Araştırmaları || Halkbilim || Dilbilim || Halk Edebiyatı || Yeni Türk Dili || Eski Türk Dili
Yeni Türk Edebiyatı || Eski Türk Edebiyatı || Dil Sorunları || Genel || Tiyatro || Çağdaş Türk Lehçeleri

 

Çuvaşça Çok Zamanlı Morfoloji Bir Deneme, Emine YILMAZ, Grafiker
Yayıncılık: 9,1. Basım, Ankara 2002. X + 146 s.

Süer EKER

Türk Dünyası Dil ve Edebiyat Dergisi, TDK Yayını, S.18, 2004

Çuvaşlar ve Çuvaşya

Çuvaşlar (VâsamceM), Türkçe konuşulan coğrafyanın kıyısında, Türk dünyasının
ana gövdesinden izole bir Türk topluluğudur. Ruslar tarafından ‘Dağ Halkı’ (krş. Çuv.
Turi ‘Dağlı’) olarak adlandırılan Çuvaşlar, Hristiyanlığm Ortodoks mezhebine
mensuptur. Çuvaşya (
HâBaıu ÇepuibiBe ‘harf. Çuvaş Yersuyu’ krş. Orhon Türkçesi yir
sub ‘yer su; ülke, anayurt’), Rusya Federasyonu’na bağlı otonom bir cumhuriyettir
(HâBaıu ABTOHOMHJiJie PecnyÖJiHKii). 18,300 km2 yüzölçüme sahip Çuvaşya, Doğu
Avrupa bölgesinde İdil (Volga) nehrinin orta mecrasına yakın bir coğrafyadadır. Tarih
boyunca Doğu ile Batı arasında bir köprü olan Çuvaşya’nın başkenti Çeboksarı’dır
{UlynauiKap).

İkinci binyıl zarfında Hazar, Peçenek, Kuman, Kıpçak gibi Türk ya da Hun, Avar
gibi Türklerle yakın etnik-kültürel ilişkilere sahip topluluklar Avrasya coğrafyasında,
özellikle Doğu Avrupa’da çok etkir^ roller oynamışlardır. Bu tarihî Türk
topluluklarından biri de Bulgarlardır. Doğu Avrupa’yı yurt tutan Bulgarların tarihi,
Volga ve Tuna nehirleri havzalarında iki ayrı yönde gelişmiştir.

Çuvaşların ataları olan Bulgar-Suvar kabilelerinin bölgeye Türkistan’dan geldikleri,
komşu Mordvin ve Çeremis (=Mari) gibi Fin-Ugor kavimleri ile birlikte Bulgar birliğini
kurdukları kabul edilmektedir. 7. yüzyılda kurulan Büyük Bulgar Hanlığı, Hazarların
baskısıyla bölünmüş, Bulgarların bir bölümü (Utigurlar) Orta Volga havzasına, bir
bölümü (Kutrigurlar) de güneye yönelmiştir (MS 678). Güneye, bugünkü Bulgaristan ve
Romanya’ya yönelenler,
Tuna Bulgarları admı almıştır. Tuna Bulgarları zamanla Slav
kabileleri içinde eriyerek tarih sahnesinden çekilmiş, geriye
Bulgaria ‘Bulgaristan’ yer
adı kalmıştır.

Volga Bulgarlarının büyük bir bölümü MS 922’de İslâm dinini, Aşağı Volga
havzasını elinde tutan ve yine bir Bulgar halkı olduğu kabul edilen Hazarlar ise MS
965’te Musevî dinini kabul etmişlerdir (Krueger 1961: 8). Bilim adamlarının çoğu,
Hazarların dilinin Bulgar tipinde olduğunu kabul eder (bk. Menges 1968: 30). Bulgarlar,

Kâşgârlı’da, Kıpçaklann ve Suvarların hemen kuzeyinde, haritanın batısında
gösterilmiştir.

Bugünkü Çuvaşlann da ataları olduğu kabul edilen Volga Bulgarlarının ülkelesi, 13.
yüzyılın başlarında Moğol işgaline uğramıştır. Moğol istilâsı Bulgar Devleti siyasî
bakımından ortadan kaldırmış, Bulgar kültürel mirasının büyük ölçüde yok olmasına yol
açmıştır. Volga Bulgarları 15. yüzyılda Altın Orda’nın yıkılmasının ardından kurulan
Tatar Hanlığı’na bağlanmıştır. 10. yüzyıldan itibaren Rusların ilgi alanı olmaya
başlayan Volga havzası ve buranın yerli halkı Çuvaşlar 16. yüzyılın ortasında Rus
Devletine bağlanmış, ardından Hrıstiyanlığı kabul etmişlerdir.
Anatri (Aşağı) Çuvaşlan
ve Turi Çuvaşlarmm oluşturduğu Çuvaş halkı 500-600 yıldır bugünkü topraklarında
yaşamaktadır (bk. Râsonyi 1971, Menges 1968, Caferoğlu 1984).

Türk Dili Haritasının Kıyısında İzole Bir Türk Dili: Çuvaşça

Türk dilleri ailesi içinde tek başına bir grup oluşturan ve tarihî Bulgar dilinin devamı
olarak kabul edilen Çuvaşça (
Hâşanın a), Rusya Federasyonu sınırlan içinde Çuvaş
Cumhuriyeti’nden başka, Tataristan ve Başkurdistan’da toplam iki milyona yakın kişi
tarafından konuşulmaktadır. Çuvaşça Menges’in sınıflandırmasında Volga
Bulgarcasınm (Hun Bulgarcası), diğer bir adlandırma ile Eski Kuzeybatı bölümünün
modem varyantını oluşturmaktadır. Tekin’in fonetik ölçütlere dayalı sınıflandırmasında
ilk grubu,
r//l grubunu; Johanson’un genetik ve coğrafî ölçütlere dayalı
sınıflandırmasında ise kuzeybatı Türk dilleri coğrafyasında beşinci grubu Bulgar (Ogur)
Türkçesi grubu oluşturur.

Çuvaş (qâBam) sözcüğünün kökeniyle ilgili GT yabaş ‘yavaş’ veya Suvar ~ Suvaz
(10. yüzyıl) emik adı ile ilgisinin bulunduğu, iki yaygın görüştür (bk. Fedotov 1996:
394-399).

Çuvaşça aralarında küçük farklar bulunan iki ana diyalektten oluşmaktadır: Anatri

[< anat ‘aşağı bölüm’ (krş. GT en- ‘inmek’), + -ri ‘.....ya ait,.....da’];Viıyal[< vir(<<

İT ü? ‘üst’ krş. ET üz-e ‘üstte’) + yal (« İT el ‘el, halk’)]. Ölçünlü dil, Anatri
diyalektine dayalıdır. Hunca (?), Tuna Bulgarcası, Volga Bulgarcasınm oluşturduğu
tarihî Bulgar grubunun dil bakımından günümüzdeki tek temsilcisi olan Çuvaşça, çok az
konuşuru kalan Karayca dışında, Avrasya coğrafyasının en batısında konuşulan Türk
dilidir. Çuvaşçanın bir Türk dili olduğu ancak 19. yüzyılın başında anlaşılabilmiştir.
(Çuvaşça araştırmaları ve sorunlarıyla ilgili olarak bk. Yılmaz 2004).

18. yüzyılın ikinci yansından itibaren başta gramer kitaplan (ilki 1769) ve sözlükler
olmak üzere, Hristiyanlık metinleri, halk bilim incelemeleri gibi çok sayıda Çuvaşça
eser yayımlanmıştır. Rus yazısının uyarlandığı ilk Türk dili de Çuvaşçadır. Çuvaş
aydınlanmasının öncülerinden İvan Yakovlev (1834-1930) tarafından 1871 yılında
oluşturulan Rus temelli Çuvaş alfabesi 1933 yılma değin kullanılmış; bu tarihte kimi
yeni harfler ilâve edilmiş, kimi harfler de değiştirilmiştir. Son dönemlerde uluslararası
ağdaki gelişmeler, Çuvaşçanın yazımını da etkilemiş, Latin tabanlı Çuvaşça yazılar
kullanılmaya başlamıştır.

Çuvaşça, konuşur sayısı bakımından küçük sayılabilecek bir dil olmasına karşılık,
Türklük bilimi araştırmalarında çok önemli bir yere sahiptir (Batıda Çuvaşça
araştırmaları ile ilgili olarak bk. Benzing, 1959: 695-751).

Türk dil ve lehçeleri, Türk dil bilim dünyasında Türk-Çuvaş Dilleri Ailesi olarak da
adlandırılmaktadır. G. J. Ramstedt, M. Adamovic, J. Benzing, R. J. Krueger, L.S.
Levitskaya, O. Pritsak, A. Rona-Tas, V. G. Yegorov, N. Yüce, Yılmaz [Ceylan] vd.
bilim adamlarının bu dille ilgili önemli çalışmaları vardır [Ayrıntılı bilgi için bk.
Metin
Kaynakçası
Bölümü (s. 142-146)]. Bunlar arasında, Rus bilim adamı N. İ. Aşmarin’in
(1870-1933) 17 ciltlik dev eseri
Thesaurus linguage Tschuvaschorum Türklük biliminde
çok özel bir yere sahiptir.

İlk Türkçe döneminde Türk dil birliğinden ayrılan Ana Bulgarca (Ana Çuvaşça),
doğal olarak ilk bakışta diğer Türk dillerinden en uzak, gerçekte ise İlk Türk dilinin pek
çok arkaik özelliğini taşıyan ve koruyan bir Türk yazı dilidir. Örneğin ET soru zamiri
kem, Türk dil ve lehçelerinde kim biçimine geliştiği halde Çuvaşçada kani dır. Altay
Dilleri Kuramının temeli olan ses denklikliklerinin birçoğu Moğolca ve Mançu
Tunguzcamn yanı sıra Çuvaşça ve başka dillerdeki Bulgarca tipi sözcükler aracılığıyla
ispatlanabilmektedir. Altay Dilleri Kuramı’na göre bir
1, /-dili olan Çuvaşça, Türkçenin
ilk diyalektidir. İik Türkçede / ve / ile gösterilen normal
r ve /den (r1 ve /) farklı
fonemler Çuvaşçada korunurken, diğer Türk dillerinde /,
z1 ye (rVe^/77e=zetasizm), /,
ş Ve gelişmiştir (f ,Ieşme= sigmatizm): İT bu/ Çuv. pır, ancak GT buz ay.', İT yaf >
Çuv. su/ ‘yaş’, ancak GT yaş ay. vb. Aslında İlk Türkçe dönemini karakterize eden / ve
/fonemlerinin normal r ve / ile birleşerek Çuvaşçada korunduğu söylenebilir. Zetasizm
ve sigmatizmin tam aksi bir gelişmeyi yani
z r (r’Ieşme= rotasizm) ve ş 1
(77e?/ne=lambdaizm) gelişimini savunan bilim adamları da vardır.

Z’ci ve ş’ci yaklaşımla, Çuvaşçanm doğrudan İlk Türkçenin devamı olduğu, ş, z
dillerinin ise İlk Türkçeden ayrıldığı söylenebilir. Nitekim, Macarcadaki Türkçe
alıntıların ilk katmanını oluşturan üç yüz civarındaki sözcüğün büyük bir bölümü ancak
Bulgar tipi bir Türk dili aracılığı ile açıklanabilmektedir. Çuvaş tipinde bilinen ilk yazı
dili bugünkü Tataristan, Başkurdistan ile Çuvaşya coğrafyasında 13.-14. yüzyıla ilişkin
mezar taşı kitabeleriyle temsil edilen Volga Bulgarcasıdır. Volga Bulgarcasındaki
hi:r
‘kız’ (krş. Çuv. hiı), sekir, ‘8’ (krş. Çuv. sakkir) , şıv ‘su’ (krş. Çuv. şıv), tohır‘9' (krş.
Çuv.
tihhir), wan ‘10’ (krş. Çuv. vun, vunı, vunnl), wotur ‘30’ (krş. Çuv. vitir),
uzaklaşma durum eki -rAn
vb. (krş. Çuv. -rAri) vb. örneklerde de görüldüğü gibi Volga
Bulgarcası ile Çuvaşça arasında bir paralellik vardır. Benzer biçimde, 11. yüzyılın
hemen başında tarih sahnesinden çekilen Tuna Bulgarlanndan kalan dil yadigârları için
benzer tespitler yapılabilir: Tuna Bulgarcası
tvirem ‘9.’ (krş. Çuv. tihhıray.). Çuvaşça,
morfosentaktik ve leksik bakımdan Türkçenin genel özelliklerini taşır.

Çuvaşça, modem ve tarihî Türk dil ve lehçelerinin ses tarihini aydınlatmada, arkaik
pek çok öğeyi koruması ya da diğer Türk dillerinden farklı bir gelişim göstermesi
bakımından çok önemli bir rol ve işleve sahiptir. Örneğin, İT
*f, *lc, *lç, *ç fonemleri
Türk dillerinde
ş'ye, Çuvaşçada ise s’ye gelişmiştir. Bu yolla Genel Türkçede ş fonemi
bulunan sözcüklerden birincil ve ikincil olanları Çuvaşça aracılığıyla belirlemek
kolaylaşmaktadır. Benzer biçimde ek başındaki
*d foneminin gelişiminin
incelenmesinde Çuvaşça anahtar bir rol oynamaktadır.

Çuvaşçanın ses bilgisi diğer Türk dil ve lehçelerindeki yaygın ve ortak gelişmelerin
dışında çok farklı bir gelişim yolu izlemiştir (bk. Ceylan 1997: 195-211). Diller
arasındaki genetik bağlann birbirine benzeyen değil, çoğu zaman hiç bilinmeyen
sözcüklerle ispatlanmasının örnekleri Çuvaşça aracılığıyla açık biçimde ortaya
konulabilir. Çuv.
huran ~ GT kazan ‘kazan’, Çuv. hurin ~ GT kadın ‘kayın (ağacı)’,
Çuv.
şıv ~ GT s«»'‘su’, Çuv. yur~ GT kar ‘kar’, Çuv. çire~ GT yürek, Çuv. utmıl ~
GT altmış ‘60’, Çuv. çîrî~GT tirig ‘diri’, Çuv. sır- ~GT yaz- ‘yazmak’ vb. örnekler
düzenli ses denkliklerinin örnekleridir. Türkoloji çalışmalarının olgunlaşmadığı
dönemlerde Çuvaşçanın bir Fin-Ugor dili sanılmasına yol açan farklı görünüşlerin,
aslmda aynı biçimlerin farklı, ama düzenli ses gelişimleri olduğu ortaya konulmuştur.
Bununla birlikte, son binyılda Türk dilleri ile Fin-Ugor dilleri arasındaki yoğun ilişkiler
sonucunda, belli ölçülerde, Mari (Çeremis) dili
Türkçeleşmiş, Çuvaşça ise Fin-
Ugorcalaşmıştır.
Çuvaşça ve Marice, Fin-Ugor ve Türk dilleri arasındaki sınır
çizgilerini oluşturur.

Çuvaşça ile diğer Türk dil ve lehçeleri arasındaki karşılıklı anlaşılabilirlik oram
sıfırdır:
sumır şıvl ‘yağmur suyu’gibi temel sözcüklerle kurulan bir tamlama, Kam
islemesi vîl s'ımest
‘Çalışmayan yemez.’, Pay ani şirin mise urok? ‘Bugün sizin kaç
dersiniz var?’,
Şkuls'urçi vislhutlVOkul binası üç katlı(dır)’ gibi en yalın cümleler dahi
Türkiye Türkçesi (ve diğer Türk dil ve lehçeleri) konuşuru için anlaşılmazdır.
Çuvaşçada Moğolca, Fin-Ugor dilleri ve Rusça öğelere sıklıkla rastlanır. Çuvaşçada
Türk dilleri arası ödünçleme de oldukça yoğundur. Özellikle Tatarcadan pek çok söz
alınmıştır. Tatarca ve başka Türk dilleri aracılığıyla Çuvaşçanın söz varlığı içinde yerini
alan çok sayıda Arapça, Farsça sözcük de vardır:
Hal’hi vıhitra Çivaşsen hisepi iki
milliona sıvharat’
‘(harf.) Hâl(de)ki vakitte Çuvaşların sayısı iki milyona yakındır.’
cümlesinde ‘
hal ’ vıhit, hisep' sözcükleri Arapça, ‘ milliori Rusça alıntıdır. Farsçadan
yanavar(< canveı), saray, sayar (< sera.y), şet (< şa:yed), şeher{< şehi) vb. çok sayıda
sözcük alınmıştır. Yabancı kökenli sözcüklerin bir bölümü kaynak dilden bütünüyle
ayrılarak Çuvaşçanın ses dizgesine uymuştur:
hısna ay. (« Ar. hazi:ne ay.), ças ‘tez,
çabuk’ (« Far.
ti:z). Çuvaşça tipine uymayan, Tatarcadan alman sözcükler araslan
‘arslan’, tînis ‘deniz’, çülmek1 çömlek’, kürşi‘komşu’, sari‘sarı’, yultaş ‘yoldaş’, y&şil
‘yeşil’ örneklerinde olduğu gibi, kolayca tanınabilir

Çuvaşça geniş Türk dilleri ailesinden en erken dönemlerde ayrılmak ve Türk
dillerinin konuşulduğu coğrafyada izole bir dil olarak kalmakla birlikte, özellikle
Tatarca aracılığıyla ‘kardeş’ dillerle bağlarını koparmamıştır. Az sayıda insanm ana dili
olan Çuvaşça aslmda İlk Türkçe özellikleri koruması bakımından, Türk dil ve lehçeleri
arasında özel bir yere sahiptir. Çuvaşça, aynı zamanda, Fin-Ugor dilleri ile Türk dilleri
arasında köprü görevini görmüştür. Çuvaşça Türk dillerinin ses ve biçim bilgisi tarihini
doğru tanımada anahtar rolü oynamaktadır. Çuvaşça olmadan Türk dillerinin Altay
dilleri ile ilişkilerinin aydınlatılması zorlaşır.

Çuvaşça Metinlerin Çevriyazısı

Türklük biliminde çevriyazı dizgeleri arasında bağlantı kurmak, tutarlılık sağlamak
her zaman önemli bir sorundur. Çuvaşçanın yazımı da yakın dönemlere değin bu
sorunun bir parçası olmuştur. Sorunun kaynağı, FinlandiyalI dilci ve folklorcu H.
Paasonen tarafından 1908’de Peşte’de
Csuvas Szöjegyzek adıyla yayımlanan eserin,
Türk Dil Kurumu tarafından yapılan çevirisi olan
Çuvaş Sözlüğüdür. (TDK, İstanbul
1950) Sözlük, çevriyazı dizgesindeki karmaşık uyarlamalar ve Çuvaş alfabesindeki
düzenlemeler nedeniyle araştırmacılar için çoğu zaman yanıltıcı olmuştur.

Çuvaşçanın özgün alfabesinde yer alan ve Batılı Türkologların benzer biçimleriyle
kullandığı
â, e, x harflerini aynen almak yanıltıcı olabilmektedir. Örneğin Çuvaşça /h/
hırıltılı değildir, bu nedenle ünsüzün x ile gösterilmesine gerek yoktur. Araştırmacılar
bazen kısa /ı/ ve kısa
/il seslerini gösteren â, e yerine, a, e harflerini tercih etmektedirler.
Böyle bir tecih, kuşkusuz bilimsel çalışmalar için bağışlanamaz bir kusurdur. Yılmaz’m,
Çuvaşçanın ses ve alfabe dizgelerini irdelemek suretiyle uygulamaya koyduğu çevriyazı
harfleri, Çuvaşça araştırmaları için bir kolaylıktır. Yılmaz, seslerde fonetik olmayan
değişiklikleri yani alt ses birimleri çevriyazıda gösteren, harfler arasında karışıklığa yola
açan
peDem vb. yazılışlardan vazgeçmişmiştir. Yılmaz’ın e, â, x yerine kullandığı,
sırasıyla
t, i, h yazıbirim\er, Çuvaşça metinlerin Latin yazısına aktanlma sorununu
ortadan kaldırmaktadır.

II

Değerlendirme

Çuvaşça Çok Zamanlı Morfoloji, Yıknaz’m 1997’de TDK tarafından yayımlanan
Çuvaşça Çok Zamanlı Ses Bilgisi adlı çalışmasının bir bakıma devamıdır. Yılmaz,
Türkiye Türkolojisinde, Çuvaşça araştırmalarında bir dönüm noktası olan
Çuvaşça Çok
Zamanlı Ses Bilgisinde
bu Türk dilinin ses dizgesi ile ilgili çalışmaları tarihsel-
karşılaştırmalı yöntemle bir arada değerlendirerek yeni sentezler ortaya koymuş, ayrıca
pek çok ses bilgisel gelişmeyi tanımlamıştır. Eserde, yalnızca Çuvaşçanın ses dizgesini
betimlenmemiş, Çuvaşça ile modem ve tarihsel Türk dilleri arasındaki ilişkileri ve
bağlan özellikle ses denkliklerinin ve ödünçlemelerin işlevleri derli toplu biçimde
ortaya konularak âdeta İlk Türkçe döneminin bir rekonstrüksiyonu yapılmıştır. Yöntem
ve yaklaşım bakımından
Çuvaşça Çok Zamanlı Morfolojinm, ilk esere oranla eş
zamanlı niteliğinin daha ağır bastığı ve öncelikli olarak Modem Çuvaşçanın biçim
bilgisini betimlemeyi amaçladığı söylenebilir.

Yılmaz’ın Çuvaşça Çok Zamanlı Sesbilgisinden sonra seriyi sürdüren Çuvaşça Çok
Zamanlı Morfoloji
adlı çalışmasında gelenek bozulmamakta, çalışmanın farklı bir
nitelik taşıdığım ihsas eden ve bu yolla okuyucuyu bir kez daha düşünmeye yönelten bir
adlandırma dikkati çekmektedir. Çalışma, Türklük bilimin doğası gereği,
çok zamanlı
(multitemporal) olmakla birlikte, eş zamanlılığın ön plana çıktığı dikkati çekmektedir.
Yılmaz’m, Çuvaşçayı kendi sınırlan içinde değerlendirmeye çalıştığı,
karşılaştırmalardan kaçındığı dikkati çekmektedir. Bunda, eserin hacmini artırarak

Çuvaşçayı, okuyucu için içinden çıkılmaz labirentler hâline getirmemek amacıyla,
elverdiği ölçüde yalın kalma endişesi rol oynamış olabilir.

Eklemeli dillerde, ad ve eylem çekimlerinde biçim birimlerde uyumların
gerektirdiklerinin dışında,
sesçe pek değişiklik görülmemesi doğaldır. Bununla birlikte,
bilinen -ya da şimdilik bilinmeyen- nedenlerle kimi morfonemik değişmelerin ortaya
çıkması da aynı ölçüde doğal ve kaçınılmazdır. Biçimce değişmelerin yol açtığı ses
değişmelerinde çoğu zaman arkaik ya da özgün biçimlerin de ortaya çıkabilmesi,
morfonemik değişmelerin ilgi çekici hatta dilin ses ve biçim tarihini aydınlatıcı işlevinin
de bir göstergesidir. Çuvaşçada
attc ‘(benim) babam’, ancak asu ‘(senin) baban’, aşşl
‘(onun) babası’; atfe-anne ‘(benim) akrabalarım’, ancak asu-annü ‘(senin) akrabaların’,
aşşi-amlşi ‘(onun) akrabaları’ vb. örneklerde olduğu gibi, yoğun morfonemik
değişiklikler görülür. Yılmaz bu nedenle, çalışmasında çekimlerdeki değişiklikleri
gösterebilmek amacıyla tablo ve tablolardaki örnek sayısını yüksek tutmuştur.

Eser, ‘Yazıçevrimi Alfabesi’ (s. v), ‘Kısaltmalar’ (s. vi), ‘Önsöz’ (s. vii-x); ‘Söz
Bölükleri’ (s. 1-113), ‘Söz Yapımı’ (s. 114-142), ‘Metin Kaynakçası’ (s. 143) ve
‘Kaynakça’ (s. 143-146) bölümlerinden oluşmaktadır.

Söz Bölükleri (s. 1-113), ‘Adlar, Zamirler, Sıfat İşlevli Kelimeler, Sayılar, Belirteç
İşlevli Kelimeler, Bağlaçlar, İlgeçler, Ünlemler, Eylemler, Eylemsiler’ alt
bölümlerinden oluşmaktadır. Burada geleneksel söz sınıflandırmasına uygun sıfat ve
belirteç kategorileri yerine ‘Sıfat/Belirteç İşlevli Kelimeler’ adlandırmaları dikkati
çekmektedir. Aynca geleneksel sekiz kategorili sınıflandırmaya ilâve olarak ‘Sayılar’,
‘Adlar’ kategorisinin, ‘Eylemsiler’ de ‘Eylemler’ kategorilerinden bağımsız bölümler
hâlinde ele alınmıştır.

Adlar (s. 1-29) alt bölümünde ‘Adların Gramer Kategorileri’ başlığı altında erillik-
dişiUik, seslenme, sayı, durum, iyelik
kategorileri ele alınmıştır. Bu bölümde
Çuvaşçada, tüm Türk dil ve diyalektlerinde olduğu gibi, Hint-Avrupa dillerinde görülen
gramatik eril-dişil-nötr ayrımının bulunmadığı belirtilmektedir. Çuvaşçada biyolojik
cinsiyet ayrımını gösteren sözcükler vardır. İnsanlarda erkek için
arsın dişi için arim
sözcüklerinin; hayvanlarda ise erkek cins yerine asa [krş. ET eçi ‘starşiy brat; dyadya
(?)’, Tuva
aça ‘otets’, EMo. ecige ‘baba’ vb. (Fedotov 1996: 60)]; dişi cins yerine ama
[krş. Mançu-Tunguzca emö ‘mat”; EMo. eme ‘kadın’; Korece eme, eme-kim, emeni
‘anne’ (Fedotov 1996: 39)]’ sözcüklerinin kullanıldığı belirtilmektedir : asa yıti ~ ama
yıtf‘e
rkek köpek, köpeğin erkeği’ vb. Yazı dilinin dayalı olduğu Anatri diyaleğinde
seslenme (çağrı) için
-(e)veki kullanılır (s. 3.).

Eski Türkçe döneminin çokluk ekleri çokluk işlevlerini yitirerek donmuş morfemler
hâline gelirken,
-lAr bu işlevi üstlenerek yaygınlaşmış ve genelleşmiştir. Çuvaşça,
çokluk ekinin kaynağı bakımından diğer Türk dillerinden ayrılır. Çuvaş yazı dilinde
-
sem çokluk eki, diğer Türk dillerinde olduğu gibi durum eklerinden önce gelir. Tek
biçimi bulunan yani ünlü uyumlarına girmeyen
-sem, ada eklenirken morfonemik
değişime uğrayarak -sen'e, gelişir: ulma-sem ‘elmalar, ancak ulma-sen-In ‘elma-lar-ın’
(ilgi durumu).

Çuvaşçayı diğer Türk dil ve lehçelerinden ayıran en önemli biçim bilgisel
özelliklerden biri, iyelik eki alan adlara çokluk ekinin getirilme biçimidir. Türk
dillerinde,
anne-m-ler gibi özel durumlar dışında, çokluk eki daima iyelik eklerinden
önce gelir. Çuvaşçada ise genel kural
ad + iyelik eki + çokluk eki formülüdür: aça
‘çocuk’ un-in açi-sem ‘harf. *onutı çocuk-u-lar”. Yılmaz, çokluk ekinin iyelik
eklerinden sonra gelmesini bu ekin sonradan ekleşmiş bir bağımsız sözcük olmasıyla
açıklamaktadır
(-sem -sayu-tı, krş. İT sayu ‘her’) (s. 4.). Yılmaz’ın bu açıklamasına
göre ET
yir sayu bardığ örneğinde görüldüğü gibi sayu, yir adından sonra gelmektedir.
Çokluk eki ile ilgili diğer hususlar da yaygın
-n -m değişikliği ve Çuvaşça için çok
berlirgin olan
aça > açiörneğindeki gibi, morfonemik değişikliklerdir.

Yılmaz Çuvaşça için sıraladığı on ad durumundan ses ve biçim bakımından en
karmaşık olanı, ilgi durumudur. Çuvaşçada diğer Türk dillerinde olduğu gibi tamlayanın
mutlaka tamlayan eki alması gerekmez, ancak ekli biçimler daha yaygındır. İlgi durumu
ekinin
-n, -(n)w/-(n)In, -yîn/-y[n değişken biçimleri bulunmaktadır. Sözcüğün ünsüzle,
-u/-ü ile, -/ ile veya diğer ünlülerle bitmesine; iki heceli olmasına veya ikinci hecesi C+
/7/biçiminde kurulmasına göre ek gelir. Ödünç sözcüklerde de eklenme sırasında çeşitli
değişiklikler ortaya çıkar (s. 7).

Belirtme ve yönelme durumlarının aynı ekle -A, -nA kurulması ilgi çekicidir. Ancak
bunda aynı ekin farklı işlevleri değil, tarihsel ses değişmeleri ile iki farklı ekin
homomorf durumuna gelişi söz konusudur. Çuvaşçada vurguya bağlı olarak ilk
hecedeki dar ünlüler genişleyebilmektedir. Eklenme sırasında ilgi durumunda olduğu
gibi, alınma sözler dahil olmak üzere, bu ekin geldiği sözlerde diftonglaşma, ikizleşme,
ünlü düşmesi gibi bazı ses değişmeleri görülür:
klrü (< İT küdegü) ‘güvey’ klrîv-e
‘güveyi, güveye’; alı{<İT eliğ) ‘el’ alla ‘eli, ele’ (s. 8, 9) vb.

Bulunma durumu eki son sestö. /r, 1, n/den sonra -M; son seste ünlü ve diğer
ünsüzlerin bulunması durumunda
-rA\ çokluk ekinden sonra -çe'&ir. puli{< İT balık)
‘balık’> pull-ra ‘balıkta’; s7r ‘yer’ (< İT ye:/) sîr-te ‘yerde’, sum (<İT yan) ‘yan’ >
sum-î-n-çe ‘yanında’ vb. Çuvaşça bulunma ve çıkma durum ekleri Türk dil biliminde
İlk Türkçe söz içi ve sonundaki
*d foneminin gelişimi sorununu aydmlatmada önemli
bir rol oynar. Bilindiği gibi İT
-d-, -d Türk dillerinden Tuvacada ve Halaççada
korunmuş, başka dil ve lehçelerde ise
t, z, günsüzlerine gelişmiştir. İT ek başındaki *d,
r, 1, n
ünsüzlerinden sonra ötümsüzleşmiş, ünlülerden ve diğer ünsüzlerden sonra ise r
olmuştur: İT adak > Çuv. ura vb. Bu gelişim bakımından Orta Türkçe ile Çuvaşça
arasında bir paralelliğin olduğu bilinmektedir. Böylelikle ek başındaki
*d foneminin
birincilliği tarihî Bulgar dillerinden Volga Bulgarcası ve Tuna Bulgarcası ile Çuvaşça
aracılığıyla ispatlanmıştır (s. 12, 13). Ayrılma durum ekleri
-rAn, -tAnve -çen dunımu
da bulunma durumuyla aynıdır.

Araç durumu eki diğer Türk dillerinde olduğu gibi birle ve birle-ıi den gelişen -pA
ve bunun geniş biçimi -pAlA'dır, yine diğer Türk dillerinde olduğu gibi ET’de sıklıkla
kullanılan
-Vn araç durumu eki, Çuvaşçada kalıplaşarak yapım eki işlevinde birkaç
sözcükte kullanılır (s. 16).

Yılmaz, yokluk durumu olarak adlandırdığı adlarda olumsuz anlamlı sıfat yapan -
sir/slr ekinin, eylemden ad yapan -mA ekiyle oluşturduğu Türkiye Türkçesindeki -
m Ad An ‘zarf-fıil’ ekine denk gelen -masirZ-mcsir ‘zarf-fiil’ ekinden söz ediyor (s. 16,
17).
Neden durumu eki -şın/-ş!n de tarihsel olarak üçün' ün ekleşmiş biçimidir. Bu
ekteki
ç ş gelişimi Çuvaşça için neredeyse tek örnek durumundadır; ancak aynı
gelişim İT
»Çuv. ‘iç’ örneğinde de görülür (s. 17). Türk dillerinde görülmeyen
yön gösterme durum eki -11A diğer durum eklerinden farklı olarak ancak yönelme eki
alan sözcüklere gelebilir:
tu (< İT ta:ğ) tiv-a tıv-a-lla ‘dağa doğru’ (s. 18). Yılmaz,
son olarak eklendiği sözcüğe ‘her’ anlamı veren
-lA-n birleşik durumu eki ile çok az
görülen
yineleme durum eki -sArAridan söz etmektedir (s. 18, 19). Yılmaz’m ‘Çuvaşça
ad ve eylem çekiminin ilk bakıştaki yabancı ve karmaşık görünümünün ürkütücü
etkisini bir ölçüde azaltmak’ amacıyla hazırladığı tablolardan ilki ‘Ad Çekim
Tablosu’dur. Bu tabloda
ilgi, belirtme-yönelme, bulunma, ayrılma, yokluk ve neden
durumları örneklendirilmiş ve eklenme sırasında oluşabilecek ses değişmeleri, alıntı
sözler de dahil olmak üzere, gösterilmiştir (s. 19-23).

Çuvaşça iyelik eklerinin AT ve ET’den gelişen diğer Türk dil ve diyalektlerindeki
iyelik ekleriyle ortak kökenden geldiği kurallı ses denklikleri ve Türk dilinin ses tarihi
aracılığıyla açıkça ortaya konulabilmektedir. 1. teklik kişi iyelik eki
-(ı)m/ -(ı)m diğer
Türk dilleri ile aynıdır. İkinci teklik kişi iyelik eki
-U ise ~(ı)n -(ı) ğ/g gelişiminin
sonucudur. Türkiye Türkçesinde belirtme durumu ekinde olduğu gibi, iyelik ekinin
yardımcı ünlüsü Çuvaşçada
ğ/g ünsüzlerinin düşmesiyle, ekin işlevini üzerine almıştır.
Üçüncü teklik kişi iyelik eki
-i, -i; işi ise ET’de ~(s)i ile ilişkili olmalıdır. Birinci çokluk
kişi iyelik
eki-(T)mîr/-(i)mfr ile ikinci çokluk kişi iyelik eki -ir/-if de ise tipik zetasizm-
rotasizm
karşıtlığı gözlenir. Çuvaşça her iki ekte de İT / fonemi korunmuş, ayrıca
ikinci çokluk kişi iyelik ekindeki
n ğ/g > 0 gelişimi ortaya çıkmıştır. Çokluk üçüncü
kişide ise Türk dillerinin genel eğilimi Çuvaşça için de ğeçerlidir.

Yılmaz, iyelik eklerinin eklenmesi sırasında ortaya çıkan morfonemik değişmeleri
de yedi madde hâlinde sıralamaktadır (s. 25-26). Morfonemik değişmelerin en azmdan
bir bölümünün arkaik öğelerin ortaya çıkmış biçimi olarak değerlendirilmesi
mümkündür. Diğer Türk dillerinde de görülen
iyelik eklerinin kalıplaşması, iyeliğin
zamirle anlatımmm
ardından Yılmaz ikinci tabloyu, İyelik Çekim Tablosunu
sunmaktadır: sm(krş. ET sab/sav ‘söz; haber’ (Fedotov 1996: 20)] sivvi-m ‘şarkım’,
sîvvu ‘şarkın’, sivvi ‘şarkısı’; sivvi- mir ‘şarkımız’, sıvvîr ‘şarkınız’, sivvi ‘(onların)
şarkısı’ (s. 27-29).

Zamirler (s. 30-46) kişi, dönüşlülük, gösterme, soru, belirsizlik zamirleri, olumsuz
zamirler, iyelik zamirleri
başlıkları altında sınıflandırılarak İncelenmektedir. Bilindiği
gibi zamirler dillerin en eski ve temel sözcükleri arasındadır. Dil ilişkilerini belirlemede
temel kavramların adları ve sayı dizgesinin yanı sıra zamirler önemli bir rol oynar.
Ancak birinci ve üçüncü teklik kişiler, hatta üçüncü çokluk kişiler bu ilişkileri
göstermede her zaman olumlu sonuç vermeyebilir; çokluk birinci ve teklik/çokluk ikinci
kişilerin güvenirliği ise daha yüksektir.

ET ve GT’nin kişi zamirleri ben ~ men/sen/ol; biz/siz farklı fonetik ve morfonemik
gelişmelerle Çuvaşçada da görülmektedir. Çuvaşça kişi zamirlerini diğer Türk
dillerinden ayıran özelliklerden biri teklik ve çokluk 1. ve 2. kişilerde zamirlerin
önünde, Yılmaz’ın deyişiyle,
ayırt edici e- öğesinin bulunmasıdır: epî~ ep ‘ben’, esi ~
es ‘sen’, vıl ‘o’; epîr ~ epir ‘biz’, esir ~ esir ‘siz’, vîsem ‘onlar’. İlk Türkçe çokluk
işlevli {-r2} morfeminin çokluk 1. ve 2. kişilerde korunduğu, diğer Türk dillerinde
z’leştiği bilinmektedir: ÎT
si-r > Çuv. e-sir, GT siz ‘siz’ vb. Zamirlerdeki ayırt edici e-
ögesi ise çekim sırasında kaybolur. Zamirlerin çekimi, Çuvaşçayı diğer Türk dillerine
yaklaştırır, âdeta diğerlerinden farksız hâle getirir:
epî ‘ben’; ancak manin ‘benim’,
mana ‘bana’, man-ra ‘bende’ (s. 31). Üçüncü kişi vıl, İlk Türkçe yuvarlak ünlülerin
önünde
v türemesiyle tipik bir Çuvaşça fonetik gelişme örneğidir. Çokluk üçüncü kişide
ise /düşer ve Çuvaşçaya özgü çokluk eki
-sem eklenir (s. 31).

*ıha (> ha-) gibi bir kökten geldiği düşünülen (s. 33) dönüşlülük zamirleri
Çuvaşçayı diğer Türk dillerinden ayırır bk. Fedotov 1996: 309, 310); ancak bu zamirler,
diğer Türk dillerinde olduğu gibi, kişi zamirleri ile kullanılabilmektedir. Eserde
dönüşlülük zamirlerinin çekimiyle ilgili bir tablo yer almaktadır (s. 33-34). Çuvaşça
gösterme zamirlerinden yalnızca
vİTm (o)Türkçe kökenli olduğu bilinmekte; ku ‘bu’
dışında,
leşi‘o', saki‘bu, işte bu’, savı‘o, işte o’ zamirleri için Moğolcaya, Fin-Ugor
dillerine hatta Arapçaya başvurulmaktadır (s. 34-36). Çuvaşça soru zamirlerindan
kam
İT kem) ‘kim’, hJş(î) (« İT kayusi) ‘hangisi’ Türkçe kökenlerle açıklanabilmekte,
min ‘ne’ zamirinin kökeni için Fin-Ugorcaya da başvurulmaktadır (s. 38, 39). Çuvaşça
belirsizlik zamirleri, soru zamirlerinin başına -tA eklenmesiyle, soru zamirlerine tA
edatı ve pulin ~ pulsa ‘olsa’ ve soru zamirlerinden önce kirek sözcüğünün
getirilmesiyle, yani üç yolla oluşturulur (s. 40-42).
Olumsuz zamiAer, kişi zamirlerinin
önüne
n- olumsuzluk ekinin eklenmesi, zamirden sonra ise tA ilgecinin kullanılmasıyla
oluşur (s. 43). /?-’nin, ön ek biçiminde kullanılması, Çuvaşça ile diğer Türk dilleri
arasındaki önemli ayrımlardan biridir. Çuvaşçada
iyelik zamirleri, kişi zamirlerinin ilgi
eki almış biçimlerine
-ni aitlik ekinin eklenmesiyle elde edilir: epî man ~ manîn
‘benim’ manni ~ manînni ‘benimki’ vb. (s. 42, 43). Çuvaşçada aitlik ekinin kişi
zamirlerine ilgi durumu ile bağlanması, Türkiye Türkçesine benzemektedir. Zamir
türlerinin sonunda, zamirlerin toplu çekimi ile ilgili örnekler verilmiştir.

Sıfat İşlevli Kelimeler (46-52) alt bölümünde sıfatlar sınıflandırılarak
örneklendirilmekte, üstünlük dereceleri gösterilmekte, son olarak sıfatların çekimi
açıklanmaktadır. Türk dillerinde sıfatlar için söylenebilecekler Çuvaşça için de
geçerlidir. Örneğin adların başka adlan da niteleyebilmesi, belirtme sıfatlannın
gösterme sıfatlan ile aynı olması, sıfatlarda pekiştirme gibi özellikler Çuvaşçada da
vardır. Çuvaşçada sıfatlarda üstünlük derecesi
sentaktik ve morfolojik yolla yani
ayrılma durumu ekiyle ya da sözcüklere GT {-rAk} ekinin Çuvaşça biçiminin
eklenmesiyle oluşturulur (s. 48-49).

En üstünlük derecesi; -çi vd. ilgeçlerle (çi yivini ‘en ağın’), pekiştirme (yem-
yeşîleh
‘yemyeşil’), tekrarlama (tîr 11 tîrlî ‘türlü türlü’) ve söz dizimi (şuriran şuri'en
beyaz’, harf, ‘sarıdan sarı’) yollanyla oluşturulur (s. 49-51). Çuvaşçada anlam, doğal
olarak işlev bakımından sıfat niteliği ağır basan sözcükler teklik üçüncü kişi iyelik eki
alarak ad gibi çekimlenebilir:
hura (< İT kara ‘kara’) *hura + i huri ‘kara olan’ vb.
Sıfatların sonunda diğer bölümlerde olduğu gibi
Sıfatların Çekim Tablosu verilmiştir (s.
51-52).

Sayılar (53-60) alt bölümünde sayı türleri örneklerle İncelenmektedir. Türk dilleri
sayı dizgesinin bir parçası olan Çuvaş sayı dizgesinde asıl sayıların, sıfat işlevinde
olduğunda kısa, diğer durumlarda uzun biçimleri kullanılır:
pir, pîrre ‘1’, iki, ik ~ ikkı
‘2’, vis'l, vis~ vispy, tivati, tivat ~ tivatti‘ 4 ’, pilik ~pillik ‘5’, ultı, ult~ ulttı‘6’, siçî,
s'iç
~ s'iççi ‘7’, sakır ~ sakkır ‘8’, tihir ~ tihhır ‘9’, vıini, vun ~ vunni ‘10’ (s. 53).
Çuvaşça sayılar, Çuvaşçanm Türk dilleri ailesinin bir üyesi olduğunun açık bir delilidir.
Çuvaşça ile GT arasındaki ses denklikleri sayılarda açıkça görülür. Bilindiği gibi
Türkçede sayılar tek tek sözcüklerle, sıfat tamlaması ve sayı grubu yoluyla gösterilir.
Sayı grubu ‘büyük sayı + küçük sayı’ formülüyle yapılır. Türk dillerinin çoğunda 1-10,
20, 30, 40, 50, 100, 1000 sözcüklerle; 60, 70, 80, 90; 100 ve 1000’in katlan sıfat
tamlaması (matematiksel çarpma işlemi) ile aralardaki sayılar ise sayı grubu
(matematiksel toplama işlemi) ve diğer yollarla gösterilir. Çuvaşçada bu dizgenin
örnekleri aynen görülür:
tlhlrvunni ‘90= dokuz on’, sakir-s'îr ‘800’ vb. ults'Ir te pillik
‘605’ (krş. ET on artukı iki ‘12’) örneğinde olduğu gibi, Çuvaşça sayı grubunda büyük
sayı ile küçük sayı arasında matematiksel toplama işlevinde
te ‘ve’ sözcüğü eklenir.

Türk dillerinde sıra sayılar -nç + -i ‘iyelik eki’ formülünün kalıplaşarak adlara
eklenmesiyle gösterilir. Çuvaşçada ise sıra sayılar artlık-önlük uyumuna girmeyen
-iniş
ile yapılır. Bu ekin yapısındaki ş öğesi ET -nç ile, -m öğesi ise bir başka sıra sayı eki
olarak açıklanmaktadır. Kimi dilciler
-m'nin başka Türk diyalektlerinde de
görüldüğünü bildirmektedir (s. 56). Üleştirme sayılannın bir (1) dışında
(pir-er ‘birer’)
tamamının GT
-şAr ile yapılması ilgi çekicidir. GT ş foneminin Çuvaşçada ş ile
bulunması ancak
ödünçleme ile açıklanabilir. Aslında ¿>u karışmanın Türkiye Türkçesi
dışındaki dillerde bulunup bulunmadığı ayrı bir araştırma konusudur. Topluluk sayıları
asıl sayılara
-In/-In, -simir/sîmir (çokluk 1. kişi), -sîrAsIr (çokluk 2. kişi), -(ı)şi/-(i)şi
(çokluk 3. kişi) ekleri getirilmek suretiyle üç ayn yolla yapılmaktadır. Kesir sayılar, asıl
sayıların sıra sayılarıyla birlikte kullanılması ile;
yaklaşıklık sayıları ise, dört farklı yolla
ifade edilmektedir (s. 57-60).

Belirteç îşlevli Kelimeler alt bölümünde (s. 61-65) yer-yön, zaman, tarz, neden ve
amaç, nicelik belirteçleri
ve belirteçlerin yapısı ele alınmaktadır. Diğer Türk dillerinde
olduğu gibi Çuvaşçada da ad soylu sözcükler belirteç olarak kullanılabilmektedir, başka
bir deyişle belirteç grubu oluşturacak ayrı bir biçim yoktur.

Son Takılar (s. 66-71), anlamlanna, isim ya da zamirlerle birleşirken aldıklan ad
durumu eklerine (istem) göre smıflandınlmış, aynca
son takı işleviyle kullanılan
kelimeler
ve ek halinde son takılar ele alınmıştır. Anlamlarına göre sıralanan on beş son
takının on üçü Türkçe kökenlerle açıklanmıştır. İstemlerine göre son takılann da pek
çoğu benzer biçimde Türkçe kökenlerle açıklanabilmektedir:
vitir [krş. GT öt- ‘geçmek’
(Fedotov 1996: 130)] ‘içinden’,
urlı ~ orIi‘karşı, öte yan’ [krş. Tat. arkılı ’çapraz, enine
vb.’, Başkurtça
arkın ay. (Fedotov 1996: 286)]; his (krş. GT kıç) ‘arka’ + -in ‘araç
durumu eki’
hissin ‘ardından, arkasında’ vb.

Bağlaçlar (s. 72-74), sıralama bağlaçlan, bağlayıcı, çeliştirici, ayrık bağlaçlar; yan
cümle, koşul, neden-sonuç, amaç bağlaçlan, ödünleyici bağlaçlar
başlıkları altında ele
alınmaktadır.
Ançah Tatarcadan bir iç ödünçleme, ye...ye ‘ya....ya’, n....ni ‘ne....ne’
bağlaçlan ise birer
dış ödünçleme ömeğidir.

‘Tarihin bilinmeyen bir yerinde ve bir zamanda Oğuzca ile Çuvaşça arasında özel
bir ilişkinin bulunduğu’ açık örneklerle ortaya konulabilmektedir:
Ek başında ve çok
heceli sözlerin sonunda -ğ/-g
-0gelişimi, gereklilik kipi TT —mAlı, Çuv. mAllA; TT
-mAklık, Çuv. -malîh/-melîh\ Eski Anadolu Türkçesi gelecek zaman ortacı -Asi, Çuv. -
(A)s arasındaki benzerlikler; TT ata ana, ses sözleri, Çuv. atte, anne, (annesîm), sası gibi
kimi paralellik vb. bu ilişkinin birer izi olmalıdır.

îlgeçler (75-77) ve Ünlemler (78) alt bölümlerinde ise ilgeçler; pekiştirme, gösterme,
soru ilgeçlerr, açıklayıcı, olumsuzlayıcı, smırlayıcı, buyurucu ilgeçler
şeklinde
sınıflandırılmıştır. İlgeçler sözcük kategorileri içinde, Çuvaşçaya özgü niteliği en ağır
basan sözcük türü olduğu izlenimi vermektedir; ancak
-ak, an, s'uk gibi ilgeçler başka
tarihî ya da modem Türk dil ve lehçelerinde de görülür.
Duygulan ifade eden
ünlemlerin Türkiye Türkçesi ile benzerliği, buyurucu ünlemlerde de Çuvaşça tipinin
baskın olduğu dikkati çekmektedir.

Yüklem, adından da anlaşıldığı gibi, cümlenin en önemli öğesi olarak kişi, zaman,
kip, eylemsi, soru gibi pek çok gramatikal öğeyi bünyesinde barındırır. Eserin,
Eylemler
(s. 79-99) alt bölümünde yüklemlerin kişi, zamanlar, kip gibi gramer kategorileri ele
alınmaktadır. Çuvaşçada haber kiplerinde kullanılan kişi ekleri iki bölümde
değerlendirilmektedir. Şimdiki-geniş zaman ve gelecek zamanla kullanılan birinci tip
kişi zamirlerinden birinci teklik ve çokluk kişi ekleri, zamir kökenlidir:
e-pi‘ben’> *bi
> *pi -p, e-pir ‘biz’ *pir> -pir, geçmiş zamanla kullanılan ikinci tip kişi eklerinden
teklik ve çokluk birinci kişi ekleri yine zamir kökenlidir. Teklik ve çokluk ikinci,
üçüncü kişiler her iki tipte de ortaktır (s. 80). Bu eklerin, iyelik kökenli olduğu açıktır.

Türk dil ve lehçelerinde zaman kavramının ortak ve genel olduğu, bir dil ya da
lehçedeki zamanlann (ve diğer kiplerin) diğer bir dildekine bütünüyle uyduğu
düşünülmemelidir. Kimi zaman iki farklı Türk dilinin zamanları arasında yapıca ve
işlevce çakışma bir yana,
belirli geçmiş zamanın dışında ortak bir zamandan bile söz
etmek imkânsızlaşabilir. Örneğin Kazakça ile Türkiye Türkçesinde şimdiki zamanın
kuruluşlan birbirine benzemez. Bununla birlikte, GT
tur- ve yon- yardımcı eylemleri ile
{-A}, {-y}, {-p} zarf-fiil ekleri, hemen hemen bütün Türk dillerinde zamanların
oluşturulmasında anahtar rol oynar.

Zamanlar (s. 80-94) içinde ilk olarak şimdiki zaman ele alınmıştır. Çuvaşça şimdiki
zaman, eylemlere, sırasıyla, zarf-fiil eki {-A}, {-t-} (<
ti< tu < tur <İT tur-uı) ve kişi
eklerinin getirilmesiyle yapılır (s. 81). Bu zamanın olumsuz biçimindeki tek fark,
eyleme {-mAs-} gelmesidir. Çuv.
-mAs'm (krş. GT -mAz) bu biçimi, onun iç
ödünçleme olduğuna işaret eder. Tablolarda yer alan örneklerden hareketle, bu zamanın
çekiminde dikkati çeken hususlardan biri,
pusla-t-ip ‘biliyorum’ örneğinde görüldüğü
gibi,
pusla- eylemine, son seste a bulunması nedeniyle zarf-fiil ekinin gelmemesi ya da
zarf-fiil ekinin gelmesiyle son sesteki a’nın düşmesidir. Öte yandan art ünlülü

sözcüklerde teklik üçüncü kişide fnin öndamaksıllaştığı göze çarpmaktadır. Diğer bir
husus da şimdiki zaman eki i’nin gerileyici benzeşme sonucunda, çokluk üçüncü kişide
5 sesine gelişmesidir: *pil-e-t-sî> pil-e-s-si ‘biliyorlar’(s. 82). Olumsuzluk çekiminde
çokluk üçüncü kişide
-mAs' tan sonra kişi eki —si nin -çî ye geliştiği görülmektedir (s.
83).

Çuvaşça gelecek zamanın, eylemlere birinci tip kişi eklerinin getirilerek yapıldığı
görülmektedir:
pusla- + -p>pus'lip ’başlayacağım’. Olumsuz çekimde eyleme -mA-> -
mı-/-mî
eki getirilmektedir: süre-mis ‘yürümeyecekler’ vb. (s. 85).

Görülen geçmiş zaman,Türk dilleri ile hemen hemen aynıdır; /r, 1, n/ ünsüzleriyle
bitenler hariç, eylemlere görülen geçmiş zaman eki
-rî/-rî (< *-dı/*-dı) getirilmesiyle
oluşur. Eylem sonunda /r, 1, n/ bulunması durumunda, zaman eki
-ti/-tiye, çokluk
üçüncü kişide ise
-ç?ye gelişir. Olumsuz çekim aynı şekilde eylemlere -rnA'nm
eklenmesiyle yapılır: par- ‘vermek’ pa-ma-r-îs ‘vermediler’ (s. 88)

Ulaç eki -sA + ek eylem (-ttV «*er-t + iyelik ekleri) formülüyle kurulan uzak
geçmiş zaman bütünüyle Çuvaşçaya özgüdür. Bu zamanın olumsuz çekiminde ise bir
fark yoktur:
pusla-ma-sa-tt-imir ‘başlamamıştık’ (s. 89).

Sürekli geçmiş zaman şimdiki zaman eki -(A)t + görülen geçmiş zaman eki -tı/-tı +
kişi ekleri formülüyle oluşur. -mAs ile yapılan olumsuz çekimde, verilen örneklerde,
şimdiki zaman ekinin düştüğü görülmektedir:
par- ‘vermek’ pa-mas-tır
‘vermiyordunuz’ (s. 91).

Yılmaz’ın ‘ -nı/-ni\\ geçmiş zaman’ adını verdiği görülen geçmiş zaman işlevli ve
anlamlı
haber kipi, kişi zamiri + eylem + (olumsuzluk eki + geçmiş zaman ortacı)
formülü ile kurulur. Bu zamanın en önemli özelliği, zaman anlamını veren biçim
birimden sonra kişi eki gelmemesi, yüklemde kişinin, zamirler aracılığıyla ifade
edilmesidir:
epi/esî/vîlıpus'la-nı ‘harf, ben/sen/o/başla-di, epir/esir/vlsem pusla-ma-nî
‘başlamadı’.

Geçmişte gelecek zaman -nî/-ni\\ geçmiş zaman ve pul- yardımcı eylemi ve kişi
ekleri ile yapılan birleşik zamandır (s. 92). Bu zamanın dikkati çeken özelliği ise,
olumsuz çatının
-mAn- ile kurulmasıdır. Aslında -mAn- ekinde, büzülme sonucu
kaybolmuş
-m/-nî’ ekinin varlığı açıktır: pa-man pul-is harf, ‘ver-memiş ol-acaklar’.
Ancak Çuvaşçada ET ve GT’deki
-ğan/-gen ile karşılaştırılabilecek şimdiki zaman
ortacı olarak kullanılan-An eki de mevcuttur.

Tasarlama kiplerinden ilk olarak emir kipi alınmıştır (s. 94-96). Çuvaşçada emir
kipinin oluşturulmasında kısmen, GT’ye benzerlikten söz edilebilir. Üçüncü kişiler
dışındaki kişi ekleri GT eklerle açıklanabilir:
pusla-m ‘başlayayım’, pusla ‘başla’;
pusla-r ‘başlayalım’, puslı-r ‘başlayın’ vb. teklik ve çokluk 1. kişideki {-r}, GT {-z} ve
GT {-nlz} ile ilişkilidir. Emir kipinin olumsuz biçimi ise Çuvaşçaya özgüdür. Teklik ve
çokluk 1. kişide çekimli eylemden sonra -
mAr, diğer kişilerde yani ikinci ve üçüncü
kişilerde çekimli eylemden önce olumsuzluk ilgeci
an (< İT ân) gelir: an pusla-ççir
‘başlamasınlar’ vb. Çuvaşça, emrin olumsuz biçiminin sözcüğün önüne an [krş. MK

(Oğuz) ân ‘yok, değil’, an an ‘ne ne’], getirilerek oluşturmasıyla Türk dil ve lehçeleri
arasında bir istisna teşkil eder:
an pır! ‘gitme’; ancak diğer Türk dilleri bar-ma!

Yılmaz’m İstek Kipi olarak adlandırdığı çekim, gelecek zamanla paralellik gösterir.
Bu kipin de olumsuzluk eki GT
-mA- ekiyle aynı kaynaktan gelişmiştir: tü-\ dövmek,
tüy-in ‘dövse’, tü-min ‘dövmese’ (s. 96-98). Çuvaşçada koşul kipi, gelecek zaman eki -
V-î üzerine er- eyleminin görülen geçmiş zaman ekli biçiminin getirilmesi ile
oluşturulur:
par- ‘vermek’, par-l-ttim ‘verirdim ama...’, par-i-ttln ‘verirdin ama...’ vb.
olumsuz biçim de
-mA-ile yapılır: tü-mi-ttlr ‘dövmediniz ama’.

Eylemsiler (100-113) alt bölümü Adeylemler, Ortaçlar.; Ulaçlar başlıklarından
oluşmaktadır. Adeylemler
-mA ‘Is'me-s'ime ‘harf, içme yeme’, -maşkinZ-meşkin (<-
makşınZ-mekşIn -mAk + üçün) eklerinden ibarettir (s. 100). Ortaçlar kiplere ve
işlevlerine göre dokuz bölümde ele alınmıştır. Zaman ölçütüne göre şimdiki zaman
ortaçları
-(A)kAn (krş. GT -AGAri), -An (krş. ET -ğanZ-gen)\ geçmiş zaman ortacı -nıZ-
nl,
gelecek zaman ortacı -(A)s sıralanmıştır. Kiplerle ilgili ortaçlar arasında gereklilik
ortacı
-mAllA, kifayet ortacı -malıhZ-melIh (< -mA + -İlk), ihtimal, olabilirlik ortacı -i,
benzerlik gösteren -Ansi{krş. Tat. -ğança it-) yer almaktadır (s. 106, 107).

Ulaçlar (s. 107-113) da işlev ve zaman ölçütlerine .göre sınıflandırılmış, yan cümle
ulacı
—A (krş. GT ~{y)A), sıralama ulacı -sA, geçmiş zaman ulaçları -sAn ve -sassüıZ-
sessln,
öncül ulaç -iççen, diğer ulaçlar -mAssArAn, -nîranpaZ-nlrenpe, nîsemZ-nlsem (<
-niZ-ıJr -semin) vb. örneklerle açıklanmıştır (s. 113).

Söz Yapımı Eserin ikinci ana bölümüdür (s. 114-142). Birleştirme Yoluyla Söz
Yapımı
bölümünde, Türk dil ve lehçelerinin tamamında çok yaygın biçimde kullanılan
bu tür kelimeler; tek bir sözcük hâline gelmiş kelimeler ve yazımda kısa çizgi ile
birleştirilerek gösterilen ikilemeler olmak üzere iki bölümde gösterilmiştir:
sar(I)su
‘tereyağı’ (<sar(i) ‘sarı’-/- su ‘yağ’), kussul ‘gözyaşı’ (< kus < Tat. ‘göz’ + s'ul ‘yaş’);
ali-ura ‘el ayak’ (< elig +adak), çun-çlre ‘can yürek’ (< Far. cam + yürek) vb.

Eklenme Yoluyla Söz Yapımı bölümünde addan ad yapan ekler (s. 115-125) içinde
şu eklerle ilgili bilgi verilmiştir: Küçültme eki
-A: kantîr-a ‘sicim, ip’ kan tir ‘kendir’,
yön gösteren
-(y)Al. hıs-al'arka taraf (< İT kıç), -An: puş-an ‘güçsüz, kuvvetsiz’ Tat.
buş ‘boş’, -Ak. yüs-ek ‘ekşimsi’ « İTa.çığ ‘acı’, Fin-Ugor dillerinden alınma -As.
türke-s
dik kafalı’, -Aş. malaş ‘gelecek’ mal‘ön' < İT ön, çAn: Is-çen ‘çalışkan’ Is

<    İT ilç, küçültme eki -he/-ke. çîl-he ‘dil’ «İT tıl, aitlik eki -ki. M--A/‘sonbahar(da)ki

<    kir ‘güz’ İT kür, -ih/-Ih,-h ve -Ik/-Ik,-k. uy-ıh ‘ay’ İT a:y, tll-Ik ‘rüya’ İTtü:f.
Addan ad yapımı ekleri arasında -in/-In ¿araç ekinin Çuvaşça varyantı) , -şıZ-şI (teklik
üçüncü kişi iyelik eki
-fşZ-Iş), -i, -kA, -kıZ-kl, -1A (krş GT -/A), -!Ak (krş. GT -lAk), -lıZ-
//ve -IHZ-UI(krş. GT -lığZ-lig, -mAs, -sA ve-sA (krş. Nog. moy-sa ‘boyunduruk’, Tat.
muyüı-sa ’gerdanlık’ vb., -sAr, -sirZ-sIr(kış. GT -siz), -sahZ-çah, -sıZ-sI(krş. GT -CIk), -
sîZ-sî, -isZ-ı% -s
(krş. GT -Cl), -skA, -tAş (GT tAş),-şkAl, -tAy\b. sıralanabilir. Addan
ad yapım eki olarak yer alan otuzdan fazla biçim birimin büyük bir bölümünün
mukabilleri diğer Türk dillerinde yer alır.

Addan eylem yapımı başlığı altında sıralanan eklerden sonuncusu hariç tümünün GT
karşılığı bulunmaktadır (125-128):
-A - (GT ay.), -(A)1-(GT ay.), -(a)r- (GT ay.), hır-Z-
kır-
(krş. GT -kir), -(î)h-/-(f)h- [krş. GT ~(I)k], -(î)n/-(i)n- ve-(A)n [krş. GT ~(A)n-]; -
(ı)rha-/-(!)rhe-, -(ı)rka-/-(!)rke-
ve -(î)rhan-/-(I)rhen- (krş. GT -rğa-/-rge-); -IA-(GT ay.);
-şm-/-şln- (< Tat.); -(A t-.

Eylemden ad yapımı başlığı altında şu ekler sıralanmıştır (s. 129-136): —A (GT ay.);
-(T)k/-(/)k, -(A)k (krş. GT -(I)k, -(A)k)\ -çık/-ç!k (< Tat.), £#/‘bıçak’ (« *yüli-güç); -
//7(krş. GT
-ığ/ -ig)\ -I/i(krş. GT -ğı/ -^/); -(l)m/-(i)m (krş. GT -(I)m)\ -(¡)ş/-(i)ş (< GT
-(I)ş). Aynı ekin Çuvaşça gelişimi şu şekildedir: -(i)s/-(ı)s, -kı/-ki (krş. GT -ki); -kiç/-
kJç
(< ödünçleme GT -klç). Bu ekin de kurallı gelişimi farklıdır: -kJs/-kIs, -kın/-kın
(krş. GT -67/2); -mA (GT ay.), -mAn (GT ay.); -mAk (GT ay.); -nmr/-mir (krş. GT -
mlı), -miş/-miş (< Tat.); -U, -v(< Tat.).

Çuvaşça eylemden eylem yapım eklerin in (s. 136-142) hemen hemen tamamı GT
eklerin ya ödünçleme yoluyla aynısı ya da bu eklerin
Bulgar tipi varyantlarıdır: sıklık
çatısı ekleri
-(A)1A- (< GT -ğala-/-gele-), -kAlA- (< Tat.) ve -(I)h-/-(i)h\ ettirgenlik
ekleri -Ar-, -(A)t-, -(!)-/-(i)t-, -tAr-, -t-tAr-, yeterlik çatısı eki -(A)y-, edilgenlik eki
-
(î)l/-(î)l-, dönüşlülük eki -{î)n-/-(î)n-, -(i)s-/-(î)s-, güçlendirme işlevli -kA- ve -kin-/-
kln-, olumsuzluk eki -mA-, -mış-/-miş-,
geçişsiz eylemler türeten -şin-/-şîn- -şîr-/-şlr-.

Sonuç

Alanla ilgili ileri derecede uzmanlaşmanın, özgün belge ve kaynaklara dayalı
araştırmanın ürünü olan
Çuvaşça Çok Zamanlı Morfoloji,Türkiye Türkolojisinin
yenilenme, Batı Türkolojisi ile iş birliği ve rekabet sürecinde önemli bir rol oynayabilir.
Modem bilimsel çalışmalarda eş zamanlılık ve betimleyicilik ön planda olsa da, Türk
dili dünyasının anahtarı olan Çuvaşçanın, tarihî ve modem Türk dilleriyle ilişkilerinin
altının iyice çizildiği çalışmalara ihtiyaç vardır. Yılmaz’ın, Çuvaşçanın ses bilgisi ile
başlayan, biçim bilgisi ile süren çalışmalarının, diğer alanları da kapsaması, bu alana
yönelik araştırmalar bakımından da önem taşıyacaktırS

Çuvaşça Çok Zamanlı Morfoloji, Bir Deneme’nin sınırlarını aşan nitelikte bir
çalışmadır. Çağdaş Çuvaşçanın biçim bilgisini betimleyen eser, İlk Türkçe döneminde
yani zamanımızdan en 2500 yıl önce gerçekleşen Türk dili içindeki ilk büyük
varyantlaşmanın sonuçlarını biçim bilgisel düzeyde vererek serinin ilk eseri (TDK
1997) ile birlikte karşılaştırmalı Türk dil bilimi çalışmalarında önemli bir boşluğu
doldurmaktadır. Eserin diğer bir ilgi çekici boyutu da, onca farklılaşmaya karşın,
Çuvaşçanın ses bilgisi kadar, biçim bilgisinde de Genel Türk dilinin ayrılmaz bir parçası
oluşu hatta Genel Türk dilinin en eski özelliklerinin aynen ya da farklılaştırarak
korumasıdır.

Çuvaşçayı betimleyen dizi şu gerçeği de ortaya koymaktadır: Çuvaşça olmadan
Türkçenin karanlık dönemleri aydmlatılamaz, gerçek anlamda Türk dili tarihi
yazılamaz.

KISALTMALAR

Çuv.: Çuvaşça
EMo: Eski Moğolca
ET: Eski Türkçe
GT: Genel Türkçe
harf.: Harfiyen
İT: İlk Türkçe
Tat.: Tatarca
TB: Tuna Bulgarcası

Kaynakça

Benzing, Johannes (1959) ‘Das Tschuwaschische’, Philologiae Turcicae
Fundamenta,
Tomus Primus, Aquis Mattiacis Apud Franciscum Steiner.

Caferoğlu, A. (1984), Türk Dili TarihiII, İstanul: Enderun Kitabevi.

Ceylan [Yılmaz], Emine (1997), Çuvaşça Çok Zamanlı Ses Bilgisi, Ankara: TDK
Yayınları.

Dankoff, Robert and James Kelly (1985), Mahmüd âl-Kâsyari Compendium of the
Turkic Dialects
(Dîwân Luyât at-Turk), Harvard University.

Fedotov, M. R. (1996), Etimologiçeskiy Slovar’Çuvaşskogo Yazıkal, II,

Çeboksarı: Çuvaşskiy Gosudarstvennıy İnstitut Gumanitarmx Nauk.

Krueger, John R. (1961), Chuvash Manual, Bloomington: Indiana University
Publications.

Menges, Karl H. (1959) ‘Classification of The Turkic Languages’, Philologiae
Turcicae Fundamenta,
Tomus Primus, Aquis Mattiacis Apud Franciscum Steiner.

Johanson, Lars and Eva A. Csatö (1998) (Eds.), The Turkic Languages, London and
New York: Routledge.

Râsonyi, Laszlo (1971), Tarihte Türklük, Ankara: Türk Kültürünü Araştırma
Enstitüsü Yayınlan.

Rona-Tas, Andrâs (1982), Studies in Chuvash Etymologyl, Studia Uralo-Altaica 17.

Skvortsov, M. İ. (1985), Çuvaşsko-Russkiy Slovar’, Moskva: ‘Russkiy Yazık’.

Talat Tekin (1988), Volga Bulgar Kitabeleri ve Volga Bulgarcası, Ankara: TDK
Yayınları.

Yılmaz, Emine (1997), Çuvaşça Çok Zamanlı Ses Bilgisi, Ankara: TDK Yayınlan.

Yılmaz, Emine (2004), ‘Türkiye Türkolojisinde Çuvaşça Araştırmalannın
Sorunlan’,
V. Uluslar Arası Türk Dili Kurultayı Bildirileri, Ankara: TDK Yayınlan.

http://www.megabaud.fi/~karttu/conjugat/holmanl.txt

http://gov.cap.ru

Yard. Doç. Dr. Süer EKER1

1

Başkent Üniversitesi, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü