ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ-TÜRKOLOJİ ARAŞTIRMALARI MERKEZİ
Anasayfa | Makale Bilgi Sistemi | Konu Dizini Yazarlar DiziniKaynaklar Dizini | Makale-Yazar Listesi |  Makale Sayısı-Tarih Listesi | Güncel Türkoloji Kaynakçası

Atatürk Araştırmaları || Çukurova Araştırmaları || Halkbilim || Dilbilim || Halk Edebiyatı || Yeni Türk Dili || Eski Türk Dili
Yeni Türk Edebiyatı || Eski Türk Edebiyatı || Dil Sorunları || Genel || Tiyatro || Çağdaş Türk Lehçeleri

 

YABANCILARA TÜRKÇE ÖĞRETİMİNDE İLKELER

Yrd.Doç. Dr. Erol BARIN

HACETTEPE ÜNİVERSİTESİ
ISSN 1305-5992
Türkiyat Araştırmaları Dergisi
Güz 2004
Sayı 1

Abstract

Language teaching should be carried out in terms of certain
principles. Teaching Turkish to foreigners is exteremely important
both for the Turkish language and for the Turkish culture. So, the
fundamentals and general principles should be identified correctly and
be employed in teaching.

Key words: language, principles, teaching Turkish, method,
technique, expertise

Dil Nedir ?

“Dil, insanlar arasında anlaşmayı sağlayan tabiî bir vasıta, kendisine mahsus
kanunları olan ve ancak bu kanunlar çerçevesinde gelişen canlı bir varlık, temeli
bilinmeyen zamanlarda atılmış bir gizli antlaşmalar sistemi, seslerden örülmüş
İçtimaî bir müessesedir.” (Ergin,1989:3)

Bu tanımdan da anlaşılacağı gibi dil, insanların birbirleriyle anlaşabilmeleri
için en temel araçtır. İnsan, duygu ve düşüncesini kelimelerle oluşturup diğer
insanlara aktarmaktadır. Toplumları bir arada tutan ve yaşayış biçimlerini, gelenek
ve görenekleri, inançları, nesilden nesile aktararak milleti birbirine kaynaştıran en
güçlü kurumdur dil.

“Dil olmadan insanların birlikte yaşamaları, anlaşabilmeleri, dolayısıyla bir
toplumu oluşturmaları söz konusu olamayacağından, dil bu açıdan da önemlidir ; bir
topluluğu topluma dönüştürür.

Bir toplumu ulus yapan bağların en güçlüsü dildir. Bireyleri ulusuna,
yurduna, geçmişine sıkı sıkıya bağlar; kuşaktan kuşağa aktarılarak gelen dil, bireyi
geçmiş ile gelecek arasındaki zincirin bir halkası durumuna getirir.” (Aksan,
1979:13)

Kültürü oluşturan dildir ve dil ile kültür birbirine sıkı sıkıya bağladır. Dili
üstün olmayan milletlerin dili de zayıf kalmaktadır. Kendi dilleri ile antlaşma
kurmayan toplulukların kültürlerinden bahsedilemez.

Bir milletin tarihi, coğrafyası, dini değer ölçüleri, folkloru, müziği, sanatı,
edebiyatı, ilmi, dünya görüşü ve millet olmayı gerçekleştiren her türlü ortak
değerleri yüzyılların süzgecinden süzüle süzüle kelimelerde sembolleşerek dil
hâzinesine akmaktadır. Böylece dil sosyal yapının ve kültürün aynası olmaktadır.

“Her edebi eser konu edindiği cemiyetin, bedii fikir, duygu, kabul ve
davranışların dünyasını, bir nispet dahilinde yansıtır.” (Tural, 1991:27)

“Dilin milli olmasının bir başka ölçüsü, nesiller arasında bağ kurmasıdır. Dil,
din, gelenekler gibi değerlerle nesilleri birbirine bağlanmayan topluluk, zamanla
millet olmaktan çıkar.” (Ercilasun, 1984:102)

Bu satırlardan da açıkça anlaşılacağı gibi dil, ait olduğu toplumun sahip
olduğu bütün değerleri nesilden nesile aktarmakta ve böylece aradaki kültür bağının
ortaya koymaktadır. Edebi eserler de dili canlı tutan en önemli unsurlardır. Eski
nesiller meydana getirdikleri sözlü ve yazılı eserler sayesinde gelecek nesillere
seslenirler. Yeni nesiller de atalarının hayat tecrübelerine bu eserler sayesinde ulaşır.
Kısacası “Dil, kültürün zaman ve mekân boyutlarında aktarılmasını ve
zenginleştirilmesini sağlayan temel mekanizmadır.” (Güngör, 1991:214)

Ana Dili

Kişi, ait olduğu toplumun bir parçasıdır. Bir çocuk doğduğu ve büyümeye
başladığı çevrede konuşulan dili edinir. Bu dile, “ana dil” denir. Ana dili, genellikle
anne, baba ve yakın aile çevresinden öğrenilir. Daha sonraları ise ilişki kurulan kişi
ve çevredekilerden öğrenilenler ile geliştirilmeye başlanır.

İkinci Dil

İnsanlar, toplumlar ve milletler arasında kişisel, kurumlar arası ve devletler
seviyesinde çeşitli ilişkiler bulunmaktadır. Bilim, siyaset, askerlik, eğitim, turizm,
kültür, sanat, ticaret ve iletişim alanlarındaki bu ilişkilerin sağlıklı olarak
yürütülebilmesi için ana dilden başka milletler arası ortak olan dillerin öğrenilmesi
gerekmektedir. Bir yabancı dil öğrenmek yeni bir insan olmaktır.

“İnsan hangi dili biliyorsa, o yabancı dil ki bu Türkçe de olabilir, artık onun
parçası ve onun değeri haline gelecektir. Dolayısı ile o dilin milletinin kültürünün
sevecek ve övecektir.” (Gülay, 1988:34)

Yabancı Dil Öğrenimi Nedir, Nasıl Olmalıdır?

Yabancı dil öğrenimi, kişinin ana dili dışında başka bir dil ve kültürle
tanışması demektir. Her insan yabancı dil öğrenirken ilk önce kendine psikolojik bir
duvar örer ve zaman zaman da bu yeni dili öğrenemeyeceğini düşünür. Bu yüzden,
yabancı dil öğretilirken her tür sıkıcılık ve zorluktan uzak durulmalıdır. Burada
görev öğretim elemanına düşmektedir. Hiçbir kitap dil öğretimi için tek başına
yeterli değildir.

Yabancılara Türkçe Öğretiminin Tarihî Seyri ve Bugünkü Durumu

Yabancılara Türkçe’nin öğretimi konusunda yazılan ilk eser, Kaşgarlı
Mahmut’un 1072-1074 yılları arasında yazmış olduğu Divânu Lûgati’t-Türk’tür. Bu
eserde Kaşgarlı çok başarılı bir yöntem izlemiştir. Onun izlediği yolun özellikleri
kısaca şöyledir:

1.    Medreselerde yapıldığı gibi önce ve hemen her zaman sadece kural verme
değil, önce çok sayıda örnekten hareket edip kurala ulaşma yolunu izlemiş ve
günümüz yabancı dil öğretiminde benimsenen bir yöntem uygulamıştır.

2.    Dil öğrenmede örneklerin, metinlerin önemini çok iyi fark etmiş, verdiği
çok sayıda örneği günlük hayattan, atasözlerinden, manzum sanat eserlerinden
derlemiştir.

3.    Türkçeyi öğretirken, Türk kültürünü de tanıtma, öğretme amacını gütmüş,
bu konuya özel bir önem vermiştir.

4.    Dil öğretiminde tekrarın önemini çok iyi kavradığından, önceden geçen
bir kuralı gerektiğinde tekrar hatırlatmaktan çekinmemiştir.

5.    İzlediği bu başarılı yöntemleri buluncaya kadar çok çaba harcayan yazar,
iki yıl içinde eserini üç kez yazıp beğenmemiş, nihayet kesin olarak dördüncü defa
yazmıştır. Böylece o, eser yazma konusunda da kendisinden sonra geleceklere
geçerli bir ders vermektedir. (Akyüz, 1989:45-46)

Yabancılara Türkçe öğretiminde ikinci büyük eser, Ali Şir Nevâi’nin
15.yüzyılda yazdığı Muhâkemetü’l-Lûgateyn’dir. Farsça ile Türkçe’nin
karşılaştırıldığı bu eser, Türkçe’de ilk ad bilim ve anlam bilim eseri olarak tarihe
geçmiştir. Kaşgarlı Mahmut ve Ali Şir Nevai’nin Türkçeye hizmetleri çok büyüktür.
Batılı anlamda dil biliminin kurucusudurlar. Yaptıkları çalışmalar Türk eğitim
tarihinde gerek yöntem gerekse içerik bakımından önemli bir yere sahiptir. Bize
düşen görev de, bu yöntem ve teknikleri çağımızın araç-gereçleri ile zenginleştirerek
uygulamaya dönüştürmektir.

Avrupa milletlerinin siyasi ve ekonomik sebeplerle Türkçe’ye önem
verdikleri görülmektedir. Fransa 1699’da her üç yılda bir 6-9 yaşlarındaki
çocuklardan birkaç tanesini Türkçe öğrenmek üzere İstanbul’daki Katolik
papazlarının yanına göndermeye karar vermiştir. Bu çocuklar ileride Osmanlı
devletinde Fransa’nın elçileri ve tercümanları olacaklardı. (Bu çocuklara dil oğlanı
adı verilmiştir.) Fransa’nın Türk diline karşı gösterdiği bu ilgi 18. yüzyılda
Hollanda, İngiltere, Avusturya ve Rusya gibi ülkelere de sıçramıştır.

III. Selim devrinde kurulan Kara Harp Okulunda (1793) öğrencilere hem
Türkçe hem de Batı dilleri öğretilmekteydi.

Yabancılara Türkçe’nin öğretimi 1960’lı yıllarda tekrar önem kazanmıştır.
Kenan Akyüz’ün Yabancılar İçin Türkçe Dersleri Konuşma, Okuma adlı kitabı
(A.Ü, 1965) Hüseyin Aytaç- M. Agâh Önen’in Yabancılar İçin Açıklamalı
Uygulamalı Türkçe adlı kitabı (Ankara., 1969), Sermet Sami Uysal’m Yabancılara
Türkçe Dersleri kitapları (İstanbul, 1979), Kaya Çan’ın Yabancılar İçin Türkçe-
İngilizce Açıklamalı Türkçe Dersleri kitabı (ÖDTÜ, 1981), M. Hengirmen-
N.Koç’un Türkçe Öğreniyoruz adlı kitapları (Ank., 1982), Tahir Nejat Gencan’ın
Yabancı Uyruklu Öğrenciler İçin-Türkçe Öğreniyorum adlı kitabı (İst., 1985), bize
bu konuda önemli adımlar atılmaya başlandığım göstermektedir.

Yabancılara Türkçe öğretimi işini modem anlamda yapan ilk önemli kurum
ise Ankara Üniversitesinde kurulan TÖMER dil öğretim merkezidir. Daha sonra
kurulan Ege TÖMER, Gazi TÖMER ve Bolu İzzet Baysal TÖMER gibi kuruluşlarla
yaygınlaşmaya başlayan yabancılara Türkçe öğretimi işi birtakım özel dershanelerde
de yürütülmektedir. Ankara Üniversitesi TÖMER Ocak 2002’de HİTİT Yabancılar
İçin Türkçe adlı dil öğretim setini uygulamaya koymuştur. Ayrıca 2003 yılında
M.Özbay-F.Temizyürek tarafından yazılan Türkçe Öğreniyoruz-ORHUN adlı eser
TİKA yayını olarak yayımlanmıştır.

Bütün bu çalışmalar doğal olarak yöntem ve teknik tartışmalarını da gündeme
getirmektedir. Bundan sonra yapılması gereken ise bu alanda yeni eserler ortaya
koymak ve Türkçe’nin çok daha yaygın olarak kullanılması için çalışmalara hız
vermektedir.

Basamaklı Kur Sistemi Niçin Gereklidir?

Öğrencilerin belirli bir program dahilinde dil öğrenecekleri dikkate
alındığında, öğrencilerin daha önceden Türkçeyi bilme düzeyleri ve belirli bilgilerin
tam öğrenilmeden yeni bilgilerin verilemeyeceği gerçeğinden yola çıkılmalı ve
basamaklı kur sistemi uygulanmalıdır. Aksi tutumlar hem öğretim elemanını
sıkıntıya sokar hem de öğrencilerin öğrenme güçlüğü yaşamalarına sebep olur.

Diizey Belirleme Sınavının Hazırlanışı ve Uygulanışı

Öğretime başlanmadan önce öğrencilerin dil edinim düzeylerini belirleyici
bir sınav yapılmalıdır. Bu sınavda, dil bilgisini ötçücü test sınavından sonra tahmin
edilen düzeye ilişkin bir kompozisyon yazdırılmah' ve daha sonra da öğrenciyle
konuşarak hangi kurda okursa kendisi için daha yararlı olacağı kendisine
açıklanmalıdır.

İdeal Sınıf Düzeni ve Öğrenci Sayısı

Dil öğretiminde sınıf düzeninin çok büyük bir önemi vardır. ( U ) sistemine
uygun masa ya da kolçaklı sandalyelerle oluşturulmuş sınıflarda öğrencilerin
birbirinin yüzünü göreceği biçimde oturması şarttır. Aynı zamanda bütün öğrenciler
öğretim elemanı ile göz göze olmalıdır. Bu şekilde oluşturulmuş ideal bir eğitim
ortamında öğrenci sayısı 8-14 arası olmalıdır.

Ders Kitabı, Çalışma Kitabı, Sözlükler, Kaset ve CD ’ler

Ders kitabı, çalışma kitabı, kitapla ilgili özel sözlükler, kaset ve cd’ler
yabancılara Türkçe öğretimi alanına yıllarını vermiş olan uzmanlar tarafından
yazılmalı ve çocuklarla yetişkinler için ayrı ayrı setler hazırlanmalıdır. Ders kitabı,
ilk ünitesinden itibaren dört temel beceri diye adlandırılan dinleme-okuma-konuşma
ve yazmaya eşit oranda yer vermelidir. Kitabın ilk bölümlerinde kurgu metinler de
yer almalıdır. Çünkü burada amaç, öğretilecek bilgilerin verileceği metinlerin
olmasıdır. Ders kitabındaki örnek cümleler ile çalışma kitabındaki örnek cümleler
aynı olmamalı, daha çok kelime öğretebilme açısından farklılık göstermelidir.

Yabancılara Türkçe Öğretiminde Temel İlkeler:

a.    Dil Öğretiminin Planlanması

Yabancı bir dil öğretilirken hangi hedef kitleye ne kadar bir süre içerisinde ve
hangi ihtiyaca dayalı olarak öğretimi yapılması gerektiği önceden planlanmalıdır.

b.    Dört Temel Beceriyi Dikkate Alma

Dil öğretiminde dört temel beceri olarak adlandırılan dinleme, okuma,
konuşma ve yazma eğitimin ilk basamağından itibaren birlikte ele alınmalıdır.
Çünkü, iletişimin temeli olan dilin kullanımı sırasında bu dört temel beceriye her an
ihtiyaç duyulmaktadır. Yabancılara Türkçe öğretimi konusunda yazılacak olan ders
kitaplarında bu özelliklere ilk üniteden itibaren
ağırlıklı olarak yer verilmesi şarttır.

c.    Basitten Karmaşığa, Somuttan Soyuta Gitme

Bir yabancıya Türkçe öğretirken öncelikle görebileceği ve çevresiyle ilişki
kurabileceği kelimeler öğretilmelidir. Somut bilgiler öğretilmeden soyut
düşüncelerin kavranılamayacağı gerçeğinden hareketle tümevarıma dayalı bir sistem
içinde Türkçe öğretmeye çalışırken kalıplaşmış diyaloglar ve söz kalıpları
verileceği için tümdengelime de yer verileceği unutulmamalıdır.

ç. Bir Seferde Tek Yapıyı Sunma

Yabancılara Türkçe öğretirken üzerinde durulması gereken en önemli husus
öğrenciye bir dil bilgisi yapısı kavratılmadan yeni bir yapıya geçilmemesi gereğidir.
Aynı anda birden fazla yapıyı öğrenciye kazandırmaya çalışmak, verilmek istenenin
tam anlaşılamamasına ve belirli bir süre geçtikten sonra unutulmasına ya da diğer
yapılarla karıştırılmasına yol açmaktadır. Verilen yapıların iletişimde kullanıldığı
biçimiyle örneklerle desteklenmelidir. Çünkü, uygulaması yapılamayan bilgi, çabuk
unutulacaktır.

d.    Verilen Bilgi ve Örneklerin Hayata Uygunluğu

Yabancılara Türkçe öğretirken verilen bilgilerin ve örneklerin teorik değil
pratikte kullanıldığı gibi olması şarttır. Çünkü, dili öğrenen yabancı, toplum arasına
karıştığında öğrendiklerinin uygulamaya dökebilmeli ve çevresiyle doğru bir iletişim
kurabilmelidir. İletişimden kopuk bir dil öğretimi, öğrenciyi çok çabuk dilden ve
dolayısıyla kültürden uzaklaştıracaktır.

e.    Öğrencileri Aktif Kılma

Dil öğretiminde amaç yaşayarak öğrenmedir. Çünkü, insan duyduklarının
büyük bir bölümünü unutur. Okuduklarının bir kısmını hatırlar, ama yaptıklarını çok
büyük bir oranda hatırlar. Sınıf içi uygulamalarının tamamının öğrenciye dönük ve
dolayısı ile öğrenciyi her an aktif durumda tutacak biçimde olması gerekir. Çünkü,
eğitimde dikkat süresinin 20 dakikayı geçmediği göz önüne alınırsa bu kısa süre
içinde öğrenciyi sıkmadan ona bir şeyler kazandırmak ancak onun katılımı ile
mümkün olabilir.

f Bireysel Farklılıkları Dikkate Alma

Her öğrencinin dil öğrenme ihtiyacı ve kendi fiziki, psiko-sosyal durumu
aynı değildir. Bu sebeple öğrencilerin yaş, eğitim durumu, sosyal konumu ve
Türkçe’yi öğrenme sebebi mutlaka göz önüne alınmalı ve özellikle verilecek
ödevlerde buna dikkat edilmelidir.

g. Görme ve İşitmeye Dayalı Araçlardan Yararlanma

“Teknolojideki başka gelişmeler bir yana, televizyon, bilgisayar ve internet
teknolojilerindeki hızlı gelişmelerle bilgi üretimindeki hızlı artış, yüzyılların eğitim
sistemini her yönüyle sarsmaktadır.” ( Esirgen, 1997: 57 ) İletişim araçlarının çok
öne çıktığı günümüzde dil öğretirken televizyon, video, bilgisayar, tepegöz ve
kasetçalar gibi araçlardan yararlanarak dört temel becerinin daha iyi kavratılacağı,
öğrenilenlerin daha kalıcı olacağı herkes tarafından kabul edilen bir gerçektir. Dilin
iletişimin en temel aracı olduğunu söyleyip iletişim araçlarından yaralanmadan dil
öğretmeye kalkışmak modem dil öğretimi anlayışları ile bağdaşmaz.

Yabancılara Türkçe Öğretiminde Genel İlkeler:

a.    Kullanılan Dilin Öğretilmesi

Yabancılara Türkçe öğretirken yaşayan Türkçe’nin öğretilmesi çok
önemlidir. Aksi takdirde yukarıda da değindiğimiz gibi öğrenciler içine girdikleri
Türk toplumunda öğrendikleri Türkçe ile iletişim kurmakta zorlanacaklardır. Bu da
Türkçe’yi öğretme hedefinden uzak bir tutumdur. Gerek ders kitapları , çalışma
kitapları ve kaset ve cd’lerde gerekse sınıf içi konuşmalarda yapaylıktan uzak
durulmalıdır. Öğretim elemanı yalnızca kendi kullandığı cümleleri değil, toplumun
değişik kesimlerinde kullanılan standart Türkçe’yi öğretmek zorundadır.

b.    Telâffuza Önem Verme

Değişik milletlerden kişilerin Türkçe öğreneceği bir sınıfta en çok üzerinde
durulması gereken konu, Türkçe’yi telâffuz, vurgu ve tonlamaya uygun olarak
öğretmektir. Alfabe öğretilirken verilecek olan örneklerden başlayarak bunun
üzerinde çok önemle durulması gerekir. Buna çok dikkat edilmezse aynı sınıfta
birden fazla söyleyiş biçimiyle karşı karşıya kalınacaktır.

c.    Öğrencilerin Bildiği Kelimelere Dayanarak Yeni Cümleler Kurma

Yabancı dil öğrenen kişilerin henüz anlamını kavrayamadıkları kelimelerle
düşünmesi ve kendini ifade etmesi mümkün değildir. Öğrencilere verilecek metinler
daha önce çeşitli uygulamalarla öğretilen kelimelerden oluşmalı, ancak her metinde
de öğrencinin sezebileceği şekilde birkaç yeni kelime verilmelidir.

ç. Öğrencilere Öğrendiklerini Uygulama İmkânının Verilmesi

Yukarıda da kısaca bahsettiğimiz gibi uygulamaya dönük olmayan dil
öğretimi amacına ulaşamaz. Öğrencilere ders kitabında öğretilenler çalışma
kitaplarında değişik cümleler içerisinde kavratılmalı ve sınıf içinde bireysel ve grup
oyunlarıyla neşeli ve zevkli bir ortam içinde uygulatılmalıdır.

d.    Herkese Eşit Söz Hakkı Tanınması

Dersi her öğrencinin eşit sürede katılımı ile işlemek hem öğrencileri edilgen
öğrenim biçiminden kurtaracak, onları etkin kılacak hem de öğrencinin kafasında
herkesin eşit durumda olduğu yer edecektir.

e.    Öğrencinin Kendini Yazılı ve Sözlü İfade Edebilmesi

Yabancılara Türkçe öğretilirken ilk dersten itibaren konuşma ve yazma
birlikte verilmeli ve öğrenciden de duygu ve düşüncelerini hem yazılı hem de sözlü
olarak ifade etmesi istenmelidir. Ancak, bu şekilde öğretilenler daha kalıcı bir
duruma gelir. Zaten dil öğretiminin amacı da budur.

f Dil ile Birlikte Kültürün Verilmesi

Kelimeler boş semboller değildir. İletişimde yer alan her kelimenin ardında
bir kabuller dünyası yer almaktadır. Bu kabuller, kelimenin ait olduğu toplumun
kültürünün bir parçasıdır. Özellikle deyimler çok iyi öğretilmelidir. Çünkü, günlük
kullanımda deyimlere çok fazla yer vermekteyiz. Yabancı biri, Türkçe’deki
deyimleri iyi kullandığında insanlarla çok daha rahat iletişim kurabilmektedir.
Burada önemli olan, kelimeleri hangi metinlerde ne şekilde kullanacağımızdır.
Yaşantılardan kopuk olarak dil öğretilmeye kalkılırsa o zaman ne dil ne de kültür
tam olarak öğretilebilir. Yabancılara öncelikle insanlığın genel değerleri, ortak
yönleri üzerinde Türkçe öğretmeye başlamak gerekir.

g.    Hem Bireysel Çalışmalara Hem de Grup Çalışmalarına Gereken Ölçüde
Yer Verilmesi

Gerek ders içerisinde gerekse ders dışında verilecek alıştırmalar öncelikle
kendi yapabilecekleri türde olmalı, verilenler bu yolla özümsetilmelidir. Daha sonra
öğrencilere roller dağıtılarak önce ikili sonra daha büyük gruplar hâlinde
dramatizasyon çalışmaları yaptırılmalıdır.

ğ. Dersi Sıkıcı Olmaktan Kurtaracak Çeşitli Uygulamalara Yer Verilmesi

Hem dersi tek düzelikten kurtarmak hem de öğrencilerin yaparak, yaşayarak
dil öğrenmelerini sağlayabilmek için şarkı, şiir, fıkra, tekerleme, bulmaca ve değişik
oyunlardan yararlanmak gerekir. Yabancı dilde unutulmayan şeylerin başında
şarkılar ve tekerlemeler gelmektedir. Ayrıca, 60 oktava kadar müziğin insanı
öğrenmeye daha açık hâle getirdiği gerçeği unutulmamalıdır.

h.    Öğretilmeyenlerin Sorulmaması

Daha önceden belirttiğimiz gibi, öğrencilerin bildiği kelimelere dayanarak
öğretim yapılması gerekmektedir. Dolayısı ile öğrencilere öğretmediğimiz kavram
ve yapıların gerek sınıf içi uygulamalarında gerekse sınavlarda sorulmaması gerekir.
Aksi takdirde bu tutum ölçme ve değerlendirmenin yanlış sonuç vermesine sebep
olacaktır.

ı. Öğrencinin Öğreneceği Kadar Bilgi Verilmesi

Dil Öğretiminin her basamağı belirli bir plâna dayandırılmalıdır. Öğrenciye
ne sıkılacağı kadar az ne de alamayacağı kadar çok bilgi verilmelidir. Burada
unutulmaması gereken en önemli husus, karşımızdaki öğrencilerin yabancı olduğu
ve Türkçe yi çizebildiğimiz sınırlar kadar öğrenebildiğidir.

i.    Öğrencilerin Yaptıkları Yanlışların Anında Düzeltilmesi

Dil öğretiminin ilk basamağından itibaren öğrencilerin yaptıkları yazılı ve
sözlü yanlışları anında düzeltmek gerekir. Yoksa yanlışlar üst üste yığılacak ve
karşımıza büyük bir problem olarak çıkacaktır. Öğrenci bu düzeltmenin kendi iyiliği
için yapıldığını kavradığında daha mutlu olacaktır.

j. Yöntemin Belirlenmesi

Dil öğretiminin belirli bir plâna göre yapılması gerektiğini söylemiştik.
Burada en önemli husus, yöntemin doğru belirlenmesi ve amaca uygun bir dil
eğitiminin verilmesidir. Dil öğretim yöntemlerine genel olarak değindikten sonra
bizce en uygun olan seçmeci yöntemle ilgili bilgileri de verelim.

Dil Öğretim Yöntemleri

a.

Dil Bilgisi - Çeviri Yöntemi

b.

Doğrudan Yöntem

c.

Okuma Yöntemi

Ç-

Kulak - Dil Alışkanlığı Yöntemi

d.

Görme ve İşitmeye Dayalı Yöntem

e.

Bilişsel Yöntem

f

İletişimci Yaklaşım

g-

Seçmeci Yöntem

ğ-

Toplu Fiziksel Tepki*

h.

Sessiz Yol Yöntemi*

ı.

Topluluk ile Dil Öğretimi*

i.

Telkin Yöntemi*

Bu yöntem ve yaklaşımlardan bazıları kendiliğinden, belirli bir dil öğretim
geleneğinin bir sonucu olarak ortaya çıkmış ve uzun yıllar kullanılmıştır. Bazıları
ise, mevcut yöntem ve yaklaşımların yetersizliğinden yola çıkan kişilerin, güncel ya
da moda olan dilbilim akımlarının ve benzeri akımların etkisi ile oluşturdukları
yöntemlerdir. İkinci grupta yer alan yöntemlerden (*) işaretli olanlar, genelde “
alternatif ” yöntem olarak adlandırılmaktadır ve kullanım açısından yaygınlık
kazanmamıştır.

Dil bilgisi çeviri yönteminin özelliği öğrencilere dil bilgisi kalıplarının
önceden verilmesi ve dilin kurallarını öğretme esasıdır. Öğrenci kendi ana dili ile
öğrenim yapacaktır. Bu da aynı ana dile sahip olanlara uygulanabilir, konuşma
önemli değildir.

Doğrudan yöntem 1950’lerde ortaya çıkmış ve zamanına göre çok başarılı
olmuştur. Öğretmen öğrencilere nesneleri göstererek işe başlar. Öğretmen öğrettiği
dilden başkasını kullanmaz. Bu yöntemde tümevarım kullanılmaktadır.

Kulak-dil alışkanlığı yönteminin önemli özelliği, işitme ve söyleneni tekrar
ede ede ezberleyerek benzer cümle kalıpları üretmektir. Bu yöntem öğrencinin
dinleme ve konuşma alışkanlığını geliştirir. Genellikle dil laboratuarlarında öğretim
yapılır.

Bilişsel yöntemde düşünerek öğrenme esası vardır. Telâffuzun üzerinde fazla
durulmaz, dilin kuralları bilinçli olarak öğretilir. Ana dil kullanımı ve çeviriye izin
verilir.

İletişimci yaklaşım öğrencilerin cümle kalıplarını öğrenmeleri yerine
öğrendiklerini sınıfta bulunan gruba aktarabilmelerini esas alır. Diyalog ve grup
çalışmaları önemli yer tutar.

Seçmeci yöntem ise her yöntemin iyi tarafını alıp kullanmaya dayanır.
Mesela, kelime öğretiminde doğrudan yönteme, dil bilgisi kurallarını öğretmede
bilişsel yönteme, konuşma ve dinleme alışkanlığını kazandırmada kulak-dil
alışkanlığı ve İletişimci yönteme ağırlık verilebilir.

Seçmeci yöntemin önemli özellikleri şunlardır:

•    Dil öğretimi hayata dönük olmalıdır.

•    Öğrenilen dilden başka dil kullanılmamalıdır.

•    Çeviri, dili yeni öğrenenler için faydalı değildir.

•    Mekanik tekrarlar yerine anlamlı ve iletişime dönük alıştırmalara yer
verilmelidir.

•    Bir yapı tam öğretilmeden yeni bir yapıya geçilmemelidir.

•    Okuma ve yazma becerilerinin gelişmesine de hemen başlanmalıdır.

•    Kelime öğretimine hemen başlanmalı ve yavaş yavaş cümle içerisinde
kullanmaları öğretimine geçilmelidir.

•    Öğrencilerde dili öğrenme arzusu uyandırılmalıdır.

•    Öğretim basitten zora, somuttan soyuta doğru olmalıdır.

•    Öğrenciler arasındaki farklar unutulmamalıdır.

Dil Öğretim Tekniklerinin Yabancılara Türkçenin Öğretiminde Kullanımı

a.    Grupla Öğretim Teknikleri

-    Beyin Fırtınası (Brain Storming)

-    Gösteri (Demonstration)

-    Soru / Cevap (Question and Answer)

-    Drama ve Rol Yapma (Drama and Role-Play)

-    Benzetim (Simulation)

-    İkili Çalışmalar ve Grup Çalışmaları (Pair-Work and Group Work)

-    Mikro Öğretim (Micro Teaching)

-    Eğitsel Oyunlar (Educational Games)

b.    Bireysel Öğretim Teknikleri

-    Bireyselleştirilmiş Öğretim (Individualized Instruction)

-    Programlı Öğretim (Programmed Instruction)

-    Bilgisayar Destekli Öğretim (Computer-Assisted Instruction) ( Demirel,
1996 : 55 )

k. Sözcük Öğretimi

Sözcük öğretiminde kullanılabilecek rol yapma, drama ve gösteri teknikleri,
zekâ türlerinin özelliklerine hitap eden öğretim teknikleridir. Çünkü,' değişik zekâ
alanlarına sahip olan öğrenciler, belli sözcüklerin öğretilmesini amaçlayarak
hazırlanmış küçük piyesleri veya skeçleri izlemekten hoşlanırlar. Ayrıca, aşağıdaki
uygulamalardan da sözcük öğretiminde yaralanmak gerekir.

•    Resimlerden yararlanma

•    Resimli veya karikatürlü hikâyeler oluşturma

•    Kısa metrajlı filmler

•    Pandomim filmleri

•    Bilmece ve bulmacalar

•    Eş ve zıt anlamlı kelime bulma yarışmaları vb.

I. Materyal Hazırlama ve Ölçütleri

-    Okuma / Anlama

-    Dinleme / Anlama

-    Yazılı Anlatım

-    Sözlü Anlatım

-    Dil Bilgisi

-    Dikte

Bu materyallerin her birinin kaç kelimeden oluşacağı, hangi tür soruların
sorulması gerektiği ve gerek sınıf içi gerekse sınav için hazırlanacak bu materyaller
öğrencilerin Türkçe bilgi düzeylerine göre ayarlanmalıdır. Okuma-anlama için
oluşturulacak metin altı soruları ile dinleme-anlama için oluşturulacak soru çeşitleri,
sayıları aynı olmayacaktır. Önemli olan hazırlanan materyalin hangi amaca yönelik
olduğunun doğru belirlenmesidir.

m. Sınav Sorusu Hazırlama ve Değerlendirme

-    Soru Hazırlama Ölçütleri

-    Değerlendirme Ölçütleri

Sorular hazırlanırken paragraf, çoktan seçmeli, doğru-yanlış, boşluk
doldurma, yeni cümle kurma gibi değişik yönlerden ele alınmalı ve kur içerisinde
öğrenciye verilen bilgilerin önemine göre soru çeşitleri dikkate alınmalı ve
değerlendirme buna göre yapılmalıdır.

n. Ders İşleme Tekniği ve Dil Bilgisi Sıralamasının Önemi

Türkçe’yi bilmeyen kişilere öğretim yapılacağı hiçbir zaman akıldan
çıkarılmamalı ve bilgiler, birbirini tamamlayıcı bir biçimde ve önceden çok iyi
belirlenmiş bir plân dahilinde öğrenciye sunulmalıdır. Aşağıda temel düzey için
izlenecek yol çıkarılmıştır. Ayrıca, orta ve yüksek düzey için de bir yol haritası
vardır.

( Temel Düzey )

•    Tanışma Diyalogu

•    Alfabe (Ünlü / Ünsüz Sesler)

•    Bu ne ?

•    Bu Kim ?

•    mi ? / değil

•    Bulunma durumu : - DA

•    var / yok

•    Şimdiki zaman : -yor

•    Ad durum ekleri

•    -dan önce / -dan sonra

•    İyelik ekleri

•    -mak istemek

•    ile bağlacı / -lı / -sız / -lık ekleri

•    Saatler

•    İmek eylemi

•    Emir / İstek Kipleri

•    Belirli geçmiş zaman : - DI

•    Ad cümlelerinde belirli geçmiş

•    -daki / -ki ekleri

•    Gelecek zaman : -AcAk

•    Belirsiz geçmiş zaman : mlş

•    Ad cümlelerinde belirli geçmiş

•    diye sormak / -cA / -A göre

•    Geniş zaman : -(I / A) r

•    Adlaştırma / Dolaylı Anlatım (Emir kipi)

•    Mastar ekleri : -mA / -mAk / -İş

•    -Ip / -mAdAn

•    -mAdAn önce / -DlktAn sonra

•    -mAk için / -mAk üzere / -mAktA

o. Destekleyici Hikâye Kitapları (Düzeylere Uyarlanmış )

Dil öğrenimi süreklilik ister. Bu sebeple, dünyada dil öğreten ciddî kurumlar
öğrencilerinin düzeylerine göre oluşturulmuş destekleyici kitaplar yayımlar.
Genellikle hikâye ağırlıklı bu kitapların dışında bir de klâsik olmuş eserler,
öğrencilerin dil öğrenim düzeylerine göre uyarlanarak yayımlanır. Yabancılara
Türkçe öğretimi sırasında öğrencilere tavsiye edilecek bu çeşit kitaplara ihtiyaç
vardır. Bunu da ancak yabancılara Türkçe öğretimi işinde uzmanlaşmış kişiler
yapabilir.

Sonuç:

Dil öğretimi, belirli ilkeler ışığında yapılmalıdır.Yabancılara Türkçe
öğretimi, Türkçe ve Türk kültürünün yaygınlaşması ve yaşatılması açısından büyük
bir öneme sahiptir.Bu alanın ayrı bir disiplin olduğu unutulmamalı ve bu konuda
uzman öğretim elemanlarının yetiştirilmesine de çok büyük önem verilmeli¬
dir. Yabancılara Türkçe öğretiminde çok önemli olan temel ve genel ilkelerin her biri
ayrı bir dikkat ve titizlik gerektirmektedir.Bu ilkelere bağlı kalınarak seçilecek
yöntem ve kullanılacak teknikler belirlenmeli ve ders ortamındaki uygulamalarda
bunlar göz önüne alınmalıdır.

Kaynakça

Aksan, Doğan ,1979. Her Yönüyle Dil Ana Çizgileriyle Dilbilim, TDK Yay.,
Ankara, s. 13.

Akyüz, Yahya , 1989. Türk Eğitim Tarihi, Ankara, s.45-46.

Demirel, Özcan , 1996. Genel Öğretim Yöntemleri, USEM Yay., Ankara, s.55
Ercilasun, A.Bican , 1984. Dilde Birlik, Cönk Yay., İstanbul, s.102.

Ergin, Muharrem , 1989. Türk Dil Bilgisi, Bayrak Yay., İstanbul, s.3.

Esirgen, Ruhi, 1997. “Eğitim Sorunlarının Çözümünde Teknolojiden Yararlanma”,
Eğitim Reformunun Temel İlkeleri, Dünya’da ve Türkiye’de Zorunlu Eğitim ,
Sempozyum 22-23 Ekim 1997, A.Ü.Eğitim
Bilimleri Fakültesi ve TÖMER Dil Öğretim Merkezi, s.57

Gülay, Naki , 1988. “Yabancılara Türkçe Öğretiminin Politik Önemi”, Dünyada
Türkçe Öğretimi der., AÜ.TÖMER Yay., s.34-36.

Güngör, Nevin , 1991. Kültür-Eğitim-Dil Üzerine Görüşleri ile Z.Fahri Fındıkoğlu,
Kültür Bakanlığı Yay., Ankara, s.214.

Tural, Sadık K., 1991. Zamanın Elinden Tutmak, Ecdad Yay., Ankara, s.27.