Çukurova'da Salavatçılık Geleneği ve
Âşıkların
Pehlivan Salavatlamaları
Prof. Dr. Erman Artun
Çukurova Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi
Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Öğretim Üyesi.
İnsan topluluklarını millet yapan kültür
ögelerinden biri de spordur. Spor, kişisel
olduğu kadar sosyal bir olaydır (Güven
1999:7). İnsanlık, eğitim, inanma, bilimsel
araştırma, sanat, felsefe, savaş gibi
fenomenleri kendi kültürü içinde
kurumlaştırır. Spor da bu kurumlaşma
içerisinde gereken yeri almıştır (Ayan
1994:296-305). Güreş, atalarımızın yüzyıllar
öncesinden bize miras bıraktığı, zengin
kültürümüzde çok önemli yeri olan bir spor
dalıdır. Tarih boyunca Türkler er meydanında
güreş tutmayı bir kahramanlık ve yiğitlik
sembolü saymıştır.
Savaşların
beden gücüne dayandığı çağlarda spor, savaşa hazırlık
dönemi oluşturmaktaydı. Türkler de bu dönemlerde savaşa
yönelik işlevleri olan sporları yapmışlar ve
desteklemişlerdir (Erkal 1986:7). Tarihin ilk çağlarından
itibaren Türklerin şölenlerinde güreş tutmak bir töre
halini almıştı. Güreş Türklerin Orta Asya’dan göç
etmelerinden sonra, batıya yayıldı. Türklerin milli güreşi
“karakucak”tı. Osmanlı İmparatorluğu döneminde güreşe
büyük önem verildi. İmparatorluğun çeşitli yerlerinde,
birer güreş okulu sayılabilecek pehlivan tekkeleri
kuruldu. Bursa’nın fethinden sonra Orhan Bey’in eşi
Nilüfer Hatun Bursa’da pehlivanların güreşmesi için,
Pınarbaşı Meydanı’nı vakfetmiştir, ilk güreşçi tekkesi
buradadır (Evliya Çelebi :6). Ayrıca çeşitli kaynaklarda
pehlivan tekkelerinde pehlivanların yetişmesi ve güreş
kültürüyle ilgili değerli bilgiler bulunmaktadır (Torun
1998:92).
Bireyleri bir
araya getiren semboller, yapılan merasimler ve ritüeller,
toplumda bireyler arasındaki bağları güçlendirip ortaklığı
pekiştirdiği gibi, spor geleneği aracılığıyla
geleneklerini sürdürmesine, inançların tazelenmesine,
değer yargılarının, törelerin kökleşmesine yardım ederek
toplumu canlı bir biçimde ayakta tutar (Ant 1982:6).
Eski Türklerde
baharın gelişi en önemli olaylardan biriydi. Yılbaşıları
da baharla birlikte yaşarlardı. Türk boylarında güreş
bahar görüntülerinden biriydi. Ayrıca sonbaharda da
güreşler düzenlenirdi (Alpman 1972:28-34). Güreşlerde dini
törenlerden izler vardır. Güreşlerin cuma günü başlaması,
varsa pehlivanlar mezarlığına gidilmesi, gelmiş geçmiş
pehlivanların ruhlarına hatim indirilmesi, duaların
okunması dinsel içeriklidir. Ayrıca güreş duaları olan
salavatlamalarda kutsal adlar geçer, inanca yönelik
pratikler uygulanır (Güven 1999:73).
Türkmenler
arasında düğün, doğum veya yeni bir çadırın kurulması
dolayısıyla yapılan şenliklerde güreş yapılır. Topluluğun
en yaşlısı hakem olarak görev yapar (Akdemir 1986:75).
Kırkpınar güreşlerinin Hızır-İlyas kültüyle ilişkisi
vardır. Kırkpınar güreşleri 1940 yılına kadar hıdrellezden
üç gün önce yapılırdı. Türklerin baharı ve yazı karşılama
şenliklerindeki güreşler İslami renge bürünerek
Hızır-İlyas kültüyle anılmıştır (Aksakal 1990:50).
Meydan
güreşlerinde, pehlivanları halka tanıtan, güreş başlamadan
dua okuyup meydana süren kişilere “cazgır”, “meydan
şeyhi”, “tellal” gibi adlar verilir. Cazgır güreşe çıkan
pehlivanları önüne aldıktan sonra seyircilere yüksek sesle
onların adlarını, sanlarını, maharetlerini, ünlü güreş
oyunlarını anlatarak tanıtır. Bundan sonra salavatlama adı
verilen pehlivan duasını okur. Bir örnek verelim.
Salavatlama ( anonim
)
Allah, Allah
İllallah
Hayırlar
gele İnşallah
Pirimiz
Hamza Pehlivan
Aslımız,
neslimiz, pehlivan
Vur sarmayı,
kündeden at
Gönder
Muhammed’e salavat
Seğirttim
gittim pınara
Allah
ikinizin de işin onara
Tarihi
Kırkpınar güreşlerinde Edirne Ayşe Kadın Camii eski
imamlarından cazgır Sadık Hoca’nın okuduğu pehlivan
dualarından biri şöyledir.
Salavatlama
Allah, Allah
İllallah
Erler çıktı
meydane
Biri birinden
merdane
Biri ak,
biri kara
Mevla’m her
birine kuvvet vere
Bu meydan er
meydanıdır
Nice koç
yiğitler
Bu meydandan
geçti
Acı tatlı
suyun içti, göçtü
Atlar gibi
tepişin
Aslanlar
gibi kapışın
Ya Muhammet,
ya Ali
Pehlivanlar
piri, Hz. Hamza Veli
Dellal
çıksın aradan
Hepinize
kuvvet versin Yaradan Cazgır Sadık Hoca
Cazgır bu
salavatlamadan sonra pehlivanları er meydanına salar
(Larousse 1969:826). Cazgır bütün güreşçileri yakından
tanır, pehlivanların yaptığı bütün eski güreşleri bilir,
eşleştirdiği pehlivanların dualarını okurken pehlivanların
kuvvetli yönlerini söyleyerek, hasmını uyarır, öğüt verir.
Cazgır, pehlivanları beden gücünden çok akıl gücüne
güvenmeğe çağırır (Kahraman 1989:171). Cazgır,
pehlivanları motive eder; pirlerin onurlandırdığı, Allah
ve mitsel atalar tarafından değer ve normların dile
getirilerek bir anlam kazandırıldığı sözler pehlivanları
motive eder.
Toplumsal
miras olan güreş geleneğini yaşatan, koruyan güreşçiler
kültür taşıyıcılarıdır (Güven 1999:87). Cazgırlar
genellikle eski ünlü pehlivanlardandır. Güreş başlamadan
önce vakur bir şekilde ağır ağır yürüyerek meydanın tam
ortasına gelir. Eşleştirdiği pehlivanları yanına çağırır,
yönlerini kıbleye çevirir. Elini her ikisinin sırtlarına
vurarak rukua varır gibi eğilip ellerini diz kapaklarına
koymalarını söyler, iki pehlivanın arkalarında durur, sağ
elini sağdakinin sırtına, sol elini soldakinin sırtına
vurur. Cazgır salavatlamalar okuduktan sonra pehlivanları
er meydanına salar. Pehlivanlar davul zurnalar eşliğinde
önce peşrev yapıp güreşe başlarlar.
Osmanlı
döneminde cazgırlara “güreş dellalı”, “güreş duahanı”,
“güreş salavatçısı” adı da verilirdi. Günümüzde cazgırlar
arasında yetenekli olanlar vardır. Bu gün ülkemizde üç
yüze yakın cazgır vardır. On cazgır dışında kalan
cazgırlar öteden beri söylenilmekte olan pehlivan
dualarını okumakta, karadüzen konuşmaktadırlar. Kırkpınar
güreşleri ve diğer yağlı güreşlerin en önde gelen baş
cazgırları Şükrü Kayabaşı, Mustafa Bursalı ve Koca
Osman’dır. Âşık İmami Türk Güreş Federasyonunun baş
cazgırlarından olup Türkiye’nin her yerindeki yağlı ve
karakucak güreşlerine davet edilmektedir.
Çukurova’da
Salavatçılık Geleneği:
Güreşin çeşitli
dalları vardır. Bunlardan bazıları Kırkpınar’da ve
Türkiye’nin çeşitli yerlerinde yapılan yağlı güreşler;
Çukurova, Mersin yaylaları, Toros Dağları’nın eteklerinde,
Kahramanmaraş vb. yerlerde yapılan karakucak(çimen)
güreşleridir. Aba ve aşırtmalı aba güreşleri Hatay,
Gaziantep, Şanlıurfa yörelerinde yapılmaktadır. Kısa
şalvar güreşleri ise Kahramanmaraş’ın ve Ahır Dağları’nın
eteklerinin bir bölümünde yapılmaktadır.
Yöresel
güreşler arasında karakucak güreşleri köklü bir geleneğe
sahip, kendine özgü güreşme biçimleri ve kuralları olan;
düğünlerde, harman yerlerinde, şenliklerde, özel günlerde
yapılan bir spor dalıdır. Karakucak güreşleri, en çok
düğünlerde yapılır, eskiden güreşsiz, çalgısız düğün,
düğün sayılmazdı. Güreş, gelinin babasının evinden alınıp,
damadın evine getirildikten sonra başlar, düğün yapan ev
zenginse perşembe günü başlayan düğün ve güreş cuma günü
de devam ederdi.
Düğünlerin
dışında ”cuma güreşleri” adı altında mahallelerde
karakucak güreşleri yapılırdı. Bu güreşler “meydancı”
gözetiminde yapılırdı. Ayaklarına “pırpıt” denen kıldan
dokunmuş kispet giyen güreşçilerden galip gelenlerine
deve, koç vd. canlı hayvan, kumaş, çeyizlik havlu vb.
hediyelik eşya verilirdi. Kumaş, giysi gibi hediyeler,
”askı” adı verilen sırığa asılır, sırık herkesin göreceği
yere dikilir veya gezdirilirdi. Çukurova’da Karakucak
güreşlerini İsmet Atlı şöyle anlatıyor:
“Karakucak
güreşleri günümüzde unutulmak üzeredir. Kırk elli yıl önce
Çukurova’da çok yaygındı. Tanınmış pehlivanların keçi
kılından örme kispetleri vardı. Bunlar yağlı güreş
güreşçilerinin kullandığı tosun derisinden imal edilen
kispetlerden daha sağlam ve savunmaya elverişliydi. Daha
sonra bu donların yerini çadır bezinden dikilenler aldı.
Bizim güreş tuttuğumuz yıllarda salavatçılık görevini
siyahi Cazgır Şaban yapardı. Yakın zamana kadar da Yüreğir
köylerinden Yörük asıllı Koca Ekrem cazgırlık yapmaktaydı.
Cazgır Koca Ekrem “Orta Asya’dan kopup gelen aslına” diye
başlar, ordumuza, devletimize övgülerle salavatlamalar
söylerdi.
Geleneksel
güreşler duayla başlar. Bu duaları, Kırkpınar’da ve yağlı
güreşlerde cazgır adı verilen görevliler, Çukurova ve
Anadolu karakucak güreşlerinde salavatçılar yaparlar. Biz
güreşçiler, güreş meydanlarında peşrevden önce üç İhlas,
bir Fatiha okuduktan sonra güreşe başlardık.
Şampiyonluktan sonra da şükür namazı kılardık. Kozan
yöresi karakucak güreşlerinde eşraftan İsmail Kütük,
Pehlivan Ali Atlı, Patlağınoğlu Celal Dişiçürük, Kemal
Kara, Emişinoğlu Mehmet Danacı, Ali Pehlivan gibi
merhumlar, Yüreğir Ovası çiftçilerinden pehlivan
arkadaşımız Koca Ekrem ücret almadan salavatcılık
yapmaktaydılar. Bizim karakucak meydanlarına da
soyunduğumuz yıllarda ise siyahi Arap Hamit, Çolak Remzi,
Saygeçitli Pehlivan Topal Mehmet vardı. Günümüzde ise
Türkiye’nin en yetenekli cazgırlarından Âşık İmami
Türkiye’nin her yerinde hem yağlıda, hem de karakucakta
başarıyla cazgırlık yapmaktadır. Pehlivan dualarının
çeşitleri vardır ama hepsinde de “Allah Allah
İllallah,Peygamberimize salavat, iki yiğit çıkmış meydane
biri birinden merdane” diyerek başlanır” (Atlı 2000:24).
Bir salavatlama örneği verelim.
Salavatlama
İki yiğit
çıkmış meydane
Biri
birinden merdane
Küçüğüm diye
yerinme
Büyüğüm diye
kurulma
Ana çeker
zahmeti
Baba bilmez
kıymeti
Engürü’de er
yatır
Elinde kanlı
satır
Kaptırma
bacak
Kaparsan
bacak
Vur yarım
sarma
Kaldırma
yerden Salavatçı Ali Atlı Pehlivan
İsmet Atlı
konuyla ilgili şu bilgileri de eklemektedir:
“Çukurova
salavatlamaları diğer bölgelere göre başkalık arz eder.
Davul zurnalar güreş boyunca “Sivaslı Sicimoğlu, Köroğlu,
hareketli Göksun Bey ve Kozanoğlu” havaları çalar. Eski
karakucakçıların bir kısmı şimdi aşıklık yapmaktadır. İlk
akla gelenler Buruklu Âşık Kul Mustafa, Âşık İmami,
Kadirlili Âşık Adil Özkale’dir Ayrıca aşıklar pehlivanlar
hakkında güzel salavatlamalar ve yiğitlemeler
yazmışlardır. Çocukluğumuzda Sivaslı Sicimoğlu Halil
Pehlivan, Adanalı Zanapalı Hanifi, Kahramanmaraşlı Haydar
Bey adındaki pehlivanlar için yakılan ağıtları dinlerdik”
Çukurova
salavatlama geleneği araştırmasında bilgisine baş
vurduğumuz Âşık İmami geleneği şöyle anlatıyor: “Cazgır
kelime anlamıyla güreş meydanında güreşlerin töreye,
kurallara uygun yapılmasını sağlayan kişidir. Türk güreş
tarihinde Orta Asya’dan günümüze kadar yapıla gelen aba,
aba aşırtmalı, kısa şalvar, çengel karakucak ve yağlı
güreşlerde cazgır vardır. Geleneksel atlı ciritte,
havullarda, düğün, bayram günlerinde, geceleri oynanan
sinsinlerde ve diğer oyunlarda olduğu gibi her tür güreşte
müzik, şiir, destan vardır. Osmanlı döneminde askerimiz
mehteran bölüğüyle marşlarla davul ve kös sesleriyle bir
şenliğe gider gibi giderdi.
Geleneksel
güreşlerin hepsinde davul zurnalar kahramanlık havaları
çalarlar, salavatçılar milli kıyafetleriyle dini, milli
hamasi destanlar okurlar, atasözlerini sıralarlar.
Geleneksel güreşlerde salavatçıların önemli bir yeri
vardır. Salavatçı karakucak ve yağlı güreşlerde
pehlivanları önüne alarak dualar ve coşturucu sözlerle
onları seyircilere tanıtır, durmadan konuşur, güreş
başlamadan önce vakur bir tavırla ağır ağır yürüyerek
meydanın ortasına gelir. Salavatçılığı güreş yapmayanlar
da yapabilir. Salavatçılar Çukurova ve havalisinde yapılan
karakucak ve aba güreşlerinde “salavatçı”, “duacı”,
“okuyucu”, “meydancı”, “peşrevci” olarak da adlandırılır”.
Âşık İmami
geleneği anlatmayı sürdürüyor: “Salavatçının meydana çıkan
güreşçilerin güç ve kuvvet durumunu iyi bilmesi ve
güreşleri izleyen önde gelen kişileri tanıması şarttır.
Salavatçı, pehlivanların ünlü oyunlarını sıralar, önde
gelen izleyicileri seyircilere tanıtarak güreşlere ilgi
çeker. Salavatçılar gür ve davudi sese sahip olmalı,
heceli, vezinli ve serbest vezinli olmak üzere aşık
diliyle birbirine bağlayarak belli bir ahenk içinde
konuşmalıdır. Çukurova’da salavatçılar, genellikle kendi
tekerlemelerinden çok atasözleri, aşıkların usta malı
şiirlerinden örnekleri veya bölümleri okuyarak
pehlivanları salavatlarlar”.
Salavatçıların
başpehlivanlık güreşlerinin ilk başlama turunda ve final
güreşlerinde onlarla birlikte peşrev çekmesi adettendir.
Pehlivanların peşrevi ısınma hareketleridir. Pehlivanlar
toplu peşrev yapınca, kıbleye doğru dönerek temennada
bulunurlar. Bu temenna Allah’a duadır. Pehlivanların diz
çöküp yerden çimen alıp yüzüne sürmesi Allah’tan başarı
dilemektir. Kol bağlayıp kol sallamak rakip pehlivanın
gücünü ölçmektir. Davul ve zurnacılar cenk ve pehlivan
havalarıyla pehlivanları ve seyircileri coşturur.
Pehlivanlardan biri yenici oyun yaptığı zaman davul zurna
hızlanır.
Salavatçı Âşık
İmami geleneği anlatmasını sürdürerek: “Salavatçılar,
güreşlerde yapılacak belli başlı güreş oyunlarının
adlarını çok iyi bilmek zorundadır. Pehlivan
salavatlamalarında güreşçilerin ünlü oyunları da
sıralanır. Güreş oyunlarından birkaç örnek verelim. “tek
dalma, çift dalma, tek kol, Maraş çangalı (çengel), sarma,
kirpit, yanbaş, kıle, kemane(yağlı güreş), ters sarma
(yağlı güreş), paça kasnak(yağlı güreş), dombalak, göğüs
çaprazı, künde, bel kündesi, kaz kanadı, domuz
boyunduruğu, dana bağı, elense, kafa kol, bağda atma, yan
bağda, çırpma, supleks vd. “.
Salavatçı,
giysi olarak yerel kıyafetler giymelidir, başında egale,
bacağında cepken şalvarı, yeleği ve beline doladığı
poşusu, yöresel dokunmuş çorapları, yerel ayakkabıları
olmalıdır. Eski deyimleri, salavatçılık dualarını bildiği
gibi doğmaca tekerlemeler, maniler, dörtlükler
söyleyebilmelidir.
Cazgırlar
pehlivanları dualadıktan sonra şu seslenişle pehlivanları
er meydanına salarlar. “Allah, Allah İllallah, Muhammed’in
Resulullah, bu baş pehlivanlara hep beraber alkışlarla
diyelim Maşallah. Vur davulcu Köroğlu’nu”.
Salavatlama (
anonim )
Pehlivan,
pehlivan
Gökten iner
kartal
Pehlivan
öyle olmalı ki
Kaldırınca
Mehmet Ağa’nın
Tarlasındaki
pamuk haralını tartar
Bir para,
iki para
Biri ak,
biri kara
Sağındaki
pehlivan
Hasmın
çengeli takınca
Kendine
yatacak yer ara
Çiçeği
burnunda gelinler
Dokusun
kispetinizi
Kızlar
silsin ipek mendille
Terinizi,
yüzünüzü
Alta düştüm
diye yerinme
Üste çıktım
diye sevinme
Üste
çıkarsan apış
Alta
düşersen yapış
Hz.
Hamza’dır piriniz
Yıkılıp
yıkmaktır arınız
Elbet
yıkacaktır, birinizi biriniz
Allah, Allah
İllallah
Muhammed’in
Resulallah
Bu yiğitlere
alkışlarla
Diyelim
Maşallah
Vur davulcu
Köroğlu’nu
Adı
unutulan çok eski bir salavatçının salavatlaması da
şöyledir:
Salavatlama
( anonim )
Pehlivan
Pehlivan
Bu sene
ağamızın parası yoktur
Amma sizlere
vereceği şeyler çoktur
Ağamızın
dört bir yanı bahçedir, bardır
Bahçesinde
türlü türlü meyvesi vardır
Orta
pehlivana bir harar havut
Başaltı
pehlivanına bir heybe armut
Baş
pehlivana bir çuval harnub
Allah Allah
İllallah
Muhammed’in
Resûlullah
Salavatlama
(anonim)
Pehlivan,
pehlivan
Aslın
pehlivan , neslin pehlivan
Hazreti
Hamza’dır piriniz
Yıkılıp
yıkmaktır arımız
Bir gün sen
de yıkılırsın
Bir gün sen
de yıkarsın
Elbet
yıkacaktır birinizi biriniz
Gökten iner
kartal
Kanatları
yeri göğü yırtar
Alta düştüm
diye yerinme
Üste çıktım
diye sevinme
Üste
çıkarsan apış
Alta
düşersen yapış
At kündeyi
vur sarmayı
Allah, Allah
İllallah
Muhammedin
Resulullah
Bu yiğitlere
alkışlarla
Hep beraber
diyelim Maşallâh
Salavatlama
(anonim )
Allah Allah
İllallah
Diyelim
Maşallah
İki yiğit çıktı
meydane
Birbirinden
merdane
Dinleyin ağalar
sözümü
Pehlivanlar yer
batmanla üzümü
El paçada, diz
yerde
Güreşelim düz
yerde
Elini tersten
takar
Evini başına
yıkar
Hasmın
karıncaysa hor bakma
Yiğitsen
meydandan çıkma
Karşıdan
gelir kır at
Kanatları
kat kat
Verelim
Peygambere salavat
Sallallahu
ala Muhammet
Salavatlama (anonim )
Allah, Allah,
İllallah
Sekiz Türk
aslanı çıktı meydane
Birbirinden
merdane
Alta düştüm
diye yerinme
Üste çıktım
diye sevinme
Çapraz
gireyim deme yan baş atar,
Pehlivan ,
düşünme güven Allah’ına
Daima dua et
milletine, üstadına
Dünyaya
geldik ayrı ayrı anadan
Kimimiz
Rumeli’den
Kimimiz
Anadolu’dan
Dünyaya
geldik ayrı ayrı
Anadan her
birimiz
Pehlivanlar,
biliniz
Hazret-i
Hamza’dır
Üstadımız ,
pirimiz
Pehlivan,
pehlivan
Allah’ına
güvenerek gir meydane
Çetin ol,
metin ol, güreş merdane,
Kırım’dan
gelir Tatar
Tozu dumana
katar
Hasmın kaparsa
kündeyi
Manda olsa
atar
Söğüt
dalından odun olmaz
Her yiğitten
pehlivan olmaz
Karşı ki
dağdan aldım rengini,
Araya araya
buldum
Hepinizin
dengini
At gibi
yarışın
Koç gibi
tokuşun,
Koyun gibi
meleşin
Kardeş gibi
güreşin
Biri ak biri
kara
Hazret-i
Hamza çıktı nura
Ben
çıkıyorum aradan
Allah
sizleri kayıra
Çukurova’nın
Eski Ünlü Salavatçıları
Yazılı
kaynaklarda bulunmayan Çukurova’nın eski salavatçılarını
İsmet Atlı şöyle anlatıyor:
Arap Hamit
Zenci bir
salavatçıydı, tiz bir sesi vardı. Bütün pehlivanların
adlarını, güçlerini, oyunlarını, hatta soyunu bilir ve
ilan ederdi. Genellikle “Oğlan dayıya, kız halaya çeker”
diye başlardı. Kendini yabancı bir memlekette yabancı
hissetmemiş, Türk geleneklerine seve seve hizmet etmiş,
çevresinden de saygı görmüştür. Garip, yiğit bir adam olan
Arap Hamit geçimini cazgırlıktan sağlamıştır. Ondan bir
salavatlama örneği verelim:
Salavatlama
Pehlivan
pehlivan
Bir para iki
para
Yıkılacağını
aklın keserse
Yatacağın yerin
ara
Gökten iner
kartal
Kanatları yeri
göğü tartar
Buna Celal
İnceler Pehlivan derler
Alırsa kündeye
hasmı manda olsa atar Adanalı Salavatçı Arap Hamit
Salavatçı
Feriziyeli Koca Ekrem
Boyu bosu
yerinde dev gibi bir adamdır. Çiftçilikle uğraşmaktadır.
Zamanında güreşmiştir. Salavatçılığı da zevk için
yapmaktadır. Güreşçileri salavatlarken kasketini eline
alarak bir flama gibi sallaması onun en önemli
özelliğidir. Yörük olan koca Ekrem salavatlarına Orta
Asya’dan başlar, Dede Korkut’la sürdürür, hamasi destanlar
okur.
Salavatçı Çolak
Remzi
1950-1970
yılları arasında düzenlenen güreşlere davet edilirdi. Kaza
sonucu bir kolunu kaybetmiş bu yüzden bu lakabı almıştır.
Tiz bir sesi vardı ve çoğu zaman yeneni, yenileni hakemden
önce ilan ederdi. Baş pehlivanlar kadar sevilirdi. Bir
salavatlamasını verelim:
Salavatlama
Pehlivan,
pehlivan
Yiğitte deliye
pehlivan derler
Atın delisine
rahvan derler
Pehlivan,
pehlivan
Eğer güreşmeğe
yüreğin varsa
İşte bu meydana
Er meydanı
derler
Sağdaki
pehlivan
Kuvveti acı mı
acı
Azrail’den alır
baçı
Aslını sorarsan
Yörük
Soysalılı Buhur
Hacı
Soldaki
pehlivan
Bunun aslı
Gerdan köylü
Halis Türkmen
asil soylu
Buna Dişiçürük
derler
Bakın ulu çınar
boylu Salavatçı Çolak Remzi
Salavatçı Mulla
Ahmet Kütük
Eşraftan bir
kişi olan Mulla Ahmet, geniş bir aileye sahiptir ve hali
vakti yerinde bir kişidir. Kendisi uzun boylu, iri yarı
zamanında güreşle uğraşmış biridir. Kozan ve Kadirli’nin
köylerinde, düğünlerinde, bayramlarında düzenlenen
güreşlerde salavatçılık yapmıştır. Bir salavatlamasını
verelim:
Salavatlama
Pehlivan,
pehlivan yiğit pehlivan
Bir ala, bir
kara
Pehlivanlar
sıra sıra
Topuz Pehlivan,
Topuz Pehlivan
Rakibine verme
aman
Rakibin Nimet
Sakallı
Güçlüdür, gayet
yaman
Takarsa sana
çengeli
Meydan olur
toz duman
Allah Allah
İllallah
Muhammed’in
Resulullah Salavatçı Mulla Ahmet
Salavatlamalarda Dil ve Anlatım:
Aşıklar
salavatçılık yaparken salavatlama söylediklerinde
duygularını doğaçlama dile getirdikleri için kelime seçimi
için zaman dardır, geleneğin sunduğu hazır kalıp
söyleyişlerden atasözlerinden ve deyimlerden
yararlanırlar. Salavatlamalarda kullanılan kelimeler,
terkipler, mazmunlar, çok işlenmiş tekrar edilmiş
klişeleşmiş söz ve bilgilerdir.
Her salavatçı
aşığın kendine özgü bir anlatımı vardır. Her ne kadar
aşıklık geleneğinin anlatımı ortaklıklar gösteriyorsa da
bir aşığı diğerinden farklı kılan aşığın dili
kullanımıdır. Bir aşığın kelime seçimi, söz dizimi ve
çeşitli anlatım şekilleri ve kalıplarını kullanmaları
farklıdır. Aşıklar dilin hangi fonksiyonlarını
kullanıyorlar? Bu soruların cevapları önce aşığın,
aşıkların üsluplarının bileşkesi salavatlama söyleme
geleneğinin dil ve anlatımını belirleyecektir.
A)
Salavatlamalarda Anlatım Şekilleri
Salavatlamalarda çeşitli anlatım şekilleri kullanılmıştır.
-
Nasihat ve Hitap Yoluyla
Anlatım:
Aşıklar uyarma, öğüt verme gerektiğinde bu anlatım
şeklini kullanırlar. (2, 3, 12, 13, 14 numaralı şiirler)
Koca Ahmet
gibi namın kalmalı
Koca Yusuf
gibi korku salmalı
Kurtdereli
olup tırpan çalmalı
İsmimi
tarihe kazanlar gelsin (13/4)
Karakucakçılar, yağlıcı koçlar
Dünya
minderinde sözünüz olsun
Sarı
perçemliler, siyahi saçlar
Şampiyon
olmada gözünüz olsun (14/1)
-
Soru Cevap Yoluyla
Anlatım:
Öğütleme türü şiirlerde kullanılan anlatımdır.
Türk güreşi
gitti gelmez diyorlar
Yeni
şampiyonlar neredesiniz?
Bizden
öğrenenler bizi yeniyor
Yeni
şampiyonlar neredesiniz ? (4/1)
-
Doğrudan Anlatım:
Öğretilik içeren salavatlamalarda kullanılan anlatımdır.
(1, 5, 7, 9,11,15,16 )
Yavrusuna
nen çağıran
Kirmende
kısbet eğiren
Pehlivanları
doğuran
Anaları dişi
gördüm (5/3)
Ata sporumuz
yiğitlik işi
Severim
güreşi erden tarafı
Onun piri
büyük yiğit bir kişi
Çok saygı
duyarım pirden tarafı (10/1)
-
Dolaylı Anlatım:
Övgü içeren
salavatlamalarda kullanılan anlatımdır.(6, 8, 17 )
Sivas
ellerinde bir yıldız doğdu.
O arslana
Ahmet Ayık dediler
Rusların
ayısı Medvet’i boğdu.
Bu
kaplana Ahmet Ayık dediler (8/1)
Aşıklar
Kozan’da açtı bir dükkan
Dönüp
mazisine bakanlar burda
İsmet
Atlı derler şair pehlivan
Çelik
bilekler bükenler burda (17/1)
-
Anlatım Kalıpları:
1)
Tekrir Yoluyla Anlatım:
Aşıklar duygularını pekiştirmek ve kuvvetlendirmek için bu
kalıp anlatım yolunu seçerler. (1, 4, 6, 8, 11, 12 )
Başta
Zanapalı, Mersinli Ahmet
İşte
bunlar bizim Çukurovalı
Bekir
Taş, Kürkçülü Şaş Hacı Ahmet
İşte
bunlar bizim Çukurovalı (1/1)
Güç,
kuvvet yiğitlik gelir aklıma
Ata
sporumuz güreş deyince
Zeka,
ahlak,mertlik gelir aklıma
Ata
sporumuz güreş denince (11/1)
2)
Deyimler ve Atasözleri Yoluyla Anlatım:
Aşıklık geleneğindeki en önemli söz kalıplarından biri
deyimlerdir. Aşıklar salavatlamalarında deyimleri öğüt
vermekten çok genel bir tutumu belirleme amacı ve özel bir
durumu anlatmak için kullanırlar. Aşıklar düşüncelerini
kısa ve özlü bir biçimde anlatmak, uyarılarda bulunmak
etkileyici ve sanatlı bir anlatım sağlamak için
atasözlerini kullanırlar. (1/2, 2/2, 5/14,3/6, 7/3, 9/1,
10/3, 12/1, 17/2, ),(8/4).
Başım
pınar gibi gönlüm çarşı (7/3 )
Güreşte
dizimin bağı çözülür ( 10/3 )
Her
sahadan yüz akıyla çıkacak (12/1)
Düşürmemiş düşürmeğe darlığa (17/2)
İmami
eğilir ağaçlar yaşken (8/5)
Salavatlamalarda İçerik:
Aşıklar
salavatlamalarında güreş geleneğini bir sistem içinde
vermezler, güreş geleneğinin aktardığı bilgiler kalıp
olarak alınıp tekrarlanır. Salavatlamalarda belli başlı
konular işlenir. Pehlivanların piri olarak kabul edilen
Hz. Hamza sık sık tekrarlanır. Önce Hz. Muhammed’e dua
edildikten sonra , pehlivanlar savaşa gönderilir gibi er
meydanına dualanarak gönderilir. Her iki pehlivana “Allah
ikinizin de işin onara” denilerek alkış verilir.
Pehlivanlara öğüt verilir. Pehlivanlar ahlaklı, yiğit
olmalı, koç gibi tokuşmalıdır.
Çukurova
salavatlamalarında eski ünlü pehlivanların adları
sıralanır, onların ünlü oyunları, güçleri anlatılır, güreş
ağaları, geleneksel güreşi ve pehlivanları destekleyenler
övülür. Salavatçılar güreşçilere öğüt verirler: Güreş
mertçe, yiğitçe tutulmalı, pehlivanlar nefsine hakim
olmalı, rakip hasım düşman olarak görülmemeli, hatır
kırılmamalıdır. Ünlü pehlivanlara yazılan yiğitlemeler
güreşlerde cazgırlar tarafından salavatlama olarak okunur.
Bir kaç örnek verelim:
Ham kalmayıp
da yetmeyi
Dostluk
gayreti gütmeyi
Ben mertçe
güreş tutmayı
Bir yiğitlik
işi gördüm (5/14). Âşık İmami
Güreş bize
miras kalmıştır
Devam edip
gelir Orta Asya’dan
Ayrıyız Çin,
Japon, hem Avrupa’dan
Asalet tevazu
nişanımız var (9/2) Aşk Halil Karabulut
Biz güreşte
hasmı düşman görmeyiz
Sadistliğe
hiçbir değer vermeyiz
Yensek
yenilsek de hatır kırmayız
Gönül
incitmeyiz vicdanımız var ( 9/4) Âşık Halil Karabulut
Ata sporumuz
yiğitlik işi
Severim güreşi
erden tarafı
Onun piri büyük
yiğit bir kişi
Çok saygı
duyarım pirden tarafı (10/1) Âşık Abdulvahap Kocaman
Güç, kuvvet,
yiğitlik gelir aklıma
Ata sporumuz
güreş deyince
Zeka, ahlak,
mertlik gelir aklıma
Ata sporumuz
güreş deyince (11/1) Âşık İmami
Pirimiz
Hamza’nın mekanı cennet
Hemi ibadettir,
hemi de sünnet
Güreş donu
giymiş Resulü Ahmet
Ata sporumuz
güreş denince (11/2) Âşık İmami
Köçekler
kuşansın,halay kurulsun
Zurnalar
çalınsın, davul vurulsun
Kazıkçı
Bekir’ler geri dirilsin
Bak bu meydan
bir pehlivan arıyor (12/9) Âşık Dertli Polat
Yiğitler
meydana sıralanmışlar
Ayak, deste,
orta, başa güreşir
Davulun
sesiyle hörelenmişler
Hepisi de
coşa coşa güreşir (16/1) Âşık İsmet Atlı
Yürürken
pehlivan kolların açar
Peşrev çeken
eller havada uçar
Bazıları
güreşten kaçtıkça kaçar
Yiğitler rakibe
koşa güreşir (16/2) Âşık İsmet Atlı
Sonuç:
Toplumumuzda
pehlivanlık yiğitlik, güreşlerin yapıldığı yer er meydanı
olarak nitelendirilir. Pehlivanlık yüceltilmiş,
kutsallaştırılmıştır. İlk önceleri mitolojik kimlikle
başlayan kutsallaştırma daha sonra dini ve milli kimliğe
bürünmüştür. Salavatlamalarda destan söyleme geleneğinin
izleri vardır. Kültürümüzde delilik, velilik,
delikanlılık, pehlivanlık hep yiğitlik ifadesidir. Destan
döneminde ozan-baksılar bildiği, duyduğu kahramanlık
olaylarını, zaferleri, yiğitlikleri kopuz eşliğinde
söylüyordu. Atlı-göçebe kültürün temel teması olan
kahramanlık kuşaktan kuşağa aktarılarak destan söyleme
geleneği oluşmuştur (Artun 2000:404). Efsaneyle destanın
kaynaştığı destan söyleme kültürü sözlü gelenekte oluşmuş
ozan-baksılarca Anadolu’ya taşınmıştır. Türklerin
İslamiyet’i kabul etmelerinden sonra edebi şekiller yeni
özle İslami renge bürünerek varlıklarını sürdürmüşlerdir.
Anadolu’da ozan-baksı geleneği yerini aşıklık geleneğine
bırakmıştır. Yeni kültür gereği mitlerle örülü destan
şiirleri yerine İslami ögelerle dolu şiirler söylenmeğe
başlamıştır (Artun 1996:26).
Destan söyleme
geleneği Anadolu’da Osmanlı ve İslamiyet kültür potasında
yeni bir hayat anlayışına ve beğenisine cevap verecek bir
biçime dönüşmüş, aşıklar lirik bir söyleyiş geliştirmiştir
(Artun 1996:219). Konar göçer ve köy kökenli aşıklarda
yiğitlik, kahramanlık temaları çok işlenir.
Salavatlamalarda pehlivanları övme ve cesaret verme
esastır. Er meydanını , geleneksel güreşleri ve
pehlivanları övmek, yüceltmek ve kutsamak destan söyleme
geleneğinden gelmiştir.
Hz. Hamza’nın
pehlivanların piri olarak kabul edilmesi, mitsel ataların
yerini yeni kültürde İslami kültüre bağlı ögelerin
aldığını göstermektedir. Pehlivanlar kutsallaştırılarak
“erenlerin eşi” , pehlivanların naraları da “Muhammet Nebi
nidası” olarak kabul edilir. Pehlivanların salavatçılar
tarafından eşleştirildikten sonra yönlerini kıbleye
çevirmeleri, ellerini dizlerine koymaları, güreş öncesi
dua etmeleri, galibiyet sonrası şükür namazı kılmaları
İslami ögelerdir. Pehlivanların güreş öncesi yaptıkları
peşrev , toprağa eğilip yüze çimen sürmeleri bizi ritüel
kökenli törenlere kadar götürmektedir.
Çukurova
aşıklık geleneğinde salavatlama geleneği canlı bir şekilde
yaşamaktadır. Destani ögeler salavatlamalarda,
yiğitlemelerde yaşar, bunların ortak özelliği destansı bir
anlatım, yiğitçe bir edadır. Salavatçılar, salavatlamaları
özel bir ezgiyle, karakucak güreşlerinde ise davul
zurnanın çaldığı savaş ve pehlivan havaları eşliğinde
okurlar.
Çukurovalı
aşıklar salavatlamalarında, pehlivanlıkla yiğitliği
eşdeğer tutarak, pehlivanlara güreşlerin kurallarını
sıralar ve mertçe, töreye uygun güreş tutulması
gerektiğini hatırlatırlar.
Çukurova
salavatlamalarını farklı kılan aşıkların salavatçılık
yapması ve aşık olmayan salavatçıların aşıkların
yazdıkları salavatlamalarla pehlivanları dualamalarıdır.
Cazgırların bilinen karadüzen salavatlamalarının dışında
aşık edebiyatında aşık salavatçıların koşma nazım
şekliyle“salavatlama, cazgırlama” adı verilen pehlivanları
ve güreş geleneğini yaşatanları öven, onları dualayan bir
koşma türü ortaya çıkmıştır. Çukurova aşıklık geleneğinde
bu koşmalara verilen ortak ad “salavatlama”dır.
Aşıklar bu
koşmalarında halkın ortak duygu ve düşüncelerini dile
getirerek Türk kültürünün korunmasında , yaşatılmasında
kültür taşıyıcıları olarak görev yaparlar. Aşıklar
salavatlamalarında yüksek ahlaki değerleri telkin ederler.
Bu şiirlerde geleneksel güreşleri ve pehlivanları konu
almaları yönüyle kültür tarihine kaynaklık ederler.
Çukurovalı
Aşıkların Salavatlamalarından Örnekler
Salavatlama
1)
Çukurovalı Pehlivanlar
Başta Zanapalı,
Mersinli Ahmet
İşte bunlar
bizim Çukurovalı
Bekir Taş,
Kürkçülü Şaş Hacı Ahmet
İşte bunlar
bizim Çukurovalı
Mersinli,
meydana hızlı çıkardı
Kürkçülü,
hasmına şaşı bakardı
Zanapalı,
tuttuğunu yıkardı
İşte bunlar
bizim Çukurovalı
Haza
pehlivan, Hüseyin Atlı
Paşa
Atlı’nınsa güreşi tatlı
Pehlivan
Ali’den bunlar sanatlı
İşte bunlar
bizim Çukurovalı
Üç Atlı
kardeşe Kozanlı dendi
İsmet’in
güreşini dünya beğendi
İran
Sarayında Tahti’yi yendi
İşte bunlar
bizim Çukurovalı
Yüreğir
ovası bin bir bereket
Ünlü baş
pehlivan Danacı Mehmet
Oğlu Ali
okuttu ceddine rahmet
İşte bunlar
bizim Çukurovalı
Kör Usta’nın
oğlu İbrahim var ya
Şu patlağın
oğlu Hacı Ali Kaya
Kurt Mustafa
dehşet saldı dünyaya
İşte bunlar
bizim Çukurovalı
Abdullah
Akar’la edilmez baş
Cevdet
Seçer’in güreşi savaş
Aktuğ Aslan
ile Mustafa Erbaş
İşte bunlar
bizim Çukurovalı
Çelebi
hasmını mutlak enseler
Dayısına
çekmiş Celal İnceler
Analar
doğurmuş bak neler neler
İşte bunlar
bizim Çukurovalı
Gedik Ali
avcı gibi sinerdi
Şahin gibi
av üstüne inerdi
Taş Ahmet’im
kaptığını yenerdi
İşte bunlar
bizim Çukurovalı
Nice
pehlivanlar yel gibi eski
İplikçi’ye
düşen şansına küstü
İbici
Durdu’ysa tuttuğun bastı
İşte bunlar
bizim Çukurovalı
Mehmet
Kartal, peşrev çeker dönerdi
Saniyede
rakibini yenerdi
Buhur Hacı
kaplan gibi sinerdi
İşte bunlar
bizim Çukurovalı
Kadıköylü
Remzi ve Remzi Sarı
Misisli Ali’nin
yüksekti yeri
Uzun
Niyazi’nin Kozan diyarı
İşte bunlar
bizim Çukurovalı
Kemal’le
Süleyman yiter sürükler
Mehmet’le üç
idi dişiçürükler
Bunların
gururun duysun yörükler
İşte bunlar
bizim Çukurovalı
Ali Demir,
kazık çekerdi hey hey
Hacı Burcu ile
Abdurrahman Çay
Topal’ın
çangalı sökülmez kolay
İşte bunlar
bizim Çukurovalı
Kırkpınar’da
yağlı, Antep’de aba
Maraş’ın
çengeli gelmez hesaba
Kle Molla
Aladöş, Âşık Mustafa
İşte bunlar
bizim Çukurovalı
Âşık Kul
Mustafa, hasım isterdi
Kürkçülü
Hacı Ahmet, üstadım derdi
Hem güreşir,
hem de türkü söylerdi
İşte bunlar
bizim Çukurovalı
Güreş
cambazıydı Terkeşli Mehmet
Hasmını
tuşlarken çekmezdi zahmet
Meydana
kükrerdi Kargılı Ahmet
İşte bunlar
bizim Çukurovalı
Yüksek
Örenli’ydi Nimet Sakallı
Emin Eroğlu,
çapraz çangallı
Yahya
Göbelekle ya Halil Halli
İşte bunlar
bizim Çukurovalı
Aslan
yürekliydi Ebuzer Davran
Musa
güreşirken etmeli seyran
Bunlar
seyirciyi bıraktı hayran
İşte bunlar
bizim Çukurovalı
Galip ile
Cahit uçmak kardeşler
Zaloğlu
bunları ağırda eşler
Ali Şen
güreşe tersinden başlar
İşte bunlar
bizim Çukurovalı
Ey Feymani’m
bunlar yurdumun sesi
Belki eksik
pehlivanlar listesi
Hemen hepsi
karakucak ustası
İşte bunlar
bizim Çukurovalı Âşık Feymani
2) Salavatlama
-Pehlivan,
pehlivan, ey pehlivan oğlu pehlivan-
Talihin yar
değilse, eşin düz taban çıkar
Ceylan bakışlım
dersin, gözünde çıban çıkar
Yolda
tanımayanlar var da akraban çıkar
Ananı ağlatanın
başında baban çıkar
Vasfi’ye ağam
deme belki de çoban çıkar
Velakin bu
meydandan yiğit pehlivan çıkar Âşık İmami
Âşık İmami 1996
yılında Kırkpınar güreşlerine cazgır olarak davet
edildiğinde baş altı pehlivanlarını salavatlarken şeref
tribününde bulunan üç kez üst üste güreş ağalığını alan
ünlü ağa Hüseyin Şahin’e ağalık methiyesi okuyarak baş
pehlivanları er meydanına salmıştır. Bu methiye
salavatlama olarak diğer cazgırlar tarafından da
okunmaktadır.
3) Kırkpınar
Güreş Ağasına
Tarihi
Kırkpınar güreş ağası