Adana'da İnanç Merkezleri ve Bunlara
Bağlı Kültür Değerleri
Prof.
Dr. Erman Artun
Çukurova Üniversitesi Fen-Edebiyat
Fakültesi
Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü
Öğretim Üyesi.
Türkler, Avrupa ve Asya kıtalarına
yayılmış dört bin yıllık bir tarihe
sahip dünyanın en eski ve devamlı
milletlerinden biridir. Orta
Asya’daki atayurtta ve buradan
çevreye sürekli göçler sonucu
dünyaya yayılmış bulunan Türklerin
İslamiyet’i kabul etmeden önceki
dönemleri üzerine yapılan
araştırmalarda ne yazık ki pek az
yazılı malzeme bulunmuştur. İnanç
merkezleri günümüzde Türk kültür
tarihinin kaynağı olmaları yönüyle
yeniden ele alınmalıdır. Buralardan
elde edilen yeni malzemeler
Türklerin günümüz inançlarının
temeli olan eski inançlar dünyasına
yeni bir kapı açacaktır.
Bildirimizde, İslâmiyet öncesi inanç
sistemlerine ait inançların
Anadolu’ya taşınmasına, Anadolu
inançlarıyla kültürleşme sonucunda
yeniden yapılanmasına kısaca
değinildikten sonra bu inançların
İslâmiyet’e sızarak inanç ve
pratiklerle Anadolu’da yaşadığına
değinilecektir. Adana’da inanç
merkezleri olan otuzun üzerindeki
yatır, türbe ve ziyaretlerde yaşayan
eski inanç sistemleri ve inanışlar
ve onlara bağlı kültür değerleri,
inanç ve pratikler ele alınıp
incelendikten sonra bu inanç ve
pratiklerin günümüzde aldığı şekil
üzerinde durulacaktır.
Orta Asya'dan gelip Anadolu ve
Rumeli'ye yerleşen Türkler, buraya
kendi kültürlerini taşıdı. Anadolu
coğrafyası, birçok uygarlığın, din
ve inanç sistemlerinin buluştuğu
kültürlerin ortak kaynağı olmuştur.
Türkler, Anadolu'ya gelince
İslâmiyet ve Anadolu kültürüyle
tanışmıştır. Türk halk kültürü
günlük hayatın uygulama ve değer
yargılarıyla yeni bir içerik ve
nitelik kazanmıştır. İslâmiyet
öncesi atalar kültü, tabiat
kültleri, gök tanrı kültü ve
şamanlık gibi eski inançlar yeni
inanç örgüsü altında devam etti
(Ocak, 2000:53). Anadolu, geçmiş
zaman içinde çok sayıda kültürün
doğurganlığını yapmış topluluklara
yurt olmuştur. Bu kültürel miras
Anadolu'ya gelen topluluklara
aktarılmıştır. Bu kültür alış verişi
sonunda kültür sürekli bir bireşimin
ürünü olarak değişimini sürdürmüştür
(Erginer,1997:137). Böylece günümüz
Anadolu’sunun sosyo–kültürel
yapılaşması ortaya çıkmıştır.
Tarih boyunca farklı dinleri ve
kültürleri benimseyip taşıyıcılığını
yapan pek çok kavmin gelip geçtiği
Anadolu toprakları üzerinde
İslâmlaşma süreci öncesinde
yaygınlaşmış ve kökleşmiş inançlar
ve ritüeller tamamen yok olmamış,
Türklerin İslâmiyet öncesi inanç
sistemlerine ait ögelerle birlikte
İslâmiyet’e sızmıştır. Anadolu’da
İslâmiyet’e dayalı gibi görünen
çeşitli inançlar, pratiklerin bir
bölümü İslâmiyet kökenli olmayıp
eski kültürlerden ögeler
barındırdığı ve halka özgü dindışı
geleneklerle yine halka özgü düş
gücünün her türlü inanç, inanma,
pratik ve bunlara bağlı ritüellerin
biçimlendirdiğini görüyoruz.
İnanç merkezlerine bağlı kültür
değerleri Türk kültürünün tarih
içindeki görünümünün değişmesine ve
gelişmesine paralel olarak bir
değişim ve gelişim içinde olmuştur.
İnanç merkezlerine bağlı kültür
değerleri, yaşayan kültür
topluluğunun dünya görüşüne ve
değerler sistemine göre şekillenir
(Artun, 2000: 40). İnanç
merkezlerinin Türk kültür ve toplum
hayatında önemi büyüktür. Türklerin
İslamiyet öncesi dini, tarihi,
kültür ve toplum hayatıyla ilgili
dünya görüşleri ve hayata bakışları
konusunda ip uçları verir.
Türkiye’de geleneksel değerler ve
pratikler, yeni biçimlenmelerle
modernleşerek varlığını
sürdürmektedir. Anadolu’nun zengin
inançlarla beslenmesi eski
dönemlerden günümüze çok zengin bir
inanç, değerler ve pratikleri
bünyesinde yaşatmıştır. Bu bir tür
halk inançları denilen “senkreist”
(bağlaştırmacı) dinselliktir (Atay,
2000:47). Geleneksel dinsellik
günümüzde yeniden yapılanarak
varlığını sürdürmektedir.
Senkretizm (bağlaştırmacı),
kültürleşme süreci ürünü olan
kültürel karışımlardır. Kültürleşme
ise farklı insan topluluklarına ait
kültürel özelliklerin alış verişine
yol açan, karşılıklı etkileşme
sonucunda kültür değişmesi olan
süreçtir. Senkretizm, farklı dinsel
inanç sistemlerinin etkileşmeye
girerek karışması sonucunda yeni
inanç ögelerinin ortaya çıkmasıdır.
Türkiye’de eski inançların
İslamiyet’e sızması şeklindedir. Her
yeni din kendisinden önceki dinsel
inançlardan, pratiklerden ve
efsanelerden pek çok ögeyi
bünyesinde barındırır (Atay, 2000:
50). İslam’ın Anadolu coğrafyasına
özgü bir biçimlenmesi olarak
nitelenebilecek Anadolu İslamlığında
senkretik ögeler çoktur
(Ocak,1996:210).
Tarihsel süreçte, her kültürde
olduğu gibi Türk kültürünü
belirleyen değer norm, sosyal
kontrol ögeleri ve formlar
değişikliğe uğramıştır. Bir çok
kültik ve ritüel özlü işlemin ve
pratiğin uygulanmasını gerektiren
ölü kültü çeşitli bölgelerde yerel
özellikler göstermekle birlikte ana
çizgisi bakımından aynıdır. Her
yörenin kendi inanç, görenek,
estetik ve sosyo-ekonomik anlayış ve
değerlerine göre değişebilen ama
hepsinin özünde insan olan bir takım
inanma ve pratikler vardır. Toplumca
inanılan bu doğrultudaki her tür
inanma ve pratik bu etkinliklerin
içindedir. İnsanlar geçmişle gelecek
arasında bir bağlantı kurmaya
çalışmışlardır.
Anadolu insanı kendilerine yurt
kuran ve seçkin kişileri sonsuza
değin yaşatmak, hem de kendi
hayatlarını onlarla paylaşmak için
bazı mekanlara kutsiyet
vermişlerdir. Ayrıca buraları emanet
duygusuyla koruyarak ziyaret etmek
suretiyle onlara karşı olan vefa
borçlarını ödemeye çalışmışlardır.
Halen ziyaret edilmekte olan bu
makamlardan bazılarının eski inanç
ve kültürlerden izler taşıması
durumu büyük ölçüde
değiştirmemiştir. Bunların ötesinde
bazı efsane ve menkabelerle süslenen
ziyaret olgusu yörenin kültürel ve
dini değerleriyle de
zenginleştirilmiştir.
İnanç, insana özgü bir fenomendir.
İlk insandan bu yana ölüm ve ölüm
sonrasıyla ilgili bir takım
ibadetler ve ritler oluşmuştur.
Ölümle ilgili inanışların kökeni
arkaik ve geleneksel topluluklara,
mitosların ritüel davranışlarıyla
insana ve insan topluluklarının
hayatlarını yöneten kurallar ve
kurumlar ilişkisine dayanır. Sihir
sistemine dayanan şamanlık, hakim
inanç olan İslamiyet'in bir
ögesiymiş gibi varlığını
sürdürmektedir (Boratav,2000:76).
Atalar kültü ataların takdisine
dayanır. Atanın öldükten sonra
ruhunun bir takım üstün güçlerle
donanacağı ve bu sayede geride
kalanlara yardım edeceği inancı
vardır. Ataların eşyaları ve
mezarları kutsal kabul edilip
ruhlarına kurban sunulurdu.
İslâmiyet'in kabulünden sonra
atalar kültü Anadolu'da Türkler
arasında veli kültünün oluşumunda
etkili rol oynamıştır. Üstün
ruhlarla donanmış insan tipi
Müslümanlıkla da bağdaşmıştır.
Velinin ait olduğu toplumun sosyal,
dini ve ahlaki değerlerinin
temsilcisi olduğuna inanılır
(Ocak,1984:3). Veli kültüyle
şamanların işlevleri arasında
benzerlik vardır. Bunlardan biri,
hastaları iyileştirmektir (Ocak,
1992:10). Kült, yüce ve kutsal
bilinen varlıklara karşı gösterilen
saygı ve onlara tapınmadır. Bu saygı
ve tapınış, duayı, adağı, kurbanı,
belli ritleri gerektirmektedir.
Evliyalar, velayet derecesine
ulaşmış kişilerdir. Kimi zaman
tayy-ı mekân (bir anda uzak
mesafelere gitme), tayy-ı zaman (bir
anda birkaç yerde bulunma ), su
üstünde yürüme, kalp okuma vd. gibi
üstün özelliklere sahiptir. İslâm
inancına göre buna "keramet sahibi
olma hali" adı verilir.
İnanç merkezlerinden yatır
ziyaretleriyle Türklerin eski ve
köklü inançlarından biri olan atalar
kültü arasında bir bağ vardır.
Atalar kültü ataların takdisine
dayanır. Atanın öldükten sonra
ruhunun bir takım üstün güçlerle
donanacağı ve bu sayede yardım
edeceği inancı vardır. Ataların
eşyaları ve mezarları kutsal kabul
edilip ruhlarına kurban sunulurdu
(Karadağ,1976:7; Acıpayamlı,1976:1;
Artun,1992:10; Artun,1995:154).
İslamiyet’in kabulünden sonra atalar
kültü Türkler arasında veli kültünün
oluşmasında etkili rol oynamıştır.
İslâmiyet’te ölüden medet umma
yoktur. Veli kültü ve türbesinin
etrafında oluşan bir takım inanma ve
pratikler pagan kültürüyle
ilgisinden dolayı yasaklanmasına
rağmen günümüze kadar varlığını
sürdürerek bir mezarlık kültürü
oluşturmuştur (Erginer,1997:211;
Ocak,1992:10; Ocak,1984:3-23).
İslâmiyet'te ölüden medet umma
yoktur. Veli kültü, pagan kültürle
ilgisinden dolayı yasaklanmasına
rağmen varlığını korumuştur.
Şamanist Türkler, şamanların
olağanüstü nitelikler taşıdıklarına
ruhlar ve gizli güçlerle ilişki
kurup onlara istediklerini
yaptırdıklarına inanırlardı. Bu
işlev, evliyaların dileği Allah'a
iletmelerine dönüşür. Şamanist
dönemden Budist döneme geçtikten
sonra Budist azizlerinin çok
eskilere inen kerametlerini anlatan
metinler tercüme edildi. Ayinlerde
halkın okuması için oluşturulan
metinler geniş tabana yayıldı. Bu
yolla evliyaların menkabelerine
şamanların üstün ruhani güçlerle
donanmış kişilikleriyle, Budist
azizlerin kerametleri de eklendi
(Ocak, 1984:7).
Bir kültür varlığı olarak kültten
söz edebilmek için, insanlara fayda
veya zarar getireceğine inanılan bir
nesne yahut kişi gerekmektedir.
Ziyaret, adak, kurban ve benzeri
uygulamaların varlığı olmalıdır
(Ocak, 2000:l-13). Atalar kültü
ruhun bedenden bedene geçmesi
(tenasüh, reenkarnasyon ) inancını
taşıyan Budizm ve Maniheizm'in
Türklerde kabul görmesinde etkili
olmuştur. Atalar kültüne göre çok
yaşayan, bilgili, yönetici insanlar
öldüğünde onların ruhları, ailesine
ve toplumuna yardım eder. Onları
kötülüklerden korur. Bu ataların
yalnızca ruhları değil, eşyaları da
kutsallaştırılmıştır. Türklerdeki
evliya kültünün temelinde atalar
kültü yatmaktadır (Ocak, 2000:113).
İnsanlık tarihi kadar eski olan bir
çok inanç ve din sisteminde ortak
bazı özellikler içeren fenomenlerden
biri de türbe, yatır ve mezar
ziyaretleridir. Dinler açısından
benzer bazı özellikleri de bulunan
bu ziyaretlerin temelinde büyük
ölçüde kutsalı arama, ondan meded
umma, inanç ve duygusu yatmaktadır.
Her dinden yerleşim merkezinde
türbe, yatır, mezar vd.
ziyaretlerinde bu fenomenin
ayırdedici özelliği ilk bakışta
anlaşılmamaktadır. Bir bakıma halk
inanışlarının ortaya çıkışı anlamına
gelen bu ziyaret fenomeni 1.telkin
2. tebliğ 3. anonim olarak
gerçekleşmektedir (Cilacı,
1999:343).
Halk, evliyaların yattığı mezar,
hazire, yatır, türbe, zaviye, tekke,
dergah vd. yerlere gidip dua eder.
Veliden; hastalıklardan kurtulma, iş
bulma, kısmet açma gibi çeşitli
konularda yardım istenebilir. Dua
edip de istekte bulunanın mutlaka
bunu inanarak yapması şarttır, aksi
halde isteğin gerçekleşmeyeceğine
inanılır. Ziyaretlerde dua okunur,
ata ruhlarından yardım dilenir.
Ziyaret suyundan medet umulur. Bazı
durumlarda atalar kültüyle su kültü,
tepe kültü ve taş kültü birleşir.
Türklerin İslamiyet'i kabul
etmesinden sonra da halkın yatırlara
gitmesi üzerine "Allah'ın sevgili
kulları olan ve Allah'a sözü ve nazı
geçebilen evliyanın yardımını
dilemek" şeklinde açıklanmağa
çalışılmıştır (Eröz,1992:10). Kutsal
kabul edilen yerlerden alınan taş,
toprak, su gibi nesnelere dokunmak,
üzerinde taşımak, içmek, üzerine
dökmek şeklinde aracı olarak
kullanılmaktadır. Bu yerlerden
psikolojik rahatsızlıklar için de
şifa aranır (Kalafat,1997:36;
Başar,1972:159). Türklerin
törenlerini dinsel, toplumsal ve
kişisel başlıklarında
toplayabiliriz. Bu törenlerde yemek
yeme, ziyafet verme iç içedir. Bu
törenlerle birlikte bu törenlere
özgü bir mutfak ve yiyecek, içecek
çeşidi ortaya çıkmıştır.
Adana'da İnanç Merkezleri (K.1-17)
İnancın yaşatıldığı inanç
merkezlerinde insan, kültür ve çevre
ilişkisi ve etkileşimin boyutlarını
ve dinamiklerini tesbit etmek için
Adana’daki inanç merkezlerine toplu
olarak bakmak yararlı olacaktır.
Adana’daki inanç merkezleri
incelendiğinde inanç motiflerinin ve
pratiklerin çerçevesinin yazılı
kaynaklardan değil, yaşama biçimine
ve çevre kültürüne göre biçimlendiği
görülmektedir. Kültürel değişim ve
gelişime rağmen Adana’da otuzun
üzerinde “yatır, ziyaret” adı
verilen inanç merkezlerinde insan
yaşamına damgasını vuran varlığı , o
merkeze ait menkıbelerin anlatılması
dikkati çekmektedir.
Adana’da İnanç merkezlerini
ziyarette ana amaç dilek dileyip
adak adamaktır. Adakları şu
başlıklarda toplayabiliriz.
1) Dilek Adakları :Kazadan , beladan
,kötülüklerden korunma, yağmur duası
.
2) Dileğin Yerine Gelmesinden Sonra
Adağı Yerine Getirme: Çocuk , ev ,
araba , hastalıktan kurtulma ,
evlenme , uzun yolculuktan dönme ,
askerden gelme vd.
3) Kefaret Adakları :Bir günahı, bir
kusuru bağışlatmak için sunulan
adaklar .Sadaka vermek , kurban
kesmek vd.
4) Geçiş Dönemleri :Doğum , ad koyma
, sünnet , evlenme , askerlik , ölüm
, vd . Her geçiş dönemi diğerleri
gibi inanç merkezlerinde kutsanır.
Günümüzde Adana inanç merkezlerinde
kökü geçmişe dayalı din dışı halka
özgü gelenek, İslâmiyet’in
gereğindenmiş gibi sürdürülmektedir.
Bunlar kişileştirilmiş doğa üstü güç
veya tasarımlardan şu ya da bu
biçimde yardım sağlamaya, onlarla
ilişki kurmaya, sevilip
sayıldıklarını göstermeye
yöneliktir. Adak adayan kişi belirli
pratikleri uygular. Bunlar; dua
etmek, fal açmak, hediye sunmak,
kurban adamak , dinsel normlara
uymak, bazı durumlardan kaçınmak,
nazarlık, muska, göz boncuğu gibi
kötülükleri engelleyiciler kullanma
, doğrudan veya aracı kullanarak
ilişki kurma vd.
Adana inanç merkezlerinde veliler
mahalli veli tipi olduğu için gerçek
kimlikleri zamanla unutulmuş
kerametleriyle anılır olmuşlardır.
Bazı adı olan velilerin tarihsel
gerçekle ilgisi yoktur. Hiçbir zaman
Adana’yla ilgisi olmayan velilere
ait yatırlar rüyaya dayalıdır.
Adana’da kuraklığı gidermek, çocuk
sahibi olmak, hastalıkları sağaltmak
vd. isteklerle yatır ve ziyaretlere
gidilir.
Sağlık problemi olanlar, çağdaş
tıbbın yanı sıra ziyaretlerden de
şifa ummaktadır. Ziyaret yerlerine
gidilip sağlık dilekleri dilenmekte,
adaklar adanmakta, sağlığa
kavuşanlar adaklarını yerine
getirmektedir. Bu tür uygulamalar
inanılarak, kutsallaştırılarak
yapılır. Adana inanç merkezlerinde
atalar kültüne bağlı sağaltmalar
kuşaklar boyu sürerek günümüze
gelmiştir. Etrafında kült oluşan
ziyaretlerde, çeşitli büyüsel ve
törensel işlemler uygulanmaktadır.
Ziyaretçiler, velilerin eşyalarını,
mezarlarını kutsal kabul edip sağlık
dileklerini Allah'a ulaştırmakta
velileri aracı kılmaktadır. Adanan
adağın mutlaka yerine getirilmesine
dikkat edilir. Aksi halde adak
adayan kişinin başına kötülük
geleceğine inanılır.
Adana halk kültüründe törenlere
adaklara bağlı özel bir mutfak
kültürü vardır. Yiyecek ve yemekleri
gelenek belirler. Bu törenlerin
değişmez yiyecek ve içecekleri
vardır. Yatır ziyaretlerinde adanan
yiyecekler sunulur. Yağmur
dualarında kurban eti ve pilav
topluca yenir. Törenlerde toplu yeme
içme günlük mutfak dışında tören ve
adakların özelliğine bağlı özel bir
mutfak kültürü ortaya çıkarmıştır.
Ziyaret Yerleri: (K.17, K.16, K.14,
K.13, K.12)
Adana'da incelemeye aldığımız
ziyaretleri şöylece sıralayabiliriz:
1-Cabbar Dede Ziyareti 2- Derviş
Hoca Ziyareti 3- Çoban Dede Ziyareti
4-Bilal-i Habeş Ziyareti 5- Yedi
Kardeşler Ziyareti ( Şeyh Yusuf
El-Hakim, Şeyh Abdurrahman
El-Harabi, Şeyh-ül Kalia El-Hakim )
6- Yedi Kardeşler Ziyareti 7- Hz.
Hıdır Ziyareti (Mıdık), 8- Hz. Hıdır
Ziyareti (Karşıyaka ), 9- Cafer El
Tayyar Ziyareti 10- Sultan Habibin
Nacar Ziyareti 11- Nebi Nuh Ziyareti
12- Nuh Nebi Ziyareti 13- Halil
İbrahim Ziyareti 14- Şeyh
Abdülrezzak ( Bulamaç Dede )
Ziyareti 15- Ağca Baba Ziyareti 16-
Sadık Sultan Ziyareti 17- Zilli Dede
Ziyareti, 18-Ali Dede Ziyareti 19-
Durhasan Dede Ziyareti, 20- Hasan
Nuh Dede Ziyareti, 21- Hurmalı Dede
Ziyareti, 22- Süleyman Efendi
Ziyareti, 23- Mutlu Dede Ziyareti
24- Karataş Dede Ziyareti, 25- Bulut
Dede Ziyareti, 26- Sait Dede
Ziyareti 27- Kayın Dede Ziyareti,
28- Şıh Dede Ziyareti (
Çağımlar,1994:151).
Adana'da yatır, ziyaretlerde atalar
kültünün devamı olan veli kültüyle
yapılan halk hekimliği sürmektedir.
Hastalıkların çeşitlerine göre
seçilen bu ziyaret yerlerini şu
şekilde sıralayabiliriz:
1) Çocuğu Olmayanların Gittikleri
Ziyaret Yerleri: Cabbar Dede, Derviş
Hoca, Çoban Dede, Bilal-i Habeşi,
Yedi Kardeşler, Cafer El Tayyar,
Sultan Habibin
Nacar, Bulamaç Dede, Ağca Baba,
Gaffar Baba, Sadık Sultan. Zilli
Dede,
Durhasan Dede, Hurmalı Dede, Mutlu
Dede, Bulut Dede, Sait Dede, Arpacı
Dede,
Muhittin Dede
2) Çeşitli Hastalıklara Şifa Aramak
İçin Gidilen Ziyaret Yerleri: Derviş
Hoca, Bilal-i Habeş, Yedi Kardeşler,
Hz. Hıdır, Cafer-El Tayyar, Nuh
Nebi, Halil İbrahim, Bulamaç Dede,
Ağca Baba, Sadık Sultan, Ali Dede,
Durhasan Dede, Karataş Dede, Bulut
Dede
3) Sağlıklı Doğum Yapmak İçin
Gidilen Ziyaret Yeri: Sultan Habibin
Nacar
4) Felçli Hastalara Şifa İçin
Gidilen Ziyaret Yeri: Çoban Dede
5) Boğaz Hastalıklarına Şifa İçin
Gidilen Ziyaret Yeri: Süleyman
Efendi
6) Deliliğe Şifa İçin Gidilen
Ziyaret Yeri: Çoban Dede
7) Görme Özürlülere Şifa İçin
Gidilen Ziyaret Yeri: Çoban Dede
Görüldüğü gibi hastalıklara şifa
aramak için sağaltıcı kerameti
olduğuna inanılan ziyaret yerlerine
gidiliyor. Bazı ziyaret yerlerinde
bir çok hastalığa şifa aranırken
bazı ziyaret yerlerinde de belli
hastalıkların şifası aranıyor.
Yatırlara en çok çocuğu olmayan
kadınlar gidiyor. İkinci sırada
diğer hastalıklar geliyor.
Adana’da İnanç Merkezlerini Ziyaret
Günleri: (K.3, K.9, K.10)
Yatırlardaki evliyalara belli
günlerde gidildiğinde kerametlerinin
gerçekleşeceğine dair bir inanç var.
Genellikle adaklar için cuma günleri
gidilir.
Her Gün Gidilen Ziyaret Yerleri:
Cabbar Dede, Bulut Dede, Derviş
Hoca, Çoban Dede, Hz. Hıdır, Bulamaç
Dede, Gaffar Baba, Sadık Sultan,
Zilli Dede, Durhasan Dede, Hasan Nuh
Dede
Salı Günü Gidilen Ziyaret Yerleri:
Bilal-i Habeşi
Çarşamba Günü Gidilen Ziyaret
Yerleri: Nuh Nebi
Perşembe Günü Gidilen Ziyaret
Yerleri: Yedi Kardeşler, Ağca Baba,
Ali Dede
Cuma Günü Gidilen Ziyaret Yerleri:
Süleyman Efendi, Sait Dede, Yedi
Kardeşler, Hz. Hıdır, Halil İbrahim,
Bulamaç Dede, Sadık Sultan, Ali
Dede, Hurmalı Dede
Cumartesi Günü Gidilen Ziyaret
yerleri: Hz. Hıdır,Cafer- El Tayyar,
Hurmalı Dede
Pazar Günü Gidilen Ziyaret Yerleri:
Yedi Kardeşler, Hz.Hıdır, Cafer-El
Tayyar, Nuh Nebi Sadık Sultan,
Hurmalı Dede
Ziyaret yerlerinden şifa umanlar bu
takvime uyarlar. Son yıllarda
ziyaretler tatil günleri ve
cumartesi, pazar günlerine
kaymıştır. Ama adaklarda cuma günü
ziyaret yapılır
Adana’da İnanç Merkezlerine Gidiş
Nedenleri ve Yapılan Pratikler (K.4,
K.5, K.13, K.14, K.16)
Adana’daki inanç merkezlerine gidiş
nedenleri şunlardır:
1. Çocuk sahibi olmak, doğan çocuğun
ölmesini önlemek, yaramaz çocukları
islah etmek, konuşamayan çocukların
dilini açtırmak
2. Evlenemeyen kızların
kısmetini açmak
3. Rızk arttırma dileği
4. Kayıp eşyayı bulmak
5. Kötü alışkanlıklardan kurtulmak
6. Şirinlik dileği (kısmet açma)
7. Askerden sağ salim dönme dileği
8. Yeni bir işe başlamadan kutsal
zatın, duasını, rızasını almak
9. Doğal afetlerden korunmak
Adana yatır, ziyaret ve kutsal
sayılan mezarlarda süren pratikler
şunlardır.
1. Adak kurbanı kesmek, kanını
alnına sürmek
2. Türbe, mezar, ağaç ve
çalılara çaput bağlamak
3. Kutsal sayılan sudan içmek,
yıkanmak, para atmak
4. Adağın gerçekleşmesinden sonra
yiyecek dağıtmak
5. Türbeye havlu, seccade, halı,
tesbih, baş örtüsü, takke, ibrik,
para bırakmak vd.
6. Türbede secdeye kapanmak, gece
uyumak
7. Belli hastalıkları sağalttığına
inanılan yatırlarda şifa dilemek
Ziyaretlerde Adaklar:
(K.2,K.12,K.6,K.3,K.8)
Ziyarete dilekte bulunan kişi,
dileğinin yerine gelmesi için adak
adar. Adak kurbanı olarak genellikle
koç, horoz kesilir. Hastalıktan
kurtulan, dileği yerine gelen
ziyaretçiler kurbanı getirerek
ziyarette keserler. Kimileri,
kurbanı fakirlere et olarak
dağıtmakta, kimileri de yemek
yaparak dağıtmaktadır. Kurbanın
dışında Kur'an, mevlit okutma,
günlük, mum yakma, ziyarete yeşil
örtü, bayrak örtme, halı, kilim,
seccade, havlu, baş örtüsü getirme,
helva yapıp dağıtma, fakirlere
yiyecek giyecek dağıtma, şeker,
aşure dağıtma, tabak, tencere,
çaydanlık, çay, şeker ve ziyaret
bakıcısına para verme şeklinde de
adaklar adanmaktadır.
Önemli bir adak da belirli bir süre
saç uzatılması şeklinde
gerçekleştirilir. Çocuğu olmayan
aileler, Derviş Hoca Ziyareti’nde
çocuk sahibi olmayı diler ve
çocukları olması halinde, yedi
yaşına gelene kadar çocuğun saçını
uzatmayı, yedi yaşına gelince
ziyarete kurbanla gelip saçın ve
kurbanın kesileceğini adar. Çocuğun
kesilen saçları ziyarete bırakılır.
Dileği yerine gelenler ziyaretin
bakımını tamirini yaparlar.
Çocuğu olmasını dileyen kadınlar
ziyarete patik asar, bezden beşik
yapar. Şifa dileyen bazı kişiler
ziyarette yatarak şifa ararlar. Bu
yedi gece yatma şeklinde de
uygulanır. Süleyman Efendi
Ziyaretindeki suyun boğaz
hastalıklarını tedavi ettiğine,
sandukanın yanındaki taşın da sırt
ağrılarına iyi geldiğine inanıldığı
için ziyaret suyu içilir, taşa
ağrıyan yer sürtülür. Burada taş
kültünün öne çıktığını görüyoruz. Bu
işlem ata, ulu kişiye bedenle
temastır. Adaklardan bir diğeri ise
doğacak çocuğa evliyanın adının
verilmesi şeklindedir. Ziyaretçiler,
ziyarette önce evliyanın ruhuna
fatiha okur, sonra dileklerini
söyleyip adak adarlar. Sait Dede
Ziyaretine felçliler gelerek şifa
dileyip adak adarlar.
İnanç Merkezlerine Bağlı Yağmur
Yağdırma Törenleri (K.1, K:17,
K.7,K.11)
Tarihin ilk topluluklarından bu yana
doğayı tam çözemeyen insanlar, daha
sonra onun her türlü iyiliği ve
kötülüğü yapabileceğini düşünmüş,
onunla iyi geçinmenin yollarını
aramıştır. Dilekleri yerine gelince
şükretmek amacıyla adaklar
adamışlar, çeşitli büyüsel ve
törensel işlemler uygulamışlardır (
Artun,2000:52).
Yağmur yağdırmak için yapılan
törenler ve buna bağlı adetler çok
eskilere dayanır. Yağmur yağdırma
törenlerinin belli bir zamanı
yoktur. Yağmur duasının amacı
yağması geciken yağmurların
yağmasını sağlayarak kıtlığı
kuraklığı önlemektir. Günümüzde
yağmur yağdırmak için yapılan
törenler Müslümanlığın etkisi
altında yapılır. Dini temsilci olan
hocanın önderliğinde bütün köy
yağmur duasına çıkar. Yağmur duası
toplumun kendi gücüyle üstesinden
gelemeyeceği bir durumda büyüye
başvurmasıdır. Bu törenler ; taklit,
kılık değiştirme , kurban ve toplu
yemeden oluşur (Karadağ,1978:81).
Bunlar içinde taklit vazgeçilmez
ögedir. Kollar uzatılır, avuç yere
doğru çevrilir. Parmaklar aşağıya
doğru sallanarak yağmur yağışı
taklit edilir (Acıpayamlı,1961:81).
Adana yağmur yağdırma törenleri
büyüklerin ve çocukların yaptıkları
törenler olmak üzere iki çeşittir.
Adana’da havalar kurak gittiğinde
yağmur duasına çıkılarak Allah’tan
yağmur yağdırması niyaz edilir.
Yağmur duasına çıkmadan önce
köylüler aralarında para toplayarak
bir büyük baş hayvan alırlar. Köy
halkından yağ, bulgur vb. toplanır.
Yağmur duasının yapılacağı yer
genellikle bir yatır veya ziyaret
yeridir. Yatırın mezarın etrafında
yedi kez dönerler. Kurban kesilerek
kazanlarda pişirilir. Pişirilen eti
ve pilavı törene katılan bütün köy
halkı topluca yer, dua öncesi
tövbeler edilir. Haksız yere alınmış
şeyler varsa geri verilir. Fakirlere
sadaka verilir. Sonra yağmur için
dua edilir, hep bir ağızdan “cümle
alemin tarlasına” denilir. Açıkta
iki rekat namaz kılınır. Namaz
sonrası hoca yerde durarak kılıç ok
veya bir sopaya dayanarak hutbe
okur.
Adana’da diğer bir yağmur yağdırma
töreni de çocukların geçlerin
yaptıkları törenlerdir. Bu tören
için özel olarak hazırlanmış canlı
veya cansız kukla benzeri bir
bebektir. Gençler kuklayı ev ev
gezdirerek yiyecek toplarlar. Ev
sahibi çömçeli gelini taşıyan çocuğa
bir maşrapa su döker. Bütün çocuklar
bodi bodi diyerek bağırırlar.
Yiyecekleri topluca yerler
(Artun,1995:154-163).
Boğa Dede Ziyareti (K1-K2-K3-K6-K7)
Boğa Dede Ziyareti, Adana'nın Misis
(Yakapınar) Kasabası'na bağlı
Dedeler köyündedir. Boğa Dede’nin
türbesi yoktur. Ziyaret yalnızca bir
mezardan ibarettir. Ziyaretin
yakınında çok yaşlı ağaçlar
bulunmaktadır. Günümüzde yağmur
yağdırma törenleri mezarının
bulunduğu ağaçlık alanda
yapılmaktadır.
Bulut Dede Ziyareti
(K4-K5-K8-K9-K10)
Bulut Dede ziyareti, Adana'nın Ali
Dede Mahallesi'nde Ayakkabıcılar
Çarşısı içindedir. Türbenin küçük
bir avlusu, bu avluya bakan küçük
bir odada da Bulut Dedenin sandukası
vardır. Türbenin bahçesinde bir adak
ağacı vardır, yeşil ve beyaz bezler
bağlanır.
Kaynak kişiler türbenin bulunduğu
yere bulut şeklinde nur indiğini bu
nedenle buraya türbe yapıldığını
söylüyorlar. Bulut Dede’nin üzerinde
gölge yapsın diye üstünde bir bulut
gezermiş. Yağmur duası için Bulut
Dede ziyaretine gidilir. Yağmur
yağdırma için adak adanır. Dilek
gerçekleşirse yiyecek dağıtılır.
Bulut Dede'nin mezannda Nasr duası
okunur. Ağaçlara oyuncak salıncaklar
yapılarak, bu salıncaklarda oyuncak
bebekler sallanır. Bebekler
sallanırken şu sözler tekrarlanır.
Allahım bize rızkımızı ver
Yağmuru yağdır
Bize sulu sulu yağmuru
Vermekten eksik olma
Yağmur duasına katılanlar "Biz
buraya geldik sığındık, sen bizim
dileklerimizi Allah'tan iste"
derler.
Tosun Dede (K4-K5-K6-K7-K8-K9-K10)
Tosun Dede Ziyareti, Paşa köyü ile
Çanakçı Köyü arasındadır. Günümüzde
türbesine gidilip dua edilir. Tosun
Dede daha sağlığında kuraklık
olduğunda köylülere "Toplanın, para
toplayıp dana kesin. Allah'a dua
edin" dermiş. Köylüler Tosun
Dede’nin dediğini yapınca yağmur
yağarmış. Her kuraklık olduğunda
Tosun Dede Ziyareti’ne gidilip
yağmur dilemek için dua edilir,
kurban adanır. Dua ederken duada
Tosun Dede’nin adı geçer. Kaynak
kişiler yine bir kuraklık yılında
yağmur duası için para toplanıp
tosun alındığını, daha yağmur
duasına çıkmadan yağmur yağınca
tosunu kesmediklerini, ama sonra
aylarca bir damla yağmur düşmediğini
söylüyorlar.
Boğa Dede, Bulut Dede ve Tosun Dede
mahalli veli tipleridir. Bunların
yağmur yağdırma kerametlerine bağlı
çeşitli inanç pratik ve efsaneler
oluşmuştur. Mezarları, türbeleri,
kendilerine ait eşyaların olması,
yağmur yağdırma dileklerini
gerçekleştirdiklerine inanılması,
adak kurban olması, adlarının
geçtiği dua ve benzeri sözlerin
olması, adlarına türbe ve ziyaret
yeri yaptırılması, etraflarında
efsanelerin oluşturulması onları bir
kült haline getirmiştir. Adana
yağmur duası törenlerinde İslamiyet
öncesi inanç motifleri ve kurban
ritleri kalıntılarıyla, atalar
kültündeki kabir ziyareti ölümden
medet umma ile İslamî inançlar
içiçedir.
Bilimsel araştırmalarda, özelikle
tarih araştırmalarında doğruyu
yanlıştan ayırmak için her şeyden
önce tarihi yaşayan ve olayların
içinde rolü bulunan insanların
geriye bıraktıkları izleri takip
edip bu insanların geçmişi hakkında
tanıklıklarından da yararlanılır
(Şeker,1999:25). İnanç merkezleri ve
çevresinde oluşan kültür geçmişteki
hayata ait yazılı kaynaklar dışında
en önemli bilgilerin elde edileceği
yerlerdir. Bu inanç merkezlerinde
yapılacak çalışmalar tarihin
yararlandığı malzemelerin ortaya
konulması ve bunlardan
yararlanılmasını sağlayacaktır.
Sonuç: Adana’da bir çok inanç ve
bunların etrafında oluşmuş
uygulamaların belirlenip ortaya
konması ritüel olarak
adlandıracağımız olguların Adana’da
aldığı şekli tespit etmemizi
sağlayacaktır. Ayrıca ritüellerin iç
dinamiği, çalışma prensipleri ortaya
çıkacaktır. İnançların çok katı, çok
kuvvetli yaptırım gücü vardır.
İnançlar gerek inanç sistemi içinde,
gerek dinsel, gerekse toplumsal
yönüyle bir takım işlevler
üstlenmiştir. Genel biçimiyle
kökleri insanlık tarihi kadar eski
görünen bu kuruma bağlı ritüeller
toplumlarca canlı tutulmuş, belirli
zaman ve aralıkla tekrarlanmış,
böylece dirençli, sürekli bir yapıya
kavuşmuştur
Adana’da inanç merkezlerinde
bilinmeyen bir zamanda ermişliğini
onaylanmış kişiler öldükten sonra da
sosyal açıdan yaşatılmaktadır.
Onları bir anlamda ölümsüzleştiren
şey genellikle kendilerine atfedilen
olağanüstü manevi güçten öte onlara
olan ilginin sürekliliği ve doğrudan
ya da dolaylı bir biçimde
gerçekleştirilen ritüellerin
karakteristik bir özelliği olan
tekrarıdır.
Adana’daki inanç merkezlerinde
eskiye oranla düşük yoğunlukta da
olsa sorun ve sıkıntıların çözümünde
büyüsel olarak nitelenebilecek
pratiklere baş vurulduğu
görülmektedir. İlk çıkış özelliğini
kaybetmiş, İslâmi renge bürünmüş bu
inanç ve pratikler İslâmiyet’in
gereğindenmiş gibi sürdürülmektedir.
Bu inanç merkezlerindeki yatır
ziyaretleri, evliyalardan meded
umma, adak adama, ağaçlara çaput
bağlama vd. pratikler din adamları
tarafından hoş görülmemesine rağmen
sürmektedir. Günümüzde Adana’daki
yatır ve ziyaretlerin çoğu ile
ilgili yazılı ve güvenilir sözlü
bilgi toplama kaynakları yoktur.
İnanç merkezleri adına bağlanan bazı
erenlerin tarihi kişilikleri yok
olmuş, yaptığı varsayılan
kerametleri onlara ad olmuştur. Bazı
inanç merkezleri de ilk kaynağından
yola çıkarak, değişerek yeni kimlik,
inanç ve pratikler kazanmıştır.
İnanç merkezlerinin Adana’da
geleneksel kültürü ve sosyal yaşamı
haraketlendirmede payları vardır.
İnanç merkezleriyle dilek ve adakla
sosyal yardımlaşma, paylaşma ve
dayanışma gelişir. Gelenekler sürer,
inançlar tazelenir, dinsel ağırlıklı
toplumsal birliktelik düşüncesi
pekişir.
Adana’da uygulanan inanç ve
pratikler kültürün doğası ve
kültürel değişim ve gelişim gereği
erozyona uğraması gerekirken
modernleşmeye başlayarak yeniden
biçimlenmiştir. İnanç merkezleri
sosyo-ekonomik değişmeye bağlı
olarak pratik değişimlerine
uğrayarak hayatiyetini
sürdürmektedir. Geleneğe ve
bağdaştırmacı uyarlamacılığa dayalı
yerel-yöresel inanç ve kültürel
değişim ve gelişim sürecinin yoğun
ve yaygın etkisi altındaki halk
inançları karşısında bireysel
tepkiler ortaya çıkmaya başlamış,
doğru İslâm’ı belirleme konusunda
arayışlara girmeye başlamışlardır.
Dinsel geleneğin ve önderlerin
otoritesini kaybetmeye başlaması
üzerine İslâmi kökenli olmayan
pratiklere karşı neler yapılması
gerektiği konusunda bireysel
arayışlar ortaya çıkmaya
başlamıştır. Bu pratiklerin
İslâm’dan ayıklanması yerine inanç
merkezlerinde pratikler yeniden
şekillenerek yeni işlevler kazanmaya
başlamıştır. Kültürel değişim ve
gelişim gereği bazı inanç
merkezlerinin pratikleri çağa
uydurulmuştur. Bunlar geleneğe karşı
gelme dinamiğine özgün bir örnek
teşkil etmektedir.
Erenleri toplumun diğer
bireylerinden farklılaştıran
sağlıklarındaki beceri, yetenek,
bilgi, hayırseverlik, dindarlık vd.
gibi kişisel özellikler yanısıra
ölüm sonrası toplum tarafından bir
kısmına atfedilmiş özellikler de
olabilir. Hatta çoğu kez söz konusu
inanç merkezi mekanların boş
olduğundan bile söz edilir. Ama
Adana insanı bu mekanları kutsal
saymıştır. Onlara bu statünün
verilmesinin altındaki gerçek,
bireysel beklentilerinin gerçekleşme
umudu ve doğa üstünden gelebileceği
düşünülen olumsuz etki korkusudur.
İstenileni elde etmek için ereni
anma, onun gönlünü alma, kutsama,
kutsanma amaçları yer alır. Bu
uygulamalar bireyi yaşamlarının
sınırlarının ötesine taşır.
Kaynakça:
Acıpayamlı (Orhan), 1961, Türkiyede
Doğumla İlgili Adet ve İnanmaların
Etnolojik Etüdü, Ankara
Acıpayamlı (Orhan), 1976,“Türk
Folklor Ürünü Yağmur Duasıyla İlgili
Yapı ve Fonksiyon Sorunları” 1.
Folklor Kongresi Bildirileri, Ankara
Artun ( Erman), 2000, Adana Halk
Kültürü Araştırmaları, Adana
Artun (Erman), 1995, “Adana Yağmur
Yağdırma Törenleri ve Çomçalı
Gelin”, Tuncer Gülensoy Armağanı,
Elazığ
Artun (Erman), 1992, “Tekirdağ
Ritüelleri ve Balkanlardaki
Varyantları” 4. Milletlerarası Türk
Halk Kültürü Kongresi Bildirileri,
Ankara
Atay (Tayfun), 2000, “Gelenek ve
Modernlik İlişkisi Ekseninde
Türkiyede Halk Dini Ögeleri ve
Senkretik Motifler, Uluslar Arası
Anadolu İnançları Kongresi
Bildirileri, Ekip Grafik, Ankara
Başar (Zeki) , 1 972, Erzurum 'da
Tıbbi ve Mistik Folklor
Araştırmaları, Ankara
Boratav (Pertev Naili), 2000. Halk
Edebiyatı Dersleri, Tarih Vakfı
Yayını, istanbul
Cilacı (Osman),1999,”Türbe ve Mezar
Ziyaretlerinde Görülen Hurafeler ve
Çözümleri” Geçmşten Günümüze
Mezarlık Kültürü ve İnsan Hayatına
Etkileri Sempozyumu Bildirileri,
Sembol Tanıtım, İstanbul
Çağımlar (Zekiye), 1994, Adana
Yöresi Yatır, Ziyaret, Ocaklar ve
Bunlara Bağlı Anlatılan Efsaneler,
Ç. Ü. Sosyal Bilimler Enstitüsü,
Basılmamış Yüksek Lisans Tezi, Adana
Erginer (Gürbüz), 1997, Kurbanın
Kökenleri ve Anadolu’da Kanlı Kurban
Ritüelleri, İstanbul
Erginer (Gürbüz),2000, “Anadolu
Erenlerinin Sosyo-Kültürel
Fonksiyonları” Uluslar arası Anadolu
İnançları Kongresi Bildirileri,
Ankara
Eröz (Mehmet), 1 992, Eski Türk
Dini ve Alevilik Bektaşilik. T.D. A.
V. , İstanbul
Kalafat ( Yaşar), 1997 , Anadolu
Halk Sufizmi, Zazalar, Kırmançlar ve
Türkmenler, İstanbul
Karadağ (Nurhan), Köy Seyirlik
Oyunları, İş Bankası Yay., Ankara
Ocak ( Ahmet Yaşar), 2000, Alevi ve
Bektaşi İnançlarının İslam Öncesi
Temelleri, İstanbul
Ocak (Ahmet Yaşar ),1992,
Menakıpnameler, Ankara
Ocak ( Ahmet Yaşar), 1984, Türk Halk
inanç ve Edebiyatında Evliya
Menkıbeleri, Ankara
Şeker (Mehmet),1999, “Türk Mezar
Bilimi Bir Disiplin Olarak
Kurulmalı”, Geçmişten Günümüze
Mezarlık Kültürü ve İnsan Hayatına
Etkileri,Sempozyumu Bildirileri,
Sembol Tanıtım, İstanbul
Kaynak Kişiler (K) :
K.1 Suzan Batuman, 49, Üniversite
öğretimi görüyor. Adana
K.2 Fındık Türkay , 75, öğrenimi yok
Tecirli Aşireti, Adana.
K.3 Mehmet Topaloğlu, 43, lise,
Adana
K.4 Emine Eroğlu, 70,ev hanımı,
Adana
K.5 Hayriye Büyükyılmaz, 60,ev
hanımı , ilkokul, Adana
K.6 Elif Taşdemir, 33, ortaokul, ev
hanımı, Adana
K.7 Suzan Önder, Ceyhan, Kızıldere
Köyü, basılmamış lisans tezi, Adana,
1998
K.8 Aliye Küçükgöde, 68, okuma
yazması yok, Adana
K.9 Asuman Pelit :41, ortaokul, ev
hanımı, Adana
K.10 Arife Doğan, 55, Kozan, ev
hanımı, okuma yazması yok, Adana
K.11 Kamile Battal, 75, öğrenimi yok
, ev hanımı , Adana
K.12 H. Ayhan Arı :58, ilk okul.
Yakapınar, , çiftçi, Adana
K.13 Hülya Acı :440, ilk okul ,
Kuran Kursu Hocası, Adana
K.14 Fatma Ketre, 60, okuma yazması
var, ev hanımı, Adana
K.15 Fahri Alakoyun, 65, okuma
yazması var, işçi, ismet Paşa köyü,
Adana
K.16 İzzet Sağlam 47, ilkokul, işçi,
Osmaniye, Adana
K.17 Hakkı Doğan, 59, Kozan,
ilkokul, Çiftçi, Adana