Günümüz Adanalı Âşıkların Dini-Tasavvufi
Şiirleri
Prof. Dr. Erman Artun
Çukurova Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi
Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Öğretim Üyesi.
Türkler, İslamiyet kültür dairesine girdikten
sonra yurt değiştirerek Anadolu'ya geldiler. Bir
çok kültür ve dinin etkisi altında kalarak
farklı uygarlıklar yaşayan Türklerin buna bağlı
olarak Orta Asya'dan günümüze değişen gelişen
bir edebiyatları oldu. (1) Kültür kaynakları
Orta Asya'dan Anadolu'ya çağlar süren süreçte
halk şiirini şekillendirmiştir. Türklerin
İslamiyet’i kabulünden sonra dünya görüşü ve
yaşama biçiminin değişimi şiire de yansımıştır.
l0. yüzyıldan sonra Türk şiiri yeni konular ve
anlatım biçimleri kazanarak yeniden
şekillenmiştir. (2)
Hicretin ilk yüzyılından itibaren bir zühd ve
takva anlayışı içinde ortaya çıkmağa başlayan
tasavvuf hareketi miladi 9. yüzyıldan sonra
geniş ve renkli bir düşünce sistemi olmuştur.
11. yüzyılda tarikatların kurulmasıyla tasavvuf
bütün İslam alemine yayılmıştır. (3) Tasavvuf,
İslamiyet’in doğuşundan kısa bir süre sonra
ortaya çıkmış, özellikle tarikatlar ve tekkeler
aracılığıyla İslam dünyasında etkisini yüzyıllar
boyunca sürdürmüş bir düşünce ve inanç
sistemidir. İslamiyet’in mistik bir boyutu olan
tasavvuf, şeriatın emir ve yasaklarını
yumuşatmaya, Allah'a sevgiyle varmaya yönelik
bir sistemdir. Edebiyatta kalıcı izler
bırakmıştır. Türkler arasında ilk olarak Orta
Asya'da Ahmed Yesevi ile görülmeğe başlayan
tasavvuf akımı daha sonra Moğol istilasıyla
Anadolu'ya gelen dervişlerin etkileriyle burada
da etkili olmağa başlamıştır. Anadolu'da Yunus
Emre ile doruk noktasına çıkan dini-tasavvufi
halk edebiyatı her dönemde ve her zümrede önemli
sanatçılar yetiştirmiştir. (4)
Bir
inanç ve düşünce sistemi olarak kabul edilen
tasavvufun temeli, kâinatta tek bir varlık
bulunduğu o tek varlığın dışındaki diğer
varlıkların ise onun yeryüzündeki yansıması
olduğu görüşüne dayanmaktadır. O tek varlık
Allah’tır. Öteki varlıklar yani görünen her şey
tek varlık olan Allah'ın türlü görüntüleridir.
Bunlar Allah'ın anlaşılıp bilinmesi için vardır.
Buna vahdet-i vücut görüşü denir. Tekvin
yani var oluş, yaradılış problemi dinin ve
felsefenin ilgi alanına giren ana konulardandır.
Tasavvufta amaç Allah'a ulaşmaktır. Bu vuslat
ancak gönül yoluyla ve sezgiyle olur. (5)
Tasavvufta Allah, kâinat ve insan bir bütün
içinde düşünülmekte ilişkiler bir bütün içinde
aranıp açıklanmaktadır. (6)
12.
yüzyıldan itibaren kurulmağa başlayan tarikatlar
ortaya koydukları adap ve usullerle, edebi
ürünlerle tasavvufa hem örgütlenme getirmiş hem
de geniş halk kitlelerine yayılmasını
sağlamışlardır. Ahmed Yesevi ile Türkistan'da
başlayan bu gelenek Anadolu'da kurulan sayısız
tarikatlar, kendi inançlarını taşıyan halk
edebiyatı ürünleriyle halk şiirine zenginlik
katmışlardır. (7) İslamiyet içerisinde tasavvuf
felsefesi başlangıçta kültürel hayatı etkileyen
bir içerik kazanmıştır. Tasavvufun konusu nefsi
islah etmek, kötü huylardan kurtulmak, Allah
varlığıyla var olmaktır. Tasavvufta metot ve
öğretim önemli değildir, önemli olan mürşid-i
kamilin yolunda yürüyerek tasavvufu öğrenmektir.
Tasavvuf bir islam mistisizmidir, zühd (ibadet)
ve takva, Allah korkusuyla dinin yasak
ettiklerinden kaçınma ile ruhu temizleyip,
Hakk’ın ahlakıyla ahlaklanmaya kendi varlığını
Hak sevgisinde eriterek onun dışındaki her şeyle
ilgiyi kesmeye Allah’ın emir ve yasaklarına tam
uyarak sonsuz mutluluğa ulaşmadır. (8)
Her
yeni düşünce sistemi gibi tasavvuf da yayılırken
sanatın gücünden yararlanmıştır. Dervişler bu
düşüncenin öğretilerini şiire ve saza dökerek
daha yumuşak daha kolay anlaşılır ve sevilir
hale koymuşlardır. 13. yüzyılda bu nedenle
Anadolu'da dini tasavvufi halk şiiri meydana
gelmeğe başlamıştır. Önceleri öğretme ve eğitme
hedeflendiği için dervişlerin dilinde halk şiiri
didaktik bir üslupta kullanılmıştır. 16.
yüzyıldan sonra Alevi, Bektaşi Mevlevi
tarikatların kendi inançlarını taşıyan kelime
kadroların eklenmesiyle dini- tasavvufi halk
şiiri çok renkli ve çok boyutlu bir söyleyiş
tarzına bürünmüştür. Bu tarzın oluşmasında Yunus
Emre, Pir Sultan Abdal gibi söz ustalarının da
önemli katkıları olmuştur. (9)
Tasavvuf, edebiyatı etkilediği kadar, edebiyatın
da gücünden yararlanarak yaygınlığını ve
kalıcılığını sağlamıştır. Her tarikatın kendine
göre öğretisi, uygulamasının olması, bunu
şiirlerinde değişik sembollerle anlatması bu
zenginliği sağlamıştır. Aslında felsefi bir
düşünceden doğan ve hükema felsefesiyle
bütünleşen tasavvuf, düşüncelerinin sınırlarını
devrine göre iyiden iyiye genişletmiş bir yandan
da tasavvufi terimlerle dili zenginleştirmiştir.
(l0) Her türlü düşünce ve heyecan coşkunluğunu
kendisine konu olarak seçen edebiyat, tasavvuf
heyecan ve inanışı için de bir anlatım aracı
olmuştur. Tasavvuf edebiyatı beşeri aşktan ayırt
edilmesi gereken ilahi aşkı ifade etme yolunda
birçok özel terimler, mecazlar allegoriler
kullanmak yolunu seçmiştir. Divan şairleri ve
âşıklar tasavvuf kültürünü şiirlerine
yansıtmışlardır. Fakat sufi âşıklar onları hiç
bir zaman kendilerinden saymamış; kendi
sanatçılarına Hak âşığı adını vererek onları din
dışı konularda şiirler yazan şairlerden
ayırmışlardır. (1l) Tekke şiirinin ilk örnekleri
olan Yesevi hikmetleri öğretici niteliğinden
dolayı lirizmden uzaktır. Yesevi ve Yunus'un
Türk dilini kullanmaları geniş halk kitlelerine
ulaşmalarını sağlamıştır. Türk şiirinin
Anadolu'da oluşumunda tekke şiirinin rolü
büyüktür. Tekke şiirleri, din ve tasavvufla
ilgili kavram, duygu, düşünce, ilke ve kuralları
halka yaymak amacıyla tasavvuf etkisinde kalan
bir tarikata bağlı şairlerce yazılan şiirlerdir.
(12) Tekke edebiyatının düşünce kaynağı ve temel
ideolojisi, İslam dini ve tasavvuftur. Ayrıca
dil, ölçü ve nazım şekilleri gibi dış özellikler
açısından çoğu zaman halk edebiyatına
dayanmıştır. (13)
1.
Adanalı Âşıkların Dini-Tasavvufi Şiirleri
Adana, âşıklık geleneğinin sürdürüldüğü birkaç
ilden biridir. Âşıklık geleneği, Adana kültür
varlığının önemli bir bölümünü oluşturmaktadır.
Adanalı âşıklar, âşık tarzı şiir geleneği
türünde yazdığı şiirlerin yanı sıra çok sayıda
dini-tasavvufi halk şiiri yazmışlardır.
Âşıkların bu tür şiirlerinde sıkça kullandığı
dini ifadeler, terkipler, mazmunlar,
dini-tasavvufi edebiyatta çok işlemiş, tekrar
edilmiş klişeleşmiş söz ve bilgilerdir. Onlar bu
bilgileri geçmişte yaşamış âşıklardan ve bir
kısmı da katıldıkları tarikat sohbetlerinden
edinmişlerdir. Şiirlerinde kullandıkları
tasavvuf terminolojisine ait kelime ve
kavramları şiirlerinde kullanırlarken anlamı göz
ardı etmeden, şiirlerinde ahenk sağlayacak
biçimde seçmişlerdir.
Realitenin dışına çıkma arzusu bir çok edebi
üründe olduğu gibi âşık edebiyatı geleneğinde de
vardır. Tasavvuf, esas olarak bu düşünceye
dayanır. Adanalı âşıkların yetiştiği ortam bu
duyguların gelişmesine uygun ortamdır. Adanalı
âşıklar İslam dininin kurallarını yakın
çevrelerinden öğrenmiş dini-tasavvufi şiirleri
de bu ortamda söylemişlerdir. Âşıkların
şiirlerinde kâinat, dünya, ölüm, ahiret vd.
konularda onların dini felsefi, görüş ve
düşüncelerinin yansımasını görürüz.
Adanalı âşıkların şiirlerinin bir çoğunda yeni
bir ses, felsefe boyutunda tasavvufi bir
derinlik bulamayız. Âşıklar, insanlara öğüt
verirken iyiyi doğruyu güzeli gösterirken
dünyanın geçiciliğini anlatırken, gerçek edebi
mutluluğun yolunu dizelerinde dile getirirler.
Âşıklar dini-tasavvufi şiirlerinde Allah'ın
birliğini, peygamberleri anlatırlar, din
ulularını sıralarlar. Onların bu tür şiirlerinde
tasavvufi bilgiler bir sistem içinde verilmez.
Yalnızca geleneğin aktardığı bilgiler kalıp
olarak alınıp tekrarlanır. Dünyayı İslâmi inanca
göre kavrayan âşıklar, şiirlerini mistik ve
metafizik bir temele dayarlar. Adanalı âşıkların
incelemeye aldığımız şiirlerine baktığımızda
belli başlı İslami motiflerin işlendiğini
görürüz:
1)
Kutsal
değerlere içten bağlılık
2)
İnsanları
iyiye doğruya, güzele ulaştırma çabası
3)
Dünyanın
geçici bir misafirhane olduğu düşüncesi
4)
Allah'ın
nimetlerine şükür etme
Adanalı âşıklar İslami ahlakın temeli olan
"Allah’ın emirlerine saygı, Allah’ın kullarına
sevgi" düsturunu pek çok şiirlerinde
işlerler. Yaratılmışların dünya hayatlarını
takip edecekleri bir hayat programı olarak
nitelenen alınyazısı, kader inancı işlenir.
Âşıklarca ölüm, ahiret öncesi hayatın son vadesi
olarak tevekkülle karşılanır. Âşıkların dini
tasavvufi şiirlerinin özünde bağlı bulundukları
kültür değerlerine ait örnek değerler ve ahlak
anlayışı yatar.
Bu
çalışmada, özel arşivimizde bulunan 78 Adanalı
âşığa ait dosyalar taranmış içlerinden dini-
tasavvufi şiir türünün en karakteristik
özelliklerini taşıyan 13 âşığın 30 şiiri
seçilerek incelememize konu edilmiştir. Âşıkları
ve incelemeye aldığımız şiirleri ayaklarına göre
şöylece sıralayabiliriz.
1) Âşık Öksüz
Mehmet
(14)
DT-1)
Yine zarar etmen , işin kâr senin
DT-2)
Hangi tarlalara ekersin kader
2) Âşık Kaçıran
(15)
DT-3
Hacı Bektaş Veli'sin sen
3) Âşık Ferrahi
(16)
DT-4
Güldüm Mevlana Mevlana
4) Âşık Halil
(17)
DT-5
Nıfsım vara, nıfsım yoka bağlıdır
DT-6
Dezip boğazıma sokmağa geldim
5) Âşık Hacı
(18)
DT-7
Baharda açılan gül değil midir?
DT-8
İki cihan ser sevine Kur'an idi bu gece
DT-9
Ay Güneş kararıp sönecek bir gün
DT-22
Eğilip bir yudum içmeğe dimi devranı
DT-23
Bir kaç çalı iki taştır yapısı
6) Âşık Akçay
(19)
DT-l0
Çünkü o kalemin boyası başka
7) Âşık Dertli
Polat
(20)
Ot
oldum taşında bittim
DT-ll
Yoldu beni yosun diye
DT-12
Muhabbeti tatlı dile saymışlar
DT-13
Mürşid kapısını çaldım da geldim
DT-14
Güzel gördüm, has bahçede bülbüldür
8) Âşık Feymani
(21)
DT-
15 Bugün seni çağırırım
DT-
16 Bu adem şeklini alana kadar
DT-
17 Yare teslim olmadıkça
DT-
18 Kim durdu, kimi durmadı geçti
DT-
29 Gökteki bulutu yel uyandırır
9) Âşık Fidani
(22)
DT-19
Hu çekerim sana doğru
DT-20
Zaten onu çoktan soydum da geldim
DT-21
Sır olana gidiyoruz
10) Âşık Ali
(23)
DT 24
Gezer Mevla’sını bilmeyenler var
11) Âşık Hoca
(24)
DT-
25 Kefenle dergaha giren Yunus'tur
DT-
26 Yandır efendim yandır
DT-
28 Sığındım ismine ey ulu Yezdan
12) Âşık Kara
Mehmet
(25)
DT-27
Dam dolusu kitap bilmiş ne fayda
13) Âşık Eyyubi
(26)
DT-30
Bülbül figanında Mevla der durur
2.
Din Kültüyle İlgili Kavramlar
2.1
İtikad
İnanmak, dinin esaslarını kalben tasdik etmek
demektir. İtikadın esasları Allah'a, kitaplara
peygamberlere, ahirete, kaza ve kadere,
meleklere, hayrın ve şerrin Allah'tan geldiğine
inanmaktır. Âşıklar dini-tasavvufi şiirlerinde
itikadla ilgili bir çok kavramı sıralarlar
birkaç örnek verelim. Allah inancı seslenilen
kitlenin anlayacağı dille verilir. Allah adı
sıfatlarıyla birlikte geçer.
Hüdâ
(DT-2, 11, 30), bekâ (DT-2), Hak (DT-4, l0, 11,
13, 18) bâki (DT-5 DT-17), sırrı-ı İlâhi (DT-6),
Yaradan (DT-7), Rab (DT8-22), Allah ( DT-8-21,
30) ilahi (DT-l0) Mevlâ (DT-13) Settâr ( DT-15),
rahmet (DT-29,28) canan (DT-20), yüce sultan
(DT-20),rahmeta Rahman (DT-25), (DT-25) Sübhan
(DT-25) Cabbar (DT-25, 26), yar (DT-23-25),
kerim (DT-28) Ulu Yezdan (DT-28)
2.2
Melekler
melek
(DT-8, 23), Münkir Nekir (DT-9)
2.3
Peygamberler
resul
(DT-8), enbiya (DT-12),peygamber (DT-21)
2.4
Ahiret
nâr-ı
cehennem (DT-8) , iki cihan (DT-8), cennet
(DT-8)
2.5
Kader
kader
(DT-2, l0)
2.6
İbadet
1-
Kelime-i Şehadet: ( DT-2) salavat (DT-24)
2-
Namaz: secde (DT-8, 19, 30)
2.7
Ayet ve Hadisler
Kuran
(DT-7, 8, 27) resul (DT-7) , ayet (DT-l0),
kutsal kitap (DT-l0)
3.
Tasavvuf Kültürüyle İlgili Kavramlar
3.1
Dünya
Tasavvufa göre Allah’ın tecellisi belirtisidir.
Âşıklar bu kavramı gelip geçici bir gezinti yeri
bir misafirhane, hayâli mekan olarak alırlar.
Âşıklar dünyada kendilerini gurbette görürler,
asıl vatan ahirettir. Âşıkların gözünde dünyanın
değeri yoktur. Dünya malına düşkünlük hoş
görülmez. Fena ( DT-5), diğer (DT-6), hayat
sahnesi (DT-6) devr-i hayat (DT-8), dünya (DT-6,
7, 18, 23, 27, 20), imtihan (DT-7), gurbet, sıla
(DT-12-26), madde alemi (DT-16), yalan dünya
(DT-24), cihan (DT-26) alem (DT-26)
3.2
Tekvin
Tasavvufta kainat ile görünen bütün varlıklar,
ayrı varlıklar olmayıp Allah’ın görüntüleridir.
Levh-ı kalem (DT-6), kainat (DT-7, 8), kün
(DT-l0), tecelli (DT-12)
3.3
Vahdet
Âşıklara göre vahdet, Allah'tan başka gerçek bir
varlık tanımamak, bütün her şeyi onun
sıfatlarının görüntüsü bilmek, görünen şeyleri
kendi varlıklarıyla değil, Allah varlığıyla var
tanımaktır. vahdet (DT-6)
3.4
Devir
Tasavvufi kainatın ve insanın Allah’tan çıkıp
tekrar Allah’a dönmesi devir nazariyesiyle
anlatılır. marifet (DT-3), devran (DT-22)
3.5
Bilgi (İlm-i ledün)
Sufilere göre bilgi araçtır, amaç değildir.
Tasavvufta Allah’ın sırlarını ve işlerin iç
yüzlerini bilme ilimdir. hikmet ağacı (DT-4),
ilim (DT-7, 11), hikmet (DT-16) hak-ı hikmet
(DT-17)
3.6
Tarikat Adabı
Uyulması gerekli kurallar bütünüdür. el almak
(DT-3), erkan edep (DT-3) çile (DT-4, 6, 20) ney
(DT-4), zikir ( DT 8), dergah (DT-II) nefis
(DT-16, 25, 27) nefis (DT-16, 25, 27), mürşid,
irşat-mürit, kamil (DT-29) hu çekmek (DT-29, 30)
post (DT-29) mürşit (DT-25) dergah (DT-25)
4.
Tasavvuf ve Din Kültürüyle İlgili Kişiler
Hacı
Bektaş Veli (DT-3), Mevlana (DT-4-l0), Mansur
(DT-13), Yusuf (DT-10), Eyüp (DT-12), Yunus
(DT-12), Musa (DT-13-15), Adem (DT-13), İsa
(DT-13), Ali (DT-13), Ömer (DT-3)
5.
Anlatım Şekilleri
Adanalı âşıklar, anlatmak istediklerini halkın
anlayabileceği dille anlatırlar.
5.1
Nasihat ve Hitap Yoluyla Anlatım
Âşıklar, dini konularda öğüt verme uyarma
gerektiğinde bu anlatım yolunu seçerler. (DT-15,
23)
Medet
medet şahlar şahı
Bu
gün seni çağırırım
Yoktan halk ettin ervaha
Bu gün seni
çağırırım
( DT-15)
Âşık
Feymani
5.2
Doğrudan Anlatım
Âşıklar dini-tasavvufi şiirlerinde öğretici
özellik gösterdiği için bu anlatım yoluna çok
başvururlar (
DT-1-2-3-14-16-18-19-21-23-24-26-27)
Hikmet ağacında ben bir çiçeğim
Yarım
dala, yarım köke bağlıdır
Biraz
yalan ile biraz gerçeğim
Nıfsım vara,
nıfsım yoka bağlıdır
(DT-5)
Âşık
Halil
5.3
Tahkiyeli Anlatım
Âşıklar dünyanın yaradılışı ve peygambere ait
kıssaların anlatışında bu anlatım yolunu
kullanırlar.
Arzu
faresine benliğim kendi
Nefsimin uğruna az mı can yedi
Bedene ben dedi, cana sen dedi
Feymani aslını
bilene kadar
(DT-16)
Âşık
Feymani
5.4
Soru-Cevap Yoluyla Anlatım
Âşıklar tasavvufi bilgileri kavratmak için soru
cevap yoluyla anlatımı seçerler. (DT-7)
Ol
emriyle yaratılmış kâinat
Karıncada ayak, kuşlarda kanat
İbret
gözüyle bak ne güzel sanat
Buna sebep olan
kul değil midir ?
(DT-7)
Âşık
Hacı
5.5
Dolaylı Anlatım
Âşıklar tasavvufi remizlerle anlamı gizleyip
sanat yapmak istediklerinde bu anlatım yoluna
seçerler. (DT-6)
Ömrümün güneşi etmeden gurup
Bir
kaç gün misafir olurum durup
Şurada geçici bir çadır kurup
Bir iki gün ateş
yakmağa geldim
(DT-6)
Âşık
Halil
6.
Anlatım Kalıpları
6.1 Tekrir
(yineleme)
Âşıklar duygulanmalarını hemen dile getirirler.
Doğaçlama söyleyişte kelime seçmek için zaman
dardır. Bu durumlarda âşıklar tekrarlardan hazır
gereçlerden yardım alırlar.
·
Kutsal kitap ayet ayet okunur ( DT-l0) Âşık
Osman Akçay
·
İpin
kelep kelep eğirir kirmen (DT-1) Âşık Öksüz
·
Medet
medet şahlar şahı ( DT-15) Âşık Feymâni
Herkes ektiğin biçecek
Sırası gelen göçecek
Arı
gibi çiçek çiçek
Bu meydanın
balısın sen
( DT-3)
Âşık
Kaçıran
·
Taşlarımı tek tek sökersin kader (DT-2) Âşık
Öksüz
·
Bana
kapı kapı rızık toplatıp
Hangi
tarlalara ekersin kader (DT-2) Âşık Öksüz
·
Çeşit
çeşit çile çekmeğe geldim ( DT-6) Âşık Halil
6.2
Deyimler
Âşıklar sözlü gelenekteki en önemli söz
kalıplarından olan deyimleri anlatım kalıbı
olarak kullanırlar. Deyimler şiire anlatım
zenginliği kazandırır.
·
El
alacak dalısın sen ( DT-3) Âşık Halil
·
Çeşit
çeşit çile çekmeğe geldim ( DT-6) Âşık Halil
·
Ok
yaydan çıkmasın ey Garip Hacı (DT-7) Âşık Hacı
·
Kulak
ver mümin kardeşim ( DT-8) Âşık Hacı
·
Dertli Polat derde düştüm ( DT-ll) Âşık Dertli
Polat
·
Elini
uzat düşküne ( DT-15) Âşık Feymani
·
Aşkınla yanar eririm ( DT-19) Âşık Fidani
·
Her
an kendinden geçerek (DT-19) Âşık Fidani
·
Hak
için nefsine gem vuran âşık (DT-25) Âşık Hoca
7.
Dini-Tasavvufi Şiirlerden Örnekler
Padişah verse de dinlemem ferman
Yel
essin esmesin savurun harman
İpin
kelep kelep eğinir kirmen
Tezgahından kilim
almak zor senin
( DT-1)
Âşık
Öksüz
Âşık
Allah’a varma yolunun zorluklarından söz ediyor.
Öksüz
Mehmet sığınırsın Hüda'ya
Elim
açık müdavimim duaya
Ten
toprağa, ruh gidince bekâya
Taşlarımı tek etek
sökersin kader
(DT-2)
Âşık
Öksüz
Âşık
Öksüz, kaderinden yakınır.
Bu
gün bize mihman geldi
Muhammet'sin Ali'sin sen
Dilinden hoş kelamın var
Hacı Bektaş
Veli'sin sen
(DT-2)
Âşık
gelen konuğu Hz. Muhammet'e, Hz. Ali'ye ve Hacı
Bektaş Veli'ye benzetir.
Der
Ferrahi deliyim vay
Mansur haller elinde vay
Kamıştan yapılmış bir nay
Çaldım Mevlana
Mevlana
(DT-4)
Âşık
Ferrahi
Âşık
Ferrahi Hallac-ı Mansur'un duygularını
taşıdığını söyleyerek ilahi aşkla adeta deli
olduğunu söyler.
Âşık
Halil derler birdir mevcudum
Beni
böyle karma yapmış mucidim
Fani
baki iki parça vücudum
Dışım hâke, içim
Hakk'a bağlıdır (DT-5)
Âşık
Halil
Âşık
Halil, bedenin fani, ruhun baki olduğunu söyler.
Yazılanı görüp Levh-i kalemde
Gâhi
şâd olurum, gâhi elemde
Şekilden şekile girip alemde
Çeşit çeşit çile
çekmeğe geldim
(DT-6)
Âşık
Halil
Âşık
Hâlil, Adem donuna giren insanın misafirhane
olarak niteledikleri dünyaya çile çekmeğe
geldiğini söyler.
Ok
yaydan çıkmasın ey Garip Hacı
Derindir yarası yoktur ilacı
Baldan tatlı amma zehirden acı
Dudak arasında dil
değil midir ?
(DT-7)
Âşık
Hacı
Âşık,
insanların diline sahip olmalarını ister.
Ağaçlar secdeye vardı taşlar zikir eyledi
Sular
düşünceye daldı, toprak fikir eyledi
Kâinat kıyama durdu Hakk'a şükür eyledi
On sekiz bin âlem
dahi nura kandı bu gece
(DT-8)
Âşık
Hacı
Âşık
Hacı, Kadir gecesinde canlı cansız bütün
varlıkların Allah’a secde ettiğini söyler.
Ervah-ı ezelde ikbal yazanlar
Arı'nın sırrını bala saymışlar
Tecelli alemde dirilen canlar
Muhabbeti tatlı
dile saymışlar
(
DT-12)
Âşık
Dertli Polat
Âşıklar, Bezm-i elest’ten dünyaya gelen insan
bedenine giren ruhları tatlı dilli olarak
nitelemişlerdir.
Gönül
usandı çağından
Talan
gitmiyor bağından
Musa
gibi Tur dağından
Bugün seni
çağırırım
(DT-15)
Âşık
Feymâni
Allah’a varma yolunda yürüyen Âşık Feymani
Musa'nın Tur dağından Allah’ı çağırdığı gibi
çağırdığını söylüyor.
Şu
buluta bahar olup tıkılmış
Yağmur, dolu, kar olarak dökülmüş
Dereler de çok sigaya çekilmiş
Damlalar deryayı
bulanan kadar
(DT-16)
Âşık
Feymâni
Seyr-i sülukun başlangıcını damla ,sonunu deniz
olarak niteleyen Feymani bu yolun uzun bir yol
olduğunu söyler.
Sular
gibi akamazsın
Benlik bendin yıkamazsın
İkilikten çıkamazsın
Bire teslim
olmadıkça
(DT-17)
Âşık
Feymani
Âşık,
benliği yenmeden, ikilikten çıkıp Allah yolunda
yürünemeyeceğini söylüyor.
Dünya
seyran yeri,ömür seyrancı
Kimi
gördü, kimi görmeden geçti
Gizli
köprü kurmuş ulu Mimarcı
Kimi durdu, kimi
durmadan geçti
(DT-18)
Âşık
Feymâni
Âşık,
dünyayı ve insan ömrünü geçici olarak niteler.
Aşk
ateşi seni yakar dediler
Razıyım bu işe duydum da geldim
Varlık libasın çıkar dediler
Zaten onu çoktan
soydum da geldim
(TD-20 )
Âşık
Fidani
Âşık
Fidâni ilâhi aşk ateşinin yıkıcı olduğunu mana
alemi için maddeden arınmak gerektiğini bilerek
Allah yoluna girdiğini söylüyor.
Ahiret hayatını mamur kılmayan
Dünyada eğlenmiş gülmüş ne fayda
Şol
yüce Kuran'dan bir şey bilmeyen
Dam dolusu kitap
bilmiş ne fayda
(DT-27)
Âşık
Kara Mehmet
Âşık,
diğer bilgilerin yanı sıra dini bilgilerin de
öğrenilmesi gerektiğini söyler.
Her
varlığın gaflet zamanı vardır
Dereyi uykudan sel uyandırır
Rahmet de, tufan da ondan halk olur
Gökteki bulutu yel
uyandırır.
(DT- 29)
Âşık
Feymani
8.
Sonuç
Adanalı âşıkların dini-tasavvufi konulu
şiirlerinde kullandığı kelime terkip ve
mazmunlar klişeleşmiş söz ve bilgilerdir. Onlar
bu bilgileri geçmişte yaşamış âşıklardan ve
katıldıkları sohbetlerden almışlardır. Âşıklar
Allah’ın birliğini anlatmak ve insanı iyiye
doğruya, güzele götürme yolu olarak
niteledikleri Hak yolu için şiirler
yazmışlardır. Onlar yürekten bir sevgiyle Allah
sevgisini şiirlerinde dile getirirler. Tasavvufi
bilgiler bir sistem içinde verilir. Gelenekten
öğrenilen bilgiler kalıp olarak alınıp tekrar
edilir. Dünyayı İslamî inanca göre kavrayan
âşıklar şiirlerini mistik ve metafizik bir
temele dayarlar. Şiirlerinin konuları kutsal
değerlere içten bağlılık, dünyanın geçici olduğu
düşüncesi, Allah’a şükretme, İslami motifler
olarak sıralanabilir.
Âşıklar dünya ve evrenin sırlarını, yaradılışın
kaynağını araştırırlar. Varlığın özü ve ötesine
ait düşünceleri dile getirirler. Âşıklar, mutlak
güzelliğe yönelerek Allah'a ulaşma çabasını
işlerler. Bunlar madde alemindeki güzellikten
mutlak varlığa yol bulma, mecazdan hakikate
geçme çabasıdır. Adanalı âşıkların
dini-tasavvufi şiirlerinde dünya, Allah’ın
tecellisinin belirtisidir, gelip geçici gezinti
yeri, hayali bir mekândır. Dünyaya gelmekteki
amaç, kişinin aslını tanımasıdır. Âşıklara göre
tasavvuf yoluyla irşadın yolu mürşid-i kamille
sohbetten geçer. Onlar tasavvuf konusundaki
düşüncelerini dünyevi yani eşya ve tabiatla
ilgili motif ve fenomenleri birer teşbih ve
mecaz ögesi olarak ele alırlar.
Adanalı âşıklar, şiirlerinde İslami ahlakın
kurallarına uyulmasını öğütlerler. Dünyanın
geçiciliğini anlatırlarken , gerçek ebedi
mutluluğun yollarını dile getirirler. Bu tür
şiirlerde didaktik çaba öne çıktığı için lirizm,
ve şairanelik azdır. Kafiye bir ses estetiği
olarak değerlendirilir. Onlar kulağa gelen her
türlü benzer ve müziksel sesle kafiye yaparlar.
Âşıkların idealize ettikleri insan-ı kâmil
tipidir. Onlara göre ahlak, insanî olmayan
davranışları terk edip ilahi yaradılışa
yönelmektir. Hayatı toplumla iç içe yaşadıkları
için idealize edilen tipi anlatırken
hayattan,tabiattan, çevresinden bazı ögeleri
mecaz olarak alırlar.
Türkiye dini-tasavvufi şiir geleneği monografik
düzeyde tahlil ve üslup araştırmaları
tamamlanmadığı için bu çalışmamızla ileride
yapılacak Türkiye'de dini-tasavvufi şiir söyleme
geleneği çalışmasına katkıda bulunmayı
amaçladık.
Notlar
(1)
Umay Günay: Türkiye'de Âşık Tarzı Şiir Geleneği
ve Rüya Motifi. Ankara 1992: 3.
(2)
Erman Artun: Günümüzde Adana Âşıklık Geleneği
(1966-l996) ve Âşık Feymani. Adana 1996: 13.
(3)
Ahmet Yaşar Ocak: Türk Halk İnançlarında ve
Edebiyatında Evliya Menkıbeleri. Ankara 1984: 1.
(4)
Erman Artun: Günümüzde Adana Âşıklık .... s.219
(5)
Abdülbaki Gölpınarlı: l00 Soruda Tasavvuf.
Gerçek Yayınevi, İstanbul 1995: 78.
(6)
Mine Mengi: Eski Türk Edebiyatı Tarihi. Ankara
l994: 34.
(7)
Erman Artun: Günümüzde Adana Âşıklık... s.220
(8)
Artun: A.g.e...s. 220
(9)
İlhan Başgöz: İzahlı Türk Halk Edebiyatı
Antolojisi. İstanbul l968: 9-10.
(10)
Abdülbaki Gölpınarlı: l00 Soruda Tasavvuf, s.172
(11)
Nihat Sami Banarlı: Resimli Türk Edebiyatı
Tarihi, C. l, M.E.B.Yay, İstanbul l978: 126.
(12)
Cem Dilçin: Türk Şiir Bilgisi. Ankara 1992: 343.
(13)
Abdurrahman Güzel: Tekke Şiiri, Türk Dili Türk
Halk Edebiyatı Özel Sayısı, TDK, Ankara l989:
251, 250.
(14)
Osman Turgut: Adana'da Âşıklık Geleneği ve
Yaşayan Adanalı Âşıklar. Ç.Ü Sosyal Bilimler
Enstitüsü Basılmamış Yüksek Lisans Tezi, Adana
l995.
(15)
Turgut: Agt, s.203
(16)
Turgut: Agt. s.209