Günümüz Adana Âşıklık
Geleneğinde Ölüm, Mezar Teması
Prof. Dr. Erman Artun
Çukurova Üniversitesi
Fen-Edebiyat Fakültesi
Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü
Öğretim Üyesi.
İnanç, insana özgü bir
fenomendir. İlk insandan bu yana
ölüm ve ölüm sonrasıyla ilgili
bir takım ibadetler ve ritler
oluşmuştur. Ölümle ilgili
inanışların kökeni arkaik ve
geleneksel topluluklara
mitosların ritüel
davranışlarıyla insana ve insan
topluluklarının hayatlarının
yöneten kurallar ve kurumlar
ilişkisine dayanır.
Mezarlık
kültüründe, mezarlık
ziyaretleriyle Türklerin eski ve
köklü inançlarından biri olan
atalar kültü arasında bir
bağ vardır. Atalar kültü
ataların takdisine dayanır.
Atanın öldükten sonra ruhunun
bir takım üstün güçlerle
donanacağı ve bu sayede yardım
edeceği inancı vardır. Ataların
eşyaları ve mezarları kutsal
kabul edilip ruhlarına kurban
sunulurdu.[1]
[2]
[3]
[4]
İslamiyet’in kabulünden sonra
atalar kültü Türkler arasında
veli kültünün oluşmasında etkili
rol oynamıştır. İslamiyet’te
ölüden medet umma yoktur. Veli
kültü ve türbesinin etrafında
oluşan bir takım inanma ve
pratikler pagan kültürüyle
ilgisinden dolayı yasaklanmasına
rağmen günümüze kadar varlığını
sürdürerek bir mezarlık kültürü
oluşturmuştur.[5]
[6]
[7]
Âşık edebiyatı, ölüm ve mezar
temalı şiirler yönünden çok
zengindir. Ölüm ve mezar
çevresinde bir çok inanma, âdet,
töre, tören, ayin, kalıp
davranışlar kümelenir. Bunlar
insanları kuşatan değerlerdir.
Âşık içinde yaşadığı toplumun
değerleriyle, insan gerçeğini
bireysel ve toplumsal boyutuyla
dile getirmek, seslendiği
kitlenin kimliğiyle uyuşmak
zorundadır. Bir kültürde oluşan
eserler, yazıldığı çağın ve
içinde bulundukları toplumun
kültür anlayışı beğenisine göre
şekillenir.
Âşıklar, şiirleriyle toplumun
sosyo-ekonomik dinamiklerini
ortaya çıkarmakta, milletin
kültür birliğini sağlamaya
katkıda bulunmaktadır. Âşıkların
şiirlerine Türk toplumunun sağ
duyusu, günlük hayatı, dini,
geleneği, dünya görüşü ve
beğenisi yansır. Kültür toplumu
oluşturan bireyler gruplar
arasındaki kurumlaşmış ilişkiler
bütünüdür. Her türlü toplumsal
olgu kültür potasında eriyerek
içerik ve bütünlük kazanır.
Tarihsel süreçte, her kültürde
olduğu gibi Türk kültürünü
belirleyen değer norm, sosyal
kontrol ögeleri ve formlar
değişikliğe uğramıştır. Bir çok
kültik ve ritüel özlü işlemin ve
pratiğin uygulanmasını
gerektiren ölü kültü çeşitli
bölgelerde yerel özellikler
göstermekle birlikte ana çizgisi
bakımından aynıdır. Her yörenin
kendi inanç, görenek, estetik ve
sosyo-ekonomik anlayış ve
değerlerine göre değişebilen ama
hepsinin özünde insan olan bir
takım inanma ve pratikler
vardır. Toplumca inanılan bu
doğrultudaki her tür inanma ve
pratik bu etkinliklerin
içindedir. İnsanlar geçmişle
gelecek arasında bir bağlantı
kurmaya çalışmışlardır.
Ölüm, defin ve mezar bir hayat
gerçeğidir. Her kültürde bu
kavramların etrafında gelenekler
oluşmuştur. Ölüm kaçınılmaz bir
gerçek olarak insanları meşgul
etmiştir. Ölüm ve mezarla ilgili
duygular zamanla âşıklar
aracılığıyla şiirlerde dile
gelmeğe başlamıştır. Âşıkların
ölümle ilgili şiirlerinin bir
bölümü bireysellik çizgisini
aşarak duygu ve düşünce yoluyla
topluma mal olarak anonimleşir.
Ölüm ve mezar temalı şiirlerin
odak noktasını insan
oluşturmaktadır.
Âşıkların ölüm, mezar temalı
şiirlerinde Türk milletinin en
ilkel inanma sisteminden
İslamiyet’e geçinceye kadar
kültür basamaklarına paralel
olarak ölüm karşısındaki
duygulanmaları ortaya
çıkacaktır. Bu şiirlerde
evrensel insan psikolojisi, ölüm
ve mezarla ilgili kelime
dağarcığı bir ölçüde ortaya
konulacaktır. Bunlar bir yönüyle
kültür atlasımızın bugünlere
ulaşan geçmişten izlerini
taşırken, bir yönüyle de yaşanan
dönemin insanından izler taşır.
Bu şiirlerde inançları, insan
ilişkilerinin biçimlenişini ve
insan yaşamının çeşitli
yönlerine ilişkin ipuçlarını
buluruz.
Adanalı Âşıklarda Ölüm ve Mezar
Adana, âşıklık geleneğinin canlı
bir biçimde sürdürüldüğü birkaç
ilden biridir. Âşıklarla
yaşadıkları yöre arasında bir
bağ vardır. Âşıklık geleneğinin
oluşmasında ve gelenek içinde
yetişen âşıkların
şekillenmelerinde geçmişten
günümüze kalan tarihi ve
kültürel mirasın önemli bir yeri
vardır. Çağının düşünce hayatı,
inanç sistemi yanında yaşama
biçimi, âşığın dünyası
kavrayışını algılayışını,
tavrını etkiler ve belirler.
Çağının kültür değerleri içinde
yoğrulan ve yeterli birikime
kavuşan âşık devrinin estetik
anlayışına uygun şiirler yazar.
Bu çalışmada, özel arşivimizde
bulunan günümüz 78 Adanalı âşığa
ait dosyalar taranmış,
içlerinden karakteristik
özelliği olan ölüm, mezar temalı
şiirlerden yola çıkılarak Adana
âşıklık geleneğinde ölüm ve
mezar temaları ortaya konulmaya
çalışılmıştır.
Adana âşıklık geleneğinde ölüm
teması geleneğin düşünce ve
sanat anlayışı doğrultusunda
konu edilmiştir. Âşıklar ölümü
yaşamın kaçınılmaz sonu olarak
değerlendirmişlerdir. Adana
âşıklık geleneğinde âşık
sevgiliye kavuşmak için ölümü
göze alır, sevgili zalimliğiyle
âşıkları öldürür, rakip ise
âşığın sevgiliye kavuşmasını
engellediği için daima ölüme
layık görülür. Geleneğin çizdiği
bu çerçeve dışında ölüm mezar
temaları âşıklık geleneğinin
ortak benzetmeleri ve kelime
kadrosuyla işlenir. Bu temalar
bir nasihatçi edasıyla din ve
tasavvuf kültürüyle ilgili
inançları yansıtır.
Adanalı âşıklar ölüm ve mezardan
etkilenip bunları şiirlerine
konu etmişlerdir. Âşıkların
şiirleri Adana halkının ölüm ve
mezarı algılayışına ve
yorumlayışına ışık tutacak,
çözüm getirecek ipuçlarını
taşımaktadır.
Adanalı âşıkların ölüm-mezar
temalı şiirlerindeki
düşüncelerini üç başlıkta
inceleyebiliriz.
1. Ecel-Ölüm-Dünya İlişkisi
1.1 Ecel
·
Ecel kapıyı aniden çalar (Âşık
İmami[8],
Âşık Cabbar[9]).
·
Ecelle
güreşirseniz, tuş olursunuz
(Ozan Mercan[10]).
·
Vakit erişip
ecel geldiğinde tatlı canı alır
(Âşık Coşar[11])
·
Ecel gelir, yıkar, nefesleri
tıkar gider (Âşık Coşar).
Birkaç örnek verelim:
Kimse baki kalmamıştır fanide
Ecel kapın çalar bir gün anide
Basıp çiğnediğin toprak seni de
İsmiyle müsemma yer insanoğlu
Âşık İmami
Ömrün başlangıcı meçhul karanlık
Tahtın tacın olur belki
sultanlık
Bin yıl yaşasan da olur bir
anlık
Ecel kapın çalar zül böyle
başlar
Âşık Cabbar
Bu nasıl naz idi bu nasıl eda
Mercan’ım aslımdan geldi bir
nida
Gidiyoruz aziz dostlar elveda
Ecelle güreştim tuş etti beni
Ozan Mercan
Ecel gelip yıkar gider
Nefesleri tıkar gider
Bu can bir gün çıkar gider
Ceset kalır sallarında
Âşık İsmail Coşar
1.2 Ölüm-Dünya
·
Bu dünya fanidir
gelen göçer (Âşık Kocaman[12],
Âşık Feymani[13]).
·
Dünya bir duraktır (Âşık Coşar).
·
Her canlı ölümü
tadacaktır (Âşık Ahu Mahşer[14],
Âşık Fidani[15]).
·
Sırası gelen
gidecektir (Âşık Derdi Derya[16],
Âşık Hüseyin Kaçıran[17]).
·
Ölüm ne şah, ne
sultan dinler (Âşık Durdu
Kozalak[18]).
·
Ölüm ahiret kapısı, öz vatanın
tapusu, Hakkın mamur yapısıdır
(Âşık İsmail Coşar).
·
Dünya eski bir
yoldur, bu yolun temeli gelenin
gitmesi üzerine atılmıştır (âşık
Selman Albay[19]).
·
Dünya malı dünyada kalır, sahip
olunan tek şey bir kabirlik
yerdir. (Âşık Coşar).
·
Ölüm gençlikte ve sılada
gelmemelidir (Âşık Feymani).
·
Dünyada ne zaman yaşadığının, ne
zaman öldüğünün, ne için gelip
nerede yaşadığının önemi yoktur
(Âşık Kocaman).
·
Dünya
ikiyüzlüdür, aldanmamak lazımdır
(Âşık Karalı[20]).
·
Dünyanın ziyneti kalıcı değildir
(Âşık Feymani).
Birkaç örnek verelim:
Kimi ekti, kimi biçti
Kimi kattı, kimi seçti
Nice beyler kondu geçti
Dünya sana dünya sana
Âşık Feymani
Baki değil şu dünyanın ziyneti
Ölüm kıyametin bir alameti
Yolcuya yıldızın, ayın kıymeti
Karanlıkta bakmayınca bell’olmaz
Âşık Feymani
Allah bir, Resul hak ben ise
kulum
Her nereye gitsem onadır yolum
Canlılara bir gün gelecek ölüm
Nefs-i emmareye kıydım da geldim
Âşık Fidani
Ömrüm ağacımdan her gün bir
yaprak
Hesap ettim düşe düşe az kaldı
Ölüm beni bir gün olur tutacak
Peşim sıra koşa koşa az kaldı.
Âşık
Kara Mehmet[21]
Veren şimdi geri istiyor canı
Hesap etmeliydim işe bu anı
Dolu zannettiğim bu koca fani
Anladım ki tamamıyla boş kılmış
ÂşıkTanrıkulu[22]
Evvelin sorarsan cevap müşkildir
Kimse bilmez bu dünyanın yaşını
Her gelen gidiyor kadim bir
yoldur
Temel atan böyle atmış taşını
Âşık Selman Albay
2. Mezar
·
Dünya kalıcı değildir, esas yer
mezardır (Âşık Coşar).
·
İnsan öldüğünde toprak atılır,
adı mezarında kalır (Âşık Derdi
Derya).
·
Mezarın deliği yoktur içi
görülmez (Âşık Kara Mehmet).
·
İbadet edersen, sual sorucular
geldiğinde mezarın aydınlık olur
(Âşık Derdi Derya).
·
Bir gün herkes ölecektir. Mezar
taşını kimse beklemez (Âşık
Selman Albay).
Birkaç örnek verelim:
Yarla kurdum pazarımı
Kayıp ettim hezarımı
Der Ferrahi mezarımı
Kazam dedim kazamadım
Âşık Ferrahi[23]
Mevla senden razı olsun
Sen bahçede gonca gülsün
Kabrin içi nurlu dolsun
Ömür bir gün uçar gider
Âşık Ferrahi
Coşar asla demez yalan
Hani var mı baki kalan
Verdiğini geri alan
Kara toprak yerin vardır
Âşık Coşar
Delik koymazlar ki bakmasın diye
Çok derin kazarlar çıkmasın diye
Örterler üstünü bakmasın diye
Bir gün bir yığılı mezar olursun
Âşık Kara Mehmet
Aziz dostum tut orucu
Sevabını Hak verici
Gelirler sual sorucu
Kabristan aydınlık olur
Âşık Bilal
Ceylan[24]
3. Ölüm-Mezara Bağlı Din Kültürü
ve Tasavvuf Kültürüyle İlgili
Kavramlar
3.1 Ahiret
·
Bu dünya malı
için ahireti yıkmamalı (Âşık
Fakir Kul[25]).
·
Dünyada ahiret
için çalışmalı, eli boş
dönmemeli (Âşık Ali Koca)[26].
·
Dünyada ağlayıp, ahirette
gülmeli (Âşık Fakir Kul).
·
Dünyada Kuran, ahirette iman
(Âşık Fakir Kul).
·
Bu dünyadan ahirete bir yol
vardır (Âşık Fakir Kul).
·
Gözünü Hakka bağlayanın,
ahirette yüzü aktır (Âşık Ali
Koca).
Birkaç örnek verelim:
Dışımız müslüman, kafir içimiz
Hakka karşı çoktur bizim suçumuz
Ol ahirete yüklenirse göçümüz
Oraya varmaya yol gerek gerek
Âşık Fakir Kul
Sen de Hakka bağla özün
Ah(i)rette ak çıksın yüzün
Her tarafı görür gözün
Bu bir mucize değil mi?
Âşık Ali Koca
Fakir Kul’um derde ateşe yanma
Şu yalan dünyanın malına konma
Yanın sen orayı bura sanma
Ölüp ahretimi bilesim geldi
Âşık Fakir Kul
Yüce dağ başında olmaz mı duman
Allah getirmesin başlara figan
Bu dünyada Kur’an, ahrette iman
Ameli kötü olan kula yazıktır
Âşık Fakir Kul
Fakir Kul’um derde çağlayıp akma
Senden küçüklerin kusuruna bakma
Dünya malı için ahiret yıkma
Kalır malın mülkün pul n’olur
n’olur
Âşık Fakir Kul
Niçin öyle gafil gafil durursun
Bir gün olur huzura varırsın
Neyin var neyin yok orda
görürsün
Ne edersen orda et dedim gönül
Âşık Ferrahi
İyi kötü bu dünyada gezilir
Haklı haksız ince elekten
süzülür
Ne yaparsan defterine yazılır
Gözüyün önüne serilir bir gün
Âşık Ali Koca
3.2 Ten-Ruh-Göç-Kefen
·
İnsanın ruhu
baki, teni fanidir (Âşık Halil[27])
·
İnsanın teni toprağa, ruhu
Allaha aittir (Âşık Halil)
·
Ölümle ruhumuz
bekaya, tenimiz toprağa gider
(Âşık Öksüz Mehmet[28])
·
Ölüm ahiret yoluna bir göçtür
(Âşık Saltani[29],
Âşık Cabbar).
·
Ruh bir kuştur, ecel geldiğinde
kafesten uçar (Âşık Saltani).
·
Kefen, feleğin biçtiği gömlektir
(Âşık Tufan Güvel[30]).
·
Kefen, yakasız
gömlektir (Âşık Kederi[31]).
·
Kefen, beş arşın bezdir (Âşık
Saim Özdal)
·
Kefen, ahiret gömleğidir (Âşık
Şıhlıoğlu[32])
Birkaç örnek verelim:
Saltan bir gün ecel meyini içer
Ruh bülbüldür er geç kafeste
uçar
Göç başlanır hoca kefenin biçer
Döner ahirete yol ömrüm ömrüm
Âşık Saltani
Öksüz Mehmet sığınırım Hüda’ya
Elim açık müdavimin duaya
Ten toprağa ruh gidince bekaya
Taşlarımı tek tek sökersin kader
Âşık Öksüz Mehmet
Uyan kardaş vakit gelmiş geçiyor
Felek bizim gömlekleri biçiyor
Dostun bahçesinde gonca açıyor
Devşirip güllerin yolabildin mi?
Âşık Tufan Güvel
Kederi dünyadan göçersin bir gün
Ecel şerbetini içersin bir gün
Yakasız gömleği giyersin bir gün
İnsan ol, kardeşim insanca yaşa
Âşık Kederi
Pençe vurdu can alıcı meleği
Ecel şerbetini içtim giderim
Kendi elim ile ahret gömleği
Ölçtüm boyuma da biçtim gömleği
Âşık Şıhlıoğlu
Sonuç
Adanalı âşıklar, ölüm ve mezar
konulu şiirlerini işlerken,
İslami ahlakın kurallarına
uyulmasını öğütler. Dünyanın
geçiciliğini anlatırlarken,
gerçek ebedi mutluluğun
yollarını şiirlerinde dile
getirirler. Adanalı âşıkların
dini konulardaki bilgileri
yüzeyseldir. Onlar inançlı fakat
mutaassıp değildirler,
şiirlerinde Allah’ın birliğini,
peygamberleri anlatırlar, din
ulularını sıralarlar. Dini
bilgiler âşıklık geleneğinin
aktardığı kalıp bilgiler olarak
alınıp tekrarlanır. Adanalı
âşıklar ölümü daha çok yazgı
çizgisinde yorumlayıp Allah’ın
mutlak egemenliği karşısında
yapacak bir şeyin olmadığını
söylerler.
Ölüm olayının çevresinde
toplanan, ölümün çeşitli
yanlarını vurgulayan, âşıkların
şiirleri Adana halkının ölüm ve
mezarlık kültürüyle ilgili
duygu, düşünce, tepki ve
davranışlarına ışık tutmaktadır.
Ölüm ve mezarlık kültürünü,
halkın inanış ve yorumlayışıyla
dinin gerekleri arasında ters
düşmeler vardır. Daha önce
yaptığımız araştırmalarda
günümüzde Adana’da ölüm ve
mezarlık çevresinde oluşan eski
inanç sistemleriyle, İslamiyet
arasında iç içe geçmiş inanç ve
inanmalar olduğunu tespit ettik.
Adanalı âşıkların ölüm ve
mezarlık kültürüyle ilgili
görüşlerini şöylece
özetleyebiliriz.
1.
Adanalı
âşıkların şiirlerinde ritüel
kökenli ölüm ve mezarlık
kültürüne ait inanma ve
pratikler yoktur.
2.
Âşıklar ölüm ve
mezarlık kültürünü âşıklık
geleneği çerçevesinde işlerler.
3.
Âşıkların ölüm
ve mezarlık kültürü konulu
şiirleri İslami din ve tasavvuf
kültürüne ait inançları
yansıtır.
4.
Âşıkların
şiirleri ecel, ölüm, dünya,
mezar ahiret, ten, ruh üzerine
yoğunlaşmıştır.
5.
Âşıklara göre
ölüm ders, mezarlık ibrettir.
6.
İnsanlar ölüme
hazırlanmalı nefislerinin kölesi
olmamalıdırlar.
7.