|
Adana Âşıklık Geleneğinde
“Karacaoğlan Çığırma”
Prof. Dr. Erman Artun
Çukurova Üniversitesi Fen-Edebiyat
Fakültesi
Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü
Öğretim Üyesi.
Adana, âşıklık geleneğinin
sürdürüldüğü bir kaç ilden
biridir. Âşıklık geleneği, Adana
kültür varlığının önemli bir
bölümünü oluşturmaktadır. Adana’da
âşıklar, sazlı (telden), sazsız
(dilden), doğaçlama yoluyla,
kalemle (yazarak) veya bir kaç
özelliği birden taşıyan geleneğe
bağlı olarak şiir söyleyenlere
âşık, bu söyleme biçimine
âşıklık-âşıklama, âşıkları
yönlendiren kurallar bütününe
âşıklık geleneği adını veriyorlar.[1]
Âşıklarla yaşadıkları yöre
arasında bir bağ vardır. Âşıklık
geleneğinin oluşmasında ve bu
gelenek içinde yetişen âşıkların
şekillenmesinde geçmişten günümüze
kalan tarihi ve kültürel mirasın
önemli bir rolü vardır. Adana
âşıklık geleneğini hazırlayan halk
şiir geleneğidir. Âşıklık
geleneği, yaşayan bir kültür
topluluğunun kendilerine özgü
ortak dünya görüşüne ve değerler
sistemine göre şekillenir. Her
bölge ve yörenin kültür, dil ve
beğenisiyle oluşan âşıklık
geleneği az da olsa farklılıklarla
şekillenir. Adana halkının dünya
görüşünün yanı sıra estetik
modelleri de âşık şiirlerinde
temsil edilir.
Âşıklar önce
gelenekte usta malı diye
adlandırılan usta âşıkların
şiirlerini, daha sonra da gelenek
çerçevesinde kendi şiirlerini
söylerler. Âşıklık geleneği
yalnızca çalıp söylemeye
dayanmayan, usta âşık tarafından
öğretilmesi gereken bir iştir. Bir
kişinin âşık olarak
nitelenebilmesi için çağlar boyu
gelişen geleneğe uyması gerekir.[2]
Âşık tarzı şiirin en belirgin
özelliği, âşıklık geleneğiyle
bireysel yaratıcılığı bir arada
uygulamasıdır.[3]
Geleneğin çerçevesi gelenekle
belirlenip bireysel yaratıcılıkla
beslenir. Âşık edebiyatı usta
çırak ilişkisiyle usta âşıklar
veya gelenek taşıyıcısı
durumundaki âşıkları dinleyen âşık
adaylarının usta malı deyişleri ve
hikâyeleri doğru öğrenip, gelecek
kuşaklara taşımalarıyla günümüze
gelmiştir.[4]
Günümüzde eskiye oranla az da olsa
Cumhuriyetin ilk yıllarındaki
halka doğru yönelme ve halk
kültürünü yaşatma hareketinin
etkisiyle etkinliklerini
sürdürmektedirler.[5]
Adana’da usta çırak ilişkisinin
olmaması, yakın çevrenin dışında,
dış dünyayla bağlarının gezginci
âşık geleneği olmadığı için az
olması, yakın zamana kadar sazsız
geleneğin sürdürülmesi nedeniyle
eski, köklü bir âşıklık geleneği
oluşmamıştır. Göçlerle gelen
âşıklar Anadolu âşıklık geleneğini
Adana’ya taşımışlar, 1960’lı
yıllardan sonra çevreye açılan,
birbirini tanıyan âşıklar köklü
bir gelenek oluşturmaya
başlamışlardır.
Bütün Adanalı
âşıklar, yörede çok köklü,
eskilere dayalı bir Karacaoğlan
türküleri söyleme geleneği
olduğunda birleşiyorlar. Buna
yörede “Karacaoğlan çığırmak”
adını veriyorlar.[6],[7],[8],[9]
Karacaoğlan geleneğinin ve
Karacaoğlan çığırmanın Adana
âşıklık geleneğinde, âşıklığa
başlama ve geleneği öğrenmede
Karacaoğlan’ın etkisi konusunda
âşıkların görüşlerine başvurduk.
Âşık Feymani, Âşık Halil
Karabulut, Âşık Gökşani, Âşık
Süleyman Kaya, Âşık Nizamettin
Kayacan,[10]
Âşık Eyyubi[11],
Âşık İbrahim Karalı[12],
Âşık Ahmet, Hasan Hüseyin
Çulhaoğlu, Âşık Ali Ambarcı[13],
Âşık Borani, Âşık Haydar Aslan[14],
Osman Taştan, Âşık Fidani[15],
Âşık Abdulvahap Kocaman[16],
Âşık Salih Olçan[17],
geleneği öğrenmelerinde, âşıklığa
başlamalarında Karacaoğlan’ın çok
büyük etkisi olduğunu söylediler.
Ali Rıza Yalkın,
Karacaoğlan ve Dadaloğlu
türkülerinin öğüt, övüt (övgü),
ağıt, yiğit, yavuk (sevgili),
yiğit (düşman) üstüne olmak üzere
altı bölüme ayrıldığını anlatıyor.[18]
Dağınık halde bulunan Adanalı
âşıklar bir zümre
oluşturamamışlardır. Karacaoğlan
geleneği adı altında çığrılan
türkülerin bir bölümünün bu
âşıklara ait olma ihtimali uzak
görünmüyor. Aynı şekilde
Karacaoğlan türküleri de yazıya
geçmediği için sözlü gelenekte
diğer âşıklara bozulmuş
şekilleriyle mal edilmiş olabilir.
Karacaoğlan adına derlenip
toparlanmış şiirlerdeki üslup ve
biçim farklılıkları bu kuşkuyu
pekiştirmektedir.
Karacaoğlan âşıklarca Çukurova’da
ilk âşık olarak bilinir. Hayatı
etrafında menkabeler örülmüştür.
Adanalı âşıklarca Karacaoğlan
öylesine kutsallaştırılmıştır ki,
onun son zamanlarında sazını
Toroslarda bir ardıcın dalına
astığına, Yediler Mağarasına girip
sır olduğuna, rüzgarda çam ve
ardıç ağaçlarının çıkardığı
seslerin onun sazının sesi
olduğuna inanılır.[19]
Adana âşıklık geleneğinde
âşıkların âşıklığa başlamalarında
Karacaoğlan geleneğinin büyük
etkisi vardır. Yörede herkes
Karacaoğlan’ın şiirlerini bilir ve
söyler. Bir çok âşık âşıklığa
başlamalarında Karacaoğlan
türkülerinin önemli bir yeri
olduğunu söylüyor. Adanalı âşıklar
fasıllarda usta malı şiir
okurlarken önce mutlaka
Karacaoğlan, Dadaloğlu ve Deli
Boran’dan bir başlık ya da bir
türkü okurlar. Bu gelenek haline
gelmiştir. Önceleri âşıklar
Karacaoğlan, Dadaloğlu tarzı şiir
söyleyip sistemli bir fasıl düzeni
içinde olmayan çeşitli atışmalar
yapıyorlardı. Günümüzde âşık
fasılları düzenli bir hale
gelmiştir. Hatırlatma
(canlandırma) bölümünde gelenekte
iz bırakmış eski usta âşıklardan
şiirler okurlar. Adana âşıklık
geleneğinde; gelenekteki şekliyle
usta-çırak ilişkisi olmadığı için,
fasıllarda usta malı deyiş okumak
yoktur. Ancak zaman zaman faslın
herhangi bir yerinde Karacaoğlan,
Dadaloğlu vb. gibi usta âşıklardan
türküler okunur.
Adana âşık
fasılları içinde önemli
geleneklerden birisi de bozlak
okuma bölümüdür. Çukurova
yöresine ait bozlaklar belli bir
ezgiyle okunur. Bozlaklar Türkmen,
Yörük, Varsak ve Avşar hayatından
izler taşır. Çeşitli adları olan
bozlaklardan Karacaoğlan
bozlağında “ahey”,
Dadaloğlu bozlağında “aydos”
vardır. Adana âşık fasıllarında
güzelleme okuma bölümü
Karacaoğlan’ın türkülerine yar
türküleri adı da verilir. Değerli
araştırmacı Halil Atılgan
Çukurova’da “Karacaoğlan
çığırmak” hakkında bize şu
bilgileri veriyor:[20]
Karacaoğlan çığırmak, türkü
çığırmak, bozlak söylemek, uzun
hava söylemektir. Genellikle uzun
havalar için kullanılır. Bunlar da
sözleri Karacaoğlan’a ait bozlak
formundaki uzun havalardır.
Karacaoğlan, 16. yüzyıldan sonra
Anadolu’da oluşan âşık tarzı Türk
halk edebiyatında yaygın bir
gelenek bırakmış en önde gelen
âşıklardandır.[21]
Karacaoğlan çevresinden aldığı
ilhamları yaşama sevincini,
arzularını, duygularını
çağdaşlarına göre güçlü ve özgün
bir anlatımla işlemiştir. Bu söz
ustasının şiirlerinin bütün
canlılığıyla günümüzde Çukurova
sözlü kültüründe yaşaması onun ne
ölçüde başarılı olduğunun
kanıtıdır. Karacaoğlan özgün
üslubu, canlı edasıyla,
içtenliğiyle, hayatı algılamasıyla
halk şiir geleneğinin doruğunda
bir âşıktır.[22]
Güney illerinde Karacaoğlan destan
kahramanı olarak kabul görmüş
zaman içinde velilere ait
özellikler atfedilmiştir. Mutlu
günler Karacaoğlan türküleriyle
kutlanırken, hastalara Karacaoğlan
türkülerinin şifa vereceğine
inanılmıştır.[23]
Aynı tespite diğer araştırmacılar
da katılıyorlar.[24]
Adana âşıklık
geleneğinde Karacaoğlan’la
Dadaloğlu bugün çoğu unutulmuş
yüzlerce âşığı silik bırakmıştır.
Karacaoğlan’ın çizdiği Güney
tablolarına pek az yeni renk ve
çizgi ilave edebilmişlerdir. Onun
için Güneyin bu âşığını bilmek
Güney yurt manzaralarıyla
çerçevelenmiş, insan manzaralarını
dokumuş Güney şiirini bilmek
demektir. Sözlü rivayetlerden
Karacaoğlan’ın uzun âşıklık
yaşamında çok dolaşıp şiirlerini
dokuduğunu öğreniyoruz. Konar
göçer Türkmen illeri gibi
Karacaoğlan da Toroslar, Gavur
Dağları, İç Anadolu, Fırat
vadisine giderek bu toprakların
kültürlerini birinden ötekine
taşımıştır.[25]
Karacaoğlan bütün doğanın güzel
oluşunu güzel görünüşlerini
sevgilinin varlığına bağlamıştır.
Her yerde, her şeyde, renklerde,
kokularda, hayvanların ve
insanların hareketlerinde
sevgiliyi bulan şiirleriyle şiir
sanatının doruklarına ulaşmıştır.
Karacaoğlan şiirinde her şeyden
önce insanlık duygularını,
sevgisini, sevincini, kederini,
hüznünü anlatır. Doğa bir dekor,
bir çerçevedir.[26]
Karacaoğlan’ın şiirleri,
kendisinden sonra gelen âşıkları
beslemiştir. Yeni nakışlarla
âşıklara hazır gereç olmuştur.
Karacaoğlan çığır açıcı güçlü,
büyük bir sanatçıdır. Kendisinden
sonra gelen âşıkların duygu ve
düşüncelerine, doğaya ve insana
bakışlarına, şiir dillerine biçim
vermiştir.[27]
İlhan Başgöz, Karacaoğlan’ın
şiirlerini Karacaoğlan geleneği
olarak niteliyor. Bu gelenek güney
illerimizde yaşayan konar-göçer
aşiretler arasında mayalanmıştır.
Karacaoğlan’ın şiir yapısını
belirleyen yaşadığı toplumun
dokusudur. Yöre âşıklarının
sevgiliye ve kadına bakışını
belirlemiştir. Karacaoğlan güzeli
soyutlamadan anlatmıştır.
Karacaoğlan şiirinde Çukurova’nın
kültür ve geleneğini yansıtmıştır.[28]
Karacaoğlan, milletin söz
sanatındaki gizli gücünün
sembolüdür. Karacaoğlan
şiirlerinde yaşadığı çevre ve
kültürün yansımasını görürüz.
Karacaoğlan’ın Adana âşıklık
geleneğini etkileyen, kendisinden
sonra gelen âşıkları yönlendiren
güzellemelerindeki nitelemelerin
yanı sıra onun canlı edası,
içtenliği, dili olağanüstü
saflıkla kullanıp hayranlık veren
şiirindeki iç ahenktir.[29]
Karacaoğlan şiirlerinde Türkmen
oymaklarının gelenek ve
göreneklerine sıkı sıkıya
bağlıdır.[30]
Sonuç
Karacaoğlan, Adana âşıklık
geleneğinin oluşmasında, bu
gelenek içinde yetişen âşıkların
şekillenmesinde geçmişten günümüze
kalan tarihi ve kültürel mirasın
yanı sıra önemli bir rol
oynamıştır. Adanalı âşıklar
âşıklığa başlama dönemlerinde
âşıklık geleneğinin bütün hazır
gereçlerinden yararlanırlar. Bazı
âşıkları taklit ederler. En çok
etkilendikleri âşık
Karacaoğlan’dır.
[1]
Erman Artun: Günümüzde Adana
Âşıklık Geleneği (1966-1996)
ve Âşık Feymani. Adana 1996.
[2]
Doğan Kaya: Sivas'ta Âşıklık
Geleneği ve Âşık Ruhsati.
Cumhuriyet Üniv., Yayınları,
Sivas 1994: 53-54.
[3]
Umay Günay, Âşık Tarzı Şiir
Geleneği ve Rüya Motifi. Akçağ
Yay., Ankara 1992: 155.
[4]
Günay, a.g.e., s. 156.
[5]
Fuat Köprülü: Türk Saz
Şairleri. Güven Basımevi,
Ankara 1962: 391.
[6]
Osman Turgut: Adana'da Yaşayan
Âşıklık Geleneği
(Yayınlanmamış Yüksek Lisans
Tezi, s. 91).
[7]
Osman Taşkaya (Âşık Feymani)
ile 2.12.1995 tarihinde
Kadirli- Azaplı Köyünde
yapılan görüşme.
[8]
Erman Artun Özel Arşivi, Halil
Karabulut, 1926, Adana
Kadirli/Mehmetli Köyü (Âşık
Halil) no: 003.
[9]
Erman Artun Özel Arşivi, Hacı
Karakılçık, Adana- Feke/
Tekmanaklı Köyü (Âşık Hacı)
no: 036.
[10]
Erman Artun Özel Arşivi,
Nizamettin Kayacan, 1942
Adana- Feke/Mansurlu Köyü
(Âşık Nizami), No: 032.
[11]
Erman Artun Özel Arşivi, Eyüp
Tadil, 1955, Adana- Feke/
Gürümze Köyü (Eyyubi), No:
051.
[12]
Erman Artun Özel Arşivi,
İbrahim Karalı, 1926, Adana-
Kozan/Ilıca Köyü, (Karalı),
No: 054.
[13]
Erman Artun Özel Arşivi, Ali
Anbarcı, 1949, Adana, Kadirli
(Halkın Ozanı) No: 040.
[14]
Erman Artun Özel Arşivi,
Haydar Aslan, 1926, Aksaray/
Delhebil Köyü (Adana'da
yaşıyor), (Mahlası yok), No:
004.
[15]
Erman Artun Özel Arşivi, Osman
Özfidan, 1935, Adana - Kozan/
Saygeçit Köyü (Fidani), No:
024.
[16]
Abdulvahap Kocaman: 1934,
Adana, Kadirli/ Avluk Köyü,
(Kocaman), KB HAGEM Arş. No:
YB.086.0157, Kadirli 1984.
[17]
Salih Olçan: 1953,
Kahramanmaraş,
Türkoğlu/Beyoğlu Kasabası
(Yaralı), (Osmaniye'de
yaşıyor).
[18]
Ali Rıza Yalman (Yalgın):
Cenup'ta Türkmen Oymakları.
Kültür Bakanlığı Yayınları,
İstanbul 1990: 239-241.
[19]
Mukadder Küren: "Âşık Feymani
ve Âşık Hasreti ile Âşıklık
Geleneği Üzerine" Halk
Ozanlarının Sesi HAGEM Yay.,
Yıl: 1, Sayı: 4, Ankara 1993,
s. 27-28.
[20]
Halil Atılgan: "Çukurova'da
Karacaoğlan Çığırmak"
Anayurttan Atayurda Türk
Dünyası, Yıl 3, Cilt 2, sayı
7, şubat Ankara 1995, s.
69-72.
[21]
Erman Artun: "Karacaoğlan'ın
Şiirlerinin Kültür Kaynakları"
Anayurttan Atayurda, Türk
Dünyası Yıl 3, Cilt 2, Sayı 7,
Şubat, Ankara 1995: 61.
[22]
Artun: a.g.e., s. 62-65.
[23]
Umay Günay: "XVII. YY. Saz
Şairi Çukurovalı Karacaoğlanla
İlgili Bir Değerlendirme" II.
Uluslararası
Karacaoğlan-Çukurova Halk
Kültürü Sempozyumu
Bildirileri. Adana 1993: 31.
[24]
İbrahim Agah Çubukçu:
"Karacaoğlan ve Sevgi,
Anayurttan Atayurda" Türk
Dünyası Yıl 3, Cilt 2, Sayı 7,
Şubat, Ankara 1995: 45-49.
[25]
Pertev Naili Boratav: Güney
Şairleri, Folklor ve Edebiyat
2 (1982), İstanbul 1983:
19-39.
[26]
Boratav: a.g.e., s. 19-35.
[27]
İlhan Başgöz: Karacaoğlan
Geleneği, Folklor Yazıları.
İstanbul 1986: 152-160.
[28]
Başgöz: a.g.e., s. 152-160.
[29]
Abdulkadir Karahan: "17. YY.
Türk Halk Kültürü ve
Karacaoğlan'ın Şiir Çevresi"
I. Uluslararası Karacaoğlan ve
Çukurova Halk Kültürü
Sempozyumu. Adana 1991:
105-113.
[30]
Mustafa Necati Karaer:
Karacaoğlan. Türk Büyükleri
Serisi, Ankara 1988: 32.
|