ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ-TÜRKOLOJİ ARAŞTIRMALARI MERKEZİ
Anasayfa | Makale Bilgi Sistemi | Konu Dizini Yazarlar DiziniKaynaklar Dizini | Makale-Yazar Listesi |  Makale Sayısı-Tarih Listesi | Güncel Türkoloji Kaynakçası

Atatürk Araştırmaları || Çukurova Araştırmaları || Halkbilim || Dilbilim || Halk Edebiyatı || Yeni Türk Dili || Eski Türk Dili
Yeni Türk Edebiyatı || Eski Türk Edebiyatı || Dil Sorunları || Genel || Tiyatro || Çağdaş Türk Lehçeleri

 

BAHTİYAR VAHABZADE (1925-2009)

Türk Dünyası İncelemeleri Dergisi / Journal of Turkish World Studies,

Cilt: IX, Sayı 1, Sayfa: 173-176, İZMİR 2009.

Fikret TÜRKMEN'

Özet

Türkçenin en büyük şairlerinden olan Bahtiyar Vahabzade, Türk kavramını daima
ön planda tutarak Azerbaycan’da millî şuurun canlı kalmasında çok önemli bir rol
oynamıştır. Millî duygular içerisinde kaleme aldığı eserleri ile de bütün Türk dünyasında
büyük bir hayranlık uyandırmıştır.

Anahtar kelimeler: Bahtiyar Vahabzade, Azerbaycan, şair, millî şuur

Abstract

Bahtiyar Vahabzade, one of the most eminent poets of Turkish, played o great role
in enlivening national consciousness in Azarbaijan by always expressing the “nation” Turk.

He is admired in the whole Turkic world thanks to his pieces produced within national
sentiments.

Keywords: Bahtiyar Vahabzade, Azarbaijan, poet, national consciousness

Geçen yıl Türk dünyası ikinci çınarını da kaybetti: Cengiz Aytmatov’un acısının üzerine bir ulu
çınarımız daha cennete uçtu. Bu sefer de büyük şairimiz Bahtiyar Vahabzade’nin ölüm haberi ile
sarsıldık.

Her ikisini de aynı yıllarda tanımıştım. Aynı duyguları Aytmatov, nesirde, Bahtiyar Vahabzade de
şiirinde dile getiriyordu.

Kendi kendime “Bu ortak dünya görüşüne nasıl varabildiler? Nasıl aynı kalıplarla ifade etme
yeteneği kazandılar
?” diye düşündüm durdum.

Bir gün Cengiz Aytmatov’un “Gün olur Asra Bedel” adlı romanı ile Bahtiyar Vahabzade’nin,

Koy zaman ölçüsü zamanın olsun.

Bu ölçü ters düşer isteğimize.

Gün var ki yıldan da uzundur uzun,

Yıl var ki günden de kısadır bize.

dörtlüğü aklıma geldi Bu ifade onların aynı kaynaklardan beslendiklerinin en bariz göstergesi idi.
Aytmatov’un
“Dişi Kurdun Rüyaları”nda ele aldığı maneviyattan yoksunluğun getirdiği toplumsal
tahribatı, Vahabzade’nin “Leyaqet” adlı şiirinde anlatıyordu. Yine Aytmatov tarafından sıklıkla romanlara
taşınacak olan kültürel kıyım ve asimilasyon meselesi, Vahabzade’nin de üzerinde en çok durduğu
konular arasında yer almaktaydı. Mesela şair
“İki Gorxu” adlı şiirinde meseleyi oldukça iğneleyici bir
üslupla dile getiriyordu:

• Prof. Dr., Ege Üniversitesi Türk Dünyası Araştırmaları Enstitüsü, Îzmir-TÜRKÎYE.

Guya saz avazı, guya tar sesi,,

Ulu dedelerin ulu neğmesi.

Uyuşmur zamanın öz ahengine,

Esrimiz sığışmaz saz ahengine,

Uydug uzun iller caz ahengine,

Bir soran olmadı, ay gardaş, neden?

Bütün Türk dünyasında olduğu gibi Türkiye’de de millî şuur sahibi hemen herkes tarafından
tanınan ve büyük bir hayranlık ile okunan Vahabzade, edebiyat çevrelerince de özellikle Türkçenin
yaşayan en büyük şairi olarak tanımlanmıştır.

Şüphesiz ki onun bu kadar tanınmış ve sevilmiş olmasında, millî kaygılar içerisinde Türk dünyası
için verdiği mücadelenin büyük rolü olmuştur. Nitekim özellikle bağımsızlığın kazanılmasından sonra
yaptığı çalışmalarda millî kimliği ve buna bağlı olarak Türk kavramını daima önde tutmayı görev bilmiş
olan şair, “
Men Türkem” adlı şiirinde de

Eslimi, neslimi tanıyıram men,

Qarışıq deyilem özümden hürkem.

Sen kimsen, sen nesen, özün bilirsen,

Men ilk gaynağımdan Türk oğlu Türkem!1

şeklindeki dizeleri ile Türklüğü ile gurur duyan bir sanat ve kültür adamı olarak karşımıza çıkar.

Yaklaşık 70 yıllık sanat hayatı içerisinde millî duygu ve düşünceler içerisinde kaleme aldığı 40
kadar şiir kitabı, tiyatro eserleri ve bilimsel çalışmaları ile Türk milletine hizmet eden şairin saçtığı ışık
yüzyıllardır bağımsızlık mücadelesine sahne olan Azerbaycan topraklarında millî şuurun canlı kalmasında
önemli rol oynamıştır. Sovyetler Birliği’nin dağılması ile birlikte 1990’da başlayan bağımsızlık
faaliyetlerine de büyük bir destek vermiş olan Vahabzade, sonraki dönemde de beş kez milletvekili
seçilmiştir. Halkın kendisine göstermiş olduğu bu teveccüh, onun insanları ile ne derece
bütünleşebildiğinin, onların duygu ve düşüncelerine ne ölçüde tercüman olabildiğinin de en büyük
göstergelerindendir.

Vahabzade’nin sanatını, özellikle de şiir anlayışını, Azerbaycan’da yüzyıllardır verilen millî
kimlik ve bağımsızlık mücadelelerinin sanat alanındaki yansımaları olarak değerlendirmek mümkündür.
Nitekim şairin
“Tezadlar” adlı poemasında hekim dostu Canvanşır’a ithafen söylediği: “Beşerin cismani
ağrıları siz hekimlerin, Me’nevi ağrıları ise qelem sahiblerinin üreyinden keçir”
şeklindeki sözleri
oldukça mânidardır. Bir sanatçı olarak önce insanlığa, ardından kendi insanına karşı duyduğu sorumluluk,
onun sanatına şekil veren en önemli etkenler arasındadır. Şair halkının derdi ile hem-derd olmanın
ağırlığını bilir. Ancak bu ağırlık, aynı zamanda sanatçıyı sanatçı yapan, onu yücelten temel unsurlardan
birini teşkil eder:

“Derd ucaldır, derd qocaldır.”2.

Sanat hayatına atıldığı yıllarda dönemin şartları gereği uzun bir süre sesini duyuramayan
Vahabzade, Azerbaycan ve dolayısı ile Türk milleti üzerinde oynanan oyunlara karşı ilk çıkışını
“
Gülistan” adlı poeması ile yapmıştır. Yıllar önce Çarlık Rusyası ve İran’ın Azerbaycan toprakları
üzerinde yürüttükleri bölücü siyasetin ifşa edildiği söz konusu eserde, parçalanmış topraklarda yaşanan
trajediye duyulan öfke vardır. 1959’da, basılmadan çok daha önce halkın dilinde ve gönlünde yer eden bu
eser, aynı zamanda sanatçının kendisini içten içe kemiren, kabına sığmaz duygu ve düşüncelerinin
patlaması niteliğinde bir eserdir. Söz konusu poemanın yayınlanması pek tabii olarak onu büyük
sıkıntılara sokmuş, yazar bir süre üniversitedeki görevinden uzaklaştırılmıştır. Ancak yüreği alev alev
hürriyet aşkı ile yanan şairin bu şekilde susturulabilmesi mümkün olamayacaktır. Zira kutsal bildiği yolda
sonuna kadar mücadele etmeyi temel prensip olarak kabullenmiş olan şair, “
Heyat ve Ölüm” poemasında
Hüseyin Cavid’in,

Ölüm var ki heyat qeder deyerli,

Heyat var ki ölümden de zeherli

şeklindeki beytindeki ilhamla, ölümün de “yahşısı, pisi, şereflisi şerefsizi” olduğunu göstermek ister.

Uğranılan haksızlıkları, duygu ve düşüncelerini halkı ile paylaşmak ve kaygılarını gelecek
nesillere aktarmak amacını eserlerine yansıtmaya çalışan Vahabzade, “
Gülistan” poemasından sonra daha
çok sembolik anlatımlara yönelmiştir. Bu yöntem, aslında geçmiş yıllarda da benzer durumla karşılaşan
şair ve yazarların sıkça başvurdukları bir yöntemdir.

Hatırlanacağı üzere yakın geçmişte, Stalin ile birlikte Azerbaycan kültür hayatında birçok yazar ya
kalemini bırakmak zorunda kalmış ya ağız değiştirmiş veya sürgün, hapis ve idam gibi cezalarla
sindirilmeye çalışılmıştır. Millî şuur çerçevesinde hareket eden aydınların "qesdçi", "ziyançı", "trotskiçi",
"pantürkist", "panistlamist" gibi yaftalarla suçlanması, kültürel sahada büyük bir infiale yol açmış, yüzlerce
ilim kültür ve sanat adamı bir şekilde pasivize edilmiş, medeniyet, edebiyat ve ilim sahasında büyük
tahribatlara sebebiyet verilmiştir.

İşte bu yıllarda ülkesinin dilini, tarihini, beklentilerini yakından tanıyan ilim ve kültür adamları
duygu düşüncelerini dolaylı bir şekilde satır aralarına aktarmışlar, kapalı bir anlatıma yönelmişler,3
çoğunlukla sembolik ifadelere, uzak çağrışımlara başvurmuşlardır. Bu anlamda ortaya konulan eserlerde
bazen yakın Şark ülkelerinde cereyan eden bağımsızlık hareketleri irdelenmiş4, bazen de Abdulla Şaik,
Cafer Cabbarlı, Yusuf Vezir Çemenzeminli, Celil Memmedqulizade, Süleyman Sani Ahundov ve
Mehemmed Said Ordubadî gibi yazarlarca konular daha çok tarihî hadiselerden, farklı diyarlardan seçilerek
işlenmiştir.

Bahtiyar Vahabzade’nin “Gülistan” poemasından sonra yazdığı edebî eserlerin pek çoğunda da
bu gelenekten istifade ettiğini görürüz. Çektiği sıkıntılara rağmen şair “
Ağlar Güleyen”, “Yollar-Oğullar”,
“
Tezadlar”, “Merziye”, “Feryad” gibi eserlerinde aynı psikoloji içerisinde milli kaygılarını dile
getirmiştir. “Hürriyet” arayışını bazen, “
Feryad'’ piyesinde olduğu gibi, Nesimi’nin sesiyle dillendirmiş,
bazen
“Yollar-Oğullar'" poemasında olduğu gibi, başka halkların hürriyet hareketlerini irdelemiş, tarihin
bir yönüyle de aslında “azadlık” duygularının bir hülasası olduğunu ima etmiştir. Bazen de, yine
“
Merziye” de olduğu gibi, Güney Azerbaycan’da verilen millî kimlik mücadelesine yönelmiştir. Aynı
şekilde şair
“Ağlar Güleyen”in “Üsyan” bölümünde Sabir ve Sehhet diyaloğunda da tamamen kendi
duygularını anlatmaya çalışır.

Min arzu besleyirem

Men axı her nefesde

Qanadım var, göyüm yox,

Nece uçum qefeste5

Bahtiyar Vahabzade, yeri doldurulamayacak büyük bir şair, Türk dünyasının sevdalısı bir ülkü
adamıdır. O bu fikirlerini estetik yeteneği ile birleştirip hem yaşadığı döneme hem de gelecek kuşaklara
yol gösteren, ışık veren değerli bir sanatçıdır.

Kaynaklar

ö MEMMEDOV Memmed, "Şe'rimizde Yeni Merhale", XX-çi Esr Azerbaycan Poeziyası, Yazıçı Neşr. Bakı 1988.
ö HACIZADE Nahid (Derleyen), Azerbaycan Harayı, Bakı 2002.

ö VAHABZADE Bahtiyar, Gülüstan, (Haz: Seyfettin Altaylı), Kültür Bakanlığı Yayınları, Ankara 1998.
ö Zülmette Veten Duyguları, (Der.: H Achmed Schmiede), Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları, Ankara 1991, S.VII.

176

1

   Bahtiyar Vahabzade, Gülüstan, (Haz: Seyfettin Altaylı), Kültür Bakanlığı Yayınları, Ankara 1998, s. 415.

2

   Nahid Hacızade (Derleyen), Azerbaycan Harayı, Bakı 2002, s.3.

3

   Zülmette Veten Duyguları, (Der.: H Achmed Schmiede), Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları, Ankara 1991, S.VII.

4

   Memmed Memmedov, "Şe'rimizde Yeni Merhale", XX-çi Esr Azerbaycan Poeziyası, Yazıçı Neşr. Bakı 1988, s. 7.

5

   B. Vahabzade, age, s.15.