ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ TÜRKOLOJİ ARAŞTIRMALARI MERKEZİ 

Anasayfa | Makale Bilgi Sistemi | Konu Dizini Yazarlar DiziniKaynaklar Dizini | Makale-Yazar Listesi |  Makale Sayısı-Tarih Listesi | Güncel Türkoloji Kaynakçası

MAKALELER

Atatürk Araştırmaları || Çukurova Araştırmaları || Halkbilim || Dilbilim || Halk Edebiyatı || Yeni Türk Dili || Eski Türk Dili
Yeni Türk Edebiyatı || Eski Türk Edebiyatı || Dil Sorunları || Genel || Tiyatro || Çağdaş Türk Lehçeleri

 

DEDE KORKUT KİTÂBI'NDA

GEÇEN BİR CÜMLE TÜRÜ ÜZERİNE

 

Prof.Dr. Şükrü Halûk Akalın

Türk edebiyatının en önde gelen eserlerinden biri olan Dede Korkut Kitâbı'nın cümle yapısı üzerinde değerli çalışmalar yapılmıştır. Bu çalışmalarda kelime grup­la­rından cümle türlerine, cümleler arasındaki anlam ilişkilerinden anlatım tekniklerine, cümleden büyük birliklere kadar eserin cümle yapısı ile ilgili çeşitli özellikleri ortaya konulmuştur. Bu bildi­rimizde biz de Dede Korkut Kitâbı'nda geçen çün, çünki, kaçan, tâ ki gibi çeşitli cümle başı edatlarıyla kurulmuş birleşik cümle türüne değinecek, bu cümle türünün yapısını, anlamını ve işlevini art zamanlı ve eş zamanlı yaklaşımla ele alacağız. 

Dede Korkut Kitâbı’nın çeşitli hikâyelerinde bir cümle başı edatı ile kurulmuş ve çekimli bir fiile sahip cümleler, kendisinden sonra gelen bir cümleye bağlan­mak­tadır. Bu bağlantı anlam açısından bir bağlantıdır.  Cümle başı edatını taşıyan cümle, ken­­disinden sonra gelen cümlenin bildirdiği hareketin gerçekleşme zamanını gös­ter­mek­tedir:

Ta ki Düzmürd kal’asına yitdiler, çevre alup gitdiler, kondılar.  D 208/10

‘Düzmürd kalesine yetişince, çevre alıp gittiler, kondular.’

Çün av yaragı oldı, kim atın öger, kim kılıcın, kim çeküp oh atmagın öger. Salur      Kazan ne atın ögdi, ne kendin ögdi, amma Begilüñ  hünerin söyledi. D 237/6

‘Av hazırlığı olunca, kimi atını över, kimi kılıcını, kimi çekip ok atmasını över. Salur Kazan ne atını övdü, ne kendini övdü, amma Begil’in hünerini söyledi.’

Çün ‘inayet Tañrıdan oldı, bigüñ paşanuñ himmeti Kan Turalıya oldı, tekür devenüñ agzın yidi yirden baglañ, didi.  D 185/10

‘İnayet Tanrı’dan olunca, beyin paşanın himmeti Kan Turalı’ya oldu, tekür devenin ağzını yedi yerden bağlayın, dedi.’

Çünki  kâfirler bunları gördiler, Arşun oglı Direk Tekür’e haber virdiler. D 208/11 

‘Kâfirler bunları görünce Arşın oğlu Direk Tekür’e haber verdiler.’

Aruz aydur ki: Kılbaşa ayıtdum ki kaçan ki Kazan ivin yagmaladur-ıdı Taş Oguz bigleri bile yagmalar-ıdı, bigler gelür Kazanı selamlar giderler-idi... D 294/12

‘Aruz: Kılbaşa dedim ki, Kazan evini yağmalatınca Taş Oğuz beyleri birlikte yağmalardı, beyler gelir Kazan’ı selamlar giderlerdi...’

Dede Korkut Kitabı’nın çeşitli hikâyelerinden alınmış yukarıdaki örnek cümleleri, günümüz Türkçesinde değişik şekillerde de ifade etmek mümkündür:

Ta ki Düzmürd kal’asına yitdiler, çevre alup gitdiler, kondılar.  D 208/10

‘Düzmürd kalesine yetişince etrafını çevirip gittiler, kondular.’ ME 164

‘Günlerden bir gün Düzmürd Kalesine vardılar, çevre alıp gittiler, kondular.’OŞG, 124

‘Düzmürd kalesine yetiştikleri zaman, çevre alıp gittiler, kondular.’

‘Düzmürd kalesine yetişince, çevre alıp gittiler, kondular.’

‘Düzmürd kalesine yetiştiklerinde, çevre alıp gittiler, kondular.’

‘Düzmürd kalesine yetiştikleri vakit, çevre alıp gittiler, kondular.’

‘Düzmürd kalesine yetiştikleri an, çevre alıp gittiler, kondular.’

Tek bir çekimli fiilin bulunduğu cümleler yerine yine bir başka cümle başı edatının bulunduğu yardımcı cümle ve bir ana cümleden oluşan birleşik cümle ile de cümleyi ifade etmek mümkündür:

Ta ki Düzmürd kal’asına yitdiler, çevre alup gitdiler, kondılar.  D 208/10

‘Ne zaman ki Düzmürd kalesine yetiştiler, çevre alıp gittiler, kondular.’

‘Vakta ki Düzmürd kalesine yetiştiler, çevre alıp gittiler, kondular.’

Hangi anlatım şeklinde olursa olsun dilin çeşitli anlatım şekillerinden yarar­la­nı­larak kurulan bu cümlelerin derin yapısı aslında dört ayrı cümleden oluşmaktadır. 

Ta ki Düzmürd kal’asına yitdiler, çevre alup gitdiler, kondılar.

 

 

 

 


 

          /Ta ki/ Düzmürd kal’asına yitdiler.   Çevre aldılar.    Gitdiler.     Kondılar.

                          I                                        II                   III               IV

Yüzey yapıda ise yukarıda belirttiğimiz gibi cümleleri çeşitli şekilde ifade etmek mümkündür. Aslında bu anlatımı Türkçede zarf-fiil ekleri yardımıyla kurulan cümlelerle de ifade etmek mümkündür. Nitekim Dede Korkut Kitâbı’nda zarf-fiil ekleriyle kurulmuş ve cümlenin yüklemindeki hareketin gerçekleşme zamanını gösteren çok sayıda cümlemsi bulunmaktadır:

Böyle digeç Bogazça Fatma aydur... D 114/5

‘Böyle söyleyince Boğazca Fatma der...’ ME 88

‘Böyle deyince Boğazca Fatma...’ OŞG 76

Bunı işidiçek Banı Çiçek kakıdı... D 115/4

‘Bunu işitince Banu Çiçek kızdı...’ ME 89

‘Bunu işitince Banıçiçek kızdı...’ OŞG 77

Destmalı gözine siliçek Allah Ta’âlanuñ kudreti-y-ile gözi açıldı. D 118/12

‘Mendili gözüne sürünce Allah Taâlanın kudreti ile gözü açıldı.’ ME 91

‘Mendille gözlerini silince Hak Taâlanın kudretiyle gözü açıldı.’ OŞG 79

Aslında bu cümlelerin derin yapıları incelendiğinde bunların da derin yapıda iki ayrı cümleden oluştuğu görülecektir:

Böyle digeç Bogazça Fatma aydur

1.   /Delü ozan/ Böyle didi.

2.   Boğazça Fatma aydur.

Bunı işidiçek Banı Çiçek kakıdı

1.   /Banı Çiçek/ Bunı işitdi.

2.   /Banı Çiçek/ kakıdı.

Destmalı gözine siliçek Allah Ta’âlanuñ kudreti-y-ile gözi açıldı.

1.   /Pay Püre Big/ Destmalı gözine sildi.

2.   Allah Ta’âlanuñ kudreti-y-ile gözi açıldı.

İster cümle başı edatlarıyla kurulmuş cümleler şeklinde, ister zarf-fiil ekleriyle kurulmuş cümlemsiler şeklinde olsun derin yapıda iki ayrı olayı tek bir cümlede ve birleşik cümlede ifade etme, dilin anlatım zenginliklerinden birisidir. Zarf-fiil ekleriyle kurulmuş cümlemsilerin yazı dili tarihimizin başlangıcından beri Türkçede kullanıldığını biliyoruz. Cümle başı edatlarıyla kurulmuş zaman yardımcı cümleleri­nin dilimizde ne zaman ve nasıl kullanılmağa başlandığını göreceğiz. Bu cümleleri tarihî gelişimi içerisinde bütün yönleriyle ele alma­ğa ve çeşitli eserlerdeki örneklerle karşılaştırarak incelemeğe çalışacağız.

Bilindiği gibi, cümle; bir düşünceyi, bir duygu­yu, bir durumu, bir olayı yargı bildirerek anlatan kelime veya kelime dizisidir [Ergin, 398; Korkmaz, 32; Karahan, 40]. Bu tanımda olduğu gibi, yapılan diğer tanımlarda da öne çıkan unsur daima yargı olmaktadır. Bu sebepten de cümlenin tanımı, yargı tanımından ayrılamaz [Ban­gu­oğlu, 522 vd.]. 

Cümlede yargıyı bildiren unsur ise, yüklemdir. Diğer unsurlara yer vermeden sadece yüklem ile yargı bildirmek mümkündür. Tek yükleme sahip cümleler, diğer unsurları alıp almadıklarına bakıl­mak­sızın basit cümle adıyla anılırlar. Ancak, her dilde olduğu gibi Türkçede de, yapısında birden fazla yüklem bulun­duran cümleler vardır. Ayrı ayrı cümleler bir bağlayıcıyla birbirine bağlana­bil­diği gibi, şekil/zaman ekiyle veya anlam bütünlüğü sebebiyle de birbirine bağlanabi­lirler. İster bir bağlayıcıyla, ister şekil/zaman ekiyle, ister anlam bütünlüğü sebebiyle bir­bi­rine bağlanan bu cümleler topluluğuna birleşik cümle adı verilir. Birleşik cüm­le­ler, iki veya daha fazla basit cümlenin çeşitli bağlayıcılar vasıtasıyla birbirine bağlan­ma­­sından meydana gelmektedir. Bu cümlelerden bir tanesi ana yargıyı bildirmekte, di­ğeri veya diğerleri ise ana yargıyı bütünleyen, açıklayan durumları bildirmektedir. Ana yargıyı bildiren cümle ana cümle (baş cümle), ana yargıyı bütünleyen cümle ise yardımcı cümle olarak adlandırılır. Bu cümleler arasında yan yana veya alt alta bir bağlantı söz konusudur.

Birleşik cümleyi meydana getiren bu cümleleri aralarındaki bağlantıyı da göz önü­ne alarak ayrı ayrı incelediğimizde birleşik cümlenin derin yapısı=iç yapısı (struc­ture profonde)’nı ortaya koymuş oluruz.  Cümlelerin dış yapıları­nın olduğu gibi, derin yapıları da bulunmaktadır [Lyons, 192 vd.; Vardar, 57, 166; Kıran, 131 vd.]. Kullanım sahasına çıkan her cümle, bir dış yapı (structu­re de surface)’ya sahiptir. Ancak, cümlelerin bildirime elverişli duruma gelebilmesi, onun derin (iç) yapısındaki cümlelerin, cümlecikle­rin, kelime gruplarının, zihinde bir düzene göre sıralanmasıyla mümkündür. Bu yönüyle dış yapı, kullanım sahasına çıkmış somut cümleyle; iç yapı ise dış yapıyı meydana getiren ve çeşitli şekillerde ifade edilebilen soyut cümleyle eş anlamlıdır [Vardar, 57, 166; Kıran, 131 vd.].

Bilindiği gibi Türkçenin asıl birleşik cümlesi, en eski dönemlerden beri kullanılmakta olan şartlı birleşik cümledir. Şart ekinin bulunduğu cümle, kendi­sinden sonra gelen bir cümleye bağlanarak şartlı birleşik cümleyi meydana getirir. Tek başına tam bir yargı bildirmeyen şart cümlesi, ana cümledeki yargıya çeşitli anlamlar katar.

Şartlı birleşik cümleden başka Kök-Türkçede gördüğümüz tip veya tiyin ile kurulmuş cümleler de birden fazla yüklem bulundurmaktadır.  Bu cümlelerin birleşik cüm­le sayılıp sayılmaması ayrı bir tartışma konusudur. Genelde Kök-Türkçedeki cüm­­­le­lerin basit yapıda olduğu kabul edilir. Eski Türkçenin ikinci dönemi olan Uygur döneminden itibaren Türkçenin cümle yapısının yavaş yavaş çeşitlenme­ğe başladığı ve zamanla bu çeşitlenmenin arttığı da bilinen bir gerçektir. Bu çeşitlili­ğin sebebi tercüme edebiyatı ve bölgedeki çok dilliliğin bir sonucu olarak açıklanır. Ana­dolu sahasında da, özellikle Farsçanın etkisi sonucu kullanılmağa başlanan birle­şik cümlelerin yaygınlaşmağa başladığı görülür. Farsçada basit cümle bulunmakla birlik­te, birleşik cümleler önemli bir yer tutar.

Farsçada birden fazla cümlenin bir araya gelerek meydana getirdiği birleşik cümleler, hem yapıları bakımından hem de yardımcı cümlenin  ana cümleye kattığı an­lam bakımından çeşitlilik gösterir. Birleşik cümleler bu özelliklerine göre şu kı­sım­lara ayrılır: 1) Sıralı cümleler,  2) Yan cümleler,  3) Tümleme cümleleri,  4) Bağ­laçlı yan cümleler, 5) Zaman cümleleri,  6) Amaç cümleleri,  7) Sonuç cümle­leri,     8) Se­bep cümleleri,  9) Yer verme cümleleri,  10) Karşılaştırma cümleleri,  11) Şart cüm­leleri   [Öztürk, 184].

Bu birleşik cümleler içerisinde yer alan yardımcı cümleler, Farsçada bağımsız cümlecikler olarak da adlandırılmaktadır [Ateş-Yazıcı, 60].  Bu cümlelerin yüklem­le­ri, özneleri ve diğer unsurları bulunmaktadır. Ana cümledeki yargının zamanı, maksadı, sebebi, şartı gibi özellikler bu  bağımsız cümleciklerle bildirilmektedir.

Zaman cümleleri, ana cümlenin yüklemindeki hareketin zamanını  bildirirler.  Bildirdikleri bu zaman, ana cümlenin bildirdiği zaman ile aynıdır. Bu sebeple zaman cümleleri, ana cümle yüklemiyle eş zamanlıdır. Eş zaman bildiren cümleler birbirine  çûn ‘...dığı zaman,  -IncA/-UncA’,  vakt-î-ki, vakt-î ‘o vakit ki’ ve movki-i-ki ‘o zaman ki’ gibi bağlaç veya bağlaç gruplarıyla bağlanır:

Çûn me-râ did pinhân şod.

‘Beni görünce saklandı.’

Vakt-î-ki ber geşt sitâre-gân mi-drahşidend.

‘Döndüğü zaman yıldızlar parlıyor(lar)dı.’ 

Movki-î-ki âftâb şod birun reft.

‘Güneş doğunca çıktı.’ [Öztürk, 197].

Yukarıdaki Farsça cümlelerde görüldüğü gibi, hem yardımcı cümlenin, hem de ana cümlenin yüklemleri geçmiş zaman çekimindedir. Yardımcı cümlede bildirilen zaman, ana cümlede bildirilen hareketin yapıldığı zamanı işaret etmektedir.      

Ancak, bugün modern Farsçada eş zaman ifade etmek için çûn yerine genellik­le  ki  kullanılır. Bu durumda yardımcı cümlenin isim elemanlarından biri cüm­le­nin başına alınıp bu kelimenin sonuna ki getirilmektedir [Öztürk, 198].

Farsçada çok kısa zaman aralığı içinde birbirinin peşinden yapılmış iki işi anlatmak için de hemîn-ki veya ender olarak  bağlacı kullanılır:  

Hemîn-ki hûn mi-bined gaş mi-koned.

‘Kan görür görmez bayılıyor.’           

Tâ me-râ did pinhân şod.

‘Beni görür görmez saklandı.’ [Öztürk, 198].     

Bu cümleleri de -IncA/-UncA, -DIğIndA/-DUğUndA zarf-fiil ekleri veya        -DIğI/-DUğU zaman zarf-fiil grubu yardımıyla Türkçede ifade etmemiz mümkün­dür:

‘Kan görünce (gördüğünde, gördüğü zaman) bayılıyor.’

‘Beni görünce (gördüğünde, gör­dü­ğü zaman) saklandı.’

Zaman cümlelerinde gerçekleşmesine kesin gözüyle bakılan bir iş anlatılmak istendiği zaman, yan cümlenin fiili bildirme; gerçekleşmesi şüpheli olan bir iş anlatılmak istendiği zaman da, istek kipinde olur:

Vakt-î-ki be mired be-men haber be-deh.

‘Öldüğü zaman bana haber ver.’

Vakt-î-ki âmed be-men haber be-deh.

‘Geldiği zaman bana haber ver.’ [Öztürk, 197].

Yine bu cümleleri  de -IncA/-UncA, -DIğIndA/-DUğUndA zarf-fiil ekle­rin­den veya  -DIğI/-DUğU zaman  zarf-fiil grubundan yararlanarak Türkçeye çevire­biliriz:

‘Ölünce (öldüğü zaman) bana haber ver.’

‘Gelince (geldiği zaman) bana haber ver.’

Gelecekte düşünülen bir işin yapılıp yapılmayacağı konusundaki belirsizlik         her vakt  ‘her zaman’ kelime grubuyla ifade edilir. Bundan sonra gelen fiil, bildirme kipinde de istek kipinde de olabilir:

Her vakt birun mi-reft hodâ-hafizî mi kerd.

‘Dışarı çıktığı (her) zaman Allahaısmarladık, diyordu.’

Her vakt dil-i tân mi-hâhed horak hâzır est.

‘Canınız ne zaman isterse, yemek hazırdır.’

Her vakt be-y-âyed be-men haber be-deh.

‘Her ne zaman gelirse (gelsin) bana haber ver.’ [Öztürk, 198]. 

Yukarıdaki cümleler Türkçede şartlı birleşik cümle şeklinde ifade edilebileceği gibi, şart ekinin zarf-fiil eki işlevine [Gülsevin, 276] sahip olduğu göz önüne alınacak olursa, bu cümleler de diğerleri gibi Türkçeye aktarılabilir:

‘Canınız isteyin­ce (istediği zaman) yemek hazırdır.’

‘Geldiği zaman (gelince) bana haber ver.’

Yukarıda ana hatlarıyla değinmeğe çalıştığımız zaman cümlelerinde kullanılan çû, çûn ve çûnki  edatlarının Farsçadaki en belirgin  işlevleri zaman, benzetme, sebep, şart ve açıklama bildirmeleridir [Öztürk, s.189; Ateş-Tarzî, s.96; Steingas, s.401]. Söz konusu edatların zaman bildirme işlevinde kullanılışına ait pek çok örneğe Farsça metinlerde rastlanmaktadır.

Farsçada kullanıl­mış olan bu birleşik cümleler, Farsçanın etkisi sonucu Eski Anadolu Türkçesi saha­sın­da yazılmış eserlerde de kendisini göstermiştir. Bu cümlelerin Anadolu sahasında­ki ilk örneklerine Mevlânâ’nın mülemmalarında rastladığımızı burada belirtmek yerinde olacaktır:

 Dânî, ki man ba’âlam yalguz sini sever men;

Çûn dar baram nayâyî, andar gamat ölür men.[Mansuroğlu, 215]

‘Bilirsin ki cihanda ben yalnız seni severim; yanıma gelmediğin zaman gamın­dan ölürüm.’   

Man çûn sakân-i kûyat dunbâl-i tû gezer men. [Mansuroğlu, 215]  

‘Ben semtinin köpekleri gibi peşin sıra gezmekteyim.’

Mülemmalardan başka, Eski Anadolu Türkçesi dönemine ait tercüme eserlerde rastladığımız bu cümle türü, daha sonra yaygınlık kazanmış, telif eserlerde de kul­la­nıl­mağa başlanmıştır. Mesnevi, gazel gibi manzum eserlerin yanı sıra, mensur eserlerde de kullanılan bu cümlelere halk için yazılan eserlerde de rastlamaktayız.

Ancak, bu birleşik cümlelerin ilk olarak Anadolu sahasında kullanıldığını söy­le­mek mümkün değildir. Türk yazı dilinin başlangıcı olan Eski Türkçenin ikinci dönemi olan Uygur döneminde de, kaçan ile kurulmuş bu tür birleşik cümlelerin kulla­nıldığına şahit oluyoruz. Orhon Abidelerinde rastlamadığımız bu cümle türü, zengin bir çeviri edebiyatına sahip Uygurların yazı dilinde karşımıza çıkmaktadır. Zaman bil­di­ren yardımcı cümlelere sahip bu birleşik cümlelerin Uygur metinlerinde geçme­sini sadece çeviri edebiyatına bağlamak yanlış olur. Turfan ve Kan-çou bölgelerinde farklı yapı ve kaynaktan gelen pek çok dilin yaşadığını ve bu dillerin birbirini etkile­miş olabileceğini belirtmemiz gerekir. Dede Korkut Kitâbı ile ko­nu­mu­zu sı­nır­­lan­dırmış olsak da Türk dilinin bir bütün olduğu gerçeğinden yola çıka­rak, konu­ların diğer dönemlerle bağlantılı olarak ele alınmasının gereğine inanıyoruz. Bu sebeple, bu cümle türünün Eski Anadolu Türkçesi sahasındaki  kullanılışına ve incelemesine geçmeden önce, Eski Türkçenin cümle yapısına kısaca temas etme­nin doğru olacağı kanaatindeyiz.

Eski Türkçenin cümle yapısını her yönüyle ortaya koyan ayrıntılı bir monogra­fik çalışma yapılmamıştır. Dönemin metinleri üzerinde yapılan çalışmalarda daha çok imlâ, metin yayımı, metin tamiri, anlamlandırma, ses bilgisi ve şekil bilgisi özel­lik­leri, etimoloji açıklamaları üzerinde durulmuştur. Yakın zamanda, Erciyes Üni­ver­si­tesi’nde Kök-Türkçenin cümle yapısı üzerine bir yüksek lisans tezi hazırlandığını öğ­ren­dik. Bu teze ulaşmamız mümkün olamadı. Ancak, daha sonra tezin özeti yayım­lan­dığında bu tez hakkında bilgi sahibi olabildik [Günşen, 231]. A. Günşen, bu çalışmasında Kök-Türk abidelerindeki cümleleri; yapıları, unsurları, anlamları ve yüklemleri yönünden incelemiştir. Yaklaşık 700 cümlenin tahlil edildiği tezde va­rı­lan sonuçlardan en önemlileri; Kök-Türkçede genel olarak kısa ve basit cümle­le­rin kul­lanılması, Köl-Tigin ve Bilge Kagan abidelerinde fiil cümlelerinin, Tonyukuk abi­desinde ise isim cümlelerinin çoğunlukta olması gibi özelliklerdir [Günşen, 238].

Eski Türkçenin cümle yapısı üzerine yapılmış çalışmalardan biri de, Şi­na­si Tekin'in Türk Dünyası El Kitabı için yazdığı Eski Türkçe maddesindeki cümle bil­gisi bölümüdür.

Ş.Tekin'e göre Eski Türkçede cümleler ana ve türlü yardımcı cümleler olarak iki kısma ayrılmaktadır. Ancak Kök-Türkçedeki ve Uygurcadaki yardımcı cümleler birbirinden farklıdır. Kök-Türkçede fikirler umumiyetle basit ana cümlelerle ifade edilmekle beraber bunun yanı sıra yardımcı cümle olarak  -sar ile yapılan şart cümleleri ve yalnız tip, tiyin şekillerinden ibaret olan ve bağ vazifesini gören unsur­lar kullanılmıştır.  Bunlar Uygur metinlerinde de vardır. Kök-Türkçedeki -sar şart cümlelerine misaller:

ol yirgerü barsar... ölteçi sen,

açsar  tosık ömez sen.

tip ve tiyin ile yapılan cümleler: 

edgü  agı birür tip ança buşgurur ermiş, taşra yorıyur tiyin kü eşidip balıktakı tagıkmış...

Bunlardan başka basit de olsa yardımcı cümle yerine geçebilecek ifade şekillerine Kök-Türkçede rastlıyoruz. Bunlara cümle demek de olmaz, çünkü 'yüklem' vasıflarını haiz bir unsur yoktur [Ş.Tekin, 102].

Mertol Tulum ise, Orhon Yazıtlarındaki birleşik cümleleri incelediği değerli ma­ka­le­sinde, Türkçenin Hint-Avrupa dilleri ile mukayesesinde görülen temel ayrılık­lar­dan birinin unsurların sıralanışındaki farklılık olduğunu göz önüne alarak, bu dil­ler­de yan cümle­lerle teşkil edilen birleşik cümlelerin, cümleler arası ilişkiler esas alın­dı­ğında, Türkçede bir başka yolla, sıfat-fiil ve zarf-fiil gruplarıyla teşkil edilmiş bir­le­şik cüm­le­lerle karşılanmış olmasını tabii bir yapı hususiyeti olarak kabul etmek­te­dir [Tulum 1990, 194].  Gerçekten de, bazı dillerde yan cümlelerle ifade edilen yar­gılar, Türk­çe­de sıfat-fiil, zarf-fiil gibi çeşitli kelime gruplarıyla ifade edilmektedir. Bu durum, her dilin derin yapılarının (structure profonde) ortak, dış yapılarının (struc­­ture de surface) ise farklı olduğu gerçeğini ortaya koymaktadır.

Ş.Tekin, birleşik cümlelerdeki yardımcı cümleleri a) Fail yardımcı cümlesi,    b) Nes­ne yardımcı cümlesi, c) Tamlayıcı yardımcı cümlesi,  ç) Va­sıf­lama yardımcı cüm­­le­si, d) Şart yardımcı cümlesi olarak grup­lan­dır­mıştır [Ş.Tekin, 103-111]. Tam­la­yıcı yardımcı cümlesi, aslında baş cümlenin türlü tamlayıcılarının birer cümle ile ifade edilmelerinden ibarettir. Ş.Tekin, bu cümlelerden yüklemin anlamını zaman bakı­mından belirleyenleri zaman yardımcı cümlesi olarak adlandırır. Bu cümleler işlevleri itibariyle zaman bildiren birer zarf tamlayıcısıdırlar. Ancak, bu cümlelerden zarf-fiil ekleriyle kurulanları yardımcı cümle olarak değerlendirmeyen Ş.Tekin, ne, kaçan, kaltı ve neçete kim bağlayıcı­larıyla birlikte kullanılanları yardımcı cümle olarak kabul eder [Ş.Tekin, 103-111].  

 Ş.Tekin, zaman yardımcı cümlelerini baş cümleye bağlanış şekillerine göre bağlayıcısız ve bağlayıcılı olarak iki grupta incelemektedir. Bağlayıcısız zaman yardımcı cümlelerinin yüklemleri -sar (erser) ile teşkil edilmiştir. Sadece bir cümlede yüklem olarak -ü birle ök kullanılmıştır. Bu yardımcı cümlelerin baş cümleyle olan zaman bağlantısı şu şekildedir [Ş.Tekin,105]:

 

Yardımcı cümle

Baş cümle

 ....-sar (-di erser)

....-ur (erti)

 

-gey, -di, eyin

 

-miş erür

....-ü birle ök

-di

ölürgeli ilt-serler, mangra-yur  

‘öldürmek için götürünce bağır.’  

Bağlayıcılı zaman yardımcı cümlelerinin yüklemi genellikle -sar ile teşkil edil­miş­tir. Ancak, birkaç cümlede -ti kullanılmıştır. Ş.Tekin, bunların dışında yüklemi çekimli fiil olmayıp da  zarf-fiil ve yardımcı cümlelerin ortaya çıkışı ve gelişmesinde mühim bir merhale olduğunu sanmaktadır. Kök-Türkçede bu yardımcı cümleler yeri­ne çeşitli zarf-fiil ve isim-fiilleri kullanmakla yetinildiğini kaydeden Ş.Tekin, tercü­me faaliyetinin büyük bir hızla geliştiği Uygur devrinde yardımcı cümlelerin kalıp ha­lin­de yabancı dillerden olduğu gibi aktarıldığını belirtmektedir. İlkin, bağlayıcı + yüklem (= çekimli fiil) formülüne göre teşkil edildiği hâlde, bazı hâllerde yüklemin yeri­ni, zaten dilde öteden beri mevcut olan çekimsiz fiil şekilleri ve -sar almış ve böy­­lece yardımcı cümle teşkilinde Türkçeleşmeye doğru önemli bir adım atılmıştır.  kaçan (birük), kaltı, kim (kayu), ne, neçete, neçük, neçükin gibi bağlayıcılar yar­dı­mıy­la baş cümle ile zaman bağlantısı şu şekilde kurulmaktadır [Ş.Tekin,105-106]:

 

Yardımcı cümle
Baş cümle

kaçan

-sar (-di)

ötrü

-ur, -gey, -zün, -di

(k. birük)

 

 

 

kaltı, kim

 

 

 

neçete, ne

 

 

 

neçük(in)

 

 

 

kaçan

-tükte (ötrü)

 

-di (-miş)

kim

 

 

 

ne

-p (-ü birle ök)

 

-di

neçete kim

-p

(ötrü) 

-di

kaltı

-p erken

 

-di

kim

+de erken

 

-p

 

-ür erken

 

-di

 

-gey

kaltı

-ginçe

Yardımcı cümle ile baş cümlenin bağlayıcılarla teşkilini yukarıdaki tablo ile gös­­teren Ş.Tekin, baş cümle yüklemlerinin çoğunlukla -di (belirli geçmiş zaman çe­ki­mi)  şeklinde kullanılmasına dikkatleri çekmektedir [Ş.Tekin, 106].  Gerçekten  de bu durum dikkat çekicidir. Bildirimizin ileriki bölümlerinde, cümle başı edatlarıyla ku­rul­muş zaman cümlelerinde ana cümle yüklemlerinin çoğunlukla belirli geçmiş za­man çekiminde olduğu görülecektir. Bu özelliğin sadece Uygurcaya has olmadığı an­la­şıl­­mak­tadır.

Türkçenin diğer dönemlerinde karşımıza çıkacak yabancı kaynaklı cümle türlerinin ilk örnekleri olarak değerlendirebilece­ği­miz bu cümle­­lerde kullanılan bağlayıcılardan kaçan, Eski Anadolu Türkçesinde zaman cümlelerinin kuruluşunda da görev almıştır. Eski Anadolu Türkçesinde  kaçan kim şeklinde de kullanılan bu bağlayıcıyla kurulmuş birleşik cümleler, yazı dilimizde çün, çünkim vb. bağla­yıcı­larla kurulan birleşik cümlelere göre daha eskidir. Uygur metinlerinde bu kelime ile kurulmuş birleşik cümlelere birkaç örnek vermekle yetiniyoruz:

kaçan ol t(e)ngri t(e)ngri-si burkan-ıg körgeli bolsar-lar ötrü olar ikileyü takı tişi aj-unın-ta kedilmegey-ler. ‘Ne zaman ki o tanrılar tanrısı (Devâtideva) Budayı görecek olsalar, daha sonra onlar ikinci bir kez dahi dişi varlığına (Gati) (kişiliğe) bürünmeyeceklerdir.’ [A.Yaruk, 72].

...kaçan yene ol pratyikabut-lar nırvan-ka kirtüklerinte şarır-lıg süngük-lerin yiti ertini üz-e ikirer y(e)g(i)rmi yoçan idiz körkle körü kanınçsız astuplar ıdıp ol şarır-ların anta urup tuu yürlüg ku-a çeçek-in yıd-ın yıpar-ın erdini tuug bra kuşatrilerin uzatı ayasar agır-lasar tapınsar udunsar kavşiki-y-a kongül-üngde neteg ol. «...ne zaman ki yine o Pratyekabuddhalar Nirvana’ya girdiklerinde geride kalan (Sârîra) kemiklerini yedi mücevher (Saptaratna) ile (süslü), on ikişer Yojana yüksekliğinde, güzel, bakmaya doyulamayan Stûpalar yükseltip, o geride kalanlarını (Sârîra) orada (bir araya) koyup, binbir türlü çiçekle, güzel kokuyla, mücevher (Ratna) (ve) gölgeliklerle (Ksattra) sürekli saygı gösterse, hizmet etse, ey Kausika gönlünde nasıldır.» [A.Yaruk, 61-62].  

kaçan t(e)ngri t(e)ngrisi burkan üz-kinte tegdüklerinte töpülerin engitdürüp biş tilgen-in yir-ke tegürüp yinçürü töpün yükünüp üç yol-ı ongarula tezginip birtin sıngar olurdılar. «Buda(nın) huzuruna vardıklarında başlarını eğip beş uzuv(lar)ını (Pança-Mandala) yere değdirip secde ederek baş aşağı eğilip, üç kere sağa doğru dönüp, gidip sağ tarafa oturdular. [A.Yaruk, 23].

kaçan ve diğerleri gibi Uygur döneminde kullanılmağa başlanan  bağlayıcılar, Tarım bölgesinde Türklerin ilk karşılaştıkları Hint-Avrupa milletlerinden çeşitli İranlı kavimlerin (Soğd) ve Toharların dillerindeki yardımcı cümle bağlayıcılarının Türkler tarafından taklit edilmesiyle işlerlik kazanmışlar­dır. Türkçede eskiden beri var olan kaçan, kanyu, kim, ne gibi kelimelere yabancı dillerdeki yardımcı cümle bağlayıcılarını karşılamak üzere yepyeni anlamlar verilmiştir. Dilde şekil ve işlev ba­kı­­mından karşılığı bulunmayanlar için de birden fazla kelimelerin birleştirilmesiyle de yeni kelimeler yaratılmıştır: neçük, neçükin (<ne+çe+ök+in), neteg, birük (<bir+ök). Bu durum, Türklerin yardımcı cümle fikrini yabancı dil­ler­den aldığını, ancak bunu ifade eden bağlayıcı unsuru dillerinin kendi imkânlarıyla ya­rat­mağa çalıştıklarını göstermekte­dir [Ş.Tekin, 112]. 

Cümle başı edatlarıyla kurulmuş zaman yardımcı cümlelerinin günümüzde az da olsa kullanıldığını belirtmek gerekir. Türkiye Türkçesinde ne zaman ki cümle başı edatıyla kurulan bu birleşik cümleyi meydana getiren yardımcı ve ana cümlelerin yüklemleri genellikle belirli geçmiş zaman eki ile teşkil edilmektedir. Bu cümle yapısını şu şekilde gösterebiliriz:

 

Yardımcı cümle

Ana cümle

ne zaman ki

-di

/o zaman/          

-di

vakta ki

-di

/o vakit/

-di

Ne zaman ki sen ve senin gibiler ilk dönüme pey sürdünüz, bizler de dalave­re­nin içine tükürdük. Fİ, 244

Ne zaman ki, sulara gömülmek üzere olduklarını gördüler. İşte o vakit iman ettiler, üstelik bunu da en yüksek perdeden, en gösterişli ve göze çarpıcı üslûplarla yaptılar. Fİ, 249 

Vakta ki, “Çekiç Güç”ün süresi 5 ay uzatıldı, Amerika aba altından sopayı çıkardı, Irak’a ambargonun kaldırılmasını, ya da Ürdün modelini düşünmüyorlardı bile… HP, 3          

Ama ne zaman ki Cumhurbaşkanı Demirel “kesin bir çizgi” çizdi, işte o andan itibaren de “U dönüşleri”  başladı. YD, 12                                           

Bu yapıdaki cümleleri zarf-fiil eki yardımıyla ifade etmek de mümkündür:

 ‘Sen ve senin gibiler ilk dönüme pey sürünce bizler de dalaverenin içine tükürdük.’

‘Sulara gömülmek üzere olduklarını görünce iman ettiler, üstelik bunu da en yüksek perdeden, en gösterişli ve göze çarpıcı üslûplarla yaptılar.’

‘Çekiç Güçün süresi 5 ay uzatılınca, Amerika aba altından sopayı çıkardı, Irak’a ambargonun kaldırılmasını, ya da Ürdün modelini düşünmüyorlardı bile…’

‘Cumhurbaşkanı Demirel kesin bir çizgi çizince U dönüşleri  başladı.’

Konuşma ve yazı dilinde seyrek de olsa kullanılan bu cümle tipinin yine yabancı dillerin etkisi ile kullanılmakta olduğunu belirtmeliyiz. Bu etkilenme hem geçmiş dönemlerin hem de günümüzün izlerini taşımaktadır.

Cümle Başı Edatları

Bildirimizin konusunu teşkil eden birleşik cümlelerde yardımcı cümlenin başında bulunan kelimeler Farsçada vakit edatı olarak adlandı­rıl­mak­tadır [Gencine II, 372]. Bu kelimeleri cümle başı edatı başlığı altında inceleyen Ergin, cümle başı edatlarını şu şekilde tanımlar: Cümleleri mânâ bakımından birbirine bağlayan edatlardır. Dai­ma cümle başında bulunurlar. Başında bulundukları cümleyi bazıları ondan sonra ge­len cümle veya cümlelere, bazıları da kendisinden önce gelen cümle veya cümlele­re bağlarlar. Ergin, cümle başı edatlarını anlamlarına göre altı grupta incelemiştir [Ergin, 354]. Hemen hemen aynı tanımı yapan Korkmaz ise, bu kelimeleri cümle başı bağlaçları olarak adlandırmak­tadır [Korkmaz, 32].

Cümle başı edatlarını anlam ve görevleri yönünden teker teker ele alıp incelemenin yararlı olacağı kanaatindeyiz.

Farsça kaynaklı cümle başı edatları:

çû, çü; Gencine-i Güftar’da edatın açıklaması için çûn maddesine atıfta bulu­nul­muş­tur. Steingass sözlüğünde ise kelimenin açıklaması şu şekildedir: ‘when; then; thus, as, in the same manner, like, since; if so be; for as much as’ [Steingass, 401]. Bu açıklamalardan da görüleceği gibi kelimenin, ne zaman, ne vakit, ne zaman ki, ne vakit ki anlamları bulunmaktadır. 

çûn, çün; ‘gibi, için, o vakit ki, -°ncA’ anlamlarındaki bu edat, zaman ve sebep bildiren yardımcı cümleleri ana cümleye bağlamak­ta­dır [Öztürk, 187 vd.; Ateş-Tarzî 96; Ateş-Yazıcı, 52]. Gencine-i Güftâr’da ise doğrudan doğruya vakit edatı olarak ta­nım­lanmış, diğer işlevleri ayrı ayrı verilmiştir [Gencine II, 372 vd.]. Steingass söz­lü­­ğün­de kelime ‘how ?, like, in the manner of, as; because, for as much as, where as, seeing that, since; when, after that; if; manner, quality’ şeklinde açıklanmaktadır [Steingass, 403]. Pek çok anlamla birlikte kelimenin, ne zaman, ne zaman ki anlamı da bulunmaktadır. Bu edat, Türkçenin tarihî metinlerinde çün şeklinde ve ‘eğer, artık, madem ki, fakat, gibi, -dığı gibi, sanki,  adeta, zira,  nasıl olsa ki, -dığı zaman, -dığı takdirde, -dığı için, -dıktan sonra’ anlamlarında kullanılmıştır [Hacıeminoğlu, 133].

çûnki, çünki;  Farsçada ‘çünkü, zira’ anlamları bulunan bu edat tıpkı çû veya çûn gibi zaman veya sebep cümlelerini ana cümleye bağlama işleviyle de kulla­nıl­maktadır [Öztürk, 187 vd.; Ateş-Yazıcı, 52]. Steingas sözlüğünde ise ‘for now, seeing that’ anlamları verilmiştir [Steingas, 403].

tâ, tâ ki  edatları Farsçada ‘için, kadar’ anlamlarının yanı sıra ‘o vakit ki, o zamana kadar, oldukça’ anlamlarında da kullanılmaktadır[Ateş-Tarzi, 96]. Bu edat­la­rın ayrıca tümleme, sonuç, zaman ve karşılaş­tırma cümlelerini ana cümleye bağla­ma işlevi bulunmaktadır [Öztürk, 187 vd.].

ki’nin Farsçadaki bir işlevi de yardımcı cümleleri ‘o zaman ki’ anlamıyla ana cümleye bağlamasıdır[Ateş-Tarzi, 96]. Yukarıda görüldüğü gibi ki, çûn ve edat­larıyla birleşerek anlamlarında bir değişiklik yapmadan yardımcı cümleleri ana cüm­leye bağlamaktadır. ki’nin Farsça, Arapça ve Türkçe kaynaklı kelimelerle bir­lik­te bu işlevde kullanılışını M.Tulum, şu şekilde değerlendirmektedir: ‘Tek başla­rı­na zaman zarfı olarak kullanılan bu kelimelerin ki ile birleşmiş şekilleri bu durum­da cümle başı edatıdırlar ve aynı zamanda başında bulundukları cümleyi ki’nin bağ­la­ma fonksiyonu ile ana cümleye bağlarlar’ [Tulum, 79]. 

Edatlardan bir kısmı Farsça-Arapça, bir kısmı Farsça-Türkçe, bir kısmı da ta­ma­­men Türkçe kelimelerden teşekkül edilebilirler. Arapça vakt ile Farsça ki’nin veya Türkçe kim’in birleşmesiyle vakta ki veya vakta kim, Türkçe işaret sıfatı ol’un eklenmesiyle ol vakt ki veya ol vakt kim, Farsça her eklenmesiyle her vakt ki, Farsça ile Türkçe kim’in birleştirilmesiyle tâ  kim, Türkçe kaçan, kaçan kim  veya Farsça ki’nin eklenmesiyle kaçan ki, yine Türkçe ol ohtın kim veya  Farsça ki ile birlikte ol ohtın ki.

Türkiye Türkçesinde bu anlamdaki cümleler zarf-fiil ekleri yardımıy­la kurulan zarf-fiil gruplarıyla anlatılmaktadır. Bu cümleler zarf-fiil zaman cümlesi (proposition adverbiale temporelle) olarak adlandırılmak­ta­dır. Banguoğlu, zarf-fiil gruplarıyla ku­ru­lan cümleleri anlam ilişkilerine göre yanyana zarffiil cümlesi (proposition adverbiale coordonnée) ve altalta zarffiil cümlesi (proposition adverbi­ale subordon­née) olarak iki ayrı grupta incelemiştir [Ban­gu­oğlu, 572 vd]. Zarf-fiilin iki yargı ara­sında sadece bir yanyanalık ilişkisi kurmasıyla yanyana zarf-fiil cümleleri meydana gel­mek­tedir. Bir ana cümleyle, anlamca gerçekleşmesi ona bağlı görünen bir iç cüm­le­den meydana gelen zarf-fiil cümleleri ise altalta zarf-fiil cümleleri olarak adlandırı­lır.

Altalta zarf-fiil cümleleri hâl, zaman, karşılaştırma, sebep, sonuç, amaç ve şart olmak üzere yedi grupta incelenmektedir. Yedi grup içerisinde en fazla çeşitlilik gösteren tür ise zaman cümleleridir. Banguoğlu, zarf-fiil zaman cümlelerini yedi grup olarak tespit etmiştir. Bu cümleler şunlardır: 1. İzleme Cümlesi,  2. Vakitleme Cüm­le­si,  3. Eş Zaman Cümlesi,  4. Başlangıç Cümlesi,  5. Bitim Cümlesi,  6. Önce­lik Cüm­lesi,  7. Sonralık Cümlesi [Banguoğlu, 576].

Banguoğlu, zaman cümleleri içerisinde birinci sırada ele aldığı izleme cümlele­ri­ni (proposition successive), iç cümle yüklemini zamanca izleyen ana cümle olarak ta­nım­lamaktadır [Banguoğlu, 576].

Bus édince lebini ağzıma geldi canım.

Eve dönünce hatırladım.

Bu cümlelerde zarf-fiil ekinin getirildiği fiilin bildirdiği hareketin ardından  yüklemin bildirdiği hareketin gerçekleşmesi söz konusudur. Bir başka deyişle, her iki hareket arasında çok kısa bir zaman parçası bulunmaktadır. Yüklemdeki hareketin zamanı, zarf-fiil ekinin bulunduğu kelime veya kelime grubunda, unsur olarak da zarf tümlecinde, bildirilmektedir. Zarf tümlecinin bildirdiği zamanı, ana cümle yüklemi izlemektedir.   

İzleme cümlelerinde, zarf tümlecine bu anlamı katan ek -°ncA, zaman zarf-fiilleri içerisinde izleme zarf-fiilleri (gérondif successif) olarak adlandırılır.  Bu zarf-fiiller, ana cümle fiilinin zamanca kendilerini izlediğini ifade eder.

Yağmur başlayınca kaçıştık.

Başına gelince anlarsın.

Bu ek, ana cümle yargısını tabii sonuç gibi gösterme işlevine de sahiptir:

İki gönül bir olunca samanlık seyran olur.

Göz görmeyince gönül katlanır. [Banguoğlu, 432 vd.].

Zaman cümleleri içerisinde eş zaman cümlesi (proposition de coïncidence) olarak adlandırılan cümleler ise, ana cümle ile zarf-fiil ekini almış kelime veya kelime grubunun bildirdiği hareketlerin aynı zamanda gerçekleştiğini anlatırlar.

Babası öldüğünde 17 yaşındaymış.

Son görüştüğümüzde hasta değildi.[Banguoğlu, 578].

Gerçekten de izleme cümleleri ile eş zaman cümlelerinin bildirdikleri anlam göz önüne alındığında, izleme cümlelerinde zarf unsurunun bildirdiği zamanı ana cümle yükleminin izlemesine rağmen, eş zaman cümlelerinde zarf tümlecinin bildirdiği zaman ile, yüklemin bildirdiği hareketin gerçekleşme zamanının aynı olduğu görülür.

Bu cümlelerde eş zamanı bildiren ek ise -DIk/-DUk isim-fiil ekinin iyelik ve bulunma durum ekleri almış şekli olan -DIğIndA/-DUğUndA’dır. Eş zaman zarf-fiili (gérondif de coïncidence) olarak adlandırılan bu ek, tarihî metinlerde -dUkdA şeklinde karşımıza çıkar.

Dün aradığımda sizi bulamadım.

Bize geldiğinizde söylemiştiniz.

Bir şey dîk oldukta müttesi’ olur.[Banguoğlu, 434]

Bu ekin görevinde olmak üzere -DIğI/-DUğU zaman veya -DIğI/-DUğU sırada şekilleri de kullanılmaktadır:

Şuradan bakıldığı zaman görülür.

Bitirdiğim sırada haber geldi.[Banguoğlu, 434]

Türkçedeki zaman cümleleri ile Farsçadaki zaman cümleleri karşılaştırarak bir benzerliğe dikkat çekmek istiyoruz. Türkçede zarf-fiil ekleri yardımıyla kurulan cüm­lemsi (Banguoğlu’nun tabiriyle iç cümle), Farsçada başlı başına bir cümle ile ifade edilmektedir. İki şekil arasındaki benzerlik, Türkçe cümle yapısındaki cümlem­si­nin de, Farsçadaki yardımcı cümlenin de ana cümleden önce gelmesidir. Bilindiği gibi Türkçede yardımcı unsurlar önce, asıl unsurlar sonra gelmektedir. Farsçada ise, asıl unsur önce yardımcı unsur ise sonra gelmektedir. Ki’li birleşik cümlelerde de ana cümle önce gelirken, yardımcı cümle ana cümleden sonra gelmektedir. Ancak, cümle başı edatlarıyla kurulmuş zaman cümlelerinde yardımcı cümle önce, ana cümle ise daha sonra gelmektedir. Bu durum, cümle başı edatlarıyla kurulmuş cümlelerin ki’li birleşik cümleye göre Türkçenin cümle yapısına daha yakın olduğunu göstermek­te­dir. Nitekim, Türkçenin tarihî grameri (morfoloji) üzerine değerli bir çalışması olan E.A. Grunina da bu duruma dikkatleri çekmiştir [Grunina, 211 vd].

Dede Korkut Kitâbı’ndan Örnekler

Farsça, Arapça-Farsça, Türkçe veya Türkçe-Farsça kaynaklı cümle başı edatlarını taşıyan cümlelerin, kendilerini takip eden bir başka cümleye zaman bildirmek üzere bağlanmasıyla meydana gelen cümleleri cümle başı edatlarıyla kurulmuş zaman yardımcı cümleleri olarak adlandırıyoruz. Edatlı cümle bir yardımcı cümle olarak, ana cümledeki yargının gerçekleştiği zamanı bildirmektedir. Bildirilen bu zamanı, ana cümle yükleminde belirtilen hareketin  zamanı takip etmektedir. İki yargının bildirdiği zaman arasında fazla bir fark bulunmamaktadır. Yardımcı cümlede bildirilen zaman bir anlıktır. Bu hareketin ardından ana cümle yükleminin bildirdiği hareket gerçekleşmektedir.

Belirli (görülen) geçmiş zamanın bu cümlelerde en sık rastlanılan kip olduğunu belirtmemiz gerekir. Diğer cümle başı edatlarıyla kurulmuş cümlelerde de en fazla kullanılan çekim, belirli geçmiş zaman çekimidir.

Çün av yarağı oldı, kim atın öğer, kim kılıcın, kim çeküp oh atmağın öger; Salur Kazan ne atın ögdi, ne kendin ögdi, amma Begilüñ hünerin söyledi. D 237/6 

Bu birleşik cümlede zaman yardımcı cümlesi bağlı birleşik cümleye bağ­lan­mak­tadır. Cümlenin zaman yardımcı cümlesini ve ana cümlesini şu şekilde gös­te­re­bi­li­riz.:

YC Çün av yarağı oldı

 AC Kim atın öğer, kim kılıcın, kim çeküp oh atmağın öğer; Salur Kazan ne atın ögdi, ne kendin ögdi, amma Begilüñ hünerin söyledi.

Ana cümle ise bir sıralı ve bir de bağlı birleşik cümleden oluşmaktadır:

1. cümle  Kim atın öğer, kim kılıcın, kim çeküp oh atmağın öğer

         2. cümle Salur Kazan ne atın ögdi, ne kendin ögdi, amma Begilüñ hünerin söyledi.

Ancak bu cümleler bir anlam örgüsü içerisinde birbirine bağlanmaktadır. Bi­rin­ci cümle ikinci ve üçüncü cümlede gerçekleşen hareketin zamanını göstermektedir. Ana cümleyi oluşturan cümleler arasında ise bir karşıtlık bağlantısı bulunmaktadır. Bu cümlenin derin yapısına baktığımızda bir birbiriyle bağlantı içerisinde bulunan beş ayrı cümle olduğu görülecektir:

1./Çün/ Av yarağı oldı

2.1. Kim atın öğer.

2.2. Kim kılıcın [öğer].

2.3. Kim çeküp oh atmağın öğer.

3. Salur Kazan atın ögmedi.

4. Salur Kazan kendin ögmedi.

5. /Amma/ Begilüñ hünerin söyledi.

Derin yapıdan da görüldüğü gibi, ikinci, üçüncü, dördüncü ve beşinci cümlelerdeki yargının gerçekleşmesi birinci cümleye bağlıdır. Av hazırlığı olduğu zaman (olunca) kimi atını övmüş, kimi kılıcını övmüş, kimi çekip ok atmasını övmüştür; Salur Kazan atını övmemiş, kendisini övmemiş, Beğil’in hünerini söylemiştir. Bütün bu olanlar av hazırlığının başlamasından sonra olmuştur. 2., 3., 4., ve 5. cümlelerdeki hareketler 1. cümledeki hareketin ardından gerçekleşmiştir. Bir bakıma şart cümlelerindeki şart-ceza ilişkisine benzeyen bu durum, doğrudan doğruya zaman ilişkisi kurmaktan başka bir şey değildir.

Şimdi bu cümleleri unsurları yönünden inceleyelim:

Çün av yarağı oldı, kim atın öğer, kim kılıcın, kim çeküp oh atmağın öger;

CDU          Özne         Yük.     Özne   B.N.    Yük.      Özne     B.N.        Özne            Belirtili Nesne          Yük.  

Salur Kazan  ne  atın ögdi, ne kendin ögdi, amma Begilüñ hünerin söyledi.

            Özne         CDU  B.N.   Yük.  CDU    B.N.       Yük.       CDU          Belirtili Nesne       Yüklem

Dede Korkut Kitâbı üzerinde değerli çalışmaları bulunan ve eseri Türkiye Türkçesine aktaran Muharrem Ergin ve Orhan Şaik Gökyay, bu cümleleri günümüz Türkçesine şu şekilde aktarmışlardır:

‘Vakta ki av hazırlığı oldu, kimi atını över, kimi kılıcını, kimi çekip ok atmasını över, Salur Kazan ne atını övdü, ne kendisini övdü, amma Begilin hünerini söyledi.’ ME,186

‘Kaçanki av hazırlığı oldu. Kimi atını öğer, kimi kılıcını, kimi çekip ok atmasını över. Salur Kazan ne atını övdü, ne kendisini övdü, ama Begil'in hünerini söyledi.’ OŞG,138

Dilimiz, bu aktarma şekillerine de imkân vermektedir. Vakta ki, ne zaman ki gibi çeşitli cümle başı edatlarıyla kurulmuş cümlelerin günümüz Türkçesinde de kullanıldığını belirtmiştik. Cümleyi günümüz Türkçesine zarf-fiil eki yardımıyla ve basit cümle olarak da aktarmak mümkündür: ‘Av hazırlığı olunca kimi atını över, kimi kılıcını,  kimi çekip ok atmasını över; Salur Kazan ne atını övdü, ne kendisini övdü, ama Begil'in hünerini söyledi.’

Şu halde bu olayı birleşik cümle veya zarf-fiillerle kurulmuş basit cümle şeklinde iki ayrı cümle yapısında ifade etmek mümkündür. Birleşik veya basit cümle yapısındaki bu anlatım şekilleri anlam bakımından birbirine eş değerdedir. Birleşik ve basit olmak üzere bu iki cümlenin unsurlarını karşılaştırarak iki cümle arasındaki farkı inceleyelim:

Çün av yarağı oldı, kim atın öğer, kim kılıcın, kim çeküp oh atmağın öger;

CDU          Özne         Yük.     Özne   B.N.    Yük.      Özne     B.N.        Özne            Belirtili Nesne          Yük.  

‘Av hazırlığı olunca  kimi  atını  över,  kimi  kılıcını  kimi  çekip ok atmasını  över

                    Zarf                   Özne    B.N.   Yüklem    Özne    Bel. Nes.    Özne           Belirtili Nesne        Yüklem

Salur Kazan  ne  atın ögdi, ne kendin ögdi, amma Begilüñ hünerin söyledi.

            Özne         CDU  B.N.   Yük.  CDU    B.N.       Yük.       CDU          Belirtili Nesne       Yüklem

Salur Kazan  ne  atını övdü, ne  kendini övdü, ama Begil’in hünerini söyledi

            Özne         CDU  B.N.     Yük.   CDU     B.N.        Yük.     CDU          Belirtili Nesne         Yüklem

Anlamdaş olan bu iki cümlenin yapısı, dolayısıyla da unsurlarının dizilişi, birbirinden farklıdır. 

Birinci cümlede unsurlar;

CDU + Ö + Y / Ö + BN + Y /  Ö + BN + Ö + BN + Y /  Ö +  CDU + BN + Y + CDU + BN + Y + CDU + BN + Y

şeklinde sıralanmışken ikinci cümlede unsurlar;

 
Z + Ö + BN + Y /  Ö + BN + Ö + BN + Y /  Ö + CDU + BN + Y +  CDU + BN + Y +  CDU + BN + Y

olarak dizilmiştir. Anlamı göz önüne alarak birleşik cümleyi unsurları açısından tahlil edersek bu durumda;

Çün av yarağı oldı, kim atın öğer, kim kılıcın, kim çeküp oh atmağın öger ...

                 Zarf                       Özne   B.N.    Yük.      Özne     B.N.        Özne            Belirtili Nesne          Yük.  

şeklinde unsurların dizilişinin eş değeri olduğu görülür. Bir başka söyleyişle CDU + Ö +  Y şeklindeki bir yapı, anlamca zarfa eşittir. Yardımcı cümle, ana cümlenin zarfını ifade etmektedir. Farsçanın cümle yapısına göre iki ayrı cümlede ifade edilen bu durum, Türkçede zarf-fiil eki yardımıyla anlatılmaktadır.

Aynı incelemeyi Dede Korkut Kitâbı’ndaki bir başka cümle üzerinde yapalım.

Çün ‘inayet Tañrıdan oldı, bigüñ paşanuñ himmeti Kan Turalıya oldı. D 185/10

Bu örnekte de bir yardımcı ve bir ana cümleden oluşan birleşik bir cümle bu­lun­mak­ta­dır:

YC Çün ‘inayet Tañrıdan oldı.

AC Bigüñ paşanuñ himmeti Kan Turalıya oldı.

Birinci cümledeki cümle başı edatı, başında bulunduğu cümleyi zaman bildirme işleviyle ardından gelen ikinci cümleye bağlamaktadır. İki cümle arasında alt alta bağlantı söz konusudur. Birleşik cümlenin derin yapısı:

          1.  /Çün/ ‘İnayet Tañrıdan oldı.

2.  Bigüñ paşanuñ himmeti Kan Turalıya oldı.

şeklindedir.

Bu birleşik cümleyi M.Ergin ve O.Ş.Gökyay şu şekilde Türkiye Türkçesine aktarmıştır.

‘Tanrıdan inayet olunca beyin paşanın himmeti Kan Turalının oldu.’ ME,146

‘Yardım Tanrıdan oldu, beyin, paşanın himmeti Kanturalıya oldu.’ OŞG,113

Çün ‘inayet Tañrıdan oldı, bigüñ paşanuñ himmeti Kan Turalıya oldı.

CDU       Yük.p.       Yer Tam.      Yük.                         Özne                                  Yer Tamlayıcısı      Yük.   

‘Tanrıdan inayet olunca, beyin paşanın himmeti Kan Turalı’ya oldu

                     Zarf                                                          Özne                          Yer Tamlayıcısı       Yük.

Anlam bakımından birbirinin eşiti olan bu cümlelerde görüldüğü gibi unsur­la­rın dizilişi bakımından bir farklılık söz konusudur. Birinci cümlede unsurların dizili­şi:

CDU + Y PAR. + YT + Y /  Ö + YT + Y  

İkinci cümlenin unsurları ise: 

Z + Ö +  YT + Y

den meydana gelmektedir.

Birinci cümledeki cümle başı edatını dikkate almazsak, basit cümle ile kar­şı­la­şı­rız. Ancak, bu basit cümle, hem cümle başı edatı sayesinde, hem de anlama kataca­ğı bütünlük sayesinde kendisinden sonra gelen cümleye bağlanmaktadır. Bu durum­da, cümle başı edatı, cümlenin unsuru olarak her ne kadar cümle dışı unsur terimi ile anı­lıyorsa da anlam ve görev bakımından cümlenin dışında tutulamaz.

Yardımcı cümle ve ana cümle birer yan yana zarf-fiil cümlesi (proposition adverbiale coor­don­née)’dir. Yan yana zarf-fiil cümleleri ulama, karşıtlama, üsteleme olmak üzere üç grupta toplanmaktadır [Banguoğlu, s.572]. Zarf-fiil eklerinden -Up,    -UbAn, iki yargıyı aynı yönde oluş ve kılış beraberliği veya sırasıyla birleştirerek zarf-fiil ulama cümlesi (proposition adverbiale copulative) meydana getirmektedir. Unsurları yönünden ele alındığında bu cümlelerin basit cümle kalıbında olduğu görülür.

Art arda yapılan hareketleri ifade etmekte kullanılan bu cümlelerde, anlam ve zaman açısından bir derecelendirme bulunmaktadır. İkinci cümlede bildirilen hare­ke­tin gerçekleşmesi, birinci cümleye bağlıdır. Birinci cümlede hareket gerçekleşecek, ar­dın­dan buna bağlı olan ikinci cüm­le­nin hareketi meydana gelecektir. Bu cümleler ara­sında zaman bakımından da bir derecelendirme söz konusudur. Birinci cümledeki ha­reketin zamanı, ikinci cümledeki hareketin zamanından öncedir.

Görüldüğü gibi yardımcı cümle, ana cümlenin zamanını bildirmekte, böylece zar­fını teşkil etmektedir. Yardımcı cümleyi zarf-fiil ekleri yardımıyla ana cümleye cüm­lemsi olarak bağladığımızda da ana cümlenin zarfı meydana getirilmiş olmak­ta­dır.

Cümle başı edatıyla kurulmuş yardımcı cümlelerde çeşitli fiillerin kullanıl­ma­sıy­la bazen bir kalıplaşmaya gidildiği de görülmektedir. Özellikle işit-, gör- fiilleriy­le ku­ru­lan yardımcı cümlelerde kalıplaşma daha sık görülmektedir.

Çünki  kafirler bunları gördiler, Arşun oglı Direk Tekür’e haber virdiler. D 208/11 

M.Ergin, bu cümleyi

‘Kâfirler bunları görünce Arşın oğlu Direk Teküre haber verdiler.’ ME, 164

şeklinde, O.Ş.Gökyay ise

‘Kaçanki kâfirler bunları gördüler, Arşun-oğlu Direk Teküre haber verdiler.’ OŞG, 124

şeklinde çevirmiştir.

YC Çünki  kafirler bunları gördiler.

AC Arşun oglı Direk Tekür’e haber virdiler.

Gör- fiiliyle kurulmuş zaman yardımcı cümlelerinin örneklerine Eski Anadolu Türkçesi metinlerinde çok sık rastlamaktayız. Bu cümlelerde de yardımcı ve ana cümle özneleri ortaktır.

Çünki gördi Yûsuf’ı kaldı ‘aceb

Hem satın almaglıga kıldı taleb  YZ, 26

‘Yusuf’u görünce şaşırdı  hem satın almağa talep kıldı.’

Bu örnekte zaman yardımcı cümlesi Çünki gördi Yûsuf’ı şeklindedir. Ana cümle ise Kaldı aceb hem satın almaglıga kıldı taleb’dir. Zaman yardımcı cümlesi basit cümle yapısındayken, ana cümle bağlı birleşik cümle yapısındadır.

Zaman yardımcı cümlesinin unsurlarının sıralanışı ise;

CDU + Y + N

şeklindedir.

Kardaşları çünki gördiler anı

Eyittiler Yehûda’ya anduñ kanı 

And içdüñ anduñ niçün sıduñ YZ, 6 

‘Kardeşleri onu görünce Yehuda’ya “Andın hani ? And içtin, andını neden bozdun ?” diye sordular.’

Zaman yardımcı cümlesi, basit cümle yapısında olup unsurlarının sıralanışı;

Ö + CDU + Y + N

şeklindedir.  Ana cümle ise bir iç içe birleşik cümledir.

Çünki gördi Hûd anı turdı örü

Eyitti Yâ Yûsuf kayırma gel berü YZ, 8

‘Hud onu görünce ayağa kalktı “Ya Yusuf, aldırma beri gel” dedi.

Bu örnekteki zaman yardımcı cümlesi ve ana cümle şu şekildedir:

YC Çünki gördi Hûd anı.

AC Turdı örü eyitti Yâ Yûsuf kayırma gel berü.

Yine, zaman yardımcı cümlesi basit cümle yapısındadır. Ana cümle ise sıralı cümledir. Sıralı cümleyi meydana getiren cümlelerden biri iç içe birleşik cümledir.

Ol hatunlar çünki gördiler yüzin

Aklı gidüp unuttılar kendüzin  YZ, 40 

‘O hatunlar yüzünü görünce, akılları gidüp kendilerini unuttular.’

YC  Ol hatunlar çünki gördiler yüzin.

AC  Aklı gidüp unuttılar kendüzin.

Zaman yardımcı cümlesi yine basit cümle yapısındadır. Unsurları

Ö + CDU + Y + N

şeklinde sıralanmıştır. Zarf-fiille kurulmuş basit bir cümle olan ana cümlede ise unsurların sıralanışı 

Z + Y + N

şeklindedir.

Tâ ki cümle başı edatı da aynı yapıda cümle kuruluşunda görev alabilmektedir:

Ta ki Düzmürd kal’asına yitdiler, çevre alup gitdiler, kondılar.  D 208/10

M.Ergin’in

‘Düzmürd kalesine yetişince etrafını çevirip gittiler, kondular.’ ME 164

şeklinde günümüz Türkçesine aktardığı bu cümlede, bildirimizin girişinde de temas ettiğimiz gibi, zaman yardımcı cümlesi belirli geçmiş zaman çekimindeki basit bir cümleden, ana cümle ise sıralı birleşik cümle yapısındadır. Bu sıralı cümlelerden ilkinde zarf-fiil eki ile kurulmuş bir cümlemsi bulunmaktadır. Bu cümlenin derin yapısını incelediğimizde dört cümle olduğunu görürüz:

1.      /Tâ ki/ Düzmürd kal’asına yitdiler.

2.      Çevre aldılar.

3.      Gitdiler.

4.      Kondılar.

Cümle başı edatıyla kurulmuş zaman yardımcı cümlesinde, ana cümlede gerçekleşen hareketlerin zamanı belirtilmektedir. Bu zaman ‘Düzmürd kalesine yetişildiği’ zamandır. Düzmürd kalesine ulaşılmasının ardından ana cümledeki hare­ket­ler gerçekleşmiştir. Ana cümledeki hareketlerin gerçekleşmesi zaman yardımcı cümlesindeki hareketin gerçekleşmesine bağlıdır. Bunun gerçekleşmesinin ardından ana cümlenin bildirdiği hareketler gerçekleşmiştir. Ana cümle sıralı birleşik cümle yapısında olduğu için bu cümlenin bütününde de birbirinin peşi sıra gelen, ama ikincisinin gerçekleşmesi birincisine bağlı olan ardışık hareketler söz konusudur.

Buraya kadar ele aldığımız örneklerde zaman yardımcı cümlesi belirli geçmiş zaman çekiminde bulunuyor idi. Bu cümlelerin çoğunlukla belirli geçmiş zaman çekiminde olduğunu belirtmiştik. ªart, istek gibi basit çekimlerin yanı sıra hikâye birleşik çekimi gibi diğer çekim şekilleri de, belirli geçmiş zaman çekimi kadar olmasa da kullanılmaktadır:

 Kaçan ki Kazan ivin yagmaladur-ıdı Taş Oguz bigleri bile yagmalar-ıdı... D 294/12

‘Ne zaman ki Kazan evini yağmalatırdı, Dış Oğuz beyleri beraber yağmalardı...’ ME, 233

‘Kaçanki Kazan evini yağmalatırdı, Dış Oğuz beyleri birlikte yağmalardı..’ OŞG,167

YC Kaçan ki Kazan ivin yagmaladur-idi.

AC Taş Oguz bigleri bile yagmalar-idi.

Zaman yardımcı cümlesi ve ana cümle basit yapılı cümlelerdir. Zaman yardımcı cümlesinde unsurlar;

CDU + Ö + N + Y

şeklinde sıralanmıştır.

Anlar bir yidüginde sen iki yigil seni kafirler bilmesünler tuymasunlar, ta kim sası dinlü kafirüñ döşegine varmayasın, sagragın sürmeyesin... D 54/2

‘Onlar bir yediğinde sen iki ye, seni kâfirler bilmesinler duymasınlar, ta ki pis dinli kâfirin döşeğine varmayasın, kadehini sunmayasın...’ ME,43

‘Onlar bir yediğinde sen iki yi ! Kâfirler bilmesinler, duymasınlar da sası dinli Kâfirin döşeğine varmayasın ! Sağrağını sürmeyesin !’ OŞG, 49

Aynı yapıda görünse de bu cümlede tâ kim cümle başı edatı ile kurulu olan yardımcı cümle zaman yardımcı cümlelerinden farklıdır. Cümle başı edatı, burada zaman anlatımından çok ‘böylece, yeter ki’ anlamı katmaktadır.

Cümle başı edatlarıyla kurulmuş bazı zaman yardımcı cümlerinin yüklemleri de şart çekimindedir. Cümle başı edatını almaması durumunda bu cümleler aslında şartlı birleşik cümle olarak adlandırılacaklardır. Şart ekini almış zaman yardımcı cümlesi, yine ana cümledeki hareketin zamanını bildirmektedir. Cümle başı edatı, bu cümleleri zaman bildirme işleviyle ana cümleye bağlamaktadır.

Bazı araştırmacıların şart cümlelerini doğrudan doğruya zarf unsuru olarak adlandırmasına [Karahan, 60] bütünüyle katılmadığımızı da burada belirtmemiz gerekir. Şartlı birleşik cümlelerde ana cümleyi şart yargısı değil, varılacak sonucu gösteren ceza yargısı teşkil eder. Şartın yerine gelmesiyle cezanın gerçekleşeceğini bildiren cümleler olağan şart cümlesi; şartın yerine gelmemesi sebebiyle cezanın gerçekleşmediğini gösteren cümleler ise olmayası şart cümlesi olarak adlandırılır [Banguoğlu, 549]. Olmayası şart cümlelerinin zarf  unsuru olamayacağı açıktır. Ola­ğan şart cümleleri, dilimizde şart tarzının gelişmesiyle aslında bir eğilim kipi olan şartın türlü zaman kavramı taşıyan şekiller kazanması ile zaman bildirme işlevini kazan­mıştır [Banguoğlu, 550]. Olağan şart cümlelerinin bazılarında ana cümledeki hareketin zamanını bildirme işlevi görülmektedir. Ancak, bu özelliği isim-fiili ile kurulmuş şart cümlelerinde görmek mümkün değildir. Bu sebeplerden dolayı her şart cümlesini zarf olarak adlandırmanın doğru olmadığını düşünüyoruz.

Bizim üzerinde durduğumuz, şart cümlesinin zaman bildirme özelliği ise şart cümlesinin işlevinden kaynaklanmakla birlikte, cümle başı edatlarının yardımcı cüm­le­leri zaman işleviyle ana cümleye bağlama görevinden de kaynaklan­mak­ta­dır.

Kaçan Kazan ivin yagmalatsa halalınuñ elin alur, taşra çıkar-ıdı, andan yagma iderler-idi. D 291/12

Sözlük anlamı ‘ne zaman’ olan soru zarfı kaçan, cümle başı edatı olarak kullanıldığında başında bulunduğu cümleyi zaman işleviyle ana cümleye katmakta­dır. Aslında soru zarfı olan kaçan, bu görevde kullanıldığı cümlelerde soru ifadesi taşımaz. Kaçan edatı ile zaman yardımcı cümlelerinin kurulduğunu ve bu edatla kurulmuş cümlelerin ilk örneklerinin Eski Türkçenin Uygur döneminde görülmeğe başlandığını incelememizin başında belirtmiştik. Edatın ki veya kim ile birleşik şekillerinin de kullanıldığı Eski Anadolu Türkçesinde yüklemlerin çeşitli çekimlerde olduğu görülür.

Kaçan cümle başı edatıyla kurulmuş olan bu cümleyi M.Ergin;

‘Ne zaman Kazan evini yağmalatsa helâllisinin elini tutar, dışarı çıkardı, ondan sonra yağma ederlerdi.’ ME, 230

şeklinde, O.Ş.Gökyay ise

‘Kaçan evini yağmalatsa helalinin elini alır, evinden dışarı çıkardı. Bundan sonra evinde nesi var, nesi yok yağma ederlerdi.’ OŞG,165

şeklinde Türkiye Türkçesine aktarmıştır.

Şart yardımcı cümlesi basit, ana cümle ise sıralı cümle yapısındadır. Zaman yardımcı cümlesinin şart çekiminde olmasına karşılık, ana cümledeki yüklemler geniş zaman ve/veya geniş zamanın hikâyesi çekimindedir. Zaten, şartlı birleşik cümlelerde ana cümlenin şart çekiminde olması düşünülemez.

YC Kaçan Kazan ivin yagmalatsa

AC Halalınuñ elin alur, taşra çıkar-ıdı, andan yagma iderler-idi.

Bu cümlelerin derin yapısı incelendiğinde ana cümlenin üç ayrı cümleden oluştuğu görülecektir. Cümlenin bütününün derin yapısı ise şu şekildedir:

1.    Kaçan Kazan ivin yagmalatsa.

2.    Halalınuñ elin alur.

3.    Taşra çıkar-ıdı.

4.    Andan /sonra/ yagma iderler-idi.

Zaman yardımcı cümlesi aynı zamanda şart cümlesidir. Olağan şart cümlesi olarak adlandırdığımız bu türden cümlelerde şartın yerine gelmesiyle ceza gerçekleşmektedir. Bu cümlelerde zamana bağlı bir şart ifadesi de mevcuttur. Üstelik bu örnekte şart cümlesinde bir de cümle başı edatı bulunmaktadır. Bu sebeple, cümleyi birkaç şekilde anlamlandırmak mümkündür. 

Kaçan Kazan ivin yagmalatsa halalınuñ elin alur, taşra çıkar-ıdı, andan yagma iderler-idi.

‘Ne zaman Kazan evini yağmalatsa, helalisinin elini tutar, dışarı çıkardı, ondan sonra yağma ederlerdi.’

‘Kazan evini yağmalatacağı zaman, helallisinin elini tutar, dışarı çıkardı, ondan sonra yağma ederlerdi.’

 Cümleyi doğrudan doğruya şartlı birleşik cümle şeklinde düşünmek ve cümle başı edatı olmadan kullanmak da mümkündür. Şart cümlelerinin zamana bağlı şart ifade etmesi, bu cümleyi aynı anlamda ifade etmeyi sağlamaktadır.

‘Kazan evini yağmalatsa, helallisinin elini tutar, dışarı çıkardı, ondan sonra yağma ederlerdi.’

Zaman yardımcı cümlesinde unsurların dizilişi:

CDU + Ö +  N + Y

şeklindedir.

Al aygır kaçan kim yağı kohusın alsa, ayağın yire döger-idi, tozı göge çıkar-idi. D 246/10 

M.Ergin’in

‘Al aygır ne zaman düşman kokusunu alsa ayağını yere döverdi, tozu göğe çıkardı.’ ME, 193

şeklinde, O.Ş.Gökyay’ın ise

‘Al aygır kaçanki yağı kokusu alsa ayağını yere döğerdi, tozu göğe çıkardı.’ OŞG, 142

şeklinde anlamlandırdığı bu cümleyi

‘Al aygır düşman kokusunu alınca, ayağını yere vururdu, tozu göğe çıkardı.’

veya

‘Al aygır düşman kokusunu aldığı zaman, ayağını yere vururdu, tozu göğe çıkardı.’

gibi çeşitli şekillerde de anlamlandırmak mümkündür.

YC Al aygır kaçan kim yağı kohusın alsa.

AC Ayağın yire döger-idi, tozı göge çıkar-idi.

Bu birleşik cümleyi oluşturan ana cümle, sıralı cümle yapısındadır. Gerek şart yardımcı cümlesi, gerek ana cümle, birbirine anlamca bağlı ve öncelik sırası taşıyan hareketler ifade etmektedir. Al aygırın düşman kokusunu alması ayağını yere vurma­sı­na, ayağını yere vurması da tozun göğe çıkmasına yol açmaktadır. Bu cümlelerde sebep-sonuç ilişkisi de bulunmaktadır.

 Kaçan kim Budag atsa Beyrek elüñ var olsun, dir-idi, Uruz atsa elüñ var olsun dir-idi, Yigenek atsa elüñ var olsun dir-idi, Şir Şemseddin atsa elüñ var olsun dir-idi, güyegü atsa elüñ kurısun parmahlaruñ çürisin hay toñuz oglı toñuz dir-idi, güyegülere kurban ol dir-idi.D 107/13

Bu örnekte kaçan kim cümle başı edatı beş ayrı şart cümlesini ana cümlelere bağlamaktadır.

Kaçan kim Budag atsa Beyrek elüñ var olsun, dir-idi,

/Kaçan kim/ Uruz atsa  /Beyrek/ elüñ var olsun dir-idi,

/Kaçan kim/ Yigenek atsa   /Beyrek/ elüñ var olsun dir-idi,

/Kaçan kim/ Şirުemseddin atsa  /Beyrek/ elüñ var olsun dir-idi,

/Kaçan kim/ Güyegü atsa /Beyrek/ elüñ kurısun parmahlaruñ çürisin hay toñuz oglı toñuz dir-idi, güyegülere kurban ol dir-idi.

Bu örneği M.Ergin ve O.Ş.Gökyay günümüzde kullandığımız ‘ne zaman ki’ cümle başı edatı ile kurulmuş şart cümleleri şeklinde ifade etmişlerdir:

‘Ne zaman ki Budak atsa Beyrek elin var olsun diyordu, Uruz atsa elin var olsun diyordu, Yigenek atsa elin var olsun diyordu...’ ME, 83

‘Ne zaman ki Karabudak atsa, elin var olsun derdi. Uruz atsa elin var olsun derdi. Herkim atsa, elin var olsun, derdi.’ OŞG, 73

Sonuç

Dede Korkut Kitâbı’nda cümle başı edatlarıyla kurulmuş cümleleri incele­di­ği­miz bu bu bildirimizde ve bu konuda dönemin diğer eserleri üzerinde yaptığımız çalışmada[1] vardığımız sonuçlar şunlardır:

Eski Anadolu Türkçesi metinlerinde tesbit ettiğimiz cümle başı edatlarıyla ku­rul­muş zaman yardımcı cümleleri büyük ölçüde Farsçanın etkisi ile ortaya çık­mıştır. An­cak, kaçan ile kurulmuş aynı yapıdaki cümlelere Uygur döneminde de rast­la­­mış ol­ma­mız, bu cümle türüyle ilk temasımızın Anadolu sahası olmadığını gös­ter­mek­tedir.

Zaman yardımcı cümlelerinin başına gelerek onları bir ana cümleye bağlayan cümle başı edatları Türkçe, Farsça veya Arapça kaynaklı olabilir. Bu edatların Türkçe, Farsça veya Arapça kaynaklı bir başka kelimeyle birleşerek meydana getirdiği cümle başı edatları da bulunmak­tadır.

Zaman yardımcı cümleleri şeklen bağımsız cümleler gibi görünse de, kendilerinden sonra gelen ve ana cümle olarak adlandırdığımız ikinci bir cümleye bağlı bulunmaktadırlar. Bu bağlantı anlamı bütünleyen bir bağlantıdır. Zaman yardımcı cümleleri bağlandıkları cümlenin yüklemle­rin­deki hareketin gerçekleştiği zamanı gösterir. Zaman yardımcı cümlelerinin yüklemlerinde belirtilen hareketin hemen ardından ana cümle yüklemindeki hareket gerçekleşmek­te­dir. Bu sebeple, zaman yardımcı cümlelerinin yüklemlerinin bildirdiği hareket bir anlık, ikinci dereceden bir harekettir.

Zaman yardımcı cümleleri ile bağlı bulundukları ana cümleyi birbirinden ayrı bağımsız cümleler olarak düşünmemek gerekir. Bu tür yardımcı cümleler ile ana cümle arasında alt alta bağlantı bulunmaktadır. Bu cümleleri günümüz Türkçesine aktarırken, zaman yardımcı cümlesini zarf-fiil grubu hâline getirmek ve böylece onu ana cümlenin zarf unsuru olarak kullanmak gerekir. 

Yabancı kaynaklı bir cümle türü olmasına rağmen, yardımcı cümle ile bağlı olduğu ana cümleden meydana gelen bu birleşik cümlelerde yardımcı unsur ana unsurdan önce gelmektedir. Bilindiği gibi Farsçanın etkisiyle kullanılmış olan ki’li birleşik cümlelerde ana cümle önce, yardımcı cümle sonra gelmektedir. Oysa, üzerinde durduğumuz birleşik cümlelerde zaman yardımcı cümlesi Türk cümle yapısına uygun olarak ana cümleden önce gelmektedir. Cümle başı edatı da başında bulunduğu zaman yardımcı cümlesini sonda gelen cümleye bağlamaktadır.

Bu bildirimizde Dede Korkut Kitâbı’ndan örneklerini sunduğumuz cümle başı edatlarıyla kurulmuş zaman yardımcı cümlelerinin ve bağlandıkları ana cümlelerin  yapısını şu tabloda gösterebiliriz:

Yardımcı cümle

Ana cümle

Cümle başı edatı

Yüklem

Yüklem

kaçan, kaçan ki, kaçan kim, çün, çünki, çünkim, tâ,       tâ ki, tâ kim, vaktâ ki,

vaktâ kim, ol ohtın ki,

ol vakt ki, ol dem kim,

ne vaktin ki

[FK-] –dI/-dU, -IsAr; -A;   -sA;  -Ur; -Ur  i-di;  -mAz i-di;

 

[FK-] –dI/-dU, -IsAr; -A;  -sA;  -Ur;  -Ur i-di;

 

Zaman yardımcı cümlesi basit yapılı bir cümle olabilir. Bu basit cümle zarf-fiille kurulmuş basit cümle yapısında da bulunabilir. Zarf-fiille kurulmuş basit cümlelerde zarf-fiil grubu ile zaman yardımcı cümlesi yüklemi arasında yan yana bağlantı söz konusudur. Zarf-fiil grubu, zaman yardımcı cümlesi yükleminin gerçekleşme durumunu ve şeklini  göstermektedir.

Zaman yardımcı cümlesi kendi bütünlüğü içerisinde ki’li birleşik cümle, iç içe birleşik cümle veya sıralı cümle yapısında da olabilir. Zaman yardımcı cümlesinin birleşik cümle olması durumunda, cümle başı edatı yüklemlerden esas yargı bildireni ana cümleye zaman işleviyle bağlamaktadır.

Zaman yardımcı cümlesi ile ana cümle öznelerinin çoğu zaman ortak olduğu görülmektedir. Özellikle, işit- fiiliyle kurulmuş zaman yardımcı cümlelerinin özneleri ana cümle öznesiyle ortak olmaktadır. Buna karşılık, özneleri ortak olmayan örnekler de çoktur.

Zaman yardımcı cümlelerinin fiil cümlesi olması önemli bir özelliktir. İstisnasız bütün zaman yardımcı cümleleri fiil cümlesidir. Yüklemin isim olması durumunda bu cümlelerde cümle başı edatı zaman değil sebep bildirmektedir. Bu cümlelerde cümle başı edatı madem, mademki anlamlarındadır. Cümle başı edatını taşıyan yar­dım­cı cümlelerin yüklemlerinin isim olması durumunda, cüm­le başı edatı madem, mademki anlamlarını vermektedir. Gerçi, bu cümle başı edat­la­­rı­­nın ma­dem, mademki gibi anlamları da bulunmaktadır [Hacıeminoğlu, 136 vd.]. Bu anlam­lar­dan dolayı, cümle başı edatlarıyla kurulmuş birleşik cümlelerin bir bölü­mü­nün za­man değil de sebep ifade ettiği görülmektedir. Ancak, yardımcı cümlenin yük­leminin isim olduğu birleşik cümlelerin istisnasız hepsinde edatların madem, mademki anlamında kullanılması dikkat çekicidir. Dede Korkut Kitâbı’nda cümle başı edatıyla kurulmuş ve isim cümlesi olan örneklere rastlayamadık, ama dönemin diğer eserlerinde pek çok örnek bulunmaktadır :

çü kamuñuz uslusız u bilgilü

         size oglumı şâh iderven bugün  SN 225

‘Madem hepiniz uslu ve bilgilisiniz...’

cihândan çü gitmek gerekdür soñ uç

         ne hâletde olursa yitdükçe güç  SN 211 

‘Madem en sonunda cihandan gitmek gerek ...’

ululara kullık çü ger hak durur      

velî tangrı rezzâk u mutlak durur  SN 209

‘Madem ululara kulluk haktır ...’

çü ol var durur ben n’iderven bugün  SN 223

‘Madem o vardır, ben bugün ne yaparım ?’

çü ehliyetüñ var yigitsin ü uz

katumda otur u beni taze tut  SN 214

‘Madem ehliyetin var, yiğit ve ustasın ...’

çün her kaziyyeye razılardur, Müslümanlar anlara n’ittiler ki... Sln III 296

‘Madem her kaziyyeye razılar, Müslümanlar onlara ne yaptı ki...’

çü ömr bâkî degüldür, gül ü şarâb ile hoş

bu bâkî ömrüñi sür,tâ ki ömrdür fânî   Deh.

‘Madem ömür baki değildir, gül ve şarap ile hoş bu baki ömrünü sür...’

Zaman yardımcı cümlelerinin yüklemlerinin çoğunlukla belirli (görülen) geçmiş zaman çekiminde olması da dikkati çeken bir başka özelliktir. Farsçada da bu cümlelerin belirli geçmiş zaman çekimiyle kurulmuş olması bunun en başta gelen sebebidir. Ayrıca, belirli (görülen) geçmiş zaman eki -D°’nın tarz ve bağlama işlevini taşımasını da bir batka sebep olarak gösterebiliriz.

Zaman yardımcı cümlelerinin yüklemleri belirli geçmiş zaman kadar olmasa bile geniş zaman, şart, istek, gelecek zaman çekiminde de olabilir. Ancak, zaman yardımcı cümlelerinde hiç kullanılmamış kipler de vardır. Bu kipler belirsiz geçmit zaman ve emirdir. 

Zaman yardımcı cümlelerinin yüklemleri çoğunlukla basit çekimlidir. Buna karşılık az sayıda birleşik çekimli yüklemler de bulunmaktadır. Bu birleşik çekimler de genel olarak geniş zamanın hikâye birleşik çekimidir.

Dede Korkut Kitâbı’ndaki zaman yardımcı cümlelerinin tamamı olumlu cümlelerdir. -mA- olumsuzluk ekini almış olumsuz zaman yardımcı cümlesi yoktur. Dönemin diğer eserlerinde olumsuz zaman yardımcı cümleleri yok denecek kadar azdır.

Zaman yardımcı cümlelerin bir kısmının kalıplaştığı ve bazı fiillerin diğer fiillere göre bu cümlelerde daha çok kullanıldığı da tesbit edilen bir başka özelliktir. işit-, gör- fiilleriyle kurulan zaman yardımcı cümlelerinin çokluğu; sabah oldı, gice oldı gibi zaman ifade eden şekillerin çok sık kullanılması, bu cümlelerin zamanla kalıp söz haline geldiğini göstermektedir.

Zaman yardımcı cümlelerinin bağlandığı ana cümleler de kendi bütünlüğü içerisinde basit cümleler olabildiği gibi ki’li birleşik, iç içe birleşik veya sıralı cümle yapısında olabilmektedir. Ana cümle yüklemi kip açısından zaman yardımcı cümlesine uymaktadır. Zaman yardımcı cümlelerinin belirli geçmiş zaman çekiminde olması durumunda, ana cümle yüklemleri de çoğunlukla belirli geçmiş zaman çekimindedir. Ancak, zaman yardımcı cümlesi ile ana cümle yüklemlerinin farklı kiplerle çekildiği de görülmüş­tür. Özellikle zaman yardımcı cümlelerinin istek, geniş zaman çekiminde olması durumunda ana cümleler farklı kiplerde olabilmektedir.

Günümüzde de zaman yardımcı cümlelerinin yer aldığı birleşik cümlelere rastlanmaktadır. Genellikle belirli geçmiş zaman çekiminde olan bu yardımcı cümlelerde kullanılan cümle başı edatı ne zaman ki’dir. Çün, çünki, çünkim, kaçan gibi cümle başı edatları bugün kullanımdan kalkmıştır. 

Zaman yardımcı cümlelerinin kip eklerini almaması ve bazı zarf-fiil ekleriyle zarf-fiil grubu meydana getirip basit cümle kuruluşunda görev alması, farklı bir cümle türü olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu cümlelerde zarf-fiil grubu yüklemde belirtilen hareketin zamanını bildirerek cümlenin zarf unsurunu meydana getirmektedir. Zarf-fiil eklerinin kullanılması durumunda, cümle başı edatına ihtiyaç kalmamaktadır. Ancak, bu cümlelerde de cümle başı edatıyla birlikte zarf-fiil eklerinin kullanılması, bu cümleleri Türkçenin cümle yapısına uygun hâle getirme gayretinin bir sonucu olarak açıklanabilir. Basit cümlelerin halk için yazılan eserlerde geçmesi de bu görüşü doğrulamaktadır.

 

 

TARANAN   KAYNAKLAR

[DA]  Dâstân-ı Ahmed Harâmî, (yay. T.Onay), Çankırı, 1933

[D]     Dede Korkut Kitâbı Dresden nüshası

[DK]  Dede Korkut Kitabı I, (yay. M.Ergin), TDK Yayını, 2.Baskı, Ankara, 1989

[EL] Elf Leyletin ve Leyle Hikâyetlerinde Cümle, ÇÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü, (basılmamış doktora tezi), (haz. G.Tor), Adana, 1994

[Fİ] Tarık Buğra, Firavun İmanı, Ötüken Neşriyat A.Ş., İstanbul, 1989

[HP] Hasan Pulur, Sistemin İntikamı, 7 Ağustos 1996 tarihli Milliyet gazetesi, s.3

[KE] 14. Yüzyıla Ait Bir Kısas-ı Enbiya Nüshası Üzerinde Sentaks İncelemesi, (yay. İ.Cemiloğlu), TDK yayını, Ankara, 1994

[MT] Gülşehrî, Mantıku’t-tayr, (yay.A.S.Levend), TDK yayını, Ankara, 1957

[OŞG] Orhan Şaik Gökyay, Dede Korkut Hikâyeleri, Dergâh yayınları, İstanbul, 1985

[SD]  Erzurumlu Kadı Darir, Siyer-i Darir, Süleymaniye Kütüphanesi, kayıt nu.251

[SN] Mes’ûd bin Ahmed, Süheyl ü Nev-bahâr (İnceleme-Metin-Sözlük), (yay. C.Dilçin), TDK Yayını, Ankara, 1991

[S I] Ebü’l-Hayr-ı Rûmî, Saltuk-nâme I, (yay. Ş.H.Akalın), Kültür Bakanlığı yayını, Ankara, 1988

[S II] Ebü’l-Hayr-ı Rûmî, Saltuk-nâme II, (yay. Ş.H.Akalın), Kültür Bakanlığı yayını, Ankara, 1988

[S III] Ebü’l-Hayr-ı Rûmî, Saltuk-nâme III, (yay. Ş.H.Akalın), Kültür Bakanlığı yayını, Ankara, 1990

[TE] Tezkiretü’l-Evliyâ Tercümesi, Bayezid Kütüphanesi, Nu.3286

[YD] Yavuz Donat, “Asker” Ne Diyor ?, 8 Ağustos 1996 tarihli Milliyet gazetesi, s.12

[YED]  Yunus Emre Divanı, Tenkidli Metin, (yay.M.Tatçı), Kültür Bakanlığı Yayını, Ankara, 1990

[YZ]    Şeyyad Hamza, Yûsuf  ve Zeliha, (yay. D.Dilçin) Türk Dil Kurumu Yayını, Ankara, 1946

KAYNAKÇA

[Akalın] Akalın, Şükrü Halûk; Eski Anadolu Türkçesinde Cümle Başı Edatlarıyla Kurulmuş Cüm­le­ler, Türk Dili dergisi, TDK Yayını, sayı 518 (Şubat), s.156-163, Ankara, 1995

[Ateş-Tarzî] Ateş, Ahmet - Tarzî Abdülvehhab, Farsça Grameri, beşinci baskı, Tercüman Yayınları, İstanbul, 1982

[Ateş-Yazıcı] Ateş, Ahmet - Yazıcı, Tahsin; Farsça Dilbilgisi, Millî Eğitim Basımevi, İstanbul, 1973

[Banguoğlu] Banguoğlu, Tahsin; Türkçenin Grameri, Türk Dil Kurumu yayını, Ankara, 1990

[Cemiloğlu] Cemiloğlu, İsmet; Eski Anadolu Türkçesi Söz Diziminde Çün’lü Cümleler, Türk Dili dergisi, Türk Dil Kurumu yayını, sayı 510 (Haziran), s.409-413, Ankara, 1994

[Deny] Deny, Jean; Türk Dili Grameri (Osmanlı Lehçesi), (Çev. A.U. Elöve), İstanbul, 1941

[Develi]  Develi, Hayati; -sA Eki Nedir ? Kip Mi, Zarf-fiil Mi ? , İlmî Araştırmalar 1, İlim Yayma Cemiyeti yayını, s.91-94, İstanbul, 1995

[Ergin] Ergin, Muharrem; Türk Dil Bilgisi, İ.Ü Edebiyat Fakültesi Yayını, İstanbul, 1972

[Gabain]  Gabain, Annamaria von; Eski Türkçenin Grameri, (Çev. Mehmet Akalın),  Türk Dil Kurumu Yayını, Ankara, 1988

[Gencine] Şükûn, Ziya; Farsça-Türkçe Lûgat (Gencine-i Güftâr) I.,II.,III. ciltler, İstanbul, 1984

[Grunina] Grunina, Elvira Aleksandrovna, İstoriçeskaya Grammatika Turetskogo Yazıka (Morfolo­gi­ya), Moskovskiy Gosudarstven­nıy Universitet, Moskova, 1991

[Gülsevin] Gülsevin, Gürer; Türkçede -sa ªart Gerundiumu Üzerine, Türk Dili dergisi, TDK Yayını, sayı 467 (Kasım), s.276-279, Ankara, 1990

[Günşen] Günşen, Ahmet; Eski Türkçe (Kök-Türkçe)’nin Cümle Yapısı ve Tahlili, Tuncer Gülensoy Armağanı, s.229-241, Kayseri, 1995

[Hacıeminoğlu]  Hacıeminoğlu, Necmettin;  Türk Dilinde Edatlar (En Eski Türkçe Metinlerden Za­ma­nı­mıza Kadar), Millî Eğitim Basım Evi, İstanbul, 1974

[Hundsnurscher] Hundsnurscher, Franz ve diğ.; Modern Lengüistiğe Giriş, (Çev. M.Akalın), EÜ Edebiyat Fakültesi Yayını, İzmir, 1983

[Karahan] Karahan, Leyla; Türkçede Söz Dizimi - Cümle Tahlilleri, Akçağ yayınları, Ankara, 1991

[Kıran]  Kıran, Zeynel; Dilbilim Akımları (Saussure’den Günümüze),   Onur Yayınları, Ankara, 1986

[Korkmaz] Korkmaz, Zeynep; Gramer Terimleri Sözlüğü, Türk Dil Kurumu yayını, Ankara, 1994

[Lyons] Lyons, John; Kuramsal Dilbilime Giriş, (Çev.A.Kocaman), TDK Yayını, Ankara, 1983

[Mansuroğlu] Mecdut, Mansuroğlu;  Mevlânâ Celâleddin Rumi’de Türkçe Beyit ve İbareler, TDAY Belleten 1954, TDK Yayını, Ankara, 1954

[Ölmez]  Ölmez, Mehmet; Altun Yaruk III. Kitap, Türk Dilleri Araştırmaları Dizisi 1, Ankara, 1991

[Öztürk] Öztürk, Mürsel; Farsça Dilbilgisi, Türk Tarih Kurumu Basımevi, Ankara, 1988

[Saussure] Saussure, Ferdinand de; Genel Dilbilim Dersleri I-II, (Çev. B.Vardar), TDK Yayını, Ankara, 1976-1978

[Steingas] Steingas, F.; A Comprehensive Persian-English Dictionary, Beyrut, 1975

[Tekin]  Tekin, ªinasi; Eski Türkçe, Türk Dünyası El Kitabı, c.2, 2.baskı, s.69-119, Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü Yayını, Ankara, 1992

[Timurtaş] Timurtaş, Faruk K.; Eski Türkiye Türkçesi, İÜ Edebiyat Fakültesi Yayını, İstanbul, 1977

[Tulum]  Tulum, Mertol; Sinan Paşa - Ma’arif-nâme, Metin ve Ki’li Birleşik Cümleler Üzerinde Bir İnceleme, basılmamış doçentlik tezi, İstanbul, 1978

[Tulum, 1990]  Tulum, Mertol; Orhon Yazıtlarında Birleşik Cümleler ve Baş Cümle İle Yardımcı Cümle İlişkileri, TDAY Belleten 1990, s.193-205, Ankara, 1994

[Vardar] Vardar, Berke ve N.Güz, E.Öztokat, M.Rifat, O.Senemoğlu, E.Sözer; Dilbilim ve Dilbilgisi Terimleri Sözlüğü, TDK Yayını, Ankara, 1980

[Vardar 1982] DilbiliminTemel Kavram ve İlkeleri, TDK Yayını, Ankara, 1982

 

KISALTMALAR

A         Anlam

AC      Ana cümle

ArC    Ara cümle 

CBE    Cümle başı edatı

CDU   Cümle dışı unsur

DY      Derin yapı

N        Nesne

Ö        Özne

vd.      Ve devamı

s.        Sayfa

TDK   Türk Dil Kurumu

Y       Yüklem

YC    Yardımcı cümle

YP     Yüklem parçası

YT    Yer Tamlayıcısı

Z       Zarf

 


 

[1] Eski Anadolu Türkçesi dönemine ait diğer metinlerdeki bu cümle türüne ait örnekler üzerindeki çalışmamız için bkz. Eski Anadolu Türkçesinde Cümle Başı Edatlarıyla Kurulmuş Birleşik Cümle­ler, Adana, 1996, 118 sf.