Türkçe’den habersiz yaşayanlar
ülkesiyiz
TÜRK Dil Kurumu Başkanı Prof. Dr. Şükrü
Haluk Akalın, TDK’nın 73. kuruluş yıl
dönümünde karamsar bir tablo çizerek
“Türkçe’nin gücünden haberdar olmadan
yaşayanların ülkesindeyiz” dedi. TDK’nın
kuruluşunun 73. yıl dönümü dolayısıyla, TDK
Konferans Salonu’nda toplantı düzenlendi.
Toplantının açılışında konuşan TDK Başkanı
Akalın, Türkçe’nin yanlış ve bozuk
kullanılması karşısında bazı kanuni
düzenlemelere gidilmesi gerektiğini söyledi.
TDK’nın son 1 yılda gerçekleştirdiği
çalışmalar hakkında da bilgi veren Akalın,
Türkçe’nin Temel Söz Varlığı Veri Tabanı
çalışmasının ilk aşaması olan, bilgisayar ve
ağ ortamında hizmete sunulan ‘Türkçe
Sözlük’ün kullanıcı sayısının üç yılda 15
milyonu aştığını söyledi. Birinci baskısı
1945’te 15 bin söz varlığı ile yayımlanan
Türkçe Sözlük’ün, bir kaç ay içerisinde 104
bin 296 söz varlığı ile herkesin kullanımına
sunulacağını vurgulayan Akalın, ayrıca İmla
Kılavuzu da yayınlayacaklarını belirtti.
Veri tabanı hazırlanıyor
Türkçe’nin kullanımında, kişilerin kısır bir
söz varlığına sahip olmalarının, en büyük
olumsuzluk olduğuna işaret eden Akalın,
sözlerini şöyle sürdürdü: “Ne yazık ki
birkaç yüz kelimeyle ömrünü geçiren
insanlarımız var. Bazı kitle iletişim
araçlarının söz varlığı son derece sınırlı.
Türkçe’nin gücünden haberdar olmadan
yaşayanların ülkesindeyiz. Dilimizin söz
varlığından haberdar olmayanlar, gördükleri
yabancı kaynaklı bir sözün Türkçe’de
karşılığı olmadığını düşünüp hemen o yabancı
sözü olduğu gibi kullanmaktadırlar. Bu
çerçevede, Türkçe’nin Temel Söz Varlığı Veri
Tabanı, anlam taraması yapıldığında
Türkçe’deki yakın anlamlı sözleri bir liste
halinde verecek nitelikte olacaktır. Bu veri
tabanını, 2007’de tamamlamayı hedefledik.”
Kanuni düzenleme şart
Prof. Dr. Akalın, son yıllarda hayatın
çeşitli alanlarında yabancılaşma akımı
içerisinde, yabancı kaynaklı sözlerin olur
olmaz her yerde kullanılması, iş yerlerine
yabancı kaynaklı adlar verilmesi ve kitle
iletişim alanında Türkçe’nin yanlış ve bozuk
kullanılması karşısında birtakım kanuni
düzenlemelere gidilmesinin gereklilik haline
geldiğini söyledi. Akalın, yasakçı ve
cezalandırıcı bir yasadan çok, dilin
kullanımıyla ilgili kuralsızlıkları ve
başıboşlukları giderecek kanuni
düzenlemelerin yapılması gerekliliğine
işaret etti. Dilin geliştirilmesi,
zenginleştirilmesi ve korunmasının yalnızca
TDK’nın görevi olmadığını dile getiren
Akalın, ana dili Türkçe olan herkesin
Türkçe’ye sahip çıkması ve bu bilinçle
davranması gerektiğini belirtti.
İsen: Türk Dili ölmedi
Kültür ve Turizm Bakanlığı Müsteşarı Prof.
Dr. Mustafa İsen devletin, dile
müdahalesinin her dönem olduğuna işaret
etti. Küreselleşmede Türkiye’nin en büyük
silahının kültür ve dil olduğunu ifade eden
İsen, Türkiye’nin AB’ye girerken ve dünya
ile entegre olurken, en büyük savunmasının
kültür olacağını anlattı. Türkçe’yi
zenginleştirme ve koruma konusunda herkesin
üzerine düşen görevler bulunduğunu belirten
İsen, “Türkçe’nin dünya durdukça ayakta
duracak bir dil olduğunu, katiyen
ölmediğini, tarihinin en güçlü dönemleri
olduğu kanaatini taşıyorum. Ah vah etmek
yerine, küresel dünyada bize sağlanan
imkanlarla dilimizi bütün dünyaya açma
noktasında hepimize ciddi sorumluluklar
düşüyor” diye konuştu.
Hepimiz sorumluyuz
Atatürk Kültür Dil ve Tarih Yüksek Kurumu
Başkanı Prof. Dr. Sadık Tural TDK’nın duyma
özürlülerinin işaret dilinden, görme
özürlülerin anlaşma diline, yabancılara
Türkçe öğretmeye kadar birçok alandan
sorumlu olduğunu söyledi. Tural, “Türkçe
mahvoldu, bozuldu” söylemi kadar, “Türkçe
çok iyi durumda” demenin de yanlış olduğunu
ifade etti. TDK’nın her şeyi değil, elinden
geleni yaptığını belirten Tural, Türkçe’den
sadece TDK’nın değil, her vatandaşın sorumlu
olduğunu vurguladı.
|